… ahi altında hurûf-ı erkâm ile 66622 ve dahi üç kâf ve iki cîm ve bir mîm ve bir
kadeh
tasvîri ve bir bardak tasvîri var idi}. 352a Hemân hakîr hasbeten lillah pîr- …
{Tetimme-i menâkıb-ı eş-Şeyh Hazret-i Bardaklı Baba}: Mezkûr beldenin kurbunda Bardaklı Baba nâm bir azîz-i hümâm ziyâreti var. Hacı Bayrâm Velî Kuddise sırruhu hulefâlarından imiş. Niçe keşf [u] kerâmetleri zâhir olmuşdur. Cümleden biri, kendiler kifâf-ı nefsleriyçün bardak yaparlarmış ve dâ’imâ tecdîd-i vudû’ içün bir bardak taşırlarmış. Cemî‘î fukarâları ol bardakdan âbdest alup yine bardak mâ’-i zülâl ile leb-ber-leb dururmuş. Hâlâ ol bardak kabr-i şerîfi âsitânesinde maslûb durur. Anınçün Bardaklı Baba derler. Hakîr türbedârın izniyle bardağı indirüp su ile pür eyleyüp teberrüken tecdîd-i vudû’ edem derken, anı gördüm ibrîk mâ’-i zülâl ile memlû. Ammâ üzerinde kırk yıllık gubâr var. Tekye-nişîn ve paşa imâmı ve niçe paşalı bu ibrîğin bu kadar seneden berü mâl-â-mâl durduğuna hayrân kalup türbedâra ve sâ’ir fukarâlara yemîn verdiler kim "Siz bu ibriğe su komadınız mı?" deyü yemîn etdirdiler. Anlar "Hâşâ ve kellâ, kırk elli seneden berü bu kubbede maslûb durur. İşte bu Evliyâ Ağa indirüp teberrüken âbdest alam derken hikmet-i Hudâ ve sırr-ı pîr ibriği dolu buldu". İmâm İbrâhîm Efendi ve gayrı ehibbâ "Evliyâ Çelebi, gel imdi, bu ibriği suyile yine yerine salb idelim" dediler. Taraf taraf ma‘kûldür, dediler. Hakîr tâzelik hasebiyle ta‘assub edüp "Elbette bu azîzin ibriğinden tecdîd-i vudû’ ederim" deyü Bismillah ile şurût [u] kuyûdıyla âdâb-ı vudû’ üzre sünnet-i Resûlullah ve alâ mâ ferazallah'ı icrâ edüp ibrîkden âbdest alup mâ’-i müsta‘meli leğen içinde burca burca âb-ı zemzem gibi kokardı. Ammâ ibrîk ke'l-evvel mâlâmâl durup hayretde kaldım. Paşa imâmı dahi cür’et edüp "Evliyâ Çelebi! Ben de teberrüken âbdest alayım" deyüp ol dahi tecdîd-i vudû’ etdi. El-hâsıl dörd kişi ol bardakdan âbdest alup yine ibrîk âb-ı tâhirle mâlâmâl durup cümlemiz mebhût [u] hayretde kalup yine du‘â ve senâ ile mezkûr ibrîği kubbede yerine salb eyleyüp leğen içre mâ’-i müsta‘meli Şeyh Bekir Dede alup hıfz eyledi. {Ammâ mezkûr ibrîk bir ahmerü'l-levn hâk-i pâkden inşâ olunup ibrîğin karnında âyet, sûre-i (---)Arapça âyeti tahrîr olunup dahi altında hurûf-ı erkâm ile 66622 ve dahi üç kâf ve iki cîm ve bir mîm ve bir kadeh tasvîri ve bir bardak tasvîri var idi}. 352a Hemân hakîr hasbeten lillah pîr-i azîzin rûh-ı şerîfiyçün bir hatm-i şerîfe şürû‘ edüp rûhâniyyetinden istimdâd taleb edüp âşinâlık kesb etdik. Zîrâ merâkıd-ı kibâr-ı kümmelîn ziyâreti hakkında Hazret-i mefhâr-i mevcûdât buyururlar kim hadîs Arapça buyurmuşlar. Hakkâ ki bu hadîs-i şerîf mazmûnunca azîzi ziyâret edüp rûh-ı şerîfinden isti‘ânet taleb edüp kalbim âyînesi jeng-i gamdan mücellâ oldu. Ânî gördüm, âsitâne-i sa‘âdetden taşra kapudan bir hâtûn zâhir olup bir ma‘sûm-ı pâki derâğûş eyleyüp kabr-i azîzin önüne koyup başın açup giysûların târmâr edüp gözün ve yüzün pâre pâre edüp "Oğul!" deyü feryâd etdi. Meğer harbendeler hâtûnun hânesine konup ma‘sûmunu kar üzre atup ol gice merhûm olur. Hâtûnun ardı sıra yine bu ziyârete niçe fukarâ ve zu‘afâlar, balta darbıyle zahmdâr ve ihtiyâr ve sâhib-i vakâr kimesneler hakîr ve hâr olup tekyeye gelüp kabr-i şerîfe girüp eyitdiler "Bak a Bardaklı Baba Sultân'ın Tanrısı! Eğer bunda yatan azîz pîr senin gerçek erin ise bunun yüzü suyuna olsun hey Çalap Allah ve âhir zamân Yalavacı Muhammedü'l-Mustafâ'nın aşkına olsun bize zulm eden bu paşalı celâlîlerini bu günde ve bu sâ‘atde bir belâya uğradup âvânlıklarından kurtulak" deyü ol kadar sağu sağılup Bardaklı Baba'nın kabr-i şerîfi üzre ağlayup tazarru‘ [u] nâlişler ile feryâd u figân eyleyüp bed-du‘âlar etdi kim hakîre bir dehşet gelüp bir bîm [ü] haşyet ârız olup vücûdum berk-i hazân gibi dir dir ditredim. Bildiği bed-du‘âları hedef-i icâbetde vâkı‘ olup bir kerre âh-ı serd çeküp hemân hakîr cümle fukarâ re‘âyâların yanına varup niçesinin destlerini bûs ederek, yüzlerine gülerek yanakların öperek eyitdim "Ey Ümmet-i Muhammed! Ben dahi ol askerdenim. Vallahi paşanın zulme rızâsı yokdur. Ammâ nâçâr baş kurtarmak içün başına bu kadar âdem cem‘ edüp kışda kıyâmetde ne konacak ve ne duracak ve ne yatacak yer vardır. Beddu‘â ana gerekdir kim bu kış ve kıyâmetde bu kadar askeri sizin üstünüze kondurmağa sebeb olan İslâmbol vezîri Ahmed Paşa'dır" deyince cümlesi "Bre gerçek eyitdi" deyü feryâdlar edüp hemân aralarından yüz yaşında bir pîr-i nâtüvân, tâbı ve tüvânı kalmamış ol pîr-i fânî baş açup "İslâmbol vezîri, Çalap Allah kılıcına dûş gele, râhatlığının ve kızanlarının ve kendinin devri döne. Bu yatan gerçek er demine hû diyelim hû" deyü kabir kurbunda sâkin oldular. Ol ihtiyârın hakîr, hakîrânice dest-i şerîfin bûs edüp eyitdim "Sultânım! Ben imâm efendinizin evine kondum. Âdemlerim ve atlarım kar üzre yatup ben bir hayat altında yatarım. Lütf eylen bana ve paşaya bed-du‘â etmen" deyü ricâ eyledim. "Seni biliriz. İmâm sana bulamaç ve yalamaç ve kölemeç aşı getirmiş, kabul edüp aşamışsın. Paşanı da seni de Allah kurudan kadadan ve yavunculu düşden ve aşup yordduğun yirde yaramaz işden sizi Allah saklasın. Ammâ ağaları ve sarıcaları ve sekbânları ve karakullukçulara hemân Çalap Allah belâların vire. Ne deyelim, kor giresi boğazları doydukdan sonra ıssı dama girüp şarâb hörpüldederler ve o kızıl kekremsi başlarına birer çanak çeküp ‘bre ev ıssı, bize kasık mancası getir’ deyü baltalar ile urup avret ve oğlan isterler. Cümle ehl [ü] evlâdlarımızı bir dama dıkdık. Giceyle damım kurdalayup bir yanından delüp avret ve oğlan çıkarmışlar. Hemân anları Allah'a saldık" deyü beddu‘â edüp gitdiler. Hakîr bu hâl-i diger-gûnu görüp "Yâ Rabbî! Sana sığınırım. Benim bu işlerden haber [u] âgâhım yokdur" deyü kabr-i şerîf üzre yine gelüp bir Fâtiha-i seb‘u'l-mesânî kırâ‘at edüp ziyâret-i vedâ‘ edüp doğru Mehemmed Paşa efendimize gelüp bu vâkı‘ât-ı pür-melâli bir bir takrîr etdükde kethüdâsı Alî Ağa'yı çağırup eyitdi "Ne kadar bâr-ı bî-ma‘nî var ise onları bu kurâ halkına yediğimiz zehâ’ir mukâbelesine verüp tesellî-i hâtır eylen" deyü tenbîh ve te’kîd eyledi. Hakîkatü'l-hâl paşanın akrabâlarından Hazînedâr Alî Ağa, re‘âyâların maslahat-güzâr âdemlerin çağırup otak sokakları ve ba‘zı yağ deyyeleri ve niçe eme seme yaramaz taşra kilâr sandukları şekilli şeyler verüp tesellî-i hâtır olur şekilli oldular, ammâ mukaddemâ bed-du‘âları hedef-i icâbete te’sîr eyleyüp netîce-i kelâm Kızılırmak'da bu kadar mâl [u] menâl ve bu kadar halkullah [u] ibâdullah gark olmasının aslı Allahu a‘lem ol fukarâların Bardaklı Baba Sultân'da etdikleri bed-du‘ânın te’sîridir kim Kızılırmak geçidinde ol kadar hasâre ve ol kadar cân-ı azîz-i bî-çâre gark olmamışdır. Kulûb-ı ibâdullaha dokunup bed-du‘â almanın âkıbeti eyle olur, ne‘ûzü billah. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 351b–352a ·
metinde göster ·
şerîfeden on iki tabaka eder. Ana alâmetdir kim, Sultân Selîm-i Sânî on ikinci …
Ve dörd minârelerin üçer kadeh şerîfeden on iki tabaka eder. Ana alâmetdir kim, Sultân Selîm-i Sânî on ikinci pâdişâh-ı Âl-i Osmânî ola. Ve her şerîfesinin dîvârları eyle müşebbek oymadır kim gûyâ Fahrî mıkrâs-ı lâ ile Hıtâyî kâğızdan oymuş müşebbeklerdir. Ve dördü dahi ikişer yüz otuzar kademe taş nerdübân ile urûc olunur, ammâ iki minâresi üçer yollu olmağıla her birinin ikişer yolu dahi ziyâde olup dörder yüz altmış ayak dahi ziyâde olur. Bu takdirce üç aded yolunda bir minârenin altı yüz toksan kademesi olur ki dördü de eflâk-i semâya kad çekmiş "Kad kâmeti's-salâ" mahalli minâre-i ra‘nâlardır. Garâbet bunda kim bu şehr-i Edirne'ye dâhil olurken elbette çâr tarafında dörd aded şâhrâh-ı azîmlerdir. Her kankı yoldan Edirne'ye dâhil olursan bu Selîmiyye'nin dör[d] minâresi iki görünüp altı şerîfeli görünür, eğer bu‘d [u] kurbdan olsun. Bu gûne hendese üzere tarh olup iki minâre nümâyândır. Ammâ derûn-ı şehirde tarîk-i âmları muharrif-gûne olmağıla yine dörd görünür. Garâ’ib-i temâşâ-yı minâre-i ibret-nümâlardır. El-hâsıl rub‘-ı meskûnda misilleri yokdur ve taklîd dahi kabûl etmez vâcibü's-seyr bânghânelerdir kim her gören bu mısra‘ı terennüm eder. Mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 155b ·
metinde göster ·
… ân üsârâlar alındı. Ve altun ve gümüş avânî halhalları ve tavk u arakiyyeler ve
kadeh
ve sahunlar ve sâ’ir mâl-ı ganâ’imler alındı kim diller ile ta‘bîr ve kalemler …
Netice-i kelâm on gün on gice eyle ceng-i azîm olmuşdur kim Küçük Ahmed Paşa ile Dürzi dağlarında Ma‘ânoğlu 215b cengi böyle olmuşdur. Kâmil dokuz bin kelle ve on üç bin altı yüz nisvân-ı sâhib-isyân ve merd-i Yezîdân ve bintân u gılmân üsârâlar alındı. Ve altun ve gümüş avânî halhalları ve tavk u arakiyyeler ve kadeh ve sahunlar ve sâ’ir mâl-ı ganâ’imler alındı kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmazdı. Ve yedi aded Bapırleri giriftâr oldu. "Bapır" hâkimlerine ve şeyhlerine derler. Hatta bir Bapır zincirde iken sarıcaların serçeşmesi Zıpur Bölükbaşı yorgunla uyurken hemân ol Bapır nâm mel‘ûn-ı pîrsiz Zıpur Bölükbaşı'nın belinden hançerin kapup Zipur Bölükbaşı'ya tarfetü'l-ayn içre yedi yerde hançeriyle Zıpur Bölükbaşı'yı zahm-dâr eder. Zıpur Bölükbaşı da cân havliyle Bapır mel‘ûnun destinden hançeri alup ol ân emân vermeyüp Bapıri pîrsizlerinin yoluna gönderir. Ta bu mertebe mel‘ûn Yezîdî Kürdü vardır kim gâyet şecî‘ ü zehredâr ve ciğerdâr kâfirleri cümle siyâh kelbe perestiş ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 215a–215b ·
metinde göster ·
Hamd-i Hudâ, bu hakîr-i pür-taksîre dahi bu cengde elime yedi gulâm ve üç aded pençe-i âfitâbe kızlar ve yedi Macar keferesi ve on tüfeng ve on yedi aded ufak gümüş tepsi ve bir gümüş haç ve iki gümüş Macar tarzı üzengi ve bir gümüş kadeh ve niçe gûne kelepür makûlesi eşyâlar elime girüp selâmetle hamd-i Hudâ koşumuza geldik. Hâlâ Kırım Tatarı içinde bu sefer-i meserrete Erkek Macar seferi derler. Hattâ bir Tatar baylık satup mâlın mîrâsyedi çelebi gibi sefâhat edüp akçe sarf eylese "Kişi sen Erkek Macar seferinde bay olmuşsun gibi" deyü darb-ı mesel olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 44a ·
metinde göster ·
… kapudan kal‘ayı bayraklar ile cümle müzeyyen edüp ol kadar toplar atdı kim her
kadeh
horilka içdikde bir top atardı.
Ve cümle bin aded müzeyyen dükkânlardır kim cemî‘i zî-kıymet akmişe-i fâhireler bî-kıymet bulunur, lâkin her elvân mebrûm ibrişim gâyet zî-kıymetdir. Bâzâr günü olmak ile bu kapudan kal‘ayı bayraklar ile cümle müzeyyen edüp ol kadar toplar atdı kim her kadeh horilka içdikde bir top atardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 47a ·
metinde göster ·
Bu mahalde otak nöbetçisi olan Alî Ağa dahi cümle tevâbi‘atlarıyla vâdî-i hâb-ı nâza varmışlar. Hikmet-i Hudâ İspilet cenerali nâm la‘în ü bî-dîn tarafından bir Uskok-ı müşrikîn ceneral-i dâl bed-fi‘âl elinden bir kadeh şarâb-ı pür-hubâb içüp da‘vâ-yı nâmerd ile paşayı şehîd etmeğe gelüp serâperdenin cânib-i erba‘asın tecessüs edüp verâ-yı perdede müstetir ne zuhûrât-ı İlahiyye var idiğin müşâhede etmeyüp görse kim cümle asker Arapça kabîlesinden olup mest [ü] medhûş yatırlar kim cümle Arapça den olmuşlar. Gûyâ cümlesi ölmüşler. Hemân bî-dîn-i la‘în Uskok "Bire fursat ganîmetdir" deyüp otak sokaklarının birin söküp tâ Melek Paşa'nın obası cânibine reftâr ederek ve bî-bâk u bî-pervâ revâne olurken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 143a ·
metinde göster ·
… eyüp nâme tahrîr olunup cümlemize birer çuka ve birer top katîfe ve birer gümüş
kadeh
ve birer sâ‘at ve yüzer altun verüp avdet edüp yine kralsız serdârımız Hüseyin …
"Helil Gabor'u veremeziz. Eğer Nemse çâsârımızdan haber gönderseniz n'ola, baş üstüne verelim" deyüp nâme tahrîr olunup cümlemize birer çuka ve birer top katîfe ve birer gümüş kadeh ve birer sâ‘at ve yüzer altun verüp avdet edüp yine kralsız serdârımız Hüseyin Paşa'ya Korlad kenîsesi sahrâsında gelüp cümle asâkir-i İslâma vusûl bulup Hüseyin Paşa'ya ahvâl-i mâcerâyı bir bir takrîr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 15b ·
metinde göster ·
… mi aded gümüş sahanlar ve sîm bardaklar ve yedi aded gümüş kadehler ve üç altun
kadeh
ve elli aded yaylar ve yigirmi aded çarhlı murassa‘-misâl kol tüfengleri ve on …
Bu sarâyda birkaç kefere bir odadan çıkup el kaldırdılar, amân u zamân vermeyüp yedisinin dahi boyunların urduk. Aslâ kimesne hâciz-i hasım ve mâni‘-i kavî olmayup bî-bâk u bî-pervâ sarâyın içinde olan zî-kıymet eşyâlardan yigirmi aded gümüş sahanlar ve sîm bardaklar ve yedi aded gümüş kadehler ve üç altun kadeh ve elli aded yaylar ve yigirmi aded çarhlı murassa‘-misâl kol tüfengleri ve on aded gümüşlü kılıçlar ve üç aded gümüşlü haçlar ve bir gümüş Meryem Ana ve kucağında altundan bilâ-teşbîh Hazret-i Îsâ ve elleri cümle cevâhirli cibisden(?) inşâ olunmuş sûretler idi ve yedi aded semmûr kürk ve bu kadar atlas ve dîbâ ve şîb ve zerbâf ve kâmhâ ve hârâ ve dârâyî ve katîfe ve çukaları cümle yedi kişi bu kadar eşyâları cem‘ edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 22a ·
metinde göster ·
"Vallâhi yuram, ya‘nî ağam, biz Yanık kal‘asından iki bin âdem bu mahalle gelüp iki gece idi yatup bu dereden gelen geçen Türk askeri üzre çıkalım, şikârlar alalım, Yanığ'a tafra ile varalım derken çaşıtlarımız gelüp bire burada ne durursuz, deryâ gibi Türk askeri üzerinize geliyor, demişler. Askerimizin cânları başlarına sıçrayup yoldaşlarımız kaçmışlar. Biz dahi şu âteş başında iki koyun kebâbımız var idi. Ana muntazır olup birkaç kadeh şarâb ziyâdece içüp uyuya kalmışız. İşte başımıza böyle hâl geldi" dedikde hemân bu kâfirleri soyup bellerine bakdım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 25b ·
metinde göster ·
… -ı bî-hicâb ve çanta çanta kebâblar ve iki gümüşlü musanna‘ kılıçlar ve bir sîm
kadeh
ve bir altun arak kadehi ve meclis başında altı dâne gümüşlü bıçaklar ve altı d …
Hikmet-i Bârî nasîb ender nasîb-i yârî gulâmların bir kaçı dağlar içre gezüp şikâr-ı kelepürler ararken iki cak arpa ve iki cak beyâz beksumat ve bir cerre şarâb-ı bî-hicâb ve çanta çanta kebâblar ve iki gümüşlü musanna‘ kılıçlar ve bir sîm kadeh ve bir altun arak kadehi ve meclis başında altı dâne gümüşlü bıçaklar ve altı dâne gümüş sahanlar ve bir gümüş kulplu tâs ve bir beyâz ihrâm içinde gûnâ-gûn donlar ve gömlekler ve esbâblar bulup hüddâmlarım getirdikde hemân hakîr şâd-ı merk olayazdım ve beyâz ihrâmı âteş başına döşeyüp Sedd-i İskender-vâr lenger bırağup bu esbâbların ahvâlinden haber sordurdukda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 25b ·
metinde göster ·
… aba tekerleğiyle pişmiş koyun kebâbı yedirüp birkaç tostağan boza, ya‘nî kulplu
kadeh
bozayı içirirler.
{Hikâye}: Zîrâ bir kerre Heyhât sahrâsında konar göçer Tatar'ın birine bir Noğay Tatarı konak olup oba sâhibi bu müsâfir Noğayı sıylamak lâzım, ya‘nî ri‘âyet etmek lâzım. Meğer oba sâhibinin arabası üzre bir mahbûbe gelini var imiş kim cânından azîz imiş. Hemân koyunlarından bir semiz koy basup boğazlayup mahbûbesinin arabası tekerleğinin birini kırup kebâb pişirir. Ne çâre deşt-i Kıpçak'da odun yok. Ma‘şûkasını Heyhât'da bırakmağı irtikâb edüp koyun kebâbın pişirüp müsâfir Noğay'ı sıylar. Ba‘dehu ol Noğay elinden ale'l-fevr yedi araba mâl getirüp konak bayına verir. Ol zamândan berü Tatar kavmi mâbeyninde birbirlerine ta‘zîmen araba tekerleğiyle pişmiş koyun kebâbı yedirüp birkaç tostağan boza, ya‘nî kulplu kadeh bozayı içirirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 128b ·
metinde göster ·
… eyninde câmi‘e girecek zamân sol tarafda bir beyâz münakkaş mermerden mebnî bir
kadeh
vardır. İçine beş âdem sığar. Evvel zamânda sâhib-i binâ câmi‘de işleyen ırgatl …
Ve bu câmi‘in üç kat kıble kapusu var. Taşra kapu ile orta kapu mâbeyninde câmi‘e girecek zamân sol tarafda bir beyâz münakkaş mermerden mebnî bir kadeh vardır. İçine beş âdem sığar. Evvel zamânda sâhib-i binâ câmi‘de işleyen ırgatlara ol kadeh ile birer kadeh şarâb-ı bî-hicâb verirmiş. Anlar da bilâ-cür‘a nûş ederlermiş. Hâlâ şimdiki hâlde ol kadeh iki at sakkâsı maşkı su alır. Ol asrın âdemleri ne kadar kadd-i bâlâ-yı cüssedâr âdemler olmak gerek kim iki at gırbası su alır kadehden bilâ-cur‘a şarâb nûş ederlermiş. Hâlâ ol kadehin içini üstâd-ı mermer-bür dahi kazıyup tırâş edüp âbdest musluğudur kim andan tecdîd-i vudû‘ olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 252a ·
metinde göster ·
… . İçine beş âdem sığar. Evvel zamânda sâhib-i binâ câmi‘de işleyen ırgatlara ol
kadeh
ile birer kadeh şarâb-ı bî-hicâb verirmiş. Anlar da bilâ-cür‘a nûş ederlermiş. …
Ve bu câmi‘in üç kat kıble kapusu var. Taşra kapu ile orta kapu mâbeyninde câmi‘e girecek zamân sol tarafda bir beyâz münakkaş mermerden mebnî bir kadeh vardır. İçine beş âdem sığar. Evvel zamânda sâhib-i binâ câmi‘de işleyen ırgatlara ol kadeh ile birer kadeh şarâb-ı bî-hicâb verirmiş. Anlar da bilâ-cür‘a nûş ederlermiş. Hâlâ şimdiki hâlde ol kadeh iki at sakkâsı maşkı su alır. Ol asrın âdemleri ne kadar kadd-i bâlâ-yı cüssedâr âdemler olmak gerek kim iki at gırbası su alır kadehden bilâ-cur‘a şarâb nûş ederlermiş. Hâlâ ol kadehin içini üstâd-ı mermer-bür dahi kazıyup tırâş edüp âbdest musluğudur kim andan tecdîd-i vudû‘ olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 252a ·
metinde göster ·
… sığar. Evvel zamânda sâhib-i binâ câmi‘de işleyen ırgatlara ol kadeh ile birer
kadeh
şarâb-ı bî-hicâb verirmiş. Anlar da bilâ-cür‘a nûş ederlermiş. Hâlâ şimdiki hâl …
Ve bu câmi‘in üç kat kıble kapusu var. Taşra kapu ile orta kapu mâbeyninde câmi‘e girecek zamân sol tarafda bir beyâz münakkaş mermerden mebnî bir kadeh vardır. İçine beş âdem sığar. Evvel zamânda sâhib-i binâ câmi‘de işleyen ırgatlara ol kadeh ile birer kadeh şarâb-ı bî-hicâb verirmiş. Anlar da bilâ-cür‘a nûş ederlermiş. Hâlâ şimdiki hâlde ol kadeh iki at sakkâsı maşkı su alır. Ol asrın âdemleri ne kadar kadd-i bâlâ-yı cüssedâr âdemler olmak gerek kim iki at gırbası su alır kadehden bilâ-cur‘a şarâb nûş ederlermiş. Hâlâ ol kadehin içini üstâd-ı mermer-bür dahi kazıyup tırâş edüp âbdest musluğudur kim andan tecdîd-i vudû‘ olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 252a ·
metinde göster ·
… -ı bî-hicâb verirmiş. Anlar da bilâ-cür‘a nûş ederlermiş. Hâlâ şimdiki hâlde ol
kadeh
iki at sakkâsı maşkı su alır. Ol asrın âdemleri ne kadar kadd-i bâlâ-yı cüssedâ …
Ve bu câmi‘in üç kat kıble kapusu var. Taşra kapu ile orta kapu mâbeyninde câmi‘e girecek zamân sol tarafda bir beyâz münakkaş mermerden mebnî bir kadeh vardır. İçine beş âdem sığar. Evvel zamânda sâhib-i binâ câmi‘de işleyen ırgatlara ol kadeh ile birer kadeh şarâb-ı bî-hicâb verirmiş. Anlar da bilâ-cür‘a nûş ederlermiş. Hâlâ şimdiki hâlde ol kadeh iki at sakkâsı maşkı su alır. Ol asrın âdemleri ne kadar kadd-i bâlâ-yı cüssedâr âdemler olmak gerek kim iki at gırbası su alır kadehden bilâ-cur‘a şarâb nûş ederlermiş. Hâlâ ol kadehin içini üstâd-ı mermer-bür dahi kazıyup tırâş edüp âbdest musluğudur kim andan tecdîd-i vudû‘ olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 252a ·
metinde göster ·
… öyle yeşil minâre manzûrumuz olmamışdır. Ve üstâd mühendis-i mermerkâr buna bir
kadeh
etmişkim gûyâ bir zümürrüd yüzük kaşıdır ve serâpâ ahdar taşdır. Ve eyle rakîk …
Ve bir yeşil taşdan mebnî bir Q 24a minâre-i nahîfi var kim gûyâ zümürrüdvâr bir serâmed serv-i sâyedâr mîl-i minâre-i sebzgûndur. Bir diyârda böyle yeşil minâre manzûrumuz olmamışdır. Ve üstâd mühendis-i mermerkâr buna bir kadeh etmişkim gûyâ bir zümürrüd yüzük kaşıdır ve serâpâ ahdar taşdır. Ve eyle rakîk minâredir kim gûyâ miyân-ı dilberândır. Ve altun ile mutallâ alemine sâhibü'l-hayrât üç bin zer-ü hâlis P 24a harc edüp şa‘şa‘ası şehr-i İzmir'i münevver etmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y45b ·
metinde göster ·
… üfeng verdiler. Ammâ hakîre pes ü perdeden elli altun ve iki sâ‘at ve bir altun
kadeh
verdiler.
Ve bizim firkateye üç aded Freng pîçe pençe-i âfitâb gulâm ve üç soltat kâfir ve üç pastav saya çuka ve on tüfeng verdiler. Ammâ hakîre pes ü perdeden elli altun ve iki sâ‘at ve bir altun kadeh verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y112b ·
metinde göster ·
… -i Arab-nümâdır, tâ zirve-i a‘lâsının her köşesinde alçak minâre gibi ağzı açık
kadeh
gibi dörd kulle var. Her kadehin içine kırkar ve ellişer âdem sığar. Ve bu dörd …
Poyraz limanına girecek mahalde sağ tarafda Arab kullesi evc-i âsumâna ser çekmiş çârkûşe bir kulle-i Kahkahâ'dır ve seksen arşın bâlâ bir kulle-i vâlâ ve müntehâ ve cihân-ârâ bir kulle-i Arab-nümâdır, tâ zirve-i a‘lâsının her köşesinde alçak minâre gibi ağzı açık kadeh gibi dörd kulle var. Her kadehin içine kırkar ve ellişer âdem sığar. Ve bu dörd kadeh kulleciklerin ortasında anlardan on arşın bâlâ bir kulle-i mevzûn dahi vardır. Bunun dahi ağzı kadeh-misâl açıkdır ve gâyet musanna‘ kulledir. Ammâ kenârlarında bedenleri yokdur. Ve bu orta kulleciğin Y 116b taşrasından tolaşma bir taş nerdübânı vardır ve kenârlarında korkuluk içün demir parmaklıkları vardır. Bir vâcibü's-seyr kulle-i mevzûn müzeyyendir kim bir diyârın kal‘alarında böyle üstâdâne kulle-i serâmed yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y116a–Y116b ·
metinde göster ·
… gibi dörd kulle var. Her kadehin içine kırkar ve ellişer âdem sığar. Ve bu dörd
kadeh
kulleciklerin ortasında anlardan on arşın bâlâ bir kulle-i mevzûn dahi vardır. …
Poyraz limanına girecek mahalde sağ tarafda Arab kullesi evc-i âsumâna ser çekmiş çârkûşe bir kulle-i Kahkahâ'dır ve seksen arşın bâlâ bir kulle-i vâlâ ve müntehâ ve cihân-ârâ bir kulle-i Arab-nümâdır, tâ zirve-i a‘lâsının her köşesinde alçak minâre gibi ağzı açık kadeh gibi dörd kulle var. Her kadehin içine kırkar ve ellişer âdem sığar. Ve bu dörd kadeh kulleciklerin ortasında anlardan on arşın bâlâ bir kulle-i mevzûn dahi vardır. Bunun dahi ağzı kadeh-misâl açıkdır ve gâyet musanna‘ kulledir. Ammâ kenârlarında bedenleri yokdur. Ve bu orta kulleciğin Y 116b taşrasından tolaşma bir taş nerdübânı vardır ve kenârlarında korkuluk içün demir parmaklıkları vardır. Bir vâcibü's-seyr kulle-i mevzûn müzeyyendir kim bir diyârın kal‘alarında böyle üstâdâne kulle-i serâmed yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y116a–Y116b ·
metinde göster ·
… boza içine ak karanfîl ve tatula ve kulak kiri ve hasır külü koyup ol cüvân bir
kadeh
içince çelebi kınâ çuvalı gibi devrilüp der-ân cümle esbâb ve bıçak ve hançer v …
Esnâf-ı bâzâra gidenler: Bunlar bâbullûkda olan bozahâne ve meyhâneden ve kebâbçı dükkânlarından ve sâ’ir âlet-i tarab nakillerinden ba‘zı eşyâlar getürüp kifâflanırlar. Ve ba‘zı esfehü's-süfehâ tâze cüvânân makûlesi ağalarından hammâm bahânesine me’zûn olup bâbullûka gelüp bir külbede bir nigâre ile sînesâf olurken nigâr bir pâre yâre pâre şarâb ve kebâb ister. Derhâl bâzâra gidene bir üç akçe verüp murâd edindiği eşyâları âmâde edüp bâde ve boza içine ak karanfîl ve tatula ve kulak kiri ve hasır külü koyup ol cüvân bir kadeh içince çelebi kınâ çuvalı gibi devrilüp der-ân cümle esbâb ve bıçak ve hançer ve kîse gidüp fora roba olup ba‘zı ipden kazıkdan kurtulmuş Y 178a haşerâtlar çelebiyi murâd [u] merâmına vâsıl edüp bir künce veyâ uzakda bir yere bırağırlar. Çelebi ayılup görse ki uryân kalmış, çi fâ’ide keşf-i râz dahi edemez. Gitdi gider dahi gider. Eğer yanında mâlı çok ise der-ân katl edüp gömerler. Allâh âlim ü dânâdır, Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa asrında böyle ahvâller vâki‘ oldu, dediklerinde bir kapucubaşısına fermân verüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y177b–Y178a ·
metinde göster ·
… cü gün kökeninden kesüp karpuzun içindeki cüllâb eyle şarâb-ı nâb olmuş kim bir
kadeh
nûş eden "Âh Burlos" deyü feryâd eder. Bir acâyib bâde olur. Bu mâvî karpuzun n …
Ve Burlos karpuzu memdûh-ı âlemdir. Bir gûne mâvî karpuzdurlar, içi mâl-â-mâl cüllâbdır, başka bir nev‘dir, anın bir fincân suyundan hasta nûş etse şifâ bulur. Ba‘zı mest-i müdâm cânlar bâde zî-kıymet olduğundan cânlarından bîzâr olup bu mâvî karpuz bostânından dahi kökeninde dururken üstünden bir küçük delik delüp bir kaşık bal korlar. İkinci ve üçüncü gün kökeninden kesüp karpuzun içindeki cüllâb eyle şarâb-ı nâb olmuş kim bir kadeh nûş eden "Âh Burlos" deyü feryâd eder. Bir acâyib bâde olur. Bu mâvî karpuzun nef‘ini Hâkim Dâvûd Tezkere'sinde aceb tahrîr etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y342b ·
metinde göster ·