… hükûmâtların Kostantîn'e arz ederlerdi. Ve kırk vezîri ve kırk bıtrîkı ve kırk
kalayorozu ve
kırk pusteniki ve kırk vamoşu ve kırk loğofeti ve kırk bistiyar ihtiyârı ve kır …
Ve ol asırda kal‘a-i İslâmbol ol kadar ma‘mûr [u] âbâdân imiş kim kal‘adan taşra Silivri'ye ve Karadeniz sâhilinde 15b Terkoz kal‘asına varınca bin iki yüz pâre bâğ [u] besâtînli ve gül [ü] gülistânlı kurâ ve kasabâtlar birbirlerine muttasıl olmuşdu. Bin hâkim yoroz şehir hâricinde hükm ederdi. Ve bin hâkim kal‘a içre hükm [ü] hükûmât edüp rûz-merre kâr-ı hükûmâtların Kostantîn'e arz ederlerdi. Ve kırk vezîri ve kırk bıtrîkı ve kırk kalayorozu ve kırk pusteniki ve kırk vamoşu ve kırk loğofeti ve kırk bistiyar ihtiyârı ve kırk kuparı var idi kim cümlesi hükûmât sâhibleri olup ellerinde altun ve gümüş mücevherli asâlar ile Atmeydânı'ndaki dîvânhânede Kostantîn huzûrunda el bağlayup dîvân sürüp hidmet ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 15a–15b ·
metinde göster ·
… [u] fütûhâtları beyân eder: Evvelâ feth-i kal‘a-i Moton ve Koron ve Arkadiya ve
Kalamata ve
Kalavrata ve Holumiç ve Taraboliçe ve Ballıbadra ve Anavarin kal‘aları sene 906 …
Zamân-ı sa‘âdetlerinde olan feth [u] fütûhâtları beyân eder: Evvelâ feth-i kal‘a-i Moton ve Koron ve Arkadiya ve Kalamata ve Kalavrata ve Holumiç ve Taraboliçe ve Ballıbadra ve Anavarin kal‘aları sene 906 feth oldu. Bu merkûm kal‘alar cümle Mora cezîresinin cenûbî ve garbîsi tarafında vâkı‘ olmuş kal‘alardır. Mahallinde birer birer tavsîf olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 42a ·
metinde göster ·
… arı beyân eder: Evvelâ feth-i kal‘a-i Moton ve Koron ve Arkadiya ve Kalamata ve
Kalavrata ve
Holumiç ve Taraboliçe ve Ballıbadra ve Anavarin kal‘aları sene 906 feth oldu. B …
Zamân-ı sa‘âdetlerinde olan feth [u] fütûhâtları beyân eder: Evvelâ feth-i kal‘a-i Moton ve Koron ve Arkadiya ve Kalamata ve Kalavrata ve Holumiç ve Taraboliçe ve Ballıbadra ve Anavarin kal‘aları sene 906 feth oldu. Bu merkûm kal‘alar cümle Mora cezîresinin cenûbî ve garbîsi tarafında vâkı‘ olmuş kal‘alardır. Mahallinde birer birer tavsîf olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 42a ·
metinde göster ·
Andan Kapudan Vezîr Cânpûlâdzâde Mustafâ Paşa: Dâmâd-ı pâ[di]şâhî olup Murâd Hân'ın hemşîresi Fâtıma Sultân'ı tezvîc etmişdir. Sene 1040'da kapudan olup Akdeniz'de küffâr gemilerinin nâm [ü] nişânın ref‘ edüp kaht [u] galâdan cemî‘i kâfiristân el-amân diyüp tâ Mağrib-zemîninde Sebte Boğazı'na ve Malta ve Çiçilya ve Mankortonya ve Kalavra ve Tementis kıyıların harâb [ü] yebâb edüp Atina nâm şehrimiz limanında bir kal‘a-i azîm inşâ etmişdir kim gûyâ Cânpûlâd'ın pûlâd-ı Nahşivânîsidir. Henüz nâ-tâmam iken kapudanlıkdan ma‘zûl edüp Rûmeli eyâleti ihsân olunup eyâlet-i mezbûr ile 73b Revân seferine me’mûr olup bir asker-i deryâ-misâl cem‘ etmişdir kim Okmeydânı ve Kâğıdhâne ve Karadeniz Boğazı ve Çatalca'ya varınca asker cihânı dutup Beşiktaş'dan Üsküdar'a yüz pâre at gemisiyle kâmil üç ayda ubûr etdiler. Ba‘dehu Revân'a gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 73a–73b ·
metinde göster ·
… z oldur kim Kapudan Cânpûlâdzâde Mustafâ Paşa lalan kâfiristânın Monkortonya ve
Kalavra ve
Çiçilya ve Korsika ve Sardilya ve Tementis câniblerin nehb ü gâret edelden berü …
Ve azametlü padişâhımıza arz-ı bî-mikdârımız oldur kim Kapudan Cânpûlâdzâde Mustafâ Paşa lalan kâfiristânın Monkortonya ve Kalavra ve Çiçilya ve Korsika ve Sardilya ve Tementis câniblerin nehb ü gâret edelden berü bir donanma-yı hümâyûn'un ol tarafda baş göstermemek ile cümle küffâr ve Malta küffârı baş kaldırmışlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 75a ·
metinde göster ·
… ve Karamanlı Alî ve Topal Muharrem ve Sarı Solak ve Kartaloğlu ve Katrazoğlu ve
Kalafatoğlu ve
Solak İbrâhîm Çelebi ve Kara Solak ve Abâcıoğlu ve Ciminni ve Tafralı ve Bâğçel …
Ve beş yüz pâre kalyonlara sâ’ir mühimmât ü levâzımât ve cebehâne ve sâ’ir mîrimîrân ve erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı tîmâr ve lağımcı ve çerâhor tâ’ifesi konmak içün beş yüz pâre karavana kalyonlardan Kara Hâce kalyonu ve Bodur Ca‘fer ve Memiş Kapudan ve Karamanlı Alî ve Topal Muharrem ve Sarı Solak ve Kartaloğlu ve Katrazoğlu ve Kalafatoğlu ve Solak İbrâhîm Çelebi ve Kara Solak ve Abâcıoğlu ve Ciminni ve Tafralı ve Bâğçeli ve Yüz Arşın ve iskerledoğlu nâm karavana kalyonların her biri dörder anbârlı yüzer pâre top çeker karavanalardır kim yılda bir kerre Mısır'a sefer edüp altı ayda dolar ve altı ayda boşalır kûh-ı bî-sütûn-misâl gemiler idi kim bir pâdişâh asrında ikisi bir yere cem‘ olmamışdır. Her birinin beşer yüz levendâtı ve beşer yüz huddâmı vardır. Ve her birine ikişer bin asker konup âmâde durdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 75b ·
metinde göster ·
… k-dil [ü] yek-cihet olup Kili ve Akkirman ve İsmâ‘îl ve İbrâ’il [ve] ishâkca ve
Kalas ve
Tomarova'yı zabt edüp nehr-i Tuna'nın beri tarafında Silisre ve Uruscuk ve Nige …
"Sultân Bâyezîd iki kerre ölüp iki kerre namâzı kılındı" deyü meşhûr-ı âfâkdır. Ammâ bu nefsini katl etdikden sonra künc-i mihnethâneden taşra çıkmayup halkdan münzevî olup mesâlih-i müslimîn ve umûr-ı devlet-i mü’minîn hâli kalup kul tâ’ifesinin zabt [u] rabtı müşkil olup cânib-i erba‘adan düşmenler serkeşlik edüp Eflak ü Boğdan Mengli Geray Hân ile yek-dil [ü] yek-cihet olup Kili ve Akkirman ve İsmâ‘îl ve İbrâ’il [ve] ishâkca ve Kalas ve Tomarova'yı zabt edüp nehr-i Tuna'nın beri tarafında Silisre ve Uruscuk ve Nigebolı ve Vidin ve Feth-i İslâm taraflarını dahi harâca kesüp nehb [ü] gâret ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 99a ·
metinde göster ·
… na "Bismillâh" ile atup ol ân uzun ince çam gemi serenlerin tuç deryâsına sokup
kalay ve
altun guruşları karışdırdıkça çam direkleri mahv olup yine gayrı direkler ile n …
"Sultânım dîn-i mübîn aşkına zekât [u] sadakanızdan altun ve guruş tuç deryâsına bırağın" dedikde sadrıa‘zam bir kaç kîse altun ve pâdişâh tarafından hazînedârbaşı bir kaç kîse altun ve sâ’ir vüzerâlar birer ikişer kîse altunu dökücübaşıya teslîm edüp alâ-mele’i'n-nâs tuç deryâsına "Bismillâh" ile atup ol ân uzun ince çam gemi serenlerin tuç deryâsına sokup kalay ve altun guruşları karışdırdıkça çam direkleri mahv olup yine gayrı direkler ile niçe sâ‘at karışdırup (---) sâ‘atde tuç deryâsının yüzü kaymaklanmağa başladıkda üstâdlar bilirler kim tuç deryâsı kâmil kal oldu. Ol ân dahi ziyâde âteş atmağa başlayup üstâdlar tenbîh edüp ol kârhâne içre bir katre su komazlar. Zîrâ tuç deryâsı akarken bir katre su râyihası duysa yolları pâre pâre olup Allâhümme âfinâ cümle huzzâr-ı meclis helâk olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 131a ·
metinde göster ·
… -ı ulefeciyân-ı mepşûtânlardır kim kadr [u] kıymetlerin bilmeyüp Bâbulluk'da ve
Kalatyonoz'da ve
Finde'de ve Kumkapu'da ve San Pavlo'da ve Meydâncık'da ve Kiliseardı'nda ve Tat …
Esnâf-ı hîzân-ı dilberân: Nefer 500, bunlar bir alay hâne-berdûş hîzân-ı ulefeciyân-ı mepşûtânlardır kim kadr [u] kıymetlerin bilmeyüp Bâbulluk'da ve Kalatyonoz'da ve Finde'de ve Kumkapu'da ve San Pavlo'da ve Meydâncık'da ve Kiliseardı'nda ve Tatavla'da ve gûnâ-gûn meskeş yerlerinde sürü sürü gezüp boğazı tokluğuna sayd olunurken subaşı damına sayd olunup âhir defterli olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 155a ·
metinde göster ·
… udan ve Sarı Velî ve Sarı Solak ve Topal Muharrem ve Çavuşoğlu ve Kartaloğlu ve
Kalafatoğlu ve
Katrânoğlu ve Kara Hoca ve Firkateci ve Cennetî ve Tuğralı ve Yanaki ve Dimitra …
Evvelâ Akdeniz kapudanlarından Bursalı Balı Kapudan ve Bodur Gürcî Ca‘fer Kapudan ve Karamanlı Alî Kapudan ve Sarı Velî ve Sarı Solak ve Topal Muharrem ve Çavuşoğlu ve Kartaloğlu ve Kalafatoğlu ve Katrânoğlu ve Kara Hoca ve Firkateci ve Cennetî ve Tuğralı ve Yanaki ve Dimitraki ve Lemberaki nâm Urum kapudanları ile cümle on yedi karavana kalyonlardır kim her biri dörder beşer kat anbârlı ve ikişer kat yatırdma toplu ve beşer kat palavra kıçlı ve kıçında bâğçeli ve hammâmlı ve el değirmenli karavanalardır kim her biri beşer ayda dolar ve beşer ayda boşalır, dağ gibi kalyonlar ve gayrı barça ve pink galyonlar ve şitiye ve potaçlar Sarâyburnu'nda üçer yaylım top şâdumânları edüp cümle askerlerin karaya döküp niçe yüz kalyoncukları kızaklar üzre koyup palamarlar ile her birini biner ikişer bin âdem keşân-ber-keşân çekerek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 164b ·
metinde göster ·
… n balığına aşk olsun kim anı tamâm yiyen âdemden âdem çıkar eski balıkdır. Ammâ
kalaklı ve
kulaklı kalkan ve kefal balığına dahi aşk olsun kim anın hakkında "Ekeltü's-sem …
Ve hâlis su zeytûn yağıyla midye pilâvı dahi lezîz ta‘âmdır. Ammâ mâhîlerde uskumru ve pisi ve nîlûfer ve tekir [ve] kızıl kalkan balığına aşk olsun kim anı tamâm yiyen âdemden âdem çıkar eski balıkdır. Ammâ kalaklı ve kulaklı kalkan ve kefal balığına dahi aşk olsun kim anın hakkında "Ekeltü's-semekete hattâ re’sihâ" derler. Hakîkat cümle mâhîlerin başları ve âdem balığının kertiği başı lezîzdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 175a ·
metinde göster ·
… Hille gemi meşhûrdur ve Huveyze gemi dahi nâzik ü musanna‘dır. Bunlar niçe bin
kalaylı ve
zernişânlı ve müzehheb ü mutallâ gemleri dükkânlarına zeyn edüp ubûr ederler. P …
Ehl-i işgâl, gemciyân: Dükkân 100, neferât 400, gerçi Dâvûdî'lerdir ammâ pîr-i hakîkîleri Hazret-i Hızır'dır. Anın ta‘lîmiyle ibtidâ gem yapan Seyyid Himâyüddîn'dir. Hazret-i Hamza belin bağlayup guzât-ı müslimîne gem yapardı. Merkad-i pür-envârı Bağdâd kurbünde Hille'dedir. Hâlâ anıniçün Hille gemi meşhûrdur ve Huveyze gemi dahi nâzik ü musanna‘dır. Bunlar niçe bin kalaylı ve zernişânlı ve müzehheb ü mutallâ gemleri dükkânlarına zeyn edüp ubûr ederler. Pâdişâh emîr-i âhûruna hidmet eder gemcilerin cümlesi yüz aded neferdir kim gâyet üstâdlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 184b ·
metinde göster ·
… şîd-i pür-fünûn (---). Bunlar hâr [ü] hâşâkden ve alçak gümüşlerden ve bakır ve
kalay [ve]
kurşumdan gümüş tahsîl edüp kal ederler.
Esnâf-ı gümüşhâneciyân: Kârhâne 40, neferât 105, pîrleri Kârûn ve Cemşîd-i pür-fünûn (---). Bunlar hâr [ü] hâşâkden ve alçak gümüşlerden ve bakır ve kalay [ve] kurşumdan gümüş tahsîl edüp kal ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 187a ·
metinde göster ·
Bu gömlekciler dahi seyishâneler üzre dükkânların gûnâ-gûn ak kenârlı İslâmbol 192b ve Dırama ve Serfice ve Kalamata ve Tırabuzan gömlekleriyle dükkânların tezyîn edüp ve dikişsiz dokunmuş hayâl bezden gömlekleri sırıklara serüp cümle arz-ı kâlâ ederek geçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 192a–192b ·
metinde göster ·
… birer gûne puthâne imiş. Ve her birinde niçe bin ruhbân ve kıssîs ve bıtrîk ve
kalayoroz ve
keşîş ve ladika ve ruhbân ve hannâs-ı vesvâs şekilli kefereler ile mâl-â-mâl im …
Acâyib-i diğer: Bu şehr-i Urfa kayalarında gâr-ı azîmler çok olmasının aslı kefere asrında her biri birer gûne puthâne imiş. Ve her birinde niçe bin ruhbân ve kıssîs ve bıtrîk ve kalayoroz ve keşîş ve ladika ve ruhbân ve hannâs-ı vesvâs şekilli kefereler ile mâl-â-mâl imiş. Ve her bir gârın birer gün ziyâreti olurmuş. Bu hesâb üzre gün başına birer gâr-ı put-gedeler vardır. Bi-kavli Tevârîh-i Yanvan-ı Yunaniyân Hazret-i Dâvûd Kuds-i Şerîf'de Mescid-i Aksâ'yı binâ etmeden mukaddem ma‘bedhâne-i kıble-i Nasârâ bu Urfa şehri idi. Hâlâ Kudüs'den sonra cemî‘i millet-i Mesîhiyye bu Urfa'yı ziyâret ederler. Ba‘dehû Hazret-i Mesîh Kudüs'de Beytü'l-lahm nâm mahalde mütevellid olduğuyçün ana i‘tibâr eder, ammâ yine cemî‘i Nasârâ bu Urfa deyrlerine dip Frengistân'dan nezerâtlar gönderirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 57b ·
metinde göster ·
… halde Kili kal‘ası boğazında Karadeniz'e rîzân olup andan İsmâ‘îl ve İbrâ’îl ve
Kalas ve
İshâkça ve Hırsova ve Silisre ve Uruscuğa ve tâ Budin'e gidince niçe bin şayka …
Mezkûr nehr-i Tuna tuğyânında ve tuğyânsız zamânda Uruscuk önünde ve Silisre ve İshâkçı önlerinde ana Tuna'dır, Çatal değildir. İkişer mil arîzdir. Ve otuz ve kırk kulaç amîk bir deryâdır kim ibtidâ tulû‘ı Nemse çesarı tahtı olan Beç kal‘asının cânib-i garbında on bir konak içeri Alaman dağlarından tulû‘ edüp cânib-i garba cereyân ederek iki yüz yetmiş pâre kılâ‘ ve şehri reyy ederek yüz on yedi konak cânib-i 115b şarka cereyân ederek deryâ-misâl olup beş yerden Karadeniz'e munsab olur. Bir kolu evvelâ Karadeniz ile Tuna'nın temevvüc etdüğü mahalde Kili kal‘ası boğazında Karadeniz'e rîzân olup andan İsmâ‘îl ve İbrâ’îl ve Kalas ve İshâkça ve Hırsova ve Silisre ve Uruscuğa ve tâ Budin'e gidince niçe bin şayka ve tıransa gemileri gidüp gelirler. Böyle bir deryâ-misâl nehr-i azîmdir. İkinci fırkası Tolça kal‘ası kurbunda Karadeniz'e Sülüne boğazında mahlût olur. Üçüncü kolu Sülüne'den ayrılıp Hızır-İlyâs boğazında yine Bahr-i siyâha munsab olur. Dördüncü şu‘besi Beşdepe kurbunda yine Karadeniz'e karışır. Andan beşinci kolu Karaharman kal‘ası dibinde yine Bahr-i siyâha katılıp azîm gemiler bağlayup kışla ederler. Ammâ yüklü gemiler çokluk girüp çıkamazlar. İşte nehr-i Tuna Karadeniz'e bu gûne mahlût olur, manzûrumuz olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 115a–115b ·
metinde göster ·
… ve İsmâ‘îl'e gider gelir ve karşu Kırım'a asker geçirir gemileri çok olduğundan
kalafat ve
marankozları vardır.
Bir hâkimi dahi beğ subaşısıdır ve mi‘mâr ağası ve muhtesib ağası ve bâc u bâzâr ağası ve marankoz ve kalafat ağası vardır, zîrâ iskele olmağile Akkirmân'a ve Kili ve İsmâ‘îl'e gider gelir ve karşu Kırım'a asker geçirir gemileri çok olduğundan kalafat ve marankozları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 54b ·
metinde göster ·
… mle Eflâk kâfiristânıdır. Andan aşağı karşusu Boğdan kâfiristânının Tomarova ve
Kalas ve
İbrâ’il {ve Maçin} kâfiristânlarıdır.
Nehr-i Tuna kenârında böyle âlî serâmed kal‘anın biri dahi Nigebolı kal‘ası ve biri Budin serhaddinde Belgrad'ın iç kal‘ası ve birisi yine ol serhadde Varadin kal‘ası ve biri Üstürgon ve biri buna karîb Vişegrad kal‘asıdır kim gayrı kaya üzre sarp kal‘alar yokdur, lâkin bu Hırsova anlardan sarpdır, lâkin garîbdir. İç elde olmak ile iltifât olunmayup Melek Ahmed Paşa kadr [u] kıymetin bilüp amâr etdi, zîrâ karşu tarafı cümle Eflâk kâfiristânıdır. Andan aşağı karşusu Boğdan kâfiristânının Tomarova ve Kalas ve İbrâ’il {ve Maçin} kâfiristânlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 68b ·
metinde göster ·
… daya ubûr edince kal‘a-i İshâkça ve kal‘a-i İbrâ’il ve kal‘a-i Maçin ve kal‘a-i
Kalas ve
kal‘a-i Tomarova ve kal‘a-i Kili ve şehr-i İsmâ‘îl ve iskele-i Ilıçsa ve kal‘a- …
Menzil-i kal‘a-i Tulça: Mukaddemâ bu dahi mevsûfdur, lâkin nehr-i Tuna'yı bu mahalden karşu adaya ubûr edince kal‘a-i İshâkça ve kal‘a-i İbrâ’il ve kal‘a-i Maçin ve kal‘a-i Kalas ve kal‘a-i Tomarova ve kal‘a-i Kili ve şehr-i İsmâ‘îl ve iskele-i Ilıçsa ve kal‘a-i Hırsova misilli etrâf kal‘alardan on bin mikdârı cünûd-ı cünüb kefere menhûsları pür-silâh gelüp taraban askeri yazılup nehr-i Tuna'yı ubûr etdikde ol gün Tulça cezîresi içre gidüp sâhil-i nehr-i Tuna'da meks olunup elli pâre gemi ile tekrâr nehr-i Tuna'yı bir günde ale't-ta‘cîl ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 101a ·
metinde göster ·
… ı Boğdan'a istîlâ eden Burunsuz Kostantin havfinden köylerin bırağup İsmâ‘îl ve
Kalas ve
İbrâ’il şehirlerine dağılmışlar.
Menzil-i karye-i Tabak: Bu merkûm kurâlar cümle İsmâ‘îl kazâsı köyleridir kim re‘âyâları cümle Eflâk ve Boğdan kefereleridir ve gâyet mâldâr ve mün‘im Mekke ve Medîne re‘âyâları vardır, ammâ niçe kurâların re‘âyâları Boğdan'a istîlâ eden Burunsuz Kostantin havfinden köylerin bırağup İsmâ‘îl ve Kalas ve İbrâ’il şehirlerine dağılmışlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 101a ·
metinde göster ·
… etdikde kal‘a-i İskenderiyye'ye gidüp Sultân Gavrî ve Sultân Kayıtbay ve Sultân
Kalavan ve
gayrı Mısır pâdişâhlarının cem‘ etdiği âlet-i silâh zer-ender-zer cebe ve cevşe …
Andan Zindan kullesi, andan şahin kullesi. Bu mezkûr olan kullelerin içinde olan cebehâne ve âlet-i silâh ve mühimmât [u] levâzımât meğer kal‘a-i Rodos'da ve kal‘a-i Bağdâd'da ve kal‘a-i Budin'de ola. Hattâ Selîm şâh-ı Evvel Mısır'ı feth etdikde kal‘a-i İskenderiyye'ye gidüp Sultân Gavrî ve Sultân Kayıtbay ve Sultân Kalavan ve gayrı Mısır pâdişâhlarının cem‘ etdiği âlet-i silâh zer-ender-zer cebe ve cevşen ve zırh-ı kolçağ tuğulka-yı tâlûtîleri İslâmbol'a getirüp Süleymân Hân dahi bu kal‘aya Allâh emâneti edüp ibtidâ cum‘ayı kal‘ada kıldıkda cemî‘ guzât-ı müslimîn ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 112b ·
metinde göster ·
… lüp hâlâ bunlar polad-ı Nahşivânî'dirler. Tuç ise iki şeyden mürekkebdir. Nısfı
kalay ve
nısfı bakır ola, hâlis tuç olur ve tuç-ı esferü'l-levn olsun deyü içine tutiya …
Kıssîs eydir: "Bunların ibtidâ ma‘denleri diyâr-ı Acem'de Nahçuvan'dan gelüp hâlâ bunlar polad-ı Nahşivânî'dirler. Tuç ise iki şeyden mürekkebdir. Nısfı kalay ve nısfı bakır ola, hâlis tuç olur ve tuç-ı esferü'l-levn olsun deyü içine tutiya korsan sarı altun-misâl tuç olur. Ve hâlâ cümle kâfiristânda ve bizim bu Vârat kal‘asında olan üç yüz aded toplarımız bu terkîb ile dökülmüş altun gibi berrâk ve sarı toplardır kim ibtidâ bu toplar döküldükde germâ-germ otuz altı sâ‘at göyner çam ile âteş edüp kaynar kal olur. Ba‘dehû top dökerler. Yine hîn-i mahalde âteşde ol top kırıkların eritmek kabildir, ammâ bu bizim Vârat'da Alî Ağa'nın kılıç ile urduğu sûretler polad-ı Nahşivânî tucu olmağile ne âteşden ve ne eğeden ve ne çürümeden bâk [u] pervâsı yokdur, ammâ bu Alî Ağa niçe çalım ile bu putları kılıç ile çaldı" deyü bu ahvâl-i timsâlleri nakl eden ruhbân engüşt ber-dehen edüp nakl ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 126b ·
metinde göster ·
… nastırı var. Her birinin serv-misâl serâmed çanlıkları var. Üstleri gümüş-misâl
kalaylı ve
pirinç teneke örtülü nâkûshânelerdir. Ve her kenîsenin kıbâbları üzre âdem kadd …
On bir musanna‘ manastırı var. Her birinin serv-misâl serâmed çanlıkları var. Üstleri gümüş-misâl kalaylı ve pirinç teneke örtülü nâkûshânelerdir. Ve her kenîsenin kıbâbları üzre âdem kaddi kadar altun yaldızlı haçları ve salîbeli peykerleri var. Ve her deyrin yanlarında bilâ-teşbîh medrese 7b -misâl papas-ı palas-pûşân hâneleri ve mükellef bâzergân hânları ve çârsû-yı bâzâr-ı müzeyyeni var kim cümle avretler bey‘ ü şirâ edüp kocaları birer kâra meşgûllerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 7a–7b ·
metinde göster ·
"N'ola sizden birkaç âdem bizimle gelsin, ammâ sizler bu mahalde
kalasız ve
top altına gelmeyesiz" dedikde, Hüseyin Paşa Budin a‘yânından Hüseyin odabaşı v …
"N'ola sizden birkaç âdem bizimle gelsin, ammâ sizler bu mahalde kalasız ve top altına gelmeyesiz" dedikde, Hüseyin Paşa Budin a‘yânından Hüseyin odabaşı ve Mustafâ odabaşılar ile tokuz kişi, hakîr ile on kişi olup küheylân atlarımıza süvâr olup nâme ve mektûbları alup küffâr askeri önümüze düşüp zîr-i kal‘aya vardığımızda aşağı varoş kapusun açup iki cânibi temâşâ edüp büyük hisâr dibine vardıkda handak kenârında atlardan enüp beş aded yiğitlerimiz atlar yanında kalup handak üzre cisre kadem basdığımızda niçe yüz küffârlar karşu gelüp beşimizin dahi silâhların alup gözlerimiz bağlayup ellerimize yapışup kâmil yüz ayak nerdübân çıkup gözlerimizi açdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 12b ·
metinde göster ·
… cak beş aded manastır çanlığı kulleleri görünüp ba‘zı şâhnişînler ve niçe evler
kalaylı ve
pirinç teneke örtülü ve niçe yüz hâneleri gûnâ-gûn kiremit örtülü fecere hânele …
Ve bu kal‘a içinde iki bin aded tahta şindire örtülü bâğçesiz menhûs hânelerdir, ammâ birbirlerinden ba‘îd seyrek evlerdir kim hîn-i muhâsarada top güllesi havfinden seyrek ve alçak evlerdir kim taşradan aslâ bir hâne görünmez. Ancak beş aded manastır çanlığı kulleleri görünüp ba‘zı şâhnişînler ve niçe evler kalaylı ve pirinç teneke örtülü ve niçe yüz hâneleri gûnâ-gûn kiremit örtülü fecere hânelerdir, ammâ günden güne dahi ziyâde ma‘mûr olmadadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 48a ·
metinde göster ·
sarı pirinçli ve rusâs ile mestûr püt-gede-i ma‘mûrlardır kim her birinde birer …
Her deyr-i kebîrin kıbâbları tenekeli ve kalaylı ve sarı pirinçli ve rusâs ile mestûr püt-gede-i ma‘mûrlardır kim her birinde birer Mısır hazînesi değer sanemler ve âvîzeler vardır ve her kıbâb ve çanlık kulleleri üzre âdem kaddi kadar altun haç alemleri var kim şa‘şa‘ası şehre fer verir. Ve sâ‘at kulleleri dahi kalaylı demir teneke örtülüdür. Çanları bir konak yere sadâ verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 51a ·
metinde göster ·
… un ve gümüş kazganlar ve tencereler ve kebâb şişleri ve ol kadar gümüş altun ve
kalay ve
bakır ve âvânî şeyler yapdırup bu deyre vakf etmişler kim ta‘bîr ü tavsîfden mü …
Ve niçe bin vâcibü's-seyr ibret-nümâ bu Yoranda deyrinde mevcûd olup bu dâru'ş-şifâda şifâ bulanlar bu tîmârhâneye ol kadar altun ve gümüş kazganlar ve tencereler ve kebâb şişleri ve ol kadar gümüş altun ve kalay ve bakır ve âvânî şeyler yapdırup bu deyre vakf etmişler kim ta‘bîr ü tavsîfden müberrâdır. Ve bu deyrin cânib-i etrâfı gûyâ bâğ-ı Merâmlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 75a ·
metinde göster ·
… ap eder cıldırak tavlardır kim kim kimi altundan kimi gümüşden ve kimi bakır ve
kalay ve
kurşum ve demir ve polad ve tıhtâb ve kükürd ve tuç ve somâkî ve dehnec ve isfî …
"Ammâ bir kerre ka‘bemizin güneş çıkduğu tarafındaki dağlar cümle yalap yalap eder cıldırak tavlardır kim kim kimi altundan kimi gümüşden ve kimi bakır ve kalay ve kurşum ve demir ve polad ve tıhtâb ve kükürd ve tuç ve somâkî ve dehnec ve isfîdâc ve şâb-ı Süleymân ve semm-i fâr ve hacer-i semm-i helâhil ve hacer-i semm-i kâtı‘ ve hacer-i zücâc ve zîbakdan, ya‘nî civadan donmuş ale't-tertîb dizilmiş dağlardır kim cümle yalap yalap etdiklerinden 178b biz bu dağlara cıldırak tav deriz. Bir kerre Özdemiroğlu çağında bu tavların ardındaki kavimden bir sadâ geldikde ka‘bede olan dedelerimizin atlarının ve kendilerinin ol sadâ-yı mühlikden başları çatlayup atlarının ve kendilerinin beynileri cümle kulaklarından akup ol yıldırak tav dibinde dedelerimiz cümle kırılup seksen bin âdemden kırk âdem ve beş kerre yüz bin atlardan beş yüz at halâs olup vilâyetimiz olan Çîn'e ve Hıtâ ve Hoten'e selâmet gelirler. Meğer ol dedelerimiz yıldırak dağ ardına varup anda olan nice kavimdir, görmek içün ol altun ve gümüş dağlarına çıkmışlar. Cümlesi ol sadâdan helâk olmuşlar. Ol zamândan berü yetmiş yıl olmuşdu. Ka‘bemize gitmeğe havf ederdik, ammâ şimdi bu yıl inşâallâh elli bin âdem olsak, elli bin dahi olsun ka‘bemize gideriz" deyü nakiller edüp âh-ı derûn çekerlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 178a–178b ·
metinde göster ·
… âra ve bizzât Âl-i Osmân pâ[dişâ]hına ve cümle vüzerâya bundan hedâyâ gider. Ve
Kalamata ve
Tarabefzûn bezinden latîf ve nazîf gömleklik(?) beyâz bezleri olur.
Der-medh-i memdûhât-ı sanâyi‘ât-ı Karafer[y]e: Evvelâ beyâz ve rakîk ve musanna‘ hâvlı makremeleri ve hammâm silecekleri ve hammâm gömlekleri ve gûnâ-gûn harîrli çârşefleri olur kim bir diyârda olmaz. Cümle diyâra ve bizzât Âl-i Osmân pâ[dişâ]hına ve cümle vüzerâya bundan hedâyâ gider. Ve Kalamata ve Tarabefzûn bezinden latîf ve nazîf gömleklik(?) beyâz bezleri olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 233b ·
metinde göster ·
… lâyetinin göbeğidir. Cümle Mora diyârının enhârlarının menba‘ları Taraboliçe ve
Kalavrata ve
Manya dağlarından tulû‘ edüp vilâyet-i Mora'ya taksîm olur.
Ammâ âb [u] hevâsı dörd nev‘ üzredir. Meselâ Taraboliçe kazâzı ve Kalavrata kazâsı gâyet yaylak olup limon ve turunç ve nâr ve incir ve zeytûn olmaz, zîrâ yaz u kış dağlarında şiddet-i şitâ olup kâhîce kar dahi yağar, zîrâ dağları Mora vilâyetinin göbeğidir. Cümle Mora diyârının enhârlarının menba‘ları Taraboliçe ve Kalavrata ve Manya dağlarından tulû‘ edüp vilâyet-i Mora'ya taksîm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 282b ·
metinde göster ·
"Yâ bu ne gûne sulh olur kim bu üç pâre cezîreler(e) kâfirde
kala ve
Suda kal‘ası Girid cezîresinin karnında iken kâfir elinde kala. Bu cezîre-i Gir …
"Yâ bu ne gûne sulh olur kim bu üç pâre cezîreler(e) kâfirde kala ve Suda kal‘ası Girid cezîresinin karnında iken kâfir elinde kala. Bu cezîre-i Girid nice kâfir elinden alınmış ola, lafzen alındı ve ma‘nen alınmamış ola" dediklerinde Ebü'l-hayr İbrâhîm Paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 302b ·
metinde göster ·
… rdır. Hattâ sene 1037 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ asrında Mankortonya ve
Kalavra ve
Pulya ve Anapolya ve Tementis ve Çiçilya ve İşpanya vilâyetlerini urup nehb ü g …
Hâlâ ma‘mûr köğünde beş yüz aded tüfeng-endâz kefereyi tahrîr edüp evleri tahrîr olunmadı, zîrâ gâyet âsî kefereleri vardır. Hattâ sene 1037 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ asrında Mankortonya ve Kalavra ve Pulya ve Anapolya ve Tementis ve Çiçilya ve İşpanya vilâyetlerini urup nehb ü gâret edüp sâlimîn ü gânimîn bu Manya'yı vurmağa gelen Kapudan Koca Halîl Paşa'yı bu Manya küffârı münhezim edüp niçe bin asâkir-i İslâmı küffâr kılıçdan geçirdikleri guzâtın kemikleri yığın yığın kayalar üzre Demirhisâr karyesi kurbunda pâymâl-i rimâl olup yatır. Ehl-i İslâmdan ol zamân çok ibâdullâh-ı müslimîn kırmışlar, ya‘nî tâ bu mertebe bahâdır u fetâ kefereleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 335a ·
metinde göster ·
… eyerler, zîrâ cümle halkı firkatecilerdir kim Venedik körfezi içini ve Pulya ve
Kalavra ve
Tementis yakaların korutmuşlardır. Ammâ bunlar dahi Urûmca kelimât eder gâyet g …
Bunun dahi cümle halkı Cezâyir esbâbı geyerler, zîrâ cümle halkı firkatecilerdir kim Venedik körfezi içini ve Pulya ve Kalavra ve Tementis yakaların korutmuşlardır. Ammâ bunlar dahi Urûmca kelimât eder gâyet gâzî ve bahâdır yiğitleri var kim her biri serâmed server hünerver yiğitlerdir. Hattâ sene 979 târîhinde Selîm Hân-ı Sânî asrında bâlâda zikri sebkat eden sıngın yılı donanma[mı]zdan firâr eden gemilerimiz küffâr ile ceng ede ede bu Pireveze limanına gelüp gemileri başdan karaya edüp cânların halâs etmişlerken bu Pireveze askeri münhezim olan guzâta cür’et verüp kendü firkateleriyle kâfir gemilerine çatup elli pâre kâfir gemilerin feth edüp karaya dökülen kâfirleri cümle esîr-i bend-i zencîr etdiklerin dahi bilir âdemler vardır. Ya‘nî tâ bu mertebe şecî‘ ü tüvânâ fetâları vardır kim şeb [u] rûz ilâ hâze'l-ân Pireveze limanında aleste durur firkateleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 344b ·
metinde göster ·
… gitmeğe aşağı dereleri bir günde dolanmayup bir ânda bu cisr-i silsileden geçüp
Kalabakkaya'ya ve
Tırhala şehrine giderler. Ammâ rûzgâr urdukça bu zencîr cisir salıncak gibi sal …
Der-beyân-ı ibret-nümâ-yı cebel-i Narda: Şehr-i Narda'dan cânib-i şimâle nısf merhale gidüp nehr-i Narda üzre tâ kâfir zamânından beri bir derk-i esfel-vâr bir derenin iki tarafındaki evc-i âsımâna ser çekmiş bir kayadan bir kayaya iki kat yan yana çekilmiş âdem uyluğu kalınlığı demir zencîrlerden bir köprü edüp zencîrler üzre yaban asmasından çitler örüp bir musanna‘ cisir olmuş. Üstünden her bâr benî âdem geçer ammâ ol âdemlerin zehresine aşk olsun kim ödleri çatlayup helâk olmazlar, zîrâ âdem aşağı baksa gözü kararır kim gûyâ çâh-ı gayyâ ve derk-i esfeldir. Bu diyârın halkı alışup bir köyden bir köye gitmeğe aşağı dereleri bir günde dolanmayup bir ânda bu cisr-i silsileden geçüp Kalabakkaya'ya ve Tırhala şehrine giderler. Ammâ rûzgâr urdukça bu zencîr cisir salıncak gibi salınır, lâkin hemân benî âdem ubûr eder. Yohsa at ve katır ve sığır ve câmûs geçemezler, ammâ bu hakîr-i pür-taksîr gördüm ki bir sürü koyun geçdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 346a ·
metinde göster ·
… ve sâ’ir mahsûlâtları cümle mîrîdir, zîrâ iskele-i azîmdir kim karşu İşpanya ve
Kalavra ve
Pulya ve Körfös [ve] Venedik şehirlerinin bender-âbâd iskelesidir.
Lisân-ı Arnavudca (---)(---) demekdir. Bânîsi Bundukanî Venedik'i Pirinc-pirim kralı binâsıdır. Ba‘dehu sene (---) târîhinde bizzât Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân Arnavud İskenderiyyesi gazâsına giderken bu kal‘ayı be-dest-i Gâzî Mahmûd Paşa ve Gâzî Semendireli Balı Beğ feth etmişlerdir. Hâlâ Elbasan sancağı hâkinde leb-i deryâda Venedik körfezinden şark cânibine girmiş bir körfez dahi vardır. Ol küçük körfezin ağzında Elbasan şehri içinden cereyân eder nehr-i Vâ‘ız ve nehr-i Uşkumbi bu Baştova kal‘ası dibinde deryâ-misâl olup deryâya, deryâ-misâl mahlût olduğu mahalde kal‘anın bir dîvârın mezkûr nehr-i azîm münhedim edüp Venedik körfezi bahrine munsabb olduğu mahallin bir kumsal yerinde şekl-i murabba‘ bir küçük kal‘acıkdır. Dâ’ir[en]-mâdâr cirmi yedi yüz adımdır. Dizdârı ve yetmiş aded neferâtları vardır. Dırac kal‘ası emîni hükmünde olup cümle dalyanları ve sâ’ir mahsûlâtları cümle mîrîdir, zîrâ iskele-i azîmdir kim karşu İşpanya ve Kalavra ve Pulya ve Körfös [ve] Venedik şehirlerinin bender-âbâd iskelesidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 362b ·
metinde göster ·
… andûka-vâr bir mu‘allak şey oldu, andan niçe bin kantâr nühâs-ı hâs ve rusâs ve
kalay ve
nühâs a‘vânî her ne kadar var ise bahâları ile cem‘ edüp bu cümleyi âteş-i azîm …
Der-akab hücrelerin basdurup Y 255a lağım yolunda yedi âdem dahi kazma ve kürekleri ile meydân-ı mahabbete çıkarup bunları birer birer söyledüp tokuzun dahi katl edüp Hazret-i Risâlet'in kabr-i şerîfi etrâfın kazup cânib-i erba‘asın üskündürelere alup altından dahi lağım-misâl kazup ıskaralar üzre alup bizzât hemân Hazret-i Risâlet'in ol hâk-i müşk-i amber-fâmı sandûka-vâr bir mu‘allak şey oldu, andan niçe bin kantâr nühâs-ı hâs ve rusâs ve kalay ve nühâs a‘vânî her ne kadar var ise bahâları ile cem‘ edüp bu cümleyi âteş-i azîm ile eridüp uyûn-ı câriye-misâl cereyân etdirüp ol hafr içi leb ber-leb olup Hazret-i Risâlet-penâh bir tuç kal‘a içinde hâlâ âsûdedirler, gûyâ pûlâd-ı Nahcivânî'dir, bu mezkûr tuç sandûkanın üstün dahi parça parça tuçlar ile pûşîde edüp yine dahi taşradan bir kat dahi demir kafesler kim herbiri kol kalınlığı demirler ile ihâta etdirüp vücûd-ı şerîfleri üzre hâlâ bu kubbe-i âlîyi binâ P 107b edüp Medîne-i münevvere'yi kal‘a içine aldı. İbtidâ kal‘a-i Medîne Hazret-i Nûreddîn-i şehîd'in binâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y254b–Y255a ·
metinde göster ·
… le mebnî bir havz-ı azîm etdiler. Ba‘dehu ol havz içre niçe bin kantâr nühâs ve
kalay ve
rusâsı âteş-i azîm ile kal edüp bu havz içre tucu akıdup cümle rûy-i arza çıkın …
Ba‘dehu cemî‘i üstâdlar cem‘ olup ibtidâ su içre rıhtım ıskaralar edüp Horasân kireç ile mebnî bir havz-ı azîm etdiler. Ba‘dehu ol havz içre niçe bin kantâr nühâs ve kalay ve rusâsı âteş-i azîm ile kal edüp bu havz içre tucu akıdup cümle rûy-i arza çıkınca ol havuz, yekpâre tuc ile leb-ber-leb olup Hazret-i Risâlet-penâh refîkleri ile gûyâ bir tuc kal‘a içinde kaldı. Anıniçün hâlâ Urbân-ı fassâh mâbeyninde Hazret-i Risâlet'e yâ sâhibe'n-nühâs ve ba‘zılar yâ molla'n-nühâs derler. Hâlâ bu yekpâre pûlâd-ı Nahcivânî içre Hazret-i Habîb-i Hudâ âsûdedirler. Üzerlerin dahi pâre pâre kilim cirminde tuçlar ile pûşîde edüp dahi üstüne kurşum akıtdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y286a ·
metinde göster ·
Sultân Sâlih ve Sultân Berkûk ve Sultân Ferec ve Sultân Kayıtbay ve Sultân Çakm …
Lâkin hâlâ amârlardan Sultân Hasan ve Sultân Kalavân ve Sultân Sâlih ve Sultân Berkûk ve Sultân Ferec ve Sultân Kayıtbay ve Sultân Çakmak ve Sultân İnal ve Sultân Eşref ve Sultân Seyfeddîn ve Sultân Aybeğ et-Türkmânî ve'l-hâsıl Mısır içinde yüz elli altı selâtîn ve ibnü's-sultân câmi‘leri vardır, cümlesinin birer medresesi hâlâ ma‘mûrdur ve başka minâreleri var, anları gören câmi‘ zan eder, ammâ değildir, cümle medresedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y106a ·
metinde göster ·
… ve tasliyeden sonra ibtidâ âl-i Osmân'a ve sâhibü'l-hayrât ve'l-hasenât Sultân
Kalavân'a ve
Lokmân Hekîm'e ve Fisagores-i Tevhîdî'ye ve Sultân-ı hukemâ Ebû Alî Sinâ'ya ve …
Ve elli mikdârı enderûn [u] bîrûnu sırçalı azîm su küpleri gibi, ammâ dibleri vâsi‘, ağızlarına bir âdem kellesi sığar. Cümle bu gûne nuhâs ve türâb âvânî eşyâları hâzır edüp du‘âcı kıyâma gelince cümle huzzâr-ı meclis dahi ayağa kalkup ibtidâ besmele ve hamdele ve tarziye ve tasliyeden sonra ibtidâ âl-i Osmân'a ve sâhibü'l-hayrât ve'l-hasenât Sultân Kalavân'a ve Lokmân Hekîm'e ve Fisagores-i Tevhîdî'ye ve Sultân-ı hukemâ Ebû Alî Sinâ'ya ve sâ’ir Y 121b hukemâ ervâhların ale't-tertîb yâd edüp hâzırûn selâmetliğiyçün ve hekîmbaşı ve nâzır ağa ve kâtib aşçıbaşı ve cümle halîfeler ve sâ’ir huddâmların selâmetlerin yâd edüp ba‘de'd-du‘â tekbîr edüp Fâtiha-i şerîf tilâvet olup el yüze sürüldükden sonra koca sayyâdbaşı ve üç yılan kassâbları haremin ortasında duran on iki zenbîlin birinin ağzın sökünce el-azametullâh niçe bin yılan-ı bî-emân semm-i helâhil nîş-i cân rehâ bulunca hakîr gerçi mürtefi‘ mahalden temâşâ ederim, ammâ aklım başımdan gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y121a–Y121b ·
metinde göster ·
… ar kim anda münderic niçe Mısır hazînesi mâl-ı hazâyin değer bakır ve kurşum ve
kalay ve
demir ve mismâr ve top ve gülle ve gayrı âlât-ı keştîler ile leb-ber-lebdir.
Tershâne-i Sultânî andadır. Cânib-i erba‘ası kal‘a dîvârı gibi bedensiz bir dîvârlardır. Dâyiren-mâdâr iki bin adımdır. İçi niçe kerre yüz bin Q 208b kereste ile mâl-â-mâldir. Zîrâ Yemen mühimmâtı içün Rûm'dan gelmiş mâl-ı pâdişâhîdir. Süveys kapudanı hükmünde emîni ve kırk nefer küttâbları ve nâzırı ve havâleler ve anbârcısı ve dîdebânları ve bevvâbları vardır. Tûlânî vâki‘ olmuş üstü mekşûf bir binâ-yı azîmdir. Derûnu bî-had ü bî-kıyâs gûnâ-gûn âlât [u] mühimmât-ı ibret-nümûn ile memlûdur. Ve mahâzinler var kim anda münderic niçe Mısır hazînesi mâl-ı hazâyin değer bakır ve kurşum ve kalay ve demir ve mismâr ve top ve gülle ve gayrı âlât-ı keştîler ile leb-ber-lebdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y135a ·
metinde göster ·
… u cümle sahanlar ref‘ olup dîvân ferrâşları ve arrâfları Sultân Ferec ve Sultân
Kalavân ve
Sultân Kayıtbay asrından kalmış kâr-ı kadîm altuna benzer pirinc ileğen ve ibrî …
Ba‘dehu cümle sahanlar ref‘ olup dîvân ferrâşları ve arrâfları Sultân Ferec ve Sultân Kalavân ve Sultân Kayıtbay asrından kalmış kâr-ı kadîm altuna benzer pirinc ileğen ve ibrîkler ve gûnâ-gûn sâbûndânlar ile arrâfbaşı ibtidâ paşanın önünde yer öpüp paşanın dizine mahalle makraması koyup biri dahi mümessek ü mu‘amberîn sâbûn verüp paşa elin yaykayup cümle bu tertîb üzre ellerin gasl edüp herkes yerli yerinde ber-karâr olup du‘âcı efendi Kur’ân-ı azîmden âye[t], sûre-i Mâ’ide'de:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y181b ·
metinde göster ·
… tesib ve bâc-ı bâzârı ve limana yanaşan gemiden bir guruş temkîni ve cümle gemi
kalafatçıları ve
şeyyâl hammâlları kâ’immakâm hükmündedir.
Reşîd'i iki yüz yiğit ile kâ’immakâmı zabt eder. Subaşılığı ve muhtesib ve bâc-ı bâzârı ve limana yanaşan gemiden bir guruş temkîni ve cümle gemi kalafatçıları ve şeyyâl hammâlları kâ’immakâm hükmündedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y333a ·
metinde göster ·
Bu şehr içre yedi medrese ve on bir tekye ve üç yüz sebîl var. Ammâ cümle sebîllerden iskele başında gümrük önünde Rıdvân Çorbacı sebîli serâpâ kâşî-i Çîn ile mebnî revzenleri tuç ve maşrabaları zencîrler ile kayd olunmuş kalaylı ve altun yaldızlı maşrabalardır. Sâhibü'l-hayrâtı hayâtda olmağile yevm-i Âşûrâ'da deşt-i Kerbelâ'da şehîd olanların rûhiyçün üç gün bal ve üç gün şeker şerbetleri cümle atşâna mebzûl olur, evkâf-ı kavîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y347a ·
metinde göster ·
… ının Zeyla‘ şehri benderinden Portakal küffârları hedâyâ vererek bu âb-ı nâbdan
kalay ve
kurşumlu cerre makûlesi niçe bin kumkumaları doldurup Hindistân'a ve Frengistân …
Ammâ bizimle giden âdemler şiddet-i hârda üşüp eyle nûş etdiler, havzı boş etdiler. Hakîr dahi şifâ niyyetine bir fincân nûş etdim, hakkâ ki mâ-i zülâldir. Ekseriyyâ Nîl'in cenûb tarafından yâhûd Habeş diyârının Zeyla‘ şehri benderinden Portakal küffârları hedâyâ vererek bu âb-ı nâbdan kalay ve kurşumlu cerre makûlesi niçe bin kumkumaları doldurup Hindistân'a ve Frengistân'a götürürler kim cüzâm zahmetine ve Freng zahmetine mübtelâ olanlara içirüp dürr-i beyza dönerlermiş, gâyet nâfi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y406a ·
metinde göster ·