… t-nişîn-i pâdişâh-ı Cem-cenâb olduğu sene sinn-i şerîfleri yigirmi seneye bâliğ
imişler
. "Rahmetü Rabbih" lafzı cülûs-ı sânîlerine târîh olmuşdur, sene 855.
Der-beyân-ı tulû‘-ı Ebü'l-feth Sultân Mehemmed-i Sânî: Sene 834 târîhinde Ma‘nisa'da {Emîr isfendiyâr kızından} mütevellid olmuşdur. On üç yaşına bâliğ iken sene 847 târîhinde cülûs etdi. İki sene hilâfet edüp askerin fetretinden ve küffârın vefretinden hal‘ olunup pederleri yine pâdişâh olup kendüler Ma‘nisa'ya müteveccih olup beş sene zamân mürûr edüp sene 855 târîhinin mâh-ı Muharreminin on altıncı günü ki yevm-i hamîsdir yine taht-nişîn-i pâdişâh-ı Cem-cenâb olduğu sene sinn-i şerîfleri yigirmi seneye bâliğ imişler. "Rahmetü Rabbih" lafzı cülûs-ı sânîlerine târîh olmuşdur, sene 855.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 25a ·
metinde göster ·
… in bir tertîb üzre edâ etmiş bir âdem bulunmayup meğer kendüleri sâhib-i tertîb
imişler
.
"Her kim salât-ı asrın ve salât-ı işânın sünnetin ömründe terk etmemiş ise ol imâmet etsin" buyurduklarında deryâ-misâl cemâ‘at içre salât-ı asr [ve] işânın sünnetin bir tertîb üzre edâ etmiş bir âdem bulunmayup meğer kendüleri sâhib-i tertîb imişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 41b ·
metinde göster ·
eş-Şeyh Mehemmed Nûrü'l-hüdâ bin Akşemseddîn: Bunlar meczûb-ı ilâhîden imişler. Hattâ azîz Şems hazretleri sâ’ir evlâdlarına "Sakının Nûrü'l-hüdâ celâlinden" derler imiş. Hattâ bu Nûrü'l-hüdâ câmi‘e vardıkda cemâ‘ati görüp "Bu ehl-i cennetdir bu ehl-i cehennemdir" deyü ta‘yîn-i keşf ederlermiş. Âhir azîz Nûrü'l-hüdâ'ya bâzâr ta‘âmı yedirüp mükâşefeden men‘ etdirmiş. Niçe kerâmâtı zâhir ü bâhir olmuş er oğlu erdir. Sultân Murâd Hân kendüye Evlek nâm karyeyi temlîk edüp hâlâ anda medfûndur. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 98b ·
metinde göster ·
… Habîb-i Neccâr urmamış iken üstâd na‘lıncı olur. Ammâ bunlar dahi mecâzib-sıfat
imişler
. Hâsıl-ı kelâm bu dükkân na‘lıncı dükkânından gayrı bir şey olmazdı.
{Menâkıb-ı Na‘lıncı Dede}: Kendülerden sonra Abdî Çelebi postuna geçüp ömründe tîşe-i Habîb-i Neccâr urmamış iken üstâd na‘lıncı olur. Ammâ bunlar dahi mecâzib-sıfat imişler. Hâsıl-ı kelâm bu dükkân na‘lıncı dükkânından gayrı bir şey olmazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 110b ·
metinde göster ·
… tdi: Azîz Hazretleri Şeyh İbrâhîm Şirvânî hazretlerinin mü’ezzinliği hizmetinde
imişler
. Ol kadar riyâzât [u] mücâhede ile erenlere irmişler kim Arş-ı azîm horosunun b …
Anlar hikâyet etdi: Azîz Hazretleri Şeyh İbrâhîm Şirvânî hazretlerinin mü’ezzinliği hizmetinde imişler. Ol kadar riyâzât [u] mücâhede ile erenlere irmişler kim Arş-ı azîm horosunun bangın istimâ‘ edüp evkât-ı hamse ezânın tilâvet edermiş. Şeyh İbrâhîm hazretleri bu azîzin arkasın sığayup "Merîzât merîzât"buyururlarmış. Anınçün cesed-i şerîfleri çürümeyüp ter ü tâze seccâde-nişîn olup durur. Gûyâ hayâtta murâkabeye varmış bir vâ‘iz ve nâsıhdır. Her kim ziyâret edüp rûh-ı şerîfiyçün bir Fâtiha-i seb‘u'l-mesânî tilâvet ederse elbetde yedi günde dünyevî ve uhrevî hayr murâdâtı hâsıl olur. Ve niçe bin keşf [u] kerâmâtları zâhir u bâhir olmuşdur. Kaddesenallahu bi-sırrıhi'l-azîz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 313b ·
metinde göster ·
… derler. Meğer maktûl olan keferelerin otuz aded refîkleri dahi kemîngâhda âmâde
imişler
. Hemân cümle küffâr bu üç yiğide üşüp harbe ve navorta ve sapan ve toyka ve sop …
Menzil-i karye-i Çalıkkavak: El-ıyazen billah eyle bir çengelistân-ı hıyâbandır kim derbend-i Maşa ve derbend-i Calındır ve derbend-i Felâket. Ve'l-hâsıl Arab ve Acem'de temâşâ etdiğimiz derbendler bu Çalıkkavak derbendi yanında Sahrâ-yı Tîh [ü] vâdî-i Heyhât'dır. Zîrâ bu Çalıkkavak'da olan çınar ve çam ve mişe ve kavak bir diyarda yokdur. Cümle şecere-i ibret-nümâları evc-i âsumâna ser çeküp ol dırahtların sıklığından zemîne bir habbe-i ful kadar âfitâbın şu‘lesi te’sîr etmez, böyle hıyâbân-ı kûyahistân-ı çengelistândır. Hatta Çalıkkavak namıyla şöhre-i şehr olmasının aslı üç aded birâder-i can-beraber bellerinde birer kemer mâllarıyla bu balkana uğrayup ubûr ederken üzerlerine on aded Bulgar kefereleri hamle edüp bu üç fetâ on kefereye emân u zamân vermeyüp katl ederler. Meğer maktûl olan keferelerin otuz aded refîkleri dahi kemîngâhda âmâde imişler. Hemân cümle küffâr bu üç yiğide üşüp harbe ve navorta ve sapan ve toyka ve sopa ve penyal üşürürler. Hemân bu üç fetâ görürler kim iş işden geçüp Allah deyüp bu otuz kâfire mu‘cizât-ı Muhammedü'l-Mustafâ berekâtıyla Allah'a sığınup girişirler. Küffârın bir kaçı cân havliyle ba‘zı kavak dırahtlarının ardına pinhân olup ol fetâlar kavaklara kılıç urdukça hem kavağı ve hem ardında saklanan küffârları ikişer pâre ederler. Küffâr bu hâlî görüp karârı firâra mübeddel edem zann edüp kırkı da üç yiğidin elinde katl olunup ol fetâlar bu kadar mâl-ı ganâ’imlerin alup sâlimîn ü gânimîn sıla-i rahmlerine giderler. Hâlâ ol yedi aded çalık kavak şâhrâh üzre durur. Ve kırk aded küffâr leşi ol mahalde maşadlıkdır. Ol sebeb ile çalıkkavak deyü elsine-i nâsda meşhûr-ı âfâk bir balkan-ı Çalıkkavak'dır. Hâlâ yüz iki yüz âdem haydûd harâmîleri kesretinden selâmetle geçilmek ihtimâli yokdur. Gâyet muhavvif ve muhâtara beldir kim ubûr edenin belinde tâb u tüvân kalmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 130a ·
metinde göster ·
… an ile Balaban âşiyân edüp yatarlar. Fukarâ-yı Bektâşiyân'dan ulu merdân-ı Hudâ
imişler
.
Ve Sallahâne kurbunda Balaban Baba ve Yatağan Baba, bir türbede medfûnlardır. Balaban Baba dâ’imâ pârsâ-yı Muhammedî'de balaban gibi şikâr olup Yatağan Baba'ya kifâf-ı nefs getirirmiş. Yatağan Baba, kırk yıl savma’asından çıkmayup yatdığıyçün Yatağan Baba derler. Kırk yıldan sonra Balaban ile Yatağan bir anda rûh teslim edüp yatağında Yatağan ile Balaban âşiyân edüp yatarlar. Fukarâ-yı Bektâşiyân'dan ulu merdân-ı Hudâ imişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 167b ·
metinde göster ·
… asrın üstâdları ana bir tîşe urmada âcizlerdir. Ve cümle mün‘im ve maldâr kavm
imişler
kim kubbe ve tavân yerlerine ve kemerlerine varak altunu gûyâ elleriyle sığamış …
Hikmet-i Hudâ anlara cemî‘i kûh-ı seng-i hârâlar musahhar imiş kim Van kayaların peynir gibi oyup mağaralar etmişlerdir kim her gâra bin aded asker-i çapur girse gâ’ib olur. Hücre hücre kâ‘a kâ‘a dîvânhâneler var kim anlarda olan hendese üzre atabeleri zîh zîh pervâzlı ve hurde tasarruflu taşlardan oyma dollâb ve kilvî ve medüne ve raf sergenler var kim şimdiki asrın üstâdları ana bir tîşe urmada âcizlerdir. Ve cümle mün‘im ve maldâr kavm imişler kim kubbe ve tavân yerlerine ve kemerlerine varak altunu gûyâ elleriyle sığamışlar. Böyle gâr-ı münakkaş ibret-nümûn bir diyârda yokdur. İllâ Şâm yoluyla hacc-ı şerîfe giderken Hazret-i Sâlih'e kayadan bi-emrillah köçeğiyle deve çıkdığı Nâka kayası kurbünde Hazret-i Hûd şehri ki hâlâ yere geçmiş kayalardır. Ol kayalarda dahi Van kayası mağaraları gibi gâr-ı garîbler vardır. Ammâ bu Van'ın gârları anlardan büyükdür ve musanna‘dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 249a ·
metinde göster ·
, anlar dahi bu hâli görüp refîkinin halâsına yigirmisi de dal-mızrak {olup} "Ho …
Hakîr eyitdim "Bre nişlersiz?" deyü bunları men‘ etdim, "Ey lolo işte paşa!" deyü Yûsuf Kethudâ'nın çadırın gösterdim. Hemân paşanın huddâmları "Bu otak sokakların kılıç ile bu Kürd'ü kesdi" deyü çadır tokmağı ve balta [ve] nacak üşürüp herîfi atıyla kaçırdılar. Bu kerre herîf-i mezkûr benim gösterdiğim gibi Yûsuf Kethudâ'yı sahîh paşa sanup Yûsuf Kethudâ üzre berk-i hâtif gibi at bırağup otağı içine girüp kethudâya bir cıdâ eyle aşk etdi kim gûyâ hışt-ı İpşir Paşa'dır. Hemân fakîr Yûsuf Kethudâ cân havliyle yerinden pertâb edüp "Bre urun şu gidiyi!" deyince Kürd'ün cıdâsı Yûsuf Kethudâ'nın yasdığında zerk olmuş kalup hemân Kürd-i nâmdâr dal-tîğ olup üzerine gelenleri anı anda kimin şunda tekerleyüp pâreleyüp âhir mezkûr Kürd'e şu kadar yüz âdem birkaç zahm-ı mühlik irgirüp Kürd-i akûr kudurmuş kelb gibi köpek cengi ederken meğer ibtidâ bize Paşa'nın otağı yanına geldikde yigirmi aded güzîde serdengeçdi Yezîdî refîkleri serâperde-i Paşa kemîninde âmâde imişler, anlar dahi bu hâli görüp refîkinin halâsına yigirmisi de dal-mızrak {olup} "Ho!. Ho!." deyüp Yûsuf Kethudâ çergesiyle paşa otağı mâbeynindeki fezâda niçe bin âdem haymelerinden çıkup bir ceng-i âyî olmuşdur kim yigirmi âdem niçe yüz âdemi mecrûh edüp yedi âdemi hâke salup şehîd etdiler. Âhir-i kâr bu yigirmi Kürd şehbâzları fecc-i amîk deryâya düşer gibi asker deryâsı içre düşmüşlerdi. Evvel kethudâya hamle edenle yigirmi bir aded Ekrâd dilâverlerin topa tutulmuş maymuna döndürüp yetişdikleri yerde pâre pâre edüp mâlların ve atların guzât-ı müslimîn gâret edüp kellelerin serâperde önüne döküp cesedlerin Hüsrev Paşa Hânı cenbinde defn etdiler. Hudâ âlimdir kim bu kadar seyâhatde anlar gibi cengâver fetâlar ve dilâver ser verici serverler görmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 265b ·
metinde göster ·
… ş sahrâsına gidecek çatal yol başında bizim Pinyanişî beği ince karavul ileride
imişler
. Hemân bizim ordudan çıkan önümüzce giden mezkûr atlılar ince karavulumuz üzre …
Meğer Muş sahrâsına gidecek çatal yol başında bizim Pinyanişî beği ince karavul ileride imişler. Hemân bizim ordudan çıkan önümüzce giden mezkûr atlılar ince karavulumuz üzre "Allah Allah!" deyüp at kodular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 266b ·
metinde göster ·
Meğer yüz kadar küffârlar şikârların alup gayri ormanda
imişler
. Hemân anlara dahi dal sâtûr-ı Muhammedî olup sadâ-yı Allâh Allâh ile aç kurd k …
Meğer yüz kadar küffârlar şikârların alup gayri ormanda imişler. Hemân anlara dahi dal sâtûr-ı Muhammedî olup sadâ-yı Allâh Allâh ile aç kurd koyuna girir gibi anlara da girişüp aslâ amân u zamân vermeyüp niçeleri tu‘me-i şemşîr olup bakıyyetü's-seyfi bizim gibi anlar da dağlara firâr etdiklerinde sûre-i elem neşrah'dan:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 54a ·
metinde göster ·
… avim olup Sultân Veliyullâh'a ve gayri kibâr-ı evliyâlara kavm-i münkirînlerden
imişler
, bu tekyenin niçe bâğ u bâğçe ve niçe mezâri‘âtların mülkiyyet üzre alup tasarr …
Meğer bu Mudunuç halkı muta‘assıbînden bir alay Urûmşa kavim olup Sultân Veliyullâh'a ve gayri kibâr-ı evliyâlara kavm-i münkirînlerden imişler, bu tekyenin niçe bâğ u bâğçe ve niçe mezâri‘âtların mülkiyyet üzre alup tasarruf etmişler imiş. Hikmet-i Hudâ küffâr dahi gelüp ol münkirînlerin emvâl [ü] erzâkların alup ve ehl [ü] ıyâllerin esîr edüp götürdükde bunlar dervîşânlara yapışup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 245b ·
metinde göster ·
… yetü'l-gâye ehl-i perde zenâne mahbûbeleri vardır. Anlarda dahi ba‘zısı tiryâkî
imişler
. Avret ola ve tiryâkî ola, ne‘ûzü billâh. Anıniçün ehilleri hânelerine gelmeyüp …
Ve cümle Q 9bP 9b halkı çuka ferrâce ve kontoşlar geyerler. Ve ulemâ ve a‘yânları semmûr ve sof ferrâce geyüp gezerler. Ve ekseriyyâ halkı muhibb-i Mevlânâ olduklarından külâh üzre beyâz alâmet-i Muhammedî destâr sararlar. Ve cümle havâtînleri beyâz car bürünürler, Y 17a ammâ gâyetü'l-gâye ehl-i perde zenâne mahbûbeleri vardır. Anlarda dahi ba‘zısı tiryâkî imişler. Avret ola ve tiryâkî ola, ne‘ûzü billâh. Anıniçün ehilleri hânelerine gelmeyüp kahvehânelerde kıssahân ve gazelhân dinleyerek hânelerine gitmeğe iktidârları olmayup kaşına kaşına kahvede uyuya kalır, zîrâ evine varsa avreti tiryâkî kendüsi dahi tiryâkî iki lecûc bir yerde hüsn-i zindegâne edemediklerinden ekseriyyâ ehl-i hırefleri kahvede mihmân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y16b–Y17a ·
metinde göster ·
… görünce feryâd [u] figân ederek bükâ etmeğe başladı. Meğer bunlar Tire huccâcı
imişler
kim ileri on nefer âdem müjdeye göndermişler. Harâmîlere râst gelüp şehîd olanl …
Ve Arap memlûk bu askeri görünce feryâd [u] figân ederek bükâ etmeğe başladı. Meğer bunlar Tire huccâcı imişler kim ileri on nefer âdem müjdeye göndermişler. Harâmîlere râst gelüp şehîd olanlar bu huccâcın âdemleri imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y93b ·
metinde göster ·
… nların her birinde Hazret-i Ya‘kûb'un on iki evlâd-ı zevi'l-ihtirâmları münzevî
imişler
. Âdem içeri girdikde bir dehşet hâsıl olur. Ve bir rûhâniyyet var kim müsk [ü] …
Ve bu mescidin kıblesi ardında bir mağâra kapusu dahi vardır. Beytü'l-hazen budur. Hazret-i Ya‘kûb bir pençere-misâl bir hücrede otururlar imiş. Bir büyük mağâradır. Cânib-i erba‘asında on iki küçük mağâralar vardır. Herbirinin birer küçük ağızları vardır. Bunların her birinde Hazret-i Ya‘kûb'un on iki evlâd-ı zevi'l-ihtirâmları münzevî imişler. Âdem içeri girdikde bir dehşet hâsıl olur. Ve bir rûhâniyyet var kim müsk [ü] amber-i hâmın râyihasından âşıkân-ı züvvârın demâğı mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y200a ·
metinde göster ·
Andan Timur Hân Kudüs-i şerîf ziyâretine gidüp Mısır pâdişâhı Sultân (---) Timur'a hedâ[yâ] göndermeyüp itâ‘at etmediğinden Timur Hân Mısır üzre yetmiş bin aded güzîde şebhûncu ve yağmâcı Tatar askeri gönderir. Meğer Mısır sultânı şehr-i Sâlihiyye'de nahlistân içre kemîngâhlarda âmâde imişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y242b ·
metinde göster ·
. Bin pâre gemi ile İşpanya ve Portakal'ı nehb [ü]Y 31b gâret edüp harâc-güzâ …
Min mülûk-i Fas u Merânkeş. On yedi neferdir. İki yüz seksen yıldan sonra devletleri zillet [ü] mezelletle gayre nakl eyledi. Ammâ gâyet şecî‘ ü bahâdır kavim imişler. Bin pâre gemi ile İşpanya ve Portakal'ı nehb [ü]Y 31b gâret edüp harâc-güzâr olmuşlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y31a–Y31b ·
metinde göster ·
… etleriyle müşerref olduğundan mâ‘adâ Süleymân Hân ile gazâ-yı Seyyidvar'da bile
imişler
. Ve Kıbrıs fethinde serdâr Kara Mustafâ Paşa ile mevcûd bulunup Magosa kal‘ası …
Hakîr-i pür-taksîr bu sergüzeşti sikadan olmak üzre nakl ederim ki merhûm u mağfûrun-leh pederimiz Dervîş Mehemmed Zıllî yüz on yedi yaşında dâr-ı fânîden dâr-ı bâkîye irtihâl etdiler. Ne ân bu hakîr kadar seyâhat etmiş ola, ammâ âl-i Osmân'dan tokuz pâdişâhın şeref-i sohbetleriyle müşerref olduğundan mâ‘adâ Süleymân Hân ile gazâ-yı Seyyidvar'da bile imişler. Ve Kıbrıs fethinde serdâr Kara Mustafâ Paşa ile mevcûd bulunup Magosa kal‘ası feth oldukda miftâhlarıyla Selîm-i Sânî'ye gönderdikde beleğan mâ-belağ ihsân [u] in‘âmlardan sonra Dergâh-ı Âlî kuyumcubaşılığın ihsân edüp mü’ebbed hatlar verüp ve Sultân Ahmed asrında Mekke-i mükerremenin Altun Oluğ'un pederimiz inşâ edüp surre emâneti hizmetiyle sütûh-ı Mekke'ye mîzâb-ı rahmeti vaz‘ eylemişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y42a ·
metinde göster ·
… iyâr-ı Mısır'ın zamân-ı kadîmde kavmi ol kadar mağrûr u mudemmağ ve sâhib-i unf
imişler
kim bir âdem on âdeme mâlik olsa gayrı âdemin câmi‘ine varup ibâdet etmeğe tene …
İhvân-ı zevi'l-fühûma ma‘lûm ola kim diyâr-ı Mısır'ın zamân-ı kadîmde kavmi ol kadar mağrûr u mudemmağ ve sâhib-i unf imişler kim bir âdem on âdeme mâlik olsa gayrı âdemin câmi‘ine varup ibâdet etmeğe tenezzül etmeyüp elbette hânesinin bir köşesinde bir zâviye veyâhûd bir gayrı yerde câmi‘ ve mesâcid yapup cümle tevâbi‘iyle anda ibâdet edermiş. Ol ecilden Mısır içinde âl-i Eyyûbiyânda ve âl-i Türkmânîde Mısır içre yüz yetmiş yedi bin mihrâb var imiş. Hâlâ Kayıtbay ve garâfelerde dîvâr dîvâra minâre minâreye muttasıl niçe bin mesâcid ve câmi‘-i mu‘attal olduğu zâhir ü bâhirdir. Ammâ hâlâ evkâfı dâ’im ve cemâ‘ati kâyim kırk altı bin mihrâb mesâcid ma‘mûr [u] âbâdândır. Ba‘zısının minâresi var, ba‘zısının yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y105b ·
metinde göster ·
… eş-şeyh Rıdvân ve eş-şeyh Seydî Yûsuf: Bunlar Seyyid Alî Beğ'in memâliklerinden
imişler
. Beğlerinden sonra sâhib-i seccâde olup niçe kerâmetleri zâhir olup pîşvâ-yı ta …
Kabr-i eş-şeyh Rıdvân ve eş-şeyh Seydî Yûsuf: Bunlar Seyyid Alî Beğ'in memâliklerinden imişler. Beğlerinden sonra sâhib-i seccâde olup niçe kerâmetleri zâhir olup pîşvâ-yı tarîk olmuşlardır. Becim hazretleri kabrine karîb kubbeleri vardır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y297b ·
metinde göster ·
… tleri bir kubbe-i âlîde medfûndur. Yemen'de Şeyh Şâzilî hazretleri ile hem-asır
imişler
. Bu Şeyh Îsâ Şâzilî hazretlerinin helâl-i zülâl kahve otu otladığın istimâ‘ edü …
Hâssa-i sâdis, hikmet-i Hallâk-ı âlem: Bu gâsûl otu hâsıl olan kurâ ki beledü'r-Ruveyhib'dir, anda eş-Şeyh Seyyid Îsâ hazretleri bir kubbe-i âlîde medfûndur. Yemen'de Şeyh Şâzilî hazretleri ile hem-asır imişler. Bu Şeyh Îsâ Şâzilî hazretlerinin helâl-i zülâl kahve otu otladığın istimâ‘ edüp hazret Cenâb-ı İzzet'den ricâ eder kim "Yâ Rab, Şeyh Şâzilî kuluna ihsân etdüğin kahve otu gibi bana dahi bir ot ihsân et, anınla def‘-i cû‘ edüp kuvâ-yı beden ile sana ibâdet edeyim" deyü ricâ eder. Derhâl du‘âsı müstecâb olup bu sahrâ-yı ferah-fezâ gâsûl otiyle mâl-â-mâl olup şükûfesiyle lâlezâr olur. Hâlâ şükûfesinin râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur. Ba‘dehu Şeyh Îsâ kâmil yüz sene bu gâsûl otun tenâvül edüp def‘-i cû‘ edüp yüz sene dahi mu‘ammer olur. Mukaddemâ yüz beş sene dahi mu‘ammer olmuşdu. Cümle müddet-i ömürleri iki yüz beş sene olup Sultân Berkûk ile Tarabulus-ı Şâm fethinde bile olup ba‘de'l-feth maskat-ı re’si olan bu beled-i Ruveyhib'de merhûm olup üzerine Sultân Berkûk bir kubbe-i âlî bir tekye mînâ-yı kâlî inşâ etmişdir. Hâlâ iki yüzden mütecâviz fukarâları vardır, cümle bu gâsûlü mâ’ide teresi gibi yerler. Ve demet demet kurudup el değirmenden çeküp un edüp hamîr edüp ekmek ederler, gâyet lezîz nân-ı hoşiki olur. Hakîr teberrüken tenâvül edüp def‘-i cû‘ edüp Hakk'a hamd [ü] senâ etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y313a ·
metinde göster ·
. Endelüs diyârında çok seyâhat edüp İskenderiyye'de Arapça emrine imtisâlen v …
Ve yanında kubbesin münhedim edüp taşların Frengistân'a götüren on iki kapudanlar medfûnlardır kim kubbesinin sütûnları bir gece Frengistân'dan yine bu âsitânesinde bulunup sene-i âtiyede kapudanlar gelüp cümle makbûl taşları bu âsitânede gördüklerinde kabr-i Şâtibî üzre îmâna gelüp her biri ecel-i müsemmâlarınca hizmet edüp merhûm olduklarınca şeyhin yanında niçe yüz aded kimesneler ile medfûnlardır, rahmetullâhi aleyh.} İlm-i tecvîdde manzûm Kitâb-ı Şâtibî'yi te’lîf sâhibidir. Bizzât kendüleri mâderzâd a‘mâ imişler. Endelüs diyârında çok seyâhat edüp İskenderiyye'de Arapça emrine imtisâlen vatan-ı aslîlerine rücû‘ etmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y328b ·
metinde göster ·
… îm vilâyetdir. Berberistân gibi başka meliki vardır. Zamân-ı kadîmde ulu sultân
imişler
, devletleri bergeşte olup Fûncistân'a tâbi‘lerdir. Cümle mü’min ü muvahhid müsl …
Azîm vilâyetdir. Berberistân gibi başka meliki vardır. Zamân-ı kadîmde ulu sultân imişler, devletleri bergeşte olup Fûncistân'a tâbi‘lerdir. Cümle mü’min ü muvahhid müslim Mâlikîlerdir. Hâlâ meliki Şânullâh Kan yüz bin asker ile Fûnc sultânına kırk fîl yükü ve yüz hecîn yükü hedâyâ ile istikbâle çıkdı ve meliki üç gün alıkoyup ziyâfetler edüp kanlarına ve hakîre hedâyâlar verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y429b ·
metinde göster ·