altmış çiftlik vardır. Herbirinde cebr-i noksân onar âdemden cümle (---) bin çi …
E(v)snâf-ı çiftlikân-ı a‘yân-ı devlet: İslâmbol'un cânib [ü] etrâfında kâmil bin altmış çiftlik vardır. Herbirinde cebr-i noksân onar âdemden cümle (---) bin çiftlik huddâmlarıdır. Bunlar dahi pür-silâh ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 167a ·
metinde göster ·
… müzeyyendir. İslâmbol Boğazı'ndan bu Tarabefzûn limanına cenûbdan şimâle gelir
kâmil bin
mildir.
Bu şehr 17 iklîm-i örfiyyede bulunmuşdur ve bilâd-ı Rûm şehirlerindendir. Karadeniz'in cânib-i şarkîsi tarafında bir körfez-misâl bahr-i bî-taş üzre vâkı‘ olmuş bâğ-ı İrem'den nişân verir bir şehr-i müzeyyendir. İslâmbol Boğazı'ndan bu Tarabefzûn limanına cenûbdan şimâle gelir kâmil bin mildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 249b ·
metinde göster ·
… nî şimâlden cenûba tûlânî vâki‘ olup bir demir kapudan bir bâb-ı hadîde varınca
kâmil bin
adem şâhrâhdır. Yemîn ü yesârında cümle üç yüz altmış hapenk ve dekâkîn add olu …
Süleymân Hân vüzerâlarından sâhib-i tab‘ ve sâhib-i kerem Alî Paşa hayrâtıdır. Ve Süleymân Hân mi‘mârbaşısı Koca Mi‘mâr Sinân kârıdır. Hakkâ ki bunda dahi var makdûrun sarf edüp Balıkbâzârı nâm kapu dibinden tâ İğneciler kapusu dibine gelince bir şâhrâh-ı azîmin tarafeynine koca mi‘mâr bir çârşû-yı hüsündâr tarz-ı tarh etmişdir kim hakkâ ki yed-i tûlâsın bu kârda ayân etmişdir. İki başında azîm vezni üzre kal‘a-misâl demir kapular vardır kim gûyâ her biri bahr-i Haraz kenarında dest-i Acem'de kal‘a-i Bâbu'l-ebvâb'ın demir kapularıdır. Yâhûd Ümm-i Dünya olan Mısır'ın Bâb-ı Nâsır'ıdır. Ammâ bir nazarda ol mezkûr kapulardan kavî bâb-ı metînlerdir. Zîrâ her gice yüzer aded pâsbânları keşik beklerler. Zîrâ bunda dahi bî-hisâb mâl-ı Kârûn genc-i Hâmân vardır. Bu sûk-ı sultânî şimâlden cenûba tûlânî vâki‘ olup bir demir kapudan bir bâb-ı hadîde varınca kâmil bin adem şâhrâhdır. Yemîn ü yesârında cümle üç yüz altmış hapenk ve dekâkîn add olunur. Cümle hapenk üstâd eyle çırpı ile hemvâr binâ eylemiş kim bir hapenk birinden bir ser-i mû hâric değildir. Yemîn ü yesârda cümle hapenkler cenâheyn-vâr per açup dururlar. Ve bu sûk-ı sultânînin üzerleri cümle tâk-i Kisrâ'dan nişân verir toloz kârgîr binâdır kim cümle kurşumludur. Ve köşede olmak içün kemerlerin zeylinde birer demir kapaklı hadîd pencereler vardır. Pâsbânlar her gice ol manzara bâdgîrleri sedd ederler. Bundan dahi ankâ bâzergânlar vardır. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 162a ·
metinde göster ·
aded deli askeri, andan bin aded gönüllü ceyşi. Bu iki asker cümle pür-silâh se …
Andan kâmil bin aded deli askeri, andan bin aded gönüllü ceyşi. Bu iki asker cümle pür-silâh semmûr tacları ve Sâlihli taclar kurunây taclar ve yelketî taclar ve Evrenosî taclar ve Gâzî Porçavî taclar ve Kürs İlyasî taclar ve Behlûlî taclar ve Gâzî Mihalî taclar ve Hürumî taclar ve Kâsımî taclar ve Balılı taclar ve Yahyalı yeşil kulaklı çuka taclar ve Manlifke taclar ve Arabî taclar ve Bektaşî tac-ı âfitâbîler ve tac-ı Kalenderîler giymiş iki bin aded güzîde askerin tacları üzre Sîmurg otağaları ve balıkçıl telleri ve turna telleri ve ablak deve murgu telleri ve şahin ve zağanos telleriyle mezkûr tacların zeyn edüp beş altı yüz mikdârîsi semmûr kapâniçeli ve kimi bebr ve arslan ve kaplan [u] kurd ve ayu postlu ve kimi zülfikârı çekmânlı ve kimi porçavî çekmânlı ve kimi dürhânî çekmânlı ve Dârâyî ve hârâyî ve katîfe ve kemhâ gömlekli ve her birinin arkasında miskî kartal ve karakuş ve devlengeç ve ukâb kuşlarının kanatları bâğlı ve cümle ellerinde altun halliyle münakkaş altun yaldızlı toplu kostaniçse ta‘bîr etdikleri mızrakların her biri kol kalınlığıdır ve niçe yüz Kosdaniçsenin üzerleri kurd ve ayu postu sarılmış uçları alaca harîr filandıra bayraklı asâkirlerdir kim deli bayrakları kırmızı ve yeşildir. Gönüllü bayrakları sarılı ve allıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 247a ·
metinde göster ·
… d olunmaz. Zîrâ başka kal‘adır. Ammâ yine bu yukaru Yeniçeri kal‘asından gider.
Kâmil bin
adımda dahi derd [u] belâ çekerek ana varılur.
Ammâ netîce-i kelâm kal‘a-i kapusundan içeri ta Kesik'e varınca bin adımdır ammâ Kesik kal‘aya varınca add olunmaz. Zîrâ başka kal‘adır. Ammâ yine bu yukaru Yeniçeri kal‘asından gider. Kâmil bin adımda dahi derd [u] belâ çekerek ana varılur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 252a ·
metinde göster ·
yedi yüz aded Bağdâdî ve Basravî ve Lahsavî ve Ummânî ve Kurnâvî kargı sırık mı …
Ve kâmil bin yedi yüz aded Bağdâdî ve Basravî ve Lahsavî ve Ummânî ve Kurnâvî kargı sırık mızraklar ve Mısır'ın Gavrî tarzı serâpâ Dımışkî polad-ı Nahşevânî cıdâlar ve Rûm haşeblerinden gûnâ-gûn zenler ve Kastamonu'nun çentme mızrakları ve sağrı sargılı gümüş telli cümle bin yedi yüz mızrak idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 277a ·
metinde göster ·
Ve kâmil bin aded tüfeng-i îcâd-ı Fireng-i pür-reng-i bed-ceng tüfeng-i cevherdâr-ı murassa‘lardı kim her biri birer diyâr üstâdlarının kârhâneleri kârı olup gûyâ kâr-ı Dâvûd'dur kim her tarafdan hedâyâ gelmişdir. Evvelâ diyâr-ı Mâzenderân'dan kâr-ı Karçığa-yı Haddâdî 277b ve kâr-ı Satî-i Belhî ve kâr-ı Lâçin-i Yetîm-şâh-ı Isfahânî ve Muzaffer Bay-ı Horasânî ve kâr-ı Sevindik Hân-ı Belhî ve kâr-ı Usta Oruç-ı Mısrî ve amel-i Uzun Ömer-i İslâmbolî ve Usta Memi ve Usta Küçük Ömer ve Usta Uzun Mehemmed ve amel-i Kara Mehemmed ketebeli, bunlar cümle İslâmbol üstâdlarının tüfengleri cümle murassa‘ ve mücevher idi. Ve amel-i el-Hac Şaşı Mustafâ, içi ve dışı burmalı bir gûne tüfeng yapar kim {diyâr-ı} Hersek'de, Taşlıca'da ve Bâzârcık'da ve İslâmbol'da dahi nazîri yokdur. Nigebolu şehrinde sâkin olup cevâhirsiz cevherdâr tüfenglerin kâmil beş yüz guruşdan bir nakra eksiğe vermek ihtimâli yokdur, ammâ yılda iki tüfeng ancak hâsıl eder. Ve amel-i Usta Receb Kırımî, Bağçesarây'da Mehemmed Giray Hân kârhânesinde işler. Bu dahi bî-bedel üstâd-ı küldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 277a–277b ·
metinde göster ·
… gider. Bu şehir bir kûh-ı bülendin zemînine vâki‘ olmuş gûyâ bâğ-ı İrem'dir ve
kâmil bin
hânedir. Ve ol kûh-ı bâlâ bin aded uyûn-ı câriyecikler ve konacıklar tulû‘ edüp …
Ta‘rîf-i kasaba-i Alî Yâr: Hazret-i Alî'nin âsitânesine vakıfdır kim her sene mahsûlünün surresi Meşhed-i İmâm Alî'ye gider. Bu şehir bir kûh-ı bülendin zemînine vâki‘ olmuş gûyâ bâğ-ı İrem'dir ve kâmil bin hânedir. Ve ol kûh-ı bâlâ bin aded uyûn-ı câriyecikler ve konacıklar tulû‘ edüp bu şehrin hadîkaların reyy edüp ahâlîyi saky eder. Ve bu şehri üstâd-ı bennâ sadrenç nakşı tarh edüp heme şâhrâhları râh-ı râstdır ve her yolun iki tarafı çınar-ı müntehâ ve bîd-i ser-nigûnlar ile müzeyyendir. Câmi‘leri ve hân u hammâmları ve çârsû-yı bâzârı henim günden güne ma‘mûr u avadân olmadadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 298b ·
metinde göster ·
Evvel benâm-ı Hudâ, sâniyen Muhammed levlâk ola ki} Rûmiyye hânı nâm bed-nâmı, bî-nâm idem, deyü kayd ü bend ile huzûruma getirüp ödün sınıhdırsam gerek idi. Rûm akaları ricâ etmeğin cerâyim defterine afv kalemi keşîde kılınup cümle emvâl [ü] erzâkın yine kendüye veresin ve tuğ u sancağ u alem ve kös ü nefîr ü kerrenâyların alup hazîneme gönderesin ve kendüyi azl-i ebed ve nefy-i beled edüp bin tâziyâne urup âzâd idesin." dedikde cümle erbâb-ı dîvân hamd edüp fakîr Rûmiyye hânın meydân-ı siyâsete getirüp kâmil bin kırbaç-ı Kamber-i Alî urup halâs etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 303b ·
metinde göster ·
… n sed eyleyüp bir menzil Şatt'ın bâlâsından bir hafr-i azîm açup kendü mâlından
kâmil bin
kise harc edüp elli bin kadar Arab u Urbân ve Kürd ü Türkman kavmine mâl-ı firâ …
Ve nehr-i Dücle, bu nehirden birkaç tur‘a-i azîm münşa‘ib olduğundan nehr-i Düceylân dahi derler. Ammâ bu nehrin mahreci zamân-ı kadîmde Bağdâd'a evvel varup gördüğümüzde nehr-i Şatt'dan çıkdığı mahal Sürremin Rey nâm mahalden aşağıda Şatt'dan ayrılup niçe kurâ vü kasabâtları reyy edüp ba‘dehû Batâyıh nâm nevâhîlerin altında ve cânib-i şarkîsinde ve taraf-ı garbîsinde bu nehr-i Dücle'den tur‘alar ayrılup müdün-i Furât'a müştemil küre-i kebîre kendlerin saky edüp çölde gâyip olur ya‘nî vücûd-ı âbdan eser kalmaz, ammâ şimdi Murtezâ Paşa efendimiz bu temâşâ etdiğimiz mahalde bu nehr-i Dücle'nin Sürremin'den gelen yerin sed eyleyüp bir menzil Şatt'ın bâlâsından bir hafr-i azîm açup kendü mâlından kâmil bin kise harc edüp elli bin kadar Arab u Urbân ve Kürd ü Türkman kavmine mâl-ı firâvân bezl eyleyüp bu kadar ummâl-i bennâlar ile yedi ayda bu nehr-i Dücle tur‘asın müceddeden minâre kaddi kazup deryâ-misâl nehr-i Şatt'ı bu nehr-i Dücle hafrine akıdup Deşt-i Kerbelâ'yı seylâb etdirüp bu nehrin yemîn ü yesârına üç yüz pâre kurâlar iskân etdirüp hâk-i Irâk'ı hulefâ asrından ziyâde âbâdân edüp Düceylân hâkimi nâm bir mîr-i benâm nasb edüp bu imâr olan kurâlardan hâlâ pâdişâha beher sene beşer yüz kise ve üç yüz kise vâlî-i Bağdâd'a ve yüz kise hâkim-i Düceylân'a tahsîl olur bir nehr-i azîm oldu. Ammâ bu nehr-i Dücle'nin cânib-i şarkîsine nehr-i Ehvâz'dan gayrı ulu nehirler karışmaz. Cümleden evvelki nehr-i Ehvâz'dır. Ammâ Şatt'ın cânib-i garbîsinde nehr-i Şatt'a bî-hadd ü bî-pâyân sular mahlût olur. Hatta cümle keştîbân-ı Şatt-ı Furât kavilleri üzre bu "Nehr-i Şatt'a bin aded enhârdan ziyâde mahlût olur." deyü kelekçi Hacı Hüsâm bir ihtiyâr-ı benâm eyle takrîr eyledi ve sahîh söyledi. Zîrâ anlar mellahân-ı Şatt u Furât'dır. Bu nehreyn-i azîmeynin kûçe-be-kûçe umkunu ve sayını ve kurb [u] bu‘dunu cümle kırât be-kırât bilirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 344b ·
metinde göster ·
… Kûfe binâ olunalı vilâdet-i Resûl'den de bu câmi‘i temâşâ etdiğimiz mahalle dek
kâmil bin
yüz yigirmi sekiz sene olmuşdur. Zîrâ temâşâ etdiğimiz mahal, Murtezâ Paşa sene …
Be-kavl-i müverrihîn eğer ibtidâ Hazret-i Âdem binâ etdi ise Hazret-i Âdem'den Hicret-i Fahr-i Âlem'e gelince sene 6750 olmuşdur ve eğer ba‘de't-Tûfân Hazret-i Nûh bu Kûfe câmi‘in binâ etdiyse be-kavl-i Muhammed b. İshak, Hazret-i Nûh'dan vilâdet-i Resûl'e gelince sene 4490 olmuşdur. Bu câmi‘-i Kûfe binâ olunalı vilâdet-i Resûl'den de bu câmi‘i temâşâ etdiğimiz mahalle dek kâmil bin yüz yigirmi sekiz sene olmuşdur. Zîrâ temâşâ etdiğimiz mahal, Murtezâ Paşa sene 1065 târîhinde vâlî-i Irâk idi, 63 yaşında iken de Hazret-i Risâlet-penâh mu‘ammer oldu. Ol hisâb üzre Kûfe câmi‘in Hazret-i Nûh binâsından vilâdet-i Resûl'e gelince, andan şimdi temâşâ etdiğimiz bin altmış beş târîhine gelince cümle beş bin altı yüz on sekiz sene olmuş olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 357a ·
metinde göster ·
… balar içinde yigirmişer kîse ve on tahta semmûr ve bir araba yükü balık dişi ve
kâmil bin
araba yükü cümle askere beksümât ve hâs ve beyâz ekmekler ile küheylân Boğdan b …
Ba‘de'l-ceng-i cidâl Leh kralıyla Sultân Osmân sulh-ı salâh edüp Hotin kal‘asın Leh kralı berâ-yı sulh Sultân Osmân Hân'a miftâhları ve top u kûpleri ve cebehâneleriyle teslîm edüp Osmân Hân dahi Boğdan beğine kal‘a-i Hotin'i ihsân edüp hâlâ bizim Boğdan beği boyarlığında yüz yetmiş pâre köye mâlik bir küçük palanka-misâl kal‘acıkdır. İçinden cümle Boğdan küffârı Paşa'ya alay ile istikbâle çıkup kal‘adan kırk elli pâre hurde toplar atılup şâdumânlar edüp kal‘a-i Hotin altında nehr-i Turla kenârında meks olunup cânib-i erba‘aya yine çarhacılar ve karavullar koyup kal‘a hatmanı ve boyarları Paşa'ya üç bin koyun ve bin sığır ve yüz fıçı bal ve yüz fıçı yağ ve niçe yüz elvân zahîreler ile iki münakkaş altışar atlı hinto arabalar içinde yigirmişer kîse ve on tahta semmûr ve bir araba yükü balık dişi ve kâmil bin araba yükü cümle askere beksümât ve hâs ve beyâz ekmekler ile küheylân Boğdan bârgîrleri hedâyâlar gelüp Paşa ve cümle ağavâtlar ve cemî‘i asâkir-i nusret-me’ser ganîmet oldukda Melek Ahmed Paşa efendimiz eydir,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 39a ·
metinde göster ·
… ci neferâtları cümle müsellâh ve mükemmel ü mükellef çorbacılarıyla gelüp andan
kâmil bin
aded pür-silâh tüfengli pâk ve mülebbes ve müzeyyen azebistân askeri kapudanlar …
Asesbaşıyla altı bin bozacı ve bakkal ve meyhâneci kefereleri gelüp âmâde durdular ve beş yüz aded topçu ve beş yüz aded cebeci neferâtları cümle müsellâh ve mükemmel ü mükellef çorbacılarıyla gelüp andan kâmil bin aded pür-silâh tüfengli pâk ve mülebbes ve müzeyyen azebistân askeri kapudanları ve vardiyân zebânîleri ve niçe boru ve tabıl 64b küffâr çalmak bilir pâyzen kefereleriyle gelüp cümle çorbacılara ve kapudanlara Kaya Sultân birer yağlık hedâyâlar ile cümle cebecilere ve topçulara ve Tershâne neferâtlarına birer kîse guruş ihsân edüp kelleleri getiren şâmlı Halîl Ağa'ya ve hakîre ve Kapu kethüdâsı Zühdü Efendi'ye üçümüze birer semmûr alay kürkü geydirüp ve birer küheylân raht ve bahtlı dikme som sırma dikdikli atlara süvâr olup alaya âmâde olup ibtidâ
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 64a–64b ·
metinde göster ·
… îrîn ve müzeyyendir. Ve bu kal‘anın kıble tarafı dîvârın nehr-i Tuna döğer yeri
kâmil bin
adımdır ve kara tarafı gûyâ yayın kabza tarafı kâmil iki bin germe adımdır. Bu …
Eşkâl-i kal‘a-i Kili: Nehr-i azîm ana Tuna Karadeniz'e karışdığı boğaz ağzında İsmâ‘îl ve Akkirmân hâkinde şekl-i mukavvis, ya‘nî yay gibi dâ’iren-mâdâr üç kat şeddadî taş binâ-yı garrâ-yı bî-bedeldir kim bir tarafdan aslâ bir havâlesi yok. Çemenzârı ve bâğı ve bâğçesi çok. Alçakda ve düzde taşsız ve çamurlu yerde kal‘a-i şîrîn ve müzeyyendir. Ve bu kal‘anın kıble tarafı dîvârın nehr-i Tuna döğer yeri kâmil bin adımdır ve kara tarafı gûyâ yayın kabza tarafı kâmil iki bin germe adımdır. Bu hisâb üzre dâ’iren-mâdâr kal‘a-i Kili üç bin adımdır. Kara tarafı üç kat dîvâr ve Tuna tarafı iki kat handaksız dîvârdır. Ve cümle yüz yetmiş kulledir. Ba‘zı kullelerinin metânet üzre binâ olunanlarının esmâları bunlardır kim zikr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 66a ·
metinde göster ·
Alay-ı salıcı: Kâmil bin aded küheylân atlı elleri kantar sırıklı ve çatal beyâz sarıklı ekseriyyâ kılıcı ve mevlâyi külâhlar üzre destâr-ı Muhammedîler mükellef ü mükemmel yeke atlı asker selâma durdu. Bu askeri dahi Köpürlü peydâ etdi, ammâ hakkâ ki salıcı desek salıcı çeri asker idi. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 81b ·
metinde göster ·
… nâzır iki kat kalın demir sedd-i ebvâbdır, ammâ bu kal‘anın cürmi dâ’iren-mâdâr
kâmil bin
adım gâyetü'l-gâye metîn kal‘adır, lâkin leb-i deryâda kumsallı alçacık yerde o …
Bu kapusu batı tarafına deryâ aşrı Rûmeli kal‘asına nâzır iki kat kalın demir sedd-i ebvâbdır, ammâ bu kal‘anın cürmi dâ’iren-mâdâr kâmil bin adım gâyetü'l-gâye metîn kal‘adır, lâkin leb-i deryâda kumsallı alçacık yerde olmağın handakı yokdur ve her kullesi ve burc [u] bârûsu ve dendân-ı bedenleri şeddadî binâ olup beyâz kuğu gibi münevver kal‘adır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 90a ·
metinde göster ·
pâre ma‘mûr u âbâdân kurâlar ve yetmiş yedi pâre birovları gümüş deyenekli varo …
Ve bu nâhiye kâmil bin pâre ma‘mûr u âbâdân kurâlar ve yetmiş yedi pâre birovları gümüş deyenekli varoşlardır. Her varoşundan mezkûr birovlar yüzer bin guruş tahsîl edüp krala varup ol dahi Âl-i Osmân'a iki yüz elli kîse hazîne gönderir, ammâ sene (---) târîhinden berü kal‘a-i Varat feth olaldan bu varoşların çoğu Varat kal‘ası aklâmı tahrîr olunup cümle birov hâkimleri tahsîl olan mâlları Varat defterdârına teslîm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 11b ·
metinde göster ·
… i firâvân ile dağlar gibi ni‘met yığılup bu summâtın tûlunu bu hakîr adımladım,
kâmil bin
beş yüz adım çemenzâr üzre bir ni‘met deryâsı idi.
Hattâ bu vüzerâ summâtının tûlun adımladım kâmil üç yüz adım idi kim cümle âlü'l-âl ni‘met-i nefîseyle mâl-â-mâl idi, ammâ asker-i İslâm summâtı mezkûr kebâb-ı gûnâ-gûn ni‘met-i firâvân ile dağlar gibi ni‘met yığılup bu summâtın tûlunu bu hakîr adımladım, kâmil bin beş yüz adım çemenzâr üzre bir ni‘met deryâsı idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 18b ·
metinde göster ·
adım yeri derin ve sarp ve arîz kesme kaya handakı var.
Ammâ bu kal‘anın mağrib cânibi uçurum bayırlı zemîn olmağile handakı yokdur ve olmak da mümkün değildir ve lâzım da değildir, zîrâ ol tarafı sâfî kesme yalçın kayalar üz[re]dir, ammâ Beç kapusundan taşra kal‘anın kâmil bin adım yeri derin ve sarp ve arîz kesme kaya handakı var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 79b ·
metinde göster ·
Andan bu mezkû[r] Su kapusundan teper aşağı Tabahâne varoşuna bu kapudan
kâmil bin
adımda Tabahâne'ye gider, şâhrâh yoludur, ammâ bu Suluk kapusunun iç yüzünde ve …
Andan bu mezkû[r] Su kapusundan teper aşağı Tabahâne varoşuna bu kapudan kâmil bin adımda Tabahâne'ye gider, şâhrâh yoludur, ammâ bu Suluk kapusunun iç yüzünde ve taşra yüzünde zincîrler ile asma haşeb cisirleri var. Her gece içerden ve taşradan bu iki aded cisirleri hüddâmlar kaldurup içerde ve taşrada derk-i esfel-vâr handaklardan deyyâr zî-rûh kısmı ubûr edemez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 83b ·
metinde göster ·
… Budin kal‘ası kayaları ve Gerz İlyâs dağı kayaları deresinde bir vâsi‘ öz içre
kâmil bin
hâneli ma‘mûr varoşdur kim 84a cümle şindire tahtası örtülü ikişer kat kârgîr …
Sitâyiş-i varoş-ı ma‘mûr Tabahâne-i müzeyyen: Nehr-i Tuna kenârında Budin kal‘ası kayaları ve Gerz İlyâs dağı kayaları deresinde bir vâsi‘ öz içre kâmil bin hâneli ma‘mûr varoşdur kim 84a cümle şindire tahtası örtülü ikişer kat kârgîr binâ evlerdir, ammâ yukaru hisâr evleri gibi dörder ve beşer kat evler değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 83b–84a ·
metinde göster ·
adım yalın kat aşağı varoş dîvârıdır, ammâ gâyet sarp dirsek dirsek köşe köşe e …
Ve dahi Horos kapusundan taşra cânib-i cenûba handak kenârınca bayır yukaru tâ Yeni kapuya varınca andan Minâre kapusuna varınca andan Siyâvuş Paşa kullesine varınca kâmil bin adım yalın kat aşağı varoş dîvârıdır, ammâ gâyet sarp dirsek dirsek köşe köşe ebrâclı ve dendân-ı bedenli sarp dîvârdır, ammâ handakı alçakdır, derin kazılsa su çıkar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 84a ·
metinde göster ·
Hattâ bu kal‘a-i Üstürgon-ı ser-bülendin yukaru hisâr dîvârı üzre dâ’iren-mâdâr
kâmil bin
yüz elli aded hatvedir. Ve bu kal‘anın maşrık tarafında bir gayyâ deresi aşırı …
Hattâ bu kal‘a-i Üstürgon-ı ser-bülendin yukaru hisâr dîvârı üzre dâ’iren-mâdâr kâmil bin yüz elli aded hatvedir. Ve bu kal‘anın maşrık tarafında bir gayyâ deresi aşırı el kayası yetişir bir havâle kaya vardır, ana Depedelen derler, ol kayanın havâlesin men‘ etmek içün üstâd mühendis-i bennâ-yı selef mezkûr depeye havâle olmak içün bu kal‘a dîvârının beş yüz adım dîvârını kal‘anın iç yüzüne kaplıbağa arkası gibi eğri binâ etmiş kim ol havâleden sademât-ı top gülleleri rûy-ı dîvâra te’sîr etmeye. Ve bu taraf hâ’itleri cümle ellişer ayak enli Şeddâdî rıhtım kalın dîvârdır kim her taşı fîl-i Mengerusî kadar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 93b ·
metinde göster ·
… n Paşa bu zindânı açup kemendleri dollâblar ile çeküp bu sicn-i derk-i esfelden
kâmil bin
altmış aded ümmet-i Muhammed çıkup Allâhümme âfinâ her biri riyâzât u cû‘ ile z …
Bunda bir çâh-ı cahîm-i hamîm-vâr kesme kayadan bir zindânı var kim Allâhümme âfinâ görenin aklı gider. İçine girüp mahpûs olanın aklı ve cânı gider. Hattâ vezîr-i dilîr Gâzî Hüseyin Paşa bu zindânı açup kemendleri dollâblar ile çeküp bu sicn-i derk-i esfelden kâmil bin altmış aded ümmet-i Muhammed çıkup Allâhümme âfinâ her biri riyâzât u cû‘ ile za‘îf ve nahîf ve zerd-rû olmuşlar kim gûyâ her biri birer gûl-beyâbânîye dönmüşler. Kaşları ve bıyıkları ve sakalları biribirine mergûle mergûle olup gözlerini ve kulakları ve burunları deliklerini kehleler yaralayup sakallarında kevâhileler âşiyân etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 123a ·
metinde göster ·
Ve dahi kâmil bin fuçı leb-ber-leb kırk nev‘a görülmemiş kurşumu var. Ba‘zısı telli kurşumdur, tüfengden çıkdıkda iki başı ku[r]şum, ortası iki karış uzun demir teldir, açılarak gidüp râst geldiği yerleri iki biçüp helâk eder. Ve ba‘zı kurşumlarının içi nohudlu ve arpalı ve zincîrli ve topraklı ve neftli ve eşek sidikli ve zehirli ve toprakdan yapılmış müdevver yağlı kurşumları fıçı fıçı hâzır-bâş durur. Hakîkatü'l-hâl bu mezkûr kurşumlardan her kim yedi ise halâs olmayup cümle şehîd oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 131b ·
metinde göster ·
… nzâr içre Reyke nehri batağı içre şekl-i murabba‘dan tûlânîce vâkı‘ olmuş cirmi
kâmil bin
beş yüz germe adımdır. Taşradaki mezkûr varoşa muttasıl olup cânib-i kıbleye ik …
Der-sitâyiş-i Orta varoş-ı Seğitvar: Bu dahi bir sahrâ-yı çemenzâr içre Reyke nehri batağı içre şekl-i murabba‘dan tûlânîce vâkı‘ olmuş cirmi kâmil bin beş yüz germe adımdır. Taşradaki mezkûr varoşa muttasıl olup cânib-i kıbleye iki sıra tûlânîce vâkı‘ olmuşdur, zîrâ iki yanları mezkûr batak ve çatak bereklikdir kim tûlânîsi beş yüz adım dîvârdır. Ve Peçoy kapusu dîvârı ve iç kal‘aya gidecek kapu dîvârı ikişer yüz ellişer adım dîvârdır. Bu hisâbca "Bu orta kal‘anın gird-â-gird cirmi bin beş yüz adımdır" deyü bâlâda dahi tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 176a ·
metinde göster ·
… gözlerine diken olup mukaddemâ gözlerinin bebeği idi, ammâ dâ’iren-mâdâr cirmi
kâmil bin
adımdır. Buheyre-i berzahda cezîre-misâl bir sûr-ı bî-bâkdir.
Ve bu cisrin sağında 176b iç kal‘a kapusu var kim bu kadar zamândan berü seyâhatimizde bu gûne hiyel ü şeytanat ile binâ olunmuş bir kal‘a kapusu görmedim. Hakkâ ki bu kal‘aya mânend kal‘a-i ser-bülend yokdur kim niçe yüz bin atalar(?) ve babalar ve analar ağladup hemân Âl-i Osmân'ın bu kal‘ada kırk bin yiğidi şehîd olmuşdur, zîrâ bir sahrâda ve havâlesiz bir batak deryâsı içre vâkı‘ olmuş bir kal‘a-i dâr-ı amândır, lâkin şekl-i murabba‘ vâkı‘ olup bir küçük hisârdır, ammâ cemî‘i kralların gözlerine diken olup mukaddemâ gözlerinin bebeği idi, ammâ dâ’iren-mâdâr cirmi kâmil bin adımdır. Buheyre-i berzahda cezîre-misâl bir sûr-ı bî-bâkdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 176a–176b ·
metinde göster ·
aded kat-ender-kat ikişer ve üçer ve dörder kat serâpâ ağaç binâ ve cümle şindi …
Ve umûmisi altı mahalledir ve cümlesi kâmil bin aded kat-ender-kat ikişer ve üçer ve dörder kat serâpâ ağaç binâ ve cümle şindire tahta örtülü evlerdir, ammâ cümleden ma‘mûr 181b u müzeyyen vâsi‘ce Kurşumcuoğlu evi ve Vâ‘izzâde hânesi ve Ömer Ağa hânesi ve Kapukulu Ağası beyti, bunlar şâhnişînli ve ârâstehâne(?) selâmlıklı evlerdir, ammâ havlıları yokdur. Aşağı katı âhûr ve dahi fevkânîsi hüddâmhâne ve dahi âlîsi selâmlık ve dördüncü ve yâhûd üçüncü katları haremleridir, zîrâ kal‘a küçük olmağile ve benî Âdemi hınc-a-hınc çok olmamağile evleri daracıkdır. Ve cümle kazıklar üzre mebnîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 181a–181b ·
metinde göster ·
… bin kat ziyâde metîn ve şekl-i murabba‘ ve dahi vâsi‘ olup dâ’iren-mâdâr cirmi
kâmil bin
beş yüz adım oldu.
Ba‘dehu bu sene 1074 Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘in fermânıyla bu türbe kal‘ası müceddeden eyle amâr oldu kim evvelkiden bin kat ziyâde metîn ve şekl-i murabba‘ ve dahi vâsi‘ olup dâ’iren-mâdâr cirmi kâmil bin beş yüz adım oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 11b ·
metinde göster ·
Evsâf-ı hânedân-ı sarây-ı kibâr-ı a‘yân: Cümle bu kal‘a içre
kâmil bin
yüz aded mükellef ü mükemmel ve tahtânî ve fevkânî kârgîr binâ büyût-ı ra‘nâlar …
Evsâf-ı hânedân-ı sarây-ı kibâr-ı a‘yân: Cümle bu kal‘a içre kâmil bin yüz aded mükellef ü mükemmel ve tahtânî ve fevkânî kârgîr binâ büyût-ı ra‘nâların cümlesi şindire tahta örtülüdür, ammâ cümleden Hacı Paşa sarâyı ve Alaybeği sarâyı ve Dizdâr Ağa sarâyı ve Çeribaşı hânesi ve Surutlu Ahmed Sipâhî hânesi dahi gayri ma‘mûr u müzeyyen bâğçelice vâsi‘ büyûtlar vardır. Ve cümle tarîk-i âmları serâpâ kaldırım döşeli vâsi‘ ve pâk şâhrâhları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 15a ·
metinde göster ·
… çanlık kulleli ve iki kapulu biri şarka ve biri garba nâzır kapulardır ve cirmi
kâmil bin
beş yüz adımdır. Ve cümle on iki aded küçük tabyaları ve bin nefer kulu var ve …
Eşkâl-i kal‘a-i Anpuruk: Nehr-i Layta kenârında bir vâdîde şekl-i murabba‘ Şeddâdî binâ bir metîn kal‘adır. İçinde beş manastırı altun haçlı çanlık kulleli ve iki kapulu biri şarka ve biri garba nâzır kapulardır ve cirmi kâmil bin beş yüz adımdır. Ve cümle on iki aded küçük tabyaları ve bin nefer kulu var ve handakı ol kadar derin değildir, içinden nehr-i Layta cereyân eder. Bu nehir cânib-i garbda İslovin yaylalarından gelüp bu kal‘a varoşu 50b handakı içinden geçüp üç sâ‘at şimâle akup nehr-i Tuna'ya mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 50a–50b ·
metinde göster ·
… çit palankadır kim cânib-i garba bir kapusu var. Dâ’iren-mâdâr bu varoşun cirmi
kâmil bin
adımdır. Ve içinde cümle tahtânî ve fevkânî tahta şindire kiremit örtülü vâsi‘c …
Mezkûr iç kal‘a handakı hâricinde bir cemâ‘at-i kesîrelice mescidi var mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîn bundadır. Ve bu varoş kal‘a rıhtım dolma çit palankadır kim cânib-i garba bir kapusu var. Dâ’iren-mâdâr bu varoşun cirmi kâmil bin adımdır. Ve içinde cümle tahtânî ve fevkânî tahta şindire kiremit örtülü vâsi‘ce yüz seksen beş hânedir, ammâ cümleden Beğzâde hânesi mükellef ü mükemmel hânedândır. Bu sarâya muttasıl bir vîrân manastırı ve sekiz aded dükkâncıkları vardır. Ve bu orta varoşun cümle sokakları tahta kaldırım döşelidir, zîrâ kışı şedîd olup bârân-ı rahmetden çamuru ziyâde olur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 81b ·
metinde göster ·
… ekl-i muhammes üç kat Şeddâdî taş binâ kal‘a-i ra‘nâdır kim dâ’iren-mâdâr cirmi
kâmil bin
altı yüz germe adım olup kıble tarafına büyük kapusu ve liman tarafına su kapus …
Bir kal‘a-i Köylüc dahi Bosna eyâletinde Hersek sancağı hâkinde leb-i deryâda olan Nova kal‘asının şimâlinde Gaçka sahrâsı nihâyetinde bir kûh-ı bülend üzre vâki‘ olmuş Köylüc kal‘ası var, ammâ bu Tuna Köylücüdür. Sene (---) târîhinde Ebü'l-feth Mehemmed Hân asrında be-dest-i Gâzî Balı Beğ dest-i Sırf kralı elinden dest-i kahr ile feth edüp hâlâ Budin eyâletinde Semendir[e] sancağı hâkinde voyvadalıkdır ve Semendire kadısı niyâbetidir. Kal‘ası leb-i Tuna'da bir dü[z]lük yerde şekl-i muhammes üç kat Şeddâdî taş binâ kal‘a-i ra‘nâdır kim dâ’iren-mâdâr cirmi kâmil bin altı yüz germe adım olup kıble tarafına büyük kapusu ve liman tarafına su kapusu var. Eski binâ olmak ile beyâz kal‘a değildir, ya‘nî kesîf kal‘a-i atîkdir kim der-i dîvârları karaca ve ba‘zı yerleri alaca, rahnedâr yerleri var. Ammâ Semendire kal‘ası gibi acîb ü garîb on yedi aded sivri tahta külâhlı kubbeleri var, ammâ iç kal‘ası taşra kat kal‘adan yüksekdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 93b ·
metinde göster ·
… r kal‘a-i ra‘nâdır kim Bender kal‘asından bin kat metîndir. Cirmi dâ’iren-mâdâr
kâmil bin
iki yüz germe adım iki kat kal‘a-i kavîdir. İç hisârda cümle yüz yetmiş kadar m …
Hâlâ kal‘a-i Doğan Mehemmed Hân-ı Râbi‘ tahrîri üzre Özü eyâletinde sancak beği tahtıdır. Beği taraf-ı pâdişâhîden salyâne alur. Zirâ eyâleti nâhiyeleri cümle kâfiristândır kim etrâfı derbend-i calender bir intihâ-i serhaddir kim hâlâ dest-i Âl-i Osmân'da böyle bir bî-emân kal‘a-i Gâzîkirmân yokdur. Tîmâr ve ze‘âmet ve alaybeğisi ve çeribaşısı yokdur. Kapusundan taşra yüz, iki yüz adım çıkmağa iktidârları yokdur. Kal‘ası nehr-i Özü kenârında bir yalçın kaya üzre şekl-i murabba‘dan tûlânî bir Sedd-i İskender-misâl mutarraş taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır kim Bender kal‘asından bin kat metîndir. Cirmi dâ’iren-mâdâr kâmil bin iki yüz germe adım iki kat kal‘a-i kavîdir. İç hisârda cümle yüz yetmiş kadar müfîd [ü] muhtasar hâneleri ve bir müferrah Hünkâr câmi‘i var, minâresi ol kadar âlî değildir. Yolları kesme kayadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 110b ·
metinde göster ·
… kal‘a: Buna iç kal‘a derler. Bu dahi bir kat tolma kârgîr dîvârlı kal‘adır kim
kâmil bin
adım cirimli dîvârdır. Ve cümle şimâle nâzır bir kapusu var, ammâ iki kat dolam …
Sitâyiş-i aşağı orta kal‘a: Buna iç kal‘a derler. Bu dahi bir kat tolma kârgîr dîvârlı kal‘adır kim kâmil bin adım cirimli dîvârdır. Ve cümle şimâle nâzır bir kapusu var, ammâ iki kat dolamaç demir kapulardır. Ve cümle altı kullesi vardır. Bu bir kat kal‘a içinde on mikdârı kiremit örtülü neferât evleri var, ammâ bunda dahi kimesne sâkin değillerdir. Bu dahi gâyet kal‘a-i bâlâ olmak ile enüp çıkmak müşkil olduğundan derûn-ı hisârda bir âdem olmaz, ammâ bunda dahi nigâhbânlar vardır. Ammâ bu ikinci kat kal‘anın deryâ tarafında aslâ kal‘a dîvârı yokdur, zîrâ ol tarafı deryâya enince kâmil üç yüz arşın bâlâ yalçın kayalardır kim gûyâ kûh-ı Bî-sütûn'dur. Kayalar altına ba‘zı ufak gemiler direkleriyle girüp yatırlar. Tâ bu mertebe şâhîn ve zağanos ve miskî kartal kuşu âşiyânlı kayalardır kim kuş tırnakları ilinmez mavî yalçın mehîb kayalardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 135b ·
metinde göster ·
… bir cân "Maskov seferine at bağlansın" deyü dellâllar nidâ edüp Hân-ı âlî-tebâr
kâmil bin
aded yarar ve nâmdâr tüfeng-endâz yiğitler yazdı. Ve beş yüz tüfengli kalga sul …
Çünki sabâh oldu hemân hân-ı âlîşân-ı müdebbir cân "Maskov seferine at bağlansın" deyü dellâllar nidâ edüp Hân-ı âlî-tebâr kâmil bin aded yarar ve nâmdâr tüfeng-endâz yiğitler yazdı. Ve beş yüz tüfengli kalga sultân yazdı. Ve beş yüz tüfeng-endâz nûreddîn sultân yazdı. Ve üç yüz tüfeng-endâz Hân vezîri İslâm Ağa yazdı. Ve mukaddemâ Çerkez vilâyetinde rehin olan Çoban sultânları henüz iki bin tüfeng-endâz ile gelmişler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 196b ·
metinde göster ·
adımdır. Bu mahalde kal‘a-i Selânik'in üç köşesinin adımlaması tamâm olup bu Va …
Andan iskele kapusundan taşra çıkup tâ Vardar kullesine varınca cânib-i garba meyyâl gidüp kâmil bin adımdır. Bu mahalde kal‘a-i Selânik'in üç köşesinin adımlaması tamâm olup bu Vardar kal‘ası garba nâzır köşededir, ammâ bu köşeden tâ Kelemerye kal‘ası köşesi burnu cânib-i kıbleye nâzırdır. Ve bu iki köşe arası leb-i deryâda liman tarafıdır. Ve dahi Kelemerye kal‘asından yokuş yukaru cânib-i şimâle Yedikulle'dir ve kara tarafıdır. Ve dahi andan tâ Vardar kal‘ası köşesine varınca baş aşağı cânib-i garba nâzır semtler olup bu taraf dahi berr semtidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 224a ·
metinde göster ·
adım olup iki kapusu var. Biri semt-i kıbleye ve biri cânib-i cenûba nâzır demi …
Kal‘ası evc-i semâya berâber bir gök kaya üzre cenûbdan şimâle tûlânîce şekl-i bâdemî seng binâ bir kal‘a-i ra‘nâ-yı sedd-i İskender'dir. Dest-i Venedik'de iken eyle amâr u müzeyyen binâ imiş kim cemî‘i Frengistân üstâdlarının pesend etdikleri hisâr-ı üstüvârın biri dahi budur. Ve biri dahi Moton ve Koron'dur. Ammâ bu eyle bir kâr-ı kadîmdir kim her taraf-ı kadd-i bâlâsı otuzar arşın Şeddâdî dîvâr-ı musanna‘ ve mücellâ ve musaykal seng-i hârâdır kim kâr-ı hendese letâfet [ü] zerâfetinde misli yokdur. İlm-i mi‘mârîden sehel haberdâr olup bu kal‘a-i pesendîde gördükde engüşt ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân olur. Lâkin küçükdür. Girdâ-girdi kâmil bin adım olup iki kapusu var. Biri semt-i kıbleye ve biri cânib-i cenûba nâzır demirden metîn ü kavî kapulardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 243a ·
metinde göster ·
hatvedir ammâ germe adımdır. Ve içinde cümle 33 aded bâğçesiz kiremit örtülü ma …
Bu iç kal‘a yalınızca cirmi kâmil bin hatvedir ammâ germe adımdır. Ve içinde cümle 33 aded bâğçesiz kiremit örtülü ma‘mûr evleri vardır. Ve semt-i şimâle nâzır bir kapusu var. Kapu arası üzre bir azîm kubbe-i âlîdir. Kal‘a ağalarının ve neferâtlarının dîvânhâneleridir kim şeb [ü] rûz cemî‘i dîdebân ve pâsbânlar bunda pür-silâh âmâde olup nevbet beklerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 267b ·
metinde göster ·
… göğüs gerüp durur. Cezâyir'den çıkan gemiler cenûb lodos rûzgârıyla yıldız üzre
kâmil bin
mîlde bu Anavarin'e gelirler. Dâ’imâ kârları Cezâyirli iledir.
Cemî‘i Tunuslu ve Tarabuluslu ve Cezâyirli her sene gemileriyle bunda gelüp lenger-endâz olup metâ‘-ı gûnâ-gûn ve Kara Arab köleler getirirler, zîrâ Mağrib-zemînden kopan gemiler at başın bu meydânda çeküp lenger bırağırlar, zîrâ bu Avarin kal‘ası Mağrib'e göğüs gerüp durur. Cezâyir'den çıkan gemiler cenûb lodos rûzgârıyla yıldız üzre kâmil bin mîlde bu Anavarin'e gelirler. Dâ’imâ kârları Cezâyirli iledir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 267b ·
metinde göster ·
… liman kapusu ki ana Kum kapusu derler, zîrâ sâfî kumsaldır, bu mahalle gelince
kâmil bin
iki yüz (yüz) adımdır.
Ve bu Kızıl tabya burnunda asâkir-i İslâm ile sadrıa‘zam küffâr ile ceng-i azîm etdiği köşeye müverrihân-ı Rûm Fethiyye tabyası derler, andan deryâ kenârında olan kal‘a dîvârları ve makasları ve bedenler üzre gidüp tâ küçük liman kapusu ki ana Kum kapusu derler, zîrâ sâfî kumsaldır, bu mahalle gelince kâmil bin iki yüz (yüz) adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 309b ·
metinde göster ·
… aslarının bedenleri üzre cânib-i şarka gidüp büyük liman kapusu üzerine varınca
kâmil bin
adımdır. Bu büyük liman kapusundan taşra çıkup liman kenârınca kaldırım üzre şa …
Andan yine deryâ kenârında olan kal‘a dîvârı tabyaları ve makaslarının bedenleri üzre cânib-i şarka gidüp büyük liman kapusu üzerine varınca kâmil bin adımdır. Bu büyük liman kapusundan taşra çıkup liman kenârınca kaldırım üzre şark tarafına tâ Su kullesine varınca dörd yüz adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 309b ·
metinde göster ·
Bu liman-ı amelînin kenârınca şarka ve garba ve şimâle dolaşınca
kâmil bin
aded adımdır. Bu hisâb üzre kal‘a-i Kandiye bâlâda tahrîr olunduğu minvâl üzre …
Bu liman-ı amelînin kenârınca şarka ve garba ve şimâle dolaşınca kâmil bin aded adımdır. Bu hisâb üzre kal‘a-i Kandiye bâlâda tahrîr olunduğu minvâl üzre dâ’iren-mâdâr on iki bin adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 309b ·
metinde göster ·
aded sokak sokak lağımlar etmiş. Ve aslâ beri İslâm askeri tarafından bir vecih …
Ve bu handak içinde kal‘anın temeli dîvârı dibinde dâ’iren-mâdâr kara tarafın ihâta etmiş bir kat yığılı topraklar vardır. Anlar dahi yere berâber onar arşın yüksek tabyacıklardır, ammâ bölük bölük değildir. Hemân kal‘a dibin çepçevre ihâta etmiş yığılı toprakdır kim kâmil yigirmi adım enlidir. Ve bu yığın toprakların altları dahi serâpâ sıçan yollu lağımlardır kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Ammâ la‘în küffâr bu yığılmış toprak siperleri kal‘a temeli önüne ol mülâhaza ile etmiş kim eğer Türk handakdan hâric olan tabyaları üç yıla dak alup handak içine gelüp kal‘a 311b temeline gelüp lağım ederse Türk'ün lağımları bulunsun mülâhazasıyla bu siper tabyaları edüp altlarına kâmil bin aded sokak sokak lağımlar etmiş. Ve aslâ beri İslâm askeri tarafından bir vecih ile kal‘a temeli diplerine lağımlar varmak muhâl idi. Ve lağımlar varsa da kal‘anın cemî‘i temelleri yalçın kanara kayalar üzre varınca kazup kal‘a temellerin bırakmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 311a–311b ·
metinde göster ·
… arı cümle mahzenler ve bu mahalden baş yukaru tâ Vâlide Sultân câmi‘ine varınca
kâmil bin
iki yüz adım yolu bir sâ‘atlik yerdir kim bu şâhrâhın iki cânibleri serâpâ dükk …
Ve cümle tahtânî ve fevkânî altmış aded hücreler olup altları cümle mahzenler ve bu mahalden baş yukaru tâ Vâlide Sultân câmi‘ine varınca kâmil bin iki yüz adım yolu bir sâ‘atlik yerdir kim bu şâhrâhın iki cânibleri serâpâ dükkân ve (...) ler dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 316b ·
metinde göster ·
Fi'l-hakîka bir kûh-ı bâlâ-yı serbülend üzre vâki‘ olmağile nigîn denilse vechi vardır. Şekl-i bâdemî vâki‘ olup kıbleden şimâle tûlânîce inşâ olunmuşdur kim bir Şeddâdî dîvâr-ı üstüvâr olup temeli dörd mi‘mâr arşını vâsi‘dir. Ve kadd-i hîtı on iki mi‘mâr arşını âlî olup dâ’iren-mâdâr cirmi kâmil bin yetmiş adımdır, ammâ handakı yokdur, zîrâ cânib-i erba‘ası yalçın uçurum kayalardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 333b ·
metinde göster ·
… dir. Ve iç hisârdan aşağı tâ Yalı kapusuna gelince altı kat hisâr dîvârın geçüp
kâmil bin
adımdır. Ve limanı hisâr içinde binâ ile yapılmış amelî bir küçük limandır kim …
Ve cümle yedi kat bölme bölme hisârdır. Her bölmelerin dîvârlarında bir kapuları mukarrerdir. Ve dahi tâ dağ başında dağlara havâle iç kal‘adır ammâ gâyet metîndir. Ve iç hisârdan aşağı tâ Yalı kapusuna gelince altı kat hisâr dîvârın geçüp kâmil bin adımdır. Ve limanı hisâr içinde binâ ile yapılmış amelî bir küçük limandır kim ığrib kayıkları ve firkateleri bunda yatırlar. Kadırgalar taşra büyük liman içinde lenger bırağup yatırlar, ammâ büyük barça kalyonları limana karşu körfez denizinde yatırlar. Ve limanının kenârında bir yerlü kaya içinde bir âb-ı hayât su akar. Ammâ liman tarafında kal‘a dîvârları alçakdır, lâkin enlidir. Ve ebrâcları çokdur. Bu cirmde olan kal‘anın içinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 338b ·
metinde göster ·