… r kim âhiru'l-emr bu üç nehr-i azîm Edirne şehrinin helâkine bâ’is olalar, deyü
kafesli
kapu üzre lisân-ı Latin ile tahrir etmişlerdir.
Andan nehr-i Arda şehr-i Edirne'nin cânib-i cenûbîsinde (---)(---)(---)(---) dağlarından gelüp Mihal cisrinde nehr-i Tunca'ya mahlût olur. Ve nehr-i Meriç şehr-i Edirne'nin cânib-i garbîsinde dörd konak yerde Samakov dağlarından ve Köstence ve İhtiman dağlarından gelüp bu dahı cisr-i Mihal altında nehr-i Tunca'ya ve nehr-i Arda'ya mahlût olup deryâ olur. Nehr-i Meriç'in şehr-i Edirne'ye fâ’idesi azdır. Ammâ nehr-i Tunca ve nehr-i Arda şehr-i Edirne'nin cânib-i erba‘asında olan yetmiş pâre cezîreler içindeki bâğ u bâğçeleri ve hadîka-i müşebbek bostânları ve bizzât ravza-i cinân olan Hünkârbâğçesi'n nehr-i Tunca reyy edüp nahlistân-ı gülistânı şebboy, benefşe bostânı aynu'l-hayât-ı Tunca cümle eşcârât [u] müsmirrât tâze cân bulup gûyâ her bâğ-ı İrem'i Merâm-ı Konya olur. Tâ bu mertebe nehr-i Tunca âb-ı hayâtdır. Nehr-i Arda kezâlik arı bir âb-ı sâfîdir. Bu gülistân-ı bostânlara nâfi‘dir. Şehre nâfi‘ değildir. Kaçan kim bu üç nehr-i azim Mihal cisri altında deryâ-misâl olduklarında şehir etrâfında olan cezâyirler içre niçe yüz bâğ gaytanları seyl olup harâb eder. Bi-kavl-i mu‘allimîn-i selef eyle tahrîr ederler kim âhiru'l-emr bu üç nehr-i azîm Edirne şehrinin helâkine bâ’is olalar, deyü kafesli kapu üzre lisân-ı Latin ile tahrir etmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 150a ·
metinde göster ·
ve billûr ve necef ve moranlı câmlar ile müzeyyen idi. Ve ferşi Hind-pususkârîs …
Ve cümle revzenleri pirinç kafesli ve billûr ve necef ve moranlı câmlar ile müzeyyen idi. Ve ferşi Hind-pususkârîsi gibi hurde ruhâm döşenmiş taşlar ile mefrûş idi. Ve gûnâ-[gû]n tahtânî ve fevkânî şâhnişîn ve maksûrelerinde fıskiyye ve havuz ve şazrevânlarında ve fevvârelerden âb-ı rakîkler pertâb edüp gûnâ-gûn tasnîfâtlar ile müzeyyen idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 5a ·
metinde göster ·
demir fânûsları ve demirden rezeli ve kalaylı sofra iskemleleri ehl-i sefere bi …
Ve memdûhâtından musanna‘ kafesli demir fânûsları ve demirden rezeli ve kalaylı sofra iskemleleri ehl-i sefere bile götürmek mümkün yahşı şeydir. Ve gûnâ-gûn kilidler ve at bâr-bendleri ve demirden kurd ve arslan kapanları ve demirden sandûkacık içre kahve değirmeni hîn-i zarûretde un dahi (dahi) öğüdüp a‘lâ dakîk-i rakîk eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 40a ·
metinde göster ·
… u kullenin tâ ortasında bir küçücük demir kapusu var, andan içeri beş kat demir
kafesli
çâh-ı cahîmden nişân verir zindanı var, şehrin cümle mücrimlerin bunda haps ede …
Bu kapudan içeri bir demir küçük kapu dahi var, andan içeri iç kal‘adır. İçinde ancak dizdâr ağa hânesi ve gılâl anbârları ve cebehâne hazîneleri ve bir at âhûru ve bir su kuyusu var, andan gayri bir şey amâr yokdur. Ancak bu nârin kal‘a köşesinde evc-i semâya ser çekmiş bir serâmed kullesi var. İç kal‘a içinden bu kulleye elli ayak taş nerdübân ile çıkılır, çâr-kûşe ve kiremit örtülü Sinân Paşa kullesidir. Bu kullenin tâ ortasında bir küçücük demir kapusu var, andan içeri beş kat demir kafesli çâh-ı cahîmden nişân verir zindanı var, şehrin cümle mücrimlerin bunda haps ederler Allâhümme âfinâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 57b ·
metinde göster ·
… tatvîl-i kelâm olur. Ve yine bu orta kal‘anın Tuna'ya nâzır şimâlîsi tarafında,
Kafesli
kapu, bir küçücük dar kapucukdur. At ve araba girüp çıkamaz. Bu kapudan aşağı b …
Bu Beç kapusu mâbeyninde niçe yüz temâşâgâhlar var, ammâ tahrîrinden âciz olup tatvîl-i kelâm olur. Ve yine bu orta kal‘anın Tuna'ya nâzır şimâlîsi tarafında, Kafesli kapu, bir küçücük dar kapucukdur. At ve araba girüp çıkamaz. Bu kapudan aşağı büyük varoş kal‘asına taş nerdübân ile enilir, ammâ kaç kad[em]e nerdübân endiği hâtır-nişânım değildir, ammâ gâyet sa‘b kapudur. Buna Kafesli kapu ve Uğrun kapu dahi derler, piyâde âdemlerin tarîkidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 80b ·
metinde göster ·
kapu ve Uğrun kapu dahi derler, piyâde âdemlerin tarîkidir.
Bu Beç kapusu mâbeyninde niçe yüz temâşâgâhlar var, ammâ tahrîrinden âciz olup tatvîl-i kelâm olur. Ve yine bu orta kal‘anın Tuna'ya nâzır şimâlîsi tarafında, Kafesli kapu, bir küçücük dar kapucukdur. At ve araba girüp çıkamaz. Bu kapudan aşağı büyük varoş kal‘asına taş nerdübân ile enilir, ammâ kaç kad[em]e nerdübân endiği hâtır-nişânım değildir, ammâ gâyet sa‘b kapudur. Buna Kafesli kapu ve Uğrun kapu dahi derler, piyâde âdemlerin tarîkidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 80b ·
metinde göster ·
… racak mahzenlerdir kim niçe yerde (yerde) Tuna'ya nâzır pençereleri cümle demir
kafesli
ve demir kapaklı manzaralardır.
Ve bu tophâneye muttasıl bir çâh-ı mâsı var, kâmil yüz kulaçdır, suyu tâ nehr-i Tuna'dan lağımlar ile gelir bir müdevver kuyudur kim suyunu dollâblar ile atlar çeküp paşa sarâyına ve ba‘zı hânedânlara ve kapu yanında olan kubbe su hazînesine âb-ı nâbı dolup ol kubbe çeşmesinden bay u gedâ su alup def‘-i atşân ederler bir kâr-ı küffâr vâcibü's-seyr bir çâh-ı nâmdârdır. Ve bu kuyu etrâfı ve mezkûr tophâne altı ve paşa sarâyı altı ve gayri hânedânların altları cümle zîr-i zemînler ve su sarnıçları ve mehâzinler ve cebehâne ve bârûdhâne ve gayri mühimmât [u] levâzımât duracak mahzenlerdir kim niçe yerde (yerde) Tuna'ya nâzır pençereleri cümle demir kafesli ve demir kapaklı manzaralardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 93b ·
metinde göster ·
… i gülistân u reyhânistândır. Ve cümle murğân-ı hoş-elhân yaz ve kış bu müşebbek
kafesli
bâğ-ı behişt içre âşiyân edüp yavru çıkarırlar, ammâ Alman dağları eteği olmak …
Bu müşebbek bâğın dahi içi sık orman ve gül-i gülistân u reyhânistândır. Ve cümle murğân-ı hoş-elhân yaz ve kış bu müşebbek kafesli bâğ-ı behişt içre âşiyân edüp yavru çıkarırlar, ammâ Alman dağları eteği olmak ile kışı şedîd olup cümle murğân içün bu bâğun dîvârları içinde ve gayri yerlerde niçe yüz bin delikler binâ eylemişler, kış günü cümle tuyûr anda kışlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 52b ·
metinde göster ·
… n altı ay sonra vefât edüp Hazret-i Resûl'ün sol tarafı cenbinde yine bir demir
kafesli
yerde defn etdiler. Müddet-i ömrü sene 28.
Ammâ Hazret-i Resûl'ün tokuz evlâd[ı] olup Fâtımatü’z-Zehrâ'dan mâ‘adâ evlâdları Hazret'den evvel intikâl etdiler, ammâ Fâtıma Hazret-i Alî'nin taht-ı nikâhında iken Hazret-i Fâtıma, Hazret'den altı ay sonra vefât edüp Hazret-i Resûl'ün sol tarafı cenbinde yine bir demir kafesli yerde defn etdiler. Müddet-i ömrü sene 28.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 132a ·
metinde göster ·
… hânedânlar ki her biri mânend-i kal‘a olup beşer altışar kat şâhnişîn ve demir
kafesli
ve niçesi demir kapusu ve mazgal delikli ve dirsekli sarp evlerin cümle dam u b …
Cümle dörd bin aded Şeddâdî binâlı kat-ender-kat hânedânlar ki her biri mânend-i kal‘a olup beşer altışar kat şâhnişîn ve demir kafesli ve niçesi demir kapusu ve mazgal delikli ve dirsekli sarp evlerin cümle dam u bâmlarının üstleri kırmızı kiremitli ve çoğu kırmızı horasân[î] ile mestûr hânedân-ı ma‘mûrlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 316a ·
metinde göster ·
… imâret-i Halîl önünden haremin taşra kapusuna sehel yokuş ile varılır bir demir
kafesli
kapudur. Atebe-i âlîsindeki kemerde bir tûlânîce mermer-i hâm üzre bu târîh tah …
Bu câmi‘ bir kat kal‘a içindedir, gûyâ iç kal‘adır. Bu câmi‘e aşağı kal‘adan gelen üç yerden kapusu vardır, anlardan duhûl ederler. Evvelâ, kal‘a kapusu dibindeki garba nâzır Harem kapusundan içeri yokuş yukarı kırk adım gidüp ba‘dehu otuz kademe mermer-i hâm nerdübân ile çıkılır bir vâsi‘ harem sokağıdır. Câmi‘ haremine girmeden İbrâhîm Halîl mihrâbı derler, bir mahaldir. Andan aşağı yine otuz ayak taş nerdübân ile enilir. Bir yol dahi budur, câmi‘-i şerîfe çıkar. Bu yolda çeşme-i Halîl derler bir ayn-ı sâfî vardır. Y 228b Ol mahalde bir küçük mahalle kapusu vardır. Bu dahi bir şâhrâh mermer-i hâm döşeli imâret-i Halîl önünden haremin taşra kapusuna sehel yokuş ile varılır bir demir kafesli kapudur. Atebe-i âlîsindeki kemerde bir tûlânîce mermer-i hâm üzre bu târîh tahrîr olunmuşdur. Târîh;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y228a–Y228b ·
metinde göster ·
… i önünde P 118b bir pençere dahi vardır. Tarîk-ı âma nâzırdır. Bu dahi pirinç
kafesli
revzendir. Bu câmi‘de bu iki pençereden gayri yokdur. Gûyâ cânib-i erba‘ası bir …
Ve bir pençere dahi Hazret-i Risâlet'in pây-i şerîfleri şebekesi önünde P 118b bir pençere dahi vardır. Tarîk-ı âma nâzırdır. Bu dahi pirinç kafesli revzendir. Bu câmi‘de bu iki pençereden gayri yokdur. Gûyâ cânib-i erba‘ası bir mahfûz kal‘adır. Hakkâ ki kal‘a içinde kal‘adan metîn bir kal‘a-i gevher-nigîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y283a ·
metinde göster ·
… her köşe başında üçer dörder kademe taş nerdübân ile urûc olunur pirinç ve tuc
kafesli
musanna‘ pençereli münakkaş sebîller var kim herbiri kâşî-i Çîn ve yeşm-i yerek …
Husûsan şehr-i Mısır suya muhtâcdır. Nefs-i Mısır'da sudan azîz hayrât [u] hasenât olmaduğından Amr ibnü'l-Âs fethinden bu âna gelince yedi yüz yetmiş pâdişâh Mısır'a mutasarrıf olup her biri birer câmi‘ ve câmi‘e muttasıl bir sebîl ve gayrı köşe başlarında dahi mahalle münâsib yerlerde niçe bin sebîl inşâ etmişlerdir kim herbiri onar on beşer bin deve yükü râviye su alır sebîller vardır. Ve sâ’ir vüzerâ ve vükelâ ve a‘yân-ı eşrâf ve kibâr-ı kümmelînler, su hayr-ı azîm olduğuyçün her köşe başında üçer dörder kademe taş nerdübân ile urûc olunur pirinç ve tuc kafesli musanna‘ pençereli münakkaş sebîller var kim herbiri kâşî-i Çîn ve yeşm-i yerekânî ve mermer ve sommâkî; ruhâmlarla müzeyyen sebîllerdir. Ve bunlardan gayrı sarây-ı âlîler cenbinde ve ba‘zı hâneler altında latîf sebîller var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y127a ·
metinde göster ·
"Bu mertebe ehl-i kalem iken îrâd [u] masârıfı berâber etdim ve bu kadar bin akçe yevmiyye mahlûlât cem‘ edüp cümle defterleri gümüş kafesli sandûka koyup Mısır'ın hazînesin Tût'a bağlayup Mısır'ı bikr etdim", derken ba‘dehu ma‘zûl olup selâmetle Âdiliyye'de karâr etdi. Ammâ iki aydan sonra Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa hazretleri Mısır'a dâhil olup İbrâhîm Paşa'yı muhâsebeye da‘vet edüp anbâr-ı Yûsuf'dan zimmetinde iki yüz yetmiş kîse bakâyâsı kalup İbrâhîm Paşa'dan taleb olundukda tarfetü'l-ayn içre edâ etdi. Zîrâ mün‘im âdem idi. Ve gayrı keşşâflar ve ümenâ ve mültezimîn zimmetlerinde İbrâhîm Paşa'nın üç yüz kîse bakâyâsı kalup Hüseyin Paşa,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y217b ·
metinde göster ·
… Harem-i kebîrinin Y 357a ortasında bir ağac kubbeli ve cânib-i erba‘ası ağac
kafesli
bir sebîli var. Câmi‘in enderûn [u] bîrûnunda cümle yüz aded mermer ü sommâkî s …
Câmi‘ü'l-Kebîr: İbtidâ bânîsi şeyh Ebûbekr-i Tarbahî binâsıdır, kendüler yine câmi‘in sâhasında yatır. Ba‘dehu Melik et-Tâhir tevsî‘ edüp câmi‘-i kebîr olmuşdur. Tûlen ve arzan ikişer yüz ayakdır. Minberi ve mihrâbı tarz-ı kadîmdir. Harem-i kebîrinin Y 357a ortasında bir ağac kubbeli ve cânib-i erba‘ası ağac kafesli bir sebîli var. Câmi‘in enderûn [u] bîrûnunda cümle yüz aded mermer ü sommâkî sütûnlar üzre tâklar fevkında münakkaş levha tavandır. Ve hareminin sol köşesinde iki kat kulle misâli bir minâre-i kadîmi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y356b–Y357a ·
metinde göster ·