… . Niçe menâsıb-ı âlîler zabt edüp Varvar Alî Paşa'yı münhezim etdiğinde nâm [ü]
kâm
sâhibi olup mühr kendüye gitdükde Melek Ahmed Paşa Der-i devletde kâ’immakâmı o …
Erzurûm'da celâlî olan Abaza Paşa'nın akrabâ ve aşîretinden idi. Revân seferi'nde Sultân Murâd Hân'ın imrâhoru idi. Niçe menâsıb-ı âlîler zabt edüp Varvar Alî Paşa'yı münhezim etdiğinde nâm [ü] kâm sâhibi olup mühr kendüye gitdükde Melek Ahmed Paşa Der-i devletde kâ’immakâmı olup vezîr-i a‘zam mesâbesinde hükm-i hükûmât ederdi. İpşir'e mühür vardıkda kabûl edüp Der-i devlete gelmeyüp Acem câniblerinde bir iş açmak içün Kürdistân'a haber gönderüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 80a ·
metinde göster ·
… e âşıkân [u] ma‘şukân-ı müştâkân bilâ vâsıta birbirlerine dirâğûş edüp felekden
kâm
alup deniz mâlikleri gibi âdem melekleri nîlgûn fûta ile şinâverlik ederler ve …
Mesîregâh-ı Deniz hammâmı: Yine kayıklar ile cümle ahibbâ her cum‘a günleri bu Eyyûb şehri önündeki cezîreler mâbeynindeki halîclere girüp cümle âşıkân [u] ma‘şukân-ı müştâkân bilâ vâsıta birbirlerine dirâğûş edüp felekden kâm alup deniz mâlikleri gibi âdem melekleri nîlgûn fûta ile şinâverlik ederler ve her cezîrelerin çemenzârlarında ayş [u] nûş edüp gam-ı dünyâyı ferâmûş edüp sohbet-i hâsü'l-hâs ederler. Bu câ-yı müferrih dahi bir diyâra mahsûs değildir, illâ şehr-i Eyyûb'a mahsûsdur. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 120a ·
metinde göster ·
… İznikmit tarafların nehb ü gârât edüp tevâbi‘ [u] levâhıkıyla bây olup nâm [u]
kâm
sâhibi oldu.
İbtidâ Selçûkıyân, ümerâ-yı Dânişmendiyye ile yek-dil [ü] yek-cihet olup Malatiyye ve Kayseriyye ve Alâiyye ve Antâkıyye ve Konya diyârlarına müstevlî olup Konya'da müstakil pâdişâh olup tahtgâh edindiler. Mülûk-ı Dânişmendiyye diyâr-ı Sivas ve Erzurûm'u tahtgâh edinüp Niksâr şehrinde Melik Gâzî hazretleri kalup anda medfûndur. Bunların ibtidâ-ı tulû‘ları Mâverü'n-nehr'dendir. Ba‘dehû Âl-i Selçûkıyân'dan Sultân Alâeddîn, nâmdâr ve yarar pâdişâh olup Mâhân vilâyetinden Âl-i Osmân'ın ceddi Ertuğrul doğrulup Sultân Alâeddîn yanına geldi. Zîrâ karâbetleri var idi. Ertuğrul, boy beyi olup Konya'dan Bursa ve İznik ve İznikmit tarafların nehb ü gârât edüp tevâbi‘ [u] levâhıkıyla bây olup nâm [u] kâm sâhibi oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 232a ·
metinde göster ·
… ır nûş et. Gelen kim kelleler germ ve sîneler nerm olup şu fezâ bezmgâhında bir
kâm
alalı ve bir dem süreli" deyü cümle pençe-i âfitâb [u] nûr-ı mahz gulâmlarıyla …
deyü katresin harâm etmişdir. Ol Cenâb-ı Kahhâr'dan korkarım kim cemî‘î mevcûdât-ı ademden vücûda getirdi. Anın emrin sımayup bâde içmenem" dedikde hemân Hân "Vallah yahşi mü’min ve muta‘assıbsın" dedi. Hakîr eyitdim "Vallah hânım muta‘assıb değilim, illâ Nu‘mân ibn Sâbit mezhebinde pâk-i‘tikâd seyyâh-ı âlem ve nedîm-i benî Âdem [ü] muhibb-i hânedân-ı merd-i Hudâyım" dedikde cümle huzzâr-ı meclis nüdemâları dembeste ve mest [ü] medhûş-i bî-hûş sarhoş kaldılar. Hemân musırr olup cümle dilberânlarıyla ayağa kalkup yanıma gelüp eydür "Gel gözümin nûrı! Çığı çığı Evliyâ ağam! Bu menim çâker efkende gulâmlarımdan Yezden Şîr mi ve Mirza Şâh'ı mı ve Fîrûz mı ve Pervîz mi ve Alî-yi Yâr'ı mı ve Zevâlîzen mi ve Şehland mı ve Seyf Kulu mı ve Hâl Hân'ı mı bu gulâmlarımın kangısını dilersen sana cabalarım. Kırmızı Murtazâ Alî ve Düvâzde imâmları seversin, gel mü’minim! Püserlerimin destinden bir câm çakır nûş et. Gelen kim kelleler germ ve sîneler nerm olup şu fezâ bezmgâhında bir kâm alalı ve bir dem süreli" deyü cümle pençe-i âfitâb [u] nûr-ı mahz gulâmlarıyla sarılup anlar beni, ben anları şarp şarp öperim, ammâ yine Feyyâz-ı Mutlak'dan isti‘ânet taleb ederim. Hemân hakîr eyitdim: "Ey Hânım! Cân sohbeti bu mıdır kim imdi Hoca Nağdî bir ayak çakır çeküp mest [ü] medhûş olup huzûrunda Hoca Nağdî 302a nakd-i rîhiyle bâd'efeşânlık edüp yüzüne karşu zartazârlık eder. Keyfiyyet [u] germiyyet-i ıyş [u] nûş-ı İrân-zemîn bu mıdır?" dediğimde hemân Hân depme urarak Hoca Nağdî'yi kaldırdıp başına tomlar urarak ser-i meclisde hâzır etdiler. Ammâ beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 301b–302a ·
metinde göster ·
… Şehsüvâr Paşa ve Serdâr Alî Ağa ve Kethüdâyeri Kurd Mehemmed Paşa ve niçe nâm u
kâm
sâhibi a‘yân-ı kibâr vardır. Kal‘a dizdârı ve yigirmi aded kal‘a neferâtları va …
Bursa tekuru Sirona kral, kıziyçün binâ etmişdir. Ba‘dehû Kastamonu hâkimi Topal (---) feth edüp Âl-i Osmân'a ser-fürû etmeyüp niçe kurâ ve büldânlara dest-derâzlık etmeğe başladı. Âhir sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân bir gün ale'l-gafle bu kal‘ayı basup vakt-i Şâfi‘î'de er döküp feth etdi. Zîrâ ceng [u] cidâl ve harb [u] kıtâl ile feth olur kal‘a değildir. Hâlâ Kankırı sancâğı hükmünde paşanın hâssı subaşılığıdır ve yüz elli akçe şerîf kazâdır. Ve cümle (---) nâhiyedir. Kadıya senevî dörd kîse hâsıl olur. Kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve müftîsi ve nakîbü'l-eşrâfı ve a‘yân [u] eşrâfından Şehsüvâr Paşa ve Serdâr Alî Ağa ve Kethüdâyeri Kurd Mehemmed Paşa ve niçe nâm u kâm sâhibi a‘yân-ı kibâr vardır. Kal‘a dizdârı ve yigirmi aded kal‘a neferâtları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 353a ·
metinde göster ·
… ] iyâlleriyle sekiz ay bu bâğ-ı Merâm'da sâkin olup zevk [u] sefâ edüp felekden
kâm
alırlar. Niçe bin bâğ evleri ve külbe-i ahzânları ve cevâmi‘ ü mesâcid ü musall …
Husûsan bülbül-i gûyâ-yı hezârın hezârân neğamâtı hayât-ı câvidân verir. Ahâlî-i Konya ehl [u] iyâlleriyle sekiz ay bu bâğ-ı Merâm'da sâkin olup zevk [u] sefâ edüp felekden kâm alırlar. Niçe bin bâğ evleri ve külbe-i ahzânları ve cevâmi‘ ü mesâcid ü musallâ ve hân u hammâmât ve çârsû [vü] bâzâr var kim Konya şehrine gelmeğe muhtâc değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 14a ·
metinde göster ·
aldık zann ederler. Efzâ nâm bir cihân-nümâ-yı Merâm'dır. Hattâ (---) sultân an …
Ve şehrin cânib-i şarkîsinde teferrücgâh-ı (---) Köşkü ve bu beldenin (---) semtinde Yılanlıdağı'nda mesîregâh-ı Koyun Baba tekyesi cihân-nümâ bir âsitâne-i ra‘nâdır ve şehrin taraf-ı (---) nında mesîregâh-ı Efzâ nâm bir kân-ı erbâb-ı ma‘ârif-i âşıkân [u] sâdıkândır kim şehrin ekseriyâ a‘yân [u] eşrâf [u] pîr [ü] cüvân ve şu‘arâ ve meddâhân ve gazel-hân u hânende ve sâzendegânları ta‘tîl günleri bu ferah-fezâ-yı mekân-ı Efzâ'ya gelüp ayş [u] nûş edüp köşe be köşe rûz-i nevrûz-ı Hârezmşâhî sohbetleri edüp felekden zerre-misâl kâm aldık zann ederler. Efzâ nâm bir cihân-nümâ-yı Merâm'dır. Hattâ (---) sultân anda medfûn olmağıla ziyâretgâh-ı ünâsdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 66b ·
metinde göster ·
Âhir sene 888 târîhinde Sultân Bâyezîd-i Velî asrında Kemâl Paşazâde Ahmed Çelebi tâlib-i ilm iken bu Edirne şehrine seyâhatle gelüp bu medînede meks edüp bir cây-i karâr peydâ eylemeğe murâd edinüp râhı bu medreseye uğrar. Dersi‘âmından bir hücre taleb etdüğünde "Ey molla! Medresemizde ancak bir mu‘attal hücre vardır. Anı da ecinne kabz eylemişlerdir. Andan gayri hâlî hânemiz yokdur," dedikde Kemâl Paşazâde Ahmed Çelebi eydür: "Sultânım, ol hücreyi bize ihsân eyle. Cenâbınızdan teyemmünen ve teberrüken biraz ulûm görelim" dedikde müderris eydür. "Hoş monlam, dirîğ etmeziz, güzel buyurursunuz ammâ ol hücreye kim girdi ise sabahısı meyyiti taşra çıkar" dedikde Kemâl Paşazâde eydür, "Her çi bâd-âbâd, ol hücreyi bize sadaka edin" deyü ibrâm [u] ilhâh eder. Âhir dersi‘âm muztarîb kâm olup "İmdi molla! Âhiret hakkın helâl eyle" deyü hücrenin miftâhın mollaya verüp molla hücre bâbın Bismillah ile küşâde kılup postu üzre karâr eder. Ba‘de'l-ışâ bevvâbân ve müderris Kemâl Paşazâde'nin hücresi önüne âdet-i kadîmeleri üzre bir tenşûy ve bir tâbût u tancere ve gayri levâzımât-ı meyyiti âmâde olup muntazır olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 157a ·
metinde göster ·
… r hafta bu bâğ-ı cinânda Hüseyn-i Bâkara fasıllarıyla zevk u safâ edüp felekden
kâm
alır şekilli olduk. Ammâ ne mümkin, beyt:
Cümleden sarây-ı selâtin-i Âl-i Osmân, hayrât-ı Sultân (---)(---) Hân, şehrin cânib-i şarkîsinde bir çemenzâr sahrâya nâzır bir mürtefi‘ zemînde dıraht-ı servî ve çınar ve kavak ve bîd-i ser-nigûn ve sâ’ir eşcâr-ı müsmirrât-ı gûnâ-gûn ile kuyâğ-ı hıyâbân olmuş bir bâğ-ı İrem'dir kim gûyâ erd-i behiştdir. Bunda olan tuyûr-ı hoş-elhânın evsâfında lisân kâsırdır. Bâ-husûs mürg-ı karatavuk ve mürg-ı ishakın hoş-nevâlığı vakt-i Şâfi‘îde âdeme hayât verir. Ve hezâr hezârânın ve bülbül-i hoş-nevânın nevâ-hânlığı bir bâğ-ı selâtînde yokdur. Zîrâ kûhî semtlerdir. Bu sarây-ı azîmin cânib-i erba‘ası kal‘a-misâl divârlıdır. İçinde bostâncıbaşısı ve üç yüz aded bâğbânı vardır. Ve müte‘addid hücreleri ve niçe kasr-ı havernâkları ve niçe kâh-ı kâ‘aları var ve Çatal dağın su terazûlarıyla uçar âb-ı revânlar fıskiyye ve havz u şadırvanlardan ve selsebillere rîzân olur. Her pâdişâhın birer gûne kasr-ı İremleri var kim atlas-ı felekde eyle bir kârgîrliği bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir. Merhûm Melek Ahmed Paşa efendimiz bunda mihmân olup Kaya Sultân ile bunda mülâkât olup kâmil bir hafta bu bâğ-ı cinânda Hüseyn-i Bâkara fasıllarıyla zevk u safâ edüp felekden kâm alır şekilli olduk. Ammâ ne mümkin, beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 171b ·
metinde göster ·
alup niçe bin zevk u safâlar etdik. Bu ibâret hemân bizim içün değildir. Hemân …
Husûsen Hisâr kirazı mevsiminde İstinye ve Yeniköy'de ve Tarabya'da ve Kefeliköyü'nde ve Büyükdere'de ve Sarıyer'de âlü'l-âl la'l-gûn zülâlli âbdâr kiraz fasılları edüp gûnâ-gûn müsmirrâtından kâm alup niçe bin zevk u safâlar etdik. Bu ibâret hemân bizim içün değildir. Hemân bu Bıyıklı Çerkes Dervîş Mehemmed Paşa'nın zamân-ı sadâretinde ve Mehemmed Hân-ı Râbi‘in devâm-ı devletinde ol sene-i Meymûnda cümle halk meymûn-misâl cünbüş ü hareket edüp şâdımânlar etdi. Zîrâ Gürcî Mehemmed Paşa vezâretinde mâl-ı hazîne kılletinden ve tâ‘ûnun vefret [u] kesretinden halk mâtemde idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 173a ·
metinde göster ·
Ulemâ-yı Diyârbekir: "Bizim Şat kavunu râyihasında ola", demişler. Tâ bu mertebe bir gûne râyihası var kim tenâvül edenün yâhûd teşemmüm edenün dimâğı pür-anber olur. Ve bu Diyârbekir kavunu kırkar ellişer vukiyye geliri de vardır ve cümle sebz-gûndur. Diyâr diyâr erdiği mahalle dek hedâyâ götürürler. Ve niçe kişiler dârçîn ve karanfil ve pirinç ile Hazret-i Mu‘âviye te’lîfi zerde ta‘âmı yaparlar kim diyâr-ı Rûm'da Atina balından eyle mümessek zerde olmak ihtimâli yokdur, tâ bu mertebe mümessek kavun zerdesi olur. Ammâ karpuzu memdûh değildir. Lâkin reyhânı dahi eyle iri ağaçlar olur kim yedi-sekiz ayda çadırlara direk ve kazık yaparlar. Âteşe yaksalar sünbül-i Hıtayî gibi kokar. El-hâsıl ahâlî-i Diyârbekr'ün bu Şattu'l-Arab kenârında yedi sekiz ay zevk ü safâlarına halk-ı cihân reşk ederler, zîrâ geceleri Kadîr, rûzları ıyd-ı adhâ olup Hüseyin-i Baykara fasılları edüp, "Fânî cihândan sehel kâm aldık" zann ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 208a ·
metinde göster ·
Ve'l-hâsıl her şeyden müstağnî olup hân yanında sehelce felekden kâm {alup} cümle aşâ’ir beğleriyle cân sohbetleri edüp Hüseyn-i Baykara zevkleri edüp cümle ahibbâ ile ve hân-ı âlîşân ile vedâlaşup ve mektûblar alup (---),
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 236b ·
metinde göster ·
… bir hafta meks edüp Hudâ âlimdir, bir zevk [u] safâlar etmişizdir kim felekden
kâm
almak muhâldir, ammâ hele ol şekilli seyr u temâşâ ve surûrlar etdik. Andan 4 s …
Menzil-i Kadı yaylası: Bunda Köpürlüzâde Ahmed Beğ'i hayme vü hargâhıyla ve cümle tevâbi‘ [ü] levâhıkıyla meks etmiş bulup hâl hâtır soruşdukdan sonra bizler dahi Ahmed Beğ haymesi yanında haymelerimiz kurup kâmil bir hafta meks edüp Hudâ âlimdir, bir zevk [u] safâlar etmişizdir kim felekden kâm almak muhâldir, ammâ hele ol şekilli seyr u temâşâ ve surûrlar etdik. Andan 4 sâ‘at yokuş yukaruya gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 85a ·
metinde göster ·
… cak ve haçlı peykerleriyle İlmî Ağa nâm be-nâm hakkâ ki ilim sâhibi bir nâm [u]
kâm
sâhibi ağaya üç kîse harc-ı râh verüp cümle kelle ve kapudanları ve cebehâne tü …
Ba‘dehû yedi gün Hilevne sahrâsında meks edüp cümle (---)(---) aded kelleleri tuzlayup harârlar içre doldurup yedi aded kapudanların torompete boruları ve sancak ve haçlı peykerleriyle İlmî Ağa nâm be-nâm hakkâ ki ilim sâhibi bir nâm [u] kâm sâhibi ağaya üç kîse harc-ı râh verüp cümle kelle ve kapudanları ve cebehâne tüfengleri arz edüp Der-i devlete revâne oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 148a ·
metinde göster ·
"Benim efendim. Bihke kapudanın Zirinoğlu esîrlikden halâs içün kal‘a-i Bihke'de on iki Sirem arabaları mâl andadır ve bizim âdemlerimiz dahi andadır. Bu hakîrin sultânımdan ricâsı oldur kim bir mektûb-ı dürer-bârınız ile yüz aded pür-silâh koşup cümle mâlı Bihke kapudanı vekîlinden alup ve Bihke kapudanının gâzî şehbâzlarından yüz aded nâm u kâm sâhibi pür-silâh efendilerinin ıtlâkına gele" deyü ricâmız kabûl oldukda ol sâ‘at üç yüz aded nâmdâr yiğitleri İbrâhîm Paşa mektûblarıyla kal‘a-i Bihke'ye, ertesi gün bize bir kîse guruş harc-ı râh verüp ve beş çift kol tüfengleri ve beş donluk Macar çukası ihsân edüp ale's-sabâh hakîre elli atlı ve elli piyâde yiğitler koşup Yakova'dan 8 sâ‘atde gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 159b ·
metinde göster ·
… îdeler âşıklarıyla kuc-kucak olup deniz mâlikleri gibi şinâverlik edüp felekden
kâm
alırlar.
Ve bu cây-ı müferrihda cemî‘i âşıkân sâdıkan uşşâkân herkes yârân-ı bâ-safâlarıyla cavk cavk olup semt semt bir hay huy-ı sâz u sûz nağamât-ı asvât-ı hazînler ile mutrıbân hânende ve sâzendegânlar Hüseyin 177b Baykara fasılları etmede. Kimisi mahbûblarıyla havz-ı şâfi‘îler içre perendebâzlıklar edüp gavvâs-ı bahr-i ma‘ârif-vâr ol gümüş balıkları gibi peri-peyker ve melek-manzar gulâm-ı nâ-resîdeler âşıklarıyla kuc-kucak olup deniz mâlikleri gibi şinâverlik edüp felekden kâm alırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 177a–177b ·
metinde göster ·
… türâb ile çamurlu suyu sürüp cümle kılları dökülüp pâk ve berrâk küsâm-ı fi‘l-i
kâm
olur. Zenâne tâ’ifesine hırızmadan a‘lâ bir sudur.
Der-beyân-ı ibret-nümâ-yı hikmet-i Hudâ: Anı gördüm bir çâh-ı mâ-yi acîbe kenârında gâzîler kuyudan su çeküp demir üzre dökerler. Der-ân hemân ol demir bakır olur. Hakîrin dahi gulâmlarının heybelerinde birer kem at na‘lları var idi. Mezkûr kuyu suyundan at na‘lları üstlerine dökünce bi-emr-i Hayy-ı Kadîr at na‘lları kıpkırmızı nühâs-ı hâs oldu. Hattâ bu na‘lları düstûr-ı mükerremimiz Ali Paşa'ya getirüp seyr etdikte âlem-i hayretde kaldı. Aceb temâşâgâh kuyudur. Suyu bir âdemin eline dokunsa kapkara yakar. Ve benî Âdemin saçına sakalına bu su dokunsa ol âdemin geysû-yı rîş-i şevâribleri dökülüp seksen yaşında âdem mahbûb-ı cüvân olur. Anıniçün Kaşa şehrinin Macar karıları bu sudan ferc-i kabîhaları etrâfına türâb ile çamurlu suyu sürüp cümle kılları dökülüp pâk ve berrâk küsâm-ı fi‘l-i kâm olur. Zenâne tâ’ifesine hırızmadan a‘lâ bir sudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 15b ·
metinde göster ·
aldık, zann ederler. Ba‘dehu bu âsitânede medfûn olan Gâzî Murâd Baba'yı ziyâre …
El-hâsıl gayri şehrin ahâlîleri bu bezmgâha me’kûlât [u] meşrûbâtlarıyla gelüp gûnâ-gûn cân sohbetleri edüp felek-i kec-reftârdan kâm aldık, zann ederler. Ba‘dehu bu âsitânede medfûn olan Gâzî Murâd Baba'yı ziyâret ederler. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 145b ·
metinde göster ·
… zîne mâl itlâf olup ahâlî-i Elbasan bundan zevk u safâlar edüp felekden sehelce
kâm
alup geceleri Kadr, rûzları rûz-ı ıyd-ı adhâ olup sohbet-i hâssu'l-hâss olur. A …
Ve bu mesîregâha şehirden ve etrâf [u] eknâf kurâ ve kasabâtlarından niçe bin a‘yân-ı kibârlar hayme vü hargâhlarıyla gelüp niçe bin aded külbe-i ahzânlar binâ olunup yılda bir kerre bir cem‘iyyet-i kübrâ bir âdem deryâsı bâzârı olur kim bunun dahi vasfında diller lâldir, gûyâ hemân Dolyan ve Maşkolor ve Alasonya ve Mizistre panayurıları gibi bâzâr-ı azîm durup ol kadar bey‘ u şirâ olur kim on gün on gecede beş Mısır hazînesi mâl cem‘ olup niçe hazîne mâl itlâf olup ahâlî-i Elbasan bundan zevk u safâlar edüp felekden sehelce kâm alup geceleri Kadr, rûzları rûz-ı ıyd-ı adhâ olup sohbet-i hâssu'l-hâss olur. Andan mesîregâh-ı
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 367a ·
metinde göster ·
… lik eden ihtiyâr cüvân-ı bî-karâr bilâ-vâsıta kuc kucağ olup sîne ber-sîne olup
kâm
alurlar. Ve her bâr ûd [u] amber râyihasından gâsillerin demâğı mu‘attar olur.
Ve bu hammâmın tâ vasatında aşren fe-aşr bir havz-ı azîmi var. Mevsim-i erguvânda ve vakt-i verd-i handânda bir kaç şele berk-i gülü âb-ı havz (---) edüp havz içre neheng-i bahr-i ma‘ânî-vâr şinâver gavvâsân-ı âşıkân mahbûb-ı cüvânânın sîm-i hâm-vâr endâmına berk-i gül-i hamrâ yapışup gûyâ havz-ı Kevser'den bir perî zâhir olup cümle uşşâk Subhâne'l-Hallâk deyü vâlih [ü] şeydâ olurlar. Ve bu havz içre mâhî-vâr şinâverlik eden ihtiyâr cüvân-ı bî-karâr bilâ-vâsıta kuc kucağ olup sîne ber-sîne olup kâm alurlar. Ve her bâr ûd [u] amber râyihasından gâsillerin demâğı mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y246a ·
metinde göster ·
… rine altunu avuç avuç nisâr ederdi. Bir hây hûy ile zevk [u] safâ edüp dünyâdan
kâm
alurdu.
Ve İbrâhîm Paşa bu havuz kenârında bir maksûrecik inşâ edüp anda istirâhat edüp nâzenîn iç ağaların havuza koyup üstlerine altunu avuç avuç nisâr ederdi. Bir hây hûy ile zevk [u] safâ edüp dünyâdan kâm alurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y82b ·
metinde göster ·
… ‘ı bu şehrin gâyet lezîzdir. Ve Hıtâyî dedikleri zenânelerinden küsâm-ı hâsıl-ı
kâm
masdar-ı insân-ı kân bu diyâra mahsûsdur. Her cem‘iyyetde bâkire bulunur mahbûb …
Ve cimâ‘ı bu şehrin gâyet lezîzdir. Ve Hıtâyî dedikleri zenânelerinden küsâm-ı hâsıl-ı kâm masdar-ı insân-ı kân bu diyâra mahsûsdur. Her cem‘iyyetde bâkire bulunur mahbûbeleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·