… ara edüp andan sulh ile mâl-i firâvân alup andan Kastamonu'yu muhâsara edüp min
indillâh
anın dahi fethi müyesser olmayup Şâm'a geldiler.
Muhâsara-i sâlis-i kal‘a-i Kostantîn: Hicret'in toksan ikinci senesinde yine Benî Ümeyye halîfelerinden Süleymân bin Abdullâh [Abdülmelik] fermânıyla kız karındaşı oğlu Ömer ibn Abdül‘azîz hazretleri karadan seksen yedi bin asker ile İslâmbol'u muhâsara edüp kara câniblerin ve Galata tarafların yakup yıkup bu kadar mâl-ı ganâyim alup bilâ-feth avdet edüp Boğazhisâr'dan yine karşu Anatolu câniblerine ubûr edüp Sinop kal‘asın muhâsara edüp andan sulh ile mâl-i firâvân alup andan Kastamonu'yu muhâsara edüp min indillâh anın dahi fethi müyesser olmayup Şâm'a geldiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 20b ·
metinde göster ·
… erlerdi. Rumûz-ı kelâm "Alî ka‘b ismuhu Cisrî ve beyne halk ismuhu Küfrî ve min
indillâh
kutb-ı aktâb velî-i sahîh kâmetî" Köpürlü Mehemmed Paşa hakkında bulmuşlardır k …
Beyne'l-müneccimîn ve'l-ceffâr bu Köpürlü'ye sâhib-hurûcdur derlerdi. Rumûz-ı kelâm "Alî ka‘b ismuhu Cisrî ve beyne halk ismuhu Küfrî ve min indillâh kutb-ı aktâb velî-i sahîh kâmetî" Köpürlü Mehemmed Paşa hakkında bulmuşlardır kim lafz-ı "ka‘b" ve "Mehemmed" toksan ikişerdir, Cisrîden murâd Köpürlü Mehemmed'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 81b ·
metinde göster ·
… âneler üz[r]e dükkânlarında afyon satarak kimi dilin taşra çıkarup maslûb-ı min
indillâh
şeklinde hâb-ı gaflete varup kimi kaşınup kimi hây-hû'dan ürküp niçe zarîf tiry …
Bu tâ’ife-i afyoncuyânlar seyishâneler üz[r]e dükkânlarında afyon satarak kimi dilin taşra çıkarup maslûb-ı min indillâh şeklinde hâb-ı gaflete varup kimi kaşınup kimi hây-hû'dan ürküp niçe zarîf tiryâkîlere afyon satarken "Karahisârî değildir" deyü gavgâ ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 197a ·
metinde göster ·
hayırlısı ola" deyüp Hân'ın iç ağaları hakîr ile feth-i şerîfe müdâvemetde iken …
Hân bu hâli görüp "Min indillâh hayırlısı ola" deyüp Hân'ın iç ağaları hakîr ile feth-i şerîfe müdâvemetde iken cümle cüyûş-ı muvahhidîn atbaşı berâber taburun top altına karîb varıldıkda yüz bin Tatar yaylarının çilelerine ikişer üçer tabur okları gezleyüp şast ber-kabza çeküp tabura doğru şastlara küşâd verdiklerinde iki kerre yüz bin ok bârân-ı la‘net gibi tabur içre yağup niçe bin oklar üryân atlara güzer etdikde atlar âdemler[e] depme urup atlar rehâ bularak âdemleri depüp ısırarak kâfirlerin kellelerine oklar lâle gibi konarak derûn-ı taburda bir gırîv ü feryâd kopup Leh küffârı dahi yedi koldan tabur içine balyemez top-ı kûbları urarak bize imdâda gelen Kazak dahi tabur içre kurşumu yağdırarak bir hâl-i pürmelâl olup hemân derûn-ı taburdan sene 1067 Zilhicce'sinin yigirmi üçüncü günü tabur içinden Macar-ı küffâr-ı füccâr cenge âhenk edüp bir yaylım kurşum ve bir yaylım top atup tarafeynden üç sâ‘at ceng-i azîm olup bârûd-ı siyâhın dumanından göz gözü seçemez olup taşradan sadâ-yı "Allâh Allâh" ile ceng-i harbî-i Efrâsiyâblar ve tabur içinden "Yajuj Yajuj" sadâsıyla nâkûs ve torompete boruları sadâsı evce peyveste olup bu arada niçe bin cân ecel câmın nûş etdikde bir kerre hemân Tatar askeri evvel taşra amân ile çıkan kralzâdeleri kayd [u] bend ile alup taburdan gerüye yan verince taburdan küffâr bu hâli görüp hemân ölüsü dirisine binüp 44a taburdan cümle balyemez toplarıyla "Yajuj Yajuj" diyerek Tatarın ardı sıra kovarak sahrâ-yı (---) çıkdıkda gerüden Kazak ve Leh askeri tarfetü'l-ayn içre tabura koyulup ganîmete başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 43b–44a ·
metinde göster ·
… rmuş ve niçe 82a hânedân sâhiblerin hâne berdûş edüp hânesinden kaçırmış. Min
indillâh
tasîh-i âlem etmeğe me’mûr bir sâhib-zuhûr pür-nûr kimesne idi. Yemîn ü yesârın …
Andan imâm ve mü’ezzinân ve kapucular kethüdâsı ve telhîsî ve andan Köpürlü Mehemmed Paşa ak sakallı ve beyâz sûfa siyâh semmûr kürk kaplı nûrânî sâhib-i vakâr şeyh-sûret, ammâ hûnhâr-sîret niçe yüz bin hânedân söndürmüş ve niçe yüz bin cânı ten kafesinden uçurmuş ve niçe 82a hânedân sâhiblerin hâne berdûş edüp hânesinden kaçırmış. Min indillâh tasîh-i âlem etmeğe me’mûr bir sâhib-zuhûr pür-nûr kimesne idi. Yemîn ü yesârında mataracıları ve tüfengcileri ve zertaslar üzre ablak telli şâtırları dîbâ ve şîb u zerbâf kantura ve etekliklere müstağrak şâtırların tellerinde debdevî ve dehdehî ve zil [u] bem ve murassa‘ kemerler ve zerrîn seyf-i miczemler ve ellerinde teber-i Müslimîleri ile ârâste olmuş şâtırlar idi. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 81b–82a ·
metinde göster ·
… hâ mânend bir kal‘a-i ser-bülend inşâ olunmamışdır ve olmaz da, zîrâ zemîni min
indillâh
bir cây-ı menâs olmak içün kal‘a yeri halk olunmuş bir cibâl-i ahmer-gûndur. Ni …
Hudûd-ı Alaman-ı bî-amân diyârında böyle bir adîmü'l-bedel ve böyle bir hasîn-i kân-ı cedel hâ’it-ı metîne-i kesîrü'l-amel dest-i kudret ile halk olunmuş cibâl-i âlî üzre sedd-i Kahkahâ mânend bir kal‘a-i ser-bülend inşâ olunmamışdır ve olmaz da, zîrâ zemîni min indillâh bir cây-ı menâs olmak içün kal‘a yeri halk olunmuş bir cibâl-i ahmer-gûndur. Niçe yerlerinde gûnâ-gûn hûş [u] tuyûrun âşiyân-ı 93b lâne-i mekânları var. Gûyâ diyâr-ı Kırım'da kal‘a-i Menkup-vâr bir kal‘a-i üstüvâr müstahkem hisâr dâr-ı karârdır. Hudâ-yı müte‘âlin hıfz-ı amânında ola leylen ve nehâr, ilâ yevmi'l-haşri ve'n-neşri ve'l-karâr.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 93a–93b ·
metinde göster ·
… n bir kimesne helâk olduğu müşâhede olunmadan, hemân asâkir-i İslâm içinden min
indillâh
bir sadâ istimâ‘ oldu kim
Hikmet-i Hudâ cemî‘i asâkir-i İslâm sürûr [u] şâdumânda iken ve derûn-ı hisârı ve cümle tabyaları ümmet-i Muhammed seyr [ü] temâşâda iken hemân kaba kuşluk mahalli idi. Litre tabyasından bir lağım atılup bu kadar cebehâne ve mühimmât [u] levâzımâtlar evc-i semâya münkalib olup ve niçe Boğdan kefereleri kal‘ayı tathîr ederlerken doğancı pefteresi gibi ender-havâ mu‘allakast olup bârûd-ı siyâhın dûd-ı siyâhı mebrûm mebrûm ebr-i kebûda kehkeşân-âsâ peyveste oldu, ammâ cünûd-ı müslimînden bir kimesne helâk olduğu müşâhede olunmadan, hemân asâkir-i İslâm içinden min indillâh bir sadâ istimâ‘ oldu kim
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 119b ·
metinde göster ·
Hamd-i Hudâ selâmetle ol nehr-i Vak-ı âkı bu yüzden min
indillâh
bilâ-şübhe ricâlü'l-gayb ile beri cânibe selâmet geçdim ve bildim ki Hazret-i H …
Hamd-i Hudâ selâmetle ol nehr-i Vak-ı âkı bu yüzden min indillâh bilâ-şübhe ricâlü'l-gayb ile beri cânibe selâmet geçdim ve bildim ki Hazret-i Hızır ol sûrete temessül edüp vesîle oldu ve dahi ziyâde bildim ki Cenâb-ı Bârî'nin inâyeti ve Server-i Kâ’inât'ın mu‘cizâtı ve kırk yıldan {berü} ekâlîm-i seb‘ada ziyâret eyleyüp âşinâlık ve rûşinâlık kisb etdiğim ûlû'l-azm enbiyâların ve gayri mürsellerin ve niçe bin kibâr-ı evliyâullâhların rûhâniyyetleri ve himmetleri berekâtlarıyla bu varta-i girdâbdan halâs oldum deyü hamd-i bî-hadd ve senâ-yı bî-add edüp cânib-i Uyvar'a giderken meğer bu taraflarda ormanlar içre bizim münhezim olmuş âdemler hakîri görüp "Yoldaş gerüde ve ileride kâfir var mı?" deyü sorduklarında hakîr "Bir şey yokdur" {dedim}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 125b ·
metinde göster ·
… rdum. Bu hâli görüp su kenârında aklım başımdan gidüp bî-hûş olmuşum. Meğer min
indillâh
mukaddem atım urulup ol bahâneyle beri geçüp halâs olmuşum, ammâ yeniçerileri y …
Hemân hakîr karşu tarafda at üzre dururdum. Bu hâli görüp su kenârında aklım başımdan gidüp bî-hûş olmuşum. Meğer min indillâh mukaddem atım urulup ol bahâneyle beri geçüp halâs olmuşum, ammâ yeniçerileri yine çavuşları gerüye püskürdüp fermân üzre cisr başındaki meterislerine girüp mazgalların torbalar ile âmâde ederken gördüler kim sipâhî-i kafâdâr geriden kimse kalmayup suya ururlar ve Sadrıa‘zam sekbânları dahi yayan suya urup şinâverlik edüp karşu selâmete çıkarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 21a ·
metinde göster ·
… tîcesine nazar olunsa hak söylenilüp hak görülse bu inhizâm asâkir-i İslâma min
indillâh
gûşmâldir. Biz Yenikal‘a'yı feth etdikde darb-ı tîğdan küffâr firâr ederken küf …
Ammâ netice-i ibret-i me’âl-i kelâm oldur kim bu ahvâl-i perîşânın ahvâlinin netîcesine nazar olunsa hak söylenilüp hak görülse bu inhizâm asâkir-i İslâma min indillâh gûşmâldir. Biz Yenikal‘a'yı feth etdikde darb-ı tîğdan küffâr firâr ederken küffârın dahi ol gün cisri nehr-i Morava üzre meksûr [olup] cümle küffâr gark-ı âb oldukda cümle asker küffâra hey hey deyüp suda şinâverlik eden küffâra kurşum yağdırup bir küffâr halâs olmayup gark-ı âb olanlara ve karşu tarafdaki küffârlara rağmen bizim asker hey hey deyü feryâd edüp iki ellerin edepde dübürlerine urup gûyâ sakâlar ederlerdi. Ve cümle asker mağrûrâne hareket ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 22a ·
metinde göster ·
… âh böyle olduk, ammâ Leve altında Budin vezîri Hüseyin Paşa karındaşımız da min
indillâh
bozulmuş kaçmış ve cümle cebehâneyi ve cemî‘i hazîne-i pâdişâhîyi ve kal‘a-i Le …
"Bire ağalar duydunuz mu biz bunda bi-emrillâh böyle olduk, ammâ Leve altında Budin vezîri Hüseyin Paşa karındaşımız da min indillâh bozulmuş kaçmış ve cümle cebehâneyi ve cemî‘i hazîne-i pâdişâhîyi ve kal‘a-i Leve'yi küffâr almış ve cümle asker-i İslâm dahi bizim gibi anlar da târumâr olmuş. Eflak ve Boğdan askeri, ‘İbtidâ anlar isyân edüp kaçmış’ deyü bu kimesnelere keşf-i râz edüp zehirler nûş eder, ‘Ve eğer imdâda gelmezseniz Uyvar kal‘ası da elden gider’ demişler" dedikde Sadrıa‘zam eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 23a ·
metinde göster ·