… olan mücâhidîn top u tüfenglerin endâht ederek gülbâng-ı Muhammedî ile Tershâne
İreminin
yanında olan Okmeydânı donanmasına kavuşup bir hây-hûy bir sadâ-yı Allâh Allâh …
Ba‘dehu cümle guzât-ı müslimîn âlât-ı silâhları ile keştîlere süvâr olup âmâde durdular. Tâ ki Kâğızhâne'de Timurtaş Paşa'nın binâ etdüği elli pâre büyük kadırgalar dahi Eyyûb'dan tarafa zâhir olup rû[z]gâr-ı muvâfık ile bâdbânların küşâde edüp içinde olan mücâhidîn top u tüfenglerin endâht ederek gülbâng-ı Muhammedî ile Tershâne İreminin yanında olan Okmeydânı donanmasına kavuşup bir hây-hûy bir sadâ-yı Allâh Allâh zâhir olunca kal‘ayı muhâsara eden guzât-ı müslimîn dahi kuvvet-i kâhireye gelüp azîm ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl esnâsında cümle donanma-yı hümâyûn'a asker-i İslâm dolup karşu tarafa geçdiklerin kâfir görünce akılları başlarından gidüp acz ızhâr etmeğe başladılar. Ve dahi ol günün hücûmunda kal‘anın taraf taraf rahnedâr yerlerin görüp âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 26a ·
metinde göster ·
içinde mesken edinen mürg-ı hoş-elhânın savt-ı hazînleri cemâ‘at-i musallîye ha …
Mihrâb önündeki bâğ-ı İreminin içinde mesken edinen mürg-ı hoş-elhânın savt-ı hazînleri cemâ‘at-i musallîye hayâ verir. Ol hadîka-i ravza-i pür-envâr-ı rıdvânda menbût olan benefşe ve lâle ve erguvânın râyiha-i tayyibesi cemâ‘atin dimâğın mu‘attar eder. Ve cânibi vakfdan câmi‘-i şerîfin nâzırı olan mütevellîsi gül [ü] sünbül ve nesrin ü zanbakun mevsiminde cümle sâflar mâbeynin niçe yüz aded hokkaları mezkûr şükûfeler ile derûn-ı câmi‘-i pür-envârı tezyîn edüp câmi‘-i nûr iken derûn [u] bîrûnu pür-nûr olup müşk-bû olur. Ve kıble kapunun atebe-i ulyâsı üzre 152a celî hatt-ı Müsta‘sımî ile mastûr olan târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 151b–152a ·
metinde göster ·
vasfında lisân kâsırdır. Zîrâ bu merkûm ebniyye-i ibret-nümâların hurde-kârlık …
El-hâsıl bu hammâmın ve sarây-ı azîmin ve bâğ-ı İreminin vasfında lisân kâsırdır. Zîrâ bu merkûm ebniyye-i ibret-nümâların hurde-kârlık tasarruflarında ve letâfet ü zarâfet ve nezâfetinde asla misilleri yok vâcibü's-seyr bir hammâm-ı tarz-ı âhardır kim bu hakîr kırk bir sene seyâhatinde nazîrin görmemişdir. Üstâd-ı mühendis her kârında var kuvvetin bâzûya getirüp eyle san‘atlar icrâ etmişdir kim felek-i atlasda eyle bir kârgîrlik bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir. Ammâ bu hânedân-ı ibret-nümâya dahi giden mesârifi Hudâ bilür. Hatta Fâtih-i Revân Murâd Hân bu hammâma girüp sovuk suları gülâb ve ıssı mâları âb-ı buhûr cereyân etmiş ve bir halvetde beş aded çeşm-i siyâh geysûdâr pençe-i âfitâb dellâk gulâmları ve bir halvetde beş aded perî peyker ve melek manzar hüsn-i cemâlde bî-misâl bikr-i nâşüküfte duhter-i pâkîze-ahter dellâkeler Sultân Murâd Hân'a hizmet ederler. Murâd Hân mahzûz olup buyurmuşlar kim "Nolaydı bu hammâm benim dârü's-sa‘âdemde olaydı" demişler!. Hakkâ ki vâcibü's-seyr ibret-nümâ bir hammâm-ı dilküşâdır. Melek Ahmed Paşa efendimiz bu hammâma girüp "Böyle hammâm rub‘-ı meskûnda görülmemişdir" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 230a ·
metinde göster ·
Ve bu şehrin me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhâtından şekeri ve yedi bin bâğ-ı
İreminin
gûnâ-gûn meyvesinin nazîfi ve cümmeyzi ve incîri ve şeftâlûsu ve limonu ve turu …
Ve bu şehrin me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhâtından şekeri ve yedi bin bâğ-ı İreminin gûnâ-gûn meyvesinin nazîfi ve cümmeyzi ve incîri ve şeftâlûsu ve limonu ve turuncu ve limon rub‘ı meşhûrdur. Ve sâhil-i Nîl'de cümle bâğlarının şâhnişînleri ale't-tertîb dizilmişdir. Ve'l-hâsıl Cenâb-ı Bârî ne halk etdi ise bu şehirde mevcûddur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y334b ·
metinde göster ·