İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

kabak

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
66
isabet
57 cümle/beyitte
24,5
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
1
farklı biçim
35 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi6627,0

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bulunan biçimler

Sözcük profili →

Bağlamlar 1–50 / 66

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“kabak” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 71b … îrâzî ve hevâyî ve karakuş ve sâde sarma ve Cezâyir sarması ve kündeden atma ve kabak dikme ve kabak atma ve girdimân dikme ve boğma ve ter[s] kepçe ve şîrâzî bulma …
EÇS I 71b … ve karakuş ve sâde sarma ve Cezâyir sarması ve kündeden atma ve kabak dikme ve kabak atma ve girdimân dikme ve boğma ve ter[s] kepçe ve şîrâzî bulma ve göğüs şakısı …
EÇS I 159a … üzre dükkânların ma‘denivâz ve kerefis ve hıyâr ve patlıcan ve turp ve şargam, kabak ve keşür ile tez[y]în edüp halk üzre tâze hıyâr ve kızılağac ve tere ve pırasa …
EÇS I 171b … sidir. Kabri Kayseriyye'de imri'l-kays kurbünde medfûndur. Bunlar dükkânlarında kabak dolması ve yaprak dolması ve mumbâr dolması ve soğan ve patlıcan ve lahana dolm …
EÇS I 171b … Bu sebzeciyân tahtırevânlar üzre dükkânların salata ve ma‘denivâz ve kerefis ve kabak , lahana ve hıyâr ve patlıcan ile tezyîn edüp halk üzre hıyâr ve şalgam atarak u …
EÇS I 217a … er kalmayup vücûdu pâlûde gibi dir dir ditreyüp kelle-i bî-devleti muşa‘şa‘ bir kabak gibi şu‘ledâr idi. Ve vech-i cebîninde ne kaş ve ne kirpik ve ne şevârib-i şecî …
EÇS II 258a … hi evleri cümle sazdan ve tahta örtülü evlerdir. Ocakları ortadadır. On eve bir kabak ta‘bîr edüp cânib-i erba‘aları kal‘a-misâl çit azbarlardır. (?) Cümle hayvanâtl …
EÇS II 259a–259b … sında, aşîret-i Suğake kavminden yüz elli mikdârı sazdan evleri vardır, bu köye Kabak ta‘bîr edeler. Bu kal‘anın cânib-i şimâli Anapa dağlarıdır. Karadeniz'den aşağa …
EÇS II 264b–265a … âdemler helâlleşüp ba‘zı keştîbânlar uryân olmağa başlayup herkes bir tahta ve kabak [ve] varul ve fıçı şekilli eşyâları ellerine almağa başladılar. Hakîrin dahi hâ …
EÇS II 265b … olsam", derken hikmet-i Hudâ bizim süvâr olduğumuz tahta yanından bir su varülü kabak gibi yüzerek geçerken hemân Rus gulâmı tahta üstünden kendüyi şinâverlik eden v …
EÇS II 320a kûvâh / kabak
EÇS II 363a–363b … ve ka‘r-ı vakâr sâhibi muhteşem ağaları sekbân ve sarıcalar yalın ayak ve başı kabak piyâde yürüdüp kimin kırarlar, kimin esîr ve kimin âzâd ederler ve ba‘zısına "m …
EÇS II 365a–366a … aşlarım. Bizi Kurşumlu'da bozup kırıp tûğlarının önünde bizi yalın ayak ve başı kabak piyâde aç ve susız yürütdün. Kanı ırz-ı vezâret, kanı ırz-ı Âl-i Osmân, kanı zâ …
EÇS III 29a Yâ kadıncığım, gel sen kabak ye
EÇS III 42a Ma‘rifet-i ûlâ: Niçe yüz âdemlere kavun ve karpuz ve kabak ve hıyar ve turp ve havuç-misâli yüz sebzevât, nebâtât tohumları verüp her âdem …
EÇS III 42a–42b … a‘nâ fî batnı'ş-şâ‘ir" rumûzun kimesne bilmezdi. Hemân ummân-ı kerâmesinden bir kabak çekirdeğin yire diküp üzerine mezkûr tulumdan su döküp fi'l-hâl bir büyük kırmı …
EÇS III 42a–42b … kirdeğin yire diküp üzerine mezkûr tulumdan su döküp fi'l-hâl bir büyük kırmızı kabak zuhûr etdi. Hemân yine "Gel âdem, benim ma‘rifetime mâni‘ olma!" deyü meydânda …
EÇS III 42a–42b … e bend kılup ip dibine gelüp elindeki kılıç ile bitirdiği kabağa bir satur urup kabak iki pâre oldu. Ol ân ipe yapışup ankebût-vâr urûc edüp oğlanların yanına varınc …
EÇS III 42a–42b … kıyarım. Sonra peşîmân olursun!" dedüğü fakîr Mehemmed Ağa içün imiş. Fi'l-hâl kabak bitirüp kabağı kılıç ile kesdikde Mehemmed Ağa İskender sarâyından aşağı düşmüş …
EÇS III 83b … ı Müte‘âl-i diğer: Bu şehrin sahrâsında bir gûne kaynak su zâhir olur. Her sene kabak mevsimi geldikde cemî‘i ba‘îd u karîb yerlerden bây ve gedâ, garîb u miskinler …
EÇS IV 232a … ar içre gûnâ-gûn dühniyyât ü ma‘âcin-i hulviyyât ve kavun ve karpuz ve hıyar ve kabak çekirdekleri ve bunun emsâli niçe bin gûne tohm-ı mekûlât ve kalay-ı kumkumalar …
EÇS IV 245a–245b … cânibinde bir hayli mesâfede sun‘-ı Hudâ-yı azîm bir ılıca vardır kim her sene kabak mevsiminde Van'dan Bitlîs ve Ahlat ve Kürdistân'dan niçe bin âdemler çadırlarıy …
EÇS IV 374b–375a … Yûnus şiddet-i hârda uryân kalınca bi-emrillahi Ta‘âlâ Yûnus Nebî'nin etrâfında kabak ağacı hâsıl olup Yûnus'un avret yerlerin kabak yaprakları setr edüp 375a şidd …
EÇS IV 374b–375a … Ta‘âlâ Yûnus Nebî'nin etrâfında kabak ağacı hâsıl olup Yûnus'un avret yerlerin kabak yaprakları setr edüp 375a şiddet-i hârdan ve şav-ı rûzgârdan emîn olur. Ve me …
EÇS IV 375a Ve niçe müverrihler kabak ağacı bu Musul'da Hazret-i Yûnus içün halk olduğun tahrîr etmişlerdir.
EÇS IV 404a … iyle kırkıncı günde Yûnus Nebî'yi neheng kayy edüp bi-emri Hudâ Yûnus Nebî üzre kabak yaprakları sâye salup Hazret-i Yûnus uryân iken şiddet-i hârdan selâmet olur. B …
EÇS IV 404a … an selâmet olur. Ba‘zı müfessirîn sûre-i (---) Arapça âyeti tefsîrinde ibtidâ kabak Hazret-i Yûnus içün bu şehr-i Musul'da halk oldu, derler ve mezkûr balık kırk g …
EÇS V 60a … i urun" deyince el-azametullâh hemân pusudan arslan gibi Hüseyin Bölükbaşı başı kabak {baş kaldurup} yedi yüz yiğit ile nice küffâra hücûm edüp kılıç urunca küffâr-ı …
EÇS V 70a … ve sarıca haşerâtlarının destlerine {mezkûr câriyelerin} girîbânları girüp baş kabak ve yalın ayak başlarından tâc ve eyinlerinden hulle ve pâlarından halhalları ve …
EÇS V 99a … n mümessek gömec balı ve tereyağı ve üzüm bâğı ve beyâz yağlı çöreği ve bahârlı kabak böreği meşhûr-ı âfâkdır.
EÇS V 116a … peneze ve on beş yumurta bir peneze ve bir arka yükü elma ve soğan ve hıyar ve kabak ve lahana ve pırasa ve sarmısak birer penezedir, ammâ pirinç ve kahve ve şeker …
EÇS V 119b … ipov ekmeği ve beyâz yağlı çöreği ve ballı böreği ve kırah çobrası ve lahana ve kabak dolması meşhûrdur.
EÇS VI 7b … ığımız cünüd-ı cünûbü kellelerin seyr [ü] temâşâ etdik kim müşebbek bostânlarda kabak ve karpuz kelekleri nice yatırsa kelle-i küffâr, hâksâr olup eyle yatır. Ve tab …
EÇS VI 29a … cânibine kurşum yetişir. Hattâ bir bataklığın arasında câ-be-câ küçük lahana ve kabak bostâncıkları vardır, ya‘nî Âl-i Osmân bu kal‘ayı muhâsara etse bir günde bu ba …
EÇS VI 88a … ol kadar giyâhât ve tirfil ve ayrık ve yonca nâm çayır ve çemen ve sarımsak ve kabak ve pırasa ve soğan olur kim hadden bîrûn ve kıyâsdan {efzûn olur}.
EÇS VI 128b … mahallinde âdem kellesi kadarca ve dahi büyük ve küçük beyâz kabağı olur ve bu kabak içinde aslâ çekirdeği yokdur. Leb-ber-leb incir içi gibi darısı olur ve leb-ber …
EÇS VI 174a … i kendine yüzün ve gözlerin tırmalayup ve sakalı üzre kızıl kanların akıdup baş kabak taşra çıkdıkda yeniçeri ağası Ali Ağa'yı ve Ferhâd Paşa'yı ve Anadolu beğlerbeğ …
EÇS VII 21b … halde yine İsmâ‘îl'in ikisi ve Zülfikâr Ağa ile üçüsü beyâz sâdeleriyle başları kabak kâfire girüp sâdeleri kızıl kana müstağrak olup üçü bir yerde Hürr-i şehîd oldu …
EÇS VII 69a … kan gulâmlar yine kisbet-i pehlivânîleriyle meydân-ı bezme gelüp zemîni sulayup kabak ve karpuz ve kavun ve hıyar tohumları eküp üstâdları bu ekilen tohumların üstle …
EÇS VII 146b–147a Ya‘nî Şağake kavmi köyünü şimden gerü bu diyârlarda köylere " kabak " derler. Tataristân'da köğlere "sala" derler. Bu kabak kavmi gâyet âsîdirler, a …
EÇS VII 146b–147a … ü bu diyârlarda köylere "kabak" derler. Tataristân'da köğlere "sala" derler. Bu kabak kavmi gâyet âsîdirler, ammâ Mehemmed Geray Hân'a itâ‘at edüp tohum verdiler, ya …
EÇS VII 149b … erüp bi'z-zarûrî sâkin olup Çerâkis yine hâkimü'l-vakt olup dağlar içre kurâ ve kabak ve pişkövler basmağa başlayup sâkin olurlardı.
EÇS VII 152a–152b … ı müntehâlardan örülmüş haşebden kal‘a gibi sûrdur. Cümle Çerkes vilâyetlerinin kabak ve pişkövlerinin etrâfları böyledir, zîrâ cümle Çerâkize kavimleri birbirlerine …
EÇS VII 152b … sık sık kabaklarında hasta olsa ve ölseler yâhûd odunlu dağları ırakda kalsa bu kabak uğursuzdur deyü bırağup bir gayri dağlık ve ormanlık içinde bir yeni kal‘a-misâ …
EÇS VII 152b … ğursuzdur deyü bırağup bir gayri dağlık ve ormanlık içinde bir yeni kal‘a-misâl kabak yapup eski kabakların cümle âteşe ururlar. Anıniçün bu Çerkez diyârının Abaza v …
EÇS VII 155b Kabak-ı Yarkoy: Bu dahi Bolatkay aşîreti köyüdür kim üç yüz sazlı evlerdir. Bu kabak nehr-i Lab kenârındadır. Nehr-i Lab Bozoduk dağlarından gelir bir küçük sudur. …
EÇS VII 161b Evvelâ bu vilâyetde köylere şimdengerü ve Çerkezistân gibi kabak ta‘bîr etmezler. Cümle kend derler. (---) (---) (---) ve şehir ve ka‘al derler. …
EÇS VIII 191b Bu diyârda köğe " kabak " derler, bir ma‘mûr köydür. İçinden cereyân eden nehre nehr-i Aburgan derler. A …
EÇS VIII 192a Mâ-tekaddem Mehemmed Geray Hân ile Dağıstân vilâyetine giderken bu kabak evsâfı tahrîr olunmuşdur, ammâ şimdi yine bunda meks edüp âteş başına oturanlar …
EÇS VIII 210a kabak