… iş iki aded beyâz mermer-i hâmdan hum-ı husrevânîler getirdmişdir kim böyle bir
küplere
ne Cem ve ne Cemşîd ve ne Dâr[â] mâlik olmamışdır. Her biri birer yek pâre hamm …
Ve yine Sultân Murâd-ı Sâlis câmi‘ içre Marmara cezîresinden gelmiş iki aded beyâz mermer-i hâmdan hum-ı husrevânîler getirdmişdir kim böyle bir küplere ne Cem ve ne Cemşîd ve ne Dâr[â] mâlik olmamışdır. Her biri birer yek pâre hammâm kubbesi kadar vardır. Allâhu a‘lem ale't-tahmîn her biri biner kîle hınta almak ihtimâli vardır. Câmi‘in dâhilinde, biri yemînde biri yesârda âb-ı hayât ile mâl-â-mâl durup cümle cemâ‘at musluklarından tecdîd-i vuzû’ edüp âb-ı nâbından nûş edüp def‘-i atşân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 36a ·
metinde göster ·
… arafında yedi husrevânî küp altun bulduğu yer hâlâ zâhir ü bâhirdir kim hâlâ ol
küpler
İslâmbol'da Uzun Çârsû başındaki sebîlhânesi içinde durur mermer küplerdir. Böy …
Hikmet-i Hudâ bu câmi‘i, Piyâle Paşa merhûm binâya şürû‘ etdükde câmi‘in şimâlî tarafında yedi husrevânî küp altun bulduğu yer hâlâ zâhir ü bâhirdir kim hâlâ ol küpler İslâmbol'da Uzun Çârsû başındaki sebîlhânesi içinde durur mermer küplerdir. Böyle helâl mâl ile binâ olunmuş câmi‘dir. Ve bir tekye ve kendilere bir medfen ve bir hammâm ve bir çârsû binâ etmişdir. Rahmetullâhi aleyh. Gâzî Paşa'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 125b ·
metinde göster ·
… hâlâ ol küpler İslâmbol'da Uzun Çârsû başındaki sebîlhânesi içinde durur mermer
küplerdir
. Böyle helâl mâl ile binâ olunmuş câmi‘dir. Ve bir tekye ve kendilere bir medfe …
Hikmet-i Hudâ bu câmi‘i, Piyâle Paşa merhûm binâya şürû‘ etdükde câmi‘in şimâlî tarafında yedi husrevânî küp altun bulduğu yer hâlâ zâhir ü bâhirdir kim hâlâ ol küpler İslâmbol'da Uzun Çârsû başındaki sebîlhânesi içinde durur mermer küplerdir. Böyle helâl mâl ile binâ olunmuş câmi‘dir. Ve bir tekye ve kendilere bir medfen ve bir hammâm ve bir çârsû binâ etmişdir. Rahmetullâhi aleyh. Gâzî Paşa'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 125b ·
metinde göster ·
… fıçıları var kim ta‘bîr olunmaz. Ve Enez'in ve Mağrib'in ve Atina'nın husrevânî
küplerinde
otuzar kırkar yıllık sirkeleri vardır. Ve âdem sığar katremîz sırça şîşeler içr …
Esnâf-ı sirkecibaşı: Mîrî kârhâne Unkapanı'nın iç yüzünde Azebler mahallesi'nde pâdişâha mahsûs kârhâne-i azîmdir. Niçe yüz Bartın ve İngilis fıçıları var kim her birinin içine onar, on beşer âdem sığar fıçılardır ve Mora'nın ardıç ağacı fıçıları ve Alman fıçıları var kim ta‘bîr olunmaz. Ve Enez'in ve Mağrib'in ve Atina'nın husrevânî küplerinde otuzar kırkar yıllık sirkeleri vardır. Ve âdem sığar katremîz sırça şîşeler içre gül sirkesi ve amber sirkesi ve hurmâ sirkesi ve koknâr sirkesi ve misket sirkesi ve tüffâh sirkesi ve niçe yüz elvân müsmirâtdan pâdişâh içün kırkar ellişer yıllık sirke şîşeler ile müzeyyen olmuş Ebü'l-feth'den berü sirkehâne kârhânesidir. Ketehorya bâğlarında sirkecibaşıya mahsûs bin dölüm misket üzümü bâğları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 170b ·
metinde göster ·
Bunlar arabalar üzre dükkânların müzeyyen edüp gûnâ-gûn fağfûrî ve gayrı
küpler
içre gûnâ-gûn turşular ve dükkânlarında iri fağfûrî tabaklar içre na‘nâ ve ma‘d …
Bunlar arabalar üzre dükkânların müzeyyen edüp gûnâ-gûn fağfûrî ve gayrı küpler içre gûnâ-gûn turşular ve dükkânlarında iri fağfûrî tabaklar içre na‘nâ ve ma‘denüs ve kerefis ve gül ve kebere ve hıyâr ve patlıcan ve lahana ve havuc ve şargam ve pırasa ve sarımsak ve gûnâ-gûn turşular ile dükkânların zeyn edüp alay-ı azîm ile ubûr ederken 171a halka turşu bezl ederler. Bunların ardları sıra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 170b–171a ·
metinde göster ·
… mâs ve nîlûfer ve zûfâ ve temir-hindî ve vişnâb ve gûnâ-gûn engûrden eşribeleri
küplerinde
ve badyalarında kepçeler ile halka karşu savu[ra]rak ubûr ederler.
medfûndur. Bunlar dahi arabalar üzre dükkânların zeyn eyleyüp niçe bin kâseler ve kulplu İznik çinileri ve fağ[f]ûr çini kâseler ile kârhânelerin zeyn edüp gûnâ-gûn reybâs ve amber-i bâris ve gül-limon ve hummâs ve nîlûfer ve zûfâ ve temir-hindî ve vişnâb ve gûnâ-gûn engûrden eşribeleri küplerinde ve badyalarında kepçeler ile halka karşu savu[ra]rak ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 172a ·
metinde göster ·
içre ve kalaylı taştlar içre Mayak ve Perezen ve Kerş ve Taman ve Kefe ve Kili …
Esnâf-ı yağcıyân-ı gûnâgûn: [Dükkân] 185, neferât 300, pîrleri (---)(---)(---)(---)(---)(---) bâlâda yağkapanı emîninin alayında gümrük alınan yağ bâzergânları tahrîr olunmuşdu. Ammâ bunlar yağ tâcirleridir kim sâhib-i dükkânlardır. Bunlar dükkânların elvân elvân ezhârât [ü] şükûfeler ile zeyn edüp niçe husrevânî küpler içre ve kalaylı taştlar içre Mayak ve Perezen ve Kerş ve Taman ve Kefe ve Kili ve Akkirman yağların katremîz şîşeler içre arabaların zeyn edüp ubûr ederken ba‘zı mudhik âdemleri uryân olup cümle vücûduna yağ sürüp ellerinde üfürülmüş rûzgâr ile memlû tulumlar ile seyrâncıların üzerine vardıkca temâşâcılar gerüye kaçup şâhrâhı küşâde ederler. Ba‘zısı yağlı tulumlar ile halkı yağlayarak gûnâ-gûn şakalar ederek yağ tulumların kızaklar üzre çekerek pür-silâh ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 179a ·
metinde göster ·
… ihası beddir. Lâkin Mağrib-i Tarabulus sâbûnu koyu bulamaç gibi rakı sâbûnudur,
küpler
ile İslâmbol'a bâzergânlar getirüp bir latîf hoş-bûsu var, esbâbı gâyet(?) beyâ …
Bu sâbûncular Haleb eyâletinde İdlib ve Rîha ve Yekfelûn ve imroz ve İzmir ve Kuşadası şehirlerinden sâbûn getirüp İslâmbol'u ganîmet ederler. Ammâ cümleden latîf Şâm-ı Tarabulusu ve Kudüs-i Şerîf ve Nâbulus sâbûnları misk râyihalı beyâz sâbûndur. Silisre ve Nigebolı [ve] Vidin câniblerinde dahi zîbâ sâbûnlar yaparlar ammâ anlar koyunun iç yağındandır, râyihası beddir. Lâkin Mağrib-i Tarabulus sâbûnu koyu bulamaç gibi rakı sâbûnudur, küpler ile İslâmbol'a bâzergânlar getirüp bir latîf hoş-bûsu var, esbâbı gâyet(?) beyâz eder sâbûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 179b ·
metinde göster ·
… ânîler ve ra‘dîler ve evrenler ve ejdehâlar ve havân ve kumbaralar ve husrevânî
küpler
ve mârîler ve kelebekler ve'l-hâsıl bin yüz elli pâre âlât-ı âteşbâzlıklar san‘ …
Ve gûnâ-gûn badaluçka ve havân ve tulumba ve nerdübân ve şems-i cihân ve kafesler ve mühr-i Süleymânlar ve çatal âsumânîler ve ra‘dîler ve evrenler ve ejdehâlar ve havân ve kumbaralar ve husrevânî küpler ve mârîler ve kelebekler ve'l-hâsıl bin yüz elli pâre âlât-ı âteşbâzlıklar san‘atı Freng-i pür-renge mahsûs iken bu Âl-i Osmân'ın fişengbâzları bâlâda zikr olunan eşkâllere âteş edüp her birinde birer san‘at-ı ibret-nümâ müşâhede olunur kim zî-akl olan gaş[y] u hayrân olup sihr-i i‘câz mertebesinde san‘atların icrâ eyleyüp arz-ı mahâret eyleyüp fişekler ile şeb-i muzlimi leyle-i Kadir edüp rûz-ı rûşen-misâl ederler ve geceleri Kadir, rûzları rûz-ı ıyd-ı adhâ olup pâdişâh huzûrunda bu gûne arz-ı mahâret ederek alayköşkü dibinden ubûr ederler. Ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 183a ·
metinde göster ·
… bet edüp yağ değirmeni tahîne çıkarır, at değirmenleri un öğüdür, su dollâbları
küplerden
su çıkarup araba ve kızaklar üzre olan havz u şâzrevânlara birer san‘at ile sul …
Yağ değirmeni ve at değirmeni ve su dollâbı çarhcıları cümle arabalar üzre çarhların yapup araba tekerlekleri deverân etdikce mezkûr çarhlara tekerleklerin perleri isâbet edüp yağ değirmeni tahîne çıkarır, at değirmenleri un öğüdür, su dollâbları küplerden su çıkarup araba ve kızaklar üzre olan havz u şâzrevânlara birer san‘at ile sular dökülüp şâzrevânlar revâne olur aceb san‘at-ı musanna‘dır. Alayköşkünden pâdişâh bu çarhları görüp "Ey tasnîfdir" deyü pesend edüp bu üç esnâfa bir kîse guruş ihsân etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 205b ·
metinde göster ·
Esnâf-ı subyacıyan: Dükkân iki nefer on âdemdir. Bunlar Mısır'dan gelüp bir dükkân Ayasofya hammâmı mukâbelesinde, biri Karaman-ı Kebîr'de idi. Bunlar subyaların cerre ve küplerde hıfz edüp bey‘ ederlerdi. Pirinci değirmenden çeküp pâk [ü] rakîk eleyüp, andan hamîr edüp furunda pişirüp, ba‘dehu cüllâb edüp eleklerden süzüp içine mî‘âd şekeriyle bir gece yatup ale's-sabâh kâse kâse satarken üzerine darçın ekerlerdi, aslâ südden fark olunmaz beyâz cüllâb idi. Bir günlüğü sehl-i dilberân olup cümle ulemâ ve sulehâlar mübtelâ olup hayli kâr ederlerdi. Bunlar dahi tahtırevânlar üzre dükkânlarında subya bey‘ ederek geçdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 213b ·
metinde göster ·
… şrası münebbet Portukalî kâse ve tabaklar ve yüz elli aded balğamî ve Hüsrevânî
küpler
kim her biri gûnâ-gûn me‘âcin-i mümessek ü zî-kıymetler ile memlû küpler idi. B …
Ve yigirmi katır bârı keçeli sandûkalar içre cümle sekiz yüz aded fağfûr-ı Çîn kâseler ve gûnâ-gûn zî-kıymet tabaklar ve mertebânîler ve münebbet kâseler ve elvân çârgül fincânlar ve balğamî tabaklar ve bî-hisâb musanna‘ u münakkaş kâse ve tabak-ı İznik-i Rûm çînîler ve içerisi ve taşrası münebbet Portukalî kâse ve tabaklar ve yüz elli aded balğamî ve Hüsrevânî küpler kim her biri gûnâ-gûn me‘âcin-i mümessek ü zî-kıymetler ile memlû küpler idi. Bu yüz elli aded münakkaş Acemî ve kâr-ı Kudüs ve şuğl-i Kütahiyyevî ve amel-i İznik kavanoz ve hokkalar içre mu‘amber reçellerin envâ‘ından reçel-i Kepat u Emlec ü Kâbilî ve âlû-yı Belhî ve âlû-yı Buhârî ve âlû-yı Horasânî vü tüffâhî ve murabba‘-ı zencîl ve murabba‘-ı cevz-i bevvâ ve murabba‘-ı cevz-i Hindî ve murabba‘-ı cevz-i Rûmî ve murabba‘-ı hıyârşember ve murabba‘-ı riyâs ve murabba‘-ı ışkın ve murabba‘-ı temer-i Habeşî misilli murabba‘âtlar mezkûr kavanoz ve hokkalar mâl-â-mâl iken mezâd-ı sultânîde gezerken beyyâ‘lar ve bâyi‘ler "Ayâ bu nedir çaşni helâl midir?" deyü herkes yeye yeye cümle hamlar boş kalup dellâllar bâr-ı sakîlden halâs olup ancak tehî küpler fürûht-ı bî-bahâ olundu. Ammâ ol gün cümle ahâlî-i ordu hulviyyât ve mümessek ta‘âm-ı zülbiyyât yediklerinden birbirleriyle tatlu ve ballu söyleşüp geçindiler ve insâf edenler hân-ı firârîye hayr du‘â etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 279a ·
metinde göster ·
… revânî küpler kim her biri gûnâ-gûn me‘âcin-i mümessek ü zî-kıymetler ile memlû
küpler
idi. Bu yüz elli aded münakkaş Acemî ve kâr-ı Kudüs ve şuğl-i Kütahiyyevî ve am …
Ve yigirmi katır bârı keçeli sandûkalar içre cümle sekiz yüz aded fağfûr-ı Çîn kâseler ve gûnâ-gûn zî-kıymet tabaklar ve mertebânîler ve münebbet kâseler ve elvân çârgül fincânlar ve balğamî tabaklar ve bî-hisâb musanna‘ u münakkaş kâse ve tabak-ı İznik-i Rûm çînîler ve içerisi ve taşrası münebbet Portukalî kâse ve tabaklar ve yüz elli aded balğamî ve Hüsrevânî küpler kim her biri gûnâ-gûn me‘âcin-i mümessek ü zî-kıymetler ile memlû küpler idi. Bu yüz elli aded münakkaş Acemî ve kâr-ı Kudüs ve şuğl-i Kütahiyyevî ve amel-i İznik kavanoz ve hokkalar içre mu‘amber reçellerin envâ‘ından reçel-i Kepat u Emlec ü Kâbilî ve âlû-yı Belhî ve âlû-yı Buhârî ve âlû-yı Horasânî vü tüffâhî ve murabba‘-ı zencîl ve murabba‘-ı cevz-i bevvâ ve murabba‘-ı cevz-i Hindî ve murabba‘-ı cevz-i Rûmî ve murabba‘-ı hıyârşember ve murabba‘-ı riyâs ve murabba‘-ı ışkın ve murabba‘-ı temer-i Habeşî misilli murabba‘âtlar mezkûr kavanoz ve hokkalar mâl-â-mâl iken mezâd-ı sultânîde gezerken beyyâ‘lar ve bâyi‘ler "Ayâ bu nedir çaşni helâl midir?" deyü herkes yeye yeye cümle hamlar boş kalup dellâllar bâr-ı sakîlden halâs olup ancak tehî küpler fürûht-ı bî-bahâ olundu. Ammâ ol gün cümle ahâlî-i ordu hulviyyât ve mümessek ta‘âm-ı zülbiyyât yediklerinden birbirleriyle tatlu ve ballu söyleşüp geçindiler ve insâf edenler hân-ı firârîye hayr du‘â etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 279a ·
metinde göster ·
… yeye yeye cümle hamlar boş kalup dellâllar bâr-ı sakîlden halâs olup ancak tehî
küpler
fürûht-ı bî-bahâ olundu. Ammâ ol gün cümle ahâlî-i ordu hulviyyât ve mümessek t …
Ve yigirmi katır bârı keçeli sandûkalar içre cümle sekiz yüz aded fağfûr-ı Çîn kâseler ve gûnâ-gûn zî-kıymet tabaklar ve mertebânîler ve münebbet kâseler ve elvân çârgül fincânlar ve balğamî tabaklar ve bî-hisâb musanna‘ u münakkaş kâse ve tabak-ı İznik-i Rûm çînîler ve içerisi ve taşrası münebbet Portukalî kâse ve tabaklar ve yüz elli aded balğamî ve Hüsrevânî küpler kim her biri gûnâ-gûn me‘âcin-i mümessek ü zî-kıymetler ile memlû küpler idi. Bu yüz elli aded münakkaş Acemî ve kâr-ı Kudüs ve şuğl-i Kütahiyyevî ve amel-i İznik kavanoz ve hokkalar içre mu‘amber reçellerin envâ‘ından reçel-i Kepat u Emlec ü Kâbilî ve âlû-yı Belhî ve âlû-yı Buhârî ve âlû-yı Horasânî vü tüffâhî ve murabba‘-ı zencîl ve murabba‘-ı cevz-i bevvâ ve murabba‘-ı cevz-i Hindî ve murabba‘-ı cevz-i Rûmî ve murabba‘-ı hıyârşember ve murabba‘-ı riyâs ve murabba‘-ı ışkın ve murabba‘-ı temer-i Habeşî misilli murabba‘âtlar mezkûr kavanoz ve hokkalar mâl-â-mâl iken mezâd-ı sultânîde gezerken beyyâ‘lar ve bâyi‘ler "Ayâ bu nedir çaşni helâl midir?" deyü herkes yeye yeye cümle hamlar boş kalup dellâllar bâr-ı sakîlden halâs olup ancak tehî küpler fürûht-ı bî-bahâ olundu. Ammâ ol gün cümle ahâlî-i ordu hulviyyât ve mümessek ta‘âm-ı zülbiyyât yediklerinden birbirleriyle tatlu ve ballu söyleşüp geçindiler ve insâf edenler hân-ı firârîye hayr du‘â etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 279a ·
metinde göster ·
Evvelâ bu Sarây meydânında bir beyâz yekpâre mermerden bir havz-ı latîf var, anın içinde husrevânî küpler kadar kabuklu sümüklü böcek tasvîrlerin üstâd-ı Macar-ı füccâr tuçdan döküp kabuğundan sümüklü böcekler boynuzların çıkarup baş göstermiş. Bir gûne musanna‘ tasvîrler etmiş kim görenler gülmeden vâlih ü hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 81b ·
metinde göster ·
… çarhlar Tuna suyuna tokmakları biri biri akabince urdukça zor ile Tuna suyu su
küpleri
içine girüp yokuş yukaru şazrev[â]n gibi küpler içre su gürleyerek tâ Ortahisâr …
Nehr-i Tuna kenârında bir kulle-i azîm vardır. Ol kullede gûnâ-gûn çarhları ve dollâbları atlar çevirdikçe çarhlar Tuna suyuna tokmakları biri biri akabince urdukça zor ile Tuna suyu su küpleri içine girüp yokuş yukaru şazrev[â]n gibi küpler içre su gürleyerek tâ Ortahisâr'da bu çeşmeden pertâb edüp çıkar. Görmeğe muhtâç sihr-i mübîn mertebesi bir san‘at-ı ibret-nümâdır kim vasfında lisân kâsırdır, zîrâ mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 83b ·
metinde göster ·
… e urdukça zor ile Tuna suyu su küpleri içine girüp yokuş yukaru şazrev[â]n gibi
küpler
içre su gürleyerek tâ Ortahisâr'da bu çeşmeden pertâb edüp çıkar. Görmeğe muhtâ …
Nehr-i Tuna kenârında bir kulle-i azîm vardır. Ol kullede gûnâ-gûn çarhları ve dollâbları atlar çevirdikçe çarhlar Tuna suyuna tokmakları biri biri akabince urdukça zor ile Tuna suyu su küpleri içine girüp yokuş yukaru şazrev[â]n gibi küpler içre su gürleyerek tâ Ortahisâr'da bu çeşmeden pertâb edüp çıkar. Görmeğe muhtâç sihr-i mübîn mertebesi bir san‘at-ı ibret-nümâdır kim vasfında lisân kâsırdır, zîrâ mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 83b ·
metinde göster ·
… â hammâm kurnasından âlîce yâhûd buğday dibeği gibi yâhûd boyacıların ağzı açık
küpleri
gibi kalın demir çemberler ile kırk elli yerden kuşaklı âdem kaddi kadardır ve …
Nev‘-i diğer-i ağaç top-ı müdfa‘: Bunun hey’et-i mecmû‘a aceblüsü eyle inşâ olunmuş kim yine dişbudak ağacının kökünden gûyâ hammâm kurnasından âlîce yâhûd buğday dibeği gibi yâhûd boyacıların ağzı açık küpleri gibi kalın demir çemberler ile kırk elli yerden kuşaklı âdem kaddi kadardır ve içine âdem sığar kadar. Bu ağaç topların falyaları altındadır, öbir ağaç toplar gibi falyası üstünde değildir. Ve demir çemberlerinin her birinde ikişer üçer aded demir halkalarıyla her topda yigirmişer otuzar dökme demir halkalar var, cümle çemberlerde bile dökülmüş halkalardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 69b ·
metinde göster ·
… Obur dağı ardından Abaza sehereleri köklerinden kopmuş dıraht-ı azîmler üzre ve
küpler
ve tekneler ve hasîrlar ve araba tekerlekleri ve fırın söykeleri ve niçe bin gû …
Anı gördük, hemân Obur dağı ardından Abaza sehereleri köklerinden kopmuş dıraht-ı azîmler üzre ve küpler ve tekneler ve hasîrlar ve araba tekerlekleri ve fırın söykeleri ve niçe bin gûne eşyâlara binüp ber-hevâ uçarak Obur dağı üzre geldiler. Hemân biri bizim Çerkezin Habeş dağı içinden niçe yüz aded saçların dağıtmış fîl dişleri gibi dişleri taşra çıkmış gözlerinden ve burunlarından ve kulakları ve ağızlarından gemi direkleri gibi âteşler hevâya saçılup her biri birer ağaçdan oyulmuş balık çırnıklarına ve at leşleri ve sığır leşleri ve gemi direklerine deve ölülerine binüp ellerinde yılan ve evrenler ve ipler ve âdem ve at ve deve kelleleri ile hevâda uçarak Abaza seherel[er]i ve bu Çerkez oburları gök yüzünde birbirlerine girüp ol gece bu iki kavmin câdûları ber-hevâ eyle ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl eylediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 151b ·
metinde göster ·
… " [de]diler. Ammâ gayri zamân beş on dânesi birbirleriyle yerde arabalarıyla ve
küpleriyle
ceng ederken hevâya da çıkarlardı, ammâ bu gece aceb temâşâ oldu, dediler.
El-hâsıl hakîr bu asıl şeylere gâyet münkir idim, ammâ bizimle olan askerin niçe bini görüp hayretde kaldılar. Ve mukaddemâ anlarda görmüş âdemler çok idi. Ammâ Çerkes kişileri yemîn edüp "Kırk elli yıldan berü bu mertebe vefret üzre oburların cenglerin görmemiş idik" [de]diler. Ammâ gayri zamân beş on dânesi birbirleriyle yerde arabalarıyla ve küpleriyle ceng ederken hevâya da çıkarlardı, ammâ bu gece aceb temâşâ oldu, dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 152a ·
metinde göster ·
: Bir öz içine vâki‘ olmuş bâğ-ı Aspuzu-misâl kurâlardır. Cümle re‘âyâları küp v …
Karye-i Küpler: Bir öz içine vâki‘ olmuş bâğ-ı Aspuzu-misâl kurâlardır. Cümle re‘âyâları küp ve desti ve kiremit işlediklerinden Küpler köyü derler. Bir hânı ve üç aded kahvehânesi ve on kadar dükkânları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 287a ·
metinde göster ·
… puzu-misâl kurâlardır. Cümle re‘âyâları küp ve desti ve kiremit işlediklerinden
Küpler
köyü derler. Bir hânı ve üç aded kahvehânesi ve on kadar dükkânları var.
Karye-i Küpler: Bir öz içine vâki‘ olmuş bâğ-ı Aspuzu-misâl kurâlardır. Cümle re‘âyâları küp ve desti ve kiremit işlediklerinden Küpler köyü derler. Bir hânı ve üç aded kahvehânesi ve on kadar dükkânları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 287a ·
metinde göster ·
Ve yağ mahzeni köşesinden yine haremin iç yüzünden imâret
küpleri
durduğu bucağa varınca yüz elli adımdır. Ve bu mahalden yine iç yüzünden Bâb-ı …
Ve yağ mahzeni köşesinden yine haremin iç yüzünden imâret küpleri durduğu bucağa varınca yüz elli adımdır. Ve bu mahalden yine iç yüzünden Bâb-ı Rahmet'e varınca anı ubûr edüp Bâb-ı Selâm'a gelince yüz yetmiş adımdır. Bu hisâb üzre bu câmi‘-i şerîf iç yüzünden altı yüz toksan adımdır, taşradan bin adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y281b ·
metinde göster ·
… bî-had [ü] bî-kıyâs lâ’l yâkût ve elmâs ve zümürrüd bulup ve niçe bin Husrevânî
küpleri
mümessek zer-i hâlis ile mâl-â-mâl bulup Şâm-ı şerîfde câmi‘-i Ümeyye ve bu Mek …
Ve Âl-i Emeviyyûn'dan Velîd bin Abdülmelik zamân-ı hilâfetinde bin pâre gemi ile Mağrib-zemînde diyâr-ı Endelüs'de medîne-i Tulayt[ul]a'yı feth etdükde Hazret-i Süleymân'ın defînesin bulup altun mandalar içinde bî-had [ü] bî-kıyâs lâ’l yâkût ve elmâs ve zümürrüd bulup ve niçe bin Husrevânî küpleri mümessek zer-i hâlis ile mâl-â-mâl bulup Şâm-ı şerîfde câmi‘-i Ümeyye ve bu Mekke-i mükerremeyi ol kadar tezyîn eyledi kim gûyâ Cennet-i Adn oldu. Ve yedi kantâr zer-i hâlisden ibtidâ mîzâb-ı rahmeti bunlar inşâ etdirdi. Ammâ bâr-ı sakîl olmak ile her bâr ol bâr-ı mîzâb düşerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y340b ·
metinde göster ·
nam mahalde rada ederler. Bu mahal Mısır vezîrinin hâsıl-ı harc ağası kırk elli …
Küpler nam mahalde rada ederler. Bu mahal Mısır vezîrinin hâsıl-ı harc ağası kırk elli aded haymeleri ile meks edüp Emîrü'l-hacca ve sâ’ir a‘yân-ı huccâca ziyâfet eder. Ve paşa kîsesinden bin don ve bin gömlek ve yüz kapama ve yigirmi deve yükü ekmek cümle fukarâ-yı cî‘âna ve huddâmân-ı uryâna bezl olunup niçe bin fukarâ libâs-ı cedîd ile mülebbes olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y386a ·
metinde göster ·
… bkeşân ne kadar develeri var ise her sene huccâc-ı müslimîn Mısır'a girirken bu
Küpler
nâm mahalde niçe yüz husrevânî küpler ve taş tekneler ve havz-ı azîmler varise …
Ve kânûndur kim Mısır'da niçe bin a‘yân [u] eşrâfın âbkeşân ne kadar develeri var ise her sene huccâc-ı müslimîn Mısır'a girirken bu Küpler nâm mahalde niçe yüz husrevânî küpler ve taş tekneler ve havz-ı azîmler varise cümle Mısır a‘yânı develeri râviyeleri ile birer nevbet su getirüp mezkûr küpleri pür eyleyüp cümle huccâc ve gayri sâhib-i ihtiyâc ve gayri hayvânât-ı ac bu âb-ı hayevândan nûş edüp def‘-i atşân etdiklerinde sâhibü'l-hayrâta hayır du‘â ederler. Zîrâ bu mahalle gelince dörd konak yerlerde sular acıdır. Andan huccâc bu Küpler'den kalkup yola revâne olurlar. Ve ekseriyyâ Mısırlının ba‘zısı huccâca istikbâle Y 386b çıkdıkda tâ bu Küpler mahalline gelüp herkes dostları ile mülâkat ve müşerref olurlar. Andan vakt-i şâfi‘îde 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y386a–Y386b ·
metinde göster ·
… ene huccâc-ı müslimîn Mısır'a girirken bu Küpler nâm mahalde niçe yüz husrevânî
küpler
ve taş tekneler ve havz-ı azîmler varise cümle Mısır a‘yânı develeri râviyeleri …
Ve kânûndur kim Mısır'da niçe bin a‘yân [u] eşrâfın âbkeşân ne kadar develeri var ise her sene huccâc-ı müslimîn Mısır'a girirken bu Küpler nâm mahalde niçe yüz husrevânî küpler ve taş tekneler ve havz-ı azîmler varise cümle Mısır a‘yânı develeri râviyeleri ile birer nevbet su getirüp mezkûr küpleri pür eyleyüp cümle huccâc ve gayri sâhib-i ihtiyâc ve gayri hayvânât-ı ac bu âb-ı hayevândan nûş edüp def‘-i atşân etdiklerinde sâhibü'l-hayrâta hayır du‘â ederler. Zîrâ bu mahalle gelince dörd konak yerlerde sular acıdır. Andan huccâc bu Küpler'den kalkup yola revâne olurlar. Ve ekseriyyâ Mısırlının ba‘zısı huccâca istikbâle Y 386b çıkdıkda tâ bu Küpler mahalline gelüp herkes dostları ile mülâkat ve müşerref olurlar. Andan vakt-i şâfi‘îde 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y386a–Y386b ·
metinde göster ·
… arise cümle Mısır a‘yânı develeri râviyeleri ile birer nevbet su getirüp mezkûr
küpleri
pür eyleyüp cümle huccâc ve gayri sâhib-i ihtiyâc ve gayri hayvânât-ı ac bu âb- …
Ve kânûndur kim Mısır'da niçe bin a‘yân [u] eşrâfın âbkeşân ne kadar develeri var ise her sene huccâc-ı müslimîn Mısır'a girirken bu Küpler nâm mahalde niçe yüz husrevânî küpler ve taş tekneler ve havz-ı azîmler varise cümle Mısır a‘yânı develeri râviyeleri ile birer nevbet su getirüp mezkûr küpleri pür eyleyüp cümle huccâc ve gayri sâhib-i ihtiyâc ve gayri hayvânât-ı ac bu âb-ı hayevândan nûş edüp def‘-i atşân etdiklerinde sâhibü'l-hayrâta hayır du‘â ederler. Zîrâ bu mahalle gelince dörd konak yerlerde sular acıdır. Andan huccâc bu Küpler'den kalkup yola revâne olurlar. Ve ekseriyyâ Mısırlının ba‘zısı huccâca istikbâle Y 386b çıkdıkda tâ bu Küpler mahalline gelüp herkes dostları ile mülâkat ve müşerref olurlar. Andan vakt-i şâfi‘îde 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y386a–Y386b ·
metinde göster ·
… rler. Zîrâ bu mahalle gelince dörd konak yerlerde sular acıdır. Andan huccâc bu
Küpler'den
kalkup yola revâne olurlar. Ve ekseriyyâ Mısırlının ba‘zısı huccâca istikbâle ⟦ …
Ve kânûndur kim Mısır'da niçe bin a‘yân [u] eşrâfın âbkeşân ne kadar develeri var ise her sene huccâc-ı müslimîn Mısır'a girirken bu Küpler nâm mahalde niçe yüz husrevânî küpler ve taş tekneler ve havz-ı azîmler varise cümle Mısır a‘yânı develeri râviyeleri ile birer nevbet su getirüp mezkûr küpleri pür eyleyüp cümle huccâc ve gayri sâhib-i ihtiyâc ve gayri hayvânât-ı ac bu âb-ı hayevândan nûş edüp def‘-i atşân etdiklerinde sâhibü'l-hayrâta hayır du‘â ederler. Zîrâ bu mahalle gelince dörd konak yerlerde sular acıdır. Andan huccâc bu Küpler'den kalkup yola revâne olurlar. Ve ekseriyyâ Mısırlının ba‘zısı huccâca istikbâle Y 386b çıkdıkda tâ bu Küpler mahalline gelüp herkes dostları ile mülâkat ve müşerref olurlar. Andan vakt-i şâfi‘îde 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y386a–Y386b ·
metinde göster ·
… rlar. Ve ekseriyyâ Mısırlının ba‘zısı huccâca istikbâle Y 386b çıkdıkda tâ bu
Küpler
mahalline gelüp herkes dostları ile mülâkat ve müşerref olurlar. Andan vakt-i ş …
Ve kânûndur kim Mısır'da niçe bin a‘yân [u] eşrâfın âbkeşân ne kadar develeri var ise her sene huccâc-ı müslimîn Mısır'a girirken bu Küpler nâm mahalde niçe yüz husrevânî küpler ve taş tekneler ve havz-ı azîmler varise cümle Mısır a‘yânı develeri râviyeleri ile birer nevbet su getirüp mezkûr küpleri pür eyleyüp cümle huccâc ve gayri sâhib-i ihtiyâc ve gayri hayvânât-ı ac bu âb-ı hayevândan nûş edüp def‘-i atşân etdiklerinde sâhibü'l-hayrâta hayır du‘â ederler. Zîrâ bu mahalle gelince dörd konak yerlerde sular acıdır. Andan huccâc bu Küpler'den kalkup yola revâne olurlar. Ve ekseriyyâ Mısırlının ba‘zısı huccâca istikbâle Y 386b çıkdıkda tâ bu Küpler mahalline gelüp herkes dostları ile mülâkat ve müşerref olurlar. Andan vakt-i şâfi‘îde 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y386a–Y386b ·
metinde göster ·
Ve elli mikdârı enderûn [u] bîrûnu sırçalı azîm su
küpleri
gibi, ammâ dibleri vâsi‘, ağızlarına bir âdem kellesi sığar. Cümle bu gûne nuhâ …
Ve elli mikdârı enderûn [u] bîrûnu sırçalı azîm su küpleri gibi, ammâ dibleri vâsi‘, ağızlarına bir âdem kellesi sığar. Cümle bu gûne nuhâs ve türâb âvânî eşyâları hâzır edüp du‘âcı kıyâma gelince cümle huzzâr-ı meclis dahi ayağa kalkup ibtidâ besmele ve hamdele ve tarziye ve tasliyeden sonra ibtidâ âl-i Osmân'a ve sâhibü'l-hayrât ve'l-hasenât Sultân Kalavân'a ve Lokmân Hekîm'e ve Fisagores-i Tevhîdî'ye ve Sultân-ı hukemâ Ebû Alî Sinâ'ya ve sâ’ir Y 121b hukemâ ervâhların ale't-tertîb yâd edüp hâzırûn selâmetliğiyçün ve hekîmbaşı ve nâzır ağa ve kâtib aşçıbaşı ve cümle halîfeler ve sâ’ir huddâmların selâmetlerin yâd edüp ba‘de'd-du‘â tekbîr edüp Fâtiha-i şerîf tilâvet olup el yüze sürüldükden sonra koca sayyâdbaşı ve üç yılan kassâbları haremin ortasında duran on iki zenbîlin birinin ağzın sökünce el-azametullâh niçe bin yılan-ı bî-emân semm-i helâhil nîş-i cân rehâ bulunca hakîr gerçi mürtefi‘ mahalden temâşâ ederim, ammâ aklım başımdan gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y121a–Y121b ·
metinde göster ·
"Bu yılanların derileri ve bağırsakları ve ciğerleri ve yumurtaların tuzlayup
küpler
içinde salamura edüp hıfz etdiniz, bunları neylersin" dedim. Hekîmbaşı:
"Bu yılanların derileri ve bağırsakları ve ciğerleri ve yumurtaların tuzlayup küpler içinde salamura edüp hıfz etdiniz, bunları neylersin" dedim. Hekîmbaşı:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y122b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu cümle tathîr olmuş tuzlanan yılanları on iki kıt‘a kıt‘a sırçalı
küplere
koyup haremin bir köşesinde matbah ocakları üzre koyup altına santa ağacı âteşi …
Ba‘dehu cümle tathîr olmuş tuzlanan yılanları on iki kıt‘a kıt‘a sırçalı küplere koyup haremin bir köşesinde matbah ocakları üzre koyup altına santa ağacı âteşi germâ-germ verüp hekîmbaşının bir elinde asâsı ve bir elinde sâ‘ati. Aşçılar yine kendü halîfeleridir kim her biri tekmîl-i fünûn etmiş üstâd-ı kâmil telâmizlerdir, ancak hekîmbaşı hâzır olup evkât gözedir, üç sâ‘at yılanlar küpler içre kaynayup küpler üzre kehrübâr-misâl sarı sarı yağlar zâhir olup hekîmbaşı kendi eline kepçe alup ol sarı yılan yağların kepçe ile alup iri katremîz sırça şîşeler vardır, anlara doldurdu. Cümle küplerden böyle yağları cem‘ edüp katremîz şîşelerine doldurup yine yılanların küpleri altına germâ-germ âteş urdular. Ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim yılanlar tabh olduğu bakır âleti tancere ve kazgan değildir, zikr olunduğu üzre içi ve tışı sırçalı toprak küplerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y123a ·
metinde göster ·
… âmil telâmizlerdir, ancak hekîmbaşı hâzır olup evkât gözedir, üç sâ‘at yılanlar
küpler
içre kaynayup küpler üzre kehrübâr-misâl sarı sarı yağlar zâhir olup hekîmbaşı …
Ba‘dehu cümle tathîr olmuş tuzlanan yılanları on iki kıt‘a kıt‘a sırçalı küplere koyup haremin bir köşesinde matbah ocakları üzre koyup altına santa ağacı âteşi germâ-germ verüp hekîmbaşının bir elinde asâsı ve bir elinde sâ‘ati. Aşçılar yine kendü halîfeleridir kim her biri tekmîl-i fünûn etmiş üstâd-ı kâmil telâmizlerdir, ancak hekîmbaşı hâzır olup evkât gözedir, üç sâ‘at yılanlar küpler içre kaynayup küpler üzre kehrübâr-misâl sarı sarı yağlar zâhir olup hekîmbaşı kendi eline kepçe alup ol sarı yılan yağların kepçe ile alup iri katremîz sırça şîşeler vardır, anlara doldurdu. Cümle küplerden böyle yağları cem‘ edüp katremîz şîşelerine doldurup yine yılanların küpleri altına germâ-germ âteş urdular. Ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim yılanlar tabh olduğu bakır âleti tancere ve kazgan değildir, zikr olunduğu üzre içi ve tışı sırçalı toprak küplerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y123a ·
metinde göster ·
… ncak hekîmbaşı hâzır olup evkât gözedir, üç sâ‘at yılanlar küpler içre kaynayup
küpler
üzre kehrübâr-misâl sarı sarı yağlar zâhir olup hekîmbaşı kendi eline kepçe alu …
Ba‘dehu cümle tathîr olmuş tuzlanan yılanları on iki kıt‘a kıt‘a sırçalı küplere koyup haremin bir köşesinde matbah ocakları üzre koyup altına santa ağacı âteşi germâ-germ verüp hekîmbaşının bir elinde asâsı ve bir elinde sâ‘ati. Aşçılar yine kendü halîfeleridir kim her biri tekmîl-i fünûn etmiş üstâd-ı kâmil telâmizlerdir, ancak hekîmbaşı hâzır olup evkât gözedir, üç sâ‘at yılanlar küpler içre kaynayup küpler üzre kehrübâr-misâl sarı sarı yağlar zâhir olup hekîmbaşı kendi eline kepçe alup ol sarı yılan yağların kepçe ile alup iri katremîz sırça şîşeler vardır, anlara doldurdu. Cümle küplerden böyle yağları cem‘ edüp katremîz şîşelerine doldurup yine yılanların küpleri altına germâ-germ âteş urdular. Ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim yılanlar tabh olduğu bakır âleti tancere ve kazgan değildir, zikr olunduğu üzre içi ve tışı sırçalı toprak küplerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y123a ·
metinde göster ·
… ğların kepçe ile alup iri katremîz sırça şîşeler vardır, anlara doldurdu. Cümle
küplerden
böyle yağları cem‘ edüp katremîz şîşelerine doldurup yine yılanların küpleri al …
Ba‘dehu cümle tathîr olmuş tuzlanan yılanları on iki kıt‘a kıt‘a sırçalı küplere koyup haremin bir köşesinde matbah ocakları üzre koyup altına santa ağacı âteşi germâ-germ verüp hekîmbaşının bir elinde asâsı ve bir elinde sâ‘ati. Aşçılar yine kendü halîfeleridir kim her biri tekmîl-i fünûn etmiş üstâd-ı kâmil telâmizlerdir, ancak hekîmbaşı hâzır olup evkât gözedir, üç sâ‘at yılanlar küpler içre kaynayup küpler üzre kehrübâr-misâl sarı sarı yağlar zâhir olup hekîmbaşı kendi eline kepçe alup ol sarı yılan yağların kepçe ile alup iri katremîz sırça şîşeler vardır, anlara doldurdu. Cümle küplerden böyle yağları cem‘ edüp katremîz şîşelerine doldurup yine yılanların küpleri altına germâ-germ âteş urdular. Ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim yılanlar tabh olduğu bakır âleti tancere ve kazgan değildir, zikr olunduğu üzre içi ve tışı sırçalı toprak küplerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y123a ·
metinde göster ·
… küplerden böyle yağları cem‘ edüp katremîz şîşelerine doldurup yine yılanların
küpleri
altına germâ-germ âteş urdular. Ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim yılanlar tabh olduğu b …
Ba‘dehu cümle tathîr olmuş tuzlanan yılanları on iki kıt‘a kıt‘a sırçalı küplere koyup haremin bir köşesinde matbah ocakları üzre koyup altına santa ağacı âteşi germâ-germ verüp hekîmbaşının bir elinde asâsı ve bir elinde sâ‘ati. Aşçılar yine kendü halîfeleridir kim her biri tekmîl-i fünûn etmiş üstâd-ı kâmil telâmizlerdir, ancak hekîmbaşı hâzır olup evkât gözedir, üç sâ‘at yılanlar küpler içre kaynayup küpler üzre kehrübâr-misâl sarı sarı yağlar zâhir olup hekîmbaşı kendi eline kepçe alup ol sarı yılan yağların kepçe ile alup iri katremîz sırça şîşeler vardır, anlara doldurdu. Cümle küplerden böyle yağları cem‘ edüp katremîz şîşelerine doldurup yine yılanların küpleri altına germâ-germ âteş urdular. Ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim yılanlar tabh olduğu bakır âleti tancere ve kazgan değildir, zikr olunduğu üzre içi ve tışı sırçalı toprak küplerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y123a ·
metinde göster ·
… âleti tancere ve kazgan değildir, zikr olunduğu üzre içi ve tışı sırçalı toprak
küplerdir
.
Ba‘dehu cümle tathîr olmuş tuzlanan yılanları on iki kıt‘a kıt‘a sırçalı küplere koyup haremin bir köşesinde matbah ocakları üzre koyup altına santa ağacı âteşi germâ-germ verüp hekîmbaşının bir elinde asâsı ve bir elinde sâ‘ati. Aşçılar yine kendü halîfeleridir kim her biri tekmîl-i fünûn etmiş üstâd-ı kâmil telâmizlerdir, ancak hekîmbaşı hâzır olup evkât gözedir, üç sâ‘at yılanlar küpler içre kaynayup küpler üzre kehrübâr-misâl sarı sarı yağlar zâhir olup hekîmbaşı kendi eline kepçe alup ol sarı yılan yağların kepçe ile alup iri katremîz sırça şîşeler vardır, anlara doldurdu. Cümle küplerden böyle yağları cem‘ edüp katremîz şîşelerine doldurup yine yılanların küpleri altına germâ-germ âteş urdular. Ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim yılanlar tabh olduğu bakır âleti tancere ve kazgan değildir, zikr olunduğu üzre içi ve tışı sırçalı toprak küplerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y123a ·
metinde göster ·
içre üç sâ‘at dahi pişüp suyu bir karış mikdârı tenezzülde olup cümle küpleri â …
Ba‘dehu yılanlar küpler içre üç sâ‘at dahi pişüp suyu bir karış mikdârı tenezzülde olup cümle küpleri âteşden endirüp cümle pişmiş muharrâ olmuş yılanları iri bakır sinilerin içine koyup sovumağa kodular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y123a ·
metinde göster ·
… ar küpler içre üç sâ‘at dahi pişüp suyu bir karış mikdârı tenezzülde olup cümle
küpleri
âteşden endirüp cümle pişmiş muharrâ olmuş yılanları iri bakır sinilerin içine …
Ba‘dehu yılanlar küpler içre üç sâ‘at dahi pişüp suyu bir karış mikdârı tenezzülde olup cümle küpleri âteşden endirüp cümle pişmiş muharrâ olmuş yılanları iri bakır sinilerin içine koyup sovumağa kodular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y123a ·
metinde göster ·
içre kalan yılan maslûkasını bir aydan berü niçe şefâ‘atnâmeler ile gelen a‘yân …
Beri tarafda küpler içre kalan yılan maslûkasını bir aydan berü niçe şefâ‘atnâmeler ile gelen a‘yân-ı Mısır'ın kâseleri ve ibrîkleri ve bakracların dollâblardan çıkarup herkesin ismi resmi ve marazı bakracları üzre bir makramada Y 123b kâğıdlar içre yazılup ol yılan çorbası suyundan kâse ve bakraclara doldurup ba‘zı marîzlerine göre maslûka üzre dahi edviyeler zam edüp herkese kâse ve bakr[ac]ların teslîm edüp niçe yüz yere böyle yılan çorbası gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y123a–Y123b ·
metinde göster ·
Ve paşanın hasîl-harc ağası dahi üç gün mukaddem deli ve gönüllü askeriyle
Küpler
nâm mahalde yetmiş seksen pâre mükellef ü mükemmel çergeler ile hasîl-harc ağa …
Ve paşanın hasîl-harc ağası dahi üç gün mukaddem deli ve gönüllü askeriyle Küpler nâm mahalde yetmiş seksen pâre mükellef ü mükemmel çergeler ile hasîl-harc ağa meks edüp ol gün Mısır'ın ne kadar bin deve su sakkâları ve hammâr sakkâları var ise cümle hasîl-harc ile gelüp cümle suları mukaddemâ vüzerâlar ve sâhibü'l-hayrâtlar inşâ etdikleri küplere ve havz u sarnıclara doldurup ba‘dehu Bürke'den cümle develere ve atlara huccâcın dermânsızların bindirirler. Ve paşanın Tatar askeri ve deli ve gönüllü ve müteferrika askerleri huccâcın yolları üzre durup gelen ehl-i atşân huccâca âb-ı Nîl'i bezl ederler. Ve yüz deve yükü ekmek ve bin don ve bin gömlek ve yüz koyun ve mükellef ü mükemmel summât-ı Muhammedî ile gelen cî‘ân-ı huccâcı toplayup ve âb-ı rahmet ile saky Y 208b edüp def‘-i atşân etdirüp cümle fukarâ-yı Urbân huccâcı geydirüp hayr du‘â ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y208a–Y208b ·
metinde göster ·
… ile gelüp cümle suları mukaddemâ vüzerâlar ve sâhibü'l-hayrâtlar inşâ etdikleri
küplere
ve havz u sarnıclara doldurup ba‘dehu Bürke'den cümle develere ve atlara huccâc …
Ve paşanın hasîl-harc ağası dahi üç gün mukaddem deli ve gönüllü askeriyle Küpler nâm mahalde yetmiş seksen pâre mükellef ü mükemmel çergeler ile hasîl-harc ağa meks edüp ol gün Mısır'ın ne kadar bin deve su sakkâları ve hammâr sakkâları var ise cümle hasîl-harc ile gelüp cümle suları mukaddemâ vüzerâlar ve sâhibü'l-hayrâtlar inşâ etdikleri küplere ve havz u sarnıclara doldurup ba‘dehu Bürke'den cümle develere ve atlara huccâcın dermânsızların bindirirler. Ve paşanın Tatar askeri ve deli ve gönüllü ve müteferrika askerleri huccâcın yolları üzre durup gelen ehl-i atşân huccâca âb-ı Nîl'i bezl ederler. Ve yüz deve yükü ekmek ve bin don ve bin gömlek ve yüz koyun ve mükellef ü mükemmel summât-ı Muhammedî ile gelen cî‘ân-ı huccâcı toplayup ve âb-ı rahmet ile saky Y 208b edüp def‘-i atşân etdirüp cümle fukarâ-yı Urbân huccâcı geydirüp hayr du‘â ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y208a–Y208b ·
metinde göster ·
… â bârgiri vardır. Bugünkü gün her kim devesin ve bârgirin hasîl-harc ağa ile bu
küplere
su taşımağa göndermese cümlesi uyuz olup sâhibi hayrın görmez.}
{Ammâ aceb hikmetdir, Mısır a‘yânının niçe bin su develeri ve sakkâ bârgiri vardır. Bugünkü gün her kim devesin ve bârgirin hasîl-harc ağa ile bu küplere su taşımağa göndermese cümlesi uyuz olup sâhibi hayrın görmez.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y208b ·
metinde göster ·
Cübn-i hâlûm turşusu ya‘nî peynir turşusu, tuzlu suya koyup beş altı aydan sonra küplerin ağzın açtıklarında Rûm âdemleri râyihasın istişmâm etdükde helâk mertebesine varup firâr ederler. Ammâ Arablar cerreler başında karâr edüp kurdlu peynir suyun[a] hoşâb gibi etmek doğrar ve içinde kanadlanmış kurtların atarak tenâvül ederler ve birbirlerine anınla ziyâfet ederler. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y236a ·
metinde göster ·
Çivit: Bir yeşil ile gök mâbeyninde bir otdur. Kemâlin bulup azîm
küpler
içinde bişirüp yine küp içinde tokmaklar ile döğe döğe hal edüp suyun alup gayr …
Çivit: Bir yeşil ile gök mâbeyninde bir otdur. Kemâlin bulup azîm küpler içinde bişirüp yine küp içinde tokmaklar ile döğe döğe hal edüp suyun alup gayrı küplerde suyun kaynada kaynada zübdesi dibine çöker. Ba‘dehu külçe külçe kurs edüp boyacılara fürûht ederler. Vukiyyesi dörd guruşadır. Ammâ bu çivit Hindistân'da olmazdır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y239a ·
metinde göster ·
Çivit: Bir yeşil ile gök mâbeyninde bir otdur. Kemâlin bulup azîm küpler içinde bişirüp yine küp içinde tokmaklar ile döğe döğe hal edüp suyun alup gayrı küplerde suyun kaynada kaynada zübdesi dibine çöker. Ba‘dehu külçe külçe kurs edüp boyacılara fürûht ederler. Vukiyyesi dörd guruşadır. Ammâ bu çivit Hindistân'da olmazdır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y239a ·
metinde göster ·