{Evsâf-ı nehr-i azîm, mâ-i Furât: Bu nehrin evsâfı tâ Aşağı Eğerli dağ evsâfı başında yazıla} Erzurûm sahrâsının tâ ortasından nehr-i azîm mâ-i Furât cereyân eder kim Gürcîstân tarafının cânib-i şarkîsinde Dumlu Baba Sultân ziyâretgâhının kayası dibinden çıkup cânib-i garba cereyân ederek Erzurûm sahrâsında niçe batak ve halîc ve buhayre ve tar‘alar olup niçe kerre yüz bin Bağdâdî turnalara kân-ı mekân olup andan karye-i Kân dibinden geçüp ikinci konakda kal‘a-i Kemâh dibinden ubûr edüp andan İzolı Ekrâdı içre Bingöl yaylasından gelir nehr-i Murâd'a mahlût olup deryâ-misâl Malatiyye kurbundan cereyân eder ve kal‘a-i Semisat'a Kal‘atü'r-Rûm'a ve kal‘a-i Birecik'e ve Cisr-i Bombuç'a ve Bolis'e ve kal‘a-i Ca‘ber'e ve kal‘a-i Rakka'ya ve Rûhbese'ye ve Karkisa'ya ve Ane'ye ve Haddîşe'ye ve Hiyet'e ve Ebyâr'a ve Takuk'a ve Hılle'ye ve Kûfe'ye uğrayup andan Batâyıh'da Kurna kal‘ası dibinde Şattu'l-Arab'a mahlût olup deryâ-misâl bir nehr-i azîmdir kim Basra önüne Hindistân gemileri gelir nehr-i deryâdır. Ammâ deverân [u] cereyânı, tulû‘ [u] gurûbu cümle dörd yüz fersah yerdir ve dörd yüz büleyde ve kasabâtlara uğrar, ammâ Erzurûm sahrâsında ibtidâsı gâyet lezîzdir kim hakkında Cenâb-ı Bârî Kur’ân-ı azîminde ve Furkân-ı mecîdinde yâd eylemişdir. Âyet; Sûre-i ve'l-Mürselât Arapça âyetin cümle müfessirîn bu Erzurûm suyuyla tefsir etmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 286a ·
metinde göster ·
… ra kabîle-i Ensâr'dandır ve Hâşim b. Benî Neccâr ve Buhayr b. Âsım el-Eslemî ve
Kân
Halîfetü'l-Eşteri'n-Necefî ve Câşin ibn Halef, Ahmed Benî Abdullah ibn Neccâr v …
Evvelâ Hazret-i İkrime ibn Ebû Cehil ve Sâbir ibn Cürhüm min Benî Cürüm ve Arem Kabile b. Atfân ve Eddes b. Ukayli'ş-Şems ve Mercân ibn Âmir ve Sâlim ibn Buhayra kabîle-i Ensâr'dandır ve Hâşim b. Benî Neccâr ve Buhayr b. Âsım el-Eslemî ve Kân Halîfetü'l-Eşteri'n-Necefî ve Câşin ibn Halef, Ahmed Benî Abdullah ibn Neccâr ve Huveylid ibn Sehlü'l-Ayâdî ve Mu‘arrec b. Zâyidü'l-Kelbî ve Mu‘ammer b. el-Kaysu'l-Mahzûmî ve Hassân ibn Ganemi'l-Mahzûmî ve Cem‘ ibn Harbu'l-Yetîmî kuddise sırruhu'l-azîz ve Talha ibn Abdullah ve Utbe ibn Hişâmü'n-Nehafiyyü'l-Ensârî ve Mâlik ibn Fehmu'l-Temerrî ve Gallâd ibn Eslemü'l-Hayfî ve Mu‘ammer ibnü'ş-Şeybânî ve Müslîm b. Haffâfü'ş-Şeybânî ve el-Minfâl ibn Âmiri's-Selmî ve Câbir ibn Huveylîdü'r-Rem‘iyyü'l-Ensârî Âl-i Emeviyyûndan Hazret-i Ömer ibn Abdüzazîz ibn Mervân'ın vâlideleri Hafza binti Âsım b. Ömerü'l-Fârûk'dur Abdülazîz b. Mervân Mısır hâkimiyken bu Ömer b. Abdülazîz Mısır'da Halvân nâm bir büleydede müştak olup aşkıyâ-yı Ümeyye sebb-i Âlî ederlerken bu Abdülazîz minberde sebb yerine Arapça âyetin tilâvet etdirdi. Âhir hicret-i Nebeviyye'nin sene 110 Recebinde müddet-i ömrü sene 39 olup merhûm oldukda bu Hımıs şehri hâricinde Sem‘ân nâm karyede medfûndur. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 27b ·
metinde göster ·
… ana vâsıl ola. Hemân tahrîr-i varak idegör. Men dahi bugün sana bi-eyyi vechin
kân
on beş bin koyun teslîm ederem" deyüp sarâyına gitdi ve dîvân edüp cümle eyâlet …
"Ömrüm, sana dahi çok şey virirem. Hemân ağanız henüz şâh eşiğine varmadan nâmeler ana vâsıl ola. Hemân tahrîr-i varak idegör. Men dahi bugün sana bi-eyyi vechin kân on beş bin koyun teslîm ederem" deyüp sarâyına gitdi ve dîvân edüp cümle eyâleti a‘yânından ve cümle sultânlardan iki günde otuz bin koyun tahsîl etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 292b ·
metinde göster ·
… ol bu şehre Kan derler. Lisân-ı Çîn'de kan hâkime derler. Hâlâ bu şehr-i Cerbân
Kân
, hâk-i Irâk'da ve hükm-i Şâh-ı Acem'de Kâşân eyâletinde başka sultânlıkdır kim …
{Mevlûd-i Nebî'nin} sene 6 târîhinde bânîsi Enûşirvân-ı âdil ümerâlarından Hâtem-i Tay-yi Arabî'nün karındaşı Emîr Cerbân Kan binâsı olduğundan Cerbân Kan nâmıyla meşhûr bir şehr-i ma‘mûrdur. Kavm-i Moğol bu şehre Kan derler. Lisân-ı Çîn'de kan hâkime derler. Hâlâ bu şehr-i Cerbân Kân, hâk-i Irâk'da ve hükm-i Şâh-ı Acem'de Kâşân eyâletinde başka sultânlıkdır kim bin güzîde nökere mâlikdir. Sûru harâbdır ammâ şehri imâr-ı kâmyâbdır. Medînesinin cümle etrâfı handak hafr-i türâbdır ve cânib-i eknâfı çâr-deh bâbdır. Derveze-i Kâşân ve derveze-i şehr-i Sâve ve derveze-i şehr-i Rey ve derveze-i şehr-i Demâvend ve derveze-i Bağdâd ve derveze-i şehr-i Deylem ve derveze-i şehr-i Şehribân ve derveze-i Isfahân-ı nısf-ı cihân ve derveze-i Derteng ve derveze-i şehr-i Kum ve derveze-i şehrü'l-Mut ve derveze-i (---). Hulâsa-i kelâm cümle on dörd kapusu vardır. Bu kapular dâhilinde olan bir şehr-i müzeyyendir kim cümle yedi bin hâne-i âbâdândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 323b ·
metinde göster ·
… kışda kıyâmetde şehir içre konak verüp cümle katarları Erzurûm sahrâsında olan
Kân
köyüne kondurdular ve cemî‘i ta‘yînâtımız şehirli tarafından verdiler.
Hamd-i Hudâ sıhhat [u] selâmetle yine on bir seneden sonra gelüp meks etmek müyesser olup paşa efendimizi vüzerâlara mahsûs olan sarây-ı azîme kondurup cümle ağavâtlara yâfte ile şehir içre bizim âdil paşamızın ağalarıdır deyü ol kışda kıyâmetde şehir içre konak verüp cümle katarları Erzurûm sahrâsında olan Kân köyüne kondurdular ve cemî‘i ta‘yînâtımız şehirli tarafından verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 16b ·
metinde göster ·
… n neferâtları emîn ağayı haps etdirüp bir hasır üzre ağayı koyup bi-eyyi vechin
kân
mevâciblerin alırlar. Eğer ağa-yı mûmâ-ileyhin tâli‘-i meymûnu olursa balık vef …
Ba‘dehû Özü kal‘alarına ve Akkirmân'a ve Yanık'a ve İsmâ‘îl ve İbrâ’il ve İshâkcı ve Hırsova ve Tulça kal‘alarının kullarına cümle bu balık dalyanı mahsûlünden ulûfe verüp mukata‘a-i azîmdir. Eğer tâli‘-i menhûsuna Tuna'dan balık çıkmazsa mezkûr kılâ‘ların neferâtları emîn ağayı haps etdirüp bir hasır üzre ağayı koyup bi-eyyi vechin kân mevâciblerin alırlar. Eğer ağa-yı mûmâ-ileyhin tâli‘-i meymûnu olursa balık vefret üzre çıkup cümle kal‘a neferâtlarına mevâcib-i mu‘ayyenelerin verüp eline neferâtlardan temessükâtlar alup hîn-i ihtiyâcdan zahriyyelerin defterdâr paşaya ibrâz edüp muhâsebesi görülüp bâkî mahsûlü kendüye kalır. Hâsıl-ı kelâm taht mansıbı bir musibet hükûmetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 65b ·
metinde göster ·
Hemân 77a Sultân eydir: ‘Ey imdi cânım Paşa, bi-eyyi vechin
kân
ben senden zor-â-zor elbette boşanırım. Eğer ben hâcetin isem, üç yıldan sonra …
Hemân 77a Sultân eydir: ‘Ey imdi cânım Paşa, bi-eyyi vechin kân ben senden zor-â-zor elbette boşanırım. Eğer ben hâcetin isem, üç yıldan sonra yine bana gelüp nikâh eyleyüp alasın, ammâ gayrı yanıma yaklaşma nâ-mahremsin’ dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 76b–77a ·
metinde göster ·
… k olunduğu tahrîr olunmuşdur, ammâ şimdi bu kal‘a her ne hâl ise bi-eyyi vechin
kân
ta‘mîr ü termîm edüp kapudanları ve birovları gelüp yüz araba zahîreleriyle itâ …
Menzil-i kal‘a-i Sazvaroş: şehr-i Sazvaroş evvelki menzildir bu kal‘a-i Sazvaroş'dur. Mâ-tekaddem içeri Tise'ye giderken bu dahi ıhrâk olunduğu tahrîr olunmuşdur, ammâ şimdi bu kal‘a her ne hâl ise bi-eyyi vechin kân ta‘mîr ü termîm edüp kapudanları ve birovları gelüp yüz araba zahîreleriyle itâ‘at edüp ordu-yı İslâm sehel ganîmet olup herkes şehirden zahîrelendiler. Andan cânib-i cenûba 7 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 31a ·
metinde göster ·
… içün mezkûr Rosa limanında yatırlarken bu Nova kal‘ası gâzîleri bi-eyyi vechin
kân
elbette bir tarîk ile küffârın gemilerine şeb-hûn edüp şikârlar alup kâhîce Kot …
Ve yine Nova karşusunda Rosa limanı Kotur kâfiri hükmünde üç mîl yer olup her zamân küffârın gemileri Kotur kal‘asın muhâfaza içün mezkûr Rosa limanında yatırlarken bu Nova kal‘ası gâzîleri bi-eyyi vechin kân elbette bir tarîk ile küffârın gemilerine şeb-hûn edüp şikârlar alup kâhîce Kotur etrâfların hasâret ederek esîrler alup kal‘a-i Nova'ya selâmet gelir bir alay gâziyân-ı mücâhidânlardır, ammâ a‘yân [u] eşrâf ihtiyârları mülebbesce olup başlarına destâr-ı Muhammedî sarup vaka‘-ı vekâr sâhibi a‘yân-ı kibâr iş görmüş umûr-dîde âdemleri vardır, ammâ ba‘zı zamân küffâr-ı hâksâr kalyonlarıyla bu kal‘a-i Nova'ya gelüp üç dörd yüz gülleler urup hâ’ib ü hâsir olup giderler. Nova kal‘asına bu gülleler aslâ te’sîr etmeyüp yine kal‘a metânet üzre durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 154a ·
metinde göster ·
… ri tahtgâh edinüp keyfe mâ-yeşâ mutasarrıflardır. Hâlâ pâdişâhları kâh bunda ve
kân
Tarhu şehrinde oturur. Hâlâ bu diyâr pâdişâhının ismi Mahmûd'dur. Elkâb-ı künye …
Anlar dahi ol zamândan berü bu şehri tahtgâh edinüp keyfe mâ-yeşâ mutasarrıflardır. Hâlâ pâdişâhları kâh bunda ve kân Tarhu şehrinde oturur. Hâlâ bu diyâr pâdişâhının ismi Mahmûd'dur. Elkâb-ı künyesi şemkal'dır, şemgal ve şemhal ve şamhal dahi derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 163b ·
metinde göster ·
… âd etdikleri bu hazînedir kim Ramazân ıyd-ı şerîfinin mevâcibine bi-eyyi vechin
kân
erişse gerekdir kim beher sene bin iki yüz Mısrî kîse hazînedir.
Ammâ on iki Mısır hazînesi mâl-ı pâdişâhîye müte‘allıkdır, anlar dahi beyân olunur. Ammâ bu Hazîne-i kübrâ içün dîvân-ı Mısır'da ve Âsitâne-i sa‘âdetde mâl-ı pâdişâhîdir, deyü feryâd etdikleri bu hazînedir kim Ramazân ıyd-ı şerîfinin mevâcibine bi-eyyi vechin kân erişse gerekdir kim beher sene bin iki yüz Mısrî kîse hazînedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y194a ·
metinde göster ·
… ıslâh re‘âyâ yokdur. Gökde uçan, yerde gezen ve deryâda yüzenden bi-eyyi vechin
kân
kendüler içün mâl tahsîl edüp öşürlerin ağalarına ve nâzırlarına ve mültezimler …
Bâlâda zikr olunan eyâletlerin kurâlarında bilâ-hadd ü lâ-gâye ve bilâ-hisâb âdem deryâsı olan re‘âyâ vü berâyâ var ise arâzî-i Mısır'ı zirâ‘at edüp bir senede yedi kerre eküp yetmiş nev‘a mahsûl hâsıl olur. Böyle mahsûldâr türâb ve böyle Ferhâd gibi çalışır re‘âyâ-yı A‘râb cezîre-i dünyâda böyle dihkânî fellâh ve böyle kavm-i cebbârîn ü bî-ıslâh re‘âyâ yokdur. Gökde uçan, yerde gezen ve deryâda yüzenden bi-eyyi vechin kân kendüler içün mâl tahsîl edüp öşürlerin ağalarına ve nâzırlarına ve mültezimlerine ve keşşâflarına mâl-ı mîrî verüp deynlerin gallak etdüklerinden sonra bu re‘âyâya beş Mısır hazînesi mâl kalur, deyü tahrîr olunmuşdur kim bu re‘âyâ kârı hazînesiyle elli üç hazîne olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y216a ·
metinde göster ·
bu diyâra mahsûsdur. Her cem‘iyyetde bâkire bulunur mahbûbeleri vardır.
Ve cimâ‘ı bu şehrin gâyet lezîzdir. Ve Hıtâyî dedikleri zenânelerinden küsâm-ı hâsıl-ı kâm masdar-ı insân-ı kân bu diyâra mahsûsdur. Her cem‘iyyetde bâkire bulunur mahbûbeleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·