… gibi kemerlenüp indikde iki nehr-i azîm birbirine mahlût oldukda nehr-i Virbaz
irkilüp
deryâ gibi olup ikisi birbirine urdukda evc-i âsumâna iki nehr-i azîmden dumanl …
Bu kapunun eşiği dibinden nehr-i azîm Pileve akup hemân bu mahalde mezkûr yalçın kayalardan üç Süleymâniyye minâresi kaddi aşağı nehr-i Pileve deryâ gibi talattumla aşağı atılur kim gören âdemi dehşet alup aklı çâk {olur}. Ve bu felek-i atlasda bunu dahi görmeyen "Dünyâda çok ibret-nümâ gördüm" demesin. Hattâ bu nehr-i Pileve aşağı nehr-i Virbaz'a üç minâre kaddi aşağı pertâb etdikde kehkeşân gibi kemerlenüp indikde iki nehr-i azîm birbirine mahlût oldukda nehr-i Virbaz irkilüp deryâ gibi olup ikisi birbirine urdukda evc-i âsumâna iki nehr-i azîmden dumanlar çıkup bu kal‘a-i bâlâ içindeki evler üzre ol dumanlardan çiğ yağar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 151b ·
metinde göster ·
"Görelim ahvâl-i pür-melâl neye müncer olur" deyü Tuna kenârında niçe bin âdem irkilüp cem‘ olmada idik, ammâ hikmet-i Hudâ-yı Bârî yârî kılup biz gerüde küffâr-ı hâksâr ile germâ-germ ceng [ü] savaş-ı perhâşda iken nehr-i Tuna üzre cisr-i azîm cümle tetimmâtıyla tamâm olmuş ve niçe beğlerbeğiler beri tarafa geçmiş ve henüz cisir üzre âdem deryâsı gürûh gürûh akup fermân-ı vezîr ile beri bizim cânibe geçmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 104a ·
metinde göster ·
… am harâmî herîfin atı ayakları sürcüp depesi üzre düşüp helâk olurdu. Yâhûd atı
irkilüp
Züveyle Bâbı'ndan içeri yağı ve bagî ve dağî ve harâmî âdem girmek ihtimâli yok …
Bâb-ı Züveyle ol asırda mezkûr Emîrü'l-cüyûş binâsıdır kim bu hakîr târîh-i kitâba dek elli bir yıldır seyâhatde eyle bir musanna‘ bâb-ı âlî görmedim. Ammâ bu kapuyu Emîrü'l-cüyûş Bedrü'l-Cemâlî binâ etdikde bir tılısm-ı azîm edüp aslâ kapuya kanatlar etmeyüp dâ’imâ açık dururdu. Ammâ ol kapunun eşiğindeki siyâh taşdan bir âdem Mısır içine harâmîlik ve hûnhârlık ve yağılık içün eğer at ile ve eğer piyâde Mısır'a girmek dilese bi-hükm-i mutalsam harâmî herîfin atı ayakları sürcüp depesi üzre düşüp helâk olurdu. Yâhûd atı irkilüp Züveyle Bâbı'ndan içeri yağı ve bagî ve dağî ve harâmî âdem girmek ihtimâli yok idi. Zîrâ mutalsamdan mâ‘adâ bu mahalde Hazret-i Mûsâ ile Hızır Nebî buluşup hâlâ Kırklar makâmı deyü ziyâretgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y89a ·
metinde göster ·
Ba‘dehu el-Melikü'l-kâmil Nâsıruddîn Muhammed hilâfetine gelince bu Bâb-ı Züveyle'nin mutalsamı amelde idi. Bir gün el-Melikü'l-Kâmil Mısır içinde câmi‘-i Ezher'de zorbalık ile kapanan aşkıyâları kırmak kasdına Bâb-ı Züveyle'den içeri girirken atı irkilüp mahmîz etdikde at depesi üzre yıkılup Melik Kâmil pâymâl-i rimâl oldukda gazab-âlûd olup Bâb-ı Züveyle eşiğinde yüz aded koyun kurbân kanları dökülüp mutalsam bozulup kapunun eşiğinden ol siyâh taşı çıkarup kapuya iki kanatlar koyup sâ’ir kapular gibi açılır kapanır oldu. Hâlâ azîm demir kanatlı kapudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y89a ·
metinde göster ·