… mâ’-ı zülâldır. Ve nehr-i Şatt'ı serî'ü'l-hazm bir mâ’-i billûrdur kim beden-i
insânda olan
safrâ vü sevdâ vü balgamı ve gayrı ahlâtları mahv eder mu‘tedil nehr-i zülâldir …
Evvelâ mâ’-i Hamrevât'ı âb-ı hayâtdan nişân verir bir mâ’-ı zülâldır. Ve nehr-i Şatt'ı serî'ü'l-hazm bir mâ’-i billûrdur kim beden-i insânda olan safrâ vü sevdâ vü balgamı ve gayrı ahlâtları mahv eder mu‘tedil nehr-i zülâldir. Şitâda yahbend oldukda billûr-misâl buzu olur. Ve leben-i hâlisi hakkında Arapça nassı nâzil olmuşdur. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 207a ·
metinde göster ·
… mmâ bu zikr olunan İblîs esmâları Kur’ân-ı Azîm'de ve Furkân-ı Mecîd'de vücûd-ı
insânda olan
enfâsların esmâlarıdır.
Ve derece-i sâbi‘de ismi Hamîde'dir ve ahlâk-ı Zemîme'dir ve ahlâk-ı A‘râf'dır ve ahlâk-ı Cehil'dir. Bu üç ahlâk {ahlâk-ı Hamîde'ye tâbi‘dir} ammâ bu zikr olunan İblîs esmâları Kur’ân-ı Azîm'de ve Furkân-ı Mecîd'de vücûd-ı insânda olan enfâsların esmâlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 394b ·
metinde göster ·
… denin vücûdunda safrâ ve sevdâ ve balğam ve sâ’ir ahlâtı cümle mahv edüp batn-ı
insânda olan
solucanları cümle kırup tahtânî amel eder. Ve kuvvet-i basarı ziyâde edüp dendâ …
Menzil-i Kargaçamı: Musul hâkinde Şat kenârında bir ma‘âdin-i sun‘-ı Hudâ'dır kim Rûm u Arab u Acem'de misli yokdur. Şatt sâhilinde ve dahi ba‘îd yerde göl göl olup kara çam sakızları kaynar ammâ gâyet lezîzdir. Gûyâ mastaki sakızıdır ammâ esmerü'l-levndir. Ve bir gûne lezzeti vardır kim yeyenin dimâğın mu‘attar eder. Ve her sabâh birer miskâl isti‘mâl edenin vücûdunda safrâ ve sevdâ ve balğam ve sâ’ir ahlâtı cümle mahv edüp batn-ı insânda olan solucanları cümle kırup tahtânî amel eder. Ve kuvvet-i basarı ziyâde edüp dendân-ı benî Âdemi dürdâne gibi pâk u mücellâ eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 405a ·
metinde göster ·
… kefereler gelüp ol sudan içüp on beş yigirmi kerre tahtânî ameller edüp vücûd-ı
insâ[n]da olan
ilel-i muhtelifelerden cümle safrâ ve sevdâ ve balgamı ve gayri ahlâtları sürüp …
Ve limanın şimâli tarafındaki kayalardan bir su çıkar, sehel şorcadır. Yılda bir kerre kiraz mevsiminde cümle Frengistân'dan firkateler ve kalyonlar ile mübtelâ ve ehl-i özr kefereler gelüp ol sudan içüp on beş yigirmi kerre tahtânî ameller edüp vücûd-ı insâ[n]da olan ilel-i muhtelifelerden cümle safrâ ve sevdâ ve balgamı ve gayri ahlâtları sürüp âdemin için pâk eder. Lâkin Moton ve Koron askeri firkatelerinden kefereler bu suyu huzûr ile içemeyüp niçe bin fıçılar ile bu sudan cümle Frengistân'a su götürüp anda içerler. Gâyet meşhûr-ı âfâk müshil nâfi‘ sudur kim hekîm şerbetinden a‘lâdır, zîrâ Hakîm-i Mutlak'ın sun‘-ı kudreti şerbetidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 333a ·
metinde göster ·
… ler. Cemî‘i ehl-i Mısır bundan dâ-i devâ bulup ismine ırk-ı sûs derler. Vücûd-ı
insânda olan
cümle ahlâtı ve sevdâyı ve safrâyı ve balgamı ve mâlihulyâyı ve sadrda olan zıy …
Bu edviyeyi değirmenlerde döğüp bir gece suda yatırup şerbetin çıkarırlar. Sabâh ve ahşam birer kâse nûş ederler. Cemî‘i ehl-i Mısır bundan dâ-i devâ bulup ismine ırk-ı sûs derler. Vücûd-ı insânda olan cümle ahlâtı ve sevdâyı ve safrâyı ve balgamı ve mâlihulyâyı ve sadrda olan zıykü'n-nefes marazını ve öksürüğü def‘ eder. Ve şiddet-i hârda nûş edenin harâretin def‘ eder. Husûsâ haps-i bevle mübtelâ olan kimseler nûş etse mesâne yolun açup tathîr edüp safâ-yı hâtır ile tebevvül olunur gâyet müdrir şeydir. Hattâ mesânede olan taşı dahi eridüp mahv eder. Hakîm Dâvûd Tezkere-i Müfredât'ında yetmiş nev‘a hâssasını yazmış, mücerreb şeydir. Ammâ bu Balat şehrinde lezîzdir ve kalındır, zîrâ kumsal yerlerde kök kök olup zîr-i zemîne müstevlî olur. Balat halkı ekseriyyâ bu biyanköküyle kifâflanlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y72b ·
metinde göster ·