… kûfeli üç yüz hâneli ma‘mûr büleydedir. Antakıyye nâhiyesinde (---) hükûmetdir.
İncir
şecerleri cihânı dutmuşdur. Bu büleyde içre 24b Cânpolâdzâde Alî Paşa Murtezâ …
Menzil-i kasaba-i Zanbakıyye : Hakkâ ki bir mahsûldâr vâdî içre bâğ u bâğçeli ve zanbak şükûfeli üç yüz hâneli ma‘mûr büleydedir. Antakıyye nâhiyesinde (---) hükûmetdir. İncir şecerleri cihânı dutmuşdur. Bu büleyde içre 24b Cânpolâdzâde Alî Paşa Murtezâ Paşa'ya bir ziyâfet-i azîm etmişdir kim bir pâdişâh bir mülûke etmemişdir. Murtezâ Paşa ve Alî Paşa'nın cümle altı bin askerleri ve bu kadar re‘âyâ vü berâyâ tenâvül edüp yine bu kadar bin suhûn-ı lengerîler ta‘âm-ı nefîs ile mâl-â-mâl kalup paşaya üç küheyl kısrak pîş-keş edüp andan Murtezâ Paşa Alî Paşa'ya bir semmûr kürk ve bir mücevher hançer hediyye eyledi. Andan yine taraf-ı kıbleye (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 24a–24b ·
metinde göster ·
Menzil-i karye-i Du‘âbe: Bir dağ başında bâğlı ve bâğçeli ve
incir
, zeytûn ve dud şecerli ve bin hâneli ma‘mûr [u] âbâdân Timânî kavmi köyüdür. Ha …
Menzil-i karye-i Du‘âbe: Bir dağ başında bâğlı ve bâğçeli ve incir, zeytûn ve dud şecerli ve bin hâneli ma‘mûr [u] âbâdân Timânî kavmi köyüdür. Hamd-i Hudâ yedi günde otuz kîse tahsîl edüp üç kîse hakîre ve bir kîse bayrak sarıcalarına verüp on bin guruş içün üç aded şeyhi kayd-bend ile paşaya getirüp teslîm etdik. Yine Şem‘ûn köyünde zevk [u] safâmıza meşgûl olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 39b ·
metinde göster ·
… ümle der-i dîvârı harâb [u] türâb olup yerde yatar. Bu kal‘a-i kebîr içre cümle
incir
ve dud bâğlarıdır. Hâne-i imâristândan bir âsâr yokdur. Ammâ bu kal‘anın cenûbı …
Eşkâl-i sitâyiş-i kal‘a-i Akye: Akdeniz kenarında bir körfez nihâyetinde bir düz kumsal ve havâlesiz yerde şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i kadîmdir. Cümle beş katdır. Her kat dîvârı yigirmişer arşın enli dîvârdır. Bir sıra horâsânî tula ve bir sıra çârkûşe seng-traş ile mebnîdir. Ve beş kat dîvârının mâbeynlerinde birer kat elli arşın enli handakları var. Cümle beş kat handakdır. İçinden Bahr-i Sefîd cereyân eder. Ve cümle yedi bâb-ı azîmler imiş. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi dokuz bin adım ihâta edüp cümle der-i dîvârı harâb [u] türâb olup yerde yatar. Bu kal‘a-i kebîr içre cümle incir ve dud bâğlarıdır. Hâne-i imâristândan bir âsâr yokdur. Ammâ bu kal‘anın cenûbı tarafında leb-i deryâda sene (---) târîhinde Süleymân Hân vüzerâlarından Koca Lala Mustafâ Paşa şekl-i murabba‘ bir küçük seng binâ kulle-misâl bir kal‘a-i ra‘nâ binâ etmiş. Cümle etrâfı sekiz yüz adımdır. Cânib-i garba bir kapusu var. Dizdâr ve neferât cümle bunda sâkin olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 41a ·
metinde göster ·
… deroğlu nâmân Celâlîlerin zulmünden harâb olup hâlâ bin hâneli zeytûn ve dud ve
incir
bâğlı ma‘mûr kasaba-i şîrîndir. On sekiz mihrâbdır. Cümle evsâfı hacc-ı şerîfe …
İbtidâ bânîsi (---)(---) Haleb eyâletinde paşanın hâsı subaşılığıdır. Hâkimi paşaya on kîse, kendüye beş kîse hâsıl eder, yüz elli akçe kazâdır. Zamân-ı kadîmde şehr-i azîm imiş. Karayazıcı Sa‘id Arab ve Kalenderoğlu nâmân Celâlîlerin zulmünden harâb olup hâlâ bin hâneli zeytûn ve dud ve incir bâğlı ma‘mûr kasaba-i şîrîndir. On sekiz mihrâbdır. Cümle evsâfı hacc-ı şerîfe giderken cild-i (---) mizde ale't-tafsîl terkîm {olunmuşdur}. Ammâ bu kasaba-i Sermîn'in cânib-i şarkîsinde (---) merhalede,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 51a ·
metinde göster ·
… ⟧ niçeleri bu hakîri bilüp bir kızıl katır yükü harîr ve bir katır yükü üzüm ve
incir
, niçe şeyler verüp ol gice andan mihmân olup vakt-i zuhrdan gurûba dek seyr ü t …
Menzil-i urûc-ı kûh-ı Saçlı: Bu kûh-ı bâlânın ta zirve-i a‘lâsında Bapır köyü nâm mahalle üç yüz âdemle varup Bapırın ya‘nî hâkimlerinin hânesine nüzûl edüp paşanın nâmesin verüp aslâ helvâcı kâğızı yerine komayup cümle iş erleri huzûrunda okunup Mardinliler tercümânlık edüp me’âl-i kelâm anlara i‘lâm etdiler. Anlar eyitdi: "Bizi Melek Ahmed Paşa etdiğiyle korkutmasın. Eyle bir ciddî vezir ne geldi ve ne gelecekdir. Şimdi istimâ‘ etdik {Melek Paşa} Van'a gidermiş. Eğer Melek yine Diyârbekir vâlîsi olursa cümlemiz ehl [ü] ıyâlimizle hâk-i pâyine yüzümüz süreriz, mâlımız cânımız yoluna fedâ ederiz, ammâ bu Mustafâ Paşa'ya on kızıl katır yükü harîr veririz, gayrı bir şey vermeziz". On aded katır ile yüklü harîr gönderdiler ve bizimle varan âdemlerin eşbehlerine beşer vukiyye harîr verdiler, ammâ 216b niçeleri bu hakîri bilüp bir kızıl katır yükü harîr ve bir katır yükü üzüm ve incir, niçe şeyler verüp ol gice andan mihmân olup vakt-i zuhrdan gurûba dek seyr ü temâşâ etdim. Ammâ Melek Ahmed Paşa efendimiz eyle harâb u yebâb ideli on beş sene içinde ol kadar imâr olmuş ol kadar fetâ yiğitler peydâ olmuş kim ta‘bîr olunmaz. Ale's-seher atlarımıza süvâr olup hedâyâlar ile Firârî Paşa'ya gelüp bir katar katır bârı harîrin teslîm etdiğimizde vâfir gürleyüp fılayup gazab-âlûd oldu. "Elbette biz anların üstüne gidelim" deyü cümle eyâlet-i Diyârbekir'e emîrler yazılması fermân olundu. Ammâ ne mümkin, Saçlı dağına gitmeğe seksen bin asker gerek ve iki yüz kise masrûf gerekdir. Hikmet-i Hudâ ertesi gün çöl Urbânı olan Alî Fâris'den feryâdcılar gelüp "Amân sultânım, amân çöl pâdişâhı (---)(---) beni zebûn etdi, imdâdıma câr yetiş, sultânıma dahl düşmüşem." deyü nâmesiyle beş aded küheylân kısraklar hedâyâ geldi. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 216a–216b ·
metinde göster ·
… çanlı mükellef kenîseleri ve bâğçeleri bî-hisâbdır, ammâ kış vilâyeti olmak ile
incir
ve zeytûnu ve narı olmaz. Gerçi üzümü olur, ammâ lezîz ve âbdâr olmaz
Hakkâ ki seng-i bâr bir hisâr-ı üstüvârdır. Evvelâ bânîsi (---)(---) ve Leh lisânınca Bar (---) demekdir. Bu dahi Leh'e tâbi‘ bir ağrabü'l-garâ’ib sa‘b hisâr-ı mükerrerdir kim cebehânesi ve şâhî darbzen topları var. Taşra varoşu bir sâ‘at batak kenârında etrâf [u] eknâfı ormanlı bir varoş-ı azîmdir ve bir tarafı bataklık kenârında sâfî dolma rıhtım palanka-i azîmdir kim cümle iki bin aded tahta ve saz örtülü evlerdir ve sekiz yüz kadar dükkânlar ve on iki aded çanlı mükellef kenîseleri ve bâğçeleri bî-hisâbdır, ammâ kış vilâyeti olmak ile incir ve zeytûnu ve narı olmaz. Gerçi üzümü olur, ammâ lezîz ve âbdâr olmaz
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 40b ·
metinde göster ·
Ve bâğçesinin hadd [ü] hasrı yokdur ve cemî‘i meyvesi olur. İllâ hurma ve
incir
ve zeytûnu ve limon ve turuncu ve narı olmaz. Zîra kış kânıdır kim iklîm-i sâdi …
Ve bâğçesinin hadd [ü] hasrı yokdur ve cemî‘i meyvesi olur. İllâ hurma ve incir ve zeytûnu ve limon ve turuncu ve narı olmaz. Zîra kış kânıdır kim iklîm-i sâdisin vasatında vâki‘ olmuşdur, lâkin âb [u] havâsı mu‘tedil olduğundan mahbûb u mahbûbelerine nihâyet yokdur. Cümle kızları açık başlı ve siyâh saçlı ve elvân harîr hil‘atlı ve fisdanlı ve kubâdî sarı pabuçlu kızları olur. Kefereleri semmûr kalpak-ı elvân geyüp cümle libâsları elvân çuka ve elvân güderi altun ve gümüş düğmeli dolamalar geyüp zünnâr kuşak ve teybend harîr kuşak kuşanır mülebbes pâk kefereleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 41b ·
metinde göster ·
… ir çileği ve eriği ve gögemi bir diyârda yokdur, lâkin zimistân diyârı olmağile
incir
ve zeytûnı ve narı [ve] pembesi yokdur, lâkin emrûd-ı ahladı çokdur.
Nevâhîlerinde olan sürü sürü devâbbât makûlesinden at ve sığır ve câmûs ve koyun ve kuzuların hisâbın Rabbü'l-izzet bilir. Katır ve deve ve eşek görseler re‘âyâsı deveden korkup eşeğe gülüp katırdan ürküp temâşâ ederler. Balı ve yağı cihânı doylamışdır. Gâyet ganîmet diyârdır. Dağlarında bir vişnesi ve bir çileği ve eriği ve gögemi bir diyârda yokdur, lâkin zimistân diyârı olmağile incir ve zeytûnı ve narı [ve] pembesi yokdur, lâkin emrûd-ı ahladı çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 119b ·
metinde göster ·
… u] eşcârât-ı müsmirât: Evvelâ servi ve sanevber ve şimşâd ve ar‘ar ve zeytûn ve
incir
ve turunc ve limon ve nar ve hurma ve bâdem ve ınnâb ve (---)(---)(---)(---) …
Bu diyârda olmayan nebâtât [u] eşcârât-ı müsmirât: Evvelâ servi ve sanevber ve şimşâd ve ar‘ar ve zeytûn ve incir ve turunc ve limon ve nar ve hurma ve bâdem ve ınnâb ve (---)(---)(---)(---)(---)(---) Bu gûne şeyler yokdur, ammâ Hersek'de ve Mostar'da ve leb-i deryâlarında hurmadan gayrı meyve var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 131a ·
metinde göster ·
… cârât-ı müsmirâtların kırup geçirdik. Ekseriyyâ dıraht-ı meyvedârları zeytûn ve
incir
ve nar ve ayva ve üzüm fidânları ile müzeyyen olmuşdu 145a
Eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i şibenik: Venedik körfezi sâhilinde Kilis sancağı hâkinde Kırka sancağı türâbıyla müşâ bir kayalı ve fedâ’î katanalı yerde şekl-i muhammesden tûlânî bir seng binâ bir kal‘a-i garrâ-yı ra‘nâdır kim gûyâ incü-misâl beyâz ve münevverdir, ammâ düşman kal‘ası olmak ile ne cirmde ve kaç tabya ve kaç kapusu ve kenîseleri var ma‘lûmum değildir, ammâ kal‘a-i azîmdir. Varoşu deryâ tarafınadır ve kıble ve batı rûzgârı tarafları körfez deryâsıdır. Ancak maşrık ve şimâl tarafı karadır kim ol taraflarda havâlesi var, ammâ meterise girecek yerlerin cümle lağım etmişdir ve Tekeli Paşa döğdüğü yerlere azîm fostiçe ve tabyalar etmişdir. Ve bu kara tarafı serâpâ bâğ u bâğçe ve gül [ü] gülistân idi. Teberdârân-ı Ebû Müslim elinden geçmiş gibi cümle eşcârât-ı müsmirâtların kırup geçirdik. Ekseriyyâ dıraht-ı meyvedârları zeytûn ve incir ve nar ve ayva ve üzüm fidânları ile müzeyyen olmuşdu 145a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 144b–145a ·
metinde göster ·
… rinden müselmân kapu kethüdâları ve üç aded kefere kapudanları on kîse ve üzüm,
incir
ve kahve ve yigirmi aded müselmân esîrleri getirüp, "Fireng elinden halâs etdik …
Andan Kilis kal‘ası civârında vilâyet-i Pirmorya kâfirlerinden müselmân kapu kethüdâları ve üç aded kefere kapudanları on kîse ve üzüm, incir ve kahve ve yigirmi aded müselmân esîrleri getirüp, "Fireng elinden halâs etdik" deyü tâbi‘lik {yüzün} gösterdiler, ammâ hakîkatü'l-hâl esîrlerden su’âl etdik. Venedik cezîrelerin urup bu ümmet-i Muhammed'i halâs eylemişler. Paşa bunlara dahi hayli i‘zâz [u] ikrâm etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 148a ·
metinde göster ·
… irer ikişer karış ağaçda yer vişnesi hâsıl olur, ammâ limon ve turunç ve nar ve
incir
ve zeytûn ve fısdık misilli sevâhil meyveleri olmaz. 88a
Der-sun‘-ı Hudâ güzîde-i fevâkihât: Cümle meyvelerinden vefret üzre olan âbdâr hoş-hor engûrü ve eriği ve zerdâlûsü ve kiraz-ı hoş-güvârı ve vişnesi firâvândır. Hattâ dağlarında birer ikişer karış ağaçda yer vişnesi hâsıl olur, ammâ limon ve turunç ve nar ve incir ve zeytûn ve fısdık misilli sevâhil meyveleri olmaz. 88a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 87b–88a ·
metinde göster ·
… e küçük beyâz kabağı olur ve bu kabak içinde aslâ çekirdeği yokdur. Leb-ber-leb
incir
içi gibi darısı olur ve leb-ber-leb sarı balı var ve lezzeti incir gibidir, amm …
Bu şehrin sahrâsında ba‘zı müşebbek bostânlarında bir nev‘a lahana biter, kat-ender-kat yaprakları var. El-hâsıl hemân lahana gibi katmer katmer gâyetü'l-gâye yeşil yaprağı olur, ammâ rîbâs gibi meyhoşdur ve cümle yapraklarının tâ ortasında göbeği olacak mahallinde âdem kellesi kadarca ve dahi büyük ve küçük beyâz kabağı olur ve bu kabak içinde aslâ çekirdeği yokdur. Leb-ber-leb incir içi gibi darısı olur ve leb-ber-leb sarı balı var ve lezzeti incir gibidir, ammâ hoş-hordur. Ve ba‘zısı kemâlin bulup getirdiler, incir gibi yarılup balı ve darısı taşra çıkmış. Ve niçesi kâmil bitüp iki şık olmuş, balı ve darusı akmış, hemân üzerinde derisi kalmış. Hukemâ-yı Efrenc bunun yetmiş aded hâssasın yazmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 128b ·
metinde göster ·
… Leb-ber-leb incir içi gibi darısı olur ve leb-ber-leb sarı balı var ve lezzeti
incir
gibidir, ammâ hoş-hordur. Ve ba‘zısı kemâlin bulup getirdiler, incir gibi yarıl …
Bu şehrin sahrâsında ba‘zı müşebbek bostânlarında bir nev‘a lahana biter, kat-ender-kat yaprakları var. El-hâsıl hemân lahana gibi katmer katmer gâyetü'l-gâye yeşil yaprağı olur, ammâ rîbâs gibi meyhoşdur ve cümle yapraklarının tâ ortasında göbeği olacak mahallinde âdem kellesi kadarca ve dahi büyük ve küçük beyâz kabağı olur ve bu kabak içinde aslâ çekirdeği yokdur. Leb-ber-leb incir içi gibi darısı olur ve leb-ber-leb sarı balı var ve lezzeti incir gibidir, ammâ hoş-hordur. Ve ba‘zısı kemâlin bulup getirdiler, incir gibi yarılup balı ve darısı taşra çıkmış. Ve niçesi kâmil bitüp iki şık olmuş, balı ve darusı akmış, hemân üzerinde derisi kalmış. Hukemâ-yı Efrenc bunun yetmiş aded hâssasın yazmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 128b ·
metinde göster ·
… ve lezzeti incir gibidir, ammâ hoş-hordur. Ve ba‘zısı kemâlin bulup getirdiler,
incir
gibi yarılup balı ve darısı taşra çıkmış. Ve niçesi kâmil bitüp iki şık olmuş, …
Bu şehrin sahrâsında ba‘zı müşebbek bostânlarında bir nev‘a lahana biter, kat-ender-kat yaprakları var. El-hâsıl hemân lahana gibi katmer katmer gâyetü'l-gâye yeşil yaprağı olur, ammâ rîbâs gibi meyhoşdur ve cümle yapraklarının tâ ortasında göbeği olacak mahallinde âdem kellesi kadarca ve dahi büyük ve küçük beyâz kabağı olur ve bu kabak içinde aslâ çekirdeği yokdur. Leb-ber-leb incir içi gibi darısı olur ve leb-ber-leb sarı balı var ve lezzeti incir gibidir, ammâ hoş-hordur. Ve ba‘zısı kemâlin bulup getirdiler, incir gibi yarılup balı ve darısı taşra çıkmış. Ve niçesi kâmil bitüp iki şık olmuş, balı ve darusı akmış, hemân üzerinde derisi kalmış. Hukemâ-yı Efrenc bunun yetmiş aded hâssasın yazmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 128b ·
metinde göster ·
… latîf ve mahbûbu ve mahbûbesi meşhûr olup limon ve turunc ve servî ve zeytûn ve
incir
ve nar ve gayri müsmirât-ı gûnâ-gûnun envâ‘ı hâsıl olur, ammâ elzem-i levâzımda …
Ve cümle altı yüz pâre ma‘mûr kurâlardır. Ve cümle (---) aded kal‘alardır. Ve cümle (---) aded soltat askere mâlikdir. Ve cümle yetmiş altı bin re‘âyâya mâlik olup iklîm-i sâlisde âb [u] hevâsı latîf ve mahbûbu ve mahbûbesi meşhûr olup limon ve turunc ve servî ve zeytûn ve incir ve nar ve gayri müsmirât-ı gûnâ-gûnun envâ‘ı hâsıl olur, ammâ elzem-i levâzımdan olan gendümü ve sâ’ir mahsûlâtı gılâlleri kıllet üzre hâsıl olur, zîrâ gâyet sengistân bir dar dâr-ı diyârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 153b ·
metinde göster ·
… âb [u] hevâsının letâfetinden her gûne meyvesi ol kadar âbdâr ve latîf olur kim
incir
ve üzümün ve âdem kellesi kadar dânedâr narların sâ’ir ekâlîmlere hedâyâ götürü …
Der-şehrengîz-i tetimme-i külliyât: Hersek sancağı hâkinde şehr-i Foça ve bu şehr-i Mostar'dan ma‘mûr u müzeyyen ve şehr-i azîm yokdur. Ve âb [u] hevâsının letâfetinden her gûne meyvesi ol kadar âbdâr ve latîf olur kim incir ve üzümün ve âdem kellesi kadar dânedâr narların sâ’ir ekâlîmlere hedâyâ götürürler. Henüz letâfet ve halâveti bâkî olup tûl-ı zamânda meyvesinin reng-i rûyına ve zerre kadar lezzetine kat‘â tagayyür gelmez. Ve Tabahâne cânibinin hadîka-i cinîn gaytânlarının ve müşebbek bostânlarının cümlesinde cârî âb-ı revânlar ile ma‘mûr ve her bâğda gûnâ-gûn kasr-ı müzeyyeneler içre halkı mesrûr olup devâm-ı devlet-i pâdişâhîye müdâvemet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 167a ·
metinde göster ·
Ammâ hikmet-i Hudâ bu bâğda hurma ve servî ve çimşîr ve
incir
ve zeytûn ve nâr ve cümmeyz ve ar‘ar ve sanevber yokdur, ammâ cemî‘i gûnâ-gûn f …
Ammâ hikmet-i Hudâ bu bâğda hurma ve servî ve çimşîr ve incir ve zeytûn ve nâr ve cümmeyz ve ar‘ar ve sanevber yokdur, ammâ cemî‘i gûnâ-gûn fevâkih-i müsmirâtın envâ‘ı bunda mevcûd olup bir vukıyye gelir elması olur. Lâkin üzümü sehel hoş-hor ve türüş olur, zîrâ şiddet-i şitâsı şedîd olduğundan niçe gûne meyveleri olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 52a ·
metinde göster ·
… kihât: Emrûdu ve eriği ve elması ve üzümü, vişnesi ve kirazı olur, ammâ ayva ve
incir
ve zeytûn ve nâr ve üvez ve muşmula ve bâdem ve fındık ve fısdık ve (---)(---) …
Diyâr-ı Kırım'da hâsıl olan ve olmayan fâkihât: Emrûdu ve eriği ve elması ve üzümü, vişnesi ve kirazı olur, ammâ ayva ve incir ve zeytûn ve nâr ve üvez ve muşmula ve bâdem ve fındık ve fısdık ve (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 128b ·
metinde göster ·
… erinde ardıç ağacı gâyet çokdur. Servî ve çam ve sanavber ve çimşîr ve çınar ve
incir
ve nâr ve dûd ağaçları yokdur, ammâ söğüd (---)(---)(---)(---)(---) ağaçlar …
Memleket-i Sol‘ât'da menbût olan ve hâsıl olmayan eşcârât: Evvelâ şehr-i Sarây'da kavak ağacından ziyâde dıraht-ı müntehâ yokdur. Lâkin kûh-ı bülendlerinde ardıç ağacı gâyet çokdur. Servî ve çam ve sanavber ve çimşîr ve çınar ve incir ve nâr ve dûd ağaçları yokdur, ammâ söğüd (---)(---)(---)(---)(---) ağaçları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 128b ·
metinde göster ·
ve limon ve turunc ve zeytûn ve nâr ve şeftâli ve kiraz ve vişne [ve] tut ve se …
Hattâ kûhlarında ve kurâlarında incir ve limon ve turunc ve zeytûn ve nâr ve şeftâli ve kiraz ve vişne [ve] tut ve servî ve kavak ve bîd-i ser-nigûn ve çimşîr ve üvez ve muşmula ve latîf ayva ve kestâne ve gûnâ-gûn âlûları, ya‘nî erikleri ve kaysı ve zerdâlûleri olur kim lâ-nazîr kabîlesindendir. Hattâ Tarabefzûn'da, ya‘nî Tırabzan şehrinde olan gibi karanfîlleri olur kim râyihasından âdemlerin dimâğları mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 128b ·
metinde göster ·
… zamânında her envâ‘ından meyve-i âbdârlar getirir kim âdem yemeden doymaz, ammâ
incir
ve ayvası ve üzümü ve nârına aşk olsun. Hattâ şele sepetler ile iki merhale yer …
Hattâ bu Tat eline hân tarafından Tat ağası nâmında bir ağa hâkimdir. Ol ağa her bâr hânları ve kalga ve nûreddîn vüzerâ ve gayri sultânlara meyvenin zamânında her envâ‘ından meyve-i âbdârlar getirir kim âdem yemeden doymaz, ammâ incir ve ayvası ve üzümü ve nârına aşk olsun. Hattâ şele sepetler ile iki merhale yerden atlar ile engûrü ve inciri ve gayri müsmirâtları gelüp henüz letâfet [ü] halâveti bâkî gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 128b ·
metinde göster ·
… up seksen günde gûnâ-gûn mahsûlâtları olup dağlarında limon ve turunc ve zeytûn
incir
ve nârdan gayri cümle meyve-i gûnâ-gûnları vardır. Ammâ bu diyâr kûh-ı Elburz d …
Ve âb [u] hevâsı gâyet latîfdir. Lâkin bâğ u bâğçeleri yokdur. Ve iklîm-i sâdisde olmağın şiddet-i şitâsı şedîd olup seksen günde gûnâ-gûn mahsûlâtları olup dağlarında limon ve turunc ve zeytûn incir ve nârdan gayri cümle meyve-i gûnâ-gûnları vardır. Ammâ bu diyâr kûh-ı Elburz dâmenleri olmak ile kışı mukaddem gelir, ammâ halkı ten-dürüstlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 152b ·
metinde göster ·
… a otuz mîl karîbdir kim Mora'nın cânib-i garbîsindedir. Ve Aya Mavra burnundaki
incir
limanı altı mîldir, mukâbelesine poyrazın kerte gün doğusundan cânibe gidilir.
Şekl-i müdevveri yüz elli mîldir. Ve cezîre-i Mora'ya otuz mîl karîbdir kim Mora'nın cânib-i garbîsindedir. Ve Aya Mavra burnundaki incir limanı altı mîldir, mukâbelesine poyrazın kerte gün doğusundan cânibe gidilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 263b ·
metinde göster ·
kurusu ve leb-i deryâda tuzlası var. Mora diyârında eyle bir lezîz tuzla yokdur …
Memdûhât-ı me’kûlâtından: Üzümü ve incir kurusu ve leb-i deryâda tuzlası var. Mora diyârında eyle bir lezîz tuzla yokdur. Kal‘a neferâtlarının aklâmlarıdır kim ulûfe-i mu‘ayyenelerin bu memlehadan alırlar. Dahi ziyâde mahsûlün Anabolı kuluna verirler, latîf tuzla mukâta‘asıdır. Ve bu kal‘a mukâbelesinde kıble cânibinde deryâ aşırı,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 282a ·
metinde göster ·
… raboliçe kazâzı ve Kalavrata kazâsı gâyet yaylak olup limon ve turunç ve nâr ve
incir
ve zeytûn olmaz, zîrâ yaz u kış dağlarında şiddet-i şitâ olup kâhîce kar dahi y …
Ammâ âb [u] hevâsı dörd nev‘ üzredir. Meselâ Taraboliçe kazâzı ve Kalavrata kazâsı gâyet yaylak olup limon ve turunç ve nâr ve incir ve zeytûn olmaz, zîrâ yaz u kış dağlarında şiddet-i şitâ olup kâhîce kar dahi yağar, zîrâ dağları Mora vilâyetinin göbeğidir. Cümle Mora diyârının enhârlarının menba‘ları Taraboliçe ve Kalavrata ve Manya dağlarından tulû‘ edüp vilâyet-i Mora'ya taksîm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 282b ·
metinde göster ·
… şcâr-ı müsmirâtlar halk etdi ise bu bâğ-ı Merâmda mevcûd olup cümleden mümessek
incir
meyvesi Nâzilli incirine akrândır.
Ve mihrâbı pençerelerinin önünde tûlen ve arzen kâmil bir zirâ‘ bir bâğ-ı İrem-misâl bir hadîka-i ravza-i Rıdvândan nişân verir bir cinîni var kim Cenâb-ı Bârî rûy-ı arzda ne kadar eşcâr-ı müsmirâtlar halk etdi ise bu bâğ-ı Merâmda mevcûd olup cümleden mümessek incir meyvesi Nâzilli incirine akrândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 312b ·
metinde göster ·
… eyle çokdur kim ol Kisoma sahrâsı limon ve turunç ve kebbât ve zeytûn ve nâr ve
incir
ve servi dırahtları fezâ-yı lâlezârını niçe bin gûne eşcârât-ı müsmirâtlar ile …
Bâğ u bâğçeleri eyle çokdur kim ol Kisoma sahrâsı limon ve turunç ve kebbât ve zeytûn ve nâr ve incir ve servi dırahtları fezâ-yı lâlezârını niçe bin gûne eşcârât-ı müsmirâtlar ile müzeyyen olup rûy-ı arzı Cenâb-ı Bârî ne kadar ahcâr [u] eşcârât-ı gûnâ-gûnlar var ise bu sahrâda mevcûd edüp şükûfe-i turunç ve limon râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur. Ve niçe bin âb-ı revânlar tur‘a tur‘a cereyân edüp cemî‘i hadîka-i ravza-i Rıdvânları âb-ı hayvânlar rey edüp cemî‘i cinîn-i müşebbek bostânları bâğ-ı Merâm-misâl bir sevâd-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 321b ·
metinde göster ·
… ve muz ve Şâm fısdıkı ve sakız ağacı ve sığala ağaçları ve elli gûne yedi kerre
incir
verir incir ağaçları ve yetmiş gûne üzüm verir engûr ağaçları var.
Ve yedi iklîmde olan ahcâr [u] eşcârât ve mehbûtât ve nebâtât [u] giyâhât ezhâriyyâtdan her ne kadar mevcûdât var ise bunda mevcûddur. Hattâ Yenidünyâ ağaçlarından binden mütecâviz göz görmemiş dıraht-ı müntehâların envâ‘ından palasanta ve sindiyân ve yenidünyâ ve sandâl ve kırmız ve çimşir ve âbnûs ve zakkûm ve tarfı(?) ve sâriye(?) ve hurmâ ve sanavber ve fısdık [ve] aselbend ve kâkûle-i habeş ve hıyarşember ve cümmeyz ve muz ve Şâm fısdıkı ve sakız ağacı ve sığala ağaçları ve elli gûne yedi kerre incir verir incir ağaçları ve yetmiş gûne üzüm verir engûr ağaçları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 323b ·
metinde göster ·
… m fısdıkı ve sakız ağacı ve sığala ağaçları ve elli gûne yedi kerre incir verir
incir
ağaçları ve yetmiş gûne üzüm verir engûr ağaçları var.
Ve yedi iklîmde olan ahcâr [u] eşcârât ve mehbûtât ve nebâtât [u] giyâhât ezhâriyyâtdan her ne kadar mevcûdât var ise bunda mevcûddur. Hattâ Yenidünyâ ağaçlarından binden mütecâviz göz görmemiş dıraht-ı müntehâların envâ‘ından palasanta ve sindiyân ve yenidünyâ ve sandâl ve kırmız ve çimşir ve âbnûs ve zakkûm ve tarfı(?) ve sâriye(?) ve hurmâ ve sanavber ve fısdık [ve] aselbend ve kâkûle-i habeş ve hıyarşember ve cümmeyz ve muz ve Şâm fısdıkı ve sakız ağacı ve sığala ağaçları ve elli gûne yedi kerre incir verir incir ağaçları ve yetmiş gûne üzüm verir engûr ağaçları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 323b ·
metinde göster ·
… -misâl kiremit ö[r]tülü ve bâğ u bâğçeli evler ola. Dağı ve taşı sâfî zeytûn ve
incir
ve tut ağaçları ile müzeyyen olmuşdur.
Ne mikdâr hâne idüği ma‘lûmumuz olmayup bunlar dahi tahrîr etmeğe rızâ vermeyüp az kaldı kim sulha muğâyir iş ola, ammâ Allâhu a‘lem iki yüz kadar kal‘a-misâl kiremit ö[r]tülü ve bâğ u bâğçeli evler ola. Dağı ve taşı sâfî zeytûn ve incir ve tut ağaçları ile müzeyyen olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 335a ·
metinde göster ·
Bu Lefkada'nın keşişleme tarafında bir hudâyî limanı var Portofigo derler. Lisân-ı Rûm'da incir limanı demekdir. Hakîkatü'l-hâl inciri cihânı dutmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 344a ·
metinde göster ·