… ulak ve serre ve zîr ve hevâ ve bağla top ve rehâ top ve fidye ve cângûş ve top
kafâ
ve hevâkes bu makûle fünûnları icrâ etdikde âdem hayrân kalırdı. Hattâ üstâdı o …
Evvelâ fenn-i kesme ve bağla ve tanı ve haddâd ve bağal ve muhâlif ve sürme ve gazel ve kulak ve serre ve zîr ve hevâ ve bağla top ve rehâ top ve fidye ve cângûş ve top kafâ ve hevâkes bu makûle fünûnları icrâ etdikde âdem hayrân kalırdı. Hattâ üstâdı olan Başdarda Cânbâzı Taslak Kapudan bir şâtır-ı tayyâr [u] ayyâr çâpük levend [ü] elvend bir âdem idi. Cevrî Çelebi Şeyhzâdeyi on iki lisân ile Kasîde-i düvâz-deh lisânında lisân-ı Arab'da beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 72b ·
metinde göster ·
Paşa, "Olmaya illâ hayr" deyüp Menteş Bölükbaşı'ya bir
kafâ
semmûr kürk ihsân edüp kapucubaşıları zümresine ilhâk edüp yedi günden sonra Me …
Paşa, "Olmaya illâ hayr" deyüp Menteş Bölükbaşı'ya bir kafâ semmûr kürk ihsân edüp kapucubaşıları zümresine ilhâk edüp yedi günden sonra Menteş Bölükbaşı'nın üç yüz yiğidi Bitlis deresinden ceng ede ede bizim izimizce paşanın hâk-i pây-ı semendine yüzler sürüp tevâbi‘ yazılup ol gün Menteş Bölükbaşı bayrak açup konakcıyla ileri ta‘yîn olundu. {Ve Ahlat kal‘ası dizdârı bizi hân askerine vermeyüp ceng etdiğiyçün dizdâra hil‘at-i fâhire gitdi.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 14b ·
metinde göster ·
… ziyâfetler ile yüz araba hedâyâlar ile Hân'a yetmiş tahta semmûr ve kırk tahta
kafâ
ve yüz elli tahta semmûr paçası kürkler ve elli kîse guruş gelüp "Pâdişâhdan bi …
Evsâf-ı kal‘a-i kavî Soroka: Bânîsi (---) filândır. Lisân-ı Boğdanca "Soroka" demek (---) demekdir. Bu Boğdan beği hükmünde başka boyarlık ve vâmoşlukdur. Kal‘ası nehr-i Turla kenârında şeddadî taş binâ kal‘a-i bâlâdır, ammâ küçükdür, lâkin Hân'a ey top şâdumânları edüp ziyâfetler ile yüz araba hedâyâlar ile Hân'a yetmiş tahta semmûr ve kırk tahta kafâ ve yüz elli tahta semmûr paçası kürkler ve elli kîse guruş gelüp "Pâdişâhdan bizi ricâ edesiz ki ‘Melek Ahmed Paşa'nın kırdığı bizim Boğdan askeri değil idi’ deyü ricâ edin" deyü ricâları hayyız-ı kabûlde vâki‘ olmayup bu kadar mâldan çıkdılar. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 50a ·
metinde göster ·
… cilfidâm verdiler. Andan Paşa kethüdâsı Yûsuf Ağa yüz altun ve bir köle ve bir
kafâ
kürk ve bir at ve bir kılıç, gulâmlarıma dahi onar altun ihsân edüp kal‘anın ev …
Bir gün Özü beği hakîre donanma müjdesiyçün bir kîse guruş ve bir semmûr kafâsı kürk ve iki donluk saya çuka ve iki Rus kölesi ve üç re’s küheylân Sâlihli atları verdi. Ve Özü kal‘alarının beşinden dahi bir kîse guruş ve beş gulâm-ı be-nâm ve beş re’s at-ı cilfidâm verdiler. Andan Paşa kethüdâsı Yûsuf Ağa yüz altun ve bir köle ve bir kafâ kürk ve bir at ve bir kılıç, gulâmlarıma dahi onar altun ihsân edüp kal‘anın evsâfına mukayyed olmağa şurû‘ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 54b ·
metinde göster ·
… tuz aded kâfir kelleleri ile bu dilleri rikâb-ı hümâyûna gönderirim" deyü cümle
kafâ
kelleleri yine esîr olan kâfirlere yüzdürüp cümle derileri tuzladılar. Hemân ol …
Ba‘dehû paşanın otağı önünde cümle üsârâlar ve mâl-ı firâvânlar dağlar gibi yığılup mezâd-ı sultânîde bir beş ve bin beş deyüp her eşyâ fürûht olunmada, ammâ paşaya öşür verilen üsârâları paşa birer birer huzûrundan ubûr etdirüp cümle avrat ve oğlanları ve kızları bir tarafa koyup yetmiş kat taşdan geçmiş semm-i helâhil gibi kattâl harâmîlerden iki yüz adedi 136b benim hissemdir. Bu kâfirleri ve bin yüz otuz aded kâfir kelleleri ile bu dilleri rikâb-ı hümâyûna gönderirim" deyü cümle kafâ kelleleri yine esîr olan kâfirlere yüzdürüp cümle derileri tuzladılar. Hemân ol ân cümle gâzîyân-ı ehl-i îmân paşaya ricâ edüp eyitdiler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 136a–136b ·
metinde göster ·
… varınca ince karavullar konup gülbâng-ı Muhammedîler çekilüp meks oldu ve cümle
kafâ
kelleleri yine kâfir esîrlerimize soydurup kafâların birer ağaç kazıklara zeyn …
Danil nâmında bir kefere ismiyle müsemmâ bir sahrâ-yı ra‘nâdır kim gûyâ sahrâ-yı Kosova'dır, ammâ lisân-ı Boşnak'da, ya‘nî Latin lisânınca Danil (---) derler. Bu gece bunda yatup cümle guzâta "gâfil mebâş" denilüp 146b cânib-i erba‘aya ve tâ kal‘a-i şibenik altlarına varınca ince karavullar konup gülbâng-ı Muhammedîler çekilüp meks oldu ve cümle kafâ kelleleri yine kâfir esîrlerimize soydurup kafâların birer ağaç kazıklara zeyn edüp derilerin alefler ile doldurup cümle esîrleri dest ber-kafâ kayd [u] bend edüp âsûde hâl yatdık, ammâ ol gece kal‘a-i şibenik binden mütecâviz balyemez toplar atdı ve beş binden mütecâviz meş‘aller yakdı ve gûnâ-gûn çırâğânlar etdi ve niçe bin aded havâyî fişekler atdı. Meğer bu gazâ-yı meserretde kırdığımız kâfirlerin rûh-ı menhûsların âteş-i şâdumânıyla yâd ve akrabâ-yı akreblerin şâd etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 146a–146b ·
metinde göster ·
kemiği bembeyâz nümâyân olup zerre kadar bir katre kan akıtmadı.
Hemân hekîmbaşı cümle kefereleri taşra kovup bir hüddâmı ve hakîr ile bir ıssı câmlı odada kalup hemân mecrûha bir filcân za‘ferân gibi bir su içirüp kefere kendüden geçüp mest-i medhûş olunca oda içre bir mankal âteş yakup bir köşede kodu ve hemân ol ân mecrûhun vücûdun hekîmin hüddâmı kucağına alup cerrâh mecrûhun başına kelle-pûş kenârı olan yerin etrâfına bir dizge bağı gibi bir tasma kayış bağlayup bir keskin usturayı eline alup herîf-i mecrûhun önüne cerrâhbaşı oturup herîfin alnının derisin iki kulaklarına varınca başının derisin çizüp sağ kulağı yanından deriyi sehel yüzüp kafâ kemiği bembeyâz nümâyân olup zerre kadar bir katre kan akıtmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 62a ·
metinde göster ·
içinde gûyâ tavuk yumurtasından yavrusu henüz çıkmış gibi bir kuş yavrusu gibi …
Azamet-i Hudâ garîb insânın beynisi kafâ içinde gûyâ tavuk yumurtasından yavrusu henüz çıkmış gibi bir kuş yavrusu gibi büzülmüş başı ve gözleri ve burnu ve kanatları ile büzülmüş durur, ammâ üzerinde bir kalın deriden zarfı, ya‘nî bir beyâz zarı var. Cerrâhbaşı hakîrin ağzına makrameyi koyup kafâ içine bakdığımdan eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 62b ·
metinde göster ·
… iden zarfı, ya‘nî bir beyâz zarı var. Cerrâhbaşı hakîrin ağzına makrameyi koyup
kafâ
içine bakdığımdan eyitdi:
Azamet-i Hudâ garîb insânın beynisi kafâ içinde gûyâ tavuk yumurtasından yavrusu henüz çıkmış gibi bir kuş yavrusu gibi büzülmüş başı ve gözleri ve burnu ve kanatları ile büzülmüş durur, ammâ üzerinde bir kalın deriden zarfı, ya‘nî bir beyâz zarı var. Cerrâhbaşı hakîrin ağzına makrameyi koyup kafâ içine bakdığımdan eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 62b ·
metinde göster ·
… rı ve sarı sulu ahlâtları cümle sünger ile alup süngeri şarâb ile yaykayup yine
kafâ
içini ve beyni etrâfların pâk ü pâkîze silüp hemân yine acele ile kafâyı yerine …
"Âferîm sad bârekallâh işte sen bu ilme mukayyed olsan üstâd-ı kâmil cerrâh olurdun ve imâ‘n-ı nazar ile takayyüd edüp bakdığından bildim ki bu dünyâda çok şey görmüşsün", deyüp hemân acele ile mecrûh herîfin beynisi yanından bir çifte ile kurşumu alup bir sarı sünger gibi şey ile kurşumun bu kadar zamândan berü durduğu yerdeki uyuşuk kanları ve sarı sulu ahlâtları cümle sünger ile alup süngeri şarâb ile yaykayup yine kafâ içini ve beyni etrâfların pâk ü pâkîze silüp hemân yine acele ile kafâyı yerine koyup depesinden ve çenesi altından yassı kayışlarla muhkem sarup meydân-ı mahabbete bir kutu getirüp kodu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 62b ·
metinde göster ·