… girüp her tarafdan göz açdırmayup günden güne meterisler yürümede, ammâ sedd-i
İskender-vâr
bir çâr-kûşe kal‘a-i üstüvâr olmağıla cânib-i şimâlîsi liman ve deryâ vâkı‘ olu …
{Der-beyân-ı muhâsara-i kal‘a-i Hanya} : Ba‘dehû fermân-ı serdâr ile cümle hayme ve hargâhları Hanya kal‘asının cânib-i şarkîsi ve garbîsi ve cenûbî tarafına top menzili ba‘îd ordu-yı İslâm kat-ender-kat kurulup cânib-i erba‘a içine karavullar ta‘yîn olunup cümle mîr-i mîran ve asâkir-i a‘yân-ı cüyûş-ı müslimîn hayme ve hargâhı ve bâr [u] bengâhıyla ta‘yîn olunduğu yerlerde meks edüp taraf taraf çavuşlar tenbîh edüp cümle guzât gusller eyleyüp herkes helâlleşüp Bismillah ile ibtidâ yeniçeri ocağı rûz-ı rûşende meterise girdiler. Ertesi ale's-sabâh deryâ-misâl asker ile mevc mevc ve fevc fevc ve gürûh gürûh müzeyyen ve müsellâh cüyûş-ı muvahhidîn ile Serdâr-ı mu‘azzam Yûsuf Paşa kal‘a altından küffâr-ı hâre karşu alâ rağmi'l-a‘dâ'l-a‘dâ bir alay olmuşdur kim cümle küffâr-ı dûzah-karâr havf [u] haşyet-i Âl-i Osmân'dan mebhût [u] mütehayyir kaldılar. Andan serdâr-ı mu‘azzam, kânûn-ı kadîm üzre otağına nüzûl etdüğü sâ‘at cümle beldâr u çerâhora kırk bin mikdârı kazma ve kürek verüp yedi koldan sıçan yollarına mübâşeret olunup yedi koldan kal‘a-i Hanya'yı kuşadup muhâsara etdiler. Evvelâ kal‘anın cânib-i cenûbunda yeniçeri kethüdâsı koluna serdâr-ı mu‘azzam girdi. Ve Anadolu eyâleti ile (---) Paşa on oda ile zağarcıbaşı girdi. Ve Rûmeli eyâletiyle (---) Paşa on oda ile samsoncubaşı girdi. Kapu tarafı ki cenûb tarafıdır, Sivas eyâletiyle (---) Paşa beş oda ile yeniçeriyle haseki ağa meterise ve cânib-i şarkîsinde gümüş tabyasına cümle Cezâyirli meterise girdi. Ve kal‘anın cânib-i garbîsinde Altuntabya tarafına Haleb eyâletine mutasarrıf (---) Paşa üç oda ile zenberekçibaşı meterise girdi. Netîce-i kelâm yedi koldan on yedi kat-ender-kat cümle guzât meterise girüp her tarafdan göz açdırmayup günden güne meterisler yürümede, ammâ sedd-i İskender-vâr bir çâr-kûşe kal‘a-i üstüvâr olmağıla cânib-i şimâlîsi liman ve deryâ vâkı‘ olup ol tarafında meterise girilmek muhâl-ender-muhâl olup ancak karada şarkî ve garbî ve cenûb tarafından meterise girildi. La‘în-i bî-dîn küffâr, Âl-i Osmân ile Kıbrıs gazâsından berü ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl etmemeğile askeri dinç ve cebehânesi gülünç ve sâ’ir mühimmatları mütekâsir ve soltatları vâfîr, şeb [u] rûz ârâm etmeyüp yedi gün yedi gice kırk bin top ve niçe kerre yüz bin tüfenk-i pür-renk ve niçe bin kazan kumbara atup şeb-i zulmânîde kal‘ayı meş‘al-i mu‘allaklar ile çerâğân ederdi. Yedi günde yedi bin âdem şehâdet câmın nûş edüp camadanları beytü'l-mâle teslîm olundu. Ammâ hamd-i Hudâ guzât-ı müslimîn zerre ve şemme havf etmeyüp serdâr-ı bâ-vakârın ihsân [u] in‘âmı sebebiyle ihtimâm-ı 271b tam edüp gice ve gündüz meterisleri ileri yürüdüp üçüncü gün handak kenarına varıldı. Ve yedi koldan balyemez toplar kal‘anın yedi yerinden rahneler verdi. Ammâ kal‘anın zerre mikdârı rûhunun haberi olmadı. Gûyâ bir kûh-ı Demâvend idi. Bu hâl üzre yigirmi gün yigirmi gice ceng [u] cidâl ve harb [u] kıtâl olup mel‘ûn küffâr topa tutulmuş maymuna dönüp henüz hâbdan bîdâr olur gibi kudurmuş yılana dönüp eyle hıyel u şeytanat ve âteş-bâzlıklar edüp cümle guzât-ı müslimîni kebâb eyledi. Asker-i İslâm bu hıyel u mel‘ânetlerine bakmayup gün-be-gün ser-bâzlıkların ziyâde edüp Kumtabya cânibinden toprak sürmeğe eyâlet-i Şâm ve Mar‘ayş ve Karaman ve Tarabefzûn me’mûr olup toprak dağlar gibi gelirken küffâr-ı bed-girdâr [u] hilekâr kal‘a içinden el kumbarası ve kazan kumbarası ile erbâb-ı timarı yakup yandırdı. Âhir toprak sürmek mümkün olmayup taraf taraf lağımlara mübâşeret olunup kal‘anın garbî cânibi ki Nazarta tarafıdır, ol cânibden üç ağızlı bir lağm-ı sehm-gîn atılup kal‘anın yetmiş arşın mikdârı yeri hevâya perrân olup üzerinde olan küffârlar zâğ-ı gammâz-vâr hevâya pervâz urup dârü'l-bevâr-ı veylde karâr etdiler. Küffâr-ı dûzah-karâr bu lağım fennin görüp fi'l-hâl derûn-ı kal‘ada zîr-i handakdan güzer edüp bir lağım-ı sehm-gîn [ü] keyd-i mekîn atmışdır kim sürülen toprakla iki yüz mikdârı âdemleri evc-i hevâya münkalib edüp bir sâ‘at-i nücûmî gubar-ı türâb ile asker-i İslâm zulumât içre kaldılar. Niçe âdemler zîr-i türâbda bî-nâm u nişân olup bilâ-lahid ü bilâ tekfîn medfûn oldular. Guzât-ı müslimîn bu hâle dahi bakmayıp birbirlerin cenge tergîb edüp kal‘anın rahnedâr yerlerinden serdengeçdiler câbecâ kelleler ve diller getirmeğe başladılar. Hemân serdâr hazretleri kelle getirene elli altun, dil getirene yüz altun ve esîrin ihsân edüp niçesine timar u ze‘âmet bî-dirîğ ihsân oldukça guzât-ı müslimîn cân u gönülden cân ve baş verüp bir kaç kerre tâ derûn-ı kal‘adan kelle ve dil ve bir kerre ceneralin oğlun kayd-bend ile getirdiler. Ammâ ol gün mel‘ûn küffâr kudurdular ve hayli ceng edüp bî-nihâye yiğitleri şehîd etdiler. Ve bundan mâ‘adâ şeb [u] rûz görülmemiş âteş-feşânlık ederdi. Mâh-ı mezbûrun (---) günü derûn-ı kal‘adan bir küffâr resen-bâzlık ederek nüzûl edüp serdâr-ı âlî-tebârın huzûruna gelüp eydür "Sultânım! Eğer kal‘a içinde benim evimi ve ehl [u] iyâlimi bana ihsân edersen sana müjdem vardır" dedi. Serdâr "Hânenden ma‘a ziyâde murâd [u] maksudun her ne ise dîn-i Muhammedî hakk-içün sana ihsân edüp cümle re‘âyâya seni zâbit nasb edüp cümle tekâlîf-i örfiyyeden seni ve evlâdların mu‘âf ve müsellem edem" deyü yemîn billah ve kasem tallah edüp mezkûr keferenin gerdenine bir emân destmâlı bend edüp keferenin cümle ricâsın kabûl etdikde kefere eyitdi. "Sultânım: Küffâr içerde iki fırka olup Rûmlar kal‘ada kırılmakdan kal‘ayı Osmânlıya verüp harâc-güzâr re‘âyâ olalım derler. Venedikli, yok elbette imdâdımız gelince ceng edüp kırılırız, kal‘ayı virmeziz derler ve imdâdlarının gelmek ihtimâlleri vardır. Ve kendüler dahi top u tüfenk ve lağımdan helâk olup cümle küffâr liman tarafı emîn olmağıla anda cem‘ olmuşlardır. Şimdi tedârik oldur kim liman tarafına havâle taşrada bir tabya binâ edüp on pâre balyemez top ile liman tarafın döğesiz ve içeri Rûm mahallesinde bir kaç ok ile Rûmlara istimâlet kâğızları atasız, inşâallah böyle etseniz kal‘anın fethi müyesser olur" deyü kefere niçe gûne mütehassin tedârikler gösterdi ve vâfir sûret-i hak yüzünden telkîn edüp bir kaç ok ile Rûm mahallesine Rûmî lisânı üzre kâğızlar atup ol gice içerden on aded Rûm kefereleri çıkup İslâm ile müşerref olup isimlerine Burmalı fülân, Burmalı Sinân nâmında isimler kodular. Serdâr-ı zafer-şi‘âr bunların bu kelâm-ı dürûğlarına aslâ i‘timâd etmeyüp yevmen fe-yevmen göz açdırmayup kal‘ayı döğerdi. Ve kal‘anın cânib-i şarkîsinde Cezâyirli kolunda limana havâle bir tabya-i âlî binâ etmeği vech-i ma‘kûl görüp bir gicede evce ser çekmiş bir tabya-i âlî ihdâs edüp on pâre balyemez top-ı küp ile derûn-ı kal‘ada olan sarây-ı âlîlere ve emîndir deyü liman kenarında sâkin olan küffâra eyle top gülleleri uruldı kim derûn-ı kal‘adan 272a bir feza‘ u çeza‘ kopdu kim feryâd u figânları evce peyveste oldu. Ve ol gün cümle donanma-yı hümâyûn gemilerinde ve cümle deryâ beğlerine ve Cezâyirliye emirler gidüp rûy-ı deryâda gâfil olmayup hıfz [u] hırâsetler üzre olup on iki pâre mavunalar ile kal‘anın leb-i deryâdan olan yerlerin ve liman tarafların döğmeğe me’mûr etdiler. Anlar dahi kal‘a limanın döğmeğe mübâşeret edince derûn-ı kal‘adan bir vâveylâ kopdu. Ammâ deryâdan atılan top-ı kûplerin gülleleri niçe kerre bizim asker-i İslâma isâbet etdüğünden donanma topçubaşısına gayrı fermânlar gitdi. Ammâ yine bu mâbeynde küffâr-ı anîd-i pelîd inâdına musırr olup niçe bin gûne muhîl [u] şeytanat ve âteşbâzlık edüp ve niçe kayd [u] hâ’inlik ile âteş-feşânlık edüp günden güne yüz ve iki yüz âdem derece-i şehâdete kadem basdılar, bu kemîngâhda ömr-i gümânların yasdılar, ve sâ’ir guzât-ı muvahhidîn kılıçların arşa asdılar. Hulâsa-i kelâm şeb [u] rûz olan vekâyi‘âtları tahrîr eylesek tatvîl-i kelâm olup bir mücelled kitâb olur. Ancak merâm [u] maksûd-ı kelâm oldur kim küffâr-ı hîlekâr bu hücûm-ı mehcûmu görüp mâh-ı mezbûrun (---) günü bendler üzre çıkup gördü kim kırk bin eli kılıçlı ve çeğini kalkanlı serdengeçdi gâzîleri yürüyüş etmeğe âmâde olmuşlar. Ol gün küffâr bu hâli görüp bedenler üzre beyâz vereh bayrakları diküp "Aman, aman ey güzîde-i Âl-i Osmân" deyü feryâd u figân etdiler. Aslâ feryâd u vâveylâlarına nazar etmeyüp ma‘a'z-ziyâde kal‘a[yı] kûp toplar ile döğüp kumbara ve kurşumlar ve lağımlar atılup kal‘anın ba‘zı münhedim olan yerlerinden rehin nâmıyla bir kaç kapudan küffâr çıkup on gün mehil istediler. Serdâr eyitdi "Ale's-sabâh çıkarsınız, yohsa cümlenizi dendân-ı tîğdan bî-dirîğ geçiririz" deyü ta‘ahhüd etdiler. Hemân küffâr-ı dûzah-karârın birkaçı serdâr serâperdesinde kalup birkaçı derûn-ı kal‘aya gidüp "Kâbil ü imkân değildir. Cümle Türk yürüyüş edüp kırsalar gerekdir. Hemân cân u başımız ve ehl [u] iyâl ü yoldaşımız sağ iken sabâh çıkalım" deyü cümle ricâ edüp ma‘a-ziyâde bedenler üzre vere bayrakları zeyn edüp niçe mu‘temed küffârlar taşra rehne çıkup ol sâ‘at emân ile cümle yeniçeri ve sipâh ve cebeci ve topçu ocakları pür-silâh bedenler üzre zeyn olup cümle topları ve cebehâneleri kabza-i tasarrufa aldılar. (---) Ol gice cümle küffâr gemilerine dolup cezîre cezîre dârü'l-karâr-ı bevârlarına git(me)diler. Hamd-i Hudâ mâh-ı mezbûrun (---) günü burc u bârûlar üzre ezân-ı Muhammedîler kırâ’at olunup cümle guzât-ı müslimîn meterislerden çıkup kal‘anın der-i dîvârı üzre kat-ender-kat zeyn olup bir kerre gülbâng-ı Muhammedî ve bir yaylım top u tüfenk şâdmânın edüp üç gün üç gice donanma-yı hümâyûn olup şeb [u] rûz şâdmânîler olup sıyt u sadâ-yı top u tüfenk evkât-ı hamsede üç yaylım atıldığında zemîn ü âsumân ve deryâ-yı bî-pâyân cûş [u] hurûşa geldi. Küffâr gemileriyle Hanya'nın cânib-i şarkîsinde Suda kal‘asına ve Retime ve Apokorona ve Kandiye'ye giderlerken Hanya cenerali la‘în bu şâdmânîleri görüp ve ezân-ı Muhammedîleri istimâ‘ edüp ve nâkûshâneleri üzre haç alemleri ser-nigûn olup yerine yeşil alem-i Resulullah zeyn olduğun görünce ceneral-i mel‘ûn "Bu hâli görmemek yeğdir" deyü parmağıyla kendi gözün çıkarup la‘în oldu. Hemân ale'l-acele cümle donanma-yı hümâyûn limana girüp ıskarça olup sâ’ir şayka ve karamürsel ve cebehâne gemilerine destûr verilüp Âsitâne tarafına müjdeciler gitdi. Ve gayrı deryâ beğleri cümle yetmiş yedi pâre başdardalarıyla elli pâre Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus gemileri lenger-endâz olup yatdılar. Andan cümle gemilerde olan mühimmâtları ve forsa pâyzenleri gemilerden çıkarup leb-i deryâya azîm surâhî ve serâmed ve musanna‘ toplar koyup ve niçe tabya-i azîmler edüp kirpi-misâl toplar ile müzeyyen edüp kal‘anın ibtîda handaklerin ve sürülen dağlar gibi toprakların deryâ-misâl asâkir-i İslâm ve beldâr ve çerâhôr ve teberdârân ve azebân ve forsa ve pâyzenânlar ile üç gün üç gicede handakleri mülevvesâtdan ve meteris sıçan yollarından pâk edüp kal‘anın rahne-dâr yerlerin metânet üzre mebnî edüp cümle asâkir-i İslâmı yerlü yerine nasb 272b edüp kal‘a evvelkiden bin kat ziyâde metânet ve istihkâm bulup cemî‘î kenîseleri ma‘bed-i müslimîn olup tâ‘at-ı Sübhânî olmağa başlandı. İbtidâ cum‘a Sultân İbrâhîm câmi‘inde kılınup cümle guzât fethinde bulunduklarına hamd-i Hudâ etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 271a–272b ·
metinde göster ·
… hücrelerin dahi mâfevkinde kat-ender-kat Kâşî çinili harem-sarâydır kim sedd-i
İskender-vâr
bir harem-i muhteremdir. Bir demir kapusu var, şeb [u] rûz kırk elli aded tavâş …
Ve bu meydânın cânib-i erba‘asında kat-ender-kat kârgîr ile mebnî asâkir-i hân odalarıdır kim cümle revzenleri bu meydâna nâzırdır. Bu hücrelerin dahi mâfevkinde kat-ender-kat Kâşî çinili harem-sarâydır kim sedd-i İskender-vâr bir harem-i muhteremdir. Bir demir kapusu var, şeb [u] rûz kırk elli aded tavâşî ağalar bâb-ı haremde pür-silâh âmâde olup nigâhbânlık ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 227b ·
metinde göster ·
… tüvârdır kim bu kevn-i kec-rev-i gerdûn-ı devvâr-ı kec-reftârda eyle bir sedd-i
İskender-vâr
ve bir rabât-ı mu‘azzam hisâr-ı üstüvâr bu felek-i rûy-ı zemînde deyyâr görülme …
Evvelâ kal‘a-i Bağdâd-ı İremezât-ı hâk-i Irâk'ın çöl [ü] çölistân berr [ü] beyâbânı içre Kamerü'l-Kum çölü gibi ve Deşt-i Kıpçak hâmûnu gibi bir vâdî-i tepe içre vâki‘ olmuş Şattu'l-Arab'ın cânib-i şarkîsinde sâhil-i Şatt'da 340a şekl-i murabba‘dan tûlânîce vâki‘ seng-i beyâz ve tula-i feyyâz ve kireç ve cibir ve kec ve cıbıs ve Horasânî ile mebnî bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn bir sûr-ı üstüvârdır kim bu kevn-i kec-rev-i gerdûn-ı devvâr-ı kec-reftârda eyle bir sedd-i İskender-vâr ve bir rabât-ı mu‘azzam hisâr-ı üstüvâr bu felek-i rûy-ı zemînde deyyâr görülmemişdir. Niçe yüz sa‘b püşteler üzre evc-i semâya müntehî kal‘a-i serâmedler vardır. Ammâ bu bir pest sahrâda bî-havâle olup cümle kârı benî Âdem destiyle inşâ olunduğu cihetden pest zemînde böyle bir kirmân ve bunun gibi bir pürgaz-ı sedd-i îmân {kal‘a} görülmemişdir kim sedd-i Irâk-ı Dâdyân'dır ve cânib-i erba‘asında birer merhale yer mesâfe-i ba‘îdeden bu kal‘a-i Bağdâd'a nazar olunsa bi-emrillahi Ta‘âlâ bir mehâbet ü salâbet üzre nümâyişli bir kirmen-i kirmândır kim bi'l-mehâbe gören düşmanların zehresi çâk olur ve harâb etmeğe sa‘y edenlerin vücûdu hâk olur. Zîrâ bizzât Hazret-i Risâlet-penâh'ın nazargâh-ı bâtınîsidir kim hayr du‘âları berekâtıyla {Bağdâd} imâr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 339b–340a ·
metinde göster ·
… dır, bize ta‘âm verin" deyüp bellerinden tîrkeş ve kılıçların çıkarup ve sedd-i
İskender-vâr
bî-bâk u bî-pervâ oturdular.
Biri eydir: "Sultânım menzilci kaçmış, ammâ bize sizin atlardan birkaç at verin ve karnımız açdır, bize ta‘âm verin" deyüp bellerinden tîrkeş ve kılıçların çıkarup ve sedd-i İskender-vâr bî-bâk u bî-pervâ oturdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 27a ·
metinde göster ·
Andan sonra hakîr cümle kal‘anın iş erleriyle etrâf-ı kal‘ayı deverân u seyerân ederek kal‘anın ta‘mîr ü termîm olunmuş yerlerin ve meremmâta muhtâc olan yerlerin cümle keşf edüp termîme muhtâc olan yerlere âdemler üşürüp üç günde niçe yerleri sedd-i İskender-vâr metânet üzre amâr ederlerdi, ammâ bu hakîr gûyâ kal‘anın imâretine mübâşir gelüp her gün kal‘aları seyr [ü] temâşâ edüp ve cümle ocak ağalarıyla hüsn-i ülfet edüp vilâyetin ahvâllerin su’âl ederek vâkıf-ı esrâr olup tahrîr ederdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 54b ·
metinde göster ·
… lmış. Yine Venedik körfezi deryâsı kenârında şekl-i muhammes bir şeddadî sedd-i
İskender-vâr
metîn ve üstüvâr üç kat kalın dîvâr bir müstahkem metîn hisârdır, ammâ kâr-ı ka …
Anların kavilleri üzre meğer bu kal‘a Süleymân Hân asrında Ferhâd Paşa ve Hüsrev Paşa feth edüp ol sene yine Fireng-i bed-reng-i pür-ceng istîlâ edüp hâlâ dest-i Venedik'de kalmış. Yine Venedik körfezi deryâsı kenârında şekl-i muhammes bir şeddadî sedd-i İskender-vâr metîn ve üstüvâr üç kat kalın dîvâr bir müstahkem metîn hisârdır, ammâ kâr-ı kadîm olduğundan her sene amâr edüp beyâz kuğu-misâl ağardırlar bir şîrîn kal‘a-i müzeyyendir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 149a ·
metinde göster ·
yedi aded tabyasından Zirinoğlu'na bin pâre şâdumânî topları atup zemîn ü âsumâ …
Sene 921 târîhinde Selîm Hân-ı Evvel Mısır fethinde iken bu kal‘ayı Koca Zirin müceddeden binâ etdi. Zemîni bir vâsi‘ sahrâ-yı ferah-fezâda şekl-i müseddes şeddadî rıhtım dolma binâdır. Handakı çâh-ı azîmdir. Cümle sedd-i İskender-vâr yedi aded tabyasından Zirinoğlu'na bin pâre şâdumânî topları atup zemîn ü âsumân dir dir ditreyüp cemî‘i rûy-ı dîvârları kırmızı prankona çukalar ile zeyn etdiler. Ve cemî‘i tabyalar üzre gemi direkleri üzre birer gemi sereni dahi mıhlayup seren uçları onar bin guruş değer filandıralar asup kal‘ayı gûnâ-gûn peykerler ile zeyn edüp cemî‘i kilise çanlıklarında nâkûslar sadâsı cihâna velvele verdi. Ve bana cemî‘i kâfir askeri istikbâle çıkanlar yüzü koyunu yatup gûyâ secde ederlerdi. Ve tarîk-i âmlar üzre altun ve gümüş micmerelerde ûd ve amber ve kara günlük yakup râyiha-i tayyibelerden benî Âdem'in demâğı mu‘attar olup hersek ban kal‘a içre sarâyına girüp dahil oldukda bizi de bir sarâya kondurup andan şehir a‘yânının ziyâfetine vardım. Hersek'e bir ziyâfet ve bir nukul meze ve şarâb bir âfet olmuşdur kim ayağı düz, elleri ayakları düz kefereler kalmadı, zîrâ Ligradçık'ın bâğı ve bâğçe ve ığrâfı(?) çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 162b ·
metinde göster ·
… dur, ammâ mürûr-ı eyyâm ile bâblardan eser yok, ammâ esâs-ı binâlarından sedd-i
İskender-vâr
âsâr-ı binâlar vardır.
Bu hisâb üzre diyâr-ı Erdel'in garbî ve cenûbî tarafların sûr içine alup diyâr-ı Ungurus ile diyâr-ı Erdel'e hudûd vaz‘ etdiği mahalde bu Demirkapu vâkı‘ olmuşdur, ammâ mürûr-ı eyyâm ile bâblardan eser yok, ammâ esâs-ı binâlarından sedd-i İskender-vâr âsâr-ı binâlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 2a ·
metinde göster ·
… elâm bu Eflâtûn bu dehr-i denî içre niçe bin ad[ed] ulûm-ı şettâlara mâlik olup
İskender-vâr
bârgâh-ı Süleymânîlere kâdir olup yine bir bûriyâ üzre tâ‘at-ı Sübhânî edüp kâh …
Netîce-i kelâm bu Eflâtûn bu dehr-i denî içre niçe bin ad[ed] ulûm-ı şettâlara mâlik olup İskender-vâr bârgâh-ı Süleymânîlere kâdir olup yine bir bûriyâ üzre tâ‘at-ı Sübhânî edüp kâhîce seccâdesiyle ber-havâ tayerân ederek ber-havâ ibâdet edüp âsumânda cemî‘i kerrûbiyânlar ile kelimât edüp böyle bir âkıl u dânâ-yı zû-fünûn-ı hakîm iken murg dili bâz-ı ecelden istihlâs bulamayup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 69b ·
metinde göster ·
… timâm edüp cemî‘i asâkir-i İslâmı Budin'e üşürüp eyle amâr etdi kim hâlâ sedd-i
İskender-vâr
bir hısn-ı hasîn-i üstüvârdır.
Hulâsa-i kelâm bu gazâ-yı ekber dahi bir pâdişâh-ı âlî-tebâr zamânında olmayup kâmil on iki gün on iki gece dağlara firâr eden küffârların kelle ve paçaları ve esîr der-zincîrleri serâperde-i Süleymânî önüne gelüp kelleler galtân olup gelen üsârâları cümle getiren gâzîlere ihsân edüp niçesinin başına çığalar ve turna telleri ve zî-kıymet hil‘atler ve tîmâr u ze‘âmetler ihsân u in‘âmlar edüp bu uslûb üzre sene 948 târîhinin mâh-ı Rebî‘ulâhir'inin yigirmi tokuzuncu gün kal‘a-i Budin'i yedi kral-ı bî-dîn elinden halâs edüp ta‘mîr [ü] termîmine sa‘y [ü] ihtimâm edüp cemî‘i asâkir-i İslâmı Budin'e üşürüp eyle amâr etdi kim hâlâ sedd-i İskender-vâr bir hısn-ı hasîn-i üstüvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 77a ·
metinde göster ·
… Tuna kenârında ve cisir başına nâzır bir gûne 84b hısn-ı metîn ve kavî sedd-i
İskender-vâr
Ali Paşa tabyası cemî‘i tabyaların anası ve Peşte kal‘asının babası ve Budin ka …
Ve İskele kapusu önünde nehr-i Tuna kenârında ve cisir başına nâzır bir gûne 84b hısn-ı metîn ve kavî sedd-i İskender-vâr Ali Paşa tabyası cemî‘i tabyaların anası ve Peşte kal‘asının babası ve Budin kal‘asının cânı pâresi bir sedd-i Ye’cûc-vâr bir tabya-i üstüvârdır kim yukar[u] Ortahisâr'dan aşağı Su tabyası ve bu Ali Paşa tabyası cihân-ârâ ve bir rükn-i velvele-ârâ tabyadır kim diyâr-ı serhadde misli yokdur. Hattâ nehr-i Tuna taşsa bu tabya bir cezîre-misâl olur. İki kat top çeker, her katında yigirmişer pâre balyemez serâmed topları var kim tâ Gül Baba burnundan yukaru Eski Budin karşusunda Kız adasın döğer. Yukaru katında olan topları Peşte sahrâsı ve Keçkemet sahrâsı ve Vaç kal‘ası vâdîlerin döğüp ol fezâlarda kuş kondurmaz tabyadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 84a–84b ·
metinde göster ·
… ‘nâdır. Nehr-i Tuna kenârı kâmil beş yüz aded hatvedir ve cümle beş aded sedd-i
İskender-vâr
topları Tuna'ya nâzır tabya-i azîmelerdir, ammâ bu Tuna kenârında olan tabyalar …
Hakkâ kim kal‘a-i Peşte yalın kat hâ’itdır, ammâ gâyet metânet üzre mebnî bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn şekl-i murabba‘ taş binâ bir sûr-ı ra‘nâdır. Nehr-i Tuna kenârı kâmil beş yüz aded hatvedir ve cümle beş aded sedd-i İskender-vâr topları Tuna'ya nâzır tabya-i azîmelerdir, ammâ bu Tuna kenârında olan tabyaların ba‘zısı mâbeyninde câ-be-câ tolma çit rıhtım palanka dîvârdır, ammâ her tabyası gûyâ sedd-i Kahkahâ'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 90a ·
metinde göster ·
Ve bu bâb-ı kebîrden taşra çıkarken Fâtih-i kal‘a Koca Mehemmed Paşa kapunun sağ tarafında bir koca tabya-i azîm yapmış kim üç kat top çeker gûyâ bir kûh-ı Demâvend'dir. Aşağı kat topları cümle handakın yemîn ü yesârı içine nâzırdır. 94a Ve orta kat topları cümle karşu mezârlık havâlesine nâzırdır, ammâ tâ yukaru kat topları Depedelen kal‘asının depesin delmeğe hâzır ve nâzırdır. El-hâsıl sedd-i İskender-vâr bir tabya-i üstüvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 93b–94a ·
metinde göster ·
… İlâh ile atmağa mübâşeret edince bi-emrillâhi Ta‘âlâ kal‘a-i Uyvar'ın ol sedd-i
İskender-vâr
dîvâr-ı üstüvârının her tarafları sokak sokak rahnedâr olmağa başlayup derûn-ı …
Hemân bizim tarafdan dahi ibtidâ beş koldan yigirmi beşer pâre balyemez topun yigirmişer vukiyye gelir güllelerin Bism-i İlâh ile atmağa mübâşeret edince bi-emrillâhi Ta‘âlâ kal‘a-i Uyvar'ın ol sedd-i İskender-vâr dîvâr-ı üstüvârının her tarafları sokak sokak rahnedâr olmağa başlayup derûn-ı kal‘ada sarâyları ve düyûrlar ve çanhâneler darabât-ı top-ı kûpdan münhedim oldukça derûn-ı kal‘a gür gür gürleyüp şakırdı şaka avâzesi arâka çıkardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 110a ·
metinde göster ·
… heng ederler, ammâ kal‘a evc-i semâya ser çekmiş bir kaya-yı kudret üzre sedd-i
İskender-vâr
bir hisâr-ı üstüvâr bir tarafından yürüyüş mümkün değil.
Hemân asâkir-i İslâm'a gayret düşüp "Bire kılıç gibi kış gelmeden" deyü derûn-ı dilden ve cân u gönülden cenge âheng ederler, ammâ kal‘a evc-i semâya ser çekmiş bir kaya-yı kudret üzre sedd-i İskender-vâr bir hisâr-ı üstüvâr bir tarafından yürüyüş mümkün değil.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 134b ·
metinde göster ·
… şlardır ve bir tarafdan bu kal‘a aslâ rahne görmemişdir. Hâlâ her tarafı sedd-i
İskender-vâr
metîn ve kavî ismine mazhar düşmüş bir kal‘adır kim cânib-i şarkîsi ve şimâlîsi …
Leb-i deryâda bir taşlık içinde şekl-i mukavves bir Şeddâdî seng-traş bir kal‘a-i savaş bir kal‘a-i ma‘mûrdur. Lisân-ı Latince ismi (---)(---) dir ve bânîsi be-kavl-i müverrihân-ı Latin tâ Hazret-i Îsâ'dan mukaddem binâ olunup ibtidâ bânîsi yine kavm-i Latin'den (---)(---) ban binâ etmişdir. Ol zamândan berü bir düşman eline bu kal‘anın girdiğin yazmamışlardır ve bir tarafdan bu kal‘a aslâ rahne görmemişdir. Hâlâ her tarafı sedd-i İskender-vâr metîn ve kavî ismine mazhar düşmüş bir kal‘adır kim cânib-i şarkîsi ve şimâlîsi karadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 151b ·
metinde göster ·
kırk yedi aded burc-ı kavîleri var. Ve bu kal‘anın cirmi kâmil iki mîl ihâta ed …
Ve niçe bunun gibi balyemez toplu sedd-i İskender-vâr kırk yedi aded burc-ı kavîleri var. Ve bu kal‘anın cirmi kâmil iki mîl ihâta eder, ammâ adımlamak müyesser olmadı. Ve deryâ tarafından mâ‘adâ kara tarafı iki kat hisâr-ı üstüvâr olup bir kat kesme kaya handakları var. Gâyet metîn ü müstahkem kal‘a-i zîbâdır, ammâ kara tarafında beş yerden havâlesi var, ammâ ol havâle tarafı üçer kat tabyalı ve yigirmişer arşın iki dîvârlı ve kat-ender-kat dolaşık handaklı kal‘adır, ammâ deryâ tarafı yalın kat dîvârlıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 151b ·
metinde göster ·
… ağaçları mâbeynlerin toprak doldurup kal‘a dîvârı etmiş ve kara tarafına sedd-i
İskender-vâr
yedi aded azîm vezni üzre tabyalar etmiş kim her birinde kırkar ve ellişer aded …
Eşkâl-i tarh [u] tarz-ı Yenikal‘a: Nehr-i Morava kenârında orman hıyâbânlı bir burunda Kanije gibi ağaçdan bir kal‘a-i cedîd imiş, ammâ hakkâ ki mel‘ûn küffâr bir sedd-i İskender inşâ etmiş. Dolma dîvârının enniliği ellişer ayak ve yüksekliği ellişer arşın âlî dolma palanka dîvâr olup kal‘a ağaçlarının ba‘zısı yerli ağaç olup yapraklarıyla kal‘a dîvârından olmuş köklü dıraht-ı müntehâlar kim aslâ müddet-i medîd fenâ bulmaz köklü ve yerli mîşe ve pelîd ağaçları mâbeynlerin toprak doldurup kal‘a dîvârı etmiş ve kara tarafına sedd-i İskender-vâr yedi aded azîm vezni üzre tabyalar etmiş kim her birinde kırkar ve ellişer aded balyemez topları ve gayri kolumburna ve şâhîleri var, ammâ nehr-i Morava tarafı kendilerinin olmak ile su kenârında kal‘a dîvârı yokdur, lâkin bu tarafa elli pâre gemiler üzre bir cisr-i azîm binâ edüp karşu tarafda kendülerinin Ligradcık kal‘asından ve Çakatorna kal‘asından ve Mekemorya vilâyetlerinden her gün niçe bin küffâr gelüp kal‘aya cisrden geçüp imdâda gelirlerdi. Her tarafdan zahîrelerin getirirlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 183a ·
metinde göster ·
bir hisâr-ı üstüvârdır. Nehr-i Pâk kenârında şekl-i muhammes bir Şeddâdî binâ n …
Bu dahi sedd-i İskender-vâr bir hisâr-ı üstüvârdır. Nehr-i Pâk kenârında şekl-i muhammes bir Şeddâdî binâ nümâyân idi, ammâ âteş-i Nemrûdu havfinden yanına varılmayup bir hayli mesâfe-i ba‘îdeden cümle asâkir-i İslâm ile ubûr edüp Rodolse nâm bir göle arka verüp meks etdikde elini vilâyetini harâb u yebâb etmeğe cümle asker gidüp cânib-i erba‘amız[a] karavullar koduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 185a ·
metinde göster ·
amâr ede ede bir şehr-i azîm olur kim hemân bir piyâde âdem iki günde devr eder …
Hâlâ cemî‘i küffârın tahtgâh-ı hasretü'l-mülûkları olup Kuds-i şerîfden ziyâde i‘tibârları vardır, zîrâ Ungurus Kızılelması deyü bilâ teşbîh Ka‘beleridir. Ba‘dehu cemî‘i kâfir kralları bu kal‘ayı Sedd-i İskender-vâr amâr ede ede bir şehr-i azîm olur kim hemân bir piyâde âdem iki günde devr eder bir sevâd-ı azîm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 12b ·
metinde göster ·
tabya-i azîmleri var. Evvelâ Toprak tabya ve Ulama Paşa tabyası ve Battâl tabya …
Ve cümle tokuz aded Sedd-i İskender-vâr tabya-i azîmleri var. Evvelâ Toprak tabya ve Ulama Paşa tabyası ve Battâl tabyası ve Karakaş Paşa tabyası ve Kral tabyası ve Tiryâkî Hasan Paşa tabyası ve Arslan Paşa tabyası. Ve Polata tabyası başkadır, kal‘aya muttasıl değildir, ammâ gûyâ Sedd-i Ye’cûc'dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 14a ·
metinde göster ·
… kde hemân hakîr şâd-ı merk olayazdım ve beyâz ihrâmı âteş başına döşeyüp Sedd-i
İskender-vâr
lenger bırağup bu esbâbların ahvâlinden haber sordurdukda,
Hikmet-i Bârî nasîb ender nasîb-i yârî gulâmların bir kaçı dağlar içre gezüp şikâr-ı kelepürler ararken iki cak arpa ve iki cak beyâz beksumat ve bir cerre şarâb-ı bî-hicâb ve çanta çanta kebâblar ve iki gümüşlü musanna‘ kılıçlar ve bir sîm kadeh ve bir altun arak kadehi ve meclis başında altı dâne gümüşlü bıçaklar ve altı dâne gümüş sahanlar ve bir gümüş kulplu tâs ve bir beyâz ihrâm içinde gûnâ-gûn donlar ve gömlekler ve esbâblar bulup hüddâmlarım getirdikde hemân hakîr şâd-ı merk olayazdım ve beyâz ihrâmı âteş başına döşeyüp Sedd-i İskender-vâr lenger bırağup bu esbâbların ahvâlinden haber sordurdukda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 25b ·
metinde göster ·
Ve bu kapu üzre bir azîm tabya vardır, cânib-i erba‘aya Sedd-i
İskender-vâr
sedd olup bunda dahi azîm serâmed balyemez topları olup bu tabya üzre bir sâ‘at …
Ve bu kapu üzre bir azîm tabya vardır, cânib-i erba‘aya Sedd-i İskender-vâr sedd olup bunda dahi azîm serâmed balyemez topları olup bu tabya üzre bir sâ‘at kullesi var kim çanının sadâsı bir konak yerden istimâ‘ olunup ve bu kapunun kemeri altında bir küçük kapu dahi vardır, andan aşağı varoşa otuz ayak nerdübân-ı hacer ile enilir küçük kapudur. Ammâ büyük kapuda dâ’imâ zencîr gerilidir. Ve taşrasında handakı üzre zencîr ile asılmış cisrden geçüp cânib-i kıbleye yüz adım yokuş aşağı enüp bir kat kapu dahi olup bu bâb-ı azîm taraf-ı cenûba nâzırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 37a ·
metinde göster ·
tabya-i azîmleri var kim her birinde biner aded ceng-âver küffârları var ve her …
Ve yedi köşesinde yedi aded Sedd-i İskender-vâr tabya-i azîmleri var kim her birinde biner aded ceng-âver küffârları var ve her bir tabyada kırkar ve ellişer aded balyemez serâmed topları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 48a ·
metinde göster ·
… Seykelhit kal‘ası bizim Bihar hudûdunda bir fecc-i amîk bataklık içinde Sedd-i
İskender-vâr
şekl-i müdevver etrâfında tokuz tabyalı ve kırmızı tula binâlı ve cânib-i garba …
Ve mezkûr Seykelhit kal‘ası bizim Bihar hudûdunda bir fecc-i amîk bataklık içinde Sedd-i İskender-vâr şekl-i müdevver etrâfında tokuz tabyalı ve kırmızı tula binâlı ve cânib-i garba nâzır bir kapulu bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kirmân idi. Hattâ sâhib-kıran Gâzî Seydî Ahmed Paşa efendimiz ile diyâr-ı Erdel'de kuvvet-i bâzûsiyle yüz altmış pâre kal‘aları kabza-i teshîre alup içlerine girüp cümlesinin hedâyâların almışken ve cümle kılâ‘lar mutî‘ [u] münkâd olmuşken bu Seykelhit kal‘ası sa‘b u metîn olmak ile Seydî Ahmed Paşa'ya bir Girid mankırı vermeyüp bin yedi yüz pâre alarka topu Seydî Paşa'ya atup aslâ uğratmadı. Âhır-ı kâr Seydî Paşa dâğ-ı derûnundan "Olmaya illâ hayr gidi kâfir Seykelhit kal‘ası" deyüp hâ’ib ü hâsir dâğ-ı derûnuyla gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 88b ·
metinde göster ·
… kal‘ası bir kûh-ı Demâvend-misâl bir kûh-ı serbülendin dâmeninden ba‘îd Sedd-i
İskender-vâr
kal‘a-i calender imiş. Beş yüz pâre top şâdımânları edüp kal‘a kapudanı ve biro …
Ammâ İbram kal‘ası bir kûh-ı Demâvend-misâl bir kûh-ı serbülendin dâmeninden ba‘îd Sedd-i İskender-vâr kal‘a-i calender imiş. Beş yüz pâre top şâdımânları edüp kal‘a kapudanı ve birovları ve nemeşleri ve irşekleri cümle kal‘a hâricinde serâperde-i serdâra gelüp hedâyâlarıyla ta‘âmların getirüp ziyâfet-i azîm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 89a ·
metinde göster ·
… rinden birer tüfeng menzili ba‘îd handak içine nâzır birbirlerin korudur Sedd-i
İskender-vâr
metîn ebrâclar edüp her birine beşer aded şâhî darbzen toplar koyup her bir kul …
Ba‘dehu Mehemmed Geray Hân bu toprak üzre bir denizden bir denize bir sâ‘atlik yer bir metîn kal‘a dîvârı çeküp birbirinden birer tüfeng menzili ba‘îd handak içine nâzır birbirlerin korudur Sedd-i İskender-vâr metîn ebrâclar edüp her birine beşer aded şâhî darbzen toplar koyup her bir kulleye ellişer yiğit tüfeng-endâz Rûm yiğitleri kodu, zîrâ ol asırda kâfirin pek isyân [u] tuğyân hareketi var idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 109a ·
metinde göster ·
… bir kat kal‘a dîvârı dahi var, tâ yukaru orta kal‘a kayalarına muttasıl Sedd-i
İskender-vâr
bir dîvâr-ı üstüvârdır. Mâ-tekaddem kefere zamânı bir azîm varoş-ı bender imiş.
Bu çeşmeden aşağı olan varoşun dahi aşağısında bir kayadan bir kayaya varınca bir kat kal‘a dîvârı dahi var, tâ yukaru orta kal‘a kayalarına muttasıl Sedd-i İskender-vâr bir dîvâr-ı üstüvârdır. Mâ-tekaddem kefere zamânı bir azîm varoş-ı bender imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 136a ·
metinde göster ·
hisâr-ı üstüvârdır. İç kat hisârı elli arşın âlî ve beş arşın enli dîvârdır. Da …
Ammâ kara tarafı biri biri ardında iki kat Sedd-i İskender-vâr hisâr-ı üstüvârdır. İç kat hisârı elli arşın âlî ve beş arşın enli dîvârdır. Dahi önündeki dîvâr otuz arşın âlî ve yedi arşın enli Sedd-i Ye’cûc-vâr fîl cüssesi kadar iri taşları var. Dahi önünde fecc-i amîk yigirmi arşın derin kesme kaya handakı elli arşın elli handakdır. Kapuları önünde haşeb cisrleri var. Hîn-i muhâsara ve muhâtarada cüsûrları kaldırup kal‘anın demir kapularına dayarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 139b ·
metinde göster ·
… mmed Geray Hân, bâ-müşâvere-i Köpürlü Mehemmed Paşa ile inşâ olunmuş bir Sedd-i
İskender-vâr
kulle-i serâmed-i azîmdir. Bu vilâyet-i Maskov hâkinde olmak ile bu kulleye tak …
Bu kulle-i serâmedi sene (---) târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘in vâlidesi binâ etdiğiyçün Sultâniyye kullesi derler. Be-dest-i Gürcî Mustafa Paşa, bâ-i‘ânet-i Mehemmed Geray Hân, bâ-müşâvere-i Köpürlü Mehemmed Paşa ile inşâ olunmuş bir Sedd-i İskender-vâr kulle-i serâmed-i azîmdir. Bu vilâyet-i Maskov hâkinde olmak ile bu kulleye takayyüd-i tâm ve cidd [ü] ihtimâm edüp metânet üzre binâ olunmuş. Ammâ bunun da zirve-i a‘lâsında tahtadan serâmed kulle külâhıyla örtülü bir musanna‘ ve mukarnazlı ve furûşlu ve medîneli ve mazgallı ve kat-ender-kat top delikli İslâmbol'da Galata kullesi gibi şekl-i müdevver Şeddâdî-misâl seng binâ-yı ra‘nâ kulle-i bâlâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 187a ·
metinde göster ·
… bir uçda şekl-i muhammes üç kat bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn sedd-i
İskender-vâr
bir hisâr-ı üstüvârdır kim gûyâ kal‘a-i Seğitvar'dır. Bir ma‘nâda bu kal‘a yedi …
Ve eşkâl-i zemîn-i kal‘ası: Akdeniz içinde Rûmeli eyâleti hâki tarafına yakın bir uçda şekl-i muhammes üç kat bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn sedd-i İskender-vâr bir hisâr-ı üstüvârdır kim gûyâ kal‘a-i Seğitvar'dır. Bir ma‘nâda bu kal‘a yedi kat kal‘a dîvârıdır. Araları Şeddâdî dolma rıhtım moloz binâ dîvârlardır. Ba‘zı yerleri kırkar ve ellişer ayak enli kalın dolma dîvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 247b ·
metinde göster ·
… girdâ-girdi cümle iki bin adımdır. Ve cümle üç kat dolma rıhtım Şeddâdî sedd-i
İskender-vâr
kalın dîvâr-ı üstüvârdır. Lâkin iç kal‘ası dahi metîn ve müstahkemdir. Ve cümle …
Bu sûrun girdâ-girdi cümle iki bin adımdır. Ve cümle üç kat dolma rıhtım Şeddâdî sedd-i İskender-vâr kalın dîvâr-ı üstüvârdır. Lâkin iç kal‘ası dahi metîn ve müstahkemdir. Ve cümle etrâf-ı kal‘ada sekiz aded tabya-misâl burc-ı bârûlardır kim her tabyaları üzre gâyet latîf topları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 265b ·
metinde göster ·
… âhı geçüp beş yüz adım bir çemenzâr fezâyı dahi geçüp yokuş yukaru gidüp sedd-i
İskender-vâr
bir iç kal‘a-i şekl-i muhammes taş binâ gâyetü'l-gâye sa‘b u metîn kal‘adır kim …
Eşkâl-i zemîn-i kal‘ası : Leb-i deryâda bir sedd-i metîn yalçın kaya üzre deryâya havâle kara cânibinde kendüye havâlesiz bir musanna‘ iç kal‘adır kim aşağı varoşdan bu iç kal‘aya giderken şimâl cânibine gidüp namâzgâhı geçüp beş yüz adım bir çemenzâr fezâyı dahi geçüp yokuş yukaru gidüp sedd-i İskender-vâr bir iç kal‘a-i şekl-i muhammes taş binâ gâyetü'l-gâye sa‘b u metîn kal‘adır kim cirmi beden dîvârları üzre kâmil üç bin dörd yüz {adımdır}. 286b Ve cümle etrâfında beş aded tabya-i azîmeler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 286a–286b ·
metinde göster ·
… hümâm oldu, ammâ yüz bin asker üç ay içinde bu hısn-ı hasîni müceddeden sedd-i
İskender-vâr
binâ etmişlerdir.
Niçe kerre Hüseyin Paşa-yı Gâzi-i dilîr bu Kandiye kal‘asına yürüyüşler edüp fethi müyesser olmayup niçe kerre yüz bin cân rûh-ı revân etdiğinden âhır-ı kâr Kandiye kal‘asına bir top menzili havâle sene (---) târîhinde bâ-fermân-ı Sultân İbrâhîm Hân bu kal‘ayı be-dest-i Deli Hüseyin Paşa-yı Sâm-akrân bu kal‘ayı inşâ edüp ismine inâdiyye nâm kodular. Günden güne amâr olup bi-tamâm bir sûr-ı hümâm oldu, ammâ yüz bin asker üç ay içinde bu hısn-ı hasîni müceddeden sedd-i İskender-vâr binâ etmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 287a ·
metinde göster ·
Ertesi gün Musâhib-i Şehriyârî Yûsuf Ağa'yı Vezîria‘zamın sedd-i İskender-vâr tabyasına kal‘a temâşâsına çıkarup kûh-ı Demâvend-misâl Kandiye kal‘asın künc-i nihândan seyr [ü] temâşâ etdi. Meğer bizim bir azîm lağımımız Kızıl tabya altında üç kollu ve üç hazîneli âmâde imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 294b ·
metinde göster ·
… dîn anîdlik edüp Âl-i Osmân'a aslâ boyun eğmeyüp yine kal‘a-i Kandiye'yi sedd-i
İskender-vâr
metânet üzre edüp günden güne ma‘mûr u âbâdân edüp hasretü'l-mülûk olup hâli üz …
Ve yine yigirmi kerre dahi bu gûne ceng [ü] cidâller edüp her bâr münhezim olurlarken sûre-i (---)Arapça nassı üzre cümle küffâr-ı mütemerridîn anîdlik edüp Âl-i Osmân'a aslâ boyun eğmeyüp yine kal‘a-i Kandiye'yi sedd-i İskender-vâr metânet üzre edüp günden güne ma‘mûr u âbâdân edüp hasretü'l-mülûk olup hâli üzre kalırdı. Ve niçe kerre yüz bin guzât-ı müslimînin bağırlarına taş urup ümîd-i vuslat ile kal‘anın gülün dermeyüp nâ-murâd kalırlardı. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 308a ·
metinde göster ·
amelî taş yığılmış sed üzre şimâl cânibine Mendirek kullesine varınca kâmil beş …
Deryâ içinde sedd-i İskender-vâr amelî taş yığılmış sed üzre şimâl cânibine Mendirek kullesine varınca kâmil beş yüz adımdır. Ve bu Mendirek kal‘ası Kadırga limanının ağzında bir sedd-i Ye’cûc gibi bir metîn kal‘adır ve dâ’iren-mâdârı yedi yüz adımdır. Ve deryâ içinde neheng-vâr cenge âheng etmeğe hâzır bir kilidü'l-bahirdir. Ve cümle der ü dîvârları kaplıbağa-misâl eğridir. Ve cânib-i erba‘asın deryâ döğer, handakı yokdur, hemân cenûba nâzır bir kapusu önünde asma cisir ile geçilir bir küçük kapusu var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y116b ·
metinde göster ·
… kal‘a metîn (---) dîvârıdır. Ve otuzar arşın, yedi ve sekizer arşın arzı sedd-i
İskender-vâr
muhkem dîvârdır.
Ve kal‘ası Adalya körfezinin nihâyetinde leb-i deryâda minâre kaddi yalçın kayalar üzre şekl-i mukavves bir şeddâdî taş binâ kal‘a-i kadîmdir. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi liman kenârı dolaşmasıyla dörd bin dörd yüz adımdır. Garb tarafında Paşa sarâyı köşesinden nârin kulleye ve varoş kapusu üzre mehterhâne kullesin ubûr edüp şark cânibinde Lala kullesine varınca bu kal‘a iki kat kal‘a metîn (---) dîvârıdır. Ve otuzar arşın, yedi ve sekizer arşın arzı sedd-i İskender-vâr muhkem dîvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y134b ·
metinde göster ·
… kara kaya üzre bir kara belâ-yı siyâh kal‘a-i bî-penâh metîn ve üstüvâr sedd-i
İskender-vâr
[[(---) (---) (---)]] bin adımdır. Ve cümle kırk kulle-i bâlâdır.
Ve kal‘ası kâmil bir sâ‘atde çıkılır ebr-i semâya ser çekmiş bir yalçın kaya üzre [[(---) (---) (---)]] bir kara taşlı bir kara kaya üzre bir kara belâ-yı siyâh kal‘a-i bî-penâh metîn ve üstüvâr sedd-i İskender-vâr [[(---) (---) (---)]] bin adımdır. Ve cümle kırk kulle-i bâlâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y181b ·
metinde göster ·
metîn ü müstahkem üstüvâr kal‘a-i cedîddir. Ve kırk balyemez av almış [[(---) ( …
Şekl-i murabba‘ bir sedd-i İskender-vâr metîn ü müstahkem üstüvâr kal‘a-i cedîddir. Ve kırk balyemez av almış [[(---) (---) (---)]] mühimmâtları âmâdedir. Ammâ gayri hân ve imâret ve çârsû-yı bâzârı yokdur. Ancak dizdârhânesinde [[(---) (---) (---)]]
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y183a ·
metinde göster ·
… a göndermişler idi. Bakıyyetü's-seyfi Rodos'dan hâlâ Malta'da karâr edüp Sedd-i
İskender-vâr
bir kal‘a bünyâd etmişlerdir. İnşâallâh anın dahi zevâli karîbdir. Zîrâ her kan …
Bâzû-yı kuvvet ile Süleymân Hân Rodos'u feth edüp mukaddem târîh ile cesed-i Yahyâ'yı hâlâ Malta'ya göndermişler idi. Bakıyyetü's-seyfi Rodos'dan hâlâ Malta'da karâr edüp Sedd-i İskender-vâr bir kal‘a bünyâd etmişlerdir. İnşâallâh anın dahi zevâli karîbdir. Zîrâ her kankı diyârda sâkin oldularsa iki yüz seneden tecâvüz etmemişdir. Ve anlar dahi bilirler kim bu Malta dahi yakın zamânda feth ola deyü ihtirâzlarından yeni dünyâ önünde bir yeni Malta dahi ma‘mûr etmişlerdir, deyü hakîr Alaman'da iken ruhbânlar nakletdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y205a ·
metinde göster ·
Ve bu haremin cânib-i erba‘ası kal‘a dîvârı-misâl sedd-i
İskender-vâr
dîvâr-ı üstüvârdır. Ve dâ’iren-mâdâr kal‘a bedenleri gibi beden beden binâ olun …
Ve bu haremin cânib-i erba‘ası kal‘a dîvârı-misâl sedd-i İskender-vâr dîvâr-ı üstüvârdır. Ve dâ’iren-mâdâr kal‘a bedenleri gibi beden beden binâ olunup ziynet vermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y325b ·
metinde göster ·
… a-i a‘lâ binâ eder. Hâlâ Cîze cânibine nâzır mahallerde burc [u] bârûlar sedd-i
İskender-vâr
nümâyândır. Ammâ bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn Y 150a musanna‘ bin …
İbtidâ Necmeddîn Sâlih bu cezîrenin cânib-i erba‘asına tula-binâ bir kal‘a-i a‘lâ binâ eder. Hâlâ Cîze cânibine nâzır mahallerde burc [u] bârûlar sedd-i İskender-vâr nümâyândır. Ammâ bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn Y 150a musanna‘ binâdır kim bu kadar yüz yıldan berü Nîl içinde fenâ bulmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y149b–Y150a ·
metinde göster ·
… azîmlerdir kim iki hacerin birbirine imtizâcları âşikâre değildir, gûyâ sedd-i
İskender-vâr
yek pâredir.
Ve bu İsvân kal‘asının Nîl'i kenârında sûr dîvârı-misâl Şeddâdî binâlar var kim ana Hâyitu'l-acûzi's-sâhir derler. Her taşı kırkar ve ellişer zirâ‘ çâr-gûşe hammâm kubbesi kadar âlî seng-i hârâlardır kim cümle hadîd kinedler ve rusâs ile mebnî hacer-i azîmlerdir kim iki hacerin birbirine imtizâcları âşikâre değildir, gûyâ sedd-i İskender-vâr yek pâredir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y388a ·
metinde göster ·