Bu pâdişâhın etdiği hûnhârlığı bir pâdişâh etmemişdir.
Kahvehâneleri
ve meyhâne ve bozahâneleri ve tütünü dahi yasak edüp niçe yüz bin âdemi ol bahâ …
Bu pâdişâhın etdiği hûnhârlığı bir pâdişâh etmemişdir. Kahvehâneleri ve meyhâne ve bozahâneleri ve tütünü dahi yasak edüp niçe yüz bin âdemi ol bahâne ile her gün yüzer, ikişer yüzer âdemi katl ederdi. Ammâ aleyhi mâ-yestehak Anatolu tarafında dahi Abaza Paşa yeniçeri nâmında ve zorba sipâhî nâmında olanları ve üzerine gelen askerleri beşer onar binin bir kümeden mûr-ı za‘îf gibi hulika'l-insân-ı za‘îfi kırardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 63b ·
metinde göster ·
‘Eş Osmân Çelebi seninle dilberi çok Yûsuf Şâh kahvesine yâhûd bizim odaya gidelim’ deyü tahkîrâne niçe yâve kelimâtlar etdikde Osmân Hân rızâ vermeyüp Osmân Hân'ın pençerede olan bâzûlarına birer muşt-ı pehlivânî urarak mübârek kolların kırarak Orta Câmi‘den Osmân Hân'ı bir arabaya koyup Yedikulle'ye götürüp bu kadar nâ-meşrû‘ işler ile mel‘ûn Binyâz Pehlivân, Osmân Hân'ın hayâsın burup anda şehîd oldukda cesed-i şerîfin bir pâre köhne bûryâ üzre bî-riyâ yatırken cebecibaşı olan (---) Ağa kâfir, Pâdişâh'ın mübârek sağ kulağın kesüp ve bir yeniçeri hâtemiyçün mübârek engüştün kesüp tîz Dâvûd Paşa'ya kulağın ve parmağın müjde ile götürüp anlara birer kîse altun verdikde cebecibaşı, Dâvûd Paşa'ya eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 65a ·
metinde göster ·
… tli gününe gelince (---) şehr sadrıa‘zam oldu. Gâyet sâlih ve dîndâr âdem idi. "
Kahve
harâmdır" deyü süd ve bahârlı şerbet içüp bir kandan(?) kırk elli bin guruş alu …
İpşir Haleb'den katli gününe gelince (---) şehr sadrıa‘zam oldu. Gâyet sâlih ve dîndâr âdem idi. "Kahve harâmdır" deyü süd ve bahârlı şerbet içüp bir kandan(?) kırk elli bin guruş alurdı, zîrâ cem‘iyyet-i kübrâ sâhibi idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 81a ·
metinde göster ·
… tmiş ocak matbah-ı Keykâvûs ve kilar ve yigirmi aded dükkân ve bir furun ve bir
kahvehâne
ve bir câmi‘ ve bir çâh-ı âb-ı hayât vardır. Ve iki yüz hücre acemî oğlanları h …
Zîrâ bu tekyede niçe bin uşşâkân sâkin olacak soffalar ve dehlîzler ve yetmiş ocak matbah-ı Keykâvûs ve kilar ve yigirmi aded dükkân ve bir furun ve bir kahvehâne ve bir câmi‘ ve bir çâh-ı âb-ı hayât vardır. Ve iki yüz hücre acemî oğlanları hücreleri vardır. Anların mahzenlerinde tekyenin binden mütecâviz sahan ve tencere ve kepçe ve kazgan ve bakır âvânî vardır, murâd edinen yârân beş on gece mihmân olup safâ eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 145b ·
metinde göster ·
… ır'ın ankâ bâzergânları ve pirinccileri ve kettâncıları ve Mısır hasırcıları ve
kahvecileri
ve şekercileri bir yere cem‘ olup kassâblar ile niçe gûne zebân-dırâzlıklar olu …
Bu Akdeniz kapudanlarının alaylarından sonra fermân-ı şehriyârî üzre kassâbân alayı geçmek sadedinde iken cümle Mısır'ın ankâ bâzergânları ve pirinccileri ve kettâncıları ve Mısır hasırcıları ve kahvecileri ve şekercileri bir yere cem‘ olup kassâblar ile niçe gûne zebân-dırâzlıklar olup kıyl [ü] kâller olup bilâhire huzûr-ı pâdişâhîye varup Mısır bâzergânları eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 165a ·
metinde göster ·
"Pâdişâhım bizim kalyonlarımız pirinc ve mercimek ve
kahve
ve kettânlarımız getirmeğe me’mûr olup anlar bizsiz biz anlarsız olmayup ikimiz …
"Pâdişâhım bizim kalyonlarımız pirinc ve mercimek ve kahve ve kettânlarımız getirmeğe me’mûr olup anlar bizsiz biz anlarsız olmayup ikimiz mâbeyninde bu kanlı kassâb-ı nassâblar n'işler. Bunların kan dökdüğü şehirden tâ‘ûn çıkmaya gelmişdir. Ol havfdan kanarahâneler sâ’ir diyârlarda şehirlerin hâricinde olur bir alay kanlı kirli menhûslardır. Ammâ biz dâ’imâ İslâmbol'u cemî‘i hubûbât ile ganîme ederiz" dediler. Hemân kassâbların etdüği kanlar gözlerini bürüyüp eyitdiler:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 165a ·
metinde göster ·
derseniz bir bid‘at şeydir ve kâtı‘u'n-nevm ve mâni‘-i züriyyet-i benî âdemdir. …
Ve eğer kahve derseniz bir bid‘at şeydir ve kâtı‘u'n-nevm ve mâni‘-i züriyyet-i benî âdemdir. Kahvehâneleri vesvesehânedir. Ve kahve kavururken yakdıkları cihetden Bezzâziyye ve Tatarhâniyye kitâblarında "Küllü alk [muhrak?] harâm bi'l-icmâl" demişlerdir. Hakkâ ki yanık ekmek dahi harâmdır. Bahârlı şerbet ve leben-i hâlis ve çay ve bâdyân ve sa‘leb ve pâlûde-i sahan kahvenizden nâfi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 165b ·
metinde göster ·
… derseniz bir bid‘at şeydir ve kâtı‘u'n-nevm ve mâni‘-i züriyyet-i benî âdemdir.
Kahvehâneleri
vesvesehânedir. Ve kahve kavururken yakdıkları cihetden Bezzâziyye ve Tatarhâni …
Ve eğer kahve derseniz bir bid‘at şeydir ve kâtı‘u'n-nevm ve mâni‘-i züriyyet-i benî âdemdir. Kahvehâneleri vesvesehânedir. Ve kahve kavururken yakdıkları cihetden Bezzâziyye ve Tatarhâniyye kitâblarında "Küllü alk [muhrak?] harâm bi'l-icmâl" demişlerdir. Hakkâ ki yanık ekmek dahi harâmdır. Bahârlı şerbet ve leben-i hâlis ve çay ve bâdyân ve sa‘leb ve pâlûde-i sahan kahvenizden nâfi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 165b ·
metinde göster ·
… ı‘u'n-nevm ve mâni‘-i züriyyet-i benî âdemdir. Kahvehâneleri vesvesehânedir. Ve
kahve
kavururken yakdıkları cihetden Bezzâziyye ve Tatarhâniyye kitâblarında "Küllü a …
Ve eğer kahve derseniz bir bid‘at şeydir ve kâtı‘u'n-nevm ve mâni‘-i züriyyet-i benî âdemdir. Kahvehâneleri vesvesehânedir. Ve kahve kavururken yakdıkları cihetden Bezzâziyye ve Tatarhâniyye kitâblarında "Küllü alk [muhrak?] harâm bi'l-icmâl" demişlerdir. Hakkâ ki yanık ekmek dahi harâmdır. Bahârlı şerbet ve leben-i hâlis ve çay ve bâdyân ve sa‘leb ve pâlûde-i sahan kahvenizden nâfi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 165b ·
metinde göster ·
… r. Bahârlı şerbet ve leben-i hâlis ve çay ve bâdyân ve sa‘leb ve pâlûde-i sahan
kahvenizden
nâfi‘dir.
Ve eğer kahve derseniz bir bid‘at şeydir ve kâtı‘u'n-nevm ve mâni‘-i züriyyet-i benî âdemdir. Kahvehâneleri vesvesehânedir. Ve kahve kavururken yakdıkları cihetden Bezzâziyye ve Tatarhâniyye kitâblarında "Küllü alk [muhrak?] harâm bi'l-icmâl" demişlerdir. Hakkâ ki yanık ekmek dahi harâmdır. Bahârlı şerbet ve leben-i hâlis ve çay ve bâdyân ve sa‘leb ve pâlûde-i sahan kahvenizden nâfi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 165b ·
metinde göster ·
: Dükkân 200, neferât 300, bunlar ankâ bâzergânlardır, pîrleri Şeyh Şâzilî'dir. …
Esnâf-ı tüccâr-ı kahveciyân: Dükkân 200, neferât 300, bunlar ankâ bâzergânlardır, pîrleri Şeyh Şâzilî'dir. Hazret'in izniyle Veys el-Karanî kemerin bağlayup pîr oldu. Yemen'de Veys el-Karanî huddâmı idi ve yine Yemen'de medfûndur. Veys el-Karanî, Hazret'i görmeyüp Hazret'in izn-i şerîfiyle Veys yetmiş kişinin belin bağlayup 166b pîr etdi. İnşâ’allâh cümlesi mahalliyle tahrîr olunur. Bu kahveciyân, cümle pür-silâh olup tahtırevânlar üzre ferde ferde kahveleri kîleler ile ölçerek "Ala bin guruş vere yüz guruş" deyü gûyâ kahve fürûht ederek ubûr ederler. Bu esnâflar ale'l-umûm ubûr edüp ardları sıra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 166a–166b ·
metinde göster ·
… belin bağlayup 166b pîr etdi. İnşâ’allâh cümlesi mahalliyle tahrîr olunur. Bu
kahveciyân
, cümle pür-silâh olup tahtırevânlar üzre ferde ferde kahveleri kîleler ile ölçe …
Esnâf-ı tüccâr-ı kahveciyân: Dükkân 200, neferât 300, bunlar ankâ bâzergânlardır, pîrleri Şeyh Şâzilî'dir. Hazret'in izniyle Veys el-Karanî kemerin bağlayup pîr oldu. Yemen'de Veys el-Karanî huddâmı idi ve yine Yemen'de medfûndur. Veys el-Karanî, Hazret'i görmeyüp Hazret'in izn-i şerîfiyle Veys yetmiş kişinin belin bağlayup 166b pîr etdi. İnşâ’allâh cümlesi mahalliyle tahrîr olunur. Bu kahveciyân, cümle pür-silâh olup tahtırevânlar üzre ferde ferde kahveleri kîleler ile ölçerek "Ala bin guruş vere yüz guruş" deyü gûyâ kahve fürûht ederek ubûr ederler. Bu esnâflar ale'l-umûm ubûr edüp ardları sıra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 166a–166b ·
metinde göster ·
… hrîr olunur. Bu kahveciyân, cümle pür-silâh olup tahtırevânlar üzre ferde ferde
kahveleri
kîleler ile ölçerek "Ala bin guruş vere yüz guruş" deyü gûyâ kahve fürûht edere …
Esnâf-ı tüccâr-ı kahveciyân: Dükkân 200, neferât 300, bunlar ankâ bâzergânlardır, pîrleri Şeyh Şâzilî'dir. Hazret'in izniyle Veys el-Karanî kemerin bağlayup pîr oldu. Yemen'de Veys el-Karanî huddâmı idi ve yine Yemen'de medfûndur. Veys el-Karanî, Hazret'i görmeyüp Hazret'in izn-i şerîfiyle Veys yetmiş kişinin belin bağlayup 166b pîr etdi. İnşâ’allâh cümlesi mahalliyle tahrîr olunur. Bu kahveciyân, cümle pür-silâh olup tahtırevânlar üzre ferde ferde kahveleri kîleler ile ölçerek "Ala bin guruş vere yüz guruş" deyü gûyâ kahve fürûht ederek ubûr ederler. Bu esnâflar ale'l-umûm ubûr edüp ardları sıra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 166a–166b ·
metinde göster ·
… de ferde kahveleri kîleler ile ölçerek "Ala bin guruş vere yüz guruş" deyü gûyâ
kahve
fürûht ederek ubûr ederler. Bu esnâflar ale'l-umûm ubûr edüp ardları sıra,
Esnâf-ı tüccâr-ı kahveciyân: Dükkân 200, neferât 300, bunlar ankâ bâzergânlardır, pîrleri Şeyh Şâzilî'dir. Hazret'in izniyle Veys el-Karanî kemerin bağlayup pîr oldu. Yemen'de Veys el-Karanî huddâmı idi ve yine Yemen'de medfûndur. Veys el-Karanî, Hazret'i görmeyüp Hazret'in izn-i şerîfiyle Veys yetmiş kişinin belin bağlayup 166b pîr etdi. İnşâ’allâh cümlesi mahalliyle tahrîr olunur. Bu kahveciyân, cümle pür-silâh olup tahtırevânlar üzre ferde ferde kahveleri kîleler ile ölçerek "Ala bin guruş vere yüz guruş" deyü gûyâ kahve fürûht ederek ubûr ederler. Bu esnâflar ale'l-umûm ubûr edüp ardları sıra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 166a–166b ·
metinde göster ·
… k ve leblebi ve râzyâne ve kişmikiş ve nârenc kabuğu 174a ve ûd-ı mülebbes ve
kahve
dâne mülebbesi ve bâdem mülebbesi ve Şâm fısdığı mülebbesi ve sanavber fısdığı …
Esnâf-ı şekerciyân-ı Galata: Bunlar dahi tahtırevânlar üzre dükkânlar niçe bin gûne bâdem şeker ve fısdık şeker ve zencebîl şeker ve fındık ve leblebi ve râzyâne ve kişmikiş ve nârenc kabuğu 174a ve ûd-ı mülebbes ve kahve dâne mülebbesi ve bâdem mülebbesi ve Şâm fısdığı mülebbesi ve sanavber fısdığı mülebbesi, bunun emsâli niçe bin elvân mülebbes sükker ni‘metlerin hâs u beyâz ve billûr ve necef [ve] moran câm katremîz şîşeler içre koyup dükkânlarında raflar üzre zeyn edüp ve niçe elvân atlas ve kemhâ ve hârâ ve dârâyîler ile dükkânların zeyn edüp âdâb üzre ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 173b–174a ·
metinde göster ·
Ve bu kârhânede yüz yerde gedikli dibekler vardır, bunlarda
kahve
döğülürken havân gürüldüsünden gûyâ ra‘d gürler âdeme dehşet gelir. Bir vukıyye …
Ve bu kârhânede yüz yerde gedikli dibekler vardır, bunlarda kahve döğülürken havân gürüldüsünden gûyâ ra‘d gürler âdeme dehşet gelir. Bir vukıyye kahve üç akçeye ve iki akçe emîne verilir ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 175b ·
metinde göster ·
… döğülürken havân gürüldüsünden gûyâ ra‘d gürler âdeme dehşet gelir. Bir vukıyye
kahve
üç akçeye ve iki akçe emîne verilir ve's-selâm.
Ve bu kârhânede yüz yerde gedikli dibekler vardır, bunlarda kahve döğülürken havân gürüldüsünden gûyâ ra‘d gürler âdeme dehşet gelir. Bir vukıyye kahve üç akçeye ve iki akçe emîne verilir ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 175b ·
metinde göster ·
… er kasr-ı İremdir, içinde mahbûb pençe-i âfitâb gulâmlar birbirlerine şerbet ve
kahve
verüp gûnâ-gûn şîve ile şakalar ederek ubûr ederler.
"Eksik satanın hâli budur de" deyü feryâd ederler. Ve araba ve tahtırevânlar üzre çardak şekilli kasırlar yaparlar kim her biri biner guruşa olmaz gâyet müzeyyen kasırlardır kim gûyâ her biri birer kasr-ı İremdir, içinde mahbûb pençe-i âfitâb gulâmlar birbirlerine şerbet ve kahve verüp gûnâ-gûn şîve ile şakalar ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 178a ·
metinde göster ·
… zre hûr [u] gılmânlar kasr içre oturan erbâb-ı devletlere sükkerî ve mu‘amberîn
kahve-i
Yemenîler ve çay ve bâdyân ve sa‘leb ve mahleb bezl edüp bu kasr içre Gümrük Em …
Ardı sıra sırık hammâlları üzre gümrükhâne misâli bir kâh-ı Âzerbâycân içre havz u şâzrevânlar tasnîf edüp fevvâreleri pertâb edüp cereyân etmede., Niçe çârkâb yasdıklar ve incü dikme mak‘adlar ve Isfehân-ı nısf-ı cihân halîçeleri üzre hûr [u] gılmânlar kasr içre oturan erbâb-ı devletlere sükkerî ve mu‘amberîn kahve-i Yemenîler ve çay ve bâdyân ve sa‘leb ve mahleb bezl edüp bu kasr içre Gümrük Emîni Koca Alî Ağa ile latîfe ve şakalar ederler tâ ki alayköşkü'ne karîb vardıklarında çârkâb ve zer-ender-zer zerdûz cibinliklerin içinden kırk elli aded üstâd-ı kâmillerden hânende ve sâzendeler fasla başlayup alayköşkü dibinde tevakkuf edüp huzûr-ı pâdişâhîde on çift âhû-yı Hoten gözlü rakkâs mehpâreler raksa âgâz etdüklerinde eflâk dahi çarh-ı semâ‘a başlayup huzûr-ı pâdişâhîde eyle bir fasl ederler kim Zühre engüşt ber-dehen edüp Hüseyin Baykara fasılları ederek 179a ubûr edüp gümrük emîni ve tershâne emîni kasrdan taşra çıkup zemîn-bûs etdiklerinde Murâd Hân buyururlar kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 178b–179a ·
metinde göster ·
… Altıpoğaça bâğı ve Unkapanı kurbünde Lonkazâde bâğı ve Cübbealîkapusu dâhilinde
Kahveli
bâğı ve ana karîb Bostân hammâmı bâğı ve Âşık Paşa bâğı ve Haydar Paşa bâğı ve …
Cümleden biri Lâlezâr bâğçesi ve Kadıçeşmesi kurbünde Altıpoğaça bâğı ve Unkapanı kurbünde Lonkazâde bâğı ve Cübbealîkapusu dâhilinde Kahveli bâğı ve ana karîb Bostân hammâmı bâğı ve Âşık Paşa bâğı ve Haydar Paşa bâğı ve Kiremitci Solak bâğı ve Çivizâde bâğı ve sekiz selâtîn câmi‘lerin mihrâbları önündeki bâğ-ı iremler ve Nârlıkapu'da Bucak bâğı ve Tokatcı Solak bâğı ve Lanka bâğları ve Azîz Efendi bâğı ve Çukurbostânlar bâğı ve Yenibâğçe bâğları ve Topkapusu kurbünde Kaya Sultân bâğı ve ana muttasıl Çelebi Kethudâ bâğı ve Kürkcübaşı bâğı ve Dâvûd Paşa bâğı ve niçe yüz memdûh bâğlar vardır. Ammâ bu bâğçeler gâyet ma‘mûr tîmârlı olduğundan dânesi yüz dirhem gelir la‘l-gûn yanaklı dilberân şeftâlûsü lezzetinde papa ve sultânî ve cânî ve baba ve derrâkî ve çelebi cüce şeftâlûleri olur kim âyetün min âyâtillâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180b ·
metinde göster ·
: Dükkân ve mahzen 300, neferât 500, bunlar ulu bâzergânlardır. Her birinin Mısı …
Esnâf-ı attârân-ı kahveciyân: Dükkân ve mahzen 300, neferât 500, bunlar ulu bâzergânlardır. Her birinin Mısır'da ve Yemen ve Kumfuta ve San‘ân ve Aden'de biner kîse mâlları vardır. Arabalar üzre niçe yüz ferde kahveleri tahmîl edüp kantârlara urarak,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 197a ·
metinde göster ·
… ta ve San‘ân ve Aden'de biner kîse mâlları vardır. Arabalar üzre niçe yüz ferde
kahveleri
tahmîl edüp kantârlara urarak,
Esnâf-ı attârân-ı kahveciyân: Dükkân ve mahzen 300, neferât 500, bunlar ulu bâzergânlardır. Her birinin Mısır'da ve Yemen ve Kumfuta ve San‘ân ve Aden'de biner kîse mâlları vardır. Arabalar üzre niçe yüz ferde kahveleri tahmîl edüp kantârlara urarak,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 197a ·
metinde göster ·
… uruş, ala iki bin guruş" diyerek ubûr ederler. Bunların pîri nâ-ma‘lûmdur. Zîrâ
kahve
karîbü'l-ahd peydâ olup İslâmbol'da (---) Hân asrında zuhûr etdi. Ammâ kahveyi …
"Ala bin guruş, ala iki bin guruş" diyerek ubûr ederler. Bunların pîri nâ-ma‘lûmdur. Zîrâ kahve karîbü'l-ahd peydâ olup İslâmbol'da (---) Hân asrında zuhûr etdi. Ammâ kahveyi yemek Şeyh Şâzilî'den kaldı, ol dahi (---) asrında idi. Ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 197a ·
metinde göster ·
… râ kahve karîbü'l-ahd peydâ olup İslâmbol'da (---) Hân asrında zuhûr etdi. Ammâ
kahveyi
yemek Şeyh Şâzilî'den kaldı, ol dahi (---) asrında idi. Ve's-selâm.
"Ala bin guruş, ala iki bin guruş" diyerek ubûr ederler. Bunların pîri nâ-ma‘lûmdur. Zîrâ kahve karîbü'l-ahd peydâ olup İslâmbol'da (---) Hân asrında zuhûr etdi. Ammâ kahveyi yemek Şeyh Şâzilî'den kaldı, ol dahi (---) asrında idi. Ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 197a ·
metinde göster ·
nûş edüp keyfi geldikden sonra etek der-miyân edüp ayak taklîdine başladıkda mü …
El-hâsıl bu gûne mahalle münâsib ebyât [u] eş‘ârları vardır kim gûyâ sultânü'ş-şu‘arâdır. Ammâ teneffüs içün haymesinden taşra çıkup çâr fincân kahve nûş edüp keyfi geldikden sonra etek der-miyân edüp ayak taklîdine başladıkda müstemi‘ yârânların gülmeden geğrekleri düşüp ensleri enderdi. Ve her kelâmının netîcesin tasarruf ederdi. Anı dinleyen cihândan ibret alırdı. Kırk yedi yıl bu hakîr niçe bin pehlivân gördüm ammâ böyle bir nüktedân ü zarîf herîf mukallid görmedim. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 211b ·
metinde göster ·
Hakîr bu kadar âlüfte ve âşüfteler ile meyhâne ve bozahâne ve
kahvehâne
yasdandık, Hak Sübhânehû ve Ta‘âlâ âlimü's-sırrı ve'l-hafiyyâtdır kim bu kutu b …
Hakîr bu kadar âlüfte ve âşüfteler ile meyhâne ve bozahâne ve kahvehâne yasdandık, Hak Sübhânehû ve Ta‘âlâ âlimü's-sırrı ve'l-hafiyyâtdır kim bu kutu bozasıyla ve Mısır'ın pirinc subyasıyla ve Kırım'da maksıma derler bir gûne yine kutu bozasına benzer bir bozadır, bu üçünden gayrı içmek müyesser olmamışdır kim rahm-ı mâderden müştak olalı me’kûlât [ü] meşrûbâtın mükeyyifâtlarından ömrüm içinde ne tütün, ne kahve, ne çay ve ne bâdyân ve ne kışır ve ne sa‘leb ve ne mahleb ve ne pivo ve ne med ve ne şarâb ve ne şarâb-ı nâb ve ne vişnâb ne nâr şarâbı ve ne hurmâ şarâbı ve ne dud şarâbı ve ne karpuz şarâbı ve ne koknâr şarâbı ve ne avşıla şarâbı ve ne ipsime şarâbı ve ne ıslama şarâbı ve ne mavuza şarâbı ve ne bedevine şarâbı (---)(---)(---)(---)(---)(---) ve ne müselles şarâbı ve ne misket şarâbı ve ne fışfış şarâbı ne nârdenk şarâbı ve ne bozon şarâbı ve ne hümül şarâbı ve ne rakı ve ne gülefsen ve ne horilka ve ne firna ve ne sudina ve ne poloniyye ve ne hardaliyye ve ne ramazâniyye ve ne imâmiyye ve ne boza ve ne talkan ve ne kurut ve ne yazma ve ne kımız ve ne balısıca ve ne tostagansa ve ne elma suyu ve ne bal suyu ve ne mübtecel suyu ve ne arpa suyu ve ne darçın suyu ve ne kibrît suyu ve ne göydürme suyu (---)(---) ve ne afyon ne berş, ne nûşdâr, ne cevâriş, ne mukîm, ne Bayrampaşa habbı, ne şarâbiyye, ne benglik, ne kara pehlivân, ne habb-ı uşşâkî ve ne habb-ı rahîkî ve ne habb-ı safâyî ve ne habb-ı cedvâr ve ne habb-ı şifâ ve ne habb-ı şâhî, ne habb-ı ferah ne ma‘cûn-ı kâkvîh ve ne ma‘cûn-ı cihân-bahş ve ne ma‘cûn-ı dil-şâd ve ne ma‘cûn-ı kaysûn ve ne ma‘cûn-ı miş ve ne ma‘cûn-ı felâsife ve ne ma‘cûn-ı pîrecân ve ne ma‘cûn-ı dil-küşâ (---)(---)(---)(---) ancak dilber-lebi ma‘cûnuna mübtelâ olup sîm-i hâlis hokka dehânından devâ-yı inşirâh-ı sadr içün gâhî be-gâhî kimesnenin haber [u] âgâhı yok iken bu hakîr dilber ma‘cûnun isti‘mâl ederiz. Pederimiz merhûm dahi bu keyf ile âlûde idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 213a ·
metinde göster ·
… ştak olalı me’kûlât [ü] meşrûbâtın mükeyyifâtlarından ömrüm içinde ne tütün, ne
kahve
, ne çay ve ne bâdyân ve ne kışır ve ne sa‘leb ve ne mahleb ve ne pivo ve ne med …
Hakîr bu kadar âlüfte ve âşüfteler ile meyhâne ve bozahâne ve kahvehâne yasdandık, Hak Sübhânehû ve Ta‘âlâ âlimü's-sırrı ve'l-hafiyyâtdır kim bu kutu bozasıyla ve Mısır'ın pirinc subyasıyla ve Kırım'da maksıma derler bir gûne yine kutu bozasına benzer bir bozadır, bu üçünden gayrı içmek müyesser olmamışdır kim rahm-ı mâderden müştak olalı me’kûlât [ü] meşrûbâtın mükeyyifâtlarından ömrüm içinde ne tütün, ne kahve, ne çay ve ne bâdyân ve ne kışır ve ne sa‘leb ve ne mahleb ve ne pivo ve ne med ve ne şarâb ve ne şarâb-ı nâb ve ne vişnâb ne nâr şarâbı ve ne hurmâ şarâbı ve ne dud şarâbı ve ne karpuz şarâbı ve ne koknâr şarâbı ve ne avşıla şarâbı ve ne ipsime şarâbı ve ne ıslama şarâbı ve ne mavuza şarâbı ve ne bedevine şarâbı (---)(---)(---)(---)(---)(---) ve ne müselles şarâbı ve ne misket şarâbı ve ne fışfış şarâbı ne nârdenk şarâbı ve ne bozon şarâbı ve ne hümül şarâbı ve ne rakı ve ne gülefsen ve ne horilka ve ne firna ve ne sudina ve ne poloniyye ve ne hardaliyye ve ne ramazâniyye ve ne imâmiyye ve ne boza ve ne talkan ve ne kurut ve ne yazma ve ne kımız ve ne balısıca ve ne tostagansa ve ne elma suyu ve ne bal suyu ve ne mübtecel suyu ve ne arpa suyu ve ne darçın suyu ve ne kibrît suyu ve ne göydürme suyu (---)(---) ve ne afyon ne berş, ne nûşdâr, ne cevâriş, ne mukîm, ne Bayrampaşa habbı, ne şarâbiyye, ne benglik, ne kara pehlivân, ne habb-ı uşşâkî ve ne habb-ı rahîkî ve ne habb-ı safâyî ve ne habb-ı cedvâr ve ne habb-ı şifâ ve ne habb-ı şâhî, ne habb-ı ferah ne ma‘cûn-ı kâkvîh ve ne ma‘cûn-ı cihân-bahş ve ne ma‘cûn-ı dil-şâd ve ne ma‘cûn-ı kaysûn ve ne ma‘cûn-ı miş ve ne ma‘cûn-ı felâsife ve ne ma‘cûn-ı pîrecân ve ne ma‘cûn-ı dil-küşâ (---)(---)(---)(---) ancak dilber-lebi ma‘cûnuna mübtelâ olup sîm-i hâlis hokka dehânından devâ-yı inşirâh-ı sadr içün gâhî be-gâhî kimesnenin haber [u] âgâhı yok iken bu hakîr dilber ma‘cûnun isti‘mâl ederiz. Pederimiz merhûm dahi bu keyf ile âlûde idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 213a ·
metinde göster ·
mecma‘u'l-irfân-ı kân-ı zurefâsı var kim her biri biner âdem alır. Cümle mutrıb …
Cümle yetmiş beş kahve-i mecma‘u'l-irfân-ı kân-ı zurefâsı var kim her biri biner âdem alır. Cümle mutrıbân ve hânendegân ve rakkâsan-ı mahbûbân anlardadır kim yevmiyye üç kerre Hüseyn-i Ba[y]kara fasılları ederler ve her kahvede gazelhân ve meddâhânlar var kim gazelhânları gûyâ Şâ‘ir Hassan'dır, meddâhları gûyâ Ebü'l-Me’âl'dir. Serçeşme-i meddâhân Kurbânî Alîsi Hamza nâmında yeğâne-i asr idi. Ve meddâh Şerîf Çelebî Şâhnâme-i Firdevs[i]-i Tûsî'de gûyâ Firdevsî kendi idi kim firdevs melekleri gibi pençe-i âfitâb kıssasına oturup hayrân kalırlardı, teshîr sâhibi çelebi idi. Ve Kıssa-hân Hor-çene Mahmûd ve Kara Fîrûz ve Tireli Alî Beğ, Ebü'l-Müslim-i Teberdâr okumada gûyâ sâhib-i Sinir Veysî'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 228b ·
metinde göster ·
… ân anlardadır kim yevmiyye üç kerre Hüseyn-i Ba[y]kara fasılları ederler ve her
kahvede
gazelhân ve meddâhânlar var kim gazelhânları gûyâ Şâ‘ir Hassan'dır, meddâhları …
Cümle yetmiş beş kahve-i mecma‘u'l-irfân-ı kân-ı zurefâsı var kim her biri biner âdem alır. Cümle mutrıbân ve hânendegân ve rakkâsan-ı mahbûbân anlardadır kim yevmiyye üç kerre Hüseyn-i Ba[y]kara fasılları ederler ve her kahvede gazelhân ve meddâhânlar var kim gazelhânları gûyâ Şâ‘ir Hassan'dır, meddâhları gûyâ Ebü'l-Me’âl'dir. Serçeşme-i meddâhân Kurbânî Alîsi Hamza nâmında yeğâne-i asr idi. Ve meddâh Şerîf Çelebî Şâhnâme-i Firdevs[i]-i Tûsî'de gûyâ Firdevsî kendi idi kim firdevs melekleri gibi pençe-i âfitâb kıssasına oturup hayrân kalırlardı, teshîr sâhibi çelebi idi. Ve Kıssa-hân Hor-çene Mahmûd ve Kara Fîrûz ve Tireli Alî Beğ, Ebü'l-Müslim-i Teberdâr okumada gûyâ sâhib-i Sinir Veysî'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 228b ·
metinde göster ·
hezâr-fen üstâd-ı kâmiller mâl-â-mâl-i kahhâvîlerdir. Cümleden Ulu Câmi‘ dibind …
Cümle kahvehâneleri hezâr-fen üstâd-ı kâmiller mâl-â-mâl-i kahhâvîlerdir. Cümleden Ulu Câmi‘ dibinde Emîr kahvesi münakkaş ve müzeyyen ve kân-ı a‘yân ve mahbûb-ı cihân rakkâsları var kim her biri bî-bedel mümtaz [u] müstesnâlardır. Bu kahve Ulu Câmi‘ kurbunda olmağıla bâng-ı Muhammedî "Hayya ale's-salâ" dedikde kahvede bir cân kalmayup câmi‘e giderler. Gâyet musallî Bursa halkıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 228b ·
metinde göster ·
münakkaş ve müzeyyen ve kân-ı a‘yân ve mahbûb-ı cihân rakkâsları var kim her bi …
Cümle kahvehâneleri hezâr-fen üstâd-ı kâmiller mâl-â-mâl-i kahhâvîlerdir. Cümleden Ulu Câmi‘ dibinde Emîr kahvesi münakkaş ve müzeyyen ve kân-ı a‘yân ve mahbûb-ı cihân rakkâsları var kim her biri bî-bedel mümtaz [u] müstesnâlardır. Bu kahve Ulu Câmi‘ kurbunda olmağıla bâng-ı Muhammedî "Hayya ale's-salâ" dedikde kahvede bir cân kalmayup câmi‘e giderler. Gâyet musallî Bursa halkıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 228b ·
metinde göster ·
Cümle kahvehâneleri hezâr-fen üstâd-ı kâmiller mâl-â-mâl-i kahhâvîlerdir. Cümleden Ulu Câmi‘ dibinde Emîr kahvesi münakkaş ve müzeyyen ve kân-ı a‘yân ve mahbûb-ı cihân rakkâsları var kim her biri bî-bedel mümtaz [u] müstesnâlardır. Bu kahve Ulu Câmi‘ kurbunda olmağıla bâng-ı Muhammedî "Hayya ale's-salâ" dedikde kahvede bir cân kalmayup câmi‘e giderler. Gâyet musallî Bursa halkıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 228b ·
metinde göster ·
… u kahve Ulu Câmi‘ kurbunda olmağıla bâng-ı Muhammedî "Hayya ale's-salâ" dedikde
kahvede
bir cân kalmayup câmi‘e giderler. Gâyet musallî Bursa halkıdır.
Cümle kahvehâneleri hezâr-fen üstâd-ı kâmiller mâl-â-mâl-i kahhâvîlerdir. Cümleden Ulu Câmi‘ dibinde Emîr kahvesi münakkaş ve müzeyyen ve kân-ı a‘yân ve mahbûb-ı cihân rakkâsları var kim her biri bî-bedel mümtaz [u] müstesnâlardır. Bu kahve Ulu Câmi‘ kurbunda olmağıla bâng-ı Muhammedî "Hayya ale's-salâ" dedikde kahvede bir cân kalmayup câmi‘e giderler. Gâyet musallî Bursa halkıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 228b ·
metinde göster ·
, Murâd Hân-ı Râbi‘de kadâga-i (?) şâhî ile men‘ olaldan berü Bursa kahveleri iş …
İslâmbol kahvehâneleri, Murâd Hân-ı Râbi‘de kadâga-i (?) şâhî ile men‘ olaldan berü Bursa kahveleri iştihâr bulup tiryâkîlerinin yüzleri gülmüşdür. Ve meşhûr-ı âfâk olan doksan yedi yerde bozahâneleri var kim bir diyâra mahsûs değildir. Pâk kâşîli ve münakkaş tavanlı ve kârgîr soffalı biner âdem alır bozahâne ve buzhâneler vardır kim temmûzda zîr-i zemînler içre bozaların buzlar üstüne koyup bozaları göğreyüp bozarup sovuk olur, cüllâb-misâl pâk bozası olur. Cümle a‘yân-ı kibârı bozahâneye girmek ayb değildir. Zirâ kahvehâneler gibi bunlarda dahi hânende ve sâzendeler vardır. Ve mahbûb boza sâkîleri var kim her biri birer pençe-i âfitâb meh-pânlardır. Bellerinde Bursa'nın kırk kalem münakkaş peştemâlları ve pâk libâslarıyla reftâr eder, elindeki ayağına âşıklar ayak bağlayup bozaya büzilüp bozadır derd-i seri olur. Ve niçe yüz yerde bu gûne cilvegâh yerleri vardır, ammâ biz ihtisâr etdik. Ve iki yerde tahte'l-kal‘ası vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 228b ·
metinde göster ·
… ahvehâneleri, Murâd Hân-ı Râbi‘de kadâga-i (?) şâhî ile men‘ olaldan berü Bursa
kahveleri
iştihâr bulup tiryâkîlerinin yüzleri gülmüşdür. Ve meşhûr-ı âfâk olan doksan ye …
İslâmbol kahvehâneleri, Murâd Hân-ı Râbi‘de kadâga-i (?) şâhî ile men‘ olaldan berü Bursa kahveleri iştihâr bulup tiryâkîlerinin yüzleri gülmüşdür. Ve meşhûr-ı âfâk olan doksan yedi yerde bozahâneleri var kim bir diyâra mahsûs değildir. Pâk kâşîli ve münakkaş tavanlı ve kârgîr soffalı biner âdem alır bozahâne ve buzhâneler vardır kim temmûzda zîr-i zemînler içre bozaların buzlar üstüne koyup bozaları göğreyüp bozarup sovuk olur, cüllâb-misâl pâk bozası olur. Cümle a‘yân-ı kibârı bozahâneye girmek ayb değildir. Zirâ kahvehâneler gibi bunlarda dahi hânende ve sâzendeler vardır. Ve mahbûb boza sâkîleri var kim her biri birer pençe-i âfitâb meh-pânlardır. Bellerinde Bursa'nın kırk kalem münakkaş peştemâlları ve pâk libâslarıyla reftâr eder, elindeki ayağına âşıklar ayak bağlayup bozaya büzilüp bozadır derd-i seri olur. Ve niçe yüz yerde bu gûne cilvegâh yerleri vardır, ammâ biz ihtisâr etdik. Ve iki yerde tahte'l-kal‘ası vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 228b ·
metinde göster ·
… isâl pâk bozası olur. Cümle a‘yân-ı kibârı bozahâneye girmek ayb değildir. Zirâ
kahvehâneler
gibi bunlarda dahi hânende ve sâzendeler vardır. Ve mahbûb boza sâkîleri var ki …
İslâmbol kahvehâneleri, Murâd Hân-ı Râbi‘de kadâga-i (?) şâhî ile men‘ olaldan berü Bursa kahveleri iştihâr bulup tiryâkîlerinin yüzleri gülmüşdür. Ve meşhûr-ı âfâk olan doksan yedi yerde bozahâneleri var kim bir diyâra mahsûs değildir. Pâk kâşîli ve münakkaş tavanlı ve kârgîr soffalı biner âdem alır bozahâne ve buzhâneler vardır kim temmûzda zîr-i zemînler içre bozaların buzlar üstüne koyup bozaları göğreyüp bozarup sovuk olur, cüllâb-misâl pâk bozası olur. Cümle a‘yân-ı kibârı bozahâneye girmek ayb değildir. Zirâ kahvehâneler gibi bunlarda dahi hânende ve sâzendeler vardır. Ve mahbûb boza sâkîleri var kim her biri birer pençe-i âfitâb meh-pânlardır. Bellerinde Bursa'nın kırk kalem münakkaş peştemâlları ve pâk libâslarıyla reftâr eder, elindeki ayağına âşıklar ayak bağlayup bozaya büzilüp bozadır derd-i seri olur. Ve niçe yüz yerde bu gûne cilvegâh yerleri vardır, ammâ biz ihtisâr etdik. Ve iki yerde tahte'l-kal‘ası vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 228b ·
metinde göster ·
… nları ve hoşâb-ı gûnâ-gûnları ve elvân elvân eşribeleri ve mutantan ve mücevher
kahve-i
Yemenleri ve ilik-misâl süzme bozaları ve Handân Beğ şerbeti ve Tirelioğlu şerb …
Meşrûbâtından Bınarbaşı'nın âb-ı hayâtı ve on yedi aded uyûn-ı câriyelerinin âb-ı hayvânları ve hoşâb-ı gûnâ-gûnları ve elvân elvân eşribeleri ve mutantan ve mücevher kahve-i Yemenleri ve ilik-misâl süzme bozaları ve Handân Beğ şerbeti ve Tirelioğlu şerbeti ve Karanfilli şerbeti ve Sücâhoğlu şerbeti.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 231b ·
metinde göster ·
… ir ve cümle bin yüz aded dükkân ehl-i hıref-i gûnâ-gûndur ve kırk aded münakkaş
kahvehâneleri
vardır. Serdâr kahvesi (---)
Bu hânlardan mâ‘adâ İskele başında cümle iki yüz aded keraste ve gayrı metâ‘ mahâzinleridir ve cümle bin yüz aded dükkân ehl-i hıref-i gûnâ-gûndur ve kırk aded münakkaş kahvehâneleri vardır. Serdâr kahvesi (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 243a ·
metinde göster ·
… ân ehl-i hıref-i gûnâ-gûndur ve kırk aded münakkaş kahvehâneleri vardır. Serdâr
kahvesi
(---)
Bu hânlardan mâ‘adâ İskele başında cümle iki yüz aded keraste ve gayrı metâ‘ mahâzinleridir ve cümle bin yüz aded dükkân ehl-i hıref-i gûnâ-gûndur ve kırk aded münakkaş kahvehâneleri vardır. Serdâr kahvesi (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 243a ·
metinde göster ·
… da mesâcidlerdir. Ve üç tekye ve bir hammâm ve üç hân ve iki yüz dükkân ve yedi
kahve
hânesi vardır. Cümle esnâfından ziyâde Gerede bıçakcısı ve debbâğı gâyet çokdur …
Bunlardan mâ‘ada mesâcidlerdir. Ve üç tekye ve bir hammâm ve üç hân ve iki yüz dükkân ve yedi kahve hânesi vardır. Cümle esnâfından ziyâde Gerede bıçakcısı ve debbâğı gâyet çokdur kim Gerede gönü ve sahtiyânı meşhûrdur. Zîrâ âb [u] hevâsı gâyet yayla ve latîfdir. Ve halkı gâyet ten-dürüstdür. Ve câ-be-câ mahbûbları vardır. Halkı ekseriyyâ suhte talebeleridir. Levendâtı meşhûr olmağıla Gerede hırsızı ve debbâğı ve sovuğu, Erzurûm'a mânend olmağıla meşhûrdur. Efvâh-ı nâsda sovuk yâd olunsa "Erzurûm sovuğu beni Gerede'de bulun, demiş" deyü darb-ı mesel olmuş derler. Ammâ halkı gâyet zinde ve mücessem ve şecî‘ Türk tâ’ifesidir. Cânib-i erba‘asında ve cenûb tarafında Kankırı şehrine varınca ma‘mûr nâhiyeleri var kim kırk elli bin Etrâk tâ’ifesi vardır. Nâhiye-i Kızılöz ve nâhiye-i Alacaöz ve nâhiye-i Eledîvân ve Birdîvân ve İkidîvân ve Üçdîvân ve Dörddîvân ve'l-hâsıl yedi dîvâna varınca nâhiye isimleridir kim cümlesi dağlar içre sâkin olur dağlardır kim halkının başka ıstılâh [u] elkâbları ve gayrı lehce-i mahsûsaları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 278a ·
metinde göster ·