… a yetişdirirler. Mevlânâ dahi buyururlar kim "Cenâb-ı İzzet Kahhâr [u] kayyûm u
kâdirdir
kim bir anda Ivaz Paşa'yı nâ-bînâ ide, bu hakîri sâhib-i bînâ edüp anın namâzın …
Ziyâret-i âfitâb-ı nihânî ve kamer-i zindegânî el-Mevlâ Şemseddîn Muhammed b. Muhammed b. Hamza b. Muhammed Fenârî: Yıldırım Hân ulemâlarının eşbehlerindendir. Yetmiş ulûmda te’lîfâtları vardır. Lâkin bi-emrillah sonra a‘mâ olmuşlardır. A‘mâ olması sebebin eyle yazmışlar kim bir gün bu molla üstâdı Kara Alâeddîn hazretlerinin kabr-i şerîfin açup üstadının vücûd-ı şerîfin ter ü tâze görür. Ol mahalde kabr-i münevver içinden bir sadâ istimâ‘ eder kim "Hel sadakte, amallâhu nazarek" lafz-ı dürer-bârın istimâ‘ edince bi-emrillah bir rîh-ı âsıf zâhir olup cümle kabrin gubârı Molla'nın gözüne girüp Molla'ya bi-emrillah umy lâhık olur. Meğer Molla-yı merkûm "Enne'l-arza lâ ye’külü luhûme'l-ulemâ" kelâmına münkir imiş. Niçe sene a‘mâ kalup bir gün Orhân vezîri Ivaz Paşa mezkûr Molla'ya 238a hâtır-mânde olup eder "Ayâ ol günü görem mi ki ol a‘mâ Şemseddîn Muhammed'in meyyit namâzın kılam" der. Derhâl Ivaz Paşa'nın bu kelâmın a‘mâ Molla'ya yetişdirirler. Mevlânâ dahi buyururlar kim "Cenâb-ı İzzet Kahhâr [u] kayyûm u kâdirdir kim bir anda Ivaz Paşa'yı nâ-bînâ ide, bu hakîri sâhib-i bînâ edüp anın namâzın bu hakîr âciz kıla" der. Hikmet-i Hudâ az müddet geçmeden bir gün Yıldırım Hân, Ivaz Paşa'ya bir husûs içün gazab edüp Ivaz Paşa'nın iki gözlerine mil çeküp Ivaz Paşa a‘mâ olur. Hikmet-i Hudâ ol Leyle-i Kadr'de Mevlânâ Şems kadre irüp çeşm-i nergisleri bi-emrillah rûşen olup Ivaz Paşa'nın cenâzesine imâm olmuşdur. Aceb keşf [u] kerâmet-i ulemâdır. Sene 833 merhûm olup Bursa'da kendü medreseleri cenbinde âsûdedirler. İlm-i zâhir [u] bâtında kâmil ve mükemmel idi. Rahmetullahi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 237b–238a ·
metinde göster ·
… bol tekürüne verüp tekür oğluna Edirne'yi verüp zabt etdirdi. Ammâ Cenâb-ı Bârî
kâdirdir
. İzâ erâde şey’en heyyi’en esbâbehû.
Ba‘dehû Belgrad'ın Sırf kralı ve Sofya'nın Bulgar kralı ve Filibe'nin Destpot kralları bu Edirne'de Monuka kralın Muhammed dînine tapduğun istimâ‘ edüp yer götürmez küffâr-ı hâksârlar ile Edirne üzre gelüp Kuds-i Şerîf vakfı iken ahîd-şikenlik edüp Edirne'de ceng-i azîm edüp âhiru'l-emr emân ile Edirne'yi istîlâ edüp derûn-ı Edirne'de keşf [u] kerâmet-i Sefer Şâh ile İslâm ile müşerref olan cânlar Gelibolu'ya ve İpsala'da Gâzî Süleymân Paşa'ya 151a gidüp anda kaldılar. Mürted olanlar ve îmâna gelmeyenler Edirne'de kalıp yine üç kral Edirne'yi "Kuds-i Şerîf vakfıdır" deyü İslâmbol tekürüne verüp tekür oğluna Edirne'yi verüp zabt etdirdi. Ammâ Cenâb-ı Bârî kâdirdir. İzâ erâde şey’en heyyi’en esbâbehû.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 150b–151a ·
metinde göster ·
kim "Karanu gecede kara karıncaya kara taş içinde kadarınca nafakasın verir." O …
Ve Şems Efendi câmi‘i: Ya‘nî Sinoğlu câmi‘i nâmiyle meşhûr bir câmi‘-i ma‘mûrdur. Bu nâm ile şöhre-i şehr olmasının sebeb-i tesmiyesi oldur kim bu sâhibü'l-hayrât merhûm Şems efendi rahm-ı mâderde iken peder-i büzürgvârı gazâya giderken "İlâhî bu hâmile ehlimin karnındaki evlâdımı sana emânet eyledim", deyüp gazâya müteveccih olur. Ba‘de'l-feth cihâd-ı asgardan gelüp görse kim ehli âhirete intikâl eylemiş. Ahâlî-i mahalleden ehlinün gûrun su’âl edüp eydür: "Biz gazâya müteveccih oldukda ehlimün batnındaki evlâdım i‘tikâd-ı tâm ile ol Hayyu'l-Kayyûm'a emânet verdim. Elbette ol evlâd âfât-ı semâvîden ve âfât-ı arzîden masûn [u] mahfûzdur", deyüp mezâristâna varup ehlinün güruna varup eydür: "Es-selâmü aleyke yâ ehle'l-kubûr" dedikde hemân sin içinde bir ma‘sûm sadâsıyla: "Ve aleykümü's-selâm yâ mücâhidi fî sebîli'llah ebî" der. Cümle huzzâr-ı meclis hayrân olup sinn-i meşhedin kapusun küşâde edüp görseler üç seneye bâliğ olmuş yüzü bedr olmuş bir şems-i münevver gulâm-ı pür-enver vâlidesinin sağ tarafında yatar. Vâlidesinin sağ tarafı memesi aslâ çürümeyüp ma‘sûm-ı pâk vâlidesinin emceğin şupur şupur emmeğe başlar. Perverdigâr Rabbü'l-izze kâdirdir kim "Karanu gecede kara karıncaya kara taş içinde kadarınca nafakasın verir." Ol ki evlâdın derûn-ı dilden Rabbullah'a emânet vere ol fenâ bulur mu? Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 201a ·
metinde göster ·
. Korkacağuzdur kim Timur-i bî-nûr gibi ve Mehdî-yi sâhib-zuhûr gibi bu şeyh hur …
Yine gammâzlar "Pâdişâhım! Azîz şeyh ilm-i kimyâya mâlikdir kim on bin kîse altuna mâlikdir ve murâd edinse cemî‘i mürîdlerinün bakır avânîlerin cümle altun etmeğe kâdirdir. Korkacağuzdur kim Timur-i bî-nûr gibi ve Mehdî-yi sâhib-zuhûr gibi bu şeyh hurûc ide." dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 209a ·
metinde göster ·
… kaldı. Bu harâr içre ne kadar hayvân postları var ise anları zî-rûh göstermeğe
kâdirdir
kim evveli sun‘-ı Hudâ'dır kim harârında her birinden birer cüz cânı başı gibi …
Paşa eyitdi: "Ya bu hayvân derilerin ve zî-rûh hayvânları mahpus edüp neyler." Hân eyitdi: "Belî sultânım, yahşı su‘âl buyurdunuz. Anın işlediği cemî‘i kâr-ı simyânın aslı yine Cenâb-ı Bârî'nin yed-i kudretiyle halk olan eşyâ-yı mevcûdâtdır. Yahûd manzûr-ı şerîfiniz olan bu şeylerdir. İktizâsı mahalline göre ma‘rifet sarf eder. Meselâ vücûduna hokkasından bir yağ-ı ber-efsûn süründü, kendüyi zekersiz ve hayâsız gösterdi ve kurağı ve çiyik yağı süründü, kendüyi ber-hevâ gösterdi. Ve kumkuma ibrik ile halk üzre su dökerdi. Halk anı üzerimize işer derlerdi. Ve zemîne efsûnlu su döküp halk kendüyi gark-ı âb görüp uryân oldular. Ve bu yılanın birin harârdan çıkarup bir efsûn okuyup ejderhâ sûretinde görünüp sultânımın havfinden ejder ile firâr edüp işte harârı bunda kaldı. Bu harâr içre ne kadar hayvân postları var ise anları zî-rûh göstermeğe kâdirdir kim evveli sun‘-ı Hudâ'dır kim harârında her birinden birer cüz cânı başı gibi hıfz ederdi." deyü Monlâ Muhammed'i hüsn-i terbiyeler etdi. Paşa eyitdi: "Kaldırın şu sihirbâzın gararın. Ben şu perendebâz pehlivân-ı şâhbâzdan hazz etdim." dedikde yine meydân-ı muhabbete Pehlivân Zengüzer, ya‘nî avretden geçmiş mücerred pâk olmuş demekdir, mezkûr pehlivân def ü kudümün çalmağa başladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 232b ·
metinde göster ·
… ster-i efkende ve çâkeri olmuşlardır. Hîn-ı ma‘rekede elli bin âdem cem‘ etmeğe
kâdirdir
. Bâlâda cümle eyâleti ve aşâ‘ir [ü] kabâ’ili tahrîr olunmuşdur kim on gün on gi …
Hükûmet-i Bitlîs-i Âl-i Abbâsiyân hân-ı Abdâl Hân-ı âlîşândır: Bunlara kavm-i Rujikiyân derler. Hakkarî kadar askere mâlik değildir ammâ ülkesi çokdur. Ve Abdâl Hân'ın ihsân ve in‘âmı Kürdistân halkına mebzûl olmağile cümle kavm-i Ekrâd hâkister-i efkende ve çâkeri olmuşlardır. Hîn-ı ma‘rekede elli bin âdem cem‘ etmeğe kâdirdir. Bâlâda cümle eyâleti ve aşâ‘ir [ü] kabâ’ili tahrîr olunmuşdur kim on gün on gice Melek Ahmed Paşa ile hânesinde mihmân olmuşuzdur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 254b ·
metinde göster ·
… Hattâ aşbâzlar bile çobra ve kebâb ve pilavı dahi vezn ile fürûht ederler. Kim
kâdirdir
kim narh-ı Safî üzre hilâf ide? Hîlebâzın gözüne milçe ve başına kızgın tas otu …
Ve bir bezzâzistânı vardır kim gûyâ kal‘adır. Çâr dervâzesi Çârbâğ'a ve bâzâr-ı kâga mekşûfdur. Cümle kıbâblar ile ârâste vü dollâblar ile pîrâste olmuş bâzâr-ı hüsündür. Ankâ hâcegânları vardır. Cemî‘i diyârın kâlâyî vü âlâyî, kâmhâ ve hârâ vü dârâyî vü zîbâ vü şîb ü zerbâfı bî-kıyâsdır. Ammâ nânbâzları ve aşbâzlarına aşk olsun. Ve hâkimlerinin narh-ı Şeyh Safî deyü zabt u rabtlarına ve sikkelerinin pâkliğine aşk olsun. Abbâsî ve Bisitîlerinde "Lâ ilâhe illallah, Muhammedün Resûlullah, Alîyyün veliyyullah" yazar. Bu sikke üzre hilâf eden âdemi ve sikkeyi kalp edüp kesen âdemi ol ân amân u zamân vermeyüp katl ederler. Cemî‘i bâzârlarında cümle me’kûlât [u] meşrûbâtı bey‘ edenler vezn-i Alî ile fürûht ederler. Hatta buğday ve yumurtayı ve pişmiş tavuğu ve beyâz nânı ve'l-hâsıl cümle eşyâ-yı âvânîyi terazü ile fürûht ederler. Hattâ aşbâzlar bile çobra ve kebâb ve pilavı dahi vezn ile fürûht ederler. Kim kâdirdir kim narh-ı Safî üzre hilâf ide? Hîlebâzın gözüne milçe ve başına kızgın tas oturdurlar, niçesinün ödün çıkarırlar ve niçesinün karnın yarup yüreğin çıkarırlar. Gâyet zabt [u] rabt-ı Alî vardır. Bu şehrin cemî‘i imâretlerin ve bâğ u müşebbek bostânların reyy edüp ahâlîsinin nûş etdüği âb-ı hayâtlar bu şehrin cânib-i garbîsinde Çevlân dağlarından ve Harîr ü Enzelî kûhlarından gelüp bu şehri saky edüp cânib-i şarkda buhayre-i Rûmiyye'ye rîzân olur. Bu ülke-i Rûmiyye cümle yüz elli pâre ma‘mûr u âbâdân kendlerdir kim her biri ikişer üçer bin hâneli ve bâğ u bâğçeli ve câmi‘ ü hân u hammâm ve çârsû-yı şâhlı kend-i mu‘azzamlardır. Ve cümle kırk bir pâre kasabadır ve cümle elli pâre kılâ‘-ı metînelerdir. Ha denilse bu ülkeden yigirmi bin asker çıkar, ammâ üç kerre yüz bin re‘âyâ tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 295a ·
metinde göster ·
… âhî üzre Âsitâne-i sa‘âdetde bostâncıbaşı olup bir hasekisi gelüp zabt eder. Ne
kâdirdir
kim bir kimesne gelüp bu papaslara zulm ede. Hemân ol ân ol âdemi bostâncılar d …
Ve bu Aynaroz nâhiyesinde hâlâ cümle her gün başına bir kenîseler var kim cümle üç yüz altmış altı aded kenîse ve manastırdır derler ammâ saymadım. Ammâ bunların hâkimleri hâlâ kânûn-ı pâdişâhî üzre Âsitâne-i sa‘âdetde bostâncıbaşı olup bir hasekisi gelüp zabt eder. Ne kâdirdir kim bir kimesne gelüp bu papaslara zulm ede. Hemân ol ân ol âdemi bostâncılar döğe döğe manastır ketenine döndedirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 212b ·
metinde göster ·
Ve binden mütecâviz kahvehâne ve bozahâne ve meyhâneler vardır ammâ kim
kâdirdir
kim haddinden ziyâde bed-mestlik edüp gavgâ ve cidâl ede, hemân Serez şehri mol …
Ve binden mütecâviz kahvehâne ve bozahâne ve meyhâneler vardır ammâ kim kâdirdir kim haddinden ziyâde bed-mestlik edüp gavgâ ve cidâl ede, hemân Serez şehri mollası ve yeniçeri kolluğu çorbacısı emîn voyvadası ve mütevellîsi cümle bunda âmâde olup gavgâ edenlerin hakkından gelüp ta‘zîr ü tecrîm ederler gâyet emân yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 376a ·
metinde göster ·
… erî‘u'l-hazm âb-ı nâblardır kim bir âdem bir kuzuyu başlı başına tenâvül etmeğe
kâdirdir
. Ve Ulu câmi‘ önünde Germiyanoğlu'nun imâreti içindeki âb-ı hayâtdan nûş eden c …
Ve bu şehrin enderûn [u] bîrûnunda binden mütecâviz âb-ı zülâlden nişân verir aynü'l-hayâtları kayalardan tulû‘ edüp mâh-ı Temmûz'da yah-pâre âb-ı rakîkleri var kim nûş eden hayât-ı cân bulur. Anıniçün halkının reng-i rûyları humret üzre olup tendürüst halkı vardır. Her bir uyûnlarının be-kavl-i hukemâ birer hâsıyyeti vardır. Ol kadar serî‘u'l-hazm âb-ı nâblardır kim bir âdem bir kuzuyu başlı başına tenâvül etmeğe kâdirdir. Ve Ulu câmi‘ önünde Germiyanoğlu'nun imâreti içindeki âb-ı hayâtdan nûş eden cânın cânı sıkılması ve hafakânı bi-emrillâh def‘ olur, gâyet mücerrebdir. Ve bu imârete muttasıl iki sâkîhâne Hezârdînâr vezîrin hayrâtıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y12b ·
metinde göster ·
Ve'l-hâsıl Âl-i Osmân'ın kabza-i tasarrufunda iki yüz altmış bender sevâd-ı mu‘azzam iskele vardır kim yük çözülür ve yük bağlanır şehirlerdir. Ammâ İzmir benderi cümleden iştihârlı şehirdir. Zîrâ ekâlîm-i seb‘ada Âl-i Osmân ile dost olmuş on sekiz kefere kralı vardır. Cümlesinin balyozları ve konsolozları vardır. Ve bâzergânları rûy-ı zemînin mahsûlâtların ve cemî‘i diyâr halkının metâ‘ların getirüp beher sene bin gemi gelir ve bin gemi gidüp metâ‘lar bu İzmir şehrinde fürûht olunur. Böyle bir derbend-i calender bender yerdir kim velvele-ârâ iskeledir. Ve Freng-i bedreng gemileri eyle gelirler kim şehr-i İzmir'in nısfı gûyâ Frengistândır. Ve bir kimse bir kâfire bir sille urmağa kim kâdirdir derhâl derbân ve dîdebânlar âdemi der-çember edüp der-ân emân vermeyüp tâ hâkime götürürler, yâ hâkim katl eder, yâhûd kefereler katl edüp na‘ş-ı müslimîni ol ân gâyib eder. Bir cânibi böyle Malta gibi muzlim Frengistân-misâl yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y47a ·
metinde göster ·
… e mukassî sengistân boğazlar vardır kim bir âdem taş ile bin âdemi geçirtmemeğe
kâdirdir
.
Bu Alman boğazı değildir, Alaman-ı bî-amân boğazıdır ve eyle taşlıkdır kim at ve katır ve piyâde âdem adım basacak yer bulamaz. Yetmiş seksen yerde dar dereler ve mukassî sengistân boğazlar vardır kim bir âdem taş ile bin âdemi geçirtmemeğe kâdirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y67a ·
metinde göster ·
… l edemez, ammâ cemî‘i esnâfa hükm edüp siyâset ve örf edüp habs ü tecrîm etmeğe
kâdirdir
.
Ve Mısır içre serbest P 216b hâkimin biri dahi bu gece ve sâ’ir günler muhtesib beğdir. Elinde mutlak emri olmamak ile katl edemez, ammâ cemî‘i esnâfa hükm edüp siyâset ve örf edüp habs ü tecrîm etmeğe kâdirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y165a ·
metinde göster ·
… ebî çekerek tâvûs-ı İrem gibi reftâr ederek gâyet mü’eddebâne ubûr ederler. Kim
kâdirdir
kim bir bâm u dam ve pençereye bakup söz ata, ol dem anı dembeste edüp dil ta‘z …
Ve yüz adımda bir du‘âcı gülbâng-i Nebî çeküp cümle asker cân [u] dilden Allâh Allâh dediklerinde zemîn [ü] âsumân dir dir ditreyüp âdeme bir dehşet gelir. Her bir bahâdırân, dilâverân, cüvânân ve tüvânâ ve zeberdest yiğitler çifte çifte ceyrân-misâl sekerek ve gülbâng-i Nebî çekerek tâvûs-ı İrem gibi reftâr ederek gâyet mü’eddebâne ubûr ederler. Kim kâdirdir kim bir bâm u dam ve pençereye bakup söz ata, ol dem anı dembeste edüp dil ta‘zîri ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y188b ·
metinde göster ·
… yete gelmedik. Yüzümüz dü-cihânda ak eden Hak'dır, Hak'dan hakkı kim alıvermeğe
kâdirdir
?" deyü vâ‘ızâne böyle kelimâtlar edüp tercümân bir bir Kan Cercîs-i nâ-cinse bi …
"Biz Mekke ve Medîne sultânı mevlânâ mülûkü'l-Arab ve'l-Acem ve'r-Rûm Kostantıniyye kayseri Sultân Mehemmed Hân'ın kullarındanız ve anın hükmündeki türâbda sâkiniz. Bi-emrillâhi ta‘âlâ ol diyârlarda âdetullâh bunun üstüne cârîdir kim ol diyârların kavmi bizim gibi beyâz ola. Ve bu sizin Fûncistân ve Berberistân ve Sûdân ve Bağanıskı ve'l-hâsıl bu cezîre-i Mısır içinde olan halk Hazret-i Nûh oğlu Hâm evlâdlarındandır, cümle sizin gibi yüzleri gözleri ve sözleri bile böyle karadır. Allâhu Rabbü'l-âlemîn sizi böyle siyâh, bizi böyle beyâz halk etdi. Yohsa bizim yüzümüz derisin kimse yüzümedi. Eyle olsa (ve) yüzümüzden kan cereyân Y 410a ederdi. Yohsa biz şikâyete gelmedik. Yüzümüz dü-cihânda ak eden Hak'dır, Hak'dan hakkı kim alıvermeğe kâdirdir?" deyü vâ‘ızâne böyle kelimâtlar edüp tercümân bir bir Kan Cercîs-i nâ-cinse bir bir takrîr edince
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y409b–Y410a ·
metinde göster ·
Ve hânemiz sâhibi Kara Nâ’ib cümle Urbân u uryân kara Zengîler üzre mîrlivâdır. Cümlesinin akd [ü] halli ve zabt [u] rabtı anın destindedir. Hükm [ü] hükûmât sâhibi zorba bir âdemdir. Hîn-i ma‘rekede başına yüz bin asker cem‘ etmeğe kâdirdir. İhsân [u] in‘âmı ve it‘âmiyle cümle Habeş diyârının halkını bende edüp paşayı kayd-bende çekmişdir. Cümle söz bunundur. Fortacı Ahmed Paşa bunu tarh edüp kendüsi müstakil vezîr olayım, dedi, âhir edemeyüp cihân başına dar olup Yemen'de imâma firâr etdi. Bu Kara Nâ’ib dâ’imâ bu Harkova'da sâkin olur. Ahmerü'l-levn bir arık yüzlü iri gözlü ve kaba levend sözlü fasîh Türkce bilür. Âyende ve revendeye tavuklu ve kuzulu ve yoğurtlu buğday çorbası ve darı ekmeği mebzûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y440a ·
metinde göster ·