… aşılıkları ve seksen yedi yeniçeri kollukları ve yeniçeri serdârları vardır. Ve
kırk yerde
serbest evkâf subaşılıkları vardır.
Hulâsa-i kelâm İslâmbol'un dörd mevleviyyet yerinde tâ Karadeniz Boğazının iki cânibinde olan kasabâtlarda olan cümle otuz üç hâkimdir. Ve otuz beş nâhiye kadısıdır. Ammâ Beğkoz kasabası kazâsı başka kazâdır kim müneccimbaşıların meşrûtasıdır. İnşâ’allâh bu kazâ ve hükûmetler mahallerinde ale'l-infirâd tahrîr olunup bu kazâlardan gayrı dörd mevleviyyetin cümle taht-ı hükûmetinde yüz yetmiş altı nâhiye kazâları ve üç yüz altmış subaşılıkları ve seksen yedi yeniçeri kollukları ve yeniçeri serdârları vardır. Ve kırk yerde serbest evkâf subaşılıkları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 33b ·
metinde göster ·
… h edüp kırk bin dizçöken kızılbaşı dendân-ı tîgden 58a geçirüp mezkûr şecerin
kırk yerden
kanlı su akması alâmeti bu gûne zuhûr etdi. Ve bir haşeb-i azîmi kırılması, Mur …
Menâkıb-ı diğer : Yine bir kerre bu şecerin Rûm tarafından bir azîm dalı kırılup zemîne düşer. Cümle ehl-i beled Rûm'da bir pâdişâh fevt olur derler. Meğer Sultân Osmân Hân asrında bir dalı kırılup Osmân Hân Hotin seferinden geldüğü gibi Sultân Osmân üzre kul gulüvv edüp Osmân Hânı şehîd ederler. Hikmet-i Hudâ Murâd Hân Bağdâd'ı feth edüp kırk bin dizçöken kızılbaşı dendân-ı tîgden 58a geçirüp mezkûr şecerin kırk yerden kanlı su akması alâmeti bu gûne zuhûr etdi. Ve bir haşeb-i azîmi kırılması, Murâd Hân Bağdâd'ı feth edüp Âsitâne-i sa‘âdetine varınca merhûm olması alâmetidir. Bu gûne misâl Mısır'da dahi Cevşî dağında elbette bir pâdişâh merhûm olsa bir azîm dahra-pâre kopar. Bu dahi bir alâmet-i azîmdir kim meşhûr-ı âfâkdır. Ammâ bu Urfa'daki şecer-i garîbin yedi aded haşeb-i azîmleri var kim yedi iklîm pâdişâhına ve seb‘a-i seyyâreye delâlet ederler, ammâ hâkir dırahtından kanı akdığın görmeyüp, "Gördük" diyen müsinn ü mü’min ve muvahhid u mu‘temed âdemlerin şehâdetiyle tahrîr etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 57b–58a ·
metinde göster ·
Evsâf-ı it‘âm-ı imârât: Bu şehr-i imâristân içre kadîm-i evvelde
kırk yerde
dârü'z-ziyâfe imâreti var idi kim âyende vü revende-i misâfirîne mâh u sâl ni‘m …
Evsâf-ı it‘âm-ı imârât: Bu şehr-i imâristân içre kadîm-i evvelde kırk yerde dârü'z-ziyâfe imâreti var idi kim âyende vü revende-i misâfirîne mâh u sâl ni‘metleri mebzûl idi. Hâlâ imâr olan imâreti Hondî Hânım'ın ve (---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 66b ·
metinde göster ·
… makâmı ve Evtâd makâmı ve Nukebâ makâmı, bu zikr olunan makâm-ı sultânlar cümle
kırk yerdedir
ve cümle kavm-i Acem bu makâmât-ı aliyyelere i‘tikâd-ı pâk ile mu‘tekidlerdir k …
mazmûnu üzre niçe bin hakân u şâhân ve sultân ü İncurân u keyâniyân ve ekâsire ve Sâsâniyân ve Bayındırân ve Abbâsiyân ve melik ve kan-ı kanân ve hân-ı hânân ve ulemâ-yı İrân u Turân yatır. Böyle bir meşhed-i gûristân-ı vâdî-i hâmûşândır. Ammâ cümleden Kırklar makâmı ve Hazret-i Hızır makâmı ve Penç Hüseyin makâmı ve Ricâlü'l-gayb makâmı ve Ümenâ makâmı ve Nücebâ makâmı ve Büdelâ makâmı ve Evtâd makâmı ve Nukebâ makâmı, bu zikr olunan makâm-ı sultânlar cümle kırk yerdedir ve cümle kavm-i Acem bu makâmât-ı aliyyelere i‘tikâd-ı pâk ile mu‘tekidlerdir kim leyle-i Cum‘ada ziyâretgâh-ı erbâb-ı dilândır. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în ve kaddesenallahu bi-sırrıhi'l-mübîn. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 324a ·
metinde göster ·
yığın yığın mezâristânları ziyâret etdik. Be-kavl-i kefere,
Bu kal‘anın şark tarafında bir çemenzâr sahrâ-yı lâle‘ızârda Kâsım Voyvada cenginde şehîd olanlardan kırk yerde yığın yığın mezâristânları ziyâret etdik. Be-kavl-i kefere,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 74a ·
metinde göster ·
… prakların dağlar gibi iç yüzlere yığup üstlerine balyemez ve şâhî topları koyup
kırk yerde
kûh-ı Demâvend-misâl toprakdan tabyalar ihdâs edüp durur ve yedi yerde bu tabur …
Ve cümle asker tarfetü'l-ayn içre küffârın taburuna çatdı. Hân hazretleri ise deryâ-misâl asker ile âheste âheste bir çapul yerden gelmede. Ammâ biz küffârı sahrâda coluguruz {râst geliriz} zann ederdik. Meğer küffâr havfinden Süd nehrine arka verüp cümle cünûd-ı anîd velîd-i pelîdiyle ol sahrâya konup üç kat handaklı bir tabur-ı azîm kazup kırk elli bin arabaların ve yigirmi bin hınto arabaların dâ’iren-mâdâr cümle kanad kanada ve tekerlek tekerleğe çitüp tabur etrâflarına arabaları dizüp cümlesin birbirlerine kalın zencîrlerle bağlayup arabaların iç yüzlerine derin handaklar kazup cümle handak toprakların dağlar gibi iç yüzlere yığup üstlerine balyemez ve şâhî topları koyup kırk yerde kûh-ı Demâvend-misâl toprakdan tabyalar ihdâs edüp durur ve yedi yerde bu tabur-ı azîme şarampavlı sarp parmaklı ağaç kapular yapmış. Bu taburun tâ ortasında bir küçük tabur-ı azîm dahi kazup anda avret ve oğlanları ve cebehâne ve mâl-ı hazâ’inleri koyup kamanup durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 113a ·
metinde göster ·
… memleketinden gelüp Bahr-i Harez'e, ya‘nî Şirvân ve Gîlân ve Demirkapu denizine
kırk yerden
deryâ gibi olup girir. Her fırkasından niçe bin pâre gemiler diyâr-ı Maskov'a g …
İbtidâ menba‘ı Maskov memleketinden gelüp Bahr-i Harez'e, ya‘nî Şirvân ve Gîlân ve Demirkapu denizine kırk yerden deryâ gibi olup girir. Her fırkasından niçe bin pâre gemiler diyâr-ı Maskov'a gidüp gelirler. Rûy-i arzda Nîl ve Etil'den lezîz ve amîk su yokdur. Lâkin nehr-i Tuna İshakçı ve Silisre ve İbrâ’îl vilâyetleri önlerinde nehr-i Tuna dahi derindir, ammâ bu nehr-i Edil yigirmi ve yigirmi beş ve otuz mîl enli yerleri vardır. Ammâ kavm-i Heşdeklerin rivâyetleri üzre altmış yetmiş mîl enli yerleri vardır deyü nakl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 168b ·
metinde göster ·
… yedi yüz pâre şehre ve kal‘alara uğrayup beş aylık yerden sonra Bahr-i Harez'e
kırk yerden
munsab olur. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
İbtidâ başı Maskov'un şehr-i (---)(---) dağlarından tulû‘ edüp yedi yüz pâre şehre ve kal‘alara uğrayup beş aylık yerden sonra Bahr-i Harez'e kırk yerden munsab olur. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 168b ·
metinde göster ·
… şağı cenûba akup iki günden Bahr-i Harez'e bir fırkası mahlût olur. Nehr-i Edil
kırk yerden
Bahr-i Harez'e 169a mahlût olduğu bâlâda mevsûfdur.
Şekl-i zemîn-i şehr-i Sarây: Müverrihân-ı Acem Gîlân deryâsına Bahr-i Harez derler. Bu şehr-i Sarây Bahr-i Harez'in kenârından iki merhale yer ba‘îd cânib-i şimâlde nehr-i Edil-i azîm kenârında bir sevâd-ı azîm imiş. Hâlâ ol kadar amâr değildir. Andan Bahr-i Gîlân şehr-i Sarây'ın cânib-i şarkîsindedir ve ummân-ı Harez'in karşu tarafında üç yüz mîl Acem vilâyetinde vilâyet-i Gîlân'dır kim bâlâda evsâfı tahrîr olmuşdur. Ammâ bu şehr-i Sarây nehr-i Edil kenârında iskele olmak ile amâr olmuşdur. Nehr-i Edil bu şehrin şimâlinden ve garbından cereyân ederek gelüp Sarây'dan aşağı cenûba akup iki günden Bahr-i Harez'e bir fırkası mahlût olur. Nehr-i Edil kırk yerden Bahr-i Harez'e 169a mahlût olduğu bâlâda mevsûfdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 168b–169a ·
metinde göster ·
gümüşhâne ma‘deni olup kırk yedi hilâfet sâhibi olduğu yerlerde {ve yetmiş yedi …
Ammâ kânûn-ı selâtîn-i Âl-i Osmân idi kim kırk yerde gümüşhâne ma‘deni olup kırk yedi hilâfet sâhibi olduğu yerlerde {ve yetmiş yedi bender şehr-i azîmlerde ve ma‘âdin-i fıdda olan yerlerde} sikkesi kesilirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 212a ·
metinde göster ·
teferrücgâhları vardır. Evvelâ şehir içinde Köprü ovası nâm yerde bir acâ’ib ü …
Yekûnisi kırk yerde teferrücgâhları vardır. Evvelâ şehir içinde Köprü ovası nâm yerde bir acâ’ib ü garâ’ib çemenzâr u lâle‘ızâr vâdî-i mesîregâhdır kim niçe yüz aded gûnâ-gûn dıraht-ı müntehâlar ile zeyn olmuş evc-i âsımâna kad keşân olmuş sâyedâr çınâr ve kavak ve bîd-i ser-nigûn ve karaağaç ve misk-bû uhlamur ağaçlarının zıll-ı himâyelerinden zemîne aslâ güneş te’sîr etmeyüp duhâvî katîfe gibi zemîn sebiz-gûn olup câ-be-câ âb-ı revânlarının kenârelerinde maksûre ve nişîmen ve soffalar ile ârâste ve matbah ve kebâb çarhlarıyla pîrâste olmuş âb-ı hayâtları cereyân edüp her dıraht-ı serâmedin şâhalarında tâze cüvân yiğitler salıncaklar kurup uşşâkları kolanlar çeküp salınırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 232b ·
metinde göster ·
tahıl bâzâr[la]rı ve cümle yigirmi yerde koyun bâzârı ve cümle elli yerde balık …
Ve cümle kırk yerde tahıl bâzâr[la]rı ve cümle yigirmi yerde koyun bâzârı ve cümle elli yerde balık bâzârı ve cümle yedi yerde sipâh bâzârı ve cümle üç bin yerde sebîlhâne var, kırkı İbrâhîm Paşa'nındır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 288b ·
metinde göster ·
kirâcı eşek bâzârları vardır kim cemî‘i guzât-ı müslimîn bârhânelerini ve mühim …
Ammâ cümle kırk yerde kirâcı eşek bâzârları vardır kim cemî‘i guzât-ı müslimîn bârhânelerini ve mühimmât [u] levâzımâtların Hanya ve Retime ve Apokoron'dan ve Seline ve Çanak limanından ve Fodula limanından ve Küçük limandan el-hâsıl cümle kenâr limanlarından zahîreleri cümle eşekler taşıyup ordu-yı İslâmı ganîmet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 288b ·
metinde göster ·
… r ve bir yerde altun ve iki yerde gümüş ve kurşum ve demir ve yedi yerde tuz ve
kırk yerde
güherçile ve üç yerde şeb ma‘denleri ve yedi yerde alçı taşı ma‘denleri cümle t …
Evvelâ üç yerde bakır ve bir yerde altun ve iki yerde gümüş ve kurşum ve demir ve yedi yerde tuz ve kırk yerde güherçile ve üç yerde şeb ma‘denleri ve yedi yerde alçı taşı ma‘denleri cümle taşları kireç ma‘denleridir. Ve zernîh ma‘deni ve katrân ve zift ve kara neft ve kükürd ve kitre ve iricna ve şâb ve gil ve kilarmeni ve lâden ve balmûmu ve niçe bunun emsâli emsâli gûnâ-gûn ma‘âdinlerden cümle yüz yetmiş gûne ma‘denleri hâsıl olup cümle mîrî kayd olunup her biri hâlâ iltizâmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 325a ·
metinde göster ·
teferrücgâh ferahfezâları vardır, ammâ Salona kapusundan taşra leb-i deryâda bi …
Der-fasl-ı mesîregâh-ı müferrehât: Cümle kırk yerde teferrücgâh ferahfezâları vardır, ammâ Salona kapusundan taşra leb-i deryâda bir vâsi‘ fezâda niçe yüz aded çınâr bîd-i ser-nigûn dıraht-ı müntehâlar tertîb üzre selef kralları asrında dikilüp ilâ hâze'l-ân her biri ecv-i âsımâna kad keşân olup her bir dırahtın berk-i zıll-ı himâyelerinde onar bin koyun sâyelenüp âslâ zemîne âfitâb-ı âlem-tâbın tâb [u] tüvânı düşmeyüp hemân koyah-ı hıyâbân-ı Acem gibi bir mesîregâh yerdir kim Rûm ve Arab u Acem seyâhâti içre İnebahtı'nın Subaşı ârâmgâhı meşhûr-ı âfâkdır. Bu mahalde cümle üç yüz adım karîb su değirmenleri var kim bu dahi bir teferrücgâh-ı ferahfezâ yerdir. Cümle şehrin âb-ı hayât suları bu mahalde kayalardan çıkup niçe yüz değirmenlere taksîm olup cümle şehrin imâretlerine gider, gâyet serî‘u'l-hazm âb-ı zülâllerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 339a ·
metinde göster ·
… çokdur. Ve çârsû ortasında bir kahvehâne-i münakkaşı var kim beş bin âdem alup
kırk yerde
tabi nâm hüddâmları olup bir mecma‘u'l-irfân yârân-ı zârifân kân-ı erbâb-ı ma‘â …
Ekseriyyâ terzileri ve dahi kuyumcuları gâyet çokdur. Ve çârsû ortasında bir kahvehâne-i münakkaşı var kim beş bin âdem alup kırk yerde tabi nâm hüddâmları olup bir mecma‘u'l-irfân yârân-ı zârifân kân-ı erbâb-ı ma‘ârifân dervîşân-ı zîşân meskenidir. Bu kahvehânenin çâr mahâfillerinde kıssahân ve mutrıbân ve hânendegân ve sâzendegânlar kâr-ı (...) Hüseyin Baykara fasılları ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 348b ·
metinde göster ·
sebîlhâneler vardır. Ammâ bu şehirde demir kapulu başka bezzâzistânı yokdur. Lâ …
Ve kırk yerde sebîlhâneler vardır. Ammâ bu şehirde demir kapulu başka bezzâzistânı yokdur. Lâkin rub‘-ı meskûndan gelen zî-kıymet kâlâ-yı vâlây bu şehirde mevcûddur, zîrâ bir bender şehr-i ma‘mûre ve âdem deryâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y221b ·
metinde göster ·
tarîk-ı Halvetî ve Celvetî ve Rûşenî ve Gülşenî ve Sa‘dî ve Kâdirî ve Bedevî ve …
Ve bu câmi‘ içre rûz-ı cum‘ada kırk yerde tarîk-ı Halvetî ve Celvetî ve Rûşenî ve Gülşenî ve Sa‘dî ve Kâdirî ve Bedevî ve Râ‘î ve Rufâ‘î ve Dessûkî ve Edhemî misilli tarîklerin meşâyih-i kirâmları cevk cevk şevk-ı pür-şevk ile tevhîd [ü] tezkîr ederler kim istimâ‘ eden mest [ü] medhûş olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y244b ·
metinde göster ·
… rh u zıreh külâh ve tuğulka ve serpenâha müstağrak piyâdeleri dalyan tüfeng ile
kırk yerde
kûs-i Mısrîler çalınup bir velvele ve debdebe ile istikbâle çıkdılar kim diller …
Ertesi ale's-sabâh üç bin Mısır askeri Hüseyin Paşa hazretlerine istikbâle çıkdılar. Ammâ tevâbi‘ât [u] levâhikâtları ile sekiz bin nefer pâk ü pâkîze güzîde asker çıkdı kim azametullâh cebe ve cevşene ve zırh u zıreh külâh ve tuğulka ve serpenâha müstağrak piyâdeleri dalyan tüfeng ile kırk yerde kûs-i Mısrîler çalınup bir velvele ve debdebe ile istikbâle çıkdılar kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y311a ·
metinde göster ·
dâr-ı kurrâ vardır. Kırâ’at-i Hafz ve kırâ’at-i Ebû Amr ve kırâ’at-i İbn Kesîr …
Evsâf-ı dârü'l-kurrâ-i Kur’ân-ı Azîm: Kırk yerde dâr-ı kurrâ vardır. Kırâ’at-i Hafz ve kırâ’at-i Ebû Amr ve kırâ’at-i İbn Kesîr ve kırâ’at-i Seb‘a ve kırâ’at-i Aşere ve kırâ’at-i Takrîb kırâ’at olunup şeyh-i kurrâlarına ve bevvâbân talebelerine vazîfe-i mu‘ayyeneleri ve cerâye ve lahmiyyeleri vâsıldır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y359b ·
metinde göster ·
Ve Mısır'da Nîl kesimi olduğundan sonra Mısır'ın içinde ve taşrasında
kırk yerden
Nîl-i mübârek cereyân edüp cümle halîclerden sakkâlar su taşıyup bir deve yükü …
Ve Mısır'da Nîl kesimi olduğundan sonra Mısır'ın içinde ve taşrasında kırk yerden Nîl-i mübârek cereyân edüp cümle halîclerden sakkâlar su taşıyup bir deve yükü su bir Mısrî paraya ve bir keçi tulumu su iki mankıra olup Mısır halkı âb-ı nâb içüp tâze cân bulmağa başlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y129a ·
metinde göster ·
summât-ı Muhammedî çekilüp paşaya azîm ziyâfetler olur. Ba‘de't-ta‘âm paşa yedi …
Mısır içinde ne kadar bin arka sakkâsı var ise ol gün Ümmü'l-kıyâs'a cem‘ olup Ümmü'l-kıyâs havuzun pâk [ü] pâkîze edüp bir katre su kalmaduğı gibi yeniçeri çavuşları Mısır içinde ne kadar yedi bölük ocağının ağaları ve ihtiyârları var ise her gün birer bölük askerini da‘vet edüp yedi gün yedi gece azîm summât-ı Muhammedîler çekilüp yedinci günü paşayı Ümmü'l-kıyâs'a da‘vet edüp kırk yerde summât-ı Muhammedî çekilüp paşaya azîm ziyâfetler olur. Ba‘de't-ta‘âm paşa yedi bölük ağasına ve ziyâfet sâhibi yeniçeri başçavuşuna cümle on iki hil‘at-ı fâhire geydirüp paşa başçavuşun huddâmlarına yüz guruş mikdârı ihsân eder. {Ammâ Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa} başçavuşdan gayrı ağalara hil‘at geydirmeyüp başçavuşa bir kîse guruş ihsân etdi. Anlar paşaya bir at yâhûd bir gayrı hedâyâ vermezler, hâliye değildir. Andan paşa bir akabe gemiye süvâr olup Nîl ile cereyân edüp iki cânibi temâşâ ederek Kasru'l-ayn'a gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y145a ·
metinde göster ·
… thudâları ve çavuşânları gelüp Ümmü'l-kıyâs'da paşanın bir ziyâfet-i azîmi olup
kırk yerde
summât-ı Muhammedî çekilir. Her summâtı ikişer yüz sahandır. Bu remmâ dahi du‘â …
Andan yeniçeri ocağının cümle a‘yân-ı eşrâf kethudâları ve çavuşânları gelüp Ümmü'l-kıyâs'da paşanın bir ziyâfet-i azîmi olup kırk yerde summât-ı Muhammedî çekilir. Her summâtı ikişer yüz sahandır. Bu remmâ dahi du‘â ve senâdan sonra buhûr u şerbet nûş olunup giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y145a ·
metinde göster ·
Ve Farasdak ve Besâtîn beledleri temessükâtlarına dahi amel etmeyüp bunların ibkâsı içün bir hayli mâl olup çeşm-i ahvel-i felek kec-nazar edüp çelebiye devlet-i dünyâyı çok görüp let urdu. Âhir çelebi Cânpûlâdzâde azlinde mâlın da‘vâ edüp bir hayli şey alup mâbeynleri sulh olundu. Ammâ yine dâğ-ı derûnundan Âsitâne-i devlete gitmek içün çelebi İskenderiyye kal‘asına varup anda Kamaniçse'ye me’mûr olan Mısır askeriyle sâlimîn [ü] gânimîn der-i devlete varup hummâ-yı muhrikden ol vücûd-ı nâzenîn ihrâk olup Kırkçeşme'de kırk yerden âb-ı bâridler Y 249b dökerek âteşin teskîn edemeyüp tomar-ı ömrü yanup dürüldü ve huddâmlarının kemerleri kad kemân olup büküldü. Edirne bâbı hâricinde Emîr Buhârî'de medfûndur. Revvehallâhu ta‘âlâ rûhah. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y249a–Y249b ·
metinde göster ·
Ve altı aded medrese ve yetmiş aded mekteb-i sıbyân ve
kırk yerde
sebîl. Ve iki hammâm, biri sâhil-i Nîl'de, biri dahi ana karîb hammâm-ı hoş-hav …
Ve altı aded medrese ve yetmiş aded mekteb-i sıbyân ve kırk yerde sebîl. Ve iki hammâm, biri sâhil-i Nîl'de, biri dahi ana karîb hammâm-ı hoş-havâdır; gayrı hammâmı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y353b ·
metinde göster ·
sâkıye-i çâh-ı mâlar binâ etmiş kim hâlâ bu devvâr-ı felekde deverân edüp cümle …
Ve sâhibü'l-hayrât Alî Beğ bu şehr içre âyende vü revende tüccâr u züvvârânın ve'l-hâsıl hâs [u] âmın hayvânâtları def‘-i atşân etsinler içün kırk yerde sâkıye-i çâh-ı mâlar binâ etmiş kim hâlâ bu devvâr-ı felekde deverân edüp cümle bâğ [u] bâğçe ve besâtînleri ray eder, âb-ı hayâtdan nişân verir bi’r-i âlî'dir. Bu kuyulardan mâ‘adâ şehrin cânib-i erba‘asında üç bin kuyu vardır, deyü meşhûrdur. Cümlesi şehrin etrâf-ı erba‘asında İremezât olan bin altı yüz bâğ u bostân ve hadîka-i ravza-i cinândır kim nazar cihetinde ahsen ıklîmdir ve hayır yüzünden evsa‘ı ve kurâları cihetinden ekseridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y376b ·
metinde göster ·