… dan lezîz ve âbdâr Hudâyî mümessek elması olur ammâ Kefe diyârının Sudak elması
kadar iri
değildir. Ancak otuz kırk dirhem gelir. Lâkin Cenâb-ı Perverdigâr bu Malatıyye …
Bu Malatıyye'nin yedi tevir elması İzmit şehrinde misket elması ve ferik elmasından lezîz ve âbdâr Hudâyî mümessek elması olur ammâ Kefe diyârının Sudak elması kadar iri değildir. Ancak otuz kırk dirhem gelir. Lâkin Cenâb-ı Perverdigâr bu Malatıyye elmalarına bir gûne renk vermişdir kim kırmızısı, kırmızı-sarısı ve yeşili ve gayrı elvânları cümle sun‘-ı Hudâdır kim asla bir renge müşâbehetleri yokdur. Hatta bir hânede beş on aded elma olsa râyiha-i tayyibesinden âdemin dimâğı mu‘attar olur. (...)(...) misl-i tüffâh ve billahi i‘tasam (...) ibâreti bu Malatıyye {elması} hakkında ola. Hatta bu Malatıyye zurefâları ve nâzenîn havâtinleri bu elmalar dırahtında iken şem‘-i asel ile bu elmalara ebyât-ı eş‘âr tahrîr ederler ve niçeler kâğıda ebyât-ı münâsibleri mıkrâs-ı lâ ile oyup elmalar üzre yapışdırup ol elmalar dırahtında iken kisb-i hevâdan tarâvet buldukda ve kamerin te’sîrinden rengâmîz hâsıl edüp elma kemâlin buldukça mezkûr kâğıdların ve şem‘-i asellerin altından al ve beyâz ve sarı hüsn-i hatlı beytler hâsıl olur kim her biri gûyâ birer sihr-i mübîndir. Bu elmaları ba‘dehû vilâyet vilâyet a‘yân [u] kibârlara ve bizzât pâdişâhlara hedâyâ götürürler. Bu dahi bir diyâra mahsûs değildir. Ve yedi gûne ayvası olur, danesi birer vukiyye gelir, ammâ papa ayvası ve ekmek ayvası gâyet âbdâr ve lezîzdir ve müşk-i anber-i hâmdan ziyâde râyiha-i tayyibesi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 195b ·
metinde göster ·
… olur kim Bosna ve Hersek diyârında şehr-i Mostar içre akan nehr-i Neretva'da ol
kadar iri
alabalığı olamazdır. Ve cemî‘i eyyâm-ı şitâda cümle kaz ve ördek bu buhayrede k …
Sitâyiş-i buhayre-i Fahte: Kal‘a-i Malazcird ile kal‘a-i Hınıs mâbeyninde bir müdevver göldür ammâ Malazcird'e bir menzil karîbdir. Bu buhayrede alabalıklar olur kim Bosna ve Hersek diyârında şehr-i Mostar içre akan nehr-i Neretva'da ol kadar iri alabalığı olamazdır. Ve cemî‘i eyyâm-ı şitâda cümle kaz ve ördek bu buhayrede kışlayup cemî‘i Malazcird sancağı ahâlîsi bu kazlardan sayd edüp kifâf edindiklerinden Kaz gölü derler. Cemî‘i kûh-ı bâlâların cereyân eden âb-ı hayâtları bunda cem‘ olur. Bu buhayrenin dâ’iren-mâdâr cirmi iki menzil yerdir. Andan yine cânib-i şimâle (---) sâ‘at karlar çiğneyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 16a ·
metinde göster ·
… bir esedî sekiz dirhemden ağır gelir. Andan ma‘lûm ola kim Banyaluka kirazı ne
kadar iri
ve sakîl olur, ammâ lezzetde hoşhor ve âbdâr-ı terdir ve hâzımü'l-ifrâtdır ve a …
Ve memdûhât-ı meyvelerinden eyle ter ve lezîz ve âbdâr ve hoş-güvâr kirazı olur kim Rûm ve Arab u Acem'de nazîri yokdur. Hattâ Melek Ahmed Paşa efendimize bir sepet kiraz getirdiler. Her biri Anadolu'da terzi iğnesi peydâ olan Mudurnu şehri cevizi kadar {kirazı} vardır. Cümlemiz bu kiraz-ı âbdârlara ta‘accüb edüp birkaç dâne kirazı cümleden intihâb edüp terâzûnun bir keffine bir dâne kiraz ve bir keffine bir esedî koyup berâber geldi kim bir esedî sekiz dirhemden ağır gelir. Andan ma‘lûm ola kim Banyaluka kirazı ne kadar iri ve sakîl olur, ammâ lezzetde hoşhor ve âbdâr-ı terdir ve hâzımü'l-ifrâtdır ve ayvası ve hayevânî elması dahi memdûhdur. Ve kapuska ta‘bîr etdikleri lahanası kazan kadar kelle olup cemî‘i yaprakları güllâç varakı gibi terdir. Hattâ Boşnak kavmi bu lahana içün, "Âh dinum ve îmânum kapuska" deyü şehîd olunca lahana yerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 153b ·
metinde göster ·
… dan, bâğçeleri bî-hisâb olup müşebbek bostânlarında lahanası ol kadar çok ve ol
kadar iri
olur kim gûyâ her biri mîr-i mîrân tablı kadar olur. Bosnavîler bu lahanayı gör …
Memdûhâtından, bâğçeleri bî-hisâb olup müşebbek bostânlarında lahanası ol kadar çok ve ol kadar iri olur kim gûyâ her biri mîr-i mîrân tablı kadar olur. Bosnavîler bu lahanayı görüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 91a ·
metinde göster ·
"Ah cânum, dînüm, îmânum kapusta" derler. Hakkâ ki Van diyârı lahanası
kadar iri
olup cümle lahana Budin'e bu Kızılhisâr'dan gider, zîrâ kavm-i Boşnak lahana il …
"Ah cânum, dînüm, îmânum kapusta" derler. Hakkâ ki Van diyârı lahanası kadar iri olup cümle lahana Budin'e bu Kızılhisâr'dan gider, zîrâ kavm-i Boşnak lahana ile kırah çorbasın ve keçi südü surutkasın pek severler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 91a ·
metinde göster ·
… bir kal‘a-i ra‘nâdır kim cümle temelleri handakı içre temelleri hammâm kubbesi
kadar iri
iri taşlardır.
Ve kal‘a-i Yanık şekl-i müsebba‘ olup Şeddâdî tula binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır kim cümle temelleri handakı içre temelleri hammâm kubbesi kadar iri iri taşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 48a ·
metinde göster ·
… r. Tuna kenârı katının temeli sâfî hammâm kubbesi kadar fîl-i Mengerûsî gevdesi
kadar iri
taşlardır.
Ve kal‘a-i Beç Tuna kenârında iki katdır. Her kat dîvârı beşer adım kalın Şeddâdî metîn ve müstahkem tula dîvârdır. Tuna kenârı katının temeli sâfî hammâm kubbesi kadar fîl-i Mengerûsî gevdesi kadar iri taşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 56a ·
metinde göster ·
… hî ve bu kadar kılıç ve gaddâra ve tîrkeş ve kalkan ve zırh u zereh-külâh ve bu
kadar iri
gümüş aşçı bıçakların cümle arabalara zeyn edüp bir alay-ı musîbet ile ve bu ka …
Ve iki bin kadar yeşil ve sarı ve kırmızı bayrakları sırıklar üzre kefere ellerine alup cümle sancağ u bayrakları baş aşağı edüp güzer etdiler, ammâ esîrleri pinhân edüp meydânda yok idi. Meğer ziyâfetde kral vezîrinin verdiği esîrler bu gelen esîrlerden idi. Ve iki aded top-ı şâhî ve bu kadar kılıç ve gaddâra ve tîrkeş ve kalkan ve zırh u zereh-külâh ve bu kadar iri gümüş aşçı bıçakların cümle arabalara zeyn edüp bir alay-ı musîbet ile ve bu kadar mâl-ı ganâ’imle asker-i İslâma rağmen ferahşâd olup garrâlanarak ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 70b ·
metinde göster ·
… emirkapu nâm yerde cereyân eden nehr-i Tuna'nın içinde sıra sıra hammâm kubbesi
kadar iri
taşlar vardır. Hattâ nehr-i Tuna mâh-ı Temmûz'da az olduğu mahalde da‘vâ-yı mer …
Evvelâ bu Demirkapu nâm yerde cereyân eden nehr-i Tuna'nın içinde sıra sıra hammâm kubbesi kadar iri taşlar vardır. Hattâ nehr-i Tuna mâh-ı Temmûz'da az olduğu mahalde da‘vâ-yı mer[d] ile şehbâz ve merdâne fetâ yiğitler taşdan taşa sıçrayup pertâb ederek beriden öteye ve öteden beri cânibe dek geçmek mümkindir. Lâkin her zamân ol büyük taşlar görünmez, meğer Tuna pek tenezzülde ola. Anıniçün bu taşlar sebebiyle niçe gemiler helâk olur. Ammâ kaçan kim Tuna taşup tuğyân üzre gelüp aksa mezkûr taşlar suya gark olup cümle gemiler selâmetle geçmeğe başlar, ammâ yine havf ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 96a ·
metinde göster ·
… önündeki dîvâr otuz arşın âlî ve yedi arşın enli Sedd-i Ye’cûc-vâr fîl cüssesi
kadar iri
taşları var. Dahi önünde fecc-i amîk yigirmi arşın derin kesme kaya handakı ell …
Ammâ kara tarafı biri biri ardında iki kat Sedd-i İskender-vâr hisâr-ı üstüvârdır. İç kat hisârı elli arşın âlî ve beş arşın enli dîvârdır. Dahi önündeki dîvâr otuz arşın âlî ve yedi arşın enli Sedd-i Ye’cûc-vâr fîl cüssesi kadar iri taşları var. Dahi önünde fecc-i amîk yigirmi arşın derin kesme kaya handakı elli arşın elli handakdır. Kapuları önünde haşeb cisrleri var. Hîn-i muhâsara ve muhâtarada cüsûrları kaldırup kal‘anın demir kapularına dayarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 139b ·
metinde göster ·
… i, ya‘nî tırnakları çatal olmağa yakın olmuş, ammâ çatal değildir. Somun ekmeği
kadar iri
tırnakları vardır. Ve karınları yere sürünmeğe yakındır. Ve önleri ve ardları g …
Hikmet-i Hudâ atları gâyet semîn ve yere yakın kısa ayaklı ve öküz bilekli ve tırnakları üzre birer (...)leri, ya‘nî tırnakları çatal olmağa yakın olmuş, ammâ çatal değildir. Somun ekmeği kadar iri tırnakları vardır. Ve karınları yere sürünmeğe yakındır. Ve önleri ve ardları gâyet vâsi‘dir. Ve gerdânları öküz gerdânı gibi kısadır. 180a Ve yelileri gâyet çok olup yerde sürünür, çok saçlı ve güçlü ve kuvvetli atlardır. Ve kuyrukları beş ata kuyruk olup yerde sürünür kalın kuyrukları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 179b–180a ·
metinde göster ·
… tûnundan ziyâde memdûhdur. Hadd-i zâtinde bu abd-i kemter dahi bu Koron zeytûnu
kadar iri
ve (...) ve latîf ve hoş-hor zeytûn görmedim. Husûsan limon suyu ve zeytûnyağıy …
Der-memdûhât-ı fevâkihât: Evvelâ Koron zeytûnu Rûm ve Arab u Acem'de Şâm-ı şerîf zeytûnundan ziyâde memdûhdur. Hadd-i zâtinde bu abd-i kemter dahi bu Koron zeytûnu kadar iri ve (...) ve latîf ve hoş-hor zeytûn görmedim. Husûsan limon suyu ve zeytûnyağıyla perveriş olmuş destiler içre zeytûnu pâdişâha hedâyâ getirirler. Cemî‘i dağları ve bâğların zeytûn dırahtları dutmuşdur. Limonu ve nârenci ve kebbâtı ve tatlı limonu dahi memdûhdur. Ve zeytûnyağı ve üzüm bâğı ve tereyağı hod meşhûr olup yigirmi gûne engûr-i âbdârı olup şîreli(?) şîresi olur. Ve sâbûnu Kuds-i Şerîf sâbûnundan latîf sâbûnu olur. Ve servi ağaçları hod cihânı dutmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 272a ·
metinde göster ·
… i kal‘a dîvârı ile metânet üzre binâ olunmuşdur kim rûy-ı dîvârları fîl cüssesi
kadar iri
taş dîvârları cümle yigirmişer ayak enli Şeddâdî rıhtım küfeke taşlı dîvârdır. …
Ve dahi kara tarafındaki kal‘a dîvârı ile metânet üzre binâ olunmuşdur kim rûy-ı dîvârları fîl cüssesi kadar iri taş dîvârları cümle yigirmişer ayak enli Şeddâdî rıhtım küfeke taşlı dîvârdır. 310b Ammâ dolma Şeddâdî rıhtım toprağı ile ba‘zı dîvârının yerleri yüz elli ve ba‘zı yeri yüz altmış ve yüz yetmiş ve yüz seksen ayak enli horasânî binâ rıhtım dîvârlardır. Ve dâ’iren-mâdâr kal‘a üstü dîvârı Haleb meydânı gibi sahrâlardır. Hattâ ba‘de'l-feth Vezîria‘zam Yü[k]sek tabya üstünde asâkir-i İslâm ile gûnâ-gûn cilit oynadup mehterhâneler çalınırdı, tâ bu mertebe sahrâ-misâl kal‘a dîvârıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 310a–310b ·
metinde göster ·
Bu menzil başı liman içinde âb-ı hayât sular dahi vardır. Her ne
kadar iri
mefret kalyonlar girse birer demir üzre bî-bâk ü bî-pervâ sekiz rûzgârdan emîn …
Bu menzil başı liman içinde âb-ı hayât sular dahi vardır. Her ne kadar iri mefret kalyonlar girse birer demir üzre bî-bâk ü bî-pervâ sekiz rûzgârdan emîn yatılır, bir emn [ü] emân liman-ı cândır. El-hâsıl gâyet ta‘mîr [ü] iltifât edecek kal‘a ve limandır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 336b ·
metinde göster ·
… i ve yağlı zeytûnu olur kim aşlama ta‘bîr ederler bir gûne mor reng cevz-i rûmî
kadar iri
zeytûnu var. Kemâlin buldukda ağacından silküp a‘yân-ı vilâyet birbirlerine hed …
Ve iki yüz kırk zeytûnyağı değirmenleri vardır. Ve bu şehirde hâsıl olan zeytûn ve zeytûnyağı Edremit şehrinde ve Karaburun kazâsında olmaz. Zîrâ tağ u taşı iki konak yer zeytûn hıyâbânı ormanından âdem güzer edemez. Ve zeytûnun bi-emrillâh hilkatı acı olmak üzredir. Ammâ bu şehrin zeytûnu dahi tâze iken sâ’ir meyve gibi ekmek ile tenâvül olunur. Gûnâ-gûn dânedâr ve iri ve yağlı zeytûnu olur kim aşlama ta‘bîr ederler bir gûne mor reng cevz-i rûmî kadar iri zeytûnu var. Kemâlin buldukda ağacından silküp a‘yân-ı vilâyet birbirlerine hedâyâ gönderirler. Rub‘-ı meskûnda nazîri yokdur. Belki Arapça âyeti bu zeytûn hakkında nâzil olmuş ola. Gâyet lezîz zeytûndur. Ve bu şehir halkı bu makûle mukavvî zeytûnları tenâvül etdiklerinden kesret üzre cimâ‘ edüp ol kadar evlâd [u] ensâbları var kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y50a ·
metinde göster ·
Ve ayvası dahi meşhûrdur. Gerçi Lefke şehri ayvası kadar iri değildir, ammâ gâyet lezîzdir. Göbeğin oyup içine mastaki sakızı koyup nerm hâkister içre bişirüp isti‘mâl etsen kuvvet-i basarı ziyâde edüp tabî‘atı mu‘tedil eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y251b ·
metinde göster ·
… kları ve halîc ve tur‘aların cerf eden ya‘nî tathîr eden sığırları Adana câmûsu
kadar iri
sığırlardır, gâyet cefâkârdırlar. Cümle Mısır hâkini niçe kerre yüz bin sığırla …
Ve Nîl'in cemî‘i arkları ve halîc ve tur‘aların cerf eden ya‘nî tathîr eden sığırları Adana câmûsu kadar iri sığırlardır, gâyet cefâkârdırlar. Cümle Mısır hâkini niçe kerre yüz bin sığırlar ile selef keheneleri kol kol handak handak cürâfalar ile ya‘nî bir nevi‘ kızak sandıklar ile toprağın taşıyup halîcler kazmışlardır kim görmeğe muhtâcdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y159b ·
metinde göster ·
… di. Ve bir tobra ûd-i mâverdî ve iki tobra akîk-i yemenî ve mercân cevz-i bevvâ
kadar iri
habbeleri verdi. Ve iki siyâh bâkire kızlar ve sekiz esmerü'l-vech gulâmlar ver …
Derhâl meşin yasdığı ardından altı şemâme beyâz amber çıkarup ihsân etdi. Ve bir tobra ûd-i mâverdî ve iki tobra akîk-i yemenî ve mercân cevz-i bevvâ kadar iri habbeleri verdi. Ve iki siyâh bâkire kızlar ve sekiz esmerü'l-vech gulâmlar verdi. Hakîr dahi ana bâr-ı azîm def‘iyçün bir fîl verdim. Gâyet memnûn oldu, ammâ hakîr andan ziyâde mesrûr oldum. Zîrâ bu fîller her gün yüzer deve yükü alef yerlerdi ve nehr-i Nîl'in gûyâ nısfın nûş ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y410b ·
metinde göster ·
… yığılmışdır kim dağlar gibi. Ammâ ne tohumdur bu ki şimdiki zamânımızın baklası
kadar iri
ketân tohmudur. Bir kimesne ol gâra ketân tohmu almak kasdiyle girmeyüp seyr et …
Ve mine'l-acâyib-i garîbe: Ol gâr-ı cahîm içre niçe bin yıllık ketân tohmu yığılmışdır kim dağlar gibi. Ammâ ne tohumdur bu ki şimdiki zamânımızın baklası kadar iri ketân tohmudur. Bir kimesne ol gâra ketân tohmu almak kasdiyle girmeyüp seyr etse yine selâme çıkar. Ammâ ketân tohmundan bir dâne almağa kasd etsen andan bir gûne haşerât zâhir olup âdemi tarfetü'l-ayn içre üstühânı bile kalmayup yerler. Hattâ biz anda iken bir câmûs delilenüp bu gâra girüp ketân tohmu yemeğe başlayınca câmûs sâhibi varup görürken bir alay ecnâs-ı mahlûkât üşüp ân-ı vâhidde câmûsu pîr [ü] pâk edüp yerler, fakîr herîf bir câmûsdan çıkdı. Birkaç kerre gârın kapusunu sed etmişler, binâ dutmamış, âhir taşradan bir siper dîvârı yapmışlar. Garîb temâşâdır. Ve bu şehirde Y 447a bundan gayrı niçe yüz acâyib ü garâyibâtdan ibret-nümâlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y446b–Y447a ·
metinde göster ·