… vardır ammâ bir burc-ı azîminde balyemez topları ile limanı korudur. Zîrâ Hâleb
iskelesi olmağıla
gâyet serhaddir ve kal‘ası dâ’iren-mâdâr cirmi sekiz yüz germe hatve adımdır. D …
Eşkâl-i kal‘a-i Payas: Leb-i deryâda şekl-i murabba‘ seng bînâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Cümle sekiz aded topları vardır ammâ bir burc-ı azîminde balyemez topları ile limanı korudur. Zîrâ Hâleb iskelesi olmağıla gâyet serhaddir ve kal‘ası dâ’iren-mâdâr cirmi sekiz yüz germe hatve adımdır. Dâhil-i kal‘ada toprak ve kireç ile mestûr üç yüz aded hâne-i ma‘mûrları var ve kal‘ası dâ’iren-mâdâr iki kat dîvârları burc [u] bârûsu gâyet metîn ü müstahkem binâ-yı kavîdir ve cânib-i şarka nâzır ikişer kat demir kanatlı kapuları ve handakı üzre ağaç cisri var ve iskele kullesi bir metîn ve müdevver kulledir. Şeb u rûz kal‘a neferâtları bu kulle üzre nigehbânlık ederler. Zirâ gümrük bu mahaldedir ve liman zamân-ı kadîmde gâyet latîf liman imiş. Mürûr-ı eyyâm ile hâlâ ol kadar me‘mûr değildir, bir âb-ı hayât göldür. Yine ba‘zı gemiler girer ammâ iri bârçe ve karavana ve burtun ve galyon gemiler girüp demir bırağıp yatmazlar. Cümle gemiler alarka lenger-endaht olup yatarlar. Sekiz rûzgârdan emîn a‘lâ demir dutar yataklı limandır ve kal‘a handakının sol tarafı kenarında bir müferrah mahkeme-i şer‘-i Resûl müntehâ dud ağacı vardır. Ve bu mahalde iki kanatlı demir kapulu kal‘a-misâl bir hân-ı azîmi var. Kapusu üzre târîhi sene 1007 târîhidir. Bu hân kapusu kal‘a kapusuna nâzırdır. Hânı gâyet mükellef ve müzeyyen ve ma‘mûr [u] âbâdân ve müte‘addid harem odaları ve ıstabl-ı anterli ve develikli ve imâret ve dârü'z-ziyâfeli ve bir harem-i vâsi‘li cemî‘i âyende vü revendegâna ârâmgâh hâne-i bî-minnetdir ve bu hâna karîb bir câmi‘-i musanna‘-i acîb var kim misli meğer İslâmbol'da Silivrikapusu dâhilinde İbrâhîm Paşa 20a câmi‘i ola. Mihrâbı ve minberi gâyet musanna‘dır. Tûlen ve arzen seksen ayakdır ve gâyet şîrîn ü müzeyyen bir câmi‘-i mahbûbdur. Hemân haremi bâğ-ı cinândan nişân verir bir mesîregâh [u] teferrücgâh yerdir. Bu şehr içre böyle bir selâtîn-misâl câmi‘-i pür-envâr olduğundan cemâ‘at-i kesîreli ibâdetgâhdır. Evvelâ harem-i ferâh-fezâsının ortasında bir havz-ı müşebbeki var, dâ’iren-mâdâr etrâfında âbdest muslukları var kim selsebîl-âsâ şeb [u] rûz cereyân edüp tecdîd-i vudû‘ olunur ve bu havzın etrâfında gûnâ-gûn turunc dırahtlarıyla ârâste olmuşdur. Her birisinin sâye-i hoş-hevâsında limon ve turunc şükûfesinin râyiha-i tayyibesinden cemâ‘at-i kesîrenin dimâğı mu‘attar olup hoş bû kesb etdikde ibâdet-i Yezdân ederler. Ve câmi‘in iki kapusu var, biri kıbleye mekşûfdur kim harem kapusudur. Üzerinde âhir mısra‘ı târîhi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 19b–20a ·
metinde göster ·
… ânı ve hammâmı ve müfîd ü muhtasar çârsû-yı bâzârı vardır, ammâ Haleb ve Bağdâd
iskelesi olmağıla
cümle zî-kıymet eşyâlar mevcûddur. Ve Birecik sahrâsına Vâdiyü'z-Zeytûn derler.
Tekyesi ve mekteb-i sıbyânı ve iskele başında hânı ve hammâmı ve müfîd ü muhtasar çârsû-yı bâzârı vardır, ammâ Haleb ve Bağdâd iskelesi olmağıla cümle zî-kıymet eşyâlar mevcûddur. Ve Birecik sahrâsına Vâdiyü'z-Zeytûn derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 53b ·
metinde göster ·
galle ve sâ’ir hubûbât çok olur. Ammâ zâlim iskelenin limanı kıble ve gün doğus …
Ve iskele başında ve gayri mahallâtlar içre cümle üç yüz aded mahzenlerdir. Zîrâ tüccâr kânıdır. Ve cümleden mükellef Serdâr hânıdır. Ammâ şehrine göre dekâkînleri azdır. Meyhâneleri serâpâ sazdır, bâde erbâbı cümle Lazdır ve sulehâsı gâyet azdır, ammâ âb [u] havâsı latîf yazdır. Ve bender iskelesi azîm olmağıla beher sene bin pâre şayka ve karamürsel ve zarbune ve çekelve gılâl doldurup İslâmbol'a giderler. Zîrâ bu bender Dobruca vilâyetinin iskelesi olmağıla galle ve sâ’ir hubûbât çok olur. Ammâ zâlim iskelenin limanı kıble ve gün doğusına nâzır ağzı açık olmağıla talattum-ı deryâ dağlar gibi gelüp dörder beşer demir üzre gemilerin yatmağa iktidârları olmayup hemân yüklerin alup yelken yırtup firâr ederler. Zîrâ her sene çok gemiler helâk olur. Ammâ Yanko ibn Madyan kral devrinde iki kapulu bir liman-ı azîm imiş. Hâlâ umk-ı deryâda dağlar gibi liman taşları tertîb üzre râyegândır. Hâlâ yine gelen keştîler bu liman temeli hudûdu içre yatarlar, ammâ zâlim gemiciler safra taşları limana taşlar döke döke liman dolup emn [u] emân olmaz oldu. Lâkin mülûk murâd edinse Kapudan Paşa donanma-yı hümâyûn ile varup limanı tathîr edüp gayri safra limana dökmeseler, dökeni gemi cundasına salb etseler liman selâmet olurdu. Allah tathîrin müyesser ede. Zîrâ gâyet elzem-i levâzımından liman-ı dâr-ı îmândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 125a ·
metinde göster ·