… ât Sultân Mehemmed ibn İbrâhîm Hân'a müyesser olup bin elli sekiz Receb'inin 18'
inde
sebt gün ba‘de'l-asr tahtnişîn oldukda ibtidâ âb-ı Hamrevât nûş etdi. Hulâsa-ı …
Cümle (---) aded ayn-ı câriyelerdir. Cümlesinden memdûh olan âb-ı hayât çeşmeler ayn-ı Hamrevât'dan gelen çeşm-i cânperverlerdir. Zîrâ bu âb-ı Hamrevât Rûm ve Arab ve Acem'de Ma‘arretü'n-nu‘mân suyu gibi meşhûr-ı âfâk [ve] lisân-ı meddâhânda ale'l-ıtlâk memdûh-ı âlem ayn-ı Hamrevât'dır. İbtidâ tulû‘ı Diyârbekr'ün garbîsinde Karadağ yaylağından zîr-i zemînde iki menzil yerden pohrenkler ile kal‘a-i Âmid'e dâhil olup ibtidâ Câmi‘-i Kebîr'e andan gayrı cevâmi‘lere ve hân u imâret ü hammâmlara taksîm olur. Hukemâ-yı kudemâ bu âb-ı Hamrevât içre pembe bırağup ba‘dehû pembeyi kurudup vezn etmişlerdir. Ma‘arra şehri suyu pembe- 202a -sinden hafif gelüp İslâmbol'da Eski Sarây kapusu önündeki çeşme-i Yektâ suyunda ıslanup kuruyan pembe ile bu Diyârbekr'ün Hamrevât aynı pembesiyle berâber vezn olunmuşdur. Tâ bu mertebe hafîf ayn-ı Hamrevât'dır. Eğer pembesi sakîl olsa şûr olup bî-nefy olmasına delâlet eder. Ve bu ayn-ı Hamrevât mu‘tedil âb-ı hoş-hayâtdır. Safrâ ü sevdâ ü balgamı ve derûnda olan cümle ahlâtları mahv eder. Hattâ bu Hamrevât abının evsâfın Âl-i Osmân'dan Sultân İbrâhîm Hân istimâ‘ edüp "Elbette bana Diyârbekir'den mâ-ı Hamrevât gelsin!", deyü hatt-ı şerîf ile dergâh-ı âlî kapucubaşısı ta‘yîn olunup efendimiz Melek Ahmed Paşa Kara Âmid vâlîsiyken mezkûr ağa hatt-ı şerîf ile gelüp paşa-yı mûmâ-ileyh "Sem‘an ve tâ‘atan" deyüp onar vukiyye sîm-i hâlisden güğümler yapdı ve altı güğüm kurşumdan ve altı güğüm rûh-ı tûtyâdan ve altı aded senek ta‘bîr etdikleri çam boduçlarına cümle âb-ı Hamrevât'ı memlû edüp huzûr-ı şer‘de cümle güğümleri mühürleyüp gelen kapucubaşıya on kîse ihsân edüp ve on altı kîse dahi güğümlerinin masrûfun çeküp ılgar ile bu mâ’-i Hamrevât'ı İbrâhîm Hân'a gönderdi. Hikmet-i Hudâ bu mâ’-i zülâl İslâmbol'a dâhil olduğu gün cülûs-ı hümâyûn vâki‘ olup âb-ı Hamrevât Sultân Mehemmed ibn İbrâhîm Hân'a müyesser olup bin elli sekiz Receb'inin 18'inde sebt gün ba‘de'l-asr tahtnişîn oldukda ibtidâ âb-ı Hamrevât nûş etdi. Hulâsa-ı kelâm bu mâ’-i Hamrevât Diyârbekr'in âb-ı rûyıdır. Fetahnâ'l-Irâk lafzı {sene 941 târîhinde} Sultân aleyhi'r-rahmeti ve'l-gufrân yolların tathîr edüp Karadağ'dan getirmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 201b–202a ·
metinde göster ·
… etmiş mertebe öte geçdikleri Şâm ve Şâm-ı Trablus seyâhatlerimizin cild-i (---)
inde
mufassal tahrîr olunmuşdur.
Bu abd-i hakîr Bağdâd fethinden berü ol semtleri geşt ü güzâr etdim ve Sivas'da efendilerimiz vâlî iken Keskin ve Bozok'da niçe hizmetler zabt edüp eyle şey görmedim ve yine bu deccâl halk Rûmeli'nde Silistre eyâletinde Deliorman nâhiyesinde ve Karasu nâhiyesinde ve Dobruca vilâyetinde şâhseven ve mum söndürenler ile şâh taclığı er ve avretler var derler. Hudâ âlimdir belki elli kerre ol diyârlarda ülfet edüp hizmetler zabt etdim. Ammâ eyle nâ-şer‘î iş görmedik. Lâkin bî-namâzı ve gûyende avret sevici âdemleri vardır. Ammâ Şâm içinde Sâzenikler mahallesi vardır. Halkından Acem hakkı alırlar ve cümle Şâm'ın Dürzî ve Timânî dağlarında nohudî mezheb âdemler var kim Kızılbaşlığı yetmiş mertebe öte geçdikleri Şâm ve Şâm-ı Trablus seyâhatlerimizin cild-i (---) inde mufassal tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 297a ·
metinde göster ·
… memeden ise rû-gerdân olup kulağı üzre secde etse câ’izdir, zîrâ el-özrü makbûl
inde
kirâmi'n-nâs. Biz dahi tenhâmızda teheccüd ve işrâk-ı ebvâbın ve duhâ namâzları …
Minkârîzâde fetvâsında buyurmuşlar kim, "Ol kimesneye taraf-ı Hak'dan burun büyüklüğü verilmiş, gurûriyyetinden değildir ve ol kişi burun büyüklüğüne göre sâhib-i hâlâtdır. şeytân gibi secde etmemeden ise rû-gerdân olup kulağı üzre secde etse câ’izdir, zîrâ el-özrü makbûl inde kirâmi'n-nâs. Biz dahi tenhâmızda teheccüd ve işrâk-ı ebvâbın ve duhâ namâzların kılarken kulağımız üzre secde edüp bu gûne güft [ü] gû su’âllerin işitmeziz, ammâ burun büyüklüğü ehl-i cehennem alâmetidir. Nakl-i Keşşâf."
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 31a ·
metinde göster ·
"Vallâhi gâzîler! Beni uğur okuman. Ben bir uğursuz âdemim, zîrâ kırk altı yıldır saçım sakalım tırâş edüp cullâkî ışığa döndüm ve Yanova'dan ılgar ile geldim. Atlarımız yorgundur." deyü niçe gûne bî-ma‘nâ özürler buldum. Aslâ "El-özrü makbûlün inde kirâmi'n-nâs" demeyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 84a ·
metinde göster ·
… dır. Ve kadısına senevî on kîse hâsıl olur. {Ve hâkinde bi'l-mesel(?) min Azâze
inde
zannî mine'l-fityâ‘i(?) el-cerân, bir şey olmaz Azâz hâkinden, akreb üzre nisâr …
Ve nâhiyesi üç yüz pâre kurâdır. Ve sancağında dörd kazâdır. Ve kadısına senevî on kîse hâsıl olur. {Ve hâkinde bi'l-mesel(?) min Azâze inde zannî mine'l-fityâ‘i(?) el-cerân, bir şey olmaz Azâz hâkinden, akreb üzre nisâr eylesen mürd olur} Ve şehri bir küçük kasabadır. Kadîm-i eyyâmda şehr-i azîm imiş. Hâlâ (---)(---)(---)(---)(---) cânib-i erba‘ası kal‘alı değildir. Bir perîşân kasabadır. Birkaç ev bir yerde ve beş on hâne bir yerde vâki‘ [[(---) (---) (---)]] olmuş toprak olmuşdur, üstü Y 168a örtülü evlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y167b–Y168a ·
metinde göster ·
ehli'l-hadîs mutemedün-anh muktezâsınca yüz on dörd bin nefer ashâb-ı güzîndir, …
Hulâsa-i kelâm Çâryâr-ı Güzîn'den gayri Aşere-i Mübeşşere'nin ekseri bu Sa‘d-ı Vakkâs kubbesinde medfûn olduklarıyçün Kubbe-i Aşere derler. Ashâb-ı Aşere bunlardır. Evvelâ Çâryâr-ı Sıbteyn ve Talha bin Abdullâh ve Hazret-i Zübeyr bin Avvâm ve Hazret-i Abdurrahmân ibn Avf ve Hazret-i Y 299b Sa‘d ibn Ebî Vakkâs ve Hazret-i Sa‘d bin Zeyd bin Ömer ve Hazret-i Ubeyde bin Cerrâh şâm'da halîfe idi, yine şâm kurbunda Erzen karyesinde medfûndur. Çâryâr ile bu on kişiye Cennet müjdelenmişdir. Bunlardan mâ‘adâ ashâb-ı Cenâb-i Nübüvvet-me‘âbın haddi ve hasrı bî-nihâyedir. Lâkin inde ehli'l-hadîs mutemedün-anh muktezâsınca yüz on dörd bin nefer ashâb-ı güzîndir, demişler. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y299a–Y299b ·
metinde göster ·