… mihrâb tarafında olan müzehheb ve sadefkârî rahleler üzre olan niçe yüz Kelâm-ı
izzetler
diyâr-ı İslâm'da bir pâdişâh mâlik olmayup bir câmi‘de yokdur kim her biri bire …
Ve bu câmi‘in mihrâb tarafında olan müzehheb ve sadefkârî rahleler üzre olan niçe yüz Kelâm-ı izzetler diyâr-ı İslâm'da bir pâdişâh mâlik olmayup bir câmi‘de yokdur kim her biri birer diyârın pâdişâhlarından [ve] vüzerâlarından hedâyâ gelüp bu câmi‘e konmuşdur. Ve tuğra-yı garrâ ile memhûrlu tokuz bin aded teslîm-i mütevellî olmuş mücelled kitâblar var kim her biri birer mülûkda ve şeyhülislâmlarda yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 60a ·
metinde göster ·
… ve Karahisârî ve Karahisârî Hasan Çelebisi hattıyla mezkûr hattâtların kelâm-ı
izzetleri
var kim her biri birer dahme-i Efrâsiyâb değer kelâm-ı izzetlerle müzeyyen olmu …
Bursa şehrinin hâricinde cânib-i şarkında bir mürtefi‘ hevâdâr yirde bir kubbe-i azîm içre medfûndur. Bâb-ı mu‘allâsının kanatları serâpâ gümüş pullar ve gümüş halkalar ve gümüş musanna‘ kuffeller (?) ile müzeyyendir. Ve atebe-i süflâsı dahi bi'l-cümle gümüş eşikdir. Bu kapudan aşağı altı kade[me] taş nerdübân ile âsitâne-i sa‘âdetine nüzûl olunur ve cümle der-i dîvârının enderûn [u] bîrûnu serâpâ ibret-nümûn nakş-ı bukalemûn Kâşî çînidir. Ve pencerelerinin dörd adedi cânib-i garba Bursa sahrâsına nâzır tuc revzenlerdir. Dörd penceresi dahi kıble cânibinde câmi‘ haremine nâzırdır. Ve bu âsitâne içre olan maslûbât mücevher eşyâlar meğer Ravza-i Mutahhara'da ola. Ve bunda olan zî-kıymet ibrişim hâlîceler bir âsitânede yokdur ve kabr-i şerîfin cânib-i erba‘asında niçe yüz altun ve gümüş çerağlar ve mücevher kanâdîller ve kırkar ve ellişer vukıyye gelir zeheb-i hâlis mutallâ şem‘dânlar ve çerâğdânlar ve buhûrdânlar ve gül-âbdânlar ile müzeyyen âsitâne-i münevverdir. (---) Ve sandûka-i şerîfinin cânib [u] etrâfında Yâkût-ı Musta‘sımî ve Şeyh ve Bekrî ve Abdullah-i Kırımî ve Hâlidî ve Demirci Kulu ve Zehebî ve Şeyh ve İbnu'ş-Şeyh Dede Mehemmed ve Karahisârî ve Karahisârî Hasan Çelebisi hattıyla mezkûr hattâtların kelâm-ı izzetleri var kim her biri birer dahme-i Efrâsiyâb değer kelâm-ı izzetlerle müzeyyen olmuşdur. Ve sandûka-i şerîfi zerdûz harîr ile mestûrdur. Ve ser-i sa‘âdetleri mahallinde yeşil imâme-i Hüseynî ile bir mehâbet [u] salâbet üzre âsûdedirler kim âdem bu âsitâneye girdikde berk-i hazân gibi dir dir ditrer. Ba‘zı kimesneler âdâbından içeri girmeyüp ser-i sa‘âdetleri tarafındaki pencereden Fâtiha tilâvet edüp gider. Kabrinin kıble tarafı bir şîrîn câmi‘-i münevverdir. Hareminin cânib-i erba‘ası fukarâ hücreleridir. Ve bir imâret-i it‘âmı var, şeb u rûz ni‘meti âmme-i nâsa mebzûldur. Niçe bin keşf [u] kerâmetleri zâhir olmuş mutasarrıfînden ulu sultândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 238b ·
metinde göster ·
… tların kelâm-ı izzetleri var kim her biri birer dahme-i Efrâsiyâb değer kelâm-ı
izzetlerle
müzeyyen olmuşdur. Ve sandûka-i şerîfi zerdûz harîr ile mestûrdur. Ve ser-i sa‘ …
Bursa şehrinin hâricinde cânib-i şarkında bir mürtefi‘ hevâdâr yirde bir kubbe-i azîm içre medfûndur. Bâb-ı mu‘allâsının kanatları serâpâ gümüş pullar ve gümüş halkalar ve gümüş musanna‘ kuffeller (?) ile müzeyyendir. Ve atebe-i süflâsı dahi bi'l-cümle gümüş eşikdir. Bu kapudan aşağı altı kade[me] taş nerdübân ile âsitâne-i sa‘âdetine nüzûl olunur ve cümle der-i dîvârının enderûn [u] bîrûnu serâpâ ibret-nümûn nakş-ı bukalemûn Kâşî çînidir. Ve pencerelerinin dörd adedi cânib-i garba Bursa sahrâsına nâzır tuc revzenlerdir. Dörd penceresi dahi kıble cânibinde câmi‘ haremine nâzırdır. Ve bu âsitâne içre olan maslûbât mücevher eşyâlar meğer Ravza-i Mutahhara'da ola. Ve bunda olan zî-kıymet ibrişim hâlîceler bir âsitânede yokdur ve kabr-i şerîfin cânib-i erba‘asında niçe yüz altun ve gümüş çerağlar ve mücevher kanâdîller ve kırkar ve ellişer vukıyye gelir zeheb-i hâlis mutallâ şem‘dânlar ve çerâğdânlar ve buhûrdânlar ve gül-âbdânlar ile müzeyyen âsitâne-i münevverdir. (---) Ve sandûka-i şerîfinin cânib [u] etrâfında Yâkût-ı Musta‘sımî ve Şeyh ve Bekrî ve Abdullah-i Kırımî ve Hâlidî ve Demirci Kulu ve Zehebî ve Şeyh ve İbnu'ş-Şeyh Dede Mehemmed ve Karahisârî ve Karahisârî Hasan Çelebisi hattıyla mezkûr hattâtların kelâm-ı izzetleri var kim her biri birer dahme-i Efrâsiyâb değer kelâm-ı izzetlerle müzeyyen olmuşdur. Ve sandûka-i şerîfi zerdûz harîr ile mestûrdur. Ve ser-i sa‘âdetleri mahallinde yeşil imâme-i Hüseynî ile bir mehâbet [u] salâbet üzre âsûdedirler kim âdem bu âsitâneye girdikde berk-i hazân gibi dir dir ditrer. Ba‘zı kimesneler âdâbından içeri girmeyüp ser-i sa‘âdetleri tarafındaki pencereden Fâtiha tilâvet edüp gider. Kabrinin kıble tarafı bir şîrîn câmi‘-i münevverdir. Hareminin cânib-i erba‘ası fukarâ hücreleridir. Ve bir imâret-i it‘âmı var, şeb u rûz ni‘meti âmme-i nâsa mebzûldur. Niçe bin keşf [u] kerâmetleri zâhir olmuş mutasarrıfînden ulu sultândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 238b ·
metinde göster ·
… âğdânlar ve buhûrdânlar ve gülâbdânlar ile zeyn olup niçe hüsn-i hatt-ı Kelâm-ı
İzzetler
ile müzeyyendir. Bir âsitâne-i rûhânîdir kim âdem dâhil olunca gışş u mebhut ol …
Evsâf-ı menzil-i Âsitâne-i Çağırkanlı Sultân kuddise sırruhu: Sene (---) târîhinde (---) Hân meşâyihlerinden ulu sultânmış. Niçe yüz keşf [u] kerâmâtları zâhir u bâhir olmuşdur. Bir binâ-yı pür-envârın içinde medfûnlardır. Kabr-i şerîfinin etrâfında gûnâ-gûn şem‘dânlar ile çerâğdânlar ve buhûrdânlar ve gülâbdânlar ile zeyn olup niçe hüsn-i hatt-ı Kelâm-ı İzzetler ile müzeyyendir. Bir âsitâne-i rûhânîdir kim âdem dâhil olunca gışş u mebhut olup elbette hayr murâdât-ı makbûledir. Hamd-i Hudâ ziyâret edüp bir Yâsîn-i şerîf tilâvet etdik. Bu azîzin rûhâniyyeti sebebiyle kurâsı ma‘mûr olup dağlarında kırk bin koyun ve sığırı ve câmûsu ve kısrak ve taylakları vardır. Ve iki aded ma‘mûr çiftlikleri vardır. Selef pâdişâhlarından mu‘âf ve müsellem olmalariyçün her pâdişâhdan mu‘âfnâme hatt-ı şerîfleri vârid (---) üç yüz hâneli ma‘mûr köydür. Bir câmi‘i ve bir tekyesi vardır. Âyende vü revendeye ni‘meti mebzûldür. Cümle ahâlîsi pây-bürehne ve ser-bürehne ve giysûdâr dervîş-i dil-rîşân fukarâları vardır. Cümle evlâd-ı sığâr u kibârının ellerinde birer ağaç topuzları ve niçesinün birer eğri başlı demir asâları vardır. Paşaya cümle fukarâları hedâyâlarıyla ve evkâfnâmeleriyle gelüp hizmetde olup du‘â-i hayr niyâ[z] etdiler. Paşa-yı [sâhib]-re’y [u] tedbîr eyitdi: "Ey fukarâ! Bu kadar mu‘âf ve müsellem olmağa neden müstahak oldunuz?" deyince "Sultânım sehilce semâ‘hâne meydânımıza teşrîf buyurun" dediler. Paşa dahi da‘vete icâbet deyüp vardık. Bir meydân-ı muhabbete kırk elli araba mikdârı oduna âteşler urup cânib-i erba‘asında kırk aded kurbânları kebâb edüp niçe fukarâ çevirmede. Paşaya âteşden ba‘îde bir mastaba üzre yer gösterüp karâr edüp binden mütecâviz fukarâ-yı billah âteş kenarına cem‘ olup kat kat âteşi ihâta edüp tabl, def [ve] kudûmler ile zikrullaha meşgûl olup kâmil bir sâ‘at-i nücûmî âteş-i semender germâ-germ olup cümle fukarâlar dahi tevhîd-i erre ile mest ü medhûş olup yüz mikdârı fukarâ-yı billah uryân u büryân u giryân, dillerinde Hazret-i Kur‘ân tilâvet ederek evlâd-ı sağîrelerinin ellerine yapışup "Yâ Hayy" ismiyle hemân ol alev-ber-alev olmuş âteş-i Nemrûd içine girüp "Yâ Hayy, yâ Kayyûm" ismiyle semâ-ı safâ edüp âteşi depe depe nîm sâ‘at tevhîd edüp taşra çıkup ancak başlarında cümle saçları ve sakalları yanmış, bi-emrilllah rûhâniyyet-i pîr ile kendülere bir maraz isâbet etmemiş, bu hâl ile kimi paşa huzûruna geldi, kimi aslâ gelmeyüp savma‘asına gitdi. Paşa ve sâ’ir temâşâcılar âlem-i hayretde kalup ol mahalde paşaya bir ziyâfet-i azîm çekdiler kim Taban Ahmed Ağa ziyâfetine gâlib idi. Garâ’ib bunda kim paşa bu âsitâneye ale'l-gafle geldi. Zîrâ yoldan sapa dağlar içinde bir nihânî genc-i nihân gibi künc-i râhda kalmış bir âsitânedir. Bu kadar ta‘âmı bir sâ‘atde niçe yetişdirdiler, paşa hayrân kalup mu‘âfnâmeleri üzre buyurdı-ı şerîf verüp yüz altun, fukarâsına tasadduk edüp hayr du‘âlarıyla behre-mend olduk. Andan 12 sâ‘atde Tercân Ovası'na gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 284b ·
metinde göster ·
ve şem‘dânlar ve çerâğdânlar ve alem ve sarrâf tabl [u] kudûmler ve niçe bin âv …
Aziz Mehemmed Dede'yi paşa ile ziyâret edüp paşanın azîze teveccüh-i tâmın ve bir bükâ-yı (---) gördüm ki kürsî vâ‘izleri kibâr-ı evliyâullah eyle mu‘tekid değillerdir. Kabr-i şerîfinin etrâfı Kelâm-ı izzetler ve şem‘dânlar ve çerâğdânlar ve alem ve sarrâf tabl [u] kudûmler ve niçe bin âvîze-i maslûblar ile müzeyyen bir
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 362a ·
metinde göster ·
… -kat müzeyyen olmuşdur. Dahi hârici etrâfında yetmiş aded hüsn-i hatt-ı kelâm-ı
izzetler
ile 8a tezyîn olmuşdur. Ve ser-i sa‘âdeti tarafında gûnâ-gûn alemler ve tîr [ …
Bu kapudan içeri cümle züvvâr dâhil olunca âdemin vücûdu lerzân olup âdeme dehşet hâsıl olur bir mehâbetli kabr-i tavîldir kim kaddi kâmil on adımdır. Cânib-i erba‘asında niçe yüz gûnâ-gûn zer-i hâlis-misâl çerâğdânlar ve buhûrdân ve gülâbdân ve şem‘dânlar ile kat-ender-kat müzeyyen olmuşdur. Dahi hârici etrâfında yetmiş aded hüsn-i hatt-ı kelâm-ı izzetler ile 8a tezyîn olmuşdur. Ve ser-i sa‘âdeti tarafında gûnâ-gûn alemler ve tîr [u] kemânları var kim okları harb-misâl kimi demir ve kimi hadeng oklardır ve cümle der-i dîvârında niçe bir âşıkânın cihâz-ı fakrlarından def ü kudûm ve nefîr ve tabl u zil [u] bemm ü teber ve pâleheng ve zerdeste ve sapan-ı dâverî-keşkül ve teber-i Müslimî ile ve gayri eşyâ-yı gûnâ-gûnlar ile müzeyyen olmuş kubbedir ve cümle rûy-ı dîvârda her gelen âşıkânın birer gûne âsâr-ı hatları vardır. Hattâ bu hakîrin dahi küstâhâne "Şefâ‘at yâ Muhammed evliyâya" bir hatt-ı müstekreh-i hem-züvvârdır. Bu âsitâneyi Murtezâ Paşa ile ziyâret edüp azîzin rûh-ı pür-fütûhu içün bir Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp azîzin rûh-ı şerîfine hîbe edüp rûhâniyyetinden istimdâd taleb edüp âşinâlık kesb etdik. Paşa efendimiz cümle fukarâya yüz altun tasadduk edüp harem-i şerîfin ortasındaki şâdırvânda üç kurbân edüp andan kapu arasında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 7b–8a ·
metinde göster ·
… re müstağrak etdirüp sîm şebekeler ve cânib-i erba‘asında hüsn-i hatt-ı kelâm-ı
izzetler
ve sîm-âvân şem‘dân ve buhûrdân ve gülâbdânlar ve çerâğdânlar ile ârâste ve niç …
Evsâf-ı âsitâne-i Hazret-i Mevlânâ binâ-yı Sultân Süleymân Hân aleyhi'r-rahmeti ve'l-gufrân : Niçe mülûk [u] selâtînler bu âsitâneyi ta‘mîr ü termîm etmişdir, ammâ sene 941 târîhinde Süleymân Hân Bağdâd fethine giderken iki yüz kîse masraf koyup Bağdâd-ı behişt-âbâdı feth edüp gelince evvelâ Sultânu'l-ulemâ ve ferzendi Hazret-i Monla Hünkâr'ın sandûkalarını zer-ender-zere müstağrak etdirüp sîm şebekeler ve cânib-i erba‘asında hüsn-i hatt-ı kelâm-ı izzetler ve sîm-âvân şem‘dân ve buhûrdân ve gülâbdânlar ve çerâğdânlar ile ârâste ve niçe bin zî-kıymet kanâdîl ü musanna‘ maslûbâtlar ile pîrâste olup Hazret-i Sultânu'l-ulemâ'nın sandûkası cümleden âlî ve Monla Hünkâr'ın sandûkası andan alçak (---) alçakdır ve ser-i sa‘âdetlerinde Mevlevî külâhları üzre beyâz destâr-ı Mevlevîler ve gerdenleri olan yer mahallinde Keşmîrî ve Lâhûrî şâllar ve taylesân-ı sünnet-i Muhammedî mehâbet ve salâbetli kabr-i şerîflerdir kim harem-i şerîfden gören âdeme vehm târî olup bir dehşet hâsıl olur. Bu kabr-i şerîfler semâ‘hânenin cânib-i kıblesi kûşesinde cânib-i erba‘aları şebeke ile mebnîdir. Üzerlerinde başka kubbeleri yokdur. Ve semâ‘hâne meydânı bir mücellâ sahrâ-yı musaykaldır. Başka mutrıbhâneleri ve ibâdethâne mihrâbı amûd-ı mevzûnlar ile mebnî bir âsitânedir ve bir beyâz mermer-i hâm ile döşenmiş bir vâsi‘ harem-i azîm var. Cümle (---) aded kapusu vardır ve bu harem-i muhteremin cânib-i erba‘asında müte‘addid dervîş-i dil-rîşân hücreleri vardır. Revzenleri etrâfında olan hıyâbâna nâzırdır. Haftada (---) âyîn-i Mevlânâ olup üç yüzden mütecâviz kimi molla ve kimi beğ ve paşa ve her biri birer bâğın gülü ârif-i billah terk-i dünyâ edüp âsitâne-i Mevlânâ'da çark edüp semâ‘ [u] safâ ederler. Her biri birer akl-ı Aristo musannif ü mü’ellif pâ-bürehne ve ser-bürehne fakr-ı fahr ile tefâhür eder cânlar vardır. Şeb [u] rûz aşk-ı İlâhî ile sermest [ü] serbâz dervîşânlar vardır. Ve kilâr ve furûn ve bir matbah-ı dârü'l-it‘âmı dahi cümle bu zikr olunan âsâr-ı hayrâtlar Süleymân Hân'ındır. Ve bu tekye-i ışret-gede kurbunda iki minâreli bir câmi‘ ve bir medrese ve imâret-i dârü'z-ziyâfe cümle Süleymân Hân'ındır. Bu hayrât [u] hasenâtın cümlesi kârgîr binâ-yı kıbâb-ı âlîler ile mebnî ve serâpâ nîl-gûn rasâs-ı hâs ile mestûr olmuş binâ-yı azîmlerdir. Netîce-i merâm Devlet-i Âl-i Osmân'da böyle bir âsitâne-i azîm yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 15a ·
metinde göster ·
… e gelüp kırk bin sıbyân-ı nâ-resîde-i tıflân-ı ebcedhânlar gerdenlerine Kelâm-ı
izzetlerin
ben kılup Timur'a istikbâle çıkdıklarında hemân Timur Şâh bu sıbyân-ı nâ-resîde …
Ba‘dehû sene (---) târîhinde Âl-i Osmâniyân'dan Yıldırım Bâyezîd Hân Türkmân-ı Ceslî elinden feth edüp ba‘dehû Âl-i Osmân üzre Timur Hân hurûc edüp Sivas üzre gelüp kırk bin sıbyân-ı nâ-resîde-i tıflân-ı ebcedhânlar gerdenlerine Kelâm-ı izzetlerin ben kılup Timur'a istikbâle çıkdıklarında hemân Timur Şâh bu sıbyân-ı nâ-resîdeler üzre at koyup cemî‘i asker-i Timur'un pây-ı esb nâhunu altında kırk bin ma‘sûm [u] pâk pâymâl-i rimâl [u] hâk olup ol sâ‘at ahâlî-i Sivas'dan yetmiş bin aded ulemâ ü sulehâ ve sâhib şeybe musannıf ve mü’ellif âdemleri tarfetü'l-ayn içre dendân-ı tîğden geçirüp yedi günde kal‘a-i Sivas'ı harâb u yebâb edüp hâlâ harâbistânı ma‘lûmdur. Elsine-i nâsda meşhûrdur kim, "Sana bir iş edeyim ki Timur-ı Lenk Sivas'a etmemiş ola" deyü darb-ı mesel olmuşdur. Netîce-i kelâm Timur-ı sâhib-şekâ Nasreddîn Hâce-i bî-bakâ Timur'un nedîm-i hâssı olmağıla esnâ-yı kelâmda Timur'a eydür: "Sultânım, Niçün Sivas'da kırk bin gulâmı kelâm-ı izzetleriyle pâymâl-i esb-i Tatar edüp yetmiş bin mahlûk-ı Hudâ sulehâ-yı müttakî kimesneleri katl etdiniz?" dedikde "Va'llahi efendi! Kavm-i Sivas bî-mezheb olup ‘Kur’ân-ı azîm sümme hâşâ mahlûkdur’ deyü âyet-i mensûhlara nazîre âyet etdiklerinden mâ‘adâ yedi âyet şekilli dahi kelâm-ı muhdesler zamîme eyleyüp gılâmânlarının boğazındaki Kelâm, izzetlikden çıkmış idi. Ekseriyyâ ol sıbyânları veled-i harâmlar 74a idi ve ihtiyârları cümle Şî‘î ve Mu‘tezilî ve Hurûfî ve Cebrî ve Kaderî-mezheb olmuşlardı. İslâh-ı âlem içün ilhâm-ı Rabbânî ile Hazret-i Hızır'ın vesîleligiyle cümle hurde evlâdlarını ve sâhib-şeybelerin kırup şehirlerin harâb etdim. Ammâ Nasreddîn Hâce senin şehrin sana bağışladım korkma harâb etmem" der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 73b–74a ·
metinde göster ·
Ba‘dehû sene (---) târîhinde Âl-i Osmâniyân'dan Yıldırım Bâyezîd Hân Türkmân-ı Ceslî elinden feth edüp ba‘dehû Âl-i Osmân üzre Timur Hân hurûc edüp Sivas üzre gelüp kırk bin sıbyân-ı nâ-resîde-i tıflân-ı ebcedhânlar gerdenlerine Kelâm-ı izzetlerin ben kılup Timur'a istikbâle çıkdıklarında hemân Timur Şâh bu sıbyân-ı nâ-resîdeler üzre at koyup cemî‘i asker-i Timur'un pây-ı esb nâhunu altında kırk bin ma‘sûm [u] pâk pâymâl-i rimâl [u] hâk olup ol sâ‘at ahâlî-i Sivas'dan yetmiş bin aded ulemâ ü sulehâ ve sâhib şeybe musannıf ve mü’ellif âdemleri tarfetü'l-ayn içre dendân-ı tîğden geçirüp yedi günde kal‘a-i Sivas'ı harâb u yebâb edüp hâlâ harâbistânı ma‘lûmdur. Elsine-i nâsda meşhûrdur kim, "Sana bir iş edeyim ki Timur-ı Lenk Sivas'a etmemiş ola" deyü darb-ı mesel olmuşdur. Netîce-i kelâm Timur-ı sâhib-şekâ Nasreddîn Hâce-i bî-bakâ Timur'un nedîm-i hâssı olmağıla esnâ-yı kelâmda Timur'a eydür: "Sultânım, Niçün Sivas'da kırk bin gulâmı kelâm-ı izzetleriyle pâymâl-i esb-i Tatar edüp yetmiş bin mahlûk-ı Hudâ sulehâ-yı müttakî kimesneleri katl etdiniz?" dedikde "Va'llahi efendi! Kavm-i Sivas bî-mezheb olup ‘Kur’ân-ı azîm sümme hâşâ mahlûkdur’ deyü âyet-i mensûhlara nazîre âyet etdiklerinden mâ‘adâ yedi âyet şekilli dahi kelâm-ı muhdesler zamîme eyleyüp gılâmânlarının boğazındaki Kelâm, izzetlikden çıkmış idi. Ekseriyyâ ol sıbyânları veled-i harâmlar 74a idi ve ihtiyârları cümle Şî‘î ve Mu‘tezilî ve Hurûfî ve Cebrî ve Kaderî-mezheb olmuşlardı. İslâh-ı âlem içün ilhâm-ı Rabbânî ile Hazret-i Hızır'ın vesîleligiyle cümle hurde evlâdlarını ve sâhib-şeybelerin kırup şehirlerin harâb etdim. Ammâ Nasreddîn Hâce senin şehrin sana bağışladım korkma harâb etmem" der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 73b–74a ·
metinde göster ·
… llah Kırımî ve Ahmed Karahisârî ve Hasan Çelebi ve Dede Mehemmed Çelebi Kelâm-ı
izzetleri
var kim İslâmbol'da Sultân Ahmed câmi‘i'nde yokdur. Meğer Medîne-i Ravza-i Muta …
Evvelâ şehrin derûnunda cemâ‘at-ı kesîreden ârâm bulunmaz bir mesîregâh, ma‘bedgâh [ve] teferrücgâhdır. Ve taşra haremli fıskiye ve havz-ı şadırvânlı niçe yüz çınar ve serv-i ar‘ar ve kestâne ve şecere-i tayyibeler ile sâyedâr olmuş bir harem-i muhteremdir kim cemî‘i âyende vü revendegân ve cemâ‘at-ı müslimân anda tâ‘at-ı Sübhân edüp hamd-i Yezdân ederler. Sayf [u] şitâda bu harem içre aslâ şems-i âteş-tâbın tâb-ı tüvânı te’sîr etmez. Bu harem-i azîmin cânib-i erba‘ası yan soffalar ve hücreler ve soffalar üzre amûd-ı mûmiyânlar ve dahi fevkında kâse-i nilgûn-vâr kıbâb-ı ser-nigûnların her biri kubbe-i eflâkden nişân verir. Ve derûn-ı câmi‘ eyle müzeyyen ü musanna‘dır kim diyâr-ı Âl-i Osmân'da buna mânend bir vüzerâ câmi‘i yokdur. Meğer İslâmbol'da Ebâ Eyyûb-ı Ensârî'de Zâl Paşa câmi‘i ve Silivrikapusunun iç yüzünde Süleymân Hân'ın Tavâşî İbrâhîm Paşa câmi‘i ola. Ammâ bu Burgaz câmi‘i anlardan musanna‘ ve şîrîn-kâr câmi‘-i pür-envârdır. Kubbe-i âlîsi eflâke ser çekmiş kubbe-i nüh-tâkdır. Kıble tarafında bir nîm kubbe-i eflâkdir. Kubbe-i kebîrinin etrâfında kanâdiller çerâğân edecek tabakalar ile ârâste ve mü’ezzinân mahâfili ve maksûreler ile pîrâste olmuşdur. Ve minber [ü] mihrâbının ve cânib-i erba‘asında olan revzenlerinin midhatinde meddâhân-ı Rûm âciz-mânde olmuşlardır. Ve bunda olan ibret-nümâ-yı nakş-ı bukalemun-ı ibret-nümûn câm, billûr, necef ve moran-ı gûnân derûn-ı câmi‘e ziyâ verdikde Arapça âyeti nûrun alâ nûr tilâvet olunur. Zîrâ bu câmi‘in etrâf-ı cevânibinde ibret-nümâ kelâm-ı şerîfler var kim her biri Yâkût-ı Musta‘sımî ve Abbâs-ı Mürsî ve Şeyh Bâyezîdî ve Abdullah Kırımî ve Ahmed Karahisârî ve Hasan Çelebi ve Dede Mehemmed Çelebi Kelâm-ı izzetleri var kim İslâmbol'da Sultân Ahmed câmi‘i'nde yokdur. Meğer Medîne-i Ravza-i Mutahhara'da ola. Ve hoş-âvâz hamele-i Kur’ân, e’imme-i hutebâsı ve mü’ezzinânları var kim gûyâ her biri birer yegâne-i asrdır. Bu câmi‘in bir tabaka-i mevzûn minâresi var kim sihr-i helâldir. {Süleymân Hân câmi‘in binâ eden Koca Mi‘mâr Sinân ibn Abdülmennân binâ edüp ol} Üstâd-ı bennâ yed-i tûlâsın ayân u beyân etmişdir. Kıble kapusu üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 107b ·
metinde göster ·
… ûndur. Sanduka-i münevveresinin cânib-i erba‘asında gûnâ-gûn hüsn-i hat kelâm-ı
izzetleriyle
ve gülâbdân ve buhûrdân ve şem‘dân ve altun-misâl Horâsân diyârının kârı çerâğd …
{Menâkıb-ı Akyazılı Sultân}: Hattâ bu Akyazılı Sultân Pırevadi'de Müselmân olan Dobruca kralından izin alup bu Batova vâdîsinde mekân dutup bir gün kebâb pişirüp tenâvül etdikden sonra kebâb şişi olan ağacı 123a yere gömünce bi-emri Hudâ bir yeşil kestâne ağacı hâsıl olup ol ân meyve verir ve azîz hazretleri buyururlar kim "Bu ağaç meyvesi kendi makâmımız koruğudur. Bunun sâyesi mekânımızdır" deyü kırk sene kâmil ol şecer-i müntehânın zıll [u] himâyesinde tâ‘at [u] ibâdet eder. Hâlâ ol dıraht-ı bî-bedel bir şecere-i tayyibedir kim yumurta kadar at kestânesi hâsıl olur. Her kimin atına sancı yâhûd kızıl kurd hâsıl olsa ol at kestânesinden ata yedirseler bi-emr-i Hudâ şifâ bulur. Hâlâ Akyazılı Sultân hazretleri bu dıraht-ı tayyibenin sâyesinde bir müdevver kubbe-i âlî rasâs-ı hâs ile mestûr ma‘mûrdur. Anın derûnunda medfûndur. Sanduka-i münevveresinin cânib-i erba‘asında gûnâ-gûn hüsn-i hat kelâm-ı izzetleriyle ve gülâbdân ve buhûrdân ve şem‘dân ve altun-misâl Horâsân diyârının kârı çerâğdânlar ile ârâste ve ser-i sa‘âdetleri ucunda tuğ u alem ve direfş [ü] kalem ve nefîr ü tabl [u] kudûm u ziller ile pîrâste olmuş bir kabr-i pür-nûrdur. Âdem duhûl etdikde vücûduna bir lerze hâsıl olur. Ve müşk-i amber-i hâm râyihasından cemî‘i ehl-i züvvârın demağları mu‘attar olur. Ve türbedâr dedeler cümle âyende vü revende züvvâra gülâb nisâr edüp buhur yakarlar. Cânib-i erba‘asında olan revzenlerin etrâfı hadîka-i İremezâtü'l-imâd misilli gül ü nesterin ve sünbül ü yâsemin bağlarıdır kim gül-i gülistânı içre tavattun eden murg-ı andelîbin hezâr-ı hezârân nagamât-ı hoş-elhânı müstemi‘ olan züvvâra hayât-ı rûh olur. El-hâsıl bu gûne âsitâneleri hasbîce hıfz [u] hırâset etmek fukarâ-yı Bektâşiyân-ı zî-şâna mahsûsdur. Hattâ bu hakîr ol âsitâne-i ziyâ-bahşa vardıkda sehel ısıtma derdiyle şikeste-hâtır idim. Hemân kim bu âsitâneye girüp rûh-ı azîz içün bir Fâtiha-i seb‘u'l-mesânî tilâvet edince hâtıra bu ebyât hutûr ide düşdü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 122b–123a ·
metinde göster ·
… her biri mezkûr hattâtların hatlarıyla birer mülûk içün tahrîr olunmuş Kelâm-ı
izzetler
idi.
Evvelâ on yedi mücelled ve mükellef mülûk içün tahrîr olunmuş mücevher cildli hatt-ı Ya‘kûb-ı Musta‘sımî ve hatt-ı Ahmed el-Karahisârî ve hatt-ı eş-Şeyh Bâyezîd-i Velî ve nısf-ı Kelâm-ı izzet-i bî-cild-i İbnü'ş-Şeyh Dede Mehemmed ve bir kıt‘a Kelâm-ı izzet-i hatt-ı Abdullah Kırımî ve hatt-ı İskenderî Hasan Çelebi ve hatt-ı Hâlid Efendi ve hatt-ı Demirci Kulu ve hatt-ı Hasan Çelebi min telâmîz-i Karahisârî ve hatt-ı Bekrî ve'l-hâsıl on yedi kıt‘a mesâhif-i şerîfler kim her biri mezkûr hattâtların hatlarıyla birer mülûk içün tahrîr olunmuş Kelâm-ı izzetler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 275a ·
metinde göster ·
… varak-ı semerkandîler ve âbâdî kâğızlar üzre tahrîr olunmuş hüsn-i hat Kelâm-ı
izzetler
ve kütüb-i mu‘tebereler ve tevârîh-i kesîreler dahi cümle yedi yüz mücelled env …
Ve cümle bin üç yüz aded mücelled kütüb-i nefîse ve tefâsîr-i latîfeler kim her biri âharlı Hıtâî ve Dımışkî varak-ı semerkandîler ve âbâdî kâğızlar üzre tahrîr olunmuş hüsn-i hat Kelâm-ı izzetler ve kütüb-i mu‘tebereler ve tevârîh-i kesîreler dahi cümle yedi yüz mücelled envâ‘ından kitâb-ı müstetâblar idi ve yetmiş aded mücelled tefâsîr-i şerîfelerden evvelâ Tefsîr-i Cerîr-i Taberî ve Tefsîr-i Deylemî ve Tefsîr-i Feyzullah-ı Hindî-i bî-nukat tefsîrdir kim Kur’ân-ı azîmden gayrı hâldâr hurûfu yokdur. Cümle bî-nukât hurûflar ile te’lîf olunmuşdur. Ve Tefsîr-i Ebü'l-Leys-i Semerkandî ve Tefsîr-i Şeyh ve Tefsîr-i Bağavî ve Tefsîr-i Kadı ve Tefsîr-i Ebussu‘ûd-ı Süleymânî. Böyle yetmiş aded tefâsîrlerdir kim her biri bin şeyhülislâmda bulunmaz zî-kıymet tefsîr-i şerîfler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 275a ·
metinde göster ·
… sn-i hatları ve gayrı âsârlarıyla zeyn olmuş rûy-ı dîvârdır. Bunda olan Kelâm-ı
İzzetler
ve niçe bin kıt‘a kütüb-i mu‘tebereler vardır kim bir âsitânede yokdur.
Ve kubbe-i nîlgûnun cânib-i erba‘asındaki revzenlerde olan camlar ve murakka‘ sadefkârî Arabî kapaklar ve cümle rûy-ı dîvârda olan cemî‘i seyyâhân-ı berr u bihârın ve erbâb-ı ma‘ârifin birer kıt‘a hüsn-i hatları ve gayrı âsârlarıyla zeyn olmuş rûy-ı dîvârdır. Bunda olan Kelâm-ı İzzetler ve niçe bin kıt‘a kütüb-i mu‘tebereler vardır kim bir âsitânede yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 350b ·
metinde göster ·
… -i Edirne'ye gelüp sa‘âdetle dahil olup cümle erbâb-ı devlet ve a‘yân-ı sâhib-i
izzetler
hânedânlarında mukîm olup bu hakîr dahi cümle velî-ni‘am efendilerimizle ol fas …
Hakîr bu bâlâda tahrîr olunan kurâ vü kasabâtları seyr [ü] temâşâ edince sa‘âdetlü pâdişâh Boğazhisâr ve Gelibolu'dan şehr-i Edirne'ye gelüp sa‘âdetle dahil olup cümle erbâb-ı devlet ve a‘yân-ı sâhib-i izzetler hânedânlarında mukîm olup bu hakîr dahi cümle velî-ni‘am efendilerimizle ol fasl-ı zemistânda oda sohbetleri edüp geşt [ü] güzâr etdiğimiz kurâ vü kasabâtları ve seyr [ü] temâşâ etdiğimiz kılâ‘-ı üstüvârları ta‘rîf ü tavsîf ederek şeb [ü] rûz cân sohbetleri ederdik. Hudâ cümlenin âhiri ve âkıbetin hayr ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 100a ·
metinde göster ·
… tinde tâc-ı Bektaşî pür-nûrları var ve etrâfında gûnâ-gûn hüsn-i hatt-ı kelâm-ı
izzetler
ile zeyn olmuşdur. Hattâ cemî‘i züvvârâna fukarâları ve pâ-bürehne ve ser-büreh …
Ve bu tekye-i bî-bedelin sâhibü'l-hayrâtı olan Mihaloğulları bu âsitânenin akârâtını kavî eylemek ile matbah-ı Keykâvûs'unda ni‘met-i nefîsesi âyende vü revende ve pîr ü cüvâna ve gebrâ vü tersâ ve pîr-i muğâna sofra-i bî-imtinânı mâh u sâl bi'l-guduvvi [ve]'l-âsâl ni‘meti mebzûldur. Ve bizzât Hazret-i Gül Baba ürd-i behişt heşt-behişt-vâr bir püşte-i şükûfezâr üzre bir kurşum örtülü kubbe-i âlî içinde medfûndur. Sandûkası yeşil çuka ile mestûr ser-i sa‘âdetinde tâc-ı Bektaşî pür-nûrları var ve etrâfında gûnâ-gûn hüsn-i hatt-ı kelâm-ı izzetler ile zeyn olmuşdur. Hattâ cemî‘i züvvârâna fukarâları ve pâ-bürehne ve ser-bürehne cânları ve mahbûb cân-ı cânân köçekleri her gelen kimesnelere mâ-i gül nisâr edüp micmereler ile ûd u amber yakup âdemin demâğın mu‘attar ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 86a ·
metinde göster ·
… ve Şemsullâh-ı Gamrâvî ve Şeyh Cûşî hatt-ı şerîfleriyle eyle zî-kıymet kelâm-ı
izzetler
cümle yağmurdan çürüyüp Cum‘a namâzına haftada bir kerre bu câmi‘e varan mezkûr …
İmdi azîzim bu kelâm-ı dırâ[z]dan me’âl-i muhassal oldur kim "Kâfir kâfirliğince kelâmullâhdır" deyü cemî‘i kitâbları haftada bir kerre silüp süpürüp yetmiş seksen kadar hüddâmları var, ammâ bizim Mısır İskenderiyyesi'nde Câmi‘u'l-attârîn derler bir câmi‘-i azîm vardır, bu kadar yüz dekâkîn ve hân u hammâm u mahzenleri ve niçe hayrâtları var iken câmi‘ harâb u yebâb olup kitâbhânesi üzre bârân-ı rahmetden niçe bin cild kütüb-i mu‘tebereleri ve Yâkût-ı Musta‘sımî ve Abdullâh-ı Kırımî ve Şemsullâh-ı Gamrâvî ve Şeyh Cûşî hatt-ı şerîfleriyle eyle zî-kıymet kelâm-ı izzetler cümle yağmurdan çürüyüp Cum‘a namâzına haftada bir kerre bu câmi‘e varan mezkûr Kitâbullâhları yeyen güvelerin ve kurdların ve fârelerin sadâların istimâ‘ edüp bir ümmet-i Muhammed demez kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 59b ·
metinde göster ·
Ve ser-i sa‘âdeti tarafında âyetün min âyâtillâh kelâm-ı
izzetler
var. Ve cânib-i erba‘asında niçe yüz gûne şem‘dân ve çerâğdân ve buhûrdân ve gü …
Ve ser-i sa‘âdeti tarafında âyetün min âyâtillâh kelâm-ı izzetler var. Ve cânib-i erba‘asında niçe yüz gûne şem‘dân ve çerâğdân ve buhûrdân ve gülâbdânlar var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 204b ·
metinde göster ·
… ında şebkülâhı üzre çığa telleri ve gayri âlât-ı silâhları ve etrâfında Kelâm-ı
İzzetler
ve çerâğdân ve şem‘dânlar ile müzeyyen bir meşhed-i kabr-i münevverdir. Kuddise …
Der-beyân-ı ziyâretgâh-ı Gümülcine: Evvelâ şehir içinde İmâret mescidinde ziyâret-i Gâzî (---) Beğ. Başında şebkülâhı üzre çığa telleri ve gayri âlât-ı silâhları ve etrâfında Kelâm-ı İzzetler ve çerâğdân ve şem‘dânlar ile müzeyyen bir meşhed-i kabr-i münevverdir. Kuddise sırruhu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 209a ·
metinde göster ·
… e olan Sultân Veliyyullâh'ın sandûkası etrâfında bu kadar hüsn-i hatt-ı Kelâm-ı
izzetler
ve bu kadar zî-kıymet buhûrdân ve gülâbdân ve musanna‘ şem‘dânlar ve maslûb kan …
Vâcibü's-seyr bir ulu tekye-i cihân-nümâdır kim cemî‘i âsâr-ı imâretleri sâfî kurşum örtülü (---)(---) paşanın hayrât [u] hasenâtlarındandır kim bu kubbe-i pür-envâr içinde âsûde olan Sultân Veliyyullâh'ın sandûkası etrâfında bu kadar hüsn-i hatt-ı Kelâm-ı izzetler ve bu kadar zî-kıymet buhûrdân ve gülâbdân ve musanna‘ şem‘dânlar ve maslûb kanâdîl-i gûnâ-gûnlar ve zî-kıymet tuhaf âvîzeler ve niçe bin âşıkân-ı seyyâhân-ı berr [ü] bihârın birer gûne hüsn-i hat âsârları ve niçe bin dervîşânların cihâz-ı fakrlarından zerdeste ve keşkül ve pâlheng ve kabağı ve sapan-ı Dâvûdîsi var ve niçe tabl u alem ve tarak u sancağ ve def ü kudûm ve nefîr ü zil ve kebirge ve ma‘rifeleri var. Cemî‘i fukarâlar her gelen züvvârın üzerlerine gülâb nisâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 245a ·
metinde göster ·
… anlardan müzeyyendir" desem kizb değildir, zîrâ bunda olan hüsn-i hatt Kelâm-ı
izzetleri
bir âsitânede görmedim.
Ve niçe bin zî-kıymet kâlây metâ‘lar var kim bir âsitânede eyle yâdigârlar yokdur, meğer Bağdâd içinde Hazret-i Abdülkâdir Gîlânî'de ve Bağdâd taşrasında Hazret-i imâm-ı A‘zam'da ve iki merhale ba‘îde imâm Hüseyin'de ve andan üç merhale ba‘îd imâm Alî âsitânelerinde eyle ziynet ola, ammâ "Bu Osmân Baba kabri anlardan müzeyyendir" desem kizb değildir, zîrâ bunda olan hüsn-i hatt Kelâm-ı izzetleri bir âsitânede görmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 379b ·
metinde göster ·
ile bezenmişdir. Ve gûnâ-gûn altun-misâl çırâğ ve mücevher gümüş ve altun kanâd …
Ve kâ[r]gîr kubbesi üstü çam tahtası örtülü bir sivri kubbe-i âlîdir. Zirve-i a‘lâsında altun alemi beş sâ‘at yerden şu‘lesi nümâyândır. Ve merkad-i pür-envârı müşk [ü] amber-i hâm ile mu‘attardır. Ve sandûka-i şerîfin cânib-i erba‘asında kıt‘a kıt‘a hüsn-i hatt-ı gîrân-bahâ kelâm-ı izzetler ile bezenmişdir. Ve gûnâ-gûn altun-misâl çırâğ ve mücevher gümüş ve altun kanâdîller ile ve bî-had musanna‘ âvîzeler ile ârâste kılınmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y129a ·
metinde göster ·
… , sandûka-i şerîfi sebzgûn atlas ile pûşîdedir. Ve etrâfında hüsn-i hat Kelâm-ı
izzetler
vardır. Ve bir kaç musanna‘ kanâdîller ve âvîzeler vardır. Bunda bir Yâsîn-i şe …
Ziyâret-i Hazret-i Ya‘kûb aleyhisselâm ibn Hazret-i (---)[İshâk]: Sıfet'de sâkinler idi. Firâk-ı Yûsuf ile girye ve hüzünden a‘mâ olup evlâdları kendüyi Mısır diyârında Feyyûm şehrinde Hazret-i Yûsuf'un hilâfet [ü] nübüvvetinde varup mülâkat oldukda, bi-emrillâh dîdeleri rûşen olup baba ve oğul birbirlerin bağrına basup niçe sene Feyyûm'da sâkin olup anda vefât etdi. Müddet-i ömürleri (---) sene olup na‘ş-ı şerîflerin Hazret-i Yûsuf Ebü'l-enbiyâ olan Halîlü'r-rahmân'a gönderüp hâlâ bu mahalde âsûdedir. Sanâyi‘inden bir şey ma‘lûm değildir, illâ hüzn-i Ya‘kûb ile şöhret bulmuşdu. Ûlü'l-azm peygamberdir. Bir kubbe-i pür-nûr içindedir, sandûka-i şerîfi sebzgûn atlas ile pûşîdedir. Ve etrâfında hüsn-i hat Kelâm-ı izzetler vardır. Ve bir kaç musanna‘ kanâdîller ve âvîzeler vardır. Bunda bir Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp şefâ‘atlerin ricâ etdik. Kabûl-ı Hudâ ola. Ve bu âsitâneye karîb yedi adım gidüp yine bir örtü altında başka bir kubbe-i âlî içinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y230a ·
metinde göster ·
… e-i âlînin birinde İmâm Hasan ve İmâm Hüseyn tilâvet-i Kur’ân etdikleri Kelâm-ı
İzzetleri
bir gûne rahleler üzre hâlâ hâzırdır. Ve rahleler dahi ol zamândan berü olan ra …
Ve bu havlının cânib-i kıblesinde bir soffa üzre mescidi var, kâr-ı kadîm mihrâbı var. Bu mescid dahi kireç ile mesturdur. Ammâ minâresi yokdur. Ve kubbe-i âlînin birinde İmâm Hasan ve İmâm Hüseyn tilâvet-i Kur’ân etdikleri Kelâm-ı İzzetleri bir gûne rahleler üzre hâlâ hâzırdır. Ve rahleler dahi ol zamândan berü olan rahledir derler. Ve bu kubbe gûnâ-gûn hâlîçe-i ibrîşim ile mefrûşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y352b ·
metinde göster ·
… n ve Hazret-i Osmân'ın mübârek dest hatları ile ceyrân derisi üzre Kûfî Kelâm-ı
İzzetler
vardır.
Ve bu câmi‘in sağ tarafı köşesinde bir kafes içre vüzerâların namâzgâhı vardır. Anda Hazret-i Ömer'in ve Hazret-i Osmân'ın mübârek dest hatları ile ceyrân derisi üzre Kûfî Kelâm-ı İzzetler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y89b ·
metinde göster ·
… r. Zer-ender-zer nakş-ı bûkalemûndan mâ‘adâ anda olan kütüb-i nefîse ve Kelâm-ı
İzzetler
ve zî-kıymet maslûb âvîzeler ve girânbahâ zerdûz hâlîçeler ve niçe yüz mücevher …
Ve bu minber soffasının üçer taraf dîvârı üçer âdem kaddi beyâz mermer ve kırmızı sommâkî ve ebrî ve yerekânî tahta mermer kaplıdır. Ve Sultân Hasan bizzât mihrâb önünde eflâke ser çekmiş bir beyâz kubbe içinde medfûndur. Kulları şehîd etmişlerdir. Ammâ Hudâ âlimdir, rub‘-ı meskûnda eyle bir müzeyyen kubbe-i pür-nûr-ı illiyyîn yokdur. Zer-ender-zer nakş-ı bûkalemûndan mâ‘adâ anda olan kütüb-i nefîse ve Kelâm-ı İzzetler ve zî-kıymet maslûb âvîzeler ve girânbahâ zerdûz hâlîçeler ve niçe yüz mücevher kanâdîl ve şem‘dân ve buhûrdân ve gülâbdânlar meğer Hazret-i Risâlet-penâh'ın kubbe-i şerîfinde ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y95a ·
metinde göster ·
… câmi‘ içre niçe bin maslûb âvîzeler vardır. Ve mihrâb önünde kırk kıt‘a Kelâm-ı
İzzetler
var kim her biri birer genc-âverdir. Ve hâlîçeleri diller ile ta‘bîr olunmaz.
Ve câmi‘ içre niçe bin maslûb âvîzeler vardır. Ve mihrâb önünde kırk kıt‘a Kelâm-ı İzzetler var kim her biri birer genc-âverdir. Ve hâlîçeleri diller ile ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y102a ·
metinde göster ·
… ve Şeyh ve Karahisârî ve Dervîş Mehemmed ve Abdullâh Kırımî hatları ile Kelâm-ı
İzzetler
var kim herbiri birer Mısır hazînesi değer.
Bu kubbenin tâ vasatında bizzât kendüleri sandûka içre âsûdedirler. Cânib-i erba‘asında Süleymân Hân ve Selîm Hân ihsânı Ya‘kût-ı Musta‘sımî ve Şeyh ve Karahisârî ve Dervîş Mehemmed ve Abdullâh Kırımî hatları ile Kelâm-ı İzzetler var kim herbiri birer Mısır hazînesi değer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y112a ·
metinde göster ·
… şerîfesin cânib-i erba‘asında niçe yüz kıt‘a-i zî-kıymet ve hüsn-i hat Kelâm-ı
İzzetler
ile ve gûnâ-gûn sîm ü zer âvânî şem‘dân ve buhûrdân ve gülâbdân ve murassa‘ ve …
Sandûka-i şerîfesin cânib-i erba‘asında niçe yüz kıt‘a-i zî-kıymet ve hüsn-i hat Kelâm-ı İzzetler ile ve gûnâ-gûn sîm ü zer âvânî şem‘dân ve buhûrdân ve gülâbdân ve murassa‘ ve mücevher kanâdîller ile ve bî-hisâb âvîzeler ile nigârhâne-i Çîn-misâl müzeyyen olmuşdur. Ve mülûk-i mâzîlerin ve vüzerâ ve vükelâların teberrüken birer zî-kıymet eşyâları ve ibrîşim hâlîçeler ile mefrûşdur. Ve evkât-ı hamsede eczâhânlar birer hatm-i şerîf tilâvet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y258b ·
metinde göster ·
… var kim herbiri Ya‘kût-ı Musta‘sımî ve hatt-ı şeyh ve Karahisârî hattı Kelâm-ı
İzzetler
ile ârâstedir.
Ve sadefkârî rahleler üzre niçe yüz Kelâm-ı kadîmler var kim herbiri Ya‘kût-ı Musta‘sımî ve hatt-ı şeyh ve Karahisârî hattı Kelâm-ı İzzetler ile ârâstedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y285b ·
metinde göster ·