İlâ hâze'l-ân kâr [u] kisbleri birbirlerinin köyleri ve
kabakları
ve pişkövlerin vurup geçmekdir, ammâ eyle hırsızlardır kim sürmeden gözü çalup …
İlâ hâze'l-ân kâr [u] kisbleri birbirlerinin köyleri ve kabakları ve pişkövlerin vurup geçmekdir, ammâ eyle hırsızlardır kim sürmeden gözü çalup sürme yerinde kalır tâ bu mertebe harâmîlerdir. Ammâ müsâfirlerinin bir dâne-i hardalları uğuruna ölücülerdir. Herkes konağın yedirüp içirüp (...) konakbânlık edüp bir köye dahi iletüp vâsıl eder. Eğer (...)de bir boğası ve bir yay ve bir ok ve bir mahreme el-hâsıl iğne ve iplik ve ibrîşemden cüz’î ve küllî her ne versen memnûn olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 150a ·
metinde göster ·
… i, deyü haber edüp obur tanıtıcılara mâl verüp tanıtıcılar şehr-i pişkövleri ve
kabakları
gezerken görürler kim âdem kanı içmeden obur olup gözleri tâs-ı pür-hûna dönmüş …
Hemân ol âdem günden güne hasta olup bire meded beni obur döğdü ve kulağımdan kanım içdi, deyü haber edüp obur tanıtıcılara mâl verüp tanıtıcılar şehr-i pişkövleri ve kabakları gezerken görürler kim âdem kanı içmeden obur olup gözleri tâs-ı pür-hûna dönmüş. Anı dutup birkaç gün zencîrler ile bağlayup ve boğazına ve ayaklarına hasır ipleri bağlarlar, zîrâ gayri bâğ ve badrık dutmazlar. Üç günde haps iken oburluğu günden güne zâhir olup "Fülân âdemin kanın ben içdim. İştde kulağım ardında kanı vardır. Bana sürdüm ki obur dedelerimin ve obur atalarımın yanına gömüldüğüm zamân vücûdum çürümeyüp yine birkaç kerre dirilüp gök yüzünde ceng etmek içün ve çok yaşamak içün etdim" dedikde cümlenin icâzetiyle bu oburun göbeğine yine böğürtlen kazığı saplayup kanından hasta olup kanı içilen âdemin yüzüne gözüne obur kanın sürünce bi-emrillâhi te‘âlâ hasta şifâ bulup oburu âteşe yakarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 152a ·
metinde göster ·
… mâlleri yokdur. Bir beği yâhûd bir büyük âdemleri yâhûd birkaç âdemleri sık sık
kabaklarında
hasta olsa ve ölseler yâhûd odunlu dağları ırakda kalsa bu kabak uğursuzdur dey …
Anıniçün bu Çerkes tâ’ifeleri bir kabakda ve bir pişkövde on yıl oturmak ihtimâlleri yokdur. Bir beği yâhûd bir büyük âdemleri yâhûd birkaç âdemleri sık sık kabaklarında hasta olsa ve ölseler yâhûd odunlu dağları ırakda kalsa bu kabak uğursuzdur deyü bırağup bir gayri dağlık ve ormanlık içinde bir yeni kal‘a-misâl kabak yapup eski kabakların cümle âteşe ururlar. Anıniçün bu Çerkez diyârının Abaza vilâyeti gibi bâğ u bâğçeleri ve sâbit-kadem pişkövleri ve kabakları yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 152b ·
metinde göster ·
… rağup bir gayri dağlık ve ormanlık içinde bir yeni kal‘a-misâl kabak yapup eski
kabakların
cümle âteşe ururlar. Anıniçün bu Çerkez diyârının Abaza vilâyeti gibi bâğ u bâğ …
Anıniçün bu Çerkes tâ’ifeleri bir kabakda ve bir pişkövde on yıl oturmak ihtimâlleri yokdur. Bir beği yâhûd bir büyük âdemleri yâhûd birkaç âdemleri sık sık kabaklarında hasta olsa ve ölseler yâhûd odunlu dağları ırakda kalsa bu kabak uğursuzdur deyü bırağup bir gayri dağlık ve ormanlık içinde bir yeni kal‘a-misâl kabak yapup eski kabakların cümle âteşe ururlar. Anıniçün bu Çerkez diyârının Abaza vilâyeti gibi bâğ u bâğçeleri ve sâbit-kadem pişkövleri ve kabakları yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 152b ·
metinde göster ·
… rkez diyârının Abaza vilâyeti gibi bâğ u bâğçeleri ve sâbit-kadem pişkövleri ve
kabakları
yokdur.
Anıniçün bu Çerkes tâ’ifeleri bir kabakda ve bir pişkövde on yıl oturmak ihtimâlleri yokdur. Bir beği yâhûd bir büyük âdemleri yâhûd birkaç âdemleri sık sık kabaklarında hasta olsa ve ölseler yâhûd odunlu dağları ırakda kalsa bu kabak uğursuzdur deyü bırağup bir gayri dağlık ve ormanlık içinde bir yeni kal‘a-misâl kabak yapup eski kabakların cümle âteşe ururlar. Anıniçün bu Çerkez diyârının Abaza vilâyeti gibi bâğ u bâğçeleri ve sâbit-kadem pişkövleri ve kabakları yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 152b ·
metinde göster ·
… ağlaşırlar. Ve gâyet müte’ellim olup ol ölünün rûhiyçün beş on domuz boğazlayup
kabaklara
üleşdirirler. Ve zu‘m-ı bâtıllarınca mürdeleri başı ucundaki delikden cenneti t …
Ve bu kavim gayri Çerkes gibi ölülerini yere gömüp toprağı yığın yığın etmezler. İri meşe ve pelîd ağaçlarını sandık gibi içlerini oyup ölülerin koyup ağzını muhkem berk edüp sandûkun başı ve ayağı ucuna birer delik delüp ulu ağaçların dalları arasına bu sandûku ağaca sarup sarmalayup mıhlayup korlar. Ba‘dehu ol deliklerden bal arıları girüp bal yaparlar. Bilürler kim ölüleri cennetlikdir. Eğer arılar bal yapmazsa "Vay ölümüz cehennemlikdir" deyü ağlaşırlar. Ve gâyet müte’ellim olup ol ölünün rûhiyçün beş on domuz boğazlayup kabaklara üleşdirirler. Ve zu‘m-ı bâtıllarınca mürdeleri başı ucundaki delikden cenneti temâşâ ede ve ayağı ucundaki delikden cehennemi seyr edüp azâbı anınla def‘ ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 155a ·
metinde göster ·
… emlerdir kim ceng-âver askeri değil bir alay ehl-i hıref kavimlerdir. Ancak her
kabaklarında
birer ikişer hasîb ü nesîb Takaku âdemleri vardır, ya‘nî papasları var hâkimler …
Bu kabîle dahi Mekke ve Medîne'den gelen Serâkeys'in evlâdlarındandırlar. Bunlar dahi Abaza dağları dibinde gâyetü'l-gâye sarp dağlar ve hıyâbân ormanlar içinde sâkin olur on binden ekall başsız ve buğsuz âdemlerdir kim ceng-âver askeri değil bir alay ehl-i hıref kavimlerdir. Ancak her kabaklarında birer ikişer hasîb ü nesîb Takaku âdemleri vardır, ya‘nî papasları var hâkimleridir, ammâ yine kitâbî olmayup bir mezhebden değiller.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 155b ·
metinde göster ·
vardır. Ve dahi cümle on bin aded bahâdır yiğitlere mâliklerdirler. Cümlesi sah …
Ve cümle yigirmi aded ma‘mûr u âbâdân sarp yerde kabakları vardır. Ve dahi cümle on bin aded bahâdır yiğitlere mâliklerdirler. Cümlesi sahîhü'n-neseb Kureyşîlerdendir. Gayri kimesneden ve kul ve karavaşdan aslâ şılga nâmında kız almazlar, eğer hûrî olsun. Ve gayriye kız dahi vermezler. İllâ Tatar hânlara ve sultânlara kız verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 157a ·
metinde göster ·
… unlar dörd aded karındaş beğlerdir kim iştirâk-i seviy üzre her biri yüzer pâre
kabaklara
hâkimlerdir, ammâ ikisi Kabarti beğlerine tâbi‘dir, ikisi Tavustân sultânına tâ …
Bunlar dörd aded karındaş beğlerdir kim iştirâk-i seviy üzre her biri yüzer pâre kabaklara hâkimlerdir, ammâ ikisi Kabarti beğlerine tâbi‘dir, ikisi Tavustân sultânına tâbi‘dir. Kâhîce bunun birisi Kalmık ile müşâ olması takrîb ile Kalmığ'ın Taysı Moyinçak Şâhına tâbi‘ olup sene başında Kalmığ'a bir tay boğası ve niçe şey hedâyâlar verüp Kalmık derdinden ve nehb ü gâretlerinden emîn olup Kalmığ'a re‘âyâ olur. Ammâ mezkûr dörd aded karındaş beğlerin her birisi ikişer bin askere mâliklerdir. Lâkin bunlar mü’min olmadıklarından kâhîce bunları Dağıstân pâdişâhı gâret edüp esîr [ve] mâl-ı ganâ’imleriyle muğtenim olur, zîrâ bunların diyârlarında aslâ sarp kayalı dağlar yokdur. Cümle düzlük sahrâlarda çengelistân ağaçlıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 158a ·
metinde göster ·
… mmâ câ-be-câ bâğçelerinde elması olur. Lâkin bostânlarında kavunu ve karpuzu ve
kabakları
çok olur. (---)
Ve yedi gûne altun ve gümüş ve bakır ve demir ma‘denleri ve niçe ma‘âdinler dahi çokdur, ammâ şiddet-i şitâ kânı olmak ile cevizi(?) ve üzümü ve sâ’ir fevâkihâtları yokdur, ammâ câ-be-câ bâğçelerinde elması olur. Lâkin bostânlarında kavunu ve karpuzu ve kabakları çok olur. (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 169b ·
metinde göster ·
… i hâricinde cümle müşebbek bostânlardır. Gâyet latîf kavunları ve karpuzları ve
kabakları
olur, ammâ şiddet-i şitâdan bâğ u bâğçeleri aslâ yokdur. Ve bu varoşun kıble ta …
Ve bu Karatayak varoşunun batı tarafı cânibi hâricinde cümle müşebbek bostânlardır. Gâyet latîf kavunları ve karpuzları ve kabakları olur, ammâ şiddet-i şitâdan bâğ u bâğçeleri aslâ yokdur. Ve bu varoşun kıble tarafına Ulu Noğay handakları çekilmiş bir sahrâdır. Anda cümle şühedâlar ve gayri mevtâlar cümle anda medfûnlardır. Bu handakların hâricinde Heyhât sahrâsıdır kim cümle Azak kavminin atları bu Heyhât sahrâsı üzre olan nebâtât [u] giyâhâtda otlayup gezerler. Ammâ cânib-i erba‘asında atlar üzre yiğitler gezüp karavul beklerler. Hemân bir tarafdan Kalmık Tatarları zâhir oldukda cümle hayvânâtların şehre sürüp handaklara doldururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 185a ·
metinde göster ·
… Rûm berr [ü] bihârın birer gûne yâdigâr hatları ve kemter cânların zerdeste ve
kabakları
ve keşkülleri ve sapan-ı Dâvûdî ve pâlheng-i Mûsevîleri ve niçe âvîze şeyleri v …
Ve bu kubbe-i mehbıt-ı pür-envâr-ı Osmân Baba'nın taşra kapusunun önünde kemer-i âlîler üzre bir küçük kubbeciği dahi vardır, mecma‘u'n-nâs yeridir. Ol kubbenin çâr-kûşe dîvârının sahîfe-i rûyına her gelen seyyâhân-ı Rûm berr [ü] bihârın birer gûne yâdigâr hatları ve kemter cânların zerdeste ve kabakları ve keşkülleri ve sapan-ı Dâvûdî ve pâlheng-i Mûsevîleri ve niçe âvîze şeyleri var. Hakîr dahi küstâhâne celî hatt ile rûy-i dîvâra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 379b ·
metinde göster ·
… da küçük kayıklar ile elinde sırıklar ile deryâyı ölçer durur. Ve ba‘zı yerlere
kabakları
ipler ile bağlayup bırağır, hîn-i mahalde gemileri ol mahalden geçirirler. Eğer …
Eğer bir firkate ve kalyon ve şayka Reşîd'e girüp çıkmak dilese liman re’îsi izni olmayınca girüp çıkmağa kâdir değildir. Gâyet müşkil boğazdır, her sene niçe gemi helâk olur. Ammâ liman re’îsi dâ’imâ boğaz ağzında küçük kayıklar ile elinde sırıklar ile deryâyı ölçer durur. Ve ba‘zı yerlere kabakları ipler ile bağlayup bırağır, hîn-i mahalde gemileri ol mahalden geçirirler. Eğer liman re’îsi bir gemiye kulağız alup geçirirken gemi gark olsa şer‘an liman re’îsine zamân lâzım gelir, kânûn-ı kadîm budur. Anıniçün liman re’îsi her âyende vü revende gemiden kırkar ve ellişer guruş alır. Ve liman re’îsi dahi Mısır paşasına bin guruş küşûfiyye verüp her sene berâtın tecdîd ederler. Ve bu kulağuz bir nesildir, gayrı kimesneler bilmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y336a ·
metinde göster ·
Bu boğaz cümle altı yerde boğazdır, cümlesi her sâ‘atde bir gûne olup kâh sığ olur, kâhı amîk olur. Ammâ orta boğaz şâhrâhdır, iri kabaklar alâmeti bundadır. Kaçan Nîl-i mübârek tuğyânı mahallinde deryâ-misâl olup Akdeniz'e yüz mîl girüp kırmızı Nîl olur. Kaçan yüz mîl gemiler kırmızı lezîz Nîl'i gördüklerinde andan bilirler kim Reşîd karîbdir. Ba‘zı mahalde düşmen-i Freng-i bed-reng gemileri kırk elli mîl ba‘îd Nîl'e gelüp sulanup yine gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y336a ·
metinde göster ·
… ehrin irfânları ve nisvânları gûnâ-gûn fıracte okuyup def ve dübelek makrafa ve
kabaklar
içine çakıl taşları doldurup zifâf-ı sürûr gece ve günleri çalup bozayı ve soğa …
Ve bu şehrin irfânları ve nisvânları gûnâ-gûn fıracte okuyup def ve dübelek makrafa ve kabaklar içine çakıl taşları doldurup zifâf-ı sürûr gece ve günleri çalup bozayı ve soğan ve sarmısağı yiyüp varsağılar ve fıracte ya‘nî murabba‘lar okurlar kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y416a ·
metinde göster ·