ahide vefâh, kaçan Kaydefâ beni hapisden ıtlâk etdükde üzerine asker ve kılıç ç …
"Pâdişâhım Kaydefâ nâm avretin ne haysiyyeti ola, deryâ-misâl asker ile üzerine varup elin, vilâyetin harâb u yebâb, halkın dendân-ı tîğdan geçirüp ciğerlerin kebâb edelim" dediklerinde İskender eyitdi: "El-kerîmü izâ ahide vefâh, kaçan Kaydefâ beni hapisden ıtlâk etdükde üzerine asker ve kılıç çekmemek içün ahd [ü] mîsak etdim, buna bir ilâc edin kim Kaydefâ'dan intikâm alam" dedikde hemân Hazret-i Hızır baş kaldırup eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 9b ·
metinde göster ·
… ne verüp tekür oğluna Edirne'yi verüp zabt etdirdi. Ammâ Cenâb-ı Bârî kâdirdir.
İzâ
erâde şey’en heyyi’en esbâbehû.
Ba‘dehû Belgrad'ın Sırf kralı ve Sofya'nın Bulgar kralı ve Filibe'nin Destpot kralları bu Edirne'de Monuka kralın Muhammed dînine tapduğun istimâ‘ edüp yer götürmez küffâr-ı hâksârlar ile Edirne üzre gelüp Kuds-i Şerîf vakfı iken ahîd-şikenlik edüp Edirne'de ceng-i azîm edüp âhiru'l-emr emân ile Edirne'yi istîlâ edüp derûn-ı Edirne'de keşf [u] kerâmet-i Sefer Şâh ile İslâm ile müşerref olan cânlar Gelibolu'ya ve İpsala'da Gâzî Süleymân Paşa'ya 151a gidüp anda kaldılar. Mürted olanlar ve îmâna gelmeyenler Edirne'de kalıp yine üç kral Edirne'yi "Kuds-i Şerîf vakfıdır" deyü İslâmbol tekürüne verüp tekür oğluna Edirne'yi verüp zabt etdirdi. Ammâ Cenâb-ı Bârî kâdirdir. İzâ erâde şey’en heyyi’en esbâbehû.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 150b–151a ·
metinde göster ·
… un gütdüğüm yirde bir cisr binâ edeyim!" deyü ahd edüp ba‘de'l-halâs "El-kerîmu
izâ
uhide vefâ" mazmûnu üzre dörd yüz kîse-i Rûmî masrûf edüp bu cisr-i azîmi inşâ …
Bu Çoban Kâsım Ağa bu cisr mahallinde koyun güderken Cenâb-ı Bârî kendüye İslâm müyesser edüp mürûr-ı eyyâm ile dergâh-ı âlî yeniçeri ocağında kul kethüdâsı olup Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘in hapsinde iken "Ahdim olsun bu girdâbdan rehâ bulursam koyun gütdüğüm yirde bir cisr binâ edeyim!" deyü ahd edüp ba‘de'l-halâs "El-kerîmu izâ uhide vefâ" mazmûnu üzre dörd yüz kîse-i Rûmî masrûf edüp bu cisr-i azîmi inşâ etmişdir. Ammâ hakkâ ki vâhidü ke'elf bir kantara-i zîbâ-yı musanna‘dır kim metânetde gûyâ cisr-i Vişgrad'dır. Her uyûnu ayn-ı cârî üzre birer kavs-ı kuzah-misâl tâk-i tumturaklardır. Târîhi budur güfte-i Samâhî
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 170a ·
metinde göster ·
… oldukda bu kadar va‘de-i kerîmeler etdiğinizi ne aceb ferâmûş etdiniz Elkerîmü
izâ
ahede vefâ" değil midir? Ve bir gün yine bu dâ‘î-i muhlisinizin külbe-i ahzânın …
"Evvelâ hamd idelim Hâlık-ı Bîçûn'a kim benî Âdeme akl-ı küll verüp cümle hayvânâtdan evvel eşref-i mahlûk etdi kim hayr u şerri ve zarar [u] nef‘i bilüp müfsidîn ve hâsidîn ve mekkârların hiyel ü şeytanatına aldanmayup bî-garaz Müselmanlara taşra umûrun su‘âl edüp hâkimü'l-vakt olan adâlet ide. Yürü ümîddir kim bu zerre-i nâçîzin zerre kadar hatâsın sütür etmeyüp sû-i zan 261b ile deryâ-misâl askeri ser-i sa‘âdetinize cem‘ eyleyüp tarafeynde ceng ü cidâl ve harb ü kıtâl ola da rûz-ı mahşerde sizden su‘âl olunmaz mı ve memâlik-i Âl-i Osmân'ın Bitlîs şehri nehb ü gâret olunursa ve bu kadar evlâd [u] ıyâl haşerât-ı Ekrâd tuğyânıyla pâymâl-i rimâl olursa sa‘âdetlü pâdişâhıma ne cevâb verirsin ve sa‘âdetle bu şehrimize gelüp hânemizde mihmân oldukda bu kadar va‘de-i kerîmeler etdiğinizi ne aceb ferâmûş etdiniz Elkerîmü izâ ahede vefâ" değil midir? Ve bir gün yine bu dâ‘î-i muhlisinizin külbe-i ahzânında buyurdunuz kim "İnşâallah hân karındaşım sana Muş sancağın ihsân etdirüp yarlığ-ı belîğlerin getirdirim." buyurduğunuzdan memnûn olup cihân cihân sürûr-ı şâdân olup bu kadar ahd-i mîsâk emrine bünyâd-ı îmân u gılâz-ı şiddâd olunmuşdu kim zamân-ı hükûmetinizde ünâs-ı merd ü zen âsûde-hâl olalar. Re‘âyâ-perverlik bu mudur kim bu kadar askerle bu şehir üzre gelesin, âsûde-hâl olmak kande kalır ve kande cây-ı menâs bulunur ve bir kerre dahi buyurdunuz kim "Hân karındaşım sen benim velîni‘am efendim Sultân Murâd Hân Gâzî'nin çerâğ-ı efrûhtesi idin, Revân senesinde çok ni‘metin yedik ve hâlâ şimdi bî-hadd ü bî-hisâb ni‘met-i uzmânı tenâvül eyledik, sen dahi ehl [ü] ıyâlinle du‘â-yı hayrımızda olup devâm-ı devlet-i Sultân Mehemmed Hân ed‘iyyesine müdâvim olup zevk u safâda ol." deyü du‘â-yı hayrınızla behremend olduk mülâhazasıyla âsûde-hâl olup kavm-i Ekrâd Malazgird yaylağına çıkarken kânûn-ı pâdişâhî üzre aded-i ağnâm hakkın alalım derken hudûdumuzda olan Mehemmed Beğ Malazgird'den bu kadar asker çeküp Ekrâd'ı himâyete alup Ekrâd'ın koyun hakkın almağa mâni‘ olup biz dahi öşr-i ağnâm almak murâd etdiğimizde anlar bizi dûz eylediler, biz de anları hor eyleyüp mâbeynden bir kaç âdem düşüp demleri heder olduklarına biz dahi mezâhib-i erba‘adan fetvâ-yı şerîfler almışızdır ve yeniçeriler dahi bâc-ı sultânî vermediklerinden mâ‘adâ sâ’ir tüccârın şütür-bârlarına bir zibidi ve zübeydî ve Zeydî ve Zeynî-mezheb yeniçeri bâc-ı sultânîmize mâni‘ olup cebren kânûn üzre bâcımız alup gulüvv-i âm ile bâğımıza silâh ile gelüp niçe âdemlerimiz mecrûh etdikleri sicill-i şer‘-i Resûl'de kayd olunup huccetleri huzûr-ı izzete gönderilir. Yine böyle iken ol zalemeler mukaddem târîh ile sultânıma varup tasdî‘ edüp anların dürûğ kelâmlarıyla yine niçe iftirâ-gûne ta‘n-âmîz kelimâtlar tahrîr etmişsüz. Mu‘ammer olun, eğer bu abd-i kemter Abdâl za‘îf-i ahkar sultânım ile hukûk-ı sâbıkamıza mağrûr olup bir bed evzâ‘ [u] etvâr bu bendelerinden sâdır oldu ise " Arapça âyeti üzre tevbeler olsun. Arapça mazmûnu üzre cemî‘i cürmümüzü afv edin kim bizim üzerimize hüsn-i nazarınız olmuşken ahd [ü] emânınızdan rücû‘ etmen. Zirâ siz halîfe-i rûy-ı zemin vüzerâlarısuz kim ve hulefâ’i'r-râşidîni'l-mürşidîn min ba‘dihî ve vüzerâ’i fî ahdih'dir. Bu âlem-i kevn-i fesâdda nizâm-ı intizâm cemî‘i hükkâmın ahde vefâ eylemesiyle bu dünyâ âsûde-hâl olmuşdur. Lutf edüp Hazret-i Risâlet-penâh ve Çâr-yâr-ı güzîn ervâhları içün ve sa‘âdetlü pâdişâh-ı âlem-penâh başıyçün olsun beyne'l-akrân bu hakîri şermsâr edüp münkesir-i hâtır ile huzûr-ı şerîfe küstâhâne mektûbumuz ile Zeynel Ağa'mız gönderüp hilâf-ı inhâ eyle şikâyet eyleyenlerimizi tatyîb-i hâtır edüp mâbeynimiz ıslâh edüp bu hakîri pâymâl etmeyesiz, ve's-selâm.. Bâkî olasız, bâkî."
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 261a–261b ·
metinde göster ·
câ’e sûresin ve İhlâs-ı şerîf ve Fâtiha-i seb‘u'l-mesânîyi tilâvet etsinler." d …
mazmûnunca niçe alâylar ârâste vü kemîngâhlar cümle pîrâste olup herkes at başı berâber kafadâr u sırdaş ve hâldaş u yoldaş ve karındaşlarıyla öpüşüp ve görüşüp ve gülüşüp birbirlerine vasiyyet ederken çalıcı mehterbaşı tabl [u] kudüm ü çengî [vü] harbî çalmağa izin taleb etdikde paşa-yı âkıl "Vakti değildir, du‘â mahallidir. Tiz alây çavuşları gelsin" dedikde cümle gelüp "Varın, cemî‘i asâkir-i İslâm Feth-i şerîf okusunlar. Bilmeyenler İzâ câ’e sûresin ve İhlâs-ı şerîf ve Fâtiha-i seb‘u'l-mesânîyi tilâvet etsinler." deyü tenbîh edüp çavuşlar dahi cümle asâkir-i İslâma kavl-i tenbîhler etdikde azamet-i Hudâ cümle cüyûş-ı müvahhidîn içre atlar üzre bir sadâ-yı Kur’ân-ı azîm kopdu kim felekde melekler, aleyke avnullah dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 268a ·
metinde göster ·
… a‘bîrinde bu hakîre on altı aded karınca verüp bâğışladım, buyurdunuz. Elkerîmü
izâ
ahede vefâ" dediğimde,
Hemân yine hakîr ol kadar âdem deryâsı içre cür’et edüp paşa-yı kâmkârın ayağına düşüp eyitdim: "Sultânım, dünkü vâkı‘a-i şerîfiniz ta‘bîrinde bu hakîre on altı aded karınca verüp bâğışladım, buyurdunuz. Elkerîmü izâ ahede vefâ" dediğimde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 272a ·
metinde göster ·
… rifetler gösterdi, ammâ hikmet-i Hudâ bu kadar kemâl-i ma‘rifete mâlik iken "Fe
izâ
câe'l-kazâ amye'l-basar". fehvâsınca beyt,
Hulâsa-i kelâm ol gün bu Monla Mehemmed hakîre ve ahâlî-i Bitlis'e niçe bunun emsâli ma‘rifetler gösterdi, ammâ hikmet-i Hudâ bu kadar kemâl-i ma‘rifete mâlik iken "Fe izâ câe'l-kazâ amye'l-basar". fehvâsınca beyt,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 11b ·
metinde göster ·
… Muhammed'den mürted olanları dahi haps edüp mâlların alup anları dahi niçe gûne
izâ
ve işkence ile cümle kırdı, ammâ bir bayrak sekbân ve bir bayrak sarıca ve niçe …
"Taht-ı hükûmetinizde olan cümle müselmânları kırup mâl-ı hazâ’inlerin bana gönderesiz" deyü haber gönderdikde, eyle rivâyet ederler kim üç günde on yedi bin ümmet-i Muhammed kılıç ve harbe ve navorta ve baltadan geçüp Bükreş ve Tirkoviş ve gayrı şehirlerde ümmet-i Muhammed'den mürted olanları dahi haps edüp mâlların alup anları dahi niçe gûne izâ ve işkence ile cümle kırdı, ammâ bir bayrak sekbân ve bir bayrak sarıca ve niçe yüz yeniçeriler bir yere gelüp mürted olmağı kabûl etmeyüp ceng ede ede niçe bin küffârı kırup cümlesi selâmet Yergöğü kal‘asına düşerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 103b ·
metinde göster ·
… dahi gelmede deyü efvâh-ı nâsda gûnâ-gûn güft [ü] gû olmada iken Hikmet-i Hudâ "
{İzâ
erâde'llâhu şey’en heyye’e esbâbehû" mazmûnu üzre bir fertûte-i cihâne ve bir d …
Bu hâl-i pür-melâl üzre on gün dahi güzer edüp eyyâm-ı şitâ dahi gelmede deyü efvâh-ı nâsda gûnâ-gûn güft [ü] gû olmada iken Hikmet-i Hudâ "{İzâ erâde'llâhu şey’en heyye’e esbâbehû" mazmûnu üzre bir fertûte-i cihâne ve bir delle-i pîrezen-i zamâne} bir Macar avratı bir gece Alî Paşa'[ya] gelüp eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 123b ·
metinde göster ·
ahide vefâhu" mazmûnu üzre mezkûr kefere âzâd olunup cümle asker ile topdan tek …
"İnşâ’allâh biz kapu askerimle sahrâ-yı Hilevne'ye azîmet ederim. Siz cümle asâkir-i nusret-me’serler ile bir gayrı cânibi nehb ü gâret edüp şikâr-ı bî-şumârlar alup selâmetle cânib-i selâmete çıkasın" deyü serdârımıza haber geldikde, hemân bu Ribniçse kal‘ası altından kalkup, mukaddemâ "Beni âzâd ederseniz size şikâr göstereyim" diyen küffârın kayd [u] bendlerin alup "El-kerîmü izâ ahide vefâhu" mazmûnu üzre mezkûr kefere âzâd olunup cümle asker ile topdan tekrâr kal‘a-i şibenik altında bir top menzîli ba‘îd meks olunup feth olan (---) aded firkatelerin yelkenlerin sâyebânlar edüp, anda bir gece mihmân olup, ammâ kanlar yutduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 146a ·
metinde göster ·
erâdellâhu şey’en heyye’e esbâbehû" mazmûnu üzre kaçan kim Cenâb-ı Kibriyâ bir …
"İzâ erâdellâhu şey’en heyye’e esbâbehû" mazmûnu üzre kaçan kim Cenâb-ı Kibriyâ bir kulunun işini âsân etmek murâd edinse ibtidâ anın esbâbını halk eder. Çünkim Gâzî İbrâhîm Paşa yalnız başıyla altı bin aded yiğitleriyle germâ-germ beş sâ‘at-ı nücûmî otuz yedi bin kâfirle ceng-i azîmler edüp nîm sâ‘at yerde Âl-i Osmân askerinden bir imdâd gelmediğinden âhirü'l-emr münhezimen firâr edüp Tuna kenârına gelüp cümlemiz nehr-i Tuna'ya urup gark-ı âb olmağı irtikâb edüp hemân kendümüzü Tuna'ya uracak mahalde küffâr-ı hâksârın gerüden cümle küme askeri yedi koldan alayların dizüp haçlı bayrakların açarak erganon ve torompete ve luturyanî boruların çalarak sâf sâf olup ordu-yı İslâma yakın geldikde cümle küffâr bir kerreden at bırağup "Yajuj ve Yajuj" deyü yıldırım gibi şakıyup gelirlerken Cenâb-ı Kibriyâ'nın ihsânı olup Âl-i Osmân'ı mansûr u muzaffer etmek murâd edinüp esbâbını bu yüzden halk etdi kim mukaddemâ beri tarafa geçen Serdâr Ali Paşa'nın ve Gürcî Mehemmed Paşa'nın ve sâ’ir vüzerâ ve vükelâların cümle katâr katırlarını zîller ve ardalaları ve çanları ve çınkıraklarıyla donadup cümle katârı çayıra çıkarmışlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 104a ·
metinde göster ·
"Ben anların bâr-ı sakîllerin kaldırmağa üç yüz araba ahd etmişken el-kerîmu
izâ
ahide vefâh kelâmı üzre ahde vefâ etdim. Anlar beş yüz araba dahi peydâ edüp ta …
"Ben anların bâr-ı sakîllerin kaldırmağa üç yüz araba ahd etmişken el-kerîmu izâ ahide vefâh kelâmı üzre ahde vefâ etdim. Anlar beş yüz araba dahi peydâ edüp tahmîl eylediler, söylemedim. Anlara gayri bir şey aslâ ve kat‘â bir zerre vermem. Cebehâneye müte‘allık havân top ve cümle re‘âyâ pâdişâhındır, anda benim dahi alâkam yokdur. Ve utanmadan ‘Cümle arabalarımız bayraklar ile zeyn edelim ve mehterhâne çalalım’ derler. Mehterhâne-i bed-âyînlerin çalarlarsa meçikleri ve nâkûsların başlarına çalsın ve başların kankı taş pek ise ol taşa çalarak gitsinler. Hemân kal‘adan pek uzak olup tek dursunlar" deyü küffâra Sadrıa‘zamdan böyle haber varınca küffâr n'eylesin ve ne çâre eylesin, kal‘adan dahi çıkmış oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 119a ·
metinde göster ·
erâdellâhu şey’en heyye’e esbâbehû" kelâmı üzre bir gün Cenâb-ı Bârî bu kal‘a-i …
Ammâ "İzâ erâdellâhu şey’en heyye’e esbâbehû" kelâmı üzre bir gün Cenâb-ı Bârî bu kal‘a-i Kotur fethinin esbâbını halk edüp elbette feth olur, ammâ "El-umûru merhûnetün bi-evkâtihâ" dır. Elbette Feyyâz-ı Mutlak anın vaktini bilir. Ol vakit oldukda bir sehel bahâneyle feth olur. Ammâ fethi müyesser olsa yedi sancak yerde ümmet-i Muhammed şûr-ı şerr-i kâfirden emîn ü sâlim olurlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 158a ·
metinde göster ·
"Ayâ bu cezîre-i kâfiristânda seyâhat ve ticâret ve ziyâret yokdur. Bir yıl ve bir buçuk yıl nice mahpûs gibi durulur" deyü tefekkür ederken hikmet-i Hudâ "İzâ erâdellâhu şey’en heyye’e esbâbehu" mazmûnunca hikmet-i Bârî yârî kılup İşpanya ve Kızkral ve Danimarka ve Donkarkız ve'l-hâsıl yedi kralların vezîrleri ba‘de's-sulh edâ-yı hidmetleri tamâm olduklarında cümle vezîrler kraldan gitmeğe me’zûn olduklarında hemân bu hakîr dahi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 72b ·
metinde göster ·
… niçe yüz bin hayvânâtları ve avret ve oğlanlarıyla sâlimîn ü gânimîn geldiler.
İzâ
erâdellâhu şey’en heyye’e esbâbehu mazmûnu üzre kaçan kim Kerîm Allâh, bir kulu …
Cümle guzât pür-silâh olup Ak Mehemmed Paşa'dan me’zûn olup tarfetü'l-ayn içre Kalmıkların (...) lerini basup niçe yüz bin hayvânâtları ve avret ve oğlanlarıyla sâlimîn ü gânimîn geldiler. İzâ erâdellâhu şey’en heyye’e esbâbehu mazmûnu üzre kaçan kim Kerîm Allâh, bir kuluna kerem etmek ister, anın esbâbını halk eder. İmdi Allâh ol yaban dombayların ileri sebeb gönderüp ol câmûsları kovarken Kalmığ'a götürüp anları asker üzre getirüp cümle Kalmığ'ı asker-i İslâma kırdırup cümle mâl u menâlların askere ganîmet verüp ihsân etdi. Bir âdemin bundan haber ü âgâhı yok iken iki câmûs bahânesiyle guzât-ı müslimîne ol şiddet-i şitâda bî-hisâb ihsânlar etdi. Lisân-ı Fârisîde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 189a ·
metinde göster ·
… n ta‘lîmiyle bu tabyayı ve gayri yerleri metânet üzre amâr etdirilüp "El-kerîmu
izâ
ahide vefâh" mazmûnu üzre bu tabya sâhibi arhondaya Sadrıa‘zam cemî‘i mülk-i em …
Ve bunun mukâbilinde Kemer Suyu kapusu üzre Arhonda tabyası derler kim Sadrıa‘zama gelüp Kızıl tabya tarafından Kandiye'yi muhâsara etdirüp fethine sebeb olan arhonda ya‘nî Urûm beğzâdesi demekdir, bu tabyayı ol binâ etdiğiyçün Arhonda tabyası derler. Ba‘de'l-feth yine arhonda'nın ta‘lîmiyle bu tabyayı ve gayri yerleri metânet üzre amâr etdirilüp "El-kerîmu izâ ahide vefâh" mazmûnu üzre bu tabya sâhibi arhondaya Sadrıa‘zam cemî‘i mülk-i emlâklerin ve ze’âmet köğlerin ihsân edüp yine kal‘aya nâzır ve mu‘temed arhondalık in‘âm olundu. Ammâ bu Arhonda tabyası yüksek değildir, ammâ aslında zemîni âlî olmak ile cemî‘i tabyaları korudur ve toplarıyla etrâfları korudur. Gûyâ bir kûh-ı Ağrı'dır kim sedd-i metîndir. Üstünde altı pâre serâmed balyemez topları var kim anlara menzil topları derler. Tâ inâdiyye kal‘asın ve Arhonoz dağların güzer eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 310b ·
metinde göster ·
… mâreti Mevlânâ es-Sultânü'l-memâliki'l-eşref Ebu'n-Nasr Kalansu azze nasruhu ve
izâ
iktidârahu men bi-mahmedin(?) ve zâlike bi-târîhi şehri Rebî‘i'l-âhir sene seb‘ …
"Emera bi-imâreti Mevlânâ es-Sultânü'l-memâliki'l-eşref Ebu'n-Nasr Kalansu azze nasruhu ve izâ iktidârahu men bi-mahmedin(?) ve zâlike bi-târîhi şehri Rebî‘i'l-âhir sene seb‘a ve seb‘i mie min hicreti'n-nebevî." [R.707]
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y169b ·
metinde göster ·
Sebeb-i şehâdet-i Hazret-i Osmân eş-şehîd: Sene (---) târîhinde Hazret-i Osmân Mısır'ı Hazret-i Ebâ Bekr'in evlâdı Muhammed Ekber'e ihsân etdi. Ammâ Hazret-i Osmân'ın kâtibi olan Mervân'ın murâdı Mısır'ı gayriye ricâ etmişdi. Ricâsı kabûl olmayup Muhammed Ekber Mısır'a karîb vardıkda Hazret-i Osmân tarafından Mısır'a bir yarlığ-ı belîğ iktizâ etmeğile Mervân-ı kâtib hîle edüp bu gûne bir emir inşâ eder kim "izâ câ’e'l-emîr fakbilûhü" lâfzın bî-nukat tahrîr edüp Hazret-i Osmân'a mühürledüp ba‘dehu "Fakbilûhü" lâfzının bâ-i muvahhidesine iki nokta ile tâ’i müsennâ kılup "Faktülûhü" eyleyüp bir neccâb ile bu sahte emri Mısır'a gönderir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y295b ·
metinde göster ·
Mervân kâtib bir hîle ile bu gûne emir inşâ eder kim "İzâ câe'l-emîr fakbulûh" lafzın bî-nukât tahrîr edüp Hazret-i Osmân'a mühürledir. Ba‘dehu "fakbulûh" lafzının bâ-i muvahhadesine iki nokta ile tâ-i müsennâ kılup "faktulûh" eyleyüp bir neccâb ile Mervân kâtib bu emri Mısır'a gönderir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y17a ·
metinde göster ·
Gerçi yukaru iç kal‘a feth olup cümle vüzerâ ve vükelâ vü a‘yân-ı devlet-i dîvân herkes mertebelerince hil‘at-ı fâhire ile mesrûr olup el-kerîmü izâ ahide vefâh mazmûnunca koca Selîm Şâh cür’et edüp Mısır'ı vezâret ile Hayre Beğ'e ihsân edüp mevleviyyetin Rûmeli kadıaskeri olan Kemâl Paşazâde Ahmed Efendi'ye sadaka olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y52b ·
metinde göster ·
… eye. Zîrâ derûn-ı dilden o câniblerin seyâhatin bu dil ârzû ederdi. Hamd-i Hudâ
İzâ
erâdellâhu şey’en heyye’e esbâbehu'dur. Andan bismi-ilâh ile Mısır'dan pâk ü pâ …
Allâhü ta‘âlâ hayr ile seyâhatin müyesser edüp sâlimîn ü gânimîn avdet müyesser eyleye. Zîrâ derûn-ı dilden o câniblerin seyâhatin bu dil ârzû ederdi. Hamd-i Hudâ İzâ erâdellâhu şey’en heyye’e esbâbehu'dur. Andan bismi-ilâh ile Mısır'dan pâk ü pâkîze bisâtlarımız ve küheylân esb-i sabâ-sür‘atlerimiz ile Ümmü Dünyâ'dan tulû‘ edüp kıble cânibine andan iki sâ‘atde bir düz sahrâda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y360b ·
metinde göster ·
ummirat İsvân, min kutri Mısr, fî âhiri'z-zamân, bi'l-yâ’ sümme'l-ayn yazharu b …
İzâ ummirat İsvân, min kutri Mısr, fî âhiri'z-zamân, bi'l-yâ’ sümme'l-ayn yazharu bi-Mısr el-hısyân ve tahkümü'n-nisvân ve tefsüdu aliyyetü's-sultân ve teksürü'l-gırbân ve yahtellü nizâmü sâhibi'l-îvân ve takvâ şevketü‘l-cîm ve zâlike izâ hasale'l-kırân fî burci'l-hevâ
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y388a ·
metinde göster ·
… sürü'l-gırbân ve yahtellü nizâmü sâhibi'l-îvân ve takvâ şevketü‘l-cîm ve zâlike
izâ
hasale'l-kırân fî burci'l-hevâ
İzâ ummirat İsvân, min kutri Mısr, fî âhiri'z-zamân, bi'l-yâ’ sümme'l-ayn yazharu bi-Mısr el-hısyân ve tahkümü'n-nisvân ve tefsüdu aliyyetü's-sultân ve teksürü'l-gırbân ve yahtellü nizâmü sâhibi'l-îvân ve takvâ şevketü‘l-cîm ve zâlike izâ hasale'l-kırân fî burci'l-hevâ
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y388a ·
metinde göster ·
erâde'llâhu şey’en heyye’e esbâbehu mazmûnu üzre kaçan Cenâb-ı İzzet bir şey mu …
Hikmet-i Hudâ izâ erâde'llâhu şey’en heyye’e esbâbehu mazmûnu üzre kaçan Cenâb-ı İzzet bir şey murâd etdükde ibtidâ anın esbâbını halk eder. Zîrâ her şeye sebeb lâzımdır. Bir âyet-i kerîmede âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y432a ·
metinde göster ·