… Raba'ya gark-ı âb olup cengde bir âdemin burnu kanamamışken küffârdan ibtidâ bu
kadar kelle
ve hınto araba mâllar alınup mansûr [u] muzaffer olmuşken yeniçeri ocağı ceng-i …
İnhizâm-ı asker-i İslâm kenâr-ı nehr-i Raba berâ-yı sû’-i tedbîr-i sadrıa‘zam ve İsmâ‘îl Paşa ve Gürcî Mehemmed Paşa: Musîbet-i azîm olup niçe bin ümmet-i Muhammed nehr-i Raba'ya gark-ı âb olup cengde bir âdemin burnu kanamamışken küffârdan ibtidâ bu kadar kelle ve hınto araba mâllar alınup mansûr [u] muzaffer olmuşken yeniçeri ocağı ceng-i perhâşda iken beyâz buyurdu varup "Gerüye avdet edüp metrislerinize giresiz" deyü fermân sâdır olunca cümle yeniçeri fermâna itâ‘at edüp metrislerine ale'l-umûm rucû‘ edince sipâh bu hâli görüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 86b ·
metinde göster ·
… mı ve birer Celâlî huddâmı mahbûb gulâmlara mâlik olup Çarhacı Mehemmed Paşa bu
kadar kelle
ve bu kadar mâl-ı ganâyimle huzûr-ı pâdişâhîye geldikde bizzât sa‘âdetlü pâdişâ …
Ve cümle Üsküdar bâğbânları birer Gürcî gulâmı ve birer Celâlî huddâmı mahbûb gulâmlara mâlik olup Çarhacı Mehemmed Paşa bu kadar kelle ve bu kadar mâl-ı ganâyimle huzûr-ı pâdişâhîye geldikde bizzât sa‘âdetlü pâdişâh kendüye bir semmûr hil‘at-i fâhire ve başına bir mücevher otağa dahi ihsân edüp paşaya (---) eyâleti ihsân olunup yetmiş aded ağasına hil‘at-i fâhire ve yüz elli âdemin ze‘âmet ve timar ve sipâhlık ihsân olundu. Bu günde bu Mehemmed Paşa Efendimizin etdiğin ne Rüstem ve ne Şağât ve Pîjen ve Geyümers etmemişdir. Hafazakallah.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 33a ·
metinde göster ·
… eşer onar altun ile birer tel ihsân ederdi, ammâ ne mertebe altun verildi ve ne
kadar kelle
kesildi ma‘lûmum değildir.
Ammâ mukaddemâ çetelerde ve karavullarda kelle getiren gâzîlere beşer onar altun ile birer tel ihsân ederdi, ammâ ne mertebe altun verildi ve ne kadar kelle kesildi ma‘lûmum değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 273b ·
metinde göster ·
… anlar ve hatmanlar ve cebehâneler ile Melek Paşa efendime geldim. Anlar dahi bu
kadar kelle
ve kapudanlar müjdesiyle hakîri cenâb-ı şerîfinize gönderüp dördüncü günde geld …
"Sultânım, Melek Ahmed Paşa karındaşınızdan ve Özü kal‘asın kâfir muhâsara edüp yedi gün yedi gece ceng etdiğimizden sonra dörd gündür kal‘a kâfir elinden halâs olup Özü'den müjde ile Akkirmân'da Paşa'ya bu kadar bin baş ve diller ve kap[u]danlar ve hatmanlar ve cebehâneler ile Melek Paşa efendime geldim. Anlar dahi bu kadar kelle ve kapudanlar müjdesiyle hakîri cenâb-ı şerîfinize gönderüp dördüncü günde geldim" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 63b ·
metinde göster ·
ve esîr ve mâl-ı ganâ’im ve cebehâne arabalarıyla der-i devlete gönderdiğinin m …
"Pâdişâhım, Melek Ahmed Paşa lalan aceb feth [ü] fütûhât etmiş. Özü kal‘asına elli bin küffâr Kazak sarılup yedi gün yedi gece ceng-i azîm ederlerken bu kadar imdâdı Melek Paşa lalan gönderüp cümle küffârı kılıçdan geçirüp kal‘ayı halâs etdiğinin pâdişâhıma telhîsi üzre bu kadar kelle ve esîr ve mâl-ı ganâ’im ve cebehâne arabalarıyla der-i devlete gönderdiğinin müjdesin işte bir yakın âdemi ile pâdişâhıma göndermiş" deyüp hakîri huzûr-ı pâdişâhîye çağırup dest ber-zemîn kılup eyitdim. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 63b ·
metinde göster ·
… ilmez toplar kaldı ve cebehâne hisâbı ise bî-hadd ü lâ-yuhsâ idi. Fazlî Paşa bu
kadar kelle
ve cebehâneleri alup mesrûr [u] şâdân Hilevne sahrâsında mansûr [u] muzaffer ka …
Ve kâfirden meydân-ı mahabbetde yetmiş aded balyemez ve üç yüz aded sipâhî bilmez toplar kaldı ve cebehâne hisâbı ise bî-hadd ü lâ-yuhsâ idi. Fazlî Paşa bu kadar kelle ve cebehâneleri alup mesrûr [u] şâdân Hilevne sahrâsında mansûr [u] muzaffer karâr-dâde olup cümle kelleleri ve kâfir kapudanları ve ceneralleri nacağ ve bayrağ ve haçlı peykerleri ve erganon ve torompeteleriyle Der-i devlete arz edüp gönderüp bu kal‘a-i Kinin'i dest-i küffârdan kurtardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 139a ·
metinde göster ·
… erbâd etdiler. Vakt-i ışâ olunca münhedim edüp ol şeb-i muzlimde cümle guzât bu
kadar kelle
ve esîrler ile ordu-yı İslâma gelince ol gece yer altından küffâr Zadra kal‘ası …
Âhirü'l-emr cümle guzât gördüler kim bu kal‘ayı döğmeğe me’mûr değiller ve bu mahalle gelüp ceng etmeğe Melek Paşa'dan me’zûn değiller. Hemân kendü fodullukların fikr edüp sâlimîn ü gânimîn şaranpavlardan taşra çıkınca hemân küffâr guzât-ı muvahhidîni kaçdı zann edüp bu kerre ol Fostiçse'nin şaranpa[v] kapuların açup asker-i İslâm'ın akîbince "Yajuj Yajuj" deyüp Zadra sahrâsına çıkup domuz sürüsü gibi sürü sürü gelüp asker ile çıt-a-çat döğüşmeğe başladıklarında, hemân mukaddemâ Fostiçse'den gerüye dönen guzât bu kâfirlerin ardların alup kâfir-i bed-kârlar iki asker mâbeyninde kalup bunlara eyle bir tîğ-i âteş-tâb urup bakıyyetü's-seyfleri karârgâhları olan fostiçselerine girdiklerinde akîblerince asker-i İslâm bile girüp anda dahi bir azîm ceng edüp içinde bulunan üç binden ziyâde kâfirleri dahi kılıçdan geçürüp re’îsü'l-küffâr olan Niski nâm kâfir ve veled-i pelîd-i anîdi Mora nâm la‘în dahi dest ber-kafâ esîr olup hamd-i Hudâ sene (---) mâh-ı (---) gününde yürüyüş ile kal‘a-i Fostiçse feth olup cümle kelleleri ve esîrleri alup bu kal‘ayı harâb u yebâb ederken içinde olan guzât-ı müslimîne kal‘a-i Zadra ol kadar top gülleleri yağdırdı kim gûyâ kal‘a-i Zadra âteş-i Nemrûd içinde kalup murg-i semendere döndü. Cümle guzât bu güllelere bakmayup kal‘ayı berbâd etdiler. Vakt-i ışâ olunca münhedim edüp ol şeb-i muzlimde cümle guzât bu kadar kelle ve esîrler ile ordu-yı İslâma gelince ol gece yer altından küffâr Zadra kal‘asından bu kal‘aya girüp amâr etmeğe başladılar. Ba‘dehû derûn-ı hisâr-ı Zadra'dan vere ile kâfirler orduya gelüp mâl-ı firâvânlar ile esîrlerin taleb etdiklerinde paşa-yı müdebbir rızâ vermeyüp elçilerin gerüye redd etdiler. Ol gün ordu-yı İslâm'da bir şâdumânlar olmuşdur kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 141a ·
metinde göster ·
… ı ve hayevânî elması dahi memdûhdur. Ve kapuska ta‘bîr etdikleri lahanası kazan
kadar kelle
olup cemî‘i yaprakları güllâç varakı gibi terdir. Hattâ Boşnak kavmi bu lahana …
Ve memdûhât-ı meyvelerinden eyle ter ve lezîz ve âbdâr ve hoş-güvâr kirazı olur kim Rûm ve Arab u Acem'de nazîri yokdur. Hattâ Melek Ahmed Paşa efendimize bir sepet kiraz getirdiler. Her biri Anadolu'da terzi iğnesi peydâ olan Mudurnu şehri cevizi kadar {kirazı} vardır. Cümlemiz bu kiraz-ı âbdârlara ta‘accüb edüp birkaç dâne kirazı cümleden intihâb edüp terâzûnun bir keffine bir dâne kiraz ve bir keffine bir esedî koyup berâber geldi kim bir esedî sekiz dirhemden ağır gelir. Andan ma‘lûm ola kim Banyaluka kirazı ne kadar iri ve sakîl olur, ammâ lezzetde hoşhor ve âbdâr-ı terdir ve hâzımü'l-ifrâtdır ve ayvası ve hayevânî elması dahi memdûhdur. Ve kapuska ta‘bîr etdikleri lahanası kazan kadar kelle olup cemî‘i yaprakları güllâç varakı gibi terdir. Hattâ Boşnak kavmi bu lahana içün, "Âh dinum ve îmânum kapuska" deyü şehîd olunca lahana yerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 153b ·
metinde göster ·
… b kal‘alarımız temâşâ ederek gelüp Kilis sahrâsında meks edüp Der-i Devlet'e bu
kadar kelle
ve esîr kapudanlar (---) Ağa ile gönderilmiş idi" deyü cevâb verdim. Köpürlü ey …
"Vallâhi sultânım, Venedik Körfezi nihâyetinde lisân-ı Talyan söyleşir yüz bin kavm olur. Nısfı Venedik'e tâbi‘dir, nısfı Nemse kralına tâbi‘ olanı sulha mugâyir olmasın içün gâret etmeyüp, ammâ Venedik'e tâbi‘den bin kadar esîr ve mâl-ı ganâ’im alınup, ba‘dehû kal‘a-i Zadra altına gelüp Kırka sancağı içinde biz harâb kal‘alarımız temâşâ ederek gelüp Kilis sahrâsında meks edüp Der-i Devlet'e bu kadar kelle ve esîr kapudanlar (---) Ağa ile gönderilmiş idi" deyü cevâb verdim. Köpürlü eyitdi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 164a ·
metinde göster ·
… bin renc [ü] anâ ile hamd-i Hudâ beceneyi feth edüp yüz yigirmi bir esîr ve bu
kadar kelle
ve bu kadar mâl-ı ganâ’im kelepürler alup sâlimîn ü gânimîn bir gün bir gecede …
Evvelâ bu sahrâ-yı Haçek'den Budin gâzîleriyle cânib-i garba dağlar içre girüp Desne dereleri içre ve Desne dağları üzre bir gün bir gece seğirdüp dere ve depe ve dağ u rağ u bâğ ve yakın u ırağ gezerek Desne dağları bir becene-i azîme, ya‘nî bir sarp kırıntılık içinde cem‘ olmuş kâfirlere râst gelüp üç yerden üç bin yiğit ile "Allâh!" deyüp koyulduk, ammâ yüz bin renc [ü] anâ ile hamd-i Hudâ beceneyi feth edüp yüz yigirmi bir esîr ve bu kadar kelle ve bu kadar mâl-ı ganâ’im kelepürler alup sâlimîn ü gânimîn bir gün bir gecede Desne derelerin ubûr edüp sahrâlara çıkup dördüncü gün Hasek sahrâsında ordu-yı İslâm'a vâsıl olup esîrleri ve mâl-ı ganâ’imlerimiz fürûht ederken hikmet-i Hudâ Serasker Ali Paşa bu ganîmet ile geldiğimizi istimâ‘ edüp herkes çeteye gidüp 3a ordu-yı İslâm boş kalır mülâhazasıyla "Çete memnû‘dur!" deyü dellâllar nidâ edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 2b–3a ·
metinde göster ·
… aded küffâr pây-beste ve dil-haste ve bend-i zincîr ile müşerref olup dörd yüz
kadar kelle
dahi alındıkda azamet-i Hudâ mel‘ûn kal‘a belki bin mikdârı balyemez topları at …
Derhâl der-i kal‘a kapanup cümle küffâr taşrada kalup beş yüz aded küffâr pây-beste ve dil-haste ve bend-i zincîr ile müşerref olup dörd yüz kadar kelle dahi alındıkda azamet-i Hudâ mel‘ûn kal‘a belki bin mikdârı balyemez topları atup murg-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 8a ·
metinde göster ·
… mâ-germ savaş-ı perhâş, deryâ-misâl küffârıyla bir paşa sekiz kerre hov edüp bu
kadar kelle
ve esîr alup ceng-i azîm eder. Sekiz aded hamlede sekiz âdem gelüp imdâd etmedi …
Evvelki kâfirin eğer yayanları ve atlıları tâze cân buldu ve anlar da at arabalarıyla topların çekerek geldi. İmdi ne çâre geceden bî-tâb u bî-mecâl üç sâ‘atdir kim germâ-germ savaş-ı perhâş, deryâ-misâl küffârıyla bir paşa sekiz kerre hov edüp bu kadar kelle ve esîr alup ceng-i azîm eder. Sekiz aded hamlede sekiz âdem gelüp imdâd etmediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 103b ·
metinde göster ·
… eslîm edüp andan ılgar ile yine Raba kenârına avdet edüp Sadrıa‘zam huzûruna bu
kadar kelle
ve paça ve mâl-ı ganâ’im ve bu kadar esîr ile geldiğimizde cümle üç kîse ihsân …
Altına vardık. Küffâr-ı murdâr bu kal‘aya Ni‘met-Uğvar derler, serhadliler Ni‘met-Uyvar derler. Bir sahrâ-yı azîmin cânib-i garbîsi nihâyetinde evc-i âsımâna ser çekmiş bir yalçın kaya üzre şekl-i muhammes bir Şeddâdî beyâz kuğu gibi bir sedd-i üstüvâr sûrdur kim gûyâ Kürdistân'da Mardin kal‘ası gibi sarp Şeddâdî kal‘adır, ammâ küçükdür. Lâkin aşağıdaki varoşu nehr-i Ni‘met kenârında bir düz vâsi‘ çemenzâr fezâda bâğ u cinân ve ravza-i Rıdvân içre bir varoş-ı mu‘azzamı ale'l-gafle bâğları ve bâğçeleri ve tarlaların basup tâ varoş kenârında top altına dak göz karardup girüp niçe mâl-ı ganâ’imden mâ‘adâ yedi yüz aded pâkîze Nemse esîrleri alup 18b hamd-i Hudâ bir gâzîlerimiz gözünü kapamayup avdet mahallinde bu hakîrin eline bir bârgîr üzre bir küçük şapkalı Nemse gulâmcığı girüp hemân gulâm-ı muğân yanıma gelüp hüddâmânıma teslîm edüp andan ılgar ile yine Raba kenârına avdet edüp Sadrıa‘zam huzûruna bu kadar kelle ve paça ve mâl-ı ganâ’im ve bu kadar esîr ile geldiğimizde cümle üç kîse ihsân edüp cihân cihân şâd u handân olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 18a–18b ·
metinde göster ·
… der-ceng-i evvel yedi yerde kırdık ve Ni‘met-Uyvar altına dak sizi kıra kıra bu
kadar kelle
ve bu kadar mâl-ı ganâ’im alup ordumuza gelmedik mi? Sonra İsmâ‘îl Paşa ve Sâli …
"Ol ceng vâkı‘âtı Raba'da olalı üç aydır, ol kadar zamândan berü ol başları ve sizin mürdelerin nâ-tırâş başların saçların tırâş edüp bir yere koyup üç aydan berü bizim Beç'e gelmemize bakup bugünkü gün görsünler deyü alay ile getirdiniz. Îsâ Nebî ve Meryem Ana'yı severseniz doğru söylen, Raba cenginde siz bizi mi kırdınız, yoksa biz sizi der-ceng-i evvel yedi yerde kırdık ve Ni‘met-Uyvar altına dak sizi kıra kıra bu kadar kelle ve bu kadar mâl-ı ganâ’im alup ordumuza gelmedik mi? Sonra İsmâ‘îl Paşa ve Sâlih Paşa'nın sû-i tedbîriyle gerü dönüp Allâh emriyle Raba suyunda gark olduk, zîrâ bizim Sultân Süleymânımız ‘Bu Raba suyun öteye geçen oğullarım ve vezîr askerlerim ve kâfirden dahi Raba nehrin bizim hudûda geçenler anlar da bozulup gark olsun’ deyüp bed-du‘â etmişdi. Biz Süleymân Hân'ın vasıyyetin tutmayup belâya uğrayup suya gark olduk. Yohsa sizin kılıcınız ile kırılmadık. Eğer bizi kırdınızsa Hazret-i Îsâ içün doğru söylen" dedim. Anlar da insâf edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 70b ·
metinde göster ·
… meyüp askeri cenge terğîb edüp hamd-i Hudâ ba‘de'z-zuhr küffâr münhezim olup bu
kadar kelle
ve esîr ile ordu-yı İslâm'a Varat altında geldikde Hısım Mehemmed Paşa "Ben mec …
Âhır-ı kâr Hısım Mehemmed Paşa kasığından kurşum ile urulup bir kenârda mecrûhan durup kimesne mecrûh olduğun keşf-i râz etmeyüp askeri cenge terğîb edüp hamd-i Hudâ ba‘de'z-zuhr küffâr münhezim olup bu kadar kelle ve esîr ile ordu-yı İslâm'a Varat altında geldikde Hısım Mehemmed Paşa "Ben mecrûh oldum" deyü haber etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 88a ·
metinde göster ·
… tlı Çerkez ve Noğay tarfetü'l-ayn içre karşu geçüp Kalmıkları kova kıra iki bin
kadar kelle
ve üç yüz aded diri Kalmık esîr alup yine nehr-i Kuban kenârına gelü[p] sademât …
Çerkez nâmdârları Kalmık küffârının böyle kırıldıkların görüp derhâl botlar ile iki bin tüfeng-endâz ve üç bin atlı Çerkez ve Noğay tarfetü'l-ayn içre karşu geçüp Kalmıkları kova kıra iki bin kadar kelle ve üç yüz aded diri Kalmık esîr alup yine nehr-i Kuban kenârına gelü[p] sademât-ı topdan ve darebât-ı kurşumdan mürd olan Kalmıkların atların ve yat u yarakların ve lâşe-i murdârlarından cümle esvâb-ı mülevveslerin alup yine nehr-i Kuban'ı botlar ve sallar ile beri tarafa sâlimîn ve gânimîn geçüp Mehemmed Paşa huzûruna iki bin kelleleri galtân edüp cümle Çerkez ve Noğay'a bir kîse guruş ihsân olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 191a ·
metinde göster ·