… ker zorba oldular. Ve niçe hânedânları gâret edüp bir cübbeye mâlik olmayan bin
kîseye
mâlik olup hâne sâhibleri bir habbeye muhtâc kaldı.
Çünkim takdîr-i Hudâ bu imiş kim bî-günâh Osmân Hân'ı cümle asker gulûsıyla şehîd edüp yerine Mustafâ Hân'ı yine pâdişâh etdiler. Ammâ "Mükellef değil aklında hiffet vardır" deyü seng-i mezâr mesâbesine kodular. Ammâ terk-i dünyâ Behlül-i dânâ-reviş bir âkıl ve dânâ ve ednâ sultân idi. Ammâ zamân-ı sa‘âdetlerinde rûz-merre fitne ve fesâd olup cümle asker zorba oldular. Ve niçe hânedânları gâret edüp bir cübbeye mâlik olmayan bin kîseye mâlik olup hâne sâhibleri bir habbeye muhtâc kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 63a ·
metinde göster ·
… Kâsım, Hotin gazâsı yılında yedi mahzenin kıflına kurşum akıtmış idi, elli bin
kîseye
mâlikdir derler idi.
Evvelâ cümle Akdeniz kenârında olan tüccârlarla İslâmbol'a metâ‘ götürüp sevdâgerlik ederlerdi. Mahzenleri aded altı bin ve neferât yekûn on bir bindir. Murâd Hân asrında bâzergân-ı kebîr ankâ Balkapanı'nda, Hacı Kâsım, Hotin gazâsı yılında yedi mahzenin kıflına kurşum akıtmış idi, elli bin kîseye mâlikdir derler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 165b ·
metinde göster ·
… Hacı ivaz ve Almanoğlu ve Hacı İsmâ‘îl niçe bin bunun emsâli kırkar ellişer bin
{kîseye
mâlik} ankâ bâzergânlar vardır kim her birinin Hind [ü] Yemen'de ve Arab u Acem …
Ve el-Hacı Îsâ ve el-Hacı Şeytân Selîm ve Navluncu Hacı Mustafâ ve Hacı Kaya ve Hacı Karakaş ve Gümrük Emîni Alî Ağa ve Hacı ivaz ve Almanoğlu ve Hacı İsmâ‘îl niçe bin bunun emsâli kırkar ellişer bin {kîseye mâlik} ankâ bâzergânlar vardır kim her birinin Hind [ü] Yemen'de ve Arab u Acem'de ve dib Frengistân'da ortakları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 166a ·
metinde göster ·
… eşyâları bu bezâstende bî-kıymet bulunur bâzârdır. Ve bunda biner ve ikişer bin
kîseye
mâlik bâzergânlar vardır.
Ve bezâsten içre şâhrâh dörd sokağın yemîn [ü] yesârı cümle altı yüz dükkândır ve kat-ender-kat cümle iki bin dollâbdır. Her dollâb sâhibi ferâğat edüp fürûht etmek dilese beşer bin guruşa tûtyâ gibi satılır. Sabâhdan kuşluk vaktine dek işler bir kârhâne-i azîmdir, cihânın cümle zî-kıymet eşyâları bu bezâstende bî-kıymet bulunur bâzârdır. Ve bunda biner ve ikişer bin kîseye mâlik bâzergânlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 200a ·
metinde göster ·
… içre bu havyarı tuzlarlar. Bu mertebe mâhîleri emînden bâzergânlar birer ikişer
kîseye
alup havyarın ve balık dutkalı dedikleri beyâz dutkalın balık kassâbları çıkaru …
Bu müteferrika ta‘bîr olunan morina mâhîleri eyle mefret balıklardır kim her biri sekizer dokuz arşın gelir pereme kalınlığı ve Üsküdar kayığı cüssesi kadar balıklardır kim bi-emrillahi Te‘âlâ her birinin karnında üçer ve beşer ve onar kantar havyarı çıkar, bal fıçıları içre bu havyarı tuzlarlar. Bu mertebe mâhîleri emînden bâzergânlar birer ikişer kîseye alup havyarın ve balık dutkalı dedikleri beyâz dutkalın balık kassâbları çıkarup balığın kassâblar dilim dilim çilim, çilim edüp tuzlayup diyâr-ı Leh'e ve Moskov'a ve Donkarkız'a ve Danimarka ve Dip Frengistân'a ve'l-hâsıl cemî‘i kâfiristâna arabalar ile ve keştîler ile havyar ve mersin ve morina balığın götürürler. Tuna ile Azak'da nehr-i Ten'e mahsûs balıklardır. Gayri sularda olmak ihtimâli yokdur. Gûyâ her biri birer ejdehâdır. Bi-emrillahi Te‘âlâ karnında cîfe ve muzahrafâtdan bir şey çıkmaz ve vücûduna göre bağırsakları ve dendânları azdır. Ammâ mersinin arkasına yapışmış dutkalı çokdur. Tuna nehrinin ejdehâsı bu morina müteferrikasıdır. Mısır diyârında nehr-i Nîl'in ej[de]hâsı nehenk timsâhıdır. Ammâ timsah muzır mel‘ûndur. Cebrîler ve Kenuzîler yerler. Gayri âdem timsahı yemezler. Ammâ bu Tuna morinası bir zararsız mâhîdir. Cenâb-ı Bârî'nin hikmet-i ezeliyyesi oldur kim balık balığı yiyüp kût edinirler kim eyle halk olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 121a ·
metinde göster ·
… rler. Azîm temâşâgâh ma‘rifet-i garîbe ve acîbe âsiyâblardır kim her biri beşer
kîseye
olur ammâ her sene beşer kîse mahsûl verir bir serbest ze‘âmetden a‘lâdır. Ekse …
Evvelâ iki aded dibi yassı Tuna'nın tıransa gemileri gibi gemilerdir ve ikisi birbirine azîm direklerle bend olmuşdur. Bu iki keştî mâbeyninde on arşın mikdârı enli kalın tahtalar ve amûd haşebler ile mebnî dollâbları vardır. Bu dollâbın büyük gemi tarafında gemi içre azîm çarhlar vardır. Büyük çarhın ucunda bir azîm değirmân taşı vardır kim üç çift câmûs ancak bârkeş olur. Bu değirmânlarda şeb [u] rûz ellişer Silistre kilesi un hâsıl olur. Tâ bu mertebe serî‘ deverân eder çarhlardır kim âdemin nazarı iremez. Her âsiyâbın ikişer ve üçer âdemleri ehl [ü] iyâlleriyle değirmânlarda sâkin olurlar. Her biri bir hân-misâl tahta örtülü damlardır. İçinde matbahı ve müte‘addid hücreleri ve revzenleri ve bacaları vardır. Niçesinde furûnları olup tâze poğaça ve ekmek tablı ederler. Bu değirmânların mekânları Silistre kal‘ası önünde herkesin nişânıyla mahalleri vardır, buyurdular ile sâkin olurlar. Zîrâ kal‘a önünde nehr-i Tuna gâyet serî‘ cereyân eder bir girdâb-ı azîmdir. Ammâ bu yetmiş seksen aded değirmânların Tuna üzre ber-karâr olmaları aceb ma‘rifetdir. Meselâ iki gemi birbirine gemi direkleriyle bend olmuşdur. Yaban asmasından bir azîm sepet örüp seng-i hârâ ile sepedi leb-ber-leb edüp ağzın seddiderler. Ve yine yaban asmasından âdem beli kalınlığı avret saçı gibi elli altmış arşın ip örüp değirmân gemilerin Tuna ile cereyân etdirerek tâ değirmân sâhibinin Tuna üzre mahall-i hudûduna geldüğü mahalde mezkûr seddi memlû taş ile nehr-i Tuna'ya uçurup değirmân mahallinde karâr eder. Zîrâ asma ipin bir ucu sepetde ve bir ucu gemide makyûddur. Tamâm vakt-i şitâ karîb olup Tuna nehrinden buz akmağa başladıkda değirmânlar asmadan iplerin kesüp her bir değirmânı birer cezîre limanlarında hıfz edüp yine bahâr mevsiminde icrâ ederler. Azîm temâşâgâh ma‘rifet-i garîbe ve acîbe âsiyâblardır kim her biri beşer kîseye olur ammâ her sene beşer kîse mahsûl verir bir serbest ze‘âmetden a‘lâdır. Ekseriyyâ Silistre a‘yânının bir gûne kârları bu âsiyâblardır ve's-selâm. (---)(---)(---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 121b ·
metinde göster ·
… ü] yek-cihet olup yemin-billah mührü Defterdâr Moralı Mustafâ Paşa içün iki bin
kîseye
taleb etdiklerinde sa‘âdetlü pâdişâh aslâ ve kat‘â rızâ vermeyüp "Hemân İpşir P …
Bu haber-i mûhişden paşa efendimizin Kudde Kethüdâsı ve Defterdâr Moralı Mustafâ Paşa ve Mevkûfâtî Mehemmed Efendi ve Topkapulu ve Gümrük Emîni Hasan Ağa ve'l-hâsıl bu hakîrin ma‘lûmu olan yetmiş üç aded kimesneler yek-dil [ü] yek-cihet olup yemin-billah mührü Defterdâr Moralı Mustafâ Paşa içün iki bin kîseye taleb etdiklerinde sa‘âdetlü pâdişâh aslâ ve kat‘â rızâ vermeyüp "Hemân İpşir Paşa lalam gelsin!" der idi. Ammâ Melek Ahmed Paşa efendimiz de havfe düşüp İpşir Paşa'ya niçe gûne muhabbetnâmeler gönderirdi. Ammâ ol tarafdan ta‘n-âmîz mekâtibler gelirdi. Hulâsa-i kelâm İslâmbol içre huzûr-ı hâtır gidüp helc ü melc olup niçe bin efsâne kelâm turrehâtlar söylenirdi. Bu efkâr-ı fâside ile Melek Ahmed Paşa efendimiz hâne-i vahdetinde âlem-i ağyârdan bî-haber bevvâbânlar bâblarda nigâhbânlık ederken bu hakîr ile paşa kelimât edüp "Efvâh-ı âlemde ne var, ne yok?" dedi. Hakîr eyitdim "Serçeşme sizsiniz, ne var, ne yok siz bilirsiz" derken kapudan taşra bir sadâ-yı "Allah Hak!" istimâ‘ olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 174b ·
metinde göster ·
… ederdi. Âhir-i kâr İpşir Paşa "Birâder! Bu mudur mührü benim üzerimden iki bin
kîseye
almak isteyen, gider şu hayyizi!" deyüp bir hayli meydâna at sıçradup fakir Def …
Yedinci vezîr Defterdâr Moralı Mustafâ Paşa nümâyân olunca İpşir Paşa bilâ rikâb esb-peymâsına süvâr olunca bizim Melek Ahmed Paşa, Deferdârın hüsn-i ta‘bîrinde oldukça İpşir istimâ‘ etmeyüp Defterdâr İpşir'in rikâbın bûs etdi. İpşir aslâ nazar etmeyüp su’âl bile etmedi ve hayli tahkîrâne nazar edüp niçe ıtâb-âmîz kelimâtlar etdikçe Melek Ahmed Paşa tarafdârı olup niçe gûne 179a tarafdârlıklar ederdi. Âhir-i kâr İpşir Paşa "Birâder! Bu mudur mührü benim üzerimden iki bin kîseye almak isteyen, gider şu hayyizi!" deyüp bir hayli meydâna at sıçradup fakir Defterdâr hayli piyâde yürüdü. Andan cemî‘i İslâmbol a‘yânları gürûh gürûh ve esnâf esnâf gelüp niçesine paşa efendimiz ve niçe binine Çavuşbaşı kapu kethüdâlığı edüp ta‘rîf u tavsif ederlerdi. Bu keyfiyyet-i hâl üzre alay-ı azîm ile İpşir Paşa Üsküdar'da Salacak nâm iskele hâ’ilinde Ayşe Sultân sarâyına nüzûl edüp kurbânlar kesildi. Ve cümle İpşir askeri Üsküdar şehri içre kırk bin asker sepişüp kırk elli bin mikdârı asker-i bî-pâyân dahi hayme ü hargâhlarıyla sahrâ-yı Üsküdar'da meks edüp cümle İpşir askeri İpşir'in meks etdüğü sarâyı kat-ender-kat ihâta etdiler. Ba‘dehû İpşir Paşa'ya ve cümle istikbâle çıkan vüzerâ vü vükelâya ve sâ’ir erbâb-ı devlete Ayşe Sultân tarafından İpşir Paşa'ya bir ziyâfet-i azîm olmuşdur kim gûyâ ziyâfet-i Hâtem-i Tâyy idi. Ba‘dehû sa‘âdetlü pâdişâh tarafından Bostâncıbaşı kayığıyla Dârüssa‘âde Ağası (---)(---) Ağa ve Şeyhülislâm Ebû Sa‘îd Efendi gelüp İpşir Paşa'yı huzûr-ı pâdişâhîye da‘vet etdikde "İnşâallah yarın alay-ı azîm ile pâdişâhımın pây-ı serîrine yüzüm sürerim" deyü gitmemek sadedinde olunca cümle huzzâr-ı meclis "Ne mümkindir, elbette da‘vete icâbet edersiz" deyü ibrâm [u] ilhâh etdiler. Âhir-i kâr İpşir Paşa âbdest almak bahânesiyle mâbeyn hücresine girüp Kara Abaza Hasan Paşa ve Cân Mirza Paşa ve Kürd Mehemmed Ağa ve (---)(---)(---)(---) bu gûne haşerât ile meşveret ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 178b–179a ·
metinde göster ·
… münkaddır. Biz bu emr-i şerîfi Boynueğri Vezîria‘zam Mehemmed Paşa'dan iki yüz
kîseye
alup Âl-i Osmân'a Hotin kal‘asın vermeyüp isyân eden Leh kralı hakkından gelüp …
"Pâdişâhım, bizim Rakofçi kralımız Âl-i Osmân pâdişâhına mutî‘ ve münkaddır. Biz bu emr-i şerîfi Boynueğri Vezîria‘zam Mehemmed Paşa'dan iki yüz kîseye alup Âl-i Osmân'a Hotin kal‘asın vermeyüp isyân eden Leh kralı hakkından gelüp pây-ı tahtını alup Erdel vilâyeti gibi Mekke ve Medîne vakfı etmeğe sefere emr-i Pâdişâhî ile gelirdik. Emir sizin" deyü hâmûş-baş olduklarında hemân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 43a ·
metinde göster ·
… efereleri eliyle her birin değerin değmeze kırkar ve ellişer kîse ve beşi yüzer
kîseye
verilüp cebr ü noksan cümlesinin bahâları bin altı yüz doksan altı kîse edüp ol …
Ba‘dehû Melek Ahmed Paşa-yı âkıl mukaddemâ Hân'ın elli aded Macar kapudanları ki vermiş, hemân anları der-ceng-i evvel Âl-i Osmân istemeden Tatar eliyle Eflâk ve Boğdan ve Kazak ve Leh ve Erdel kefereleri eliyle her birin değerin değmeze kırkar ve ellişer kîse ve beşi yüzer kîseye verilüp cebr ü noksan cümlesinin bahâları bin altı yüz doksan altı kîse edüp ol mâl-ı ganâ’imle Akkirmân kal‘ası ve Kili kal‘ası ve Bender kal‘ası ve Yanık hisârı ve Özü kal‘alarına birer mu‘temedün-aleyh ağalar gönderüp ta‘mîr ü termîm etmeğe cehd [u] ihtimâm edüp niçe hayrât [u] hasenâtlar etdi. Ve nitekim Melek Ahmed Paşa Özü eyâletine mutasarrıf idi, Hân ile Paşa'nın birbirlerine âdemleri hedâyâlarıyla gidüp gelmede idi. Ol ecilden Hân ile Paşa'nın mahabbetleri münkatı‘ olmayup Paşa-yı müdebbir Kırım Hânına bir mahabbetnâme gönderse kırk elli bin Tatar murâd edindiği yerde hâzır-bâş idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 52b ·
metinde göster ·
varınca verüp halâs edüp yüz kîse hazîne-i âmiremden alup kabz edüp elbette ol …
"Sen ki lalam Melek Ahmed Paşa'sın, Bihke kal‘ası kapudanı (---) kulumu Zirinoğlu keferesi destinden yüz kîseye varınca verüp halâs edüp yüz kîse hazîne-i âmiremden alup kabz edüp elbette ol kapudanı halâs edüp Der-i devletime gönderesin kim ol serhadlerin umûruna müte‘allık ba‘zı müşâvereler oluna ve kadîm eyyâmda ecdâd-ı ızâmlarımdan kalma milk-i mevrûsum olan Kilis nâm kal‘ayı dest-i küffârda kalmağın anın yolların ve İspilet kal‘ası bellerin ve şibenik kal‘ası yollarında olan çengelistân ve sengistân dağları ve toplar ve arabalar geçecek yolları tathîr edüp her kurâ vü kasabât ve kılâ‘larda zehâyir yığasın, ve's-selâm" deyü hatt-ı şerîf kırâ’at olundukda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 142b ·
metinde göster ·
… -ı dîv inşâ edüp eyle müzeyyen etmiş kim ol asırda bu kârhâne içre beş altı bin
kîseye
mâlik hâceler var imiş. Bin beş târîhinde Eflak küffârı Tuna nehri tonunca buz …
Ve cümle altı aded hân-ı tüccârân-ı sevdâgerânları var. Cümleden Gâzî Mihal Beğ hânı, münhedim etdiği kâfirden kalma kal‘anın taşından bezzâzistân-ı dîv inşâ edüp eyle müzeyyen etmiş kim ol asırda bu kârhâne içre beş altı bin kîseye mâlik hâceler var imiş. Bin beş târîhinde Eflak küffârı Tuna nehri tonunca buz üstünden ubûr edüp bu şehri ıhrâk bi'n-nâr edüp bu bezzâzistândan beş Mısır hazînesi mâl alup dârü'l-bevârlarına gider. Ba‘dehu bu bezzâzistânı Mihaloğulları yetmiş ocak bir hân-ı azîm binâ etmişler kim hâlâ kal‘a-misâl bir vekâle-i bî-misâl-i pür-me’âldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 56a ·
metinde göster ·
… ihi gâyet çokdur. Ve cümle halkı anka tüccârlardır. Her biri biner ikişer biner
kîseye
kâdir mün‘im âdemler vardır. Cümleden mâldâr ve hânedân sâhibi dîndâr âdemlerde …
Ve a‘yân [u] eşrâfı ve ulemâ ve sulehâsı ve e’imme ve hutebâsı ve meşâyihi gâyet çokdur. Ve cümle halkı anka tüccârlardır. Her biri biner ikişer biner kîseye kâdir mün‘im âdemler vardır. Cümleden mâldâr ve hânedân sâhibi dîndâr âdemlerden Uzun Ahmed Ağa ki hânemiz sâhibidir. Q 23a Ve Mahmûd Efendi ve Hasan Ağa ve Küçük Hüseyin Ağa ve niçe bin a‘yân-ı kibârlar dahi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y43b ·
metinde göster ·
… aya beher sene muhâsebe verir. Zirâ bu benderin gümrüğü Mısır paşası üzre (---)
kîseye
iltizâmdır. Ziyâdesi paşanındır. Meksûr olursa paşa yanından itmâm edüp Mısır k …
Senede yüz pâre gemi Hind ü Yemen ve Mekke vü Medîne ve Habeş'den gelüp kânûn üzre cümle tüccârdan mâl-ı zekâtların alup paşaya beher sene muhâsebe verir. Zirâ bu benderin gümrüğü Mısır paşası üzre (---) kîseye iltizâmdır. Ziyâdesi paşanındır. Meksûr olursa paşa yanından itmâm edüp Mısır kuluna mevâcib verir. Latîf emânetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y384b ·
metinde göster ·
"Ey birâder! Ben dahi Mısır İskenderiyyesi'nde bir tüccâr-ı azîmim ve mâl-ı firâvâna mâlikim. Mısır şehri içre niçe bin kîseye ve milk [ü] emlâke Q 164a mâlik Hâce şemmâs'ım, ammâ Kudüs'e ziyârete geldim. Hâlâ bunda garîbü'd-diyârım. Benimle İskenderiyye'ye gel, sana on P 162a bin mümessek sikke-i Kabâbıta altun ve girân-bahâ cevâhir makûlesi eşyâlar ve gûnâ-gûn akmişe-i fâhireler verüp seni Mekke'ye iki katar deve yükü mâl-ı firâvân ile Mekke'ye gönderem" deyüp ricâ etdikde cümle müstemi‘în taraf taraf, ma‘kûl deyüp Amr dahi muhâlefet etmeyüp Kudüs'den kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek on günde İskenderiyye'ye dâhil olup şemmâs'ın hânesinde mihmân olup ol sâ‘at şemmâs va‘desine vefâ edüp Amr'a on bin altun verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y12b ·
metinde göster ·
Her kâşife yedişer bölükden yüzer âdem verüp kâşif dahi beş altı yüz sekbân ve cündîler besleyüp vilâyetinden mâl-ı pâdişâhî tahsîl edüp tült-i evvel tült-i sânî ve tült-i sâlis ve seyfî ve şitfî mâlların bu kadar askerle cem‘ edüp kul mevâcibine ve pâdişâh hazînesine verirler. Ve bu kâşifler ile vilâyet vilâyet gezen yedi bölük halkına pâdişâh kîsesinden beşer yüz ve altışar yüz ve biner guruş avâyidleri vardır. Çorbacıları beşer Mısrî kîseye kanâ‘at etmeyüp kâşifin zincîrinden bâ‘zı mücrimleri ıtlâk etdirirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y58a ·
metinde göster ·
… den köyü dellâl mezâd (---)(---)(---)(---)(---)(---) edüp kırk elli ve yüz
kîseye
dek mahlûl köğler satılup cümle re‘âyâsı ve gayrı terekesiyle mezâd-ı sultânî ( …
Ve kısm-ı râbi‘i bir mültezim merhûm olsa köğü mîrîye kalup paşa tarafından dâr-ı pâdişâhîden köyü dellâl mezâd (---)(---)(---)(---)(---)(---) edüp kırk elli ve yüz kîseye dek mahlûl köğler satılup cümle re‘âyâsı ve gayrı terekesiyle mezâd-ı sultânî (---)(---)(---)(---)(---)(---) fürûht olan mâlın paşa almak kânûn-ı Selîm Hân oldu. Ve ol beledi alan mültezim hîn-i tahrîrde [[(---) (---) (---)]] aldıysa beher sene mâlın mevâcib ve surre-i Mekke [ve] Medîne içün verüp mâ-bâkî bir(?) kîse ve yüz kîse dahi olursa ve ne kadar fâ (---)(---)(---)(---)(---)(---) ’iz olursa dahi kendü mâlı olup köyü amâr edüp hâl-i hayâtında ol köye mutasarrıf olup fevtinde kendi (---)(---)(---)(---)(---)(---) evlâdına intikâl etmeyüp yine mîrî olmak kânûn olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y58a ·
metinde göster ·
Ve bunda niçe bin kîseye mâlik ankâ bâzergânlar vardır, misilleri meğer Bulak'da ola. Cümle Mısır'ın mâl-ı Kârûn'u bu hân-ı Halîl'dedir. Ve kal‘a kapusu-misâl iki kat demir kapuları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y118b ·
metinde göster ·
… üğü bunda aldığıyçün Bahâr vekâlesi derler. Bu gümrük paşanın üstüne (---) 2000
kîseye
iltizâmdır, zarar [u] nef‘ kendünündür.
Ve Bahâr vekâlesi, paşanın şehir havâlesi Hind ve Yemen'den, Habeş ve Aden'den gelen metâ‘-ı bahârın gümrüğü bunda aldığıyçün Bahâr vekâlesi derler. Bu gümrük paşanın üstüne (---) 2000 kîseye iltizâmdır, zarar [u] nef‘ kendünündür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y119a ·
metinde göster ·
… ar yeniçeri kethudâlığından ve başçavuşlukdan ve serdârlıkdan mütekâ‘idîn biner
kîseye
mâlik ankâ kimesnelerdir. Bunlar dahi tatyîb-i hâtır olup giderler.
"Ocağımız ihtiyârları sultânıma ıyd-ı şerîf mübârekeye gelmek isterler" deyü destûr alup yetmiş seksen aded mankala koca kokonoz ihtiyârların ibtidâsı kul kethudâsı, ardı sıra anın üstâdı, dahi ardı sıra ale't-tertîb dest-bûs edüp herkes makâmında kâ’im olup gûnâ-gûn kelimât ederler. Bunlara daha ziyâde ri‘âyet olunur, zîrâ Mısır'da yeniçerinin azîm i‘tibârları vardır. Ve bunlar yeniçeri kethudâlığından ve başçavuşlukdan ve serdârlıkdan mütekâ‘idîn biner kîseye mâlik ankâ kimesnelerdir. Bunlar dahi tatyîb-i hâtır olup giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y183a ·
metinde göster ·
… eriyye'yi yevmiyye birer kîse iltizâma verdi. Ve Dimyât benderi senevî yüz kırk
kîseye
verdi. Ve Bulağ'ı ve Bâb-ı Nâsır'ı ve Eski Mısır'ı ve Besâtîn mukâbelesinde Ma‘ …
Kethudâ İbrâhîm Paşa Reşîd'i ve İskenderiyye'yi yevmiyye birer kîse iltizâma verdi. Ve Dimyât benderi senevî yüz kırk kîseye verdi. Ve Bulağ'ı ve Bâb-ı Nâsır'ı ve Eski Mısır'ı ve Besâtîn mukâbelesinde Ma‘diyye'yi dahi bunları Bahreyn emînine yüz elli kîseye verdi. Ve üç yüz kîseye dahi bender-i Süveys'i verdi ki ana Y 216b bahâr emâneti derler, ba‘zı senede beş yüz kîse hâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y216a–Y216b ·
metinde göster ·
… ır'ı ve Besâtîn mukâbelesinde Ma‘diyye'yi dahi bunları Bahreyn emînine yüz elli
kîseye
verdi. Ve üç yüz kîseye dahi bender-i Süveys'i verdi ki ana Y 216b bahâr emân …
Kethudâ İbrâhîm Paşa Reşîd'i ve İskenderiyye'yi yevmiyye birer kîse iltizâma verdi. Ve Dimyât benderi senevî yüz kırk kîseye verdi. Ve Bulağ'ı ve Bâb-ı Nâsır'ı ve Eski Mısır'ı ve Besâtîn mukâbelesinde Ma‘diyye'yi dahi bunları Bahreyn emînine yüz elli kîseye verdi. Ve üç yüz kîseye dahi bender-i Süveys'i verdi ki ana Y 216b bahâr emâneti derler, ba‘zı senede beş yüz kîse hâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y216a–Y216b ·
metinde göster ·
… sinde Ma‘diyye'yi dahi bunları Bahreyn emînine yüz elli kîseye verdi. Ve üç yüz
kîseye
dahi bender-i Süveys'i verdi ki ana Y 216b bahâr emâneti derler, ba‘zı senede …
Kethudâ İbrâhîm Paşa Reşîd'i ve İskenderiyye'yi yevmiyye birer kîse iltizâma verdi. Ve Dimyât benderi senevî yüz kırk kîseye verdi. Ve Bulağ'ı ve Bâb-ı Nâsır'ı ve Eski Mısır'ı ve Besâtîn mukâbelesinde Ma‘diyye'yi dahi bunları Bahreyn emînine yüz elli kîseye verdi. Ve üç yüz kîseye dahi bender-i Süveys'i verdi ki ana Y 216b bahâr emâneti derler, ba‘zı senede beş yüz kîse hâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y216a–Y216b ·
metinde göster ·
Beri tarafdaki üstühân-ı cîfe-i mürdârın kâşifden akrabâ vü akrebleri bir iki
kîseye
alup deff ü kudüm ve tabllar ile âdemleri hayyâl olarak ve nisvânları zılgıt ur …
Beri tarafdaki üstühân-ı cîfe-i mürdârın kâşifden akrabâ vü akrebleri bir iki kîseye alup deff ü kudüm ve tabllar ile âdemleri hayyâl olarak ve nisvânları zılgıt urarak vilâyetleri içre sürûr [u] şâdumânîler ederek lâşesin gezdirüp cîfe-i murdârın defn ederler. Ve Mısır'ın Rûmeli meydânında kalan post-ı kadîdin akrabâları vâlî-i Mısır ya‘nî subaşıdan satun alup yine vilâyetlerine götürüp dîvân-ı Mısır nice çıkdı ise, eyle gezdirüp şâdumânlar edüp defn ederler. Bir acîb temâşâdır. Bu kavm-i Ferâ‘ine ol zu‘m-ı bâtıl üzredirler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y283a ·
metinde göster ·
… yevmiyye onar guruş vazîfe ihsân olunur. Ve paşa üzre bu gümrük mîrîden seksen
kîseye
hisâb olunup kula mevâcib verir. Zarar u nef‘ cümle paşanındır.
Ammâ ba‘zı vüzerâ iltizâm ile bu gümrüğü vermeyüp âdemlerinden mu‘temedün-aleyh âdemine emâneten verir. Hikmet-i Hudâ gümrük ziyâde işler ve ağaya hizmeti tahtında yevmiyye onar guruş vazîfe ihsân olunur. Ve paşa üzre bu gümrük mîrîden seksen kîseye hisâb olunup kula mevâcib verir. Zarar u nef‘ cümle paşanındır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y319a ·
metinde göster ·
… eten vermeyüp iltizâm ile verirse İskenderiyye ile bu iki bender yevmiyye birer
kîseye
verilir. Yüz kîse dahi mültezim hayr eder.
Bir hâkim dahi Mısır vezîr[i] tarafından bir mün[â]sib ağa gümrüğü zabt edüp senevî paşaya yüz elli kîse muhâsebe verüp kendüye yevmiyye onar guruş ulûfe alır. Zîr-i destinde yüz elli gümrük huddâmları ile hizmet eder. Eğer paşa bu gümrüğü emâneten vermeyüp iltizâm ile verirse İskenderiyye ile bu iki bender yevmiyye birer kîseye verilir. Yüz kîse dahi mültezim hayr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y333a ·
metinde göster ·