… tîlâ eyleyüp bu kadar mâl-ı ganâyim alup ve niçe bin ümmet-i Muhammed'i ehl [ü]
iyâlleri
ile esîr edüp keştîlerine leb-ber-leb eyleyüp yine Fransa diyârında karâr etdüğ …
Hikmet bir gün Mısır'ın cânib-i şimâlinde on merhale karîb Bahr-i sefîd sâhilinde Kudüs-i Şerîf iskelesi olan Akka kal‘asına Fransa küffârı ale'l-gafle altı yüz pâre gemi ile Akka'ya ve şehr-i Askalân'a ve şehr-i Filistîn ve şehr-i Taberistân'a istîlâ eyleyüp bu kadar mâl-ı ganâyim alup ve niçe bin ümmet-i Muhammed'i ehl [ü] iyâlleri ile esîr edüp keştîlerine leb-ber-leb eyleyüp yine Fransa diyârında karâr etdüği haberi Ma‘nisa'da Sultân Mehemmed'in mesmû‘-ı hümâyûnları olup beyne'l-ulemâ bu hâdisâtı söyleşüp Ebü'l-feth gâyet müte’ellim olup ibâdullâh-ı müslimîn içün zâr [u] giryân olup bükâlar eyledi. Hemân Akşemseddîn hazretleri cemî‘i huzzâr-ı meclis huzûrunda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 24b ·
metinde göster ·
… Osmân'da ne kadar şehr-i azîmler var ise cümlesinden ümmet-i Muhammed'i ehl [ü]
iyâlleri
ile İslâmbol'a getirüp i‘zâz [u] ikrâm edüp ma‘mûr [u] âbâdan etdiler. Anıniçün …
Evvelâ Rûmeli'nden Üsküb halkın Üsküblü mahallesine, Yenişehir halkın Yeni Mahalle'ye, Sofya halkın Ayasofya'ya, Mora Urumların Fenerkapusuna ve Selânik Yahûdîlerinin elli cemâ‘atin Tekur Sarâyı'na ve Şuhûdkapusu cânibine kodular. Anıniçün Çufudkapusu derler. Anatolu cânibinden Aksarâylıyı Aksarây mahallesine, Akka ve Gazze ve Remle'den gelen Arabistân kavmin Tahta'l-kal‘a'ya, Acem'den geleni Mahmûdpaşa kurbünde Hoca Hânı'na, Balat şehrinden gelen Çingâneleri Balat mahallesine, Akılbend'den gelen uluç âdemlerin Akılbend mahallesine, Ârnâbûd kavmin Silivrikapusuna, Sıfet Yahûdîlerin Hâsköy'e, Anatolu Etrâkların Üsküdar'a, Tokat ve Sivas Ermenîlerin Sulu Manastır'a, Ma‘nisalıyı Ma‘cûncu mahallesine, Eğirdir ve iğdirlileri Eğrikapu'ya, Bursalıları Eyyûb Sultân'a, Karamanlıları Büyük Karaman'a, Konyalıları Küçük Karaman'a, Tirelileri Vefâ'ya, Çehârşembe ovası halkı Çârşanbabâzârı'na, Kastamonu kavmin Kazancılar mahallesine, Tarabefsûnlu Lazları Bâyezîd Hân câmi‘i yerine, Gelibolu kavmin Tershâne'ye ve İzmir kavmin Büyük Galata'ya ve Freng kavmin Küçük Galata'ya ve Sinop ve Samsun kavmin Tophâne'ye, ve'l-hâsıl ol asırda dest-i Âl-i Osmân'da ne kadar şehr-i azîmler var ise cümlesinden ümmet-i Muhammed'i ehl [ü] iyâlleri ile İslâmbol'a getirüp i‘zâz [u] ikrâm edüp ma‘mûr [u] âbâdan etdiler. Anıniçün İslâmı bol ismiyle müsemmâ olup ile'l-ân gulgule-i Rûm, velvele-i Rûm, tantana-i Rûm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 31b ·
metinde göster ·
ile esîr etdiler. Bu gûne nuhûset Âl-i Osmân devletinde bir târîhde olmamışdır.
Ba‘dehu küffâr bu kadar hayme ve hargâh ile Kilis kal‘ası altına varup Tekelü Mustafâ Paşa'nın otağın kırup ceneral-i la‘în başına serdârın selîmîsin geyüp âdet üzre dîvân-ı Âl-i Osmân etdikde Kilis kal‘asının cümle a‘yân [u] eşrâfı ve serdârı ve dizdârı taşra çıkınca kemîngâhda olan küffâr der-akab kal‘aya müstevlî olup bu takrîb ile Kilis kal‘ası gibi eflâke ser-çekmiş bir kal‘a-i metîni kabza-i tasarrufa alup cümle a‘yân-ı kal‘ayı ehl [ü] iyâlleri ile esîr etdiler. Bu gûne nuhûset Âl-i Osmân devletinde bir târîhde olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 78a ·
metinde göster ·
Sene (---) târîhinde Venedik küffârı Bosna eyâletin nehb ü gâret etdiği pâdişâh-ı bâ-vakârın mesmû‘-ı hümâyûnları olup eyâlet-i Bosna ile Melek Ahmed Paşa kal‘a-i Zadra üzre serdâr-ı mu‘azzam oldu. Seksen bin asker ile kal‘a-i Zadra altına varınca küffâra mahsûl kaldırtmayup elin vilâyetin nehb ü gâret edüp bu kadar hasârdan sonra kal‘a-i Ribniçse'ye sarılup amân vermeyüp yedi sâ‘atde feth edüp bu kadar mâl-ı ganâyimle asâkir-i İslâm muğtenim olup kal‘ayı berbâd edüp cümle ehl [ü] iyâlleri esîr-bend olduklarına hakîr'in târîhidir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 84b ·
metinde göster ·
… ehir içre sekiz yüz sarây hammâmları vardır. Ba‘zısına ahâlî-yi mahalle ehl [ü]
iyâlleri
ile girüp safâ ederler. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Bu hammâmlardan mâ‘adâ bu şehir içre sekiz yüz sarây hammâmları vardır. Ba‘zısına ahâlî-yi mahalle ehl [ü] iyâlleri ile girüp safâ ederler. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 143a ·
metinde göster ·
… e kestâne mevsiminde Beğkoz iskelesinden niçe bin araba ihvân-ı bâ-safâ ehl [ü]
iyâlleri
ve zahâyirleri ile Akbaba köyüne gidüp iki üç ay kestâne faslın ederler. Kayık …
Mesîregâh-ı Akbaba Sultân: Beyâz kiraz mevsiminde ve kestâne mevsiminde Beğkoz iskelesinden niçe bin araba ihvân-ı bâ-safâ ehl [ü] iyâlleri ve zahâyirleri ile Akbaba köyüne gidüp iki üç ay kestâne faslın ederler. Kayık ile İslâmbol'dan bir günlük mesâfedir. Mezkûr Akbaba köyü yüz hâneli ve bir cevâhir mihrâblı câmi‘ ve yigirmi aded dükkânlı ve bir hammâmı, havzlı ma‘mûr kurâdır. Akbaba tekyesi, âbâdân tekyedir. Ba‘zı yârân anda meks eder. Ba‘zı cânlar haymeleri ile meks edüp sohbet eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 146b ·
metinde göster ·
… arı hedâyâlarıyla ordu-yı İslâmı ganîmet edüp mâl u cân ve başları ve evlâd [u]
iyâlleri
bile hidmet edüp ol gece kal‘ayı niçe bin meş‘al ve kanâdîl ve neft ve katrân i …
Sultân Süleymân asrında Betlen Gabor binâ etmeğile Betlenvar derler. Henüz kral olan Apopi Mihal kralın mülk-i mevrûsudur ve Erdel krallarına tâbi‘dir, ammâ bu kal‘a vilâyet-i Saz Macarı hâkindedir, Erdel Macarı hükmü bu arada tamâm oldu. Ve bu Betlen Gabor kal‘ası kavmi kal‘a sâhibi Erdel'e kral olduğundan safâlar kesb edüp belki gece ve gündüz bin pâre toplar atup kal‘a kapuların küşâde kılup asker-i İslâm ile yağ u balı olup avreti ve oğlanlarıyla asker bir alma ve bir verme bâzâr etdiler kim ba‘zı yiğitler ol bâzârdan bîzâr-ı pür-zâr oldular. Ve kal‘a kapudanı ve nemeşleri ve birovları ve şagları ve dojları hedâyâlarıyla ordu-yı İslâmı ganîmet edüp mâl u cân ve başları ve evlâd [u] iyâlleri bile hidmet edüp ol gece kal‘ayı niçe bin meş‘al ve kanâdîl ve neft ve katrân ile çerâğânlar etmişlerdir kim şeb-i zulumâtîleri gûyâ rûz-ı rûşen oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 16b ·
metinde göster ·
… ı perîşân olur. Ve küffâr-ı dûzah-karâr Macar-ı füccâr kendü hânları ve ehl [ü]
iyâlleri
vilâyetlerin halâs içün bu Seykel boğazının deresi içre tâ bir dağdan bir dağa …
Sitâyiş-i tabur-ı Seykel: Bu tabur mahalli Seykel vilâyeti hudûdunda Kutuh boğazı nâm bir cengelistân ve ormanistân yerde bir dar boğazın yemîn u yesârı evc-i âsumâna münkalib olmuş dağlar üzre semâya ser çekmiş dıraht-ı müntehâlar ile bezenmiş kûh-ı bâlâlardır kim görenin aklı perîşân olur. Ve küffâr-ı dûzah-karâr Macar-ı füccâr kendü hânları ve ehl [ü] iyâlleri vilâyetlerin halâs içün bu Seykel boğazının deresi içre tâ bir dağdan bir dağa varınca minâre kaddi kalyon direklerin ve gayri niçe kerre yüz bin gûnâ-gûn ahşâbâtların kırup bu dereye döküp kat-ender-kat bir tabur-ı azîm kırıntılık etmiş ve içine yigirmi bin tüfeng-endâz küffâr ile girmiş ve on bin atlı küffâr ile cenge âmâde durmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 20b ·
metinde göster ·
… âmlarımdır ve bir bu kadardan ziyâde taşrada âzâdlı kızlarım ve anların ehl [ü]
iyâlleri
va[r], cümle yedi yüz kimesnedir. Bunların ve anların cümle dîbâ ve şîb ve zerb …
"İşte cânım paşa, bunlar benim iç hüddâmlarımdır ve bir bu kadardan ziyâde taşrada âzâdlı kızlarım ve anların ehl [ü] iyâlleri va[r], cümle yedi yüz kimesnedir. Bunların ve anların cümle dîbâ ve şîb ve zerbâf ve çuka yıllıkların ve cümle baltacı ve aşçı ve başçılar ve bâğbânlar ve arabalar ve kara ağ[a]larım ve beğlerimin ve anların hüddâmının cümle beş yüz kişinin yıllıkların verirsin ve illâ sen bilirsin" dedikde ben eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 44a ·
metinde göster ·
Ve bu kal‘anın Tuna kenârı köşesinde bir vîrân kenîsesi var, içinde keraste ve gayri mühimmât [u] levâzımâtları ve şehrin niçe hayvânâtları memlûdur. Hattâ bu kal‘a içinde olan guzât-ı muvahhidînin ehl [ü] iyâlleri birbirlerinden aslâ kaçmazlar, zîrâ cümle evlâd-ı evlâdları birbirleriyle dükelisi akrabâ ve ta‘allukâtlardır. Anıniçün birbirlerinden hicâb edüp ceng etmede yarar ve bahâdırlardır. Bu kal‘a içre gayri âdem girüp müte’ehhil olup sâkin olamazlar. Meğer taşra varoşda tavattun edeler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 72a ·
metinde göster ·
… der-miyân hidmet edüp bunlara başka çadırlar verüp başka bir kol olup evlâd [u]
iyâlleri
ile hidmet ederlerdi.
Bunlara Defterdâr Ahmed Paşa da müstevfâ ta‘[y]înâtların da verdiler. Bu küffârlara olunan iltifâtları 109b mukaddemâ kendü kal‘alarından firâr eden küffârlar istimâ‘ edüp anlar dahi bunlara gelüp bin mikdârı küffâr cümle re‘âyâ kayd olup pâre pâre olarak etek der-miyân hidmet edüp bunlara başka çadırlar verüp başka bir kol olup evlâd [u] iyâlleri ile hidmet ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 109a–109b ·
metinde göster ·
… olup ahâlî-i vilâyet bu kal‘ayı kendü mâllarından ta‘mîr ü termîm edüp ehl [ü]
iyâlleri
ve mâlların derûn-ı kal‘ada hıfz ederler.
Kal‘ası evce berâber bir püşte-i âlî üzre seng binâ bir sûr-ı ra‘nâcıkdır, ammâ gâyet küçücük şekl-i muhammes bir kirmancıkdır. Mürûr-ı eyyâm ile köhne olup ahâlî-i vilâyet bu kal‘ayı kendü mâllarından ta‘mîr ü termîm edüp ehl [ü] iyâlleri ve mâlların derûn-ı kal‘ada hıfz ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 148a ·
metinde göster ·
… vilâyet tefâhur kesb ederler, zîrâ halkı gâyet sulehâ-yı ümmetden olup ehl [ü]
iyâlleri
cümle ev hammâmlarına girirler, taşra çârsû hammâmlarına nâdir giderler.
Ve bir hammâm dahi Felemet kapusu kurbunda müfîd u muhtasar soba hammâmı derler küçük hammâmdır, ammâ bu şehr içre yedi yüzden ziyâde evlerde soba hammâmlarımız vardır deyü a‘yân-ı vilâyet tefâhur kesb ederler, zîrâ halkı gâyet sulehâ-yı ümmetden olup ehl [ü] iyâlleri cümle ev hammâmlarına girirler, taşra çârsû hammâmlarına nâdir giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 38a ·
metinde göster ·
… i fethde bu kal‘a ahâlîsine hayr du‘âlar edüp gâyet mün‘im kimesneleri ve ehl-i
iyâlleri
ve ganîmet üzre mahsûlât-ı hubûbât-ı nebâtâtları vefret ü[z]redir. Ve garb tara …
Ve cümle üç mihrâbdır. Evvelâ Hacı Alî câmi‘i Tuna kenârında câmi‘-i [nev] binâdır. Mâ‘adâ mesâcidlerdir. Ve cümle (---) aded medreselerdir. Ve cümle (---) tekye-i dervîşândır. Ve cümle (---) aded mekteb-i sıbyândır. Ve cümle bir hammâmı var, Koca Mahmûd Paşa'nındır. Ve cümle elli mikdârı dükkânlardır. Bezzâzistânı ve imâret-i ıt‘âmı yokdur, ammâ Velî Mahmûd Paşa hîn-i fethde bu kal‘a ahâlîsine hayr du‘âlar edüp gâyet mün‘im kimesneleri ve ehl-i iyâlleri ve ganîmet üzre mahsûlât-ı hubûbât-ı nebâtâtları vefret ü[z]redir. Ve garb tarafına bâğ u bâğçeleri de cümle nehr-i Tuna kenârına vâki‘ olup gûyâ bâğ-ı İremdir. Ve hevâsı 94b i‘tidâl üzre olup sâ’ir şehirlerden sehel ıssıdır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 94a–94b ·
metinde göster ·
… dâ ol kadar âdem cem‘ olup her kes kas‘asın şorbâ-yı Halîl ile pür edüp ehl [ü]
iyâlleri
ile kifâflanırlar. Hakîr dahi teberrüken ol fukarâlar bölüğünden olup bir sahan …
Ve bu câmi‘in mihrâbı önünde matbah-ı Hazret-i İbrâhîm Halîlullâh subh u mesâ fukarâ-yı billâha ve âyende vü revendeye ni‘meti bezl etmeğiçün tabl-ı Halîl'i kütür kütür döğülüp ahâlî-i şehre i‘lân oldukda azamet-i Hudâ ol kadar âdem cem‘ olup her kes kas‘asın şorbâ-yı Halîl ile pür edüp ehl [ü] iyâlleri ile kifâflanırlar. Hakîr dahi teberrüken ol fukarâlar bölüğünden olup bir sahan buğday şorbâsı aldım. Hudâ âlimdir, bir vüzerânın ve bir ulemânın ta‘âmında o lezzeti müşâhede etmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y231a ·
metinde göster ·
… âna verüp deve alırlar. Urbân dahi ankâ olup yılda bir kerre bu bâzârda ehl [ü]
iyâlleri
içün gûnâ-gûn akmişe-i fâhire ve libâs-ı nâdireler almağa gelüp âdem deryâsı ol …
Hakîr alâ-tarîkı's-seyir piyâde reviş ile ordunun bir ucundan bir ucuna kâmil sekiz bin adım idi. Omuz omuzu sökmez âdem deryâsı idi. Ve cân otundan mâ‘adâ bu bâzârda dîbâ ve şîb ü zerbâf atlas ve kâmhâ ve dârâyî ve hârâ ve gûnâ-gûn kalâ-yı vâlây dârâyî füruht olunur. Zîrâ kırk elli bin şâm huccâcının bu bâzâra beş altı Mısır hazînesi mâlları bu bâzârda sarf olunup kırk elli bin deve içün kabâyil-i Urbâna verüp deve alırlar. Urbân dahi ankâ olup yılda bir kerre bu bâzârda ehl [ü] iyâlleri içün gûnâ-gûn akmişe-i fâhire ve libâs-ı nâdireler almağa gelüp âdem deryâsı olur. Evvelâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y260a ·
metinde göster ·
… re ubûr edüp huccâcın kalan develerinin yerine dinc develer verüp cümle ehl [ü]
iyâlleri
tarîk-ı âm üzre çıkup metâ‘ların fürûht ederek huccâcı ganîmet etdiler.
"Eğer bu çölde huccâcın bir şey’i zâyi‘ olursa, sizden tazmîn olunup deriniz yüzerim" deyü tenbîh ü te’kîd edüp hamd-i Hudâ emniyyet üzre ubûr edüp huccâcın kalan develerinin yerine dinc develer verüp cümle ehl [ü] iyâlleri tarîk-ı âm üzre çıkup metâ‘ların fürûht ederek huccâcı ganîmet etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y307b ·
metinde göster ·
… . Huccâc mevsiminde âdem deryâsı olur. Ve bu mevsimde dahi cümle şürefâ ehl [ü]
iyâlleri
ile gelüp a‘yân-ı huccâca ıyd-ı adhânın üç gününde ziyâfet-i azîmler edüp hüsn- …
Ve bir hammâm-ı muhtasarı vardır. Ve kırk kahvehânesi vardır. Huccâc mevsiminde âdem deryâsı olur. Ve bu mevsimde dahi cümle şürefâ ehl [ü] iyâlleri ile gelüp a‘yân-ı huccâca ıyd-ı adhânın üç gününde ziyâfet-i azîmler edüp hüsn-i ülfet edüp huccâc dahi anlara ikrâm ederler. Ammâ huccâcdan sonra her hânda birer ikişer bâğbân ve gayri fukarâ-yı Urbân sâkin olurlar. Ve ba‘zı P 135b zamân bir kaç şürefâ bir yere gelüp at ve heccânlarına süvâr olup bu Mîne'de zevk ü safâ edüp yine Mekke'ye revâne olurlar. Hâsıl-ı kelâm bu Mînâ ehl-i Mekke'nin yaylağıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y325b ·
metinde göster ·
… ıt‘ada iki münakkaş taş ile mebnî kubbe-i âlîler içinde Sultân Berkûk evlâd [u]
iyâlleri
ile anda medfûnlardır. Ammâ bu âsitânede olan Kelâm-ı kadîm hüsn-i hatlar bir c …
Ve bu câmi‘in iki cânibinde biribirine müşâbih bir resimde ve bir kıt‘ada iki münakkaş taş ile mebnî kubbe-i âlîler içinde Sultân Berkûk evlâd [u] iyâlleri ile anda medfûnlardır. Ammâ bu âsitânede olan Kelâm-ı kadîm hüsn-i hatlar bir câmi‘de yokdur. Hattâ bir büyük Kelâm-ı İzzet eczâları var, Kız Kelâm-ı İzzet'i derler, on iki yaşında bir duhter-i pâkîze-ahter tastîr etmiş, ammâ sihr-i i‘câz mertebesinden bir hatt-ı âb-ı hayâtdır kim âyetün min-ayâtillâhdır, yine tahrîr eden kerîme-i selâtîne olmağile anda medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y138a ·
metinde göster ·
… ır halkı beş on gün mukaddem beşer onar guruşa kirâ ile dükkânlar dutup ehl [ü]
iyâlleri
ile ve me’kûlât [u] meşrûbâtları ile dükkânlarda ve tarîk-ı âm üzre sâkin olurl …
Alay-ı emîrü'l-hac: Bu dahi ahâlî-i Mısır'a bir alay-ı ıyddır. Mâh-ı şevvâl'in yigirmi üçüncü günü bir alay-ı emîrü'l-hac olur kim cemî‘i Mısır halkı beş on gün mukaddem beşer onar guruşa kirâ ile dükkânlar dutup ehl [ü] iyâlleri ile ve me’kûlât [u] meşrûbâtları ile dükkânlarda ve tarîk-ı âm üzre sâkin olurlar. Zîrâ bu alay ve mahmel-i şerîf sabâhdan vakt-i asırdan sonra ancak ubûr eder, anıniçün herkes ta‘âmları ile dükkânlarda sâkin olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y199a ·
metinde göster ·