… me ve Ebâ Eyyûb-ı Ensârî bin mikdârı pür-silâh âdemleri ile zîr-i kal‘aya gelüp
kâfirden
rehin almadan kal‘aya bî-bâk [u] bî-pervâ dâhil olup doğru 20b Ayasofya deyri …
Andan ba‘zı Sahâbe-i kirâm bâri gelmiş iken kal‘aya girüp Ayasofya'da iki rek‘at namâz kılalım deyü kıraldan izin alup ve harâcların alup cengden ferâgat etdiler. Ve Mesleme ve Ebâ Eyyûb-ı Ensârî bin mikdârı pür-silâh âdemleri ile zîr-i kal‘aya gelüp kâfirden rehin almadan kal‘aya bî-bâk [u] bî-pervâ dâhil olup doğru 20b Ayasofya deyrine varup ikişer rek‘at salât-ı hâcet kılup;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 20a–20b ·
metinde göster ·
… ile pâk u pâkîze kaldırımlar düşelidir. Ve cümle hâneleri tarz-ı kadîm, ba‘zısı
kâfirden
kalmış hânelerin taş ve tula dîvârlarında üstâd-ı bennâ birer san‘at ile târihl …
İç kal‘ada cümle iki bin hâne-i zîbâlardır ve kat-ender-kat sarây-ı âlîlerdir, ammâ bâğı ve bâğçeleri yokdur, teng büyûtlardır ve yedi mahalle ve yedi mihrâbdır ve bir hammâmdır. Çarsû-yı bâzârı yigirmi aded dükkânlardır. Câmi‘-i Sultân Orhân bundadır, tûlen ve arzen yüz on ayak câmi‘dir ve bir tabakalı bir minâresi vardır. Orhân Gâzî bunda medfûn olup Orhân Davulu dedikleri kırmızı kılıflı tabl-ı kebîr bu câmi‘in bir tâkinde asılıdır. Devlet-i Âl-i Osmân'da ibtidâ bu tabl çalınmışdır. Ve selef-i pâdişâhlarına mahsus sarây-ı müfîd [u] muhtasar bu kal‘adadır. Tâ Ebü'l-feth Sultân Mehemmed'e gelince pâdişâhların sarâyı bu idi. Gâhîce Gâzî Hudâvendigâr Murâd Hân-ı Evvel Edirne'yi sene (---) târîhinde feth edüp Edirne Sarâyı'nda sâkin idi. Ebü'l-feth sene (---) târîhinde İslâmbol'u feth edüp taht-ı sâlis olup Bursa'ya ve Edirne Sarâyı'na rağbet kalmayup Bursa Sarâyı hâlâ mu‘attaldır, ammâ ser-âbdarları, bennâları ve bostâncıları vardır. Ve bu İç kal‘anın cümle şâh-râhları hacer-i kebîrler ile pâk u pâkîze kaldırımlar düşelidir. Ve cümle hâneleri tarz-ı kadîm, ba‘zısı kâfirden kalmış hânelerin taş ve tula dîvârlarında üstâd-ı bennâ birer san‘at ile târihler tahrîr etmişler kim, gûyâ birer kıt‘a hüsn-i hatlardır. Ol hâneler ne kadar zamândır binâ olduğu târîhlerinden ma‘lûmdır ve cümle 223a hâneleri kârgîr binâ-yı zibâ ve serâpâ la‘l-gûn kiremit ile sütûhları mestûrdır ve cemî‘î hânelerin birer gûne serv-misâl musanna‘ ocakları var kim, biri birinden mevzûn şeş-hâne ve müdevver dûd-keşleri vardır. Ve câ-be-câ kal‘a içre servi ve ceviz dırahtları ve rez {üzüm} şecerleri vardır. Ve âb [u] hevâsı latîf mürtefi‘ zemîn olmağıla kal‘a halkı ten-dürüstdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 222b–223a ·
metinde göster ·
… ulle Hammâmı derler. Bunun dahi âb [u] hevâsı latîfdir ammâ yektâ hammâmdır. Ve
kâfirden
kalmış hammâmdır derler. Ve İmâret Hammâmı, Hâtûniyye binâsıdır ve Hâtûniyye Câ …
Evvelâ Orta Hisâr'da iki hammâm-ı latîf vardır. Biri kal‘a dîvârının Aşağı Hisâr'a açılan kapunın kurbunda (---)(---) hammâmdır kim biri nisvân-ı sâhib-isyânlar içün binâ olunmuşdur. Ve hammâm-ı (---) bir dilküşâ hammâm-ı rûşenâdır. İç Kulle ta‘bîr etdikleri kal‘anın şimâlî tarafındaki dîvâra karîb Kulle Hammâmı derler. Bunun dahi âb [u] hevâsı latîfdir ammâ yektâ hammâmdır. Ve kâfirden kalmış hammâmdır derler. Ve İmâret Hammâmı, Hâtûniyye binâsıdır ve Hâtûniyye Câmi‘i kurbunda ve Aşağı Hisâr Hammâmı yektâ hammâm-ı latîfdir. Ve İskender Paşa Hammâmı çiftedir ve gâyet müferrahdır. Ve Kâfir hammâmı: Mahalle-i Yeni Cum‘a ile Gavur meydânı mâbeyninde bir hammâm-ı hoş-hevâdır. Ve Tekfur Sarâyı Hammâmı: Bu dahi âb [u] hevâsı mu‘tedil hammâm-ı pâkdir. Bu zikr olunan yedi adet hâs u âm hammâmlardan mâ‘adâ şehr-i Tarabefzûn içre ikiyüz kırk beş sarây-ı hammâm-ı hâs var kim Sicil'de mestûrdur. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 251b ·
metinde göster ·
müslime versek, ihtimâldir nihâni mürted olup, nazar tohma olunca evlâd niçe ol …
Hüsniyyât-ı düvüm oldur kim her giz Âl-i Muhammedîden şerîfe bâkireleri kul kısmına ve Abdullah oğluna vermeyüp yine kefinne verirler. Hakîr su‘âl edüp eyitdiler kim "Siz bir Kâfire avreti nikâh ile alup nazar-ı tohmadır, aslı müslimdir, deyü kâfire alırsız, ma‘kûl mezhebdir. Ammâ kızları kefinne vermeyüp kâfirden müslime versek, ihtimâldir nihâni mürted olup, nazar tohma olunca evlâd niçe olur. Belki ol Abdullah oğlu evlâdların bırağup kâfire firâr edüp, "Evlâdları anadan Âl-i Resûl" diyemeniz. Zîrâ sizin mezhebinizce nazar tohmadır deyü kâfir karısını alırsız. Bu kerre ol seyyideden tevellüd eden mürted-i billah evlâdları ne olmış olur" deyü bu mes’ele[y]i su’âl etdiler. Hemân hakîr eyitdim: "Cenâb-ı Bârî cemî‘î milel-i muhtelifenin, isterse Yahûd [ve] Nasâr olsun bellerinden inen evlâdları İslâm ile tevellüd edüp sonra peder u mâder ta‘lîmiyle dalâlete düşer" deyü bu hadîsi tilâvet etdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 302a ·
metinde göster ·
… eyüp üç yüz kâfire kılıç korken Seydî dahi gerü dönüp "Koma kurdum" deyü üç yüz
kâfirden
yüz ellisini dendân-ı tîğdan geçirüp ellisi firâr edüp yüz aded kâfirleri üç ad …
deyüp Müveylih nâm bir kal‘aya düşüp anda bir kaç gün ikâmet bulup bir beddîyeye gömlek ile elinde bir nobut ile azm-i Mısır deyüp bir refîk dahi kendi tabî‘atine münâsib "Evvelü'r-refîk sümme't-tarîk" fehvâsınca bir refîk-ı yâr-ı sâdık bulup iki kişi deşt-i hâmûn çölistân budur deyü kat‘-ı menâzil ederken bir gün bunlara üç Arab at bırağup "Işlâh yâ arsate Karamânî" deyüp arkalarında olan kamîsların almak ister. Seydî eydür "Rûh annî yâ arsa hayyâl" dedikde Arabın biri Seydî'ye sinân havâle edince hemân Seydî cüst ü çâpük ve çâlâklık edüp bir san‘at ile Arabın elindeki cıdası zerkinden rehâ bulup Arabın kellesine eyle bir nobut-ı kavvâsî urur kim Arabın kellesi Adana kabağı gibi hor olup tarfetü'l-ayn içre Arabın kısrağına Seydî süvâr olup Arabın cıdasıyla ol ân o bir iki Araba amân vermeyüp elindeki nîze ile iki Arabı dahi atlarından akdarup üçünün dahi kellele- 335a -rin bedenlerinden cüdâ edüp üç aded urbânın esbâbların Seydî ve refîki olan Seydî Alî giyüp at sâhibi ve silâh sâhibleri olup bir atı dahi yedeklerine alup yigirmi yedi gün Urbân ile ceng [ü] cidâl ve harb [u] kitâl ederek iki yiğit on bir re’s Arab küheylânı kısraklar ile Mısır'a geldiği hâlâ dâstân-ı dûstândır. Kaçan kim bu Seydî Paşa bu çöl-i çölistânda Urbânlar ile ceng [ü] cidâlin ve Bahr-i Kulzüm'de gark olup çekdiği âlâm-ı şedâ’idin ve Kasîre kal‘ası altında Abâbide Arabıyla cengin ve Elvâhât altında Za‘ğâ‘ Urbânıyla harb [u] kıtalin nakl etdükde âdemin aklı giderdi. Ba‘dehû Mısır'da (---)(---) hizmetinde olup Sultân İbrâhîm Hân'a Mısır cündîleri lâzım oldukda emr-i şerîf ile (---) Paşa on iki aded cündîler ile der-i devlete bu Seydî Paşa'yı İbrâhîm Hân'a gönderüp ibtidâ Harem-i hâsda seferliye, andan haftân altı ta‘bîr etdükleri mertebeye kadem basup andan nâm [u] şânıyla Hâsodaya girüp niçe kerre cirîdinin darbından ba‘zı cündîler hasm olup helâk oldular. Bir gün İbrâhîm Hân: "A Seydî! Benim musâhiblerime sakın cirid vurma" buyururlar. Seydî eydür: "Valaha pâdişâham! Onlar beni vururdur. Beni de onları hap vururdur. Cilîde horta yokıdır. Onlar beni baş vurursa, ben onları diş vurur" deyü Abazaca lehce-i mahsûsiyle kelimât etdiğinden İbrâhîm Hân bin altun ve bir semmûr hil‘at-i fâhire ihsân edüp masıtcıbaşı mertebesinde bıçaklı olur. Hikmet-i Hudâ bir gün Çemensofa nâm meydân-ı ma‘rekede cirît oynarken musâhib-i şehriyârîlerden bir kaçı cirîd hamlesi teklîfinde Seydî ile azğaşup Seydî dahi birin avlayup cirîd ile atından yıkup ol sâ‘at musâhib cân verir. Ana kafadâr olan, Seydî'ye atamadan cirîd urunca hemân Seydî ana dahi at yıkup dizgin aşrı bir cirîd-i haşeb-meşe-i pür-endîşe tarb ederse ol dahi atının tırnağına ser-nigûn [ve] ser ber-zemîn olup âbdestsiz secde edüp hele ânî çehresinde ansız meyyit-i müteharrik kaldırup Sarây-ı hâssa timarhânesine götürdüklerinde hemân Sultân İbrâhîm Hân gazab-âlûd olup "Tiz Seydî'yi dahi bu meydânda atından yıkup katl edin" deyü fermân edince huzzâr-ı meclisde olan musâhib-i munsıflar eydür "Pâdişâhım! Hâlâ Seydî at üzre, başı kaba gözleri kızarmış ve ejder-i heft-sere dönmüş, el gaddâreye urmuş ve uyluğunda on iki nîze-i Dahhak'dan nişân verir hıştları dizmiş. Şimdi bir ânî katl edin deyince anı bu mahalde atından bin âdem indiremez. Çok âdem helâk edüp huzûr-ı pâdişâhîde çok bednâmlık olur. Pâdişâhımdan ricâ ederiz, bir damla kanın afv edüp ba‘de zamân hakkından gelesiz" deyü ricâ ederler. Ricâları hayyiz-i kabûlde vâki‘ olmayup yine Sultân İbrâhîm Hân dibelik âteş-pâre olup "Benim huzûrumda musâhiblerim öldürdü. Ben anı sağ kor muyum? Husûsan tenbîh etmişim kim benim musâhiblerimi vurma demişim", "Pâdişâhım! Bu meydân-ı ma‘reke(d)e musâhib yüsâhib yeri değildir. Âr meydânı değildir, er meydânıdır. Bunda vuran, vurulan, ölen öldürülen birdir, kânûn-ı Âl-i Osmân budur ve bu cirîd cenginden bir şu’bedir" deyü niçe gûne hüsn-i ta‘bîr ve tevcîhler etdiklerince hünkâr musırr olup "Elbette katl edin" deyince beri tarafda Seydî'nin muhibb-i sâdıkları dilsiz işâreti edüp hemân Seydî at boynuna düşüp Çemensofa'dan firâr edüp Hâsâhûr kapusundan taşra çıkup andan Bâb-ı Hümâyûn'u çıkup şehr-i azîm İslâmbol içre güm-nâm olup bir köşede karâr edüp niçe musâhibler ricâ edüp bir kaç günden sonra Sarây-ı hâsdan Çâşnigîrbaşı pâyesiyle Sarây-ı hâsdan çıkmış oldu. Andan Budin'de Siyâvuş Paşa'ya gidüp Sametorna sancâğın ihsân edüp Kopan sancağı nevâhîlerinde ve Balatın gölü kenarında kal‘a-i Fok ve kal‘a-i Kemînvar ve kal‘a-i Ekrivar küffârının Zerrinoğlu ve Yeganoğlu küffârlarıyla şeb [u] rûz ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl edüp Orta Macar diyârına vâveylâ salup şebhûnlar ile dâr-ı diyârlar ve dârü'l-bevârların harâb u yebâb edüp güzîde Macar dilîrleri ve kapudanların esîr edüp kâfiristân Hıristiyânlarına mâtem salardı. Ba‘dehû Üstolni-Belgrad sancağına mutasarrıf olup tâ nehr-i Raba ve nehr-i Rayçe kenarlarına varınca çapgunlar salup mâl-ı ganâ’imler alup kal‘a-i Tata ve kal‘a-i Papa ve kal‘a-yı Pirespirim ve kal‘a-i Çobaniçe ve kal‘a-i Ni‘met-i Uyvar ve kal‘a-i Senmartin ve kal‘a-i Yanık ve kal‘a-i Komran nevâhîlerden aslâ bir küffâr baş çıkarmağa kâdir olmayup Nemse Çasarı bir kaç kerre "Sulha muğâyir Seydî Paşa iş eder" deyü der-i devlete arz etdi. Âhir kâfirin Pirespirim kal‘asının kapudanıyla hasm olup Üstolni-Belgrad'ın ale'l-gafle yetmiş aded "Benim dîger 335b nist" diyen müşvârı belli çete ve söz sâhibi başı telli yiğit ile nısfu'l-leylde çatal atlar ile çıkup doğru kal‘a-i Pirestpirim kurbuna vardıkda altmış beş yiğidi bir hıyâbân içre pusuya koyup Seydî ile beş yiğit-i yekke-süvâr kal‘a-i Pirespirim kapusu şems-i âteş-tâb kulle-i felekden baş gösterdikde kal‘a kapusu, küşâde olunca kal‘a kapudanı kal‘a kapusunun iç yüzünde elinde asâsıyla niçe yüz kâfir karşusunda el kavşurup sabâh dîvânında hükm-i hükûmet ederken hemândem Seydî Paşa handak üzre cisrden at koparup kapudana bir hışt-ı pehlivânî ile urur kim terzi iğnesi atlâsdan güzer eder gibi kâfirin sîne-i pür-kînesinden geçüp sâ’ir küffârlar derûn-ı kal‘aya firâr edüp beş atlı kal‘a içre meymene ve meysere küffârları kırarak kapudanın başın Seydî kesüp ve on yedi kelle dahi kesüp bî-bâk ü bî-pervâ kal‘adan taşra çıkup giderken kal‘adan toplar atılup cümle küffâr atlanup üç yüz mikdârı küffâr Seydî Paşa'yı kovarak Seydî pusuyu geçince kemîngâhda olan altmış beş nefer gâzîler bir ağızdan "Allah Allah" deyüp üç yüz kâfire kılıç korken Seydî dahi gerü dönüp "Koma kurdum" deyü üç yüz kâfirden yüz ellisini dendân-ı tîğdan geçirüp ellisi firâr edüp yüz aded kâfirleri üç aded kapudanlarıyla kayd-bend esîr edüp mürdelerin âlât-ı silâhlarıyla ve küheylân katana Sene Martin atlarıyla ertesi ale's-sabâh kal‘a-i İstolni'ye dâhil olup ertesi Siyâvuş Paşa'dan bir semmûr hil‘at-i fâhire ve bir çeleng ve bir murassa‘ zeynli at ve üç kîse nakd-i murâd ihsân geldi. Günden güne Seydî Paşa serhadd-i Kanije'de ve Budin ve Egre'de iştihâr bulup nâmdâr oldu. Bu Pirespirim kapudanın ve bu kadar küffârı kırdığın Nemse Çasarı pâdişâha bildirüp gördüler kim sulha mugâyir Seydî işler ediyor. Ammâ ne çâre, âhir sene (---) târîhinde Revân tarafında kızılbaşın isyân [u] tuğyâna müte‘allık işleri şâyi‘ olup Sadrıa‘zam Sâlih Paşa, Defterdârzâde'ye eyâlet-i Erzurûm'u ve Seydî Ahmed Paşa'ya İspir-Tortum sancağın ihsân edüp Acem serhaddinde ne işlerlerse işlesinler deyü istimâletler verilüp sa‘âdetlü pâdişâh-ı Cem-azamet Sultân İbrâhîm Hân, Seydî Ahmed Paşa'nın defter-i cerâyimine nazar etmeyüp huzûrunda musâhiblerin katl etdüğünü afv edüp bir kîse altun ve bir otâk-ı nüh-tâk ve on katar-ı katır ve on katar şütür bariyle ihsân edüp tuğ ve tabl [u] alemlerin mücedded hazîneden cümle levâzımâtın ve yedi küheyl at bisâtlarıyla yedek atların ihsân edüp "Beni sevenler Seydî Paşa'ma ri‘âyet eylesiz" deyüp Seydî Paşa'ya hayr-du‘â edüp arkasın İbrâhîm Hân yepeleyüp "Yürü Allah işin onara, göreyim seni. Acem serhaddinde niçe gazâlar edersin" deyü Tortum sancâğına gönderüp Üsküdar'a çıkdıkda cümle vezîr ü vüzerâ ve a‘yân [u] kibâr-ı İslâmbol'dan ol kadar bisât u mal [u] menâl geldi kim Seydî Paşa bir vezîr dârâtı kadar azamet [u] dârâta mâlik olup mükemmel kapusuyla kat‘-ı menâzil Tortum sancâğına gidüp kal‘a-i Şuşik gazâsında ve Gönye ve Mikrilistân fütûhâtlarında cihân cihân görüşüp rûz-merre cemî‘î ahvâline vakıf-ı esrâr idim. Zîrâ Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimiz kendüyi gâyetü'l-gâye sevip Tortum sancağına göndermeyüp ekser evkâtda Seydî Paşa ile sohbet-i hâs edüp mâh-be-mâh birer kîse ceyb harcı ihsân edüp Erzurûm'da sâkin olup bu hakîr de ol takrîb ile âşnâlık kesb edüp niçe zamân hakîr ile hüsn-i ülfet ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 334b–335b ·
metinde göster ·
… risi, "yok onlardandır" der. Birisi eydür, "Ya anlar kâfir midir?" der, birisi "
Kâfirden
beş beterdir kim buldu belâsın" deyüp niçe gûne şütûm-ı galîzalar eder. Kimisi …
Niçesi ata süvâr olup çeşminin kuvvet-i basarı ve kudret-i nazarı kalmayup burnuna gözlüğün geçirüp bakar. Kimi dûrbîn ile Bulgurlu dağında meydân-ı ma‘rekede atılan çarhacı tüfenklerine bakup, "Hay kahpe oğlu, ne pek gülbânklı tüfenk atdı!" deyüp Bulgurlu dağında atılan tüfenkden Miskinler tekyesi önünde, "Bre miskîn tiryâkî! Korkarak hay urdu, hay kodu, hay düşdü, hay kaşdı. Acebâ bizden midir?" der. Birisi, "yok onlardandır" der. Birisi eydür, "Ya anlar kâfir midir?" der, birisi "Kâfirden beş beterdir kim buldu belâsın" deyüp niçe gûne şütûm-ı galîzalar eder. Kimisi "Hay şâhbâz yiğit idi, Hak rahmet eyleye!" deyü ağlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 31b ·
metinde göster ·
… li ve altı pâre mavunalarımız kâfiri ortaya alup topa tutulmış maymuna döndürüp
kâfirden
yedi pâre gemi gark olup elli pâre gemi bizden karaya düşüp bâkî kalan askerler …
Melek Ahmed Paşa kalyonun kapudanı Kapudan Alî Paşa'ya "Gel kapudan filandıra kaldıralım. Top atup askeri cem‘ edüp salpa demir edüp avanta ribaçse ve tente fora ve sök yelken edüp alarka deryâda yatalım, yâhûd orsa poça ve buruna ve baba finko yelken kullanup deryâda volta uralım. Olmaya illâ hayr" deyü gemici ıstılâhâtlarıyla niçe gûne elfâz-ı keştîbân tekellüm edüp aslâ bu kelâma Kapudan Alî Paşa gûş dutmayup bu nasîhat-âmîz kelâmları gûşına menkûş etmeyüp "Bre balıkçı! Venedik küffârı ne olsa gerek?" deyü mağrûrâne niçe kelâm-ı nâ-pûhte söyler. Âhir ale's-seher "Küffârın donanması, bre geldi!" deyince cümle asker taşra, cümle gemilerin askerin cem‘ etmeğe iktidârları olmayup salpa demir etmeden niçe bin lenger hadîdlerin halat ve palamar ve gimana ve cankurtaranlarına balta urup demirler deryâda kalup deryâya çıkalım derken cümle bizim keştîler biri biri üzerine düşüp hırâş-ı cân çekmede iken küffâr gemileri bizim donanma içine girüp cenge âğâze edüp deryâda demir üzre yatan galyon ve Cezâyirli ve altı pâre mavunalarımız kâfiri ortaya alup topa tutulmış maymuna döndürüp kâfirden yedi pâre gemi gark olup elli pâre gemi bizden karaya düşüp bâkî kalan askerleri dahi karaya dökülüp beğ gemileri ve Cezâyir gemileri ve sâ’ir kalyonlar küffâr ile kal‘a-i Nakşa ve Berre altında kâmil yedi sâ‘at-i nücûmî ceng ede ede vâlide kalyonu ve Melek Paşa kalyonu ve Ereğli kalyonunda Mustafâ Forsa Kapudan kalyonu içre Anadolu Vâlîsi Abaza Ahmed Paşa kâfiri ortaya alup bir ceng [ü] savaş-ı perhâş ederler kim gûyâ ceng-i Ayamavra'dır. Küffâr münhezim olmuşken Duka ve Malta ve Papa ve Mesina ve Korsika ve Sardalya ve Alakorna gemileri zede vü büve yememiş kırk pâre gemiler, Âl-i Osmân donanmasının nısfı karaya düşmüş, nısfı yedi sâ‘at ceng etmiş bî-tâb u bî-mecâl gemiler içre Malta gemileri girince Venedik küffârları taze cân bulup üç sâ‘at dahi ceng-i azîm edüp ibtidâ deryâ beğleri firâr edince ba‘dehû galyonların her biri birer taraf deyüp pârekende ve perîşân olup Varna'da binâ olunan burunsuz kalyon bir gicede cezîre-i Girid'de Hanya'ya düşer. Kimi Rodos'a, kimi Nakşa ve Berre ve Foça ve İşkatoz'a ve Hereke ve İliye ve Zacca ve Darahıyye ve İstanköy'e ve Sakız'a ve Midilli'ye düşüp her biri bu zikr olunan kal‘alara düşüp cân kurtarırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 97b ·
metinde göster ·
… ümle bölükbaşılar çelenkler ve hil‘at-i fâhireler ile behremend oldular. Üç yüz
kâfirden
yüz kadarın der-i devlete Rûmeli şaykalarıyla gönderüp telhîs etdi. Mâ‘adâ kâfi …
Balçıkbaşı nâm bir mahalde hayme ü hargâhlarımızla meks edüp hâb-ı râhatda yatarken re‘âyâdan bir recül-i sâlih gelüp paşaya mülâkî olup eydür "Sultânım, deryâda otuz altı pâre Kazak-ı Ak şaykaları gezer, ihtimâldir muvafık eyyâm ile vakt-i Şâfi‘îde bu Balçık iskelesin nehb ü gâret ede" deyü paşayı haberdâr edüp gitdi. Paşa dahi Zıpır Bölükbaşı ve Gırbo ve Çento ve Hüseyin Bölükbaşıları yüzer yiğitleriyle piyâde ve bin aded güzîde esb-i tâzî-süvâr Abaza ve Çerkes ve Gürcî yiğitlerin ileri nısfu'l-leylde gönderüp bir kemîngâhda karâr etdiler. Hikmet-i İlâh ile vakt-i Şâfi‘îde Kazak karaya âdem döküp Balçık şehrinin cânib-i erba‘asından âteşe urup ahâlî-i belede telâş el verüp halk vâveylâda iken Kazak-ı Ak şehri nehb ü gârete başlayup "poz yoz" deyü feryâd ederken deryâda olan otuz altı pâre şaykaları dahi vakt-i Hanefî'de imdâda gelüp kenara çıkup anlar dahi imdâd-ı gârete gidüp gemilerinde ancak beşer onar kefere ve fecere kaldı. Hemân vakt-i sabâh olunca bizim kemîngâhda olan piyâde sekbân ve sarıca arıları dağdan teper aşağı "Allah Allah" sadâsına rehâ buldurup der-ceng-i evvel kâfirin leb-i deryâda olan firkatelerine sarılup ân-ı vâhidde amân vermeyüp on yedi adedin kabza-i tasarrufa alup içinde olan esir ümmet-i Muhammed'i halâs edüp anlara kürek çekdirerek deryâya alarga olup firâr eden kayıkları dahi ahz edüp içindeki beşer onar küffârı kayd-bend edüp esîrlikden halâs olan ibâdullah ile ba‘zı paşa efendimiz levendâtları deryâda levarime edüp demir bırakdılar. Bu kerre şehri gâret eden küffârlar bu hâli görüp karada kalup cânlarından Balçık iskelesindeki buğday anbarlarına girüp cenge âhenge başlayup kimi dağlara firâr ederken efendimiz Melek Ahmed Paşa ılgar ile Balçık başından imdâda gelirken bu firâr eden küffârlar râst gelüp kimin esîr ve kimin kelle paça edüp kimi dağlarda Dobruca Çıtağı eline girüp esir olmada. Ammâ beri tarafda Balçık şehri içre mahzenlere kapanan Kazaklar cân havliyle ceng [ü] cidâl edüp hemân paşa, askerine bezl-i mâl ihsân ederek "Koma şehbâzlarım, cümle mâl-ı ganâ’im [ü] üserâ sizin olsun" deyü alay çavuşları nidâ edince anbarları bizim asker âteşe urup damları delüp yedi sâ‘at-i nücûmî ceng-i azîm olup üç yüz kâfir esîr ve dörd yüz kelle ve paça ve otuz altı pâre şayka feth olup cümle bölükbaşılar çelenkler ve hil‘at-i fâhireler ile behremend oldular. Üç yüz kâfirden yüz kadarın der-i devlete Rûmeli şaykalarıyla gönderüp telhîs etdi. Mâ‘adâ kâfirleri ağavâtlara bezl edüp otuz altı pâre Urus şaykalarında olan mâl-ı ganâ’imi içinde esîr olan ibâdullaha mâlların teslîm edüp şaykaları Özü ve Kili ve Akkirmân kal‘aları ta‘mîr ü termîmine gönderüp âmedânî böyle bir gazâ-yı garrâda bulunduğumuza bu hakîrin şikeste beste târîhidir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 124a ·
metinde göster ·
… üp alarkaca meks olunup ol gece etrâf [u] eknâfda karavullar konup yatdık. Yine
kâfirden
ve ne bizden hareket olmayup cümle âsûde-hâl yatdık.
İşbu sene 1067 mâh-ı Zilhicce'sinin onbeşinci gün vakt-i seherde Nûreddîn Sultân ile Yalı Tatarı ile Leh imdâdı ve Kardaş Kazak ile bir uğurdan (---) sahrâsı ormanından çıkup sadâ-yı Allâh Allâh evc-i âsumâna peyveste olup cümle guzât berk-ı hâtif gibi at bırağup cümle (---) asker ile Rakofçi kralın taburun muhâsara eyleyüp alarkaca meks olunup ol gece etrâf [u] eknâfda karavullar konup yatdık. Yine kâfirden ve ne bizden hareket olmayup cümle âsûde-hâl yatdık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 42a ·
metinde göster ·
… idedir. Belki küffârın mâbeynleri müttehid olup Tatar'ı ortaya alup uralar deyü
kâfirden
ihtirâz üzre oldular.
Hikmet-i Hudâ ol gün Leh kralından Hân'a elli araba hedâyâ ve on araba kîse ve bin araba zahîre ile vilâyet-i Krakov'dan ve Daniska'dan ve İsfaç kralından ve Çeh kralından ve Islovin banından ve Korol banından ve Tot banından ve on iki boy Kazak hatmanlarından ve Leh kralına tâbi‘ ümmet-i Muhammed'den Lipka kavminden (---)(---)(---) el-hâsıl kırk boybeğleri ve kralları ve hatmanlarından yüz yetmiş bin âdem Leh kralı tarafından Hân'a imdâd ile yetmiş pâre balyemez ve kolumburuna ve havân-ı şâhîler ve saçma toplar ile asker-i pür-silâh gelüp anlar dahi Tatar sırasında meks edüp taburu ihâta etdiler, ammâ ma‘nen Tatar askeri taburdaki küffâr ile taşraki Leh küffârı arasında kaldılar, lâkin Hân hazretleri gâyet basîret üzre hareket ederlerdi, zîrâ El-küfrü milletün vâhidedir. Belki küffârın mâbeynleri müttehid olup Tatar'ı ortaya alup uralar deyü kâfirden ihtirâz üzre oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 43a ·
metinde göster ·
… in bârûd-ı siyâhı dûdından âdem âdemi dibelek seçmez olup eğer kal‘adan ve eğer
kâfirden
tâ sabâha dak tarafeynden ol kadar top u tüfengler atılup sadâ-yı top-ı kûp cih …
Vakt-i şâfi‘îde göz gözü görmez iken top u tüfengin bârûd-ı siyâhı dûdından âdem âdemi dibelek seçmez olup eğer kal‘adan ve eğer kâfirden tâ sabâha dak tarafeynden ol kadar top u tüfengler atılup sadâ-yı top-ı kûp cihânı velvelenâk etdi, ammâ kâfirden aslâ top atıldığın istimâ‘ etmedik, ammâ ne çâre küffâr subh-ı sâdıka dak tarfetü'l-ayn içre handak kenârında babası evine girir gibi meterise girüp handakda yatan Kırkkilise ve Vize ve Çirmen sancaklarının erbâb-ı ze‘âmetlerine bir yaylım kurşum urup anlar cümle handak içinde hayme vü hargâh bâr [u] büngâhların bırağup cümle karârları firâra mübeddel olup nehr-i Perezen câniblerine yaldak atlarına süvâr olup bizimle gelen Akkirmân ve Eflâk ve Boğdan askeriyle cümle firâr etdiklerinin hâl-i pür-melâllerin kâfir görüp handak içinde ve taşrada kalan esvâb [ü] eskal kelepürleri cümle ganîmet sanup yağma ederken bostânlar içinden Silisre ve Nigebolı sancağı zu‘amâ ve erbâb-ı tîmârları hemân küffâr üzre bir ağızdan Allâh deyüp süzülüp kılıç urmağa başlayınca işde dost ve düşman dahi birbirin seçmeğe başlayup kâfire eyle bir tîğ-i Nigebolı urdular kim kâfiri demet demet edüp handakdan aldıkları cümle bırakdırup kâfiri meterizlerine dıkarken kal‘adan dahi kâfirin firâr edenlerine eyle kurşum yağdırup kâfiri yasdadılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 57b ·
metinde göster ·
… ol kadar top u tüfengler atılup sadâ-yı top-ı kûp cihânı velvelenâk etdi, ammâ
kâfirden
aslâ top atıldığın istimâ‘ etmedik, ammâ ne çâre küffâr subh-ı sâdıka dak tarfe …
Vakt-i şâfi‘îde göz gözü görmez iken top u tüfengin bârûd-ı siyâhı dûdından âdem âdemi dibelek seçmez olup eğer kal‘adan ve eğer kâfirden tâ sabâha dak tarafeynden ol kadar top u tüfengler atılup sadâ-yı top-ı kûp cihânı velvelenâk etdi, ammâ kâfirden aslâ top atıldığın istimâ‘ etmedik, ammâ ne çâre küffâr subh-ı sâdıka dak tarfetü'l-ayn içre handak kenârında babası evine girir gibi meterise girüp handakda yatan Kırkkilise ve Vize ve Çirmen sancaklarının erbâb-ı ze‘âmetlerine bir yaylım kurşum urup anlar cümle handak içinde hayme vü hargâh bâr [u] büngâhların bırağup cümle karârları firâra mübeddel olup nehr-i Perezen câniblerine yaldak atlarına süvâr olup bizimle gelen Akkirmân ve Eflâk ve Boğdan askeriyle cümle firâr etdiklerinin hâl-i pür-melâllerin kâfir görüp handak içinde ve taşrada kalan esvâb [ü] eskal kelepürleri cümle ganîmet sanup yağma ederken bostânlar içinden Silisre ve Nigebolı sancağı zu‘amâ ve erbâb-ı tîmârları hemân küffâr üzre bir ağızdan Allâh deyüp süzülüp kılıç urmağa başlayınca işde dost ve düşman dahi birbirin seçmeğe başlayup kâfire eyle bir tîğ-i Nigebolı urdular kim kâfiri demet demet edüp handakdan aldıkları cümle bırakdırup kâfiri meterizlerine dıkarken kal‘adan dahi kâfirin firâr edenlerine eyle kurşum yağdırup kâfiri yasdadılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 57b ·
metinde göster ·
… ssalen tavsîf olunmuşdur, nazar oluna, ammâ şimdi Paşa efendimizle Özü kal‘asın
kâfirden
halâs etdiğimiz sebebiyle cemî‘i ahâlî-i şehr-i Silisre'nin a‘yân [u] eşrâf ve …
Evsâf-ı kal‘a-i Silisre: Sene (---) târîhinde cild-i ev[vel]de mufassalen tavsîf olunmuşdur, nazar oluna, ammâ şimdi Paşa efendimizle Özü kal‘asın kâfirden halâs etdiğimiz sebebiyle cemî‘i ahâlî-i şehr-i Silisre'nin a‘yân [u] eşrâf ve sıgâr u kibârı istikbâlimize çıkup cemî‘i dostân-ı kadîmlerimiz,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 68b ·
metinde göster ·
Hemân Melek Paşa eydir: "Ey sultânım, niçün 'sizin Hasan' dersiz? Ol şimdi
kâfirden
eşedd olup me’mûr olduğu cihâd-ı fî-sebîlillâha gitmedi. Anın katli şer‘an ve a …
Hemân Melek Paşa eydir: "Ey sultânım, niçün 'sizin Hasan' dersiz? Ol şimdi kâfirden eşedd olup me’mûr olduğu cihâd-ı fî-sebîlillâha gitmedi. Anın katli şer‘an ve ana tâbi‘lerin cümle katlleri helâldir. Hemân üzerine sefere çıkalım" dedikde (---)(---) hemân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 69b ·
metinde göster ·
bin altmış kelle ve yedi yüz diri esîr ve yetmiş aded haçlı bayrak ve tabılları …
El-hâsıl kâfirden bin altmış kelle ve yedi yüz diri esîr ve yetmiş aded haçlı bayrak ve tabılları ve mizmârları ile yetmiş aded harâmî başları esîr olup kayd [u] bend-i zincîr oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 136a ·
metinde göster ·
… ların elinde esîr olup saklayup halâs etse gerek kim ahd [ü] emânı yerine gelüp
kâfirden
îmânın alup kâfire îmânın vermiş ola. Bu kerre şimdi kâfir katl olursa cennete …
İşte şimdi bu gâzînin bu kâfir karındaşı olup bu müselmânı esîrlikden kurtarmış. şimdi bu kâfir bunların elinde esîr olup saklayup halâs etse gerek kim ahd [ü] emânı yerine gelüp kâfirden îmânın alup kâfire îmânın vermiş ola. Bu kerre şimdi kâfir katl olursa cennete gitmiş ola. Bu ölürse kâfirin bî-dînle cehenneme girir ola. Bu ise müselmânın ve kâfirlerin kitâbında bile yokdur. Ancak bu serhadlerde bu bed-âyîn çokdur" dediklerinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 137a ·
metinde göster ·
meydân-ı mahabbetde yetmiş aded balyemez ve üç yüz aded sipâhî bilmez toplar ka …
Ve kâfirden meydân-ı mahabbetde yetmiş aded balyemez ve üç yüz aded sipâhî bilmez toplar kaldı ve cebehâne hisâbı ise bî-hadd ü lâ-yuhsâ idi. Fazlî Paşa bu kadar kelle ve cebehâneleri alup mesrûr [u] şâdân Hilevne sahrâsında mansûr [u] muzaffer karâr-dâde olup cümle kelleleri ve kâfir kapudanları ve ceneralleri nacağ ve bayrağ ve haçlı peykerleri ve erganon ve torompeteleriyle Der-i devlete arz edüp gönderüp bu kal‘a-i Kinin'i dest-i küffârdan kurtardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 139a ·
metinde göster ·
… cile yol bulup kâfiri boğazlayup depelerler. Hâlâ ol zamândan berü Âl-i Osmân'a
kâfirden
bir elçi gelse pâdişâh taht üzre karâr-dâde olup pâdişâhın hil‘atına muttasıl b …
Bir fertûte avrat eydir: "Bire atını tırnağından urun. Yohsa atı bile cümle demir geyim içindedir" deyince, bir kolu kuvvetli atının tırnağına bir ok urunca at ile kâfir zîr ü zeber olunca gâzîler üşüp demir geyimin yakasından gücile yol bulup kâfiri boğazlayup depelerler. Hâlâ ol zamândan berü Âl-i Osmân'a kâfirden bir elçi gelse pâdişâh taht üzre karâr-dâde olup pâdişâhın hil‘atına muttasıl bir uzun yeni elçiler öperken iki tarafdan elçileri berk dutup ibtidâ yer öpdürüp sonra sekiz adım uzun yeni öpdürüp pâdişâh yanına komadıkları Gâzî Hudâvendigâr'ın şehîd olduğu günden kanûn-ı Âl-i Osmân kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 167a ·
metinde göster ·
… eyle bir mehîb askerdir kim bir seferde Sirem ve Semendire ve Köstendil askeri
kâfirden
yüz çevirmemişlerdir. Hamd-i Hudâ üç kerre gazâlarında bulunup anıniçün şecâ‘at …
Ve Süleymân Hân tahrîri üzre Rûmeli eyâletinde başka sancakbeğinin tahtıdır ve beğinin taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu (---) akçedir ve tîmâr (---) ve ze‘âmetleri (---) adeddir ve çeribaşı ve yüzbaşı ve alaybeğisi vardır. Cümle erbâb-ı tîmâr ve erbâb-ı zu‘amânın ve üç bin akçede bir cebelüleriyle ve beğinin askeriyle cümle üç bin asker olup me’mûr oldukları sefere giderler. Pür-silâh Köstendil askeri meşhûrdur kim semmûr kabaniçseli ve semmûr tâclı ve kaplan ve bebr postlu "Tuna geçdi kayalı" dedikleri eyle bir mehîb askerdir kim bir seferde Sirem ve Semendire ve Köstendil askeri kâfirden yüz çevirmemişlerdir. Hamd-i Hudâ üç kerre gazâlarında bulunup anıniçün şecâ‘at ve salâbetleri tesvîd 174a olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 173b–174a ·
metinde göster ·
… sa çâsârdan korkmadan size Helil Gabor'u krallığa verirlerdi" deyü Ömer Ağa bir
kâfirden
istimâ‘ etdiği üzre Hüseyin Paşa'ya böyle nakl etdikde hemân Hüseyin Paşa yine …
Ömer Ağa eydir: "Bana kal‘ada bir kapdan dedi kim Helil Gabor bunda yokdur, İsfaç pâdişâhına gitdi. Size Helil Gabor'dur deyü gayri kralzâde gösterdiler, ammâ Helil Gabor bunda olsa çâsârdan korkmadan size Helil Gabor'u krallığa verirlerdi" deyü Ömer Ağa bir kâfirden istimâ‘ etdiği üzre Hüseyin Paşa'ya böyle nakl etdikde hemân Hüseyin Paşa yine Kaşa kal‘asına tekrâr bizi gönderüp gayri kralzâde taleb etdikde hemân mezkûr Korlad Kaşa Ban kenîsesinin baş papası eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 15b ·
metinde göster ·
aldığımız davulları ve haçlı bayrakları ve niçe kelleleri sırıklar üzre ârâyiş- …
Andan ale's-sabâh cümlemiz atlanup seyishânelerimiz yükleyüp kâfirden aldığımız davulları ve haçlı bayrakları ve niçe kelleleri sırıklar üzre ârâyiş-i nîze edüp Lofça şehrine gidelim derken hemân bu Kabirova ağası yine bir alay haşerât ile gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 54b ·
metinde göster ·
kalma kal‘anın taşından bezzâzistân-ı dîv inşâ edüp eyle müzeyyen etmiş kim ol …
Ve cümle altı aded hân-ı tüccârân-ı sevdâgerânları var. Cümleden Gâzî Mihal Beğ hânı, münhedim etdiği kâfirden kalma kal‘anın taşından bezzâzistân-ı dîv inşâ edüp eyle müzeyyen etmiş kim ol asırda bu kârhâne içre beş altı bin kîseye mâlik hâceler var imiş. Bin beş târîhinde Eflak küffârı Tuna nehri tonunca buz üstünden ubûr edüp bu şehri ıhrâk bi'n-nâr edüp bu bezzâzistândan beş Mısır hazînesi mâl alup dârü'l-bevârlarına gider. Ba‘dehu bu bezzâzistânı Mihaloğulları yetmiş ocak bir hân-ı azîm binâ etmişler kim hâlâ kal‘a-misâl bir vekâle-i bî-misâl-i pür-me’âldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 56a ·
metinde göster ·
… etse bu çetebaşının üç yüz aded yiğitlerinden kâfiristâna beş on kişi seğirdüp
kâfirden
baş ve dil getirüp kâfirleri söyledüp haber alup ana göre tedârük görürler. Cüm …
Ve bir hâkimi çetebaşıdır kim kaçan küffâr bir tarafda tuğyân etse bu çetebaşının üç yüz aded yiğitlerinden kâfiristâna beş on kişi seğirdüp kâfirden baş ve dil getirüp kâfirleri söyledüp haber alup ana göre tedârük görürler. Cümle çaşıtlar ve cümle pirbe yarar kulağızlar ve cümle Amr-ı Ayyâr-misâl yarar ve nâmdâr yiğitler bu çetebaşının bayrağı altındadır kim her biri âteş-pâre cânbâz ve serbâz yiğitlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 79b ·
metinde göster ·
… efendim, hakkâ eyi su’âl etdin. Bizim kıble cânibimiz Kile sahrâsıdır. Zamân-ı
kâfirden
berü ol taraflar kâfirlerin maşatlığı idi ve her bâr kâfirleri asâkir-i İslâm a …
"Evliyâ efendim, hakkâ eyi su’âl etdin. Bizim kıble cânibimiz Kile sahrâsıdır. Zamân-ı kâfirden berü ol taraflar kâfirlerin maşatlığı idi ve her bâr kâfirleri asâkir-i İslâm anda kırup kâfir üstühânlarıyla mâl-â-mâl olup bir karış arz-ı hâliye yokdur. Anıniçün bizim cebbânemiz kıble tarafında değildir. Ba‘dehu vilâyetimiz dest-i İslâma girdikde ibtidâ Gül Baba, ‘Beni ol semte gömün, ser-çeşme-i hâmûşân olayım’ dedikde anda defn ederler. Ba‘dehu cemî‘i şühedâları da anda defn ederler. Hâlâ biz dahi anların şerefiyyetine cümle mevtâlarımız anda defn ederiz" deyü cevâb etdiler. Hakkâ ki yahşı haber verdiler. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 90b ·
metinde göster ·
… ayı ve bu câmi‘i döğe döğe alup yine Sultân Ahmed Hânîde Mehemmed Paşa-yı vezîr
kâfirden
döğe döğe alup niçe kerre muhâsaralarda bu câmi‘ kâmil birer yıl top gülleleri …
El-hâsıl Süleymân Hân muhâsarasından sonra dörd kerre küffâr muhâsara edüp Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis asrında küffâr-ı hâksâ[r] bu kal‘ayı ve bu câmi‘i döğe döğe alup yine Sultân Ahmed Hânîde Mehemmed Paşa-yı vezîr kâfirden döğe döğe alup niçe kerre muhâsaralarda bu câmi‘ kâmil birer yıl top gülleleri yemişdir. Bundan sonra yine bu câmi‘in içine âdem girse mebhût olup akl-ı benî Âdem hayretde kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 94a ·
metinde göster ·
… türgon'u döğe döğe aldığiyçün Lala Koca Mehemmed Paşa kal‘ayı kâfire verüp yine
kâfirden
aldığı zamân bu depeden kâfirin depesin döğüp kal‘a-i Üstürgon'u cebren ve kahr …
Bu palanka-i zîbâ kal‘a-i Üstürgon'un cânib-i kıblesinde bir dere aşırı ve bir ok menzili ba‘îd bir havâle depe var, küffâr-ı hâksâr bu depeden kal‘a-i Üstürgon'u döğe döğe aldığiyçün Lala Koca Mehemmed Paşa kal‘ayı kâfire verüp yine kâfirden aldığı zamân bu depeden kâfirin depesin döğüp kal‘a-i Üstürgon'u cebren ve kahren mukaddemâ verdi ve yine kâfirden alup ba‘de'l-feth sene 1014 Koca Mehemmed Paşa asr-ı Sultân Ahmed'de bu palankayı müceddeden binâ edüp ismine Depedelen kal‘ası derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 97b ·
metinde göster ·
… firin depesin döğüp kal‘a-i Üstürgon'u cebren ve kahren mukaddemâ verdi ve yine
kâfirden
alup ba‘de'l-feth sene 1014 Koca Mehemmed Paşa asr-ı Sultân Ahmed'de bu palanka …
Bu palanka-i zîbâ kal‘a-i Üstürgon'un cânib-i kıblesinde bir dere aşırı ve bir ok menzili ba‘îd bir havâle depe var, küffâr-ı hâksâr bu depeden kal‘a-i Üstürgon'u döğe döğe aldığiyçün Lala Koca Mehemmed Paşa kal‘ayı kâfire verüp yine kâfirden aldığı zamân bu depeden kâfirin depesin döğüp kal‘a-i Üstürgon'u cebren ve kahren mukaddemâ verdi ve yine kâfirden alup ba‘de'l-feth sene 1014 Koca Mehemmed Paşa asr-ı Sultân Ahmed'de bu palankayı müceddeden binâ edüp ismine Depedelen kal‘ası derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 97b ·
metinde göster ·
… tânın tâ Yanık ve Komaran ve Beç ve Prag'a ve Pojan'a varınca gâzîleri seğirdüp
kâfirden
baş dil alup harâc dahi alup selâmet ile kal‘a-i Üstürgon'a gelirler.
Ve cümle taht-ı livâsında yüz elli pâre ma‘mûr köydür, ammâ kâfiristânın tâ Yanık ve Komaran ve Beç ve Prag'a ve Pojan'a varınca gâzîleri seğirdüp kâfirden baş dil alup harâc dahi alup selâmet ile kal‘a-i Üstürgon'a gelirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 98a ·
metinde göster ·
… âfinâ bir inhizâm vâkı‘ olursa sultânımın ırzına bir şe’n-i azîm îrâs ede, deyü
kâfirden
ve sizden korkup ceng etmeyüp baş ve dil almadan geldim’ deyü vezîria‘zam muvâc …
‘Ol kadar küffâr-ı tazlîl vefret üzre kim kâfir üzre varmak hatâ-yı mahz idi ve küffâr ile {ol mahalde} ceng etsek Allâhümme âfinâ bir inhizâm vâkı‘ olursa sultânımın ırzına bir şe’n-i azîm îrâs ede, deyü kâfirden ve sizden korkup ceng etmeyüp baş ve dil almadan geldim’ deyü vezîria‘zam muvâcehesinde bu gûne özürler etdin. Vezîria‘zam dahi sana ol gün dîvân-ı pâdişâhîde bu kadar erbâb-ı dîvân huzûrunda niçe nükte-âmîz sözler buyurup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 101b ·
metinde göster ·
korkmuş, ammâ tâzeliği var, Kızılbaş'dan korkmamak var’ dediği nüktelerin ne ac …
‘Paşanın gözü kâfirden korkmuş, ammâ tâzeliği var, Kızılbaş'dan korkmamak var’ dediği nüktelerin ne aceb ferâmûş edüp yine şimdi, birkaç Karaman Türküyle,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 101b ·
metinde göster ·
"Vallâhi ma‘kûl olmuşdur. Tîz kal‘a-i Üstürgon'dan üç yaylım top ve tüfengler atılup gülbâng-ı Muhammedîler çekin. Bu gece bizim dahi ordu-yı İslâm içre cemî‘i balyemez toplar ve kâfirden alınan toplar üçer yaylım tüfengler atılup akîblerince gülbânglar çekilüp sabâha dek ordu-yı İslâm çerâğân olsun" deyü fermân-ı vezîr-i Berhayâ sâdır olunca azamet-i Hudâ ol gece sabâha dak top u tüfeng sadâsından ve benî Âdem na‘rasından ve atlar süheylinden âdemin zehresi çâk olup ebr-i kebûdlar gûyâ rîze rîze zemîne dökülüp ber-hâk olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 107b ·
metinde göster ·
… ar tüfenglileri olmağile bizim meterislerimizde bir merd-i âferîde baş gösterüp
kâfirden
bir baş almağa kâdir olmayup subh u mesâ mesâfe-i ba‘îdeden tüfengleşirlerdi, z …
Ammâ ceng-i azîmin kesret ü vefreti ve şiddeti vezîria‘zam kolunda handakın yeri yüzünde Yassı Tabya nâm bir mel‘ûn-ı benâmda beş bin kadar küffâr-ı dûzah-karâr kapanup neberd-i azîm ol tabyada idi, zîrâ bu tabya-i mel‘ûn handak hâricinde bir alçak yerde olup sarp Macar tüfenglileri olmağile bizim meterislerimizde bir merd-i âferîde baş gösterüp kâfirden bir baş almağa kâdir olmayup subh u mesâ mesâfe-i ba‘îdeden tüfengleşirlerdi, zîrâ ıhrâk olan varoşlardan içeri kal‘anın handak ve kenârları ve bu mezkûr Yassı Tabya başka kal‘a-misâl handakları etrâfı çet-a-çet beşer ve altışar kat kalın direklerden parmaklık sık ormanlık gibi kat-ender-kat şarampavlar edüp bu kadar bin küffâr bu parmaklıkların ardlarında meterislenüp leyle'l-işâ ceng [ü] cidâl olup dahi bir şarampav dîvârı alınmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 110a ·
metinde göster ·
… ve server-i hünerverlerdir kim Akkirmân kal‘asın Sultân Bâyezîd-i Velî {dest-i
kâfirden
feth etdikde} bu kırk bin aded Tatarı Eflak ve Boğdan ve Kazak ve Leh ve Maskov …
Mukaddemâ geçen Tatar Hân şehzâdesi askeri ve dahi ardı sıra cemapur askeri gibi Boğdan ve Eflak ve Erdel leşkerlerin iki İslâm askeri kanûn üzre ortaya alup alay ile getirdiler, ammâ bu mezkûr Bucak Tatarı cümle kırk yedi bin aded güzîde mükellef ü mükemmel ve zorâver ve şehbâz ve dilâver ve server-i hünerverlerdir kim Akkirmân kal‘asın Sultân Bâyezîd-i Velî {dest-i kâfirden feth etdikde} bu kırk bin aded Tatarı Eflak ve Boğdan ve Kazak ve Leh ve Maskov ve Çeh ve Macar küffârlarının böğürlerine mıh olsunlar deyü mu‘âf u müsellem edüp {Akkirmân Bucağında iskân etdirüp ol ecilden Bucak Tatarı derler. Ve} Kara Şemseddîn-i Sivasî hazretleriyle Bâyezîd Hân bu Bucak Tatarlarına hayr du‘â etmişlerdir. 113b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 113a–113b ·
metinde göster ·
Ve Budin altında [ve] Yanık kal‘ası altında baş dil almağa gidüp
kâfirden
bir baş dil alamayup geldiğimizde ve ibtidâ Ciğerdelen sahrâsında beş sâ‘at cen …
Ve Budin altında [ve] Yanık kal‘ası altında baş dil almağa gidüp kâfirden bir baş dil alamayup geldiğimizde ve ibtidâ Ciğerdelen sahrâsında beş sâ‘at ceng edüp nîm sâ‘at yerden bize imdâd gelmediğinden ve ba‘de'l-ceng bu kadar mâl-ı hazâ’in ve cebehâne ve bu kadar kelleler ve bu kadar kapudanlar ile yüz aklığı edüp geldiğimizde im‘ân-ı nazar ile görürdüm ki elbette Sadrıa‘zamın derûnunda gıbta olup bu İbrâhîm Paşa'yı katl eder, derdim. Kırk güne kalmayup âhir-i kâr re’îsi ve dâmâdı İbrâhîm Paşa'mı bu yüzden şehîd etdiler. Ruhlarıyçün Allâh rızâsıyçün el-fâtiha.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 116a ·
metinde göster ·
"Seydî Paşa'nın sebeb-i şehâdeti bu Kotur'a gelmediği olmuşdur. Ve kâfirden niçe hazîne almışdır, anıniçün Kotur'a varmamışdır" deyü iftirâlar etdiler. Hâşâ sümme hâşâ ol gâzîye bu iftirâ-yı mahzdır. Ancak Bosna eyâletiyle kendüyi serdâr etmeyüp bir pespâye herîfe koşuntu etdiklerinden muğber-hâtır olup Köpürlü'ye rağmen Kotur muhâsarasına gitmişdi. Ammâ inşâallâh Kotur da ve Kilis ve İspilet ve Şibenik ve Zadra ve cezîre-i Zaklise ve cezîre-i Kefalonya ve cezîre-i Çukalar ve cezîre-i Körfös ve cezîre-i İstendil inşâallâhu Ta‘âlâ cümle bu mezkûr kal‘alar Venedik elinden feth olup Mısır yolları küşâde olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 157b ·
metinde göster ·
… olur. Ammâ fethi müyesser olsa yedi sancak yerde ümmet-i Muhammed şûr-ı şerr-i
kâfirden
emîn ü sâlim olurlardı.
Ammâ "İzâ erâdellâhu şey’en heyye’e esbâbehû" kelâmı üzre bir gün Cenâb-ı Bârî bu kal‘a-i Kotur fethinin esbâbını halk edüp elbette feth olur, ammâ "El-umûru merhûnetün bi-evkâtihâ" dır. Elbette Feyyâz-ı Mutlak anın vaktini bilir. Ol vakit oldukda bir sehel bahâneyle feth olur. Ammâ fethi müyesser olsa yedi sancak yerde ümmet-i Muhammed şûr-ı şerr-i kâfirden emîn ü sâlim olurlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 158a ·
metinde göster ·
… rmi bin askerle gelüp Kotur kâfirlerinden intikâmımız alup bu kadar esîrlerimiz
kâfirden
halâs etdin, ammâ el-ihsânu illâ bi't-temâm şu kadar bin asker ile bu mahalle g …
"Sultânım, hamd-i Hudâ bu diyâra yigirmi bin askerle gelüp Kotur kâfirlerinden intikâmımız alup bu kadar esîrlerimiz kâfirden halâs etdin, ammâ el-ihsânu illâ bi't-temâm şu kadar bin asker ile bu mahalle gelmişken şu dağlar içre size ve bize ser-fürû etmeyüp eli vilâyeti nehb ü gâret eden Pive ve Nikşik ve Zatarnak ve Durobnak ve Bangan ve'l-hâsıl yedi aded nâhiye-i âbâdân kâfirlerini bu kadar asker-i İslâm ile urup bî-hisâb mâl-ı ganâ’im alup kâfire bir gûşmâl verin" dedikde hemân {Sührâb Mehemmed Paşa-yı şecî‘} Bismillâh niyyetü'l-gazâ deyüp cümle esîrleri ve kelleleri ve bâr-ı sakîlleri Risna kal‘asında koyup Yûsuf Beğ'i ve gayrileri kulağızlar alup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 158b ·
metinde göster ·
… de kâfirin şikâr aldığı eşyâları ve cümle ümmet-i Muhammed esîrlerin bırakdırup
kâfirden
yigirmi esîr ve on yedi kelle ile şâdumân ederek kasaba-i Gabele'ye dâhil oldul …
Bu Gabele'nin gâyet şehbâz u şehnâz ve dilâver ü server-i hünerver gâzîleri olur. Hattâ bu hakîr anda iken Bâzâr köyün basup gâret eden küffârların bu kasaba halkı önlerin alup Uskok kâfirleriyle ceng ede ede kâfirin şikâr aldığı eşyâları ve cümle ümmet-i Muhammed esîrlerin bırakdırup kâfirden yigirmi esîr ve on yedi kelle ile şâdumân ederek kasaba-i Gabele'ye dâhil oldular. Tâ bu mertebe kağan arslan yiğitleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 162a ·
metinde göster ·
… leri urup yedi yüz âdemlerimiz Hürr-i şehîd olup meskenleri cennet-i Me’vâ olup
kâfirden
top güllesi yemeden gayri yeyeceğimiz kalmadı. Ve Bobofça ve Berezense ve Peçoy …
"Yedi günde yedi koldan yedi bin ma‘dût top gülleleri urup yedi yüz âdemlerimiz Hürr-i şehîd olup meskenleri cennet-i Me’vâ olup kâfirden top güllesi yemeden gayri yeyeceğimiz kalmadı. Ve Bobofça ve Berezense ve Peçoy ve Varad kal‘aların kâfir alalı ve Ösek köprüsün yakalı bize bir imdâd ve zahîre ve mevâcib gelmeyüp hâlimiz mükedderdir. Amân devletli vezîr lillâhi ve Resûlihi bize imdâd yetiş" dediklerinde hemân Sadrıa‘zam feryâda gelen sâhib-i kelâm yiğide beş yüz altun ihsân edüp cümle Kanije askerlerine bir tesellînâme tahrîr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 178b ·
metinde göster ·
… ur-ı azîmi içine girüp bir tabahâne(?) haymecikde meks edüp cümle bu tabur içre
kâfirden
kalan cebehâne ve bârhâne ve mâl-ı hazâ’ini Defterdâr Paşa ve cebecibaşı cemî‘i …
Çünkim Sadrıa‘zam Kanije kal‘ası buheyresinin sâhilinde küffârın tabur-ı azîmi içine girüp bir tabahâne(?) haymecikde meks edüp cümle bu tabur içre kâfirden kalan cebehâne ve bârhâne ve mâl-ı hazâ’ini Defterdâr Paşa ve cebecibaşı cemî‘i mâl-ı firâvânı mu‘temedün aleyh âdemlerin defterleriyle kabz olunup asker-i İslâm'dan 179a kırk bin aded "Benem, dîğer nîst!" deyen gâzîlerden kâfiri kovmağa me’mûr olup revâne oldular. Bu ânda Kanije gâzîleri küffârın firâr etdiklerin görüp ölüsü dirisine binüp kal‘adan taşra çıkup tabur içinde kalan küffârdan ve dağlarda yetişdikler[i] yerlerde kırılandan üç bin kelle ve iki bin kırk aded kâfirleri kayd [u] bend ile huzûr-ı vezîre getirdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 178b–179a ·
metinde göster ·
… vâsı Temmûz'da latîfdir, ammâ şiddet-i şitâsı şedîd olup gölü donup buz oldukda
kâfirden
ol zamân pek havf ederler, zîrâ küffâr şebhûn edüp buz üzre gelirler, bi-inâyet …
Evvelâ âb [u] hevâsı Temmûz'da latîfdir, ammâ şiddet-i şitâsı şedîd olup gölü donup buz oldukda kâfirden ol zamân pek havf ederler, zîrâ küffâr şebhûn edüp buz üzre gelirler, bi-inâyetillâhi Ta‘âlâ yine hâ’ib ü hâsir giderler, zîrâ bu kal‘a Hazret-i Ali'nin himâyesinde olduğun niçe bin sulehâ-yı ümmetden kimesneler vâkı‘alarında görmüşlerdir. Ve ol şitâda cemî‘i Kanije'nin sağîr ü kebîri ve bay u gedâsı kal‘a etrâfındaki buzları kable'l-mağrib kesüp kal‘ayı ziyâdesiyle muhâfaza ederler. Gâyet şecî‘ ve bahâdır gâzîleri vardır. Her sabâh elbette kâfire çeteye ve poturaya giderler ve kâfir de her zamân anlara gelüp ceng-i azîmler edüp baş alup baş verir ve bir baş kâfire varır gâzîleri vardır, ammâ ekserî yayanlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 182b ·
metinde göster ·
… mlerimizden altı nefer yiğitlerimiz at boynuna düşüp seğirderek gelüp "Muşduluk
kâfirden
kırk aded esîr dil aldık" deyüp dilleri meydâna getirdiklerinde diller eydir:
Ammâ Süleymân [Hân] dahi bunda gelüp bir âlî toprakdan hunka depe yığmış, kal‘ası bir batak kenârında bir alçak yerde sa‘b bir hisâr-ı üstüvârı var, yanına varmak muhâl, zîr[â] niçe yüz bin küffârı kal‘a altında cenge âmâde dururlardı. Bunu dahi ubûr edüp giderken ileride çarhacı giden âdemlerimizden altı nefer yiğitlerimiz at boynuna düşüp seğirderek gelüp "Muşduluk kâfirden kırk aded esîr dil aldık" deyüp dilleri meydâna getirdiklerinde diller eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 3b ·
metinde göster ·
… madıysa küffârı tâ Tata ve Papa ve Pirespirim kal‘alarına varınca kovup elbette
kâfirden
esîr alırlar ve sâlimîn ü gânimîn Belgrad'a gelirler. Ve bu bâğlarda bî-hadd ü …
Derhâl kal‘adan top sadâsın istimâ‘ etdiklerinde üç dörd bin âdem bâğlar içine gelüp küffârı tecessüs ederler. Eğer küffâr bâğlardan âdemler aldıysa kâfiri kova kova esîrleri elbette bırakdırırlar. Eğer küffâr âdem almadıysa küffârı tâ Tata ve Papa ve Pirespirim kal‘alarına varınca kovup elbette kâfirden esîr alırlar ve sâlimîn ü gânimîn Belgrad'a gelirler. Ve bu bâğlarda bî-hadd ü bî-kıyâs gûnâ-gûn mesîregâhlar vardır, ammâ evsâfın tahrîr etmeğe vakit yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 15b ·
metinde göster ·
Bu Polata ve Began ve Çavka kal‘alarının cümle bin iki yüz aded neferâtları Budin defterdârından vazîfe-i mu‘ayyenelerin alırlar. Bu kal‘anın bâğ u bâğçeleri çokdur, ammâ etrâflarına kâfirden korutmak içün karavullar koyup zirâ‘at edüp bâğlarına varırlar, gâyet serhad yerdir. Eriği ve emrûdu gâyet çokdur ve âb-ı hayât sularına nihâyet yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 16a ·
metinde göster ·
… e kaldılar ve kâfire karşu tarafdan bir top u tüfeng atmağa iktidârları olmayup
kâfirden
atılan top güllelerinden bir dâne gelüp Sadrıa‘zam otağında Sadrıa‘zamın İmrâho …
Karşu tarafda cümle ümmet-i Muhammed âlem-i hayretde kaldılar ve kâfire karşu tarafdan bir top u tüfeng atmağa iktidârları olmayup kâfirden atılan top güllelerinden bir dâne gelüp Sadrıa‘zam otağında Sadrıa‘zamın İmrâhor ağası Şâhîn Paşa oğlunun gerdeni ve omuzlarından top götürüp beri tarafda niçe yüz âdemler dahi sademât-ı top-ı kûpdan şehîd olmağa başladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 22a ·
metinde göster ·
… bu yumru depe şarkdan garba tûlânîce vâki‘ olup bizden tarafa bir çam direği ve
kâfirden
tarafa bir çam direği dikilidir. Bu direklerin kadleri beşer âdem boyu ancak va …
Evvelâ bu mil ta‘bîr etdikleri bir şeydir kim Sultân Süleymân aleyhi'r-rahmetü ve'l-gufrân Nemse çâsârı elinden Üstürgon'u ve Ustolni-Belgrad'ı aldıkda bu milleri Üstürgon'dan ve Ustolni'den on ikişer sâ‘at içeri Komaran'a karîb nehr-i Tuna kenârında bir mürtefî‘ depe-i toprakdan yığup üstünde bir cerge kurulur bir hayli vâsi‘ce yerdir. Lâkin bu yumru depe şarkdan garba tûlânîce vâki‘ olup bizden tarafa bir çam direği ve kâfirden tarafa bir çam direği dikilidir. Bu direklerin kadleri beşer âdem boyu ancak vardır. Andan bu iki direğin tâ şu orta yerinde bir çam direği var, bu dahi âlîce sütûn-ı müntehâdır. İşte hadd-i mil dedikleri budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 45a ·
metinde göster ·