… rû-yı deryâ kırmızı kan gibi olur. Acîb ü garîb sırr-ı Hudâ'dır. İnnallâhe alâ
külli
şey’in kadîr.
Hikmet-i Hudâ İslâmbol feth olduğu günler mâh-ı temmûz idi. Ol günler kim deryâya niçe bin şühedâların hûnu dökülüp kırmızı oldu. Hâlâ ol feth günleri mâh-ı temmûz olunca deryânın reng-i rûyı müteğayyir olup her yıl kırk gün kâmil Ebû Ensârîkapusu'ndan tâ Şehîdkapusu'na varınca rû-yı deryâ kırmızı kan gibi olur. Acîb ü garîb sırr-ı Hudâ'dır. İnnallâhe alâ külli şey’in kadîr.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 31b ·
metinde göster ·
… i sene 953 Cemâziye'l-ulâ'sının beşinci gününde vâkı‘dır kim {târîh-i mevlûdu, "
külli
sâbit" lafzıdır sene 953. Târîh-i diğer, "külli beşâret hayru'n-neseb" sene 953 …
Vilâdet-i bâ-sa‘âdetleri sene 953 Cemâziye'l-ulâ'sının beşinci gününde vâkı‘dır kim {târîh-i mevlûdu, "külli sâbit" lafzıdır sene 953. Târîh-i diğer, "külli beşâret hayru'n-neseb" sene 953} cülûs-ı sa‘âdetleri sene 982 Ramazân-ı şerîfinin sekizinci 58b günü yevmü'l-erba‘ada vâkı‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 58a–58b ·
metinde göster ·
… vâkı‘dır kim {târîh-i mevlûdu, "külli sâbit" lafzıdır sene 953. Târîh-i diğer, "
külli
beşâret hayru'n-neseb" sene 953} cülûs-ı sa‘âdetleri sene 982 Ramazân-ı şerîfin …
Vilâdet-i bâ-sa‘âdetleri sene 953 Cemâziye'l-ulâ'sının beşinci gününde vâkı‘dır kim {târîh-i mevlûdu, "külli sâbit" lafzıdır sene 953. Târîh-i diğer, "külli beşâret hayru'n-neseb" sene 953} cülûs-ı sa‘âdetleri sene 982 Ramazân-ı şerîfinin sekizinci 58b günü yevmü'l-erba‘ada vâkı‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 58a–58b ·
metinde göster ·
… askerdir. Cümlesi sâzların bir perdede düşüp makâm-ı bûselikde ve gayrı makâmda
küll-i
külliyât ve şeddü'l-asr ve şükûfezâr ve Solakzâde sakîli peşrevlerin çalup bir …
{Netîce-i zurnacıyân alayı: Bunlar dahi on bir esnâf-ı sâzendegândır ve cümle (---) askerdir. Cümlesi sâzların bir perdede düşüp makâm-ı bûselikde ve gayrı makâmda küll-i külliyât ve şeddü'l-asr ve şükûfezâr ve Solakzâde sakîli peşrevlerin çalup bir hây-hû ve bir fasl-ı garîb ederler kim garîbü'd-diyârların dâr-ı diyârların hâtıra getirirler. Pâdişâh dahi alay köşkünden fasılların istimâ‘ edüp bir kîse guruş ihsân alup mesrûr [u] handân olup beyne'l-akrân revâne oldular}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 208a ·
metinde göster ·
… esinde yokdur. Zîrâ kendüsü hüner sâhibi ve ilm-i mûsıkîde fünûn-ı asr olmağile
küll-i
külliyât sahibi ve zencîr yigirmi dörd usullü ve şükûfe-zâr ve sabâ-darb fethiy …
Netîce-i merâm fünûnda tekmîl-i pâye edüp yed-i tûlâsın ayân etmişdir. Paşa efendimizle sarâyında on gün tekâ‘üd edüp her gün ale't-tevâlî sabâhdan ta vakt-i gurûba varınca cemî‘i mutrıbân u kışmirân ve bâz-ı bâzân u serbâzân gelüp niçe bin arz-ı kâlâ edüp hândan ve paşadan ihsân alurlardı. Hânın cemî‘i erbâb-ı ma‘ârife ve cemî‘i ulemâya i‘tibâr etdüğinden cemî‘i diyârdan tekmîl-i fünûn etmiş âdemler Bitlîs hânına gelüp eğer her cânibi ma‘mûr kimesne ise ana bâğ u bâğçeli sarâylar ve cevârîler ve bî-had u bîvâye hâneler verüp Bitlîs deresi içinde ol hezârfeni kayd [u] bend edüp tek cemî‘i ma‘rifetin ihdâsı içün hân böyle Cemşîd-hüner olmuşdur. Ve dükeli zamân selîkası ma‘rifet tahsîli tarafına düşmüşdür. Anınçün hâlâ şehr-i Bitlîs erbâb-ı ma‘ârifle pür olmuşdur. Ve hânın mehterhânesinde olan üstâd-ı kâmil zurnazen ve boruzen ve kudümzen ve zilzen bir vüzerâda değil bizzât Âl-i Osmân kârhânesinde yokdur. Zîrâ kendüsü hüner sâhibi ve ilm-i mûsıkîde fünûn-ı asr olmağile küll-i külliyât sahibi ve zencîr yigirmi dörd usullü ve şükûfe-zâr ve sabâ-darb fethiyle çalar peşrev sâhibi üstâd-ı mehterleri var kim gûyâ her biri zurnayı te’lîf eyleyen Cemşîd'dir. Vakt-i ışâda vakt-i Şâfi‘îde âlem ağyârdan bî-haber oldukda fasl etdiklerinde âdem hayât bulur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 229a ·
metinde göster ·
… gülbâng-ı Muhammedî çeküp bir yaylım tüfeng ve bir yaylım top atup zemîn-i Kili
külli
lerzeye vardı. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evsâf-ı varoş-ı Kili kal‘ası: Büyük kal‘anın cânib-i garbında bir düz vâdîde şekl-i muhammes bir varoş-ı azîmdir kim cümle on bir mahalle ve cümle iki bin aded tahtânî ve fevkânî tahta havlılı ve tahta şindire örtülü evlerdir ve cümle on yedi mihrâbdır. Cümleden çârsû içinde cemâ‘at-i kesîreye mâlik (---) câmi‘i gâyet ma‘mûr ve şîrîn sâde binâ câmi‘-i ra‘nâdır. Hattâ bu câmi‘e Melek Paşa salât-ı cum‘a edâ etmeğe gelirken kal‘adan cümle neferât pâdişâha hayır du‘â ile gülbâng-ı Muhammedî çeküp bir yaylım tüfeng ve bir yaylım top atup zemîn-i Kili külli lerzeye vardı. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 66b ·
metinde göster ·
şey'in yerci‘u ilâ aslihi" Aslında Hasan mâlıymış. Yine hüsn-i tedbîr ile ‘Hasa …
Köpürlü eydir: "Külli şey'in yerci‘u ilâ aslihi" Aslında Hasan mâlıymış. Yine hüsn-i tedbîr ile ‘Hasan mâlıdır’ deyü {koyunları} alup pâdişâha i‘lâm etdiler. Buna artık gayrı ilâc olmaz. Mukayyed olman" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 76a ·
metinde göster ·
… örtülüdür. Ve her evde birer ve ikişer kuyu mukarrerdir. Ve her hanede cüz’i ve
külli
bâğçe ve üzüm asması sokaklar üzre müzeyyen olmasını iltizâm etmişler. Ve limon …
Ve cümle evleri kireç-misâl gerz toprağı derler bir toprak vardır, bir garâ’ib ma‘dendir, gemiler ile getirirler, anı cümle evlerin üzerlerine örterler. Aslâ yağmur te’sîr etmez. Ammâ cümle evlerin saçakları eğri olmak ile kiremit örtülüdür. Ve her evde birer ve ikişer kuyu mukarrerdir. Ve her hanede cüz’i ve külli bâğçe ve üzüm asması sokaklar üzre müzeyyen olmasını iltizâm etmişler. Ve limon ve turunc dırahtları bî-hisâbdır. Ve bu şehir içre nümâyân cümle hurmâ ağaçları vardır. Her Y 118a biri semâya ser çekmiş nahl-i Tûbâ misâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y117b–Y118a ·
metinde göster ·
"Allâhümme innî es'elüke ilmen nâfi‘an ve rızkan vâsi‘an ve şifâen min
külli
dâin vağsil kalbî ve'mla’hu ve min haşyetik." deyüp kana kana içüp ihrâmına dök …
"Allâhümme innî es'elüke ilmen nâfi‘an ve rızkan vâsi‘an ve şifâen min külli dâin vağsil kalbî ve'mla’hu ve min haşyetik." deyüp kana kana içüp ihrâmına döke.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y316a ·
metinde göster ·
"Allâhümme innî es'elüke ilmen nâfi‘an ve rızkan vâsi‘an ve şifâe min
külli
dâin ve min haşyetik" deyü safâ-yı hâtır ile şifâ niyyetine nûş edüp def‘-i atş …
"Allâhümme innî es'elüke ilmen nâfi‘an ve rızkan vâsi‘an ve şifâe min külli dâin ve min haşyetik" deyü safâ-yı hâtır ile şifâ niyyetine nûş edüp def‘-i atşân ederken üzerine dökerek ba‘zısı başından aşağı döküp fî'l-hâl şiddet-i hârdan libâsları yâbis olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y346b ·
metinde göster ·
şeyin ol sâni‘-i lâ-nazîrdir kim akl-ı benî âdem anın hikmetine hayrân [u] serg …
Perverdigâr-ı Kadîrün alâ külli şeyin ol sâni‘-i lâ-nazîrdir kim akl-ı benî âdem anın hikmetine hayrân [u] sergerdândır, bir sun‘-ı ezelîsi dahi budur kim bu karye-i Ruveyhib sahrâlarında hâsıl olur geven dikeni gibi bir alçacık diken menbûtdur. Ana lisân-ı Arabda gâsûl derler. Galat-ı meşhûru kâsûl dahi derler. Asferü'l-levn bir nebâtât-ı giyâhâtdır. Mugaylân dikeni gibi nîşterli dikeni olur. Mâh-ı Temmûz'da kemâlin bulup tohum verüp tohmu yere dökülür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y312b ·
metinde göster ·