… . Sultân Murâd-ı Râbi‘in hâtırına bu bâğçenin âb [u] hevâsı hoş gelüp dâ’imâ bu
iremde
ayş [u] nûş edüp niçe bin kayık ve peremeler ile Kâğızhâne teferrücüne giden ki …
Ve sarây-ı vüzerâlardan Karaağaç yalısı leb-i deryâda dıraht-ı karaağaç ile hıyâbân olmuş bir yalıdır. Mukaddemâ Defterdârzâde İbrâhîm Paşa bâğçesi idi. Sultân Murâd-ı Râbi‘in hâtırına bu bâğçenin âb [u] hevâsı hoş gelüp dâ’imâ bu iremde ayş [u] nûş edüp niçe bin kayık ve peremeler ile Kâğızhâne teferrücüne giden kimesneleri seyr [ü] temâşâ edüp ihsân [ü] in‘âmlar ederdi. Hâlâ ol bâğ-ı İrem Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘in mülki olup pâdişâhlara mahsûs bâğçe oldu. Bostâncı ustası ve huddâm bostâncıları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 123a ·
metinde göster ·
… nda nısf sâ‘at ba‘îd başka kasabadadır kim Eski Kaplıca derler ma‘mûr mahalle-i
iremde
vâkı‘ olmuş ibret-nümâ bir câmi‘-i zîbâdır. Bir câmi‘ tarzında değil bir şekl-i …
Der-sitâyiş-i Câmi‘-i Gâzî Hüdâvendigâr : Ya‘nî Şehîd Murâd Hân-ı Evvel Câmi‘i Bursa şehrinin cânib-i garbında nısf sâ‘at ba‘îd başka kasabadadır kim Eski Kaplıca derler ma‘mûr mahalle-i iremde vâkı‘ olmuş ibret-nümâ bir câmi‘-i zîbâdır. Bir câmi‘ tarzında değil bir şekl-i âhar musanna‘ bir câmi'dir. Mi‘mârı Frenk âdemîsi olmağıla Frenk pesend bir câmi'dir kim aşağısı ibâdethâne, fevkânîsi dâiren-mâdâr medrese hücreleridir. Herkes savma‘asından imâma iktidâ edüp ibâdet ederler. Görmeğe muhtaç bir vâcibü's-seyr câmi‘-i pür-envâr ve câmi‘-i pür-esrâr rûhâniyyetli bir ma‘bed-i kadîmdir. Kıbleden mihrâba tûlu (---) ayakdır, arzı yetmiş ayakdır. Ve (---) müntehâlar ile mebnîdir ve câmi‘ içre Murâd Hân'ın bir doğanı tayerân edüp bir tâk üzre meks eder. Murâd Hân bu doğanı peftere ile ol kadar okuya da‘vet edüp bek gösterüp gelmek ihtimâli olmayup Gâzî Murâd Hân gazâb-âlûd olup "Kaskatı kal" deyince bi-emrillah ol doğan kuşu ol tâk üzre cılkısı ve kündesi ve üzüniyle hâlâ taş olup kalmışdır kim alâ melei'n-nâs zâhir ü bâhirdir. Bu câmi‘in bir kapusu ve bir tabakalı minâresi vardır, lâkin haremi yokdur. 224b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 224a–224b ·
metinde göster ·
… Şeyh Safî'dir kim tulû‘ları bu Erdebîl'dendir. Ve Erdebîl'in (---) de bir bâğ-ı
İremde
kubbe-i âlîler içre medfûnlardır kim niçe yüz dervîşân-ı zî-şân türbedârânları …
Ziyâretgâh-ı kibâr-ı kümmelîn-i Erdebîl: Evvelâ kutb-ı âlem-i rûhânî, sâkin-i külbe-i Sübhânî, Hazret-i eş-Şeyh Safî ibn eş-Şeyh Hoca Alî b. eş-Şeyh Sadreddîn Mûsâ b. eş-Şeyh Safîyeddîn Ebû İshâk Erdebîlî: Cümle İrân u Tûrân şâhlarının ibtidâsı bu Şeyh Safî'dir kim tulû‘ları bu Erdebîl'dendir. Ve Erdebîl'in (---) de bir bâğ-ı İremde kubbe-i âlîler içre medfûnlardır kim niçe yüz dervîşân-ı zî-şân türbedârânları vardır. Şeb [u] rûz cemî‘î züvvârâna ni‘metleri mebzûldur ve evkâf-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 306b ·
metinde göster ·
olurlar. Ammâ kal‘a içre Gazan Câmi‘i var, cemâ‘ati yokdur. Buğday anbârları ve …
Bu kal‘a-i Rûmiyye'ye elsine-i nâsda Toprak kal‘a derler. Müverrihân-ı Acem'de Sûr-ı Tılâ-yı Gazan derler. Zîrâ sene 694 târîhinde Muhammed Şâm-ı Gazan binâ etmişdir. Moğol kavmi bu kal‘aya Urumiye derler. Kavm-i Acem Rûmiyye-i Kübrâ derler. Ba‘zı müverrihân Türkistân-ı İrân derler. Zirâ evliyâ-yı Türkmanı gâyet çokdur. Ba‘dehû sene 932 târîhinde Şâh Tahmasb tevsî‘ etdi. Ba‘dehû Ferhâd Paşa ve Hadım Ca‘fer Paşa ve Tavâşî Süleymân Paşa ve Cığaloğlu Sinân Paşa cümle imâr etdiler. Ammâ cümleden imâreti serâpâ sarı çim türâb-ı pâk ile ve darı sapıyla ve kamış köküyle çim ale'l-çim binâ olunmuş bir hâk-i pâk ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir. Ve cümle rûy-ı dîvârı beyâz cibiz kireç ile sıvalı ak kuğu gibi kal‘a-i zîbâdır. Dendân-ı bedenleri yokdur. Hemân serâpâ mazgal delikleri ile ârâste ve metin tabya killeleriyle pîrâste olmuş bir kal‘a-i üstüvârdır. Cânib-i garba ancak bir demir kapusu pinhândır. Derûn-ı kal‘ada hân sarâyı vardır. Cümle hânlar Rûmiyye şehrindeki bâğ-ı İremde olurlar. Ammâ kal‘a içre Gazan Câmi‘i var, cemâ‘ati yokdur. Buğday anbârları ve çâh-ı mâları ve üç yüz aded nökerât neferât hücreleri vardır. Gayri hân u hammâm ve çârsû-yı bâzârı asla yokdur. Dâ’iren-mâdâr cirmi on bir bin yedi yüz adımdır ve yedi tabya ve şekl-i murabba‘dır. Handakdan dîvârının kaddi yetmiş aded zirâ‘-ı melikîdir. Dîvârının arzı otuzar zirâ‘ vâsi‘ dîvârdır kim üstünde atlılar çevgân oynarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 293b ·
metinde göster ·
… p engüşt ber-dehen ederler. Ve bunda olan sâyedâr dıraht-ı müntehâlar bir bâğ-ı
İremde
yokdur, meğer İzmit dağlarında ola. Hattâ bu hakîr bu bâğda bir köhne dıraht-ı …
Ve her tarafda selsebîl ve havz u şazrevân ve fıskıyye fevvâreleri pertâb etdikçe görenler bî-tâb olup engüşt ber-dehen ederler. Ve bunda olan sâyedâr dıraht-ı müntehâlar bir bâğ-ı İremde yokdur, meğer İzmit dağlarında ola. Hattâ bu hakîr bu bâğda bir köhne dıraht-ı azîm kökü gördüm. Cirmi kâmil altmış ayak idi, lâkin ağacın vücûdu çürüyüp bîhleri kalmış ve hâlâ bu bâğ-ı merâmın ustası ve üç yüz nefer külâhlı bostâncı bâğbânı var ve bir kasr-ı müşeyyed içre Gâzî Hudâvendigâr'ın ve Yıldırım Hân ve Murâd Hân'ın hil‘atları ve eğerleri ve yanları vardır. Andan yine semt-i şimâle,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 100b ·
metinde göster ·
sâkin olup cümle fünûnda birer hummûs-ı Nahşivânî-misâl risâleler ve niçe mücel …
Bu cây-ı İremde sâkin olup cümle fünûnda birer hummûs-ı Nahşivânî-misâl risâleler ve niçe mücelled kitâb-ı mu‘tebereler ve ilm-i nahvda Kâfiye'ye şerhler etmişdir kim kırâ’at edenlerin şerha şerha yağı erir. Tâ bu mertebe müşkilât-ı te’lîfâtları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 133b ·
metinde göster ·
… âyet şecî‘ ve tüvânâlardır. Hattâ Fâtıma Sultân ehli Koca Yûsuf Paşa bu rabta-i
İremde
müştak olup Harem-i hâsda perverde olmuşdur. Bu kasabadan kalkup elli aded pür- …
Bir vâsi‘ mahsûldâr fezâda Kilis sancağı hâkinde bâğlı ve bâğçeli ve üç yüz hâneli ve bir câmi‘li ve bir hânlı ve bir hammâmlı ve çârsû-yı bâzârısı bir küçük kasabadır, ammâ ahâlîsi gâyet şecî‘ ve tüvânâlardır. Hattâ Fâtıma Sultân ehli Koca Yûsuf Paşa bu rabta-i İremde müştak olup Harem-i hâsda perverde olmuşdur. Bu kasabadan kalkup elli aded pür-silâh refîkler alup cânib-i garba meyyâlce giderken Venedik kâfiri Uskoklarının havf [u] haşyetlerin çekerek yüz bin renc [ü] anâ ile hamd-i Hudâ sahrâ-yı Hilevne'ye çıkdık. Andan
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 134a ·
metinde göster ·
… -feth Gâzî Mehemmed Hân bu kal‘ayı feth ederken Akşemseddîn Hazretleri bu cây-ı
İremde
erba‘îne girüp Vezîria‘zam Velî Mahmûd Paşa ile ve Hazret-i Hızır Nebî ile bu ç …
Kırk iki yıldan berü seyr etdiğimiz İslâm diyârlarının biri böyle hıyâbân u koyah ve İremezâtü'l-imâd misilli bir tâ‘atgâha mâlik olduğun bu hakîr görmemişimdir ve olmak ihtimâli yokdur, zîrâ nazargâh-ı kibâr-ı evliyâullâhdır. Hattâ Ebü'l-feth Gâzî Mehemmed Hân bu kal‘ayı feth ederken Akşemseddîn Hazretleri bu cây-ı İremde erba‘îne girüp Vezîria‘zam Velî Mahmûd Paşa ile ve Hazret-i Hızır Nebî ile bu çemenzârda tâ‘at u ibâdât edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 140b ·
metinde göster ·
kapudan hakîre ziyâfet edüp hedâyâlar verdi ve zindânda esîr olan bin aded ümme …
Bunda dahi bir bâğ-ı İremde kapudan hakîre ziyâfet edüp hedâyâlar verdi ve zindânda esîr olan bin aded ümmet-i Muhammed'den on yedi aded Mustafa isimli âdemler getirdüp birisi dahi Foça şehrinden sipâhîler halîfesi değil ve Başbâkî kulu Kayseriyyeli Hasan Ağa'nın ısmarladığı Halîl Beğ nâmında âdem dahi yok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 44a ·
metinde göster ·
dahi âsâr-ı acîbe vü garîbe ibret-nümâlar çokdur. Eğer temâşâ etdiğimiz üzre ev …
Bu bâğ-ı İremde dahi âsâr-ı acîbe vü garîbe ibret-nümâlar çokdur. Eğer temâşâ etdiğimiz üzre evsâfların tahrîr eylesek bir ravza-nâme nâm bir mücelled kitâb olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 52b ·
metinde göster ·
… adan beş sâ‘at aşağı cânib-i cenûba akup nehr-i Tuna'ya mahlût olur. Bu varoş-ı
İremde
İşpanya vezîrinin konağına muttasıl hakîre bir konak ile cümle ta‘[y]inât hedây …
Aşağı varoşu: Beş bin hâne ve yedi kenîse ve altı yüz dükkân-ı müzeyyeneleri var. Bâğ u bâğçesinin içinden nehr-i Ovo akup ibtidâ tulû‘ı Akyaylalardan gelüp bu kal‘adan beş sâ‘at aşağı cânib-i cenûba akup nehr-i Tuna'ya mahlût olur. Bu varoş-ı İremde İşpanya vezîrinin konağına muttasıl hakîre bir konak ile cümle ta‘[y]inât hedâyâlarımız verüp bir gece bu varoş-ı İremde zevk u safâ edüp azîm toplar ve fişengler atdırup andan yine kalkup cânib-i garba âb [u] hevâsı latîf sahrâlar içre kurâları ubûr edüp 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 74a ·
metinde göster ·
… l hakîre bir konak ile cümle ta‘[y]inât hedâyâlarımız verüp bir gece bu varoş-ı
İremde
zevk u safâ edüp azîm toplar ve fişengler atdırup andan yine kalkup cânib-i gar …
Aşağı varoşu: Beş bin hâne ve yedi kenîse ve altı yüz dükkân-ı müzeyyeneleri var. Bâğ u bâğçesinin içinden nehr-i Ovo akup ibtidâ tulû‘ı Akyaylalardan gelüp bu kal‘adan beş sâ‘at aşağı cânib-i cenûba akup nehr-i Tuna'ya mahlût olur. Bu varoş-ı İremde İşpanya vezîrinin konağına muttasıl hakîre bir konak ile cümle ta‘[y]inât hedâyâlarımız verüp bir gece bu varoş-ı İremde zevk u safâ edüp azîm toplar ve fişengler atdırup andan yine kalkup cânib-i garba âb [u] hevâsı latîf sahrâlar içre kurâları ubûr edüp 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 74a ·
metinde göster ·
cümle (---) hammâmdır. Evvelâ Karaköy hammâmı ve Çaybaşı hammâmı ve Tahtalkal‘a …
Ve bu şehr-i İremde cümle (---) hammâmdır. Evvelâ Karaköy hammâmı ve Çaybaşı hammâmı ve Tahtalkal‘a hammâmı. Ammâ cümle âb [u] hevâsı ve binâsı ve huddâmları ve esbâbları pâk ü latîf ferah-fezâ ve müferrih dilküşâ hammâm-ı zîbâ ve binâ-yı ra‘nâ Sultân hammâmıdır kim vâcibü's-seyr bir câmekâne ve bir orta soffaya mâlikdir kim misli meğer İslâmbol'da Ebü'l-feth'in Çukur hammâmı ola. Ammâ bu hammâm sekiz tâk-ı kisrâ-misâl üzre bu kubbe-i nîlgûn tâs-ı sernigûn kâse-i eflâke mânend bir kubbe-i demâvenddir. Ve üstâd mühendislerin nakli üzre bu câmekân kubbesi mahmiyye-i Y 37b Kostantiniyye'de Selîm Hân-ı Evvel câmi‘inin kubbesi cirmindedir, derler. Ve sekiz aded kemerlerin mâbeyninde birer soffa ve her soffa üzre ikişer lüleli ikişer kurnalar vardır. Ve çâr-kûşesinde dörd halvet-i rûşeni var. Ve eyle beyâz mermer-i hâmlar ile mefrûş olmuşdur [ki] âdemin reng-i rûyları nümâyândır. Ve kubbesinin ortasındaki soffa-i ruhâm bir hırmen cirminde bir seyr [ü] temâşâ edecek münakkaş soffadır. Ve bir şâzrevânı kubbeye pertâb edüp revân olmadadır. Ve kubbe-i âlîsinde üç yüz aded necef ve billûr ve moran ve talk câmlar ile müzeyyendir. Her câm şem‘dân sofrası cirmindedir kim Vâlide merhûme an-kasdın Venedik moranından getirdmişdir. Nazîri temâşâ etdiğimiz diyâr hammâmlarının birinde yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y37a–Y37b ·
metinde göster ·
… edüp eyle du‘â etdik ve şefâ‘atlerin ricâ eyledik. Ve bunlardan taşra ol bâğ-ı
iremde
bir kaya dâmeninde bir kubbe-i âlî içre,
Ziyâretgâh-ı evlâd-ı Hazret-i İshâk ve evlâd-ı Hazret-i Ays: Bir kûhsârın dâmeninde bir gâr-ı azîm içre on iki vücûd-ı şerîf âsûdedirler. Ammâ medfûn değillerdir, zîrâ türâb yokdur. Kimi oturur ve kimi yatır ve kimi sücûd eder şeklinde hâlleri üzre âsûdedirler. Be-kavl-i tevârîh bunlara suhuf nâzil olmuş nebîlerdir, deyü tahrîr etmişler. Ammâ türbedârlar bunların yanına varmağa men‘ edüp rızâ vermezler, zîrâ kefenleri mürûr-ı eyyâm ile rîze rîze olup ba‘zı Y 207a avret yerleri mekşûf imiş. Ol ecilden huzûrlarına varmağı men‘ edüp gâr kapusundan du‘â ederler. Hakîr dahi bu pendi kabûl edüp eyle du‘â etdik ve şefâ‘atlerin ricâ eyledik. Ve bunlardan taşra ol bâğ-ı iremde bir kaya dâmeninde bir kubbe-i âlî içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y206b–Y207a ·
metinde göster ·