… d-i metîn üç yüz altmış altı burc [u] bârû ile ve on iki bin dendân-ı beden ile
itmâm bulup
kal‘a-i üstüvâr olmuşdur kim cemî‘i dâr-ı diyârda misli binâ olunmamışdır. Dâ’i …
Ve bu merkûm sarây-ı âlînin cânib-i erba‘asındaki kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn üç yüz altmış altı burc [u] bârû ile ve on iki bin dendân-ı beden ile itmâm bulup kal‘a-i üstüvâr olmuşdur kim cemî‘i dâr-ı diyârda misli binâ olunmamışdır. Dâ’iren-mâdâr şekl-i murabba‘ı Yeni Sarây'ın cirmi altı bin beş yüz adımdır. Ve cümle on altı sağîr ü kebîr bâb-ı hâssalardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 32a ·
metinde göster ·
… [ve] semâne mi’ede [858] şürû‘ edüp sene isnâ ve sittîn ve semâne mi’ede [862]
itmâm bulup
burc [u] bârûsuz ve dendân-ı bedensiz ve etrâf[ı] handaksız bir sûrdur. Ammâ gâ …
Ba‘dehu Ebü'l-feth ol deyri münhedim edüp zemînine Eski Sarây'ı sene semâne ve hamsîn [ve] semâne mi’ede [858] şürû‘ edüp sene isnâ ve sittîn ve semâne mi’ede [862] itmâm bulup burc [u] bârûsuz ve dendân-ı bedensiz ve etrâf[ı] handaksız bir sûrdur. Ammâ gâyet metânet üzre binâ olunup cümle dîvâr üzre rusâs-ı nîlgûn ile mestûrdur. Ol asırda dâ’iren-mâdâr cirmi on iki bin arşın idi. Ve şekl-i murabba‘ kârgîr-binâdır. Bir rüknü Sultân Bâyezîd Kazancıları köşesinden tâ Miskî Sâbûnî Bâbı'na müntehî idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 32b ·
metinde göster ·
… i ka[t] deryâda bu gûne zevrak u merâkibler inşâ olunmamışdır. Üç ayda üçü dahi
itmâm bulup
rû-yı deryâya üçü dahi enüp gûyâ deryâ üzre birer kûh-misâl âmâde dururlardı.
Murâd Hân'ın himmetiyle ve Tershâne emîni Sâlih Efendi'nin sa‘yiyle iki kıt‘a mavuna ve bir kıt‘a başdarda binâ olunmuşdur kim Nûh Necî asrından berü yedi ka[t] deryâda bu gûne zevrak u merâkibler inşâ olunmamışdır. Üç ayda üçü dahi itmâm bulup rû-yı deryâya üçü dahi enüp gûyâ deryâ üzre birer kûh-misâl âmâde dururlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 75a ·
metinde göster ·
… u‘â vü senâ mukarrerdir. Tâ cümle toplar tolup tamâm oldukda du‘â dahi hayr ile
itmâmın bulup
ol gün yetmiş aded kimesne hil‘at-ı pâdişâhî ile behre-yâb olup terakkîler ihsâ …
Bu hâlde iken yine du‘â vü senâ mukarrerdir. Tâ cümle toplar tolup tamâm oldukda du‘â dahi hayr ile itmâmın bulup ol gün yetmiş aded kimesne hil‘at-ı pâdişâhî ile behre-yâb olup terakkîler ihsân olunup ba‘dehu topcubaşı sadrıa‘zama ziyâfet edüp cümlesi keçe külâh esbâbların çıkarup dökülen toplar zemîn içre kâmil bir haftada sovuyup andan mîllerin içinden çıkarup cümle ehl-i hıref-i zergerân eğe ile topları mücellâ ederler. Ba‘dehu üstâd-ı neccârân topları vâlide-i müşfikaları gibi kundaklayup gûnâ-gûn terbiye ile cenge âmâde ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 131b ·
metinde göster ·
… yüp elçileri Âsitâne-i sa‘âdet tarafına akd-i sulh etmeğe revâne oldular. Kal‘a
itmâm bulup
içinde câ-be-câ hâneler imâr olurken Serdâr Mehemmed Paşa, Âsitâne'ye gidüp sâ’ …
Mâh-ı mezbûrun on üçüncü gün debdebe ve velvelev-i Âl-i Osmân ile deryâ-misâl asker kal‘a-i Azak altına Serdâr-ı Mu‘azzam Civân Kapucubaşı Vezîr Mehemmed Paşa gelüp Kal‘a-i Azağ'ı hâlî buldular. Ammâ küffârın bir hıyel [u] şeytanatı vardır deyü üç gün ârâm edüp dördüncü gün kal‘a zemînine ezânlar okunup kol kol cemî‘-i Eflak u Boğdan'a fermânlar olup Kal‘a-i Azak'ın esâsına Bism-i İllâh ile hafirler kazılmağa mübâşeret olunup üç günde ka‘r-ı zemînden su zâhir olup temeline rahtım-i Horasân ile ısgaralar çatup Timurlenk nâm cezîrede bir münhedim olmuş kal‘a-i atîkden cümle keştîler taş-keşân olmağa me’mûr olup kal‘ayı binâ etmeğe mübâşeret olundu. Bir ayda iki kulle binâ olundu kim kadîm-i evvelde Ceneviz binâsından metîn oldu. Hâlâ bu kal‘a hakkında "Ceng-i Serdâr Deli Hüseyin Paşa, feth-i Bahâdır Girây Hân, binâ-yı Civân Kapucubaşı" deyü Kırım tevârîhinde mestûrdur. Ve ta‘mîr ü termîm olunup yine ke'l-evvel Kefe eyâletinde sancak beği tahtı olup iki tuğ ile mir-i mîrân (---) Paşa muhâfız kalup ve yeniçeri ağası yerine (---) Ağa yigirmi aded yeniçeri odasıyla ve altı topçu odasıyla topçubaşı ve on oda cebeciyle cebecibaşı ve yedi bin kara tayak Tatar askeri muhâfazacı kondu ve yedi sancak beği ve on iki alaybeği ile muhâfazacı yigirmi altı bin asker kondu ve kal‘a içine yetmiş balyemez ve kırk kolomborna ve üç yüz şâhî handak kenarlarına koyup gice ve gündüz ihtimâm-ı tâm ile kal‘a bir gün 264a evvel itmâm etmeğe sa‘y-ı belîğ edüp cemî‘î ammâl ve bennâlara ve sa’ir mühimmât u levâzımâtlara beş bin kîse harc olundu" deyü der-i devlete arz olundu. Ve bu kal‘a inşâ olunurken yedi kerre Tatar askeri Moskov diyârına sefer edüp on beşer yigirmişer bin esîr ile ordu-yı İslâm'a gelüp cümle asker-i İslâm onar guruşa esîr alırlardı. Âhirü'l-emr Moskov kralı "Aman, aman ey güzîde-i Âl-i Osmân" deyüp elçileri Âsitâne-i sa‘âdet tarafına akd-i sulh etmeğe revâne oldular. Kal‘a itmâm bulup içinde câ-be-câ hâneler imâr olurken Serdâr Mehemmed Paşa, Âsitâne'ye gidüp sâ’ir asâkir-i İslâm dahi vatanlı vatanlarına gidüp hakîr yine Tatar-ı adüv-şikârın Mansûrlu kabâ’iliyle gidüp geldiğimiz yollar ile yine sekiz günde vilâyet-i Kırım'a dâhil olduk. Yigirmi gün yine Bâğçesarây'da zevk idüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 263b–264a ·
metinde göster ·
… up Sultân Ahmed Hân bu cümleye hitâb edüp eydür "İnşâallahu Te‘âla bu câmi‘imiz
itmâm bulup
rûşen ma‘bedhâne olur. Hudâ itmâmın müyesser eyleye" buyururlar. "Ammâ bu câmi‘ …
Evvelâ sene (---) târîhinde Sultan Ahmed Hân asrında sen vücûde geldiğin sene Atmeydânı'nda yedi aded vezîr ve a‘yân-ı kibâr sarâyların münhedim edüp yerlerine yeni câmi‘in esâsına şürû‘ olunup kırkar ellişer zirâ‘ melikî hafrlar kazılup ızkara temeline mübâşeret olunup bir senede kâmil esâs-ı binâ rûy-ı arza berâber oldukda cümle hâs u âm ve sulehâ-yı ümmetden kimesneler ve ilm-i eflâkden haberdâr müneccimler ilm-i mîkât ve kıble-nümâ ile ibtidâ du‘â ü senâ ile bin aded kurbânlar ile makâm-ı mihrâb vaz‘ olundu. Ve Kalender Paşa temele mu‘temed ve nâzır olup Kara Sünbül Alî Efendi temel kâtibi ve kadısı olup üstâdımız Evliyâ Efendi temel imâmı olup Üsküdarî eş-Şeyh Hazret-i kutbu'l-aktâb Mahmûd Efendi temel şeyhi ve Mahmûd Çelebi ve Kara Mahmûd Ağa ve gayrı kırk kimesne-i hoş-elhân temel mü’ezzinleri olup rûz-merre ale'd-devâm binânın itmâmına cidd u cehd, sa‘y [u] ihtimâm etmede. Bir gün merhûm Sultân Ahmed Hân, câmi‘in harem yeri ki, Koca Mehemmed Paşa'nın sarâyı yerinde ancak bir kasr-ı münakkaş kalmışdı, anda bir çetr-i mülemma‘ kurulup cümle vüzerâ ve vükelâ ve ulemâ ve sulehâ ve meşâyıh [u] sâdât ve a‘yân [u] eşrâf ve sığâr u kibâra bir ziyâfet-i âlî olmuşdur kim bu ni‘met-i uzmâ sûr-ı hümâyûn-ı hıtân-ı Ahmed Hân'da olmamışdır. Cümle ricâlullah ba‘de't-ta‘âm hayr du‘â edüp herkes vatanına gitdikde merhûm Sultân Ahmed Hân çetr-i mülemma‘ı içre Üsküdarî Mahmûd Efendi ve Evliyâ Efendi ve Kara Sünbül Alî Efendi ve Cerrâh Şeyhi İbrâhîm Efendi ve sultân-ı hânendegân Musâhib Dervîş Ömer Gülşenî ve biz hakîr huzûr-ı pâdişâhîde ber-zânû kalup Sultân Ahmed Hân bu cümleye hitâb edüp eydür "İnşâallahu Te‘âla bu câmi‘imiz itmâm bulup rûşen ma‘bedhâne olur. Hudâ itmâmın müyesser eyleye" buyururlar. "Ammâ bu câmi‘e bir evkâf-ı azîm lâzımdır" deyince hemân huzzâr-ı meclisde 274a olanlardan Evliyâ Efendi ve Üsküdarî Mahmûd Efendi buyururlar kim "Pâdişâhım niyyetü'l-gazâ deyüp bir diyârı feth edin. Andan cümle imârâtı ve mahsûlât-ı cizyesin bu câmi‘-i şerîfinize vakf edin. Gör e ecdâd-ı ızâmın Süleymân Hân tâbe serâha bizzât kendüleri cezîre-i Malta [ve] Rodos'u feth edüp ve cezîre-i İstanköy ve cezîre-i Hereke ve cezîre-i İlyaki ve cezîre-i Sönbeki kal‘alarını feth edüp cümle câmi‘ine vakf eyleyüp, hâlâ tevliyet-i azîmdir, cümle ecdâdlarınızın evkâflarından Süleymân Hân evkâfından metîn ve kavî evkâf-ı azîm yokdur. Bolay kim Pâdişâhım, siz de Akdeniz'de cezîre-i Girid'i Venedik küffârı elinden feth edüp İslâmbol'dan Mısır'a giden tüccâr ve züvvâr-ı huccâc-ı müslimînin ma‘beri küffâr gemilerinden pâk olaydı" denildikde hemân Cerrâh Şeyhi İbrâhîm Efendi ve Üsküdarî Mahmûd Efendi bu niyyet-i hâlisa içün, Allah rızâsiçün Fâtiha denilüp cümle huzzâr-ı meclisin hâs u âmmı Fâtiha-i seb‘u'l-mesânî tilâvet edüp el yüze sürülüp cümle hâzırûn "İnşâallahu Te‘âlâ du‘âmız icâbet kurbunda vâkı‘ olmuşdur. Erde ve geçde ol cezîre feth olur. Lâkin hemân ol cezîrenin fethi esbâbına sa‘y-ı beliğ etmek gerekdir" dediklerinde hemân Sultân Ahmed Hân aleyhi'r-rahmeti ve'r-rıdvân eydür: "Ammâ efendiler! Bizim Venedik kâfiriyle sulh [u] salâhımız vardır. Sulha mugâyir bir iş işlemek şân-ı şehinşâhlara lâyık-ı Muhammedî değildir. Ne bahâne ile ahd-şikenlik idelim. Bâ-husûs hâlâ Anadolu eyâletlerinde Karayazıcı ve Sa‘îd Arab ve Kalenderoğlu ve Cennetoğlu nâmân celâlîler gibi hasm-ı kavîlerimiz derdinden bîzâr olup asker-i deryâ-misâlimiz ile Serdâr-ı mükerrem Murâd Paşa lalam anların def‘iyle mukayyeddir. Niçe sefer açup cezîre-i Girid'i feth idelim" dediklerinde Evliyâ Efendi eydür "Pâdişâhım üçüncü gün serdârın cümle celâlîyi katl edüp on ikinci gün pâdişâhıma müjde gelir. Ol celâlîlerin devâm [u] sebâtları yokdur. Seyl suyu gibi geçkincidir. Serdârın Murâd Paşa, anların leşini kuyulara doldurup nâmına Kuyucu Murâd Paşa deyü tevârîhlere tahrîr oluna" deyü keşf eder. Hakîkatü'l-hâl, Murâd Paşa cümle celâlîyi Haleb ve Aziz ve Kilis altında dendân-ı tîğdan geçirüp leşlerini kuyulara doldurduğu müjdesi Sultan Ahmed'e gelince pâdişâh-ı halûk, inşirâh-ı sadr [u] zevk-i derûn hâsıl eder. Hemân ol sâ‘at Üsküdarî Mahmûd Efendi eydür "Pâdişâhım! Gazân mübârek ola, Ammâ beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 273b–274a ·
metinde göster ·
… p cümle deryâ-misâl asker ile ihtimâm [u] cehd-i tâm edüp otuz altı günde kal‘a
itmâm bulup
cümle cebehânesi ve sâ’ir levâzımâtı ve kırk bin kul ile kal‘ayı pür etdükde bi …
Osmân Paşa bu kal‘ayı binâ edüp bânî-i hâmis olup cümle deryâ-misâl asker ile ihtimâm [u] cehd-i tâm edüp otuz altı günde kal‘a itmâm bulup cümle cebehânesi ve sâ’ir levâzımâtı ve kırk bin kul ile kal‘ayı pür etdükde bi-emrillah Özdemirzâde ibtidâ cum‘a kılmak müyesser olmayup ömr-i girânmâsı âhir olup âhir ahşâm namâzın edâ edüp civâr-ı rahmete vâsıl olunca cümle asâkir-i İslâm Cığalazâde Sinân Paşa'yı serdâr kabul edüp kal‘a-i Tebrîz'in miftâhlarıyla Osmân Paşa'nın fevti haberin der-i Devlete i‘lâm etdüklerinde fi‘l-hâl âsitâne-i sa‘âdetden bir çâpük kapucıbaşı ılgar ile Şâm-ı Tarabulus Vezîri Hadım Ca‘fer Paşa'yı serdâr edüp ol dahi ılgar ile gelüp müstakıllen hâkim-i Tebrîz ve serdâr-ı mu‘azzam olup adl [u] dâde başlayup Tebrîz'i eyle imâr etdi kim Muhammed Şâm-ı Gazan ahdinde olandan bin kat ziyâde imâr oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 298b ·
metinde göster ·
… ırk beş günde tamâm ve kırk günde dahi cemî‘î cebehânesi ve sâ’ir levâzımâtıyla
itmâm bulup
ibtidâ mîr-i mîrânı Süleymân Hân'ın harem-i muhtereminde neşv ü nemâ bulan Cığa …
Eşkâl-i kal‘a-i Revân: Yüz elli bin asâkir-i İslâm-ı zafer-encâm, dîn-i mübîn gayretine cidd ü cehd-i tâm edüp niçe bin bennâ-yı benâm ve kühken ü beldârân ve hâs [u] âm himmetiyle kal‘a-i Revân'ı kırk beş günde tamâm ve kırk günde dahi cemî‘î cebehânesi ve sâ’ir levâzımâtıyla itmâm bulup ibtidâ mîr-i mîrânı Süleymân Hân'ın harem-i muhtereminde neşv ü nemâ bulan Cığalazâde Yûsuf Paşa'ya vezâret ile verilüp ve andan ma‘zûlen ılgar ile kal‘a-i Revân'a gelüp ibtidâ hâkim vezîr-i Revân Yûsuf Paşa oldu. Ve muhâfazasına yetmiş bin asker-i imdâd koyup Ferhâd Paşa eyâlet-i Revân'da kal‘a-i Şurakil'i ta‘mîr u termîm edüp asker kodu. Andan kal‘a-i Kars'ı meremmât edüp cüyûş-ı muvahhidîn ile mâl-â-mâl etdi. Andan kal‘a-i Ardahân'ı feth [u] imâr edüp derûn-ı kal‘aya yeniçeri kodu. Ve kal‘a-i Ahıçka'yı termîm edüp dürr-i beyz-âsâ oldukda üç bin kul dahi ziyâde koyup vezâret ile Tomris Hân oğlun hâkim edüp Ferhâd Paşa azm-i Âsitâne-i Sa‘âdet edüp beri tarafda Revân vezîri Cağalazâde Yûsuf Paşa eyâlet-i Revân'ı adl [u] dâd ile eyle imâr eder kim Süleymân Hân asrında Lala Mustafâ Paşa imâr etdüğünden bed-ter ma‘mûr u âbâdân olup cânib-i çârında olan her bir karyesi birer belde-i mu‘azzama-misâl olup re‘âyâ vü berâyâya kemâl-i adl [u] ihsân ve kerem üzre hareket etmeğile âbâdân etmişlerdi. Ekseriyyâ cümle evkât kârları zevk u sohbet ile güzerân etmişlerdi. Ba‘dehû sene 1012 târîhinde kızılbaş-ı bed-ma‘âş Gence ve Şirvân'a istîlâ edüp bu Revân'ı yedi ay döğüp cânib-i Erzurûm'dan imdâd gelmeyüp derûn-ı kal‘ada olan guzât-ı müslimîn aç ve susuz bi'z-zarûrî kal‘ayı Tokmak Hân'a verüp emân ile cümle guzât-ı müslimîn bî-silâh kal‘a-i Kars'a piyâde çıkup andan Erzurûm'a geldiler. Sene [10]37 dest-i sürhserânda durup evvelkiden dahi ziyâde imâr olup içinde olan Mîr Gûne Hân asker-i bed-ma‘âş-ı evbâş ile kal‘a-i Kağızmân ve Kars ve Çıldır ve Ahıçka ve Ardahân taraflarına dest-dırâzlık etdüğü Ahıçka ve Gürcîstân beğleri ve Erzurûm valisi taraflarından feryâdcılar ile Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘e arz-ı mahzarlar gelince ol ân Acem Şâhına elçiler gidüp tûğ-ı hümâyûn Üsküdar bâğçesinde karâr edüp cemî‘î Rûm ve Anadolu eyâletlerine mîr-i mîrânlar ve mu‘temed ve mukdim kapucubaşılar asker sürmeğe gidüp Tabanıyassı Sadrıa‘zam Mehemmed Paşa serdâr-ı mu‘azzam olup bir sene mukaddem cânib-i Revân'a revân olup sene 1044 (---) ayında Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ yer götürmez deryâ-misâl asker ile Üsküdar'daki bâğ-ı İremi önünde serâperde-i Süleymânîsinde meks edüp âyîn ü kavânîn-i Osmân'ı ve şevket u şöhret-i şehnişânı ve savlet-i sâhib-kırânı yerine getirüp cemî‘î tekmîl levâzımâtı mükemmel edüp kırk bin yeniçeriyâna ve yigirmi iki bin sipâh-ı dilîrâna ihsân [u] in‘âmların bezl edüp {Bayrâm Paşa der-i devletde kâ’im-makâm kalup} sene-i mübârekenin mâh-ı Şevvâlü'l-mükerreminin beşinci günü menzil-i Üsküdar-ı dilâvîzden hareket edüp atf-ı ınân, râh-ı Revân üzre askeriyle revâne olup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek kal‘a-i Konya şehrine andan kasr-ı Kayseriyye şehrine ve andan menâzil kat‘ ederek kal‘a-i Sivas'a, bu menzilde Silâhdâr Mustafâ Paşa'ya vezâret-i sânî olup taşra çıkdılar, ammâ yine nedîm-i şehriyârî idi ve Silâhdâr Mûsâ Paşa otâğ-ı hümâyûn hizmetine "Konakçı Paşa" ta‘yîn olunup ba‘dehû nişâncı olan (---) paşa ol gün silâhdâr olup Melek Ahmed Ağa çukadâr ağa oldu, andan niçe menâziller ubûr ederek kal‘a-i sahrâ-yı Erzurûm'a girerken "İki kerre yüz bin asâkir-i deryâ-misâl add olundu" deyü Murâd Hân'a i‘lâm etdiler. Hemân Rûmeli eyâletine mutasarrıf Cânpolâdzâde Mustafâ Paşa'nın otuz bir bin askeri add olunup "Cümle eyâleti askerinde bin yedi yüz Hasanî ve Hüseynî Tunageçdi kınalı ve başı ablaklı küheylân atlar yancıkları ve bahrî hatayîleriyle yedek çekildi" deyü pâdişâha i‘lâm etdiler. Erzurûm Valisi Halîl Paşa 309a mağzûb-ı şehriyârî olup adüvleri Silâhdâr Paşa ve Murtazâ Paşa şâdân u handân olup Erzurûm, Şâm Vezîri Küçük Ahmed Paşa'ya sadaka olunup eyâlet-i Şâm ber-vech-i arpalık Silâhdâr Mustafâ Paşa'ya tevcîh olundu. Ba‘dehû Erzurûm'dan üç günde Hasankal‘ası andan Kars yoluyla cânib-i Revân'a revân olundu. Ve yigirmi birinci günde Erzurûm'dan iki kerre yüz bin asker ile Revân altına meks-i hıyâm olundu. Ve kal‘adan sürhserân dırâz-kad toplar ile asker-i İslâm'ı muztarib eyleyüp bu mahalde cüyûş-ı muvahhidîn kızılbaşın top-ı kûbüne bakmayup nehr-i Zengî'yi karşu tarafa ubûr edüp bir solak pâdişâh-ı Cem-cenâbın rikâbında piyâde nehr-i Zengî'yi ubûr ederken nehr-i azîm mezkûr solağı toparlayup götürürken Murâd Hân nehr içre at ile solağa yetişüp girîbânından şîrâne pençe salup solağı sol eliyle nehr-i Zengî'den çıkarup halâs etdüğü hâlâ diyâr-ı İrân-zemînde meşhûr-ı Azerbaycân-ı Ûcân'dır. Bu nehri bu hâl ile ubûr edüp der-akab cümle guzât-ı müslimîni rûz-ı rûşende alâ-mele’i'n-nâs meterise koyup Rûmeli eyâletiyle ve zağarcıbaşıyla yigirmi oda yeniçeriyle Cânpolâdzâde Mustafâ Paşa Tebrîz Kapusu tarafından meterise girerler. Ve yemîninden Anadolu Vezîri Gürcî Mehemmed Paşa eyâletiyle ve yigirmi oda dergâh-ı âlî yeniçeriyânıyla meterise girer. Ve Sadrıa‘zam Tabanıyassı Mehemmed Paşa kapusu kulu ve yigirmi oda yeniçeriyle Rûmeli ve Anadolu miyânına girüp cenge âheng eder. Ve Yeniçeri Ağası olan Kara Mustafâ Paşa yeniçeri kethüdâsıyla on cemâ‘at oda yeniçeriyle cânib-i Zengî'de meterise yigirmi aded toplar ile şeb [u] rûz kal‘aya amân vermeyüp döğerdi. Cümle beş koldan yigirmişer aded toplar ile amân u zamân vermeyüp döğerlerdi. Bir gün bizzât Murâd Hân Rûmeli eyâletinin meterisine girüp Karabali nâm topu nişâna alup hân sarâyına bir top urdu. Ve Erzurûm Valisi Küçük Ahmed Paşa, cânib-i şimâlinde elli pâre şâhî darbzânlar ile bir tabye-i âlî üzre derûn-ı kal‘ayı ve burc [u] bârû üzre sürhserânlara ser çıkardmayup derûn-ı kal‘ayı harâb [u] yebâb ederdi. Ve Kapudan Deli Hüseyin Paşa Revân kal‘asına hâ’il Muhnâd depesinden derûn-ı kal‘a-i bîrûnu leylen ve nehâr döğüp harâb ederdi. Kal‘anın bedenleri ve mazgallarında ve çârsû-yı bâzârında değil herkes hânelerinin serdâblarında bile sadamât-ı top-ı kûbden oturup baş göstermeğe kâdir değiller idi. Ve Murtazâ Paşa bölük sipâhîleriyle Toprak kal‘ası câniblerinde karavul beklemeğe me’mûrlar idi. Ve Mûsâ Paşa ve Ken‘an Paşa müteferrika-i dergâh-ı âlîler ile serâperde-i pâdişâhîyi muhâfazaya me‘mûr idiler. Ve bu kal‘anın cânib-i erba‘asında beşer sâ‘at ba‘îd âdem deryâsı ihâta edüp karavul bekleyüp iki vilâyeti nehb ü gâret etmeğe bir ferd-i âferîdenin cânı olmayup günden güne niçe bin Sünniyân re‘âyâ vü berâyâ istîmân ile hedâyâlar getirüp gelirler idi. Bu himmet ile kal‘aya göz açdırmayup tokuzuncu günde kal‘anın burc [u] bârûları üzre niçe bin Kızılbaş-ı bed-ma‘âşlar "Amân, amân ey güzîde-i Âl-i Osmân!" deyüp kal‘adan taşra miftâhlar ile (---) Hân rehn-i istîmâna çıkup cüyûş-ı muvahhidîn kal‘aya leb-ber-leb olup ertesi ale's-sabâh derûn-ı kal‘adan amân ile Mâzenderân tüfenkciler ağası pür-silâh Mîr Fettâh-ı bî-ıslâh pây-bûs-ı şehriyâr ile şerefyâb olup muhâfazacılarıyla cânib-i Nahşivân'da dârü'l-bevârlarına gidüp karâr etdiler. Ol yevm-i mezbûrda Revân Hâkimi Mîr Gûne Yûsuf Hân Gürcîyyü'l-asl yedi aded hân ile hâk-i pây-ı pâdişâhı bûs edüp her birine birer serâperde ihsân olunup birer vezîre müsâfir verildi. Ve burc [u] bârû-yı kal‘ada ezân-ı Muhammedîler kırâ‘at olunup yedi gün yedi gice burc [u] bârû-yı kal‘a sancağ ve bayrağlar ile zeyn olup evkât-ı hamsede ba‘de's-salât üç nevbet gülbâng-ı Muhammedî çekilüp ve üç nevbet top u tüfenkler atılup leyle-i muzlimde niçe kerre yüz bin kanâdil ve meş‘ale ve rîh-i şem‘ler ile niçe bin hayme ve hargâh çerâğân olup sadâ-yı Allah Allah ile gulgule-i Rûm evce peyveste olup diyâr-ı Acem'e bîm ü ru‘b düşdü. Bu hâl ile kırk günde kal‘a ta‘mîr u termîm olunup Murtazâ Paşa hâkim-i Revân olup kırk bin guzât-ı müslimîn muhâfazacı kalup Sultân Murâd Hân 309b şikârı olan Revân hânı Emîr Gûne Hân'ı ve gayrı hânları önüne katup {yolda eyâlet-i Haleb ihsân olunup kethüdâsı Murâd Ağa'yı katl etdüğünde Emîr Gûnezâde Haleb'den ma‘zûl olup eyâlet-i Haleb, Küçük Ahmed Paşa'ya verilüp Emîr Gûne Yûsuf Paşa der-i devlete gelüp musâhib-i şehriyârî olup Murâd Hân intikâl edince Kara Mustafâ Paşa Emîr Gûne oğlun katl etdi}. Erzurûm şehrinden Tabanıyassı Mehemmed Paşa ve Cânpolâdzâde'yi Erzurûm'da yetmiş bin asker muhâfız-ı Revân olmağiçün bırağup kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek Nahşivân ve Karabâğlar ve {ve kal‘a-i Şorakil'i ve kal‘a-i Çûres'i ve şehr-i Bihistân'ı ve kal‘a-i Hoy ve kal‘a-i Ordubârı ve şehr-i Tebrîz'i yedi gün yedi gicede harâb [u] yebâb ve halkın esîr [u] kebâb ve kal‘a-i Lur'u hânî edüp andan kal‘a-i Bâğ-ı cinân ve kal‘a-i Ûcân ve kal‘a-i Kehrân ve kal‘a-i Kumla ve kal‘a-i Merend ve kal‘a-i Salmas vilâyetlerin nehb ü gâret ederek Van üstünden Bitlis'e ve Diyârbekir'e gelüp andan Âsitâne-i sa‘âdete mansûr u muzaffer gelüp şâdmânîler oldu. Ba‘dehû} şâh-ı dâll-ı bed-fi‘âl yüz bin asker-i sürhserân ile kal‘a-i Revân'ı yedi ay döğe döğe amânın kesüp Tabanıyassı, Revân'da mütehassın olan Murteazâ Paşa'ya adâveti olmağıla Revân imdâdına yetişmeyüp {şâh-ı gümrâhın Revân üzre hareketin istimâ‘ edüp Erzurûm'a gelüp Revân imdâdına yetişmedi} yedi ayda derûn-ı kal‘ada zehâ’ir ve top ve barut kalmayup âhir bir gice Murtazâ Paşa elmas hâtemin yudup merhûm olıcak ertesi ale's-sabâh cümle cüyûş-ı muvahhidîn uryânen emân ile kal‘adan çıkup kal‘ayı şâha teslîm edüp giderken cümle guzât-ı müslimîni kızılbaş-ı nâ-tırâş şehîd edüp niçesi nehr-i Araz'a {gark} ve niçesi Sünnî eliyle Araz'dan çıkup halâs olup kal‘a-i Kars'a ve kal‘a-i Bâyezîd'e düşüp halâs oldular. Bu ahvâl-i pür-melâli Murâd Hân istimâ‘ edüp niyyetü'l-gazâ-yı Bağdâd-ı Behişt-âbâd deyüp iki yerden gayret kılıcın miyânına bend kılup mezhebimiz sâhibi Nu‘mân ibn Sâbit İmâm-ı A‘zam ve hümâm-ı akdem hazretlerini kızılbaş-ı evbâş elinden halâs etmeğe bezl-i ihtimâm etdi. Ez-în-cânib sene 1045 târîhinden berü kal‘a-i Revân bu gördüğümüz mahalle dek 12 sene {dest-i Acemde} olup adl-i adâletleriyle Revân bir azîmü'ş-şân kaviyyü'l-bünyân, kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn olmuş ammâ yine hücûm-ı Âl-i Osmân'a yedi gün tahammülü yokdur. Zîrâ cümle yalın kat dîvâr ile mebnî bir kal‘a-i üstûvârdır. Sâhil-i Zengî'de vâkı‘ cânib-i cenûbdan cânib-i şimâle tûlânîdir. Ve arzı gâyet ensizdir. Hattâ Sultân Murâd Hân'ın urduğu balyemez top-ı kûblerin darbından gülleleri bir yanından urup cânib-i Tebrîz Kapusu tarafı dîvârın münhedim edüp gülle taşra çıkarmış ve niçe yüz gülleler kulle-i metînelerde te’sîr edüp nümâyândır. Kal‘a-i Revân'ın Ferhâd Paşa binâ etdüğü dîvârları kırkar zirâ‘-ı melikiy-yi âlîdir. Ammâ Tokmak Hân binâ etdüğü elli zirâ‘ enli ve yigirmi zirâ‘ arîz rıhtım binâdır. Cümle (---) burc-ı azîmdir ve cümle (---) benddir ve dâiren-mâdâr (---) adımdır. Zengî tarafından handakı yokdur, ammâ mazgal delikleri çokdur. Cenûbî ve şarkî ve şimâlî tarafında handakları vardır. Ammâ sulu yerde olmağıla handakı ol kadar amîk değildir. Lâkin ba‘zı yerleri yüz ellişer zirâ‘-ı bennâ enli handakdır. Ve cümle edvârında üç aded hadîd, kavî derveze-i sedîdlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 308b–309b ·
metinde göster ·
… kt-i şitâ ermeden deryâ-misâl asker ve niçe bin ummâl u bennâ ile üç ayda kal‘a
itmâm bulup
cemî‘i âlet-i mühimmât [u] levâzımâtın ve dizdârı ve üç yüz aded levendâtın ve …
Sebeb-i tesmiyyesi oldur kim bir hevâdâr zemin-i mahsûldâr olmak ile Sarı Saltık Sultân, ya‘nî Muhammed Buhârî Saltık Bay hazretleri bu mahalde fukarâlarıyla zirâ‘at edüp mahsûlün bu mahalde harman edüp ismine Kara Harman deyü nefes etmişlerdir. Sebeb-i tesmiyyesi oldur ammâ zamân-ı keferede bender şehr-i kadîm olup Bulgarca ismine (---)(---) derlermiş. Ol asırda bir kral-ı dâl ismiyle müsemmâ bir şehr-i zîbâ imiş. Dest-i Ceneviz'den bunu dahi Yıldırım Hân feth etmişdir. Ba‘dehû kal‘asın küffâr yine istîlâ etmesin içün hâke beraber harâb [u] yebâb, hânelerin türâb etmişdir. Ba‘dehû Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ asrında bu mahalde Kazak-ı Ak mazarratı def‘ içün bir cây-ı me’men lâzımdır, deyü fermân-ı Murâd Hân ile sene (---) târîhinde Kapudan Receb Paşa donanma-yı hümâyûn ile bu Karaharman limanına lenger atup a‘yân-ı vilâyet re’yiyle nehr-i Tuna arkı Karadeniz'e munsab olduğu mahalde du‘â vü hayr-ı sezâ ile bu kal‘a essâsına bezl-i ihtimâm-ı tâm edüp vakt-i şitâ ermeden deryâ-misâl asker ve niçe bin ummâl u bennâ ile üç ayda kal‘a itmâm bulup cemî‘i âlet-i mühimmât [u] levâzımâtın ve dizdârı ve üç yüz aded levendâtın ve yedi aded balyemez topların ve cânib-i kıbleye nâzır bir demir kapusuyla sûr-ı metîni itmâm edüp miftâhların ve derûn-ı kal‘ada Sultân Murâd Hân câmi‘i miftâhın Sultân Murâd Hân'a gönderüp Şeh Murâd mübârek-bâd deyüp dilşâd oldu. Hâlâ ma‘mûr bir kal‘a-i pür-nûr, derûn-ı kal‘ada ahâlîsi mesrûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 126a ·
metinde göster ·
… mahalde bana bed-leys bir kal‘a inşâ eyle kim Camapur memleketinden biz gelince
itmâm bulup
azametimle ben ol kal‘ayı muhâsara etsem fethinde usret çekem." deyü böyle bir …
Ba‘dehû hâbdan bîdâr olup ol uyûn-ı câriyenin mahreci mahallinde kâmil yedi gün nûş eder, hayât-ı câvidân buldum zann edüp hikmet-i Hudâ ol mâ-i zülâlin te’sîri sebebiyle boynuzunun biri düşüp biri kalır. "Bre meded, işte âb-ı hayât bunda imiş. Basra şehrinden berü nef‘in müşâhede ide ide nûş etdiğimiz âb-ı zülâl meğer bu mâ-i Kevser imiş kim Şattu'l-Arab'a dâhil olurmuş. Bre Bedlîs nâm hazînedârı kığırın." deyü fermân etdükde Bedlîs gelüp eydür: "Ey gulâm-ı hâs! Eğer hâssu'l-hâs olmak dilersen benim mâlımdan niçe bin kîse mâl-ı firâvân harc edüp bu mahalde bana bed-leys bir kal‘a inşâ eyle kim Camapur memleketinden biz gelince itmâm bulup azametimle ben ol kal‘ayı muhâsara etsem fethinde usret çekem." deyü böyle bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn binâ olunmasın Bedlîs hazînedâra fermân edince "el-Emrü emrüküm" deyüp kal‘ayı Bismillah ile esâsına şürû‘ etmede. Andan İskender bir karn ile Camapur diyârına gitmede. Beri tarafda Bedlîs cemî‘i hukemâları ve mühendis-i üstâd-ı kâmil bennâları ve cemî‘i ulûm-ı garîbe vü acîbe sâhibi keheneleri cem‘ edüp bu kal‘anın tâli‘-i imâretinin sa‘d sâ‘atin bulup vilâdet-i Server-i Kâ’inât'dan sene 872 mukaddem kal‘a-i Bitlîs binâ olunup sene 882 târîhinde İskender vefât etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 222b ·
metinde göster ·
tahsîl olunan mâldan Van kulunun iki yüz kise harâcları hâsıl olup paşa cemî‘i …
Mezkûr mezâd-ı sultânî dörd günde itmâm bulup tahsîl olunan mâldan Van kulunun iki yüz kise harâcları hâsıl olup paşa cemî‘i kulların huzûrunda iki yüz kise ağalarına teslîm edüp huccet-i şer‘iyyeye kayd olunup paşa ve hân-ı cedîd ellerine huccet-i şer‘-i mübîn aldılar ve Van kulları paşaya elli kise ücret-i kadem verdiler ve hândan intikâm almış oldular ve Malazgird Beği Mehemmed Beğ'in kırk bin aded gâret olunan koyunları içün mâbeyne muslıhîn girüp yetmiş kise mâl verilüp paşa ve hân-ı cedîd ellerine huccet-i şer‘iyye aldı ve Mehemmed Beğ paşaya yigirmi kise hizmet eyleyüp yer öpüp eydür "Efendim, kırk bin koyun içün bir akçe almasam hâtırım hoş idi. Hele dünyâ gözüyle hândan intikâmım aldım ammâ neyleyim, ardı sıra gidüp bulamadım. Olmaya illâ hayr" deyü {Malazgirdli Mehemmed Beğ} elli kise mâl ile mukaddemâ paşanın hân ganîmesinden getürüp verdiği otağına gitdi. Mâ‘adâ bevâkî mâlları paşadan bir ferd-i âferîde su’âl etmeyüp ve mezâd-ı sultânîde kendinin artırup aldığı zî-kıymet hil‘at-i fâhireleri ve akmişe-i vâfireleri ve her kimyâb makûlesi zî-kıymet bahâların kimesne su’âl etmeyüp kendü ağavâtlarının mezâd-ı sultânîde aldıkları eşyâları bahâları hod ulâ bi't-tarîk ağalardan ve mu‘tebereden aslâ su’âl olunmadı. Hemân Hak berekât-ı Halîl vere.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 279a ·
metinde göster ·
… ’âsir ile sa‘y-i tâm ve bezl-i ihtimâm edüp sene 995 târîhinde kal‘a-i Demâvend
itmâm bulup
derûn-ı kal‘aya üç bin aded neferât ve yetmiş aded top ve niçe bin gûne cebehân …
Âhir cümle guzât ile müşâvere edüp mezkûr kûh-ı Demâvend'de bir sûr-ı üstüvâr binâ olunmasın re’y-i ahsen görüp kûh-ı Demâvend'e bir kal‘a binâsına mübâşeret olunup kendüleri 327b asker-i kerrâr-ı adüv-şikârlar ile bâlâda tahrîr olunan altmış altı pâre kal‘aları cümle feth eyleyüp tâ şehr-i Tebrîz-i dilâvîze varınca cemî‘i kurâ vü kasabât ve kend-i büleydeleri yakup yıkup hâke berâber edüp ol kadar Kızılbaş-ı evbâş-ı kallâşların başların tîğ-ı âteş-tâb ile tıraş edüp cemî‘i havâriciyânın vücûdların sahîfe-i dünyâdan kaldırmağa sehel kalmışdı. Ve bu kadar gâret olunan dâr-ı diyârlardan mâl-ı firâvân almışdı kim hisâbın Hudâ-yı Bîçûn bilir. Cümle guzât-ı müslimîn ol kadar mâl-ı ganâ’imle muğtenim oldular kim mukaddemâ sahrâ-yı Serâv'da münhezim olduklarının yüz kerre yüz bin kat ıvaz olunup Acem'den bir intikâm alınmışdır kim hâlâ diyâr-ı Acem'de dâstân-ı dûstândır. Ba‘dehû Serdâr-ı mu‘azzam Cığalzâde yine cânib-i Bağdâd'a teveccüh etdikde niçe kılâ‘-ı metîneleri dahi feth ederek binâya mübâşeret olunan kûh-ı Demâvend kal‘asına geldikde henim dahi itmâm bulmayup asâkir-i nusret-me’âsir ile sa‘y-i tâm ve bezl-i ihtimâm edüp sene 995 târîhinde kal‘a-i Demâvend itmâm bulup derûn-ı kal‘aya üç bin aded neferât ve yetmiş aded top ve niçe bin gûne cebehâne ve levâzımât koyup kendüleri diyâr-ı Bağdâd'a azîmet etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 327a–327b ·
metinde göster ·
kal‘a gûyâ dürr-i beyz gibi münevver oldu. Ba‘dehû hatt-ı şerîf ile istimrâr ge …
Mefhûm-ı hatt-ı şerîf oldur kim "Melek Lalam, ber-hurdâr-ı ömr olup ekmeğim sana helâl olup hemîşe böyle feth [ü] fütûhâtlar edesin. Hâlâ feth etdiğin Rus-ı menhûsun otuz altı pâre şaykaların kal‘a-i Varna ve kal‘a-i Karahırman ve kal‘a-i Tolca ve kal‘a-i Akkirmân ve kal‘a-i Kili'yi ve kal‘a-i Özü ve kal‘a-i Hasan Paşa ve kal‘a-i Kılburun kal‘alarının ta‘mîr ü termîmine kefere şaykaların sarf edesin" deyü hatt-ı şerîf gelüp ol ân paşa bism-i İlâh ile Varna kal‘asının ta‘mîr [ü] termîmine mübâşeret edüp her gün beşer bin âdem handak tathîrine hidmet edüp handakın içi cümle Karadeniz ile leb-ber-leb olup kal‘aya cisrile geçilir oldu. Ve şeb [ü] rûz hidmet eden ibâdullâhlara onar kazgan ta‘âm tabh olup huddâmlara bezl olurdu. Ve bizzât paşa-yı müşârün-ileyh kendi eteğiyle handakdan türâb taşıyup sâ’ir ağavâtlar dahi evlâ bi't-tarîk kal‘a hidmetin cân baş ile ederken kütür kütür mehterhâneler çalınup kal‘anın cemî‘i ta‘mîr [ü] termîmi ve cebehânesi itmâm bulup kal‘a gûyâ dürr-i beyz gibi münevver oldu. Ba‘dehû hatt-ı şerîf ile istimrâr getiren Kapucubaşı Mîr Mehemmed Ağa'ya bir semmûr lipâçe ve yigirmi kîse guruş ve yigirmi esîr ve yigirmi re’s Sâlihli bârgîrleri verüp Âsitâne'ye revâne oldu. (---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 30a ·
metinde göster ·
… nazar olunmayup niçe yerinden âdem murâd edinse güzer etdi. Ol dahi bir haftada
itmâm bulup
dahi kara çavlar dururken ve mukaddemâ aşağı kal‘alar meremmât olup anların dah …
Hakîkatü'l-hâl yukaru eski kal‘anın hisâr-pîçe tarafına nazar olunmayup niçe yerinden âdem murâd edinse güzer etdi. Ol dahi bir haftada itmâm bulup dahi kara çavlar dururken ve mukaddemâ aşağı kal‘alar meremmât olup anların dahi iskeleleri dururken kal‘ayı beyâz etmeğe Yûsuf Kethüdâ sa‘y edüp yukaru kal‘a tamâm dürr-i yetîm gibi beyâz olup iske[le]leri bozulup aşağı Piyâle Paşa ve Çelebi Hasan Paşa iskeleleri kaldı. Bu mahalde Akkirmân'dan on pâre gemi keraste ve Eflâk ve Boğdan'dan iki bin çerâhor re‘âyâ me’kûlât [u] meşrûbâtlarıyla kal‘a meremmâtı hidmetine gelüp taşra varoşda cümlesin deftere kayd edüp hidmete kullanmağa başladılar. Ol gece Bozcaada'nın altıncı gece donanması şâdumânı oldu kim zemîn ü âsumân dir dir ditreyüp cümle gâzîyân-ı serbâzân mu‘tâdları üzre pür-silâh âmâde durup beş yerden mehterhâneler çalınup gülbâng-ı Muhammedîler çekilüp sabâha dak altı geceden berü böyle şâdumânlar ve zevk [u] safâlar olurdu, ammâ hikmet-i Hudâ-yı Müte‘âl [ü] bî-zevâl,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 56b ·
metinde göster ·
"Pâdişâhım bu kal‘a bu cisir başında elzem-i levâzımındandır ve memerr-i nâsda bir cây-ı menâsdır. Bu ta‘mîr ü termîm olunmak gerekdir" dediklerinde müşâvereleri re’y-i ahsen görülüp hazâ’in-i pâdişâhîden beş yüz kîse mâl ve mühimmât u levâzımâtlar verilüp Peçoylı Kâsım Paşa'yı ta‘mîr ü termîme ta‘yîn buyurulup sene 932 esâsına şürû‘ olunup sene 936 târîhinde kal‘a-i Ösek müceddeden itmâm bulup mîr-i livâlığın binâ mu‘temedi olan Peçoylı Kâsım Paşa'ya sadaka olunup cemî‘i cebehâne ve mühimmâtların mükemmel ü mükellef koyup üç bin aded güzîde asker nigehbân ta‘yîn olunup Sirem ve İlok [ve] Varadin serhadleri emn ü amân oldu, ammâ bu kal‘a-i Ösek-i dâr-ı seg dest-i küffârda iken yedi aded Hırvad ve İslovin ve Zirin ve Began ve Nadaj ve Yerekan herseklerinin bu kal‘a-i Ösek'de vekîller olmak taht-ı bânân-ı fâcirân idi, lâkin Nemse çârsâr-ı inpirator kapudanı Boçkay kapudan hâkim idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 61b ·
metinde göster ·
… z kadar ve dizdârı ve Budin kulu serdârı olup hidmetde idiler. Varoşu mukaddemâ
itmâm bulup
yüz aded tahta örtülü hâneli ve bir hânlı ve yigirmi dükkânlı varoş-ı nev binâd …
Bunun dahi zemîni nehr-i Tuna kenârında bir mürtefi‘ bayır üzre nev binâ olmada, çâr-kûşe şarampavlı ve sa‘b handaklı maşrık tarafı nehr-i Tuna'ya nâzır ve mağrib tarafı kesme toprak handaklı kal‘adır. İçinde hâne ve cebehâneleri dahi nâ-tamâm idi, ammâ neferâtları üç yüz kadar ve dizdârı ve Budin kulu serdârı olup hidmetde idiler. Varoşu mukaddemâ itmâm bulup yüz aded tahta örtülü hâneli ve bir hânlı ve yigirmi dükkânlı varoş-ı nev binâdır, ammâ hûb-havâ ve bâğ u bâğçeleri bî-hisâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 71b ·
metinde göster ·
… mâde olup cisrin itmâmına cehd [ü] ihtimâm edüp hamd-i Hudâ beşinci günde cisir
itmâm bulup
bizim tarafa Haleb eyâleti askeriyle Gürcî Mehemmed Paşa geçüp bizim Kadızâde İ …
Ammâ Köpürlüzâde Ahmed Paşa'nın külliyet üzre haberi olup cemî‘i Âl-i Osmân askerinin cânib-i erba‘asına ve bizim tarafımıza kat-ender-kat çeteciler ve poturacılar ve büyük karavullar ve ince karavullar ta‘yîn olunup herkes merkezinde pür-silâh âmâde olup cisrin itmâmına cehd [ü] ihtimâm edüp hamd-i Hudâ beşinci günde cisir itmâm bulup bizim tarafa Haleb eyâleti askeriyle Gürcî Mehemmed Paşa geçüp bizim Kadızâde İbrâhîm Paşa konduğu Tabur-ı Süleymân Hân önüne Haleb askeri kondu. Ardı sıra Kıbleli Paşa Şâm askeriyle sağ tarafımızda Ciğerdelen kal‘ası tarafına kondular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 100a ·
metinde göster ·
Sene 922 târîhinde Selîm Hân Mısır'ı feth edüp gelince bu kal‘a tokuz ayda itmâm bulup Selîm Hân gördükde safâsından "Benim Sarı Arslan'ım" deyü nutk etmişler. Hakkâ ki bir seng-i asferden bir kal‘a-i metîndir kim misli yok bir kal‘a-i üstüvârdır. Kaddi kırk arşın âlîdir. Ve her seng çâr-kûşe fîl cüssesi-misâl hacer-i asferlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y241a ·
metinde göster ·