iken Çerkez ile Abaza kavminin oburları, ya‘nî sehhâr ve sehereleri bin yetmiş …
Bu hakîr bu kabakda iken Çerkez ile Abaza kavminin oburları, ya‘nî sehhâr ve sehereleri bin yetmiş altı mâh-ı şevvâlinin yigirminci gecesi kıyâmet kopup yıldırımlar şakıyup sâ‘ıkalar kopup evc-i âsumânda haşr [u] neşrden bir şeb-i muzlim olmuşken gök yüzünü âteş dutup ol şeb-i muzlim zâ’il olup bir rûz-ı rûşen oldu kim her Çerkez avretleri nakış işleseler mümkin idi. Çerkeslerden su’âl etdik,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 151b ·
metinde göster ·
… ir âdem sehel hasta olsa hod olmasa kara konco[lo]z geceleri olunca oburlar bir
kabakda
veyâhûd bir pişkövde istediği hastanın yâhûd sağ âdemin kanın içüp öldürüp obur …
Diğer temâşâ-yı ibret-nümâ-yı azîm: Bu diyârda aslâ tâ‘ûn olmaz. Hemân bir âdem sehel hasta olsa hod olmasa kara konco[lo]z geceleri olunca oburlar bir kabakda veyâhûd bir pişkövde istediği hastanın yâhûd sağ âdemin kanın içüp öldürüp obur oburluğundan halâs olur, ammâ gözlerinde obur alâmeti elbette kalur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 152a ·
metinde göster ·
ve bir pişkövde on yıl oturmak ihtimâlleri yokdur. Bir beği yâhûd bir büyük âde …
Anıniçün bu Çerkes tâ’ifeleri bir kabakda ve bir pişkövde on yıl oturmak ihtimâlleri yokdur. Bir beği yâhûd bir büyük âdemleri yâhûd birkaç âdemleri sık sık kabaklarında hasta olsa ve ölseler yâhûd odunlu dağları ırakda kalsa bu kabak uğursuzdur deyü bırağup bir gayri dağlık ve ormanlık içinde bir yeni kal‘a-misâl kabak yapup eski kabakların cümle âteşe ururlar. Anıniçün bu Çerkez diyârının Abaza vilâyeti gibi bâğ u bâğçeleri ve sâbit-kadem pişkövleri ve kabakları yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 152b ·
metinde göster ·
… ş dağlarından gelüp nehr-i Kuban'a gider. Bunları atlar ile ubûr edüp bir vîrân
kabakda
Hân'a râst gelüp Takaku beğinin verdiği zerdeva ve kedi derilerin Hân'a hedâyâ …
Nehr-i Matı, andan nehr-i Piçaz: Bu iki nehirler Abaza'nın Habeş dağlarından gelüp nehr-i Kuban'a gider. Bunları atlar ile ubûr edüp bir vîrân kabakda Hân'a râst gelüp Takaku beğinin verdiği zerdeva ve kedi derilerin Hân'a hedâyâ verdim. Ol gece ol harâb kabakda azîm karlar yağup niçe atlar ve âdemler dipi ve borandan helâk oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 154b ·
metinde göster ·
… beğinin verdiği zerdeva ve kedi derilerin Hân'a hedâyâ verdim. Ol gece ol harâb
kabakda
azîm karlar yağup niçe atlar ve âdemler dipi ve borandan helâk oldular.
Nehr-i Matı, andan nehr-i Piçaz: Bu iki nehirler Abaza'nın Habeş dağlarından gelüp nehr-i Kuban'a gider. Bunları atlar ile ubûr edüp bir vîrân kabakda Hân'a râst gelüp Takaku beğinin verdiği zerdeva ve kedi derilerin Hân'a hedâyâ verdim. Ol gece ol harâb kabakda azîm karlar yağup niçe atlar ve âdemler dipi ve borandan helâk oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 154b ·
metinde göster ·
Bazruk Beğ kabağı: Kâmil yüz aded yine saz örtülü çitden evlerdir. Bu
kabakda
kalmayup Sihakoşa nehrin yüz bin renc-i anâlarla karşu geçüp bin adım kadar gid …
Bazruk Beğ kabağı: Kâmil yüz aded yine saz örtülü çitden evlerdir. Bu kabakda kalmayup Sihakoşa nehrin yüz bin renc-i anâlarla karşu geçüp bin adım kadar gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 154b ·
metinde göster ·
Hudâ'ya ayândır kim böyle olmuşdur. Bir gün bu diyârda bir
kabakda
mihmân olup konak-bânımız olan Çerkes âdemlik edüp fi'l-hâl taşra çıkup sehel e …
Hudâ'ya ayândır kim böyle olmuşdur. Bir gün bu diyârda bir kabakda mihmân olup konak-bânımız olan Çerkes âdemlik edüp fi'l-hâl taşra çıkup sehel eğlenüp geldi ve meydân-ı mahabbete sığın derisinden sofra getirüp bir ağaç tekne latîf revâk gibi bal ve bir tekne peynir ve bir tekne pasta getirüp "Aşan konaklar halâl bolsun. Benim babası cânı savasın", ya‘nî "Balı yeyin helâl olsun. Atam cânına değsin" dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 155a ·
metinde göster ·
mihmân olup paşa tarafından alay çavuşları cümle ağavâtlara "Basîret üzre olun" …
Bu gece bu kabakda mihmân olup paşa tarafından alay çavuşları cümle ağavâtlara "Basîret üzre olun" deyü tenbîh ü te’kîd edüp herkesin havâyiclerin hıfz edeler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 191b ·
metinde göster ·
yedi âdemi defn edelim, dedik. Yere bu kadar bin Ferhâdî külünkler urup bir kır …
Hulâsa-i kelâm bu kabakda yedi âdemi defn edelim, dedik. Yere bu kadar bin Ferhâdî külünkler urup bir kırat toprak kopmak ihtimâli olmayup âhır-ı kâr Çerkes evlerinde kazan kazan sular kaynadup yere döküp gücile güc birer âdem defn edecek kadar hafirler kazup defn edüp gitdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 192a ·
metinde göster ·