… tenâvül ederler, bi-emrillâhi Te‘âlâ sıhhat bulup gider. Bu sultânın irtifâ‘-ı
kadrine sebeb
bu Edirne'deki (---)(---) medresesi hücresi olmuşdur. İlâ hâze'l-ân ol hücre-i …
Ale's-sabâh Kemâl Paşazâde taşra çıkınca görse kim kapusu önünde imâm ve mü’ezzin ve cemâ‘atler tâbût hâzır edüp su ıssı etmişler. Kemâl Paşazâde'yi görüp vâlih ü hayrân kalup şükr-i Yezdân ederler. Kemâl Paşazâde keşf-i râz etmeyüp bu hücrede tekmîl-i fünûn edüp eyle âlim ü fâzıl olur kim ferîd-i asr, mütebahhirînden gavvâs-ı ma‘ânî olup hakkâ ki müfti's-sakaleyn olup âhir Süleymân Hân-ı Gâzî asrında Mısır kadı‘askerliğinden ma‘zûl olup {İslâmbol'da} şeyhülislâm iken dâr-ı selâmı selâmlayup Edirnekapusu hâricinde bir demir şebeke içre üstü mekşûf bir merkad-i muvakıdede medfûndur. Masrû‘ olan cânlar yedi cum‘a ertesi ale‘s-sabâh ziyâret edüp hâk-i pâk-i anber-âsâ türâbından sehel tenâvül ederler, bi-emrillâhi Te‘âlâ sıhhat bulup gider. Bu sultânın irtifâ‘-ı kadrine sebeb bu Edirne'deki (---)(---) medresesi hücresi olmuşdur. İlâ hâze'l-ân ol hücre-i sultân mesdûddur. Yanına varmağa bile cür’et edemezler. Eyle bir mahûf hücredir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 157b ·
metinde göster ·
… t olur, ammâ hurûc etdiği kûh-ı şempû ulu dağdır. Ve Hakkârî kavminin irtifâ‘-ı
kadrlerine sebeb
bu kûh-ı şempû'da genc [ü] defîne-i Karûn bulup Âl-i Abbâsiyân iken dahi ziyâde …
Ve bu Kelek-i Mervânî geçidinden cereyân eden nehr-i (---)(---) tâ Hakkârî tahtı olan Çölümerik kal‘asına üç sâ‘at karîb şempû dağlarından tulû‘ 3b edüp bu Kelek-i Mervân'dan geçüp Fındık kasabası kurbunda şatt'a mahlût olur, ammâ hurûc etdiği kûh-ı şempû ulu dağdır. Ve Hakkârî kavminin irtifâ‘-ı kadrlerine sebeb bu kûh-ı şempû'da genc [ü] defîne-i Karûn bulup Âl-i Abbâsiyân iken dahi ziyâde şeref bulup nâmdâr olduklarıyçün hâlâ kavm-i Hakkârî'ye bu kûhun ismiyle kavm-i şempû derler. Ma‘âdîn-i kesîre ile mevsûf bir kûh-ı şempû'dur. Bu Kelek-i Mervânî geçitden (---) nehirden karşu geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 3a–3b ·
metinde göster ·