… zre ale't-tevâlî kal‘a döğülüp yine mücedded gedikler açıldı. Serdâr-ı mu‘azzam
ise bir
küşâde hunük-hande, lâübâlî kimesne olmak ile meteris-be-meteris gezüp guzât-ı …
Evsâf-ı menzil-i liman-ı Balısıra; 260a Anda cümle keştîler lenger-i ikâmet bırağup cemî‘î keştîleri limanlara bağlayup cemî‘î âlât, mühimmât, cebehâneleri ve me’kûlât ü meşrûbât [u] zahâ’irleri cümle sandallara ve firkate ve çekelve ve zarbûne ve tonbâzlara tahmîl edüp Azak Kal‘ası altına varınca otoz, altı milde gitmede. Zîrâ bu Balısıra nâm mahalden içeri kadırga ve şayka gemileri beşer arşın su sökmeğile gidemez, zîrâ ikişer üçer arşın sığlık deryâdır. Bu Balısıra nâm mahal, Taman cezîresi hâkine karîb Heyhât Sahrâsı'nın garbîsi nihâyetinde sâhil-i bahrde bir beyâbân yerdir. Lâkin asker-i deryâ-misâl gelmeğile niçe bin sazdan ve kamışdan ve çalâşdan mahzenler ve niçe bin sazdan dükkânlar binâ edüp bir şehr-i mu‘azzam gibi olmuş, zîrâ Azak'ın iskelesidir. Bu mahalde Kefe Beğlerbeğisi Bekir Paşa eyâletinde olan Çerkezistân'dan kabîle-i Şağak'dan ve kabîle-i Jana'dan ve Mâmşuh'dan ve Takaku'dan ve Bozok'dan ve Boltakay'dan ve Hatukay'dan ve Besni ve Kabartay'dan ve Tavustan'dan ve Dağıstân pâdişâhı Şamhâl Sultân Mahmûd'dan kırk bin güzîde asker ve yedi bin arabalar gelüp mezkûr Balısıra iskelesinden cümle cebehâne ve mühimmât-ı hafîfeleri arabalar ile Azağa götürdüler. Mâh-ı mezkûrun (---) günü cümle guzât-ı müslimîn Kal‘a-i Azak meterisine girüp göz açdırmayup yedi koldan muhâsara edüp şeb [u] rûz ceng-âşûb olmağa mübâşeret olundu. Mâh-ı mezkûrın (---) günü Anadolu tarafından yedi vezîr, on sekiz mir-i mîrân ve yetmiş aded mir-i livâ ve iki yüz alaybeği ve cümle erbâb-ı ze‘amet ve erbâb-ı timar kânûn üzre cebelîleriyle kırk yedi bin asker Azak altına imdâda gelüp azamet-i Hudâ bir gûne tüfenk ve top şâdmânı oldu kim gûyâ ebr-i kebûd evc-i semâda pâre pâre olup zemîne düşdü. Bu mahalde Tatar Hâna karavul fermân olunup Kırım askerinden Ulu Nogay ve Kiçi Nogay ve Şıydak Nogay Urümbet Nogay ve ve Şîrînli ve Mansûrlu ve Sincivitli ve Mankıtılı ve Nakşivanlı ve Çikişkeli ve Erbatlı ve Özili ve Olanlı ve Badraklı kavmleriyle ve Arslan Beğili ve Çobanili ve Deveyilik ve Nevrûzili bu illerin cümle sadaklu ve savatlu ve küpeli askerleriyle Hân hazretleri asker-i İslâm'ın cânib-i erba‘asın muhâfaza edüp karavul beklerdi. Ol gice kal‘ada mahsûr olan Kazak-ı Ak bir tüfenk şâdmânı edüp Kal‘a-i Azak mürg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kaldı. Ve tabllarına rehâ buldurup "Yâ Juj yâ Juj" sadâsıyla kal‘ayı pür etdiler. Kal‘anın cümle burc [u] bârûların haç-peykerler ile zeyn etdiler. Meğer ol şeb-i muzlimde nehr-i Tün ile on bin kâfir kal‘aya imdâd girüp sabâha dek ârâm etmeyüp top u tüfenk atmadan hâlî olmayup yedi yüz âdem şehîd oldu. Ertesi ale's-sabâh Tatar Hânı ve Silistre Paşası Ken‘an Paşa'yı nehr-i Tin sâhiline karavula kodular kim bir dahi küffâr kal‘aya imdâda gelmeye. Ve taraf taraf çeteciler ve otlak ve zahîreciler fermân olunup cümle mîr-i mirâna kol kol yer gösterilüp yeniden meterise girüp yedi kat meteris değişdirüp Yoğurdcu Baba Türbesi tarafında Handak kenarına varıldı. Küffâr-ı hâksârın zarabât-ı topundan cümle ordu-yı İslâm bir top menzili ba‘îd meks etdiler. Ertesi ale's-sabâh deryâ-misâl asker ile Serdâr-ı mükerrem Hüseyin Paşa, Yoğurdcu Baba tarafından meterise girüp on iki pâre balyemez toplara siper edüp âmâde oldu. Ol gün deryâ tarafından yüz pâre firkate ile Kapudan Siyâvuş Paşa karaya asker döküp su kullesi tarafından meterise girüp firkateleri Ulu Tün ve Diri Tün ve Kanlıca Özeği ve Timurlenk cezîresi tarafların muhâfaza edüp azmak azmak gezerlerdi. Su kullesinden yukaru kıble tarafına Anadolu eyâletine mutasarrıf (---) Paşa, eyâleti askeriyle ve sekiz balyemez, on oda yeniçeriyle meterise girdi. Ve Karaman eyâleti ile (---) Paşa altı oda ile kıble cânibi dîvârında meterise girüp altı balyemez hâzır etdi ve garb tarafında Karatayak varuşı cânibinde Silistre eyâletiyle Ken‘an Paşa on oda yeniçeri ve bir oda cebeci ve bir oda topcu ve on balyemezle meterise girdi. Ve Rûmeli eyâletiyle (---) Paşa, Gözcü kullesi 260b tarafından on oda ve on balyemez top ile meterise girdi. El-hâsıl yedi koldan yetmiş pâre top-ı kal‘a-kûb ile kolomborna ve şâhî darbuzenler ile deryâ-misâl asker dahi yetmiş kat meterisler ile dâiren-mâdâr kal‘ayı kuşadup derûn-ı kal‘adan küffâr-ı hâk-sâr, bîrûn-ı kal‘adan asâkir-i nusret-şi‘âr cenge âheng edüp azamet-i Hudâ tarafeynin top u tüfenk sadâsından zemîn u âsumân ra‘d-vâr gürleyüp yedi sâ‘at-i nücûmî tâ vakt-i Şâfi‘îye dek bir ceng-i âşûb olmuşdur kim çeşm-i rûzgâr ana mânend bir kâr-zâr görmemişdir. Ale's-sabah yedi koldan yedi yüz âdem şehd-i şehâdet câmın nûş edüp cümle camedânları beytü'l-mâle teslîm olundu. Ve yine vakt-i seherde du‘â vü senâ ile yedi koldan toplara âteşler verilüp kal‘anın der-i dîvârların harâb u yebâb, hânelerin berbâd [u] türâb etdi, ammâ burc [u] bârûları Ceneviz keferesi binâsı olmağıla metîn u müstahkem olanları bâkî kaldı. Ve zarabat-ı top-ı küpden münhedim olan yerleri küffâr-ı dûzah-karâr, karâr-dâde olmağiçün bir gicede ale'l-fevr çitler ve şarampavlar ve domuz damları çatup siperlendi ve yeniden cenge âheng etmeğe başladı. Ve yedi gün bu uslûb-ı sâbık üzre ale't-tevâlî kal‘a döğülüp yine mücedded gedikler açıldı. Serdâr-ı mu‘azzam ise bir küşâde hunük-hande, lâübâlî kimesne olmak ile meteris-be-meteris gezüp guzât-ı müslimîne takviyet verüp cenge terğîb etdirerek ihsân [u] in‘âmiyle herkese dildârlık ve keremkârlık ve hâtır-nüvâzlık ederdi. Ve her bâr cebehâne-i âmireden mühimmât [u] levâzımât verirdi. Ve cümle kollardan ziyâde kendi kolu kal‘aya rahne verirdi. Ve her ne tedbîr etse meşveretle edüp isâbet ederdi. Ve mâh-ı mezbûrun (---) günü kal‘aya tarabâb-ı top-ı nûbden müstevfî gedikler zâhir olup ale'l-gafle guzât-ı müslimîne haber etmeden yürüyüşe hücûm etdiler. Çün kal‘anın münhedim olmuş gedikleri üzre ba‘zı guzât çıkup bayraklar zeyn etdiler. Gördüler kim mülâhaza olunduğu minvâl üzre serdengeçdilerin gerisi gelmedi ve mübâlağa ile küffâr-ı hîlekâr müctemi‘ olmuş. Derhâl Kazak-ı Ak bu serdengeçdi guzâtına eyle kurşum serpdi kim ân-ı vâhidde niçe yüz âdem şehd-i şehâdet câmından nûş edüp serpilüp yatdılar. Bakıyyetü's-süyûf olan guzât-ı müslimîn, beyne'l-akrân gerüye dönmeğe nâmûs-ı Muhammedîdir deyü kal‘anın burc [u] bârûları üzre kefere ile küşte-girâne yaka yaka, alt üste ve üst alta olup üç gün üç gice bu minvâl üzre bir ceng-i perhâş savaş olmuşdur kim vech-i semâda şems u kamer bu devrânda deverân ideli çeşm-i felek bu savaşı görmemişdir. Hâh-nâ-hâh kal‘a üzre yedi yerde alem-i ejdehâ-peykerler dikilüp ezân-ı Muhammedîler tilâvet olundu. Ammâ içerden küffâr-ı mu‘ânnidkâr bu hâli görüp cümlesi domuz topu olup, "odri ne buysa", deyerek zeber-dest karâvana serhoş küffârlar domuz sürüsü gibi hücûm edüp guzât-ı müsliminlerüne tüskürdüler. Ahırü'l-emr gaziyan ceng ede ede avdet edüp kal‘a bedenleri üzre niçe sancağ ve bayrağ ve niçe na‘şe-i şühedâlar anda kalup bi'l-cümle bu feth yevm-i âhira kalmak mukadder imiş, deyü cemî‘î guzât kendülere tesellî-i hâtır verüp yine kol kol cenge âheng etdiler. Altı gün dahi küffâra göz açdırmayup kal‘anın dâiren-mâdâr handakları kabza-i tasarrufa girdi. Ol gün küffârın kırk pâre firkâtesiyle dörd bin ceng-âver-i dilâver Kazak-ı Ak'ı nehr-i Tün ile cereyân edüp kal‘a-i Azağ'a imdâd girmek sevdâsıyla gelirken hikmet-i Hudâ, Silistre Valisi Ken‘an Paşa kolunda kemîngâhda âmâde olan guzât-ı müslimîn küffâr-ı hâksârın gemilerin görünce suya berâber balyemez toplara âteş ile rehâ buldurup cümlesi mecrûh [u] mahrûkan gark-ı âb olup halâs oldum deyü kenara çıkan küffârın cümlesin mücâhidîn der-kenar edüp binden mütecâviz küffâr pây-beste ve dil-haste ve şikeste-beste olup mâl-ı firâvânlar ile cüyûş-ı 261a muvahhidîn muğtenim oldular ve ol gün nâdîler nidâ edüp "Cümle ganâ’im guzât-ı müslimînindir" deyince Sübhanu'l-Hallâk ol gün cümle gâziyân [u] mücâhidâna ıyd-ı adhâ olup giceleri leyle-i Kadr, rûzları rûz-ı ıyd olup ol gice pâk gasl edüp herkes halâlleşüp sabâha dek ihyâ etdiler ve "İnşâallah sabâh yürüyüşdür" deyü birbirlerine haber etdiler ve cümlesi âlât [u] silâhlarıyla âmade oldular. Ve bu günlerde kal‘anın der-i dîvârlarından ancak Tün kenarında bir kulle kalmışdı. Ve kara tarafında Yoğurdcu Baba cânibinde bir kulle ve garb tarafında bir kulle kalmışdı. Mâ‘adâ yedi koldan yetmiş pâre balyemez ve çöldutmaz toplar ile kal‘ayı döğe döğe hâke yeksân olunmuşdu. Ammâ kal‘a içinde mahsûr olan küffâr-ı dûzah-karâr dîv-dest ve pîl-ten Ferhâd-vâr kûh-ken olmağıla ka‘r-ı zemîne girüp anda cây-ı karâr edinüp diri dirliklerinde hâk-ı mezelletde gûnâ-gûn muhîl şeytanatlar ile mazgal delikleri ihdâs edüp sademât-ı top-ı kûpden halâs olup kal‘adan ziyâde metânet buldular. Ne cânibden bunların üzerlerine lağım ile türâb sürmek ile varıldıysa lağımları köstebek gibi bulup sürülen toprakları serîka edüp nehr-i Tün'e dökerlerdi. Bir hafta renc [u] anâ ile sürülen toprağı bir gicede gâ’ib ederlerdi. Âhir-i kâr cümle iş erleri lâ-ilâc kalup lağıma mübâşeret etdiler. Anlar lağım fenninde yer sıçanından üstâd san‘atlar etdiler kim âdemin aklı perîşân olur. Hatta nehr-i Tün altından ziftli ve katranlı kayıklar ile su içinde lağım atma hünerin gösterdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 259b–261a ·
metinde göster ·
… p hatt-ı şerîf kırâ’at olunup mefhûm-ı hatt-ı şerîf oldur kim "Eğer başın gerek
ise bir
ân ve bir sâ‘at durmayup mükellef ve mükemmel askerinle mâh-ı Cemâziyelâhirin g …
asrında (---) mansıbiyle ber-murâd olmuş Bosneviyyü'l-asl bir Oğuz âdem idi. Hîle ve hud‘adan berî, zemm ü nemm ve gıybet ü mesâvî ve kizb ü bühtândan ârî vüzerâların düşman üzre varıcı Varvar'ı idi. Ve gâyet mu‘tekid olduğundan her hoş-âmed âmedî kelâmı tasdîk etmeğe meftûn idi. Ve re’y [ü] tedbîrde hüsn-i tedbîr etmeyüp sû’-i tedbîre ilkâ edenlere tab‘iyyet ederdi. Ve devleti gûyâ istidrâc ve kemâl-i hıffet ile ve akl-ı kıllet ile meşhûr-ı âfâk idi. Ancak salâh-ı hâl ile mümtâz-ı ser-firâz idi. Hikmet-i Hudâ bir gün İpşir Paşa'dan ve Küçük Çavuş Paşa'dan mektûblar gelüp vâfir mesrûr [u] handân oldu ve mektûbları kırâ‘at etdirüp gûyâ raks edüp "İşte İpşir oğlum gelmededir. Senin paşan onun hakkında bana neler yazar. Al imdi bu mektûbları paşana götür" deyü İpşir Paşa ve Küçük Çavuş Paşa ve kendü mektûblarıyla hakîre bir kîse guruş ve Köprülü mâlından rahtile bir küheylân at ve bir Gürcî gulâmı ve ana bir küheylân at ve bir kat esbâb. Kankırı nâhiyelerinde Bozoğlan kurâsından çıkup mütevekkilena'l-allah cânib-i şimâle üç günde ılgar edüp Engürü sağımızda kalup Murtatovası içinde bir vâsi‘ sahrâda menzil-i karye-i (---) paşa ile mülâkât olup "Bre Evliyâm! Safâ geldin. Ammâ ne çok eğlendin" dedikde ahvâl-i pür-melâl [ü] ser-güzeşt [ü] ser-encâmı bir bir takrîr edüp paşa âlem-i hayretde kalup tebessüm edüp, yakında görürsün, deyüp ibtidâ Varvar'ın mektûbun okuyup âteş-pâre olup "Görürsün mel‘ûn ahmak potur" deyüp İpşir Paşa'nın Varvar'a gönderdiği mektûbu kırâ’at edüp güle güle tamâm olup mektûbu hakîre atup "Nazar eyle" dedi. Hakîr İpşir mektûbun kırâ’at edüp ol kadar iltiyâm u mudârâ vü imhâl ve niyâz-gûne girişmeler tahrîr eylemiş kim istimâ‘ edenin aklı gidüp "İpşir Paşa, Varvar Alî Paşa'nın abd-i memlûkü olmuş" der. Paşa mektûblardan sonra ol deryâ-dil paşa-yı kâmkâr buyurdular kim "Biz anın ta'n-âmîz mektûblarına nazar etmeyüp yine mudârâyı elden komayalım" deyü latîf edâ ile mektûblar yazmak sadedinde iken âsitâne tarafından bir hünkâr hasekisi ve Kapu kethüdâmız Siyâvuş Ağa'nın hazînedârı Kâtib Alî Çelebi hatt-ı şerîf ile gelüp ol sâ‘at dîvân-ı pâdişâhî olup hatt-ı şerîf kırâ’at olunup mefhûm-ı hatt-ı şerîf oldur kim "Eğer başın gerek ise bir ân ve bir sâ‘at durmayup mükellef ve mükemmel askerinle mâh-ı Cemâziyelâhirin gurresinde bi-eyyi vechin kâne İpşir Paşa ve Çavuş Paşa ve Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve Seydî Ahmed Paşa ve Şeh Gâzî Beğ ile cümle yek-dil ü yek-cihet olup Varvarlının başı ya başın ve illâ eğer inâd u muhâlefet ve müsâmaha edersen bunda olan evlâd [u] ıyâlini cümle katl edüp cümle mâl [u] menâlin kabz olunur. Ve eğer ol âsînin hakkından gelüp Varvar'ın başın serîr-i sa‘âdetime gönderüp edâ-yı hizmet edersen hâlâ hasekimde olan Mısr eyâleti hatt-ı şerîfime amel edüp bu cânibe mürâca‘at etmeden bilâ-câ’ize tarafından bir mükellef ve muhteşem ve umûr-dîde ağanı Mısır'ın şehr havâleliğine gönderesin. Hatt-ı hümâyûnuma amel edüp fermân-ı şerîfim eyle sâdır olmuşdur. Ve's-selâm." Paşa dahi "emr 364a pâdişâmındır" deyü derhâl nefîr-i rıhlet çalınup bin mikdârı asker ile tuğu ileri gönderüp hasekiye bir kîse harc-ı râh verüp kethüdânın haymesinde mihmân eyleyüp ertesi gün hikmet-i Hudâ Varvar Alî Paşa'nın çâşnigîrbaşısı gelüp Âsitâne tarafından {Varvar Alî Paşa'ya} gelen emirleri ve hatt-ı şerîfi getirüp paşa kırâ’at etdükde mazmûn-ı hat oldur kim "Vezîrim Varvar Alî Paşa lalam! Cirmin afv olunmuşdur. Defterdâroğlu celâlî Erzurûm'a ve Engürü'ye mutehassın olmak murâd edüp ısyân [u] tuğyânı zâhir olmuşdur. Hatt-ı şerîfim vardıkda bir ân durmayup memâlik-i mahrûselerimde nerde bulursan katl edüp yâ başı, yâ başın. Edâ-yı hizmetden sonra sana Mısr'ı bilâ-avâ’id ve lâ-fevâyid ihsânım olmuşdur" deyü hatt-ı şerîfi kırâ’at edüp "Bre meded, bu sır bunda kalsın" deyüp "men hafaza'l-lisâne selleme mine'l-afat" deyüp keşf-i râz etmeyüp summun bükmün durdı. Ol gün İpşir Paşa tarafından çâşnigirimiz gelüp "İpşir Paşa, Karaman eyâletiyle Varvar ile celâlî olmağa gider" deyü haberler geldi. Ol gice Varvar'a mektûblar yazılup Varvar'ın katli hakkına paşaya gelen hatt-ı şerîfi Varvar mektûbiyle ale's-sabâh hakîre verüp ol gün ol gice ılgarup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 363b–364a ·
metinde göster ·
… edüp anda yetmiş nefer kimesne ile şükrân-ı selâmet herkesde ne ni‘met bulundu
ise bir
yire cem‘ edüp bir kazgan içre tabh eyleyüp tenâvül edüp Hakka şükür etdiler. O …
Bu belde-i kadîmin hakkında cemî‘i millet-i Mesîhiyye müverrihleri müttefekun aleyh olup sıhhati üzre eyle tahrîr etmişlerdir kim 137a Âdem-i Eb-i sânî Hazret-i Nûh Necî Tûfân'dan necât buldukdan sonra Musıl kurbunda cebel-i Cûde'de keştî-i Nûh karâr edüp anda yetmiş nefer kimesne ile şükrân-ı selâmet herkesde ne ni‘met bulundu ise bir yire cem‘ edüp bir kazgan içre tabh eyleyüp tenâvül edüp Hakka şükür etdiler. Ol ta‘âmın ismine aşur aşı nâm kodular. Zîrâ Tûfân'dan halâs oldukları gün mâh-ı muharremin onuncu gün olmağıyla yevm-i âşir deyüp aşur aşı dediler. Andan Hazret-i Nûh aleyhi's-selâm zevrakında olan yetmiş aded âdemlere nübüvvet ile fermân edüp her birini birer diyâra Kalimon keheneyi Arz-ı Hâsân'a gönderdi kim hâlâ diyâr-ı Mısır'da Bilbes şehrine Arz-ı Hâsân derler. Anınçün Mısır arz-ı mukaddesden değildir. Ba‘dehû Kalimon hakîm Mısır'a varup Hazret-i İdrîs ta‘lîmiyle binâ olunan Mısır Cizesindeki Hırem dağları ki hâlâ anlara Fir‘avn dağları derler, ammâ hilâfdır Sürid hakîm izn-i İdrîs ile binâ etmişdir. Tûfân'dan sehel harâb olmak ile Kalimon hakîm yine imâr edüp anda sâkin oldu. Merhûm olup Ehrâm dağında defn etdiler. Oğlu Mısrâyim hakîm-i kebîr olup şehr-i Fustât'ı binâ etdiğiyçün şehr-i Mısır dediler. Bu Mısrâyim dahi merhûm olup yetmiş aded evlâdı kalup Musul'da Hazret-i Nûh'a gelüp birer cây-ı vatan istediklerinde her birin bir diyâra gönderüp Sırfâyil nâm bir oğlunu Rûm'a gönderüp ibtidâ Rûm'da vatan tutanın bu Sırfâyil'dir. Arz-ı Rûm'da deverân u seyerân ederek bu Sofya arzının âb [u] hevâsından ve Vitoş nâm kûh-ı bülendinden hazz edüp arz-ı Sofya'da sâkin olup her biri yüzer seneye bâliğ iken her birin birer arza gönderüp vatan dutundular. Bir oğlu Latine'dir, Dobra Venedik'e gidüp nevpeydâ Venedik körfezi sâhilinde kurâ ve kasabâtlar binâ edüp anda tenâsül bulup kavm-i Latin oldu. Bir oğlu Hersek idi. Hersek diyârı anın ismiyle müsemmâdır. Bir oğlu Vornik idi. İzvornik'de sâkin olup Voynuk kabilesi Vornik neslindendir. Bir oğlu Bulkarya'dır. Bulgar andan münteşir oldu. Bir oğlu Franka idi. Frenk andandır. Biri Hırabda idi, Hırvad andandır. Bir oğlu Boşnak idi, kavmi andandır. Bir oğlu Doşka idi, Alaman ile Venedik mâbeyninde Dodoşka kavmi andandır. Ammâ Macar Acem'den gelme Menuçehr evlâdlarından Mençır'dan galat Macar kavmidir. Sırfâyil'in bir oğlu da Romaa idi. Kızılelma Roması'nda kalup {on bir evlâdı olup her birin birer diyârı reyy ü imâr etmeğe gönderdi kim İşpaniye vilâyetinin ismidir.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 136b–137a ·
metinde göster ·
… i pâke yüz sürüp secde-i şükr etdiler. Cümlesi şükrâne içün herkesde ne bulundu
ise bir
kazgana koyup aş pişirüp tenâvül etdiler. Hâlâ ol ta‘âma "Âşûra aşı" derler kim …
Ezîn-cânib kaçan ki Hazret-i Nûh Necî Tûfân'da Cebel-i Cûde üzre keştîsiyle karâr edüp necât oldukda cümle ümmet-i Nûh gemiden taşra çıkup hâk-i anber-i pâke yüz sürüp secde-i şükr etdiler. Cümlesi şükrâne içün herkesde ne bulundu ise bir kazgana koyup aş pişirüp tenâvül etdiler. Hâlâ ol ta‘âma "Âşûra aşı" derler kim Nûh Necî mâh-ı Muharremü'l-harâmın onuncu gününde necât bulduğunda yevm-i âşûradır kim Muhammed ibn İshâk kavlince "Tûfân-ı Nûh'dan Server-i Kâ’inât'a gelince 4.490 senedir. Âdem Nebî'den vilâdet-i Mefhar-i Mevcûdât'a gelince 6.750 senedir", deyü cemî‘i müfessirîn müttefekun aleyh olup tahrîr etmişlerdir ammâ ba‘de't-Tûfân bu dünyanın ibtidâ imârı vilâdet-i Resûl'den mukaddem dörd bin dört yüz doksan sene olmuşdur kim ibtidâ imâr olan keştî-i Nûh'un karâr etdüği Cebel-i Cûde üzre binâ-yı Hazret-i Nûh şehr-i Cûde'dir kim bu cebel hakkında sûre-i (---)Arapça âyeti nâzil olmuşdur. Hazret-i Nûh asrında bir şehr-i mu‘azzam olup gâyet imâr oldu. Hâkimi Hazret-i Nûh ümmetinden Kürdim Melik idi. Bu cebel-i Cûdî üzre bu Kürdim Melik altı yüz sene mu‘ammer olup evlâd-ı evlâdı münteşir olup İbrî lisânından gayrı bir lisân-ı İbriyân te’lîf edüp ne İbrîdir ve ne Fârisîdir ve lisân-ı Derîdir. Ana lisân-ı Kürd, Hazret-i Nûh ümmetinden Melik Kürdim'den kalmışdır. Ba‘dehû Hazret-i Nûh Tûfân'dan sonra Cûde şehrinden yine cebel-i Sincâr'a gelüp imâr olmasiyçün du‘â etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 212b ·
metinde göster ·
Eyâlet-i İmâdiyye'de olan sancak beğlerin beyân eder: Cümle (---) aded hâkim ümerâlardır kim tabl [u] alem sâhibleridir. Lâkin Âl-i Osmân ümerâları değillerdir. Cümlesi İmâdiyye hâkiminden hil‘at giyüp hâkim olur ammâ anlar da mâbeynlerinde ocaklık üzre hükûmet sâhibleridir. Bir sefer olsa İmâdiyye hâkimiyle sefer eşerler. Taht-ı hükûmetlerinde aslâ timâr u ze‘âmet yokdur. Ebvâb-ı mahsûlâtları İmâdiyye hâkimi gibi kendülere hâs kayd olunmuşdur. Bu ümerâlardan biri fevt olsa kânûn üzre İmâdiyye hâkimi vâlî-i Bağdâd'a arz etmeden oğluna veya bir akrabâsına sancağın verir. Eğer akrabâsı yok ise bir gayrı müstahıkkına verüp kalemiyye avâ’idinin nısfın İmâdiyye hâkimi ve nısfın Bağdâd vâlîsi kalemiyye almak kânûn-ı Süleymân Hân'dır. Evvelâ mîr-i livâ-yı Akra ve mîr-i livâ-yı Şuhoy Muhammed Beğ ve mîr-i livâ-yı Zaho ve mîr-i livâ-yı Dühük ve mîr-i livâ-yı Muzurî ulu sancak sâhibidir. Ve mîr-i livâ-yı Zıbarı bu dahi yigirmi bin tüfeng-endâza mâlikdir. Akra sahrâsın kavm-i Zıbarı dutmuşdur. Ve mîr-i livâ-yı Zaho, nehr-i Habur sâhilinde ulu sancakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 377b ·
metinde göster ·
… Siyâvuş Paşa ile görüşmeği Allâh gecinden nasîb eyleye. Bin sene yerde yatmadan
ise bir
gün yer yüzünde ibâdet etmek eydir" deyüp "Evliyâ! İnşâ’llâh biz seninle sıhhat …
Hemân Paşa eydir: "Biz anlar ile ve Siyâvuş Paşa ile görüşmeği Allâh gecinden nasîb eyleye. Bin sene yerde yatmadan ise bir gün yer yüzünde ibâdet etmek eydir" deyüp "Evliyâ! İnşâ’llâh biz seninle sıhhat ü selâmetle Rûm mansıblarına gideriz. Defterdârzâde ve Siyâvuş Paşa gayrı mansıba gitmişlerdir" deyüp paşa hâmûş-bâş oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 17a ·
metinde göster ·
… le yigirmi bin kile buğday 59b ve un ve sâ’ir zahîre göndermişim. Eğer mümkün
ise bir
ceng arasında kâfire bir velvele gösterüp bir tarafdan varan imdâd zahîreleri k …
"Feryâdnâmeniz bir gecede vâsıl olup Bozcaadası donanmasının altıncı gecesi sabâhında mahsûr olmuşsuz. Hudâ kerîmdir. Dîn-i mübîn gayretin elden koman. İnşâ’allâh üç günde ve dörd günde kırk bin Bucak Tatarıyla ve altı bin benim askerimle ve toplar ile sizlere imdâd yetişmek üzereyüz. İşte yigirmi pâre gemiyle üç bin serdengeçdi yiğit ile yigirmi bin kile buğday 59b ve un ve sâ’ir zahîre göndermişim. Eğer mümkün ise bir ceng arasında kâfire bir velvele gösterüp bir tarafdan varan imdâd zahîreleri kal‘aya alasız ve illâ sâbit kadem olup durasız".
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 59a–59b ·
metinde göster ·
püşte-i âlî üzre kemâl-i metânet ile metîn ü müstahkem bir sûr-ı üstüvârdır kim …
Kal‘a-i Seykel ise bir püşte-i âlî üzre kemâl-i metânet ile metîn ü müstahkem bir sûr-ı üstüvârdır kim bunun bir tabyası cümle Erdel kılâ‘larına yan başı gelir sedd-i Seykel'dir. Bâ-husûs aşağı sûr-ı kebîrinin handak-ı amîki içre nehr-i Seykel deverân u cereyân edüp leb-ber-leb olup gûyâ bir buheyre-vâr talattum ve temevvüc edüp durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 23a ·
metinde göster ·
… çıkar gider, bir habbe ve dânk vermez. Eğer bir peştemâl ve kîse ve sâbûn lâzım
ise bir
akçe verüp (verüp) gidersin. Gayri ılıcalar dahi hem-çünân bu gûnedir.
Bu Tabahâne germâbının tâ bu mertebe hâssası vardır, ammâ bu humma-i nâfi‘a[ya] ale's-sabâh erler girüp vakt-i çâştda tâ nısfu'l-leyle dek avretler girir, zîrâ mahalle içinde vâkı‘ olup havz-ı azîmli ve müte‘addid halvetli ve sekiz aded kurnalı hammâm-misâl bir ılıcadır. Herkes futa ve sileceği 85b ile girüp pâk ü pâkîze olup çıkar gider, bir habbe ve dânk vermez. Eğer bir peştemâl ve kîse ve sâbûn lâzım ise bir akçe verüp (verüp) gidersin. Gayri ılıcalar dahi hem-çünân bu gûnedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 85a–85b ·
metinde göster ·
… lup herkes kollu kollarında kanûn-ı Âl-i Osmân üzre meks etdiler. Kal‘a-i Uyvar
ise bir
sahrâ-yı bî-pâyânın ortasında havâlesiz bir zemîn-i çemenzârda sedd-i İskender- …
Hemân ol ân cânib-i erba‘aya karavular kat-ender-kat fermân-ı sâhib-kırân olup herkes kollu kollarında kanûn-ı Âl-i Osmân üzre meks etdiler. Kal‘a-i Uyvar ise bir sahrâ-yı bî-pâyânın ortasında havâlesiz bir zemîn-i çemenzârda sedd-i İskender-mânend bir kal‘a-i ser-bülend beyâz kuğu gibi altı aded sedd-i Kahkahâ tabyaların ve cümle dîvârın niçe bin haçlı peykerleriyle zeyn olmuş durup aslâ ve kat‘â Sadrıa‘zam alaylarına ve ordularına ve bâğ u bâğçelere girenlere aslâ bir top u tüfeng atmayup hâmûş-bâş dururdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 108a ·
metinde göster ·
"Sultânım gideceğimiz yer kâfiristândır. Dervîş Ahmed
ise bir
harâbâtî cândır. Olmaya kim kâfiristânda bir bedmestlik edüp elçi paşamızın ırz …
"Sultânım gideceğimiz yer kâfiristândır. Dervîş Ahmed ise bir harâbâtî cândır. Olmaya kim kâfiristânda bir bedmestlik edüp elçi paşamızın ırzına bir şe’n getire" dediğimde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 30b ·
metinde göster ·
… ikçe feryâdına kimesne bakmayup müsâferete kabûl etmezler. Ol dervîş her ne hâl
ise bir
künçe ve pünçede pinhân olup zâr zâr her ne hâl ise sabâh eder.
El-hâsıl her kanda kapular önüne varup "Şey’en lillâh" dedikçe feryâdına kimesne bakmayup müsâferete kabûl etmezler. Ol dervîş her ne hâl ise bir künçe ve pünçede pinhân olup zâr zâr her ne hâl ise sabâh eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 137b ·
metinde göster ·
… vardır. Yüz yaşında âdemleri cümle sakalların tırâş ederler. Eğer sakallısı var
ise bir
haftalık gelmiş tırâş kadar sakalı var. Her hafta sakalların kırkarlar. Ve alın …
Ammâ bir bed şeyleri vardır. Yüz yaşında âdemleri cümle sakalların tırâş ederler. Eğer sakallısı var ise bir haftalık gelmiş tırâş kadar sakalı var. Her hafta sakalların kırkarlar. Ve alınlarından tâ başının ortasından ensesine varınca başın tırâş edüp kulaklarının üstlerinde iki yanlarının saçları sarkmışdır. Ba‘zı fukarâları ta‘âmdan sonra ellerin saçlarına yağıyla siler, ammâ a‘yânları ellerin yaykamayup yerlere silerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 150b ·
metinde göster ·
… h etseler mansûr olmuşlardır. Ve Akdeniz'in leb-i deryâsında ne kadar kal‘a var
ise bir
kaç defa her birine müstevlî olmuşlardır. Ve cemî‘i küffârın Malta'ya i‘tibârla …
Ba‘dehu sene (---) târîhinde Tâhir Baybars yedi yılda Akke kal‘asın feth edüp içinde olan Malta küffârı keştîlerine süvâr olup Silifke ile Tarsûs mâbeyninde Akdeniz kenârında Takyanus'un tahtı olan Kara Görgüz nâm şehirde Malta küffârı cesed-i Yahyâ ile anda iki yüz yıl sâkin olurlar. Ba‘dehu anda dahi cânib-i erba‘aların nehb [ü] gâret ederek halkı bîzâr ederler. Âhir Zülkadriyyelü ve Ramâzaniyyelü ve Karamaniyyelü bir yere gelüp bir ceng-i azîm ile Karagürgez'i feth edüp andan dahi Malta küffârı firâr edüp Rodos cezîresi bir arz-ı hâliye olduğundan ve Me’mûn Halîfe gemileri kalyonlar gemileri ile anda yetişüp iki yüz yıl sâkin olup böyle bir sedd-i Kahkahâ binâ edüp Hazret-i Y 119a Yahyâ'nın cesed-i şerîfin bu Sencovan câmi‘inin mihrâbının sağ cânibindeki hücrede pinhân ederler. Ve Hazret-i Yahyâ'nın cesed-i şerîfleri ismi ile bu kenîse'yi yapup Sencovan dediler. Ve iki yüz sene bu cezîrede sâkin olup Hazret-i Yahyâ'nın cesed-i şerîfin ve bir elinde kılıç ile tasvîr edüp sancak ve bayraklarında eşkâlin tahrîr edüp uğur dutunmuşlardır. Ve hâkikatü'l-hâl her ne cânibe teveccüh etseler mansûr olmuşlardır. Ve Akdeniz'in leb-i deryâsında ne kadar kal‘a var ise bir kaç defa her birine müstevlî olmuşlardır. Ve cemî‘i küffârın Malta'ya i‘tibârları bu vech iledir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y118b–Y119a ·
metinde göster ·
… üm bir hâmûn-ı ferah-fezâdır. Ol hâk-i amber-pâk her kimin kabza-i tasarrufunda
ise bir
mük buğday ekse, yüz mük hâsıl olur kim âye[t]: Arapça mazmûnunca bir dâne hı …
Gâyet ma‘mûr u mahsûldâr kazâdır. şâm'ı ve Kudüs'ü ganîmet eden bu diyârdır. Zîrâ ibtidâ Hazret-i Âdem bu arâzî-i latîfde zirâ‘at etmişdir. Hâlâ Âdem Sâfî tarlası derler Küteybe uyûnunun cânib-i şarkîsinde niçe bin dölüm bir hâmûn-ı ferah-fezâdır. Ol hâk-i amber-pâk her kimin kabza-i tasarrufunda ise bir mük buğday ekse, yüz mük hâsıl olur kim âye[t]: Arapça mazmûnunca bir dâne hıntadan on on beş ve yigirmi sünbüle zâhir olup her birinin kâmeti hadenk kalınlığı olur ve her sünbülede mi’etün habbe mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y259b ·
metinde göster ·
… şeker ve fındık doldurup yola revâne olduklarında eğlence olur. Ve menzil karîb
ise bir
sâ‘at yer kaldıkda Bedevî Urbânlarından İbn Halvân derler kırmızı şâllı kırk âd …
Ve Mısır askerinin ganîmetinden bir hüsn-i hâlleri vardır. Evkât-ı hamsede rada etdikleri mahalde cümle meş‘alleri çerâğân-ı cinân edüp nısfu'l-leylde âyende vü revendeyi kahveye teklîf edüp halka helvâlar ve şeker ve börekler ve fındık ve fısdık ve cevizler ve hurmâ ve leblebi ve kâkler ve akîde ve nebâtları eyle bezl ederler kim Hudâ âlîmdir halkın ekseri cebine şeker ve fındık doldurup yola revâne olduklarında eğlence olur. Ve menzil karîb ise bir sâ‘at yer kaldıkda Bedevî Urbânlarından İbn Halvân derler kırmızı şâllı kırk âdem vardır, bir mürtefi‘ yere çıkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y376b ·
metinde göster ·
deve boynu gibi bir eğri ve dar yokuş boğazdır. şark cânibi gayyâ deresi-misâl …
Bu mahal ise bir deve boynu gibi bir eğri ve dar yokuş boğazdır. şark cânibi gayyâ deresi-misâl derkü'l-esfeldir. Bu mahalle Mekke'den berü yorgun argın develer geldikde bî-tâb u bî-mecâl kaldıkda ubûr etmeyecek develeri derhâl ikişer yerden boğazlayup ol çâh-ı esfele atarlar. Ba‘zısının sâhibi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y379a ·
metinde göster ·
… ûrâda halâs olduklarıyçün her kişide me’kûlât [u] meşrûbât kısmından ne bulundu
ise bir
tancereye koyup tabh edüp âşûr aşı olup cümle gemide olanlar ol aşdan tenâvül e …
Ol Tûfân'da Hazret-i Nûh Musul kurbunda cebel-i Cûdî'de keştî-i Nûh der-kenâr olup yevm-i âşûrâda halâs olduklarıyçün her kişide me’kûlât [u] meşrûbât kısmından ne bulundu ise bir tancereye koyup tabh edüp âşûr aşı olup cümle gemide olanlar ol aşdan tenâvül edüp şükür etdiler. Yevm-i âşûrede ol aşı pişirmek Âdem-i sânî Hazret-i Nûh sünnetidir, i‘tibâr etmek gerek.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y4b ·
metinde göster ·
… tâ’ifesinden bir ferd yokdur, cümle fukarâlardır. Eğer askerî tâ’ifesinden var
ise bir
tarîkden bî‘at edüp fukarâ zeylinde yürür. Zîrâ hadîs: Arapça buyurmuşlar. Be …
Bugünkü gün mahmel-i şerîf meşâyihân fukarâlarınındır, buna çûn çerâ olmaz. Mahmeli fukarâlar götürmesinin aslı budur. İçlerinde aslâ askerî tâ’ifesinden bir ferd yokdur, cümle fukarâlardır. Eğer askerî tâ’ifesinden var ise bir tarîkden bî‘at edüp fukarâ zeylinde yürür. Zîrâ hadîs: Arapça buyurmuşlar. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y201b ·
metinde göster ·
… unda gelir, yine dal hançer olup dâmâdı arayup ne kadar zî-kıymet cihâzları var
ise bir
bir beyân edüp gider.
Andan arûs piyâde kırmızı şalvârlı beli hançerli cündî üslûbunda gelir, yine dal hançer olup dâmâdı arayup ne kadar zî-kıymet cihâzları var ise bir bir beyân edüp gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y244a ·
metinde göster ·