… sevdâyı mahv edüp def‘-i gam eder. Teferrüc ve mahbûb-ı cemâl, hukemâ kavlince
kalbin
âyînesin jeng-i gamdan mücellâ edüp âdemi tâze cüvân eder. Beyt:
Ammâ mülûk içün sûrnâ ve boru ve tabl ve deff [ü] kudüm ve nây ve rebâb çalmağa sehel ruhsat vermişlerdir kim sâz [u] söz sevdâyı mahv edüp def‘-i gam eder. Teferrüc ve mahbûb-ı cemâl, hukemâ kavlince kalbin âyînesin jeng-i gamdan mücellâ edüp âdemi tâze cüvân eder. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 206b ·
metinde göster ·
… r içinden kalkup Murâd Hân'ı ol mahalde bıçağıyla urup şehîd etdi. Karnın yarup
kalbin
Piriştine hâricinde nehr-i Gülâb kenarında bir kubbe-i âlîde defn etdiler. Hâlâ …
Yedi yüz doksan birde Kosova cenginde üç kerre yüz bin kâfiri dendân-ı tîğdan geçirüp gazâ-yı ekber etmişken küffâr-ı hâk-sâr leşlerin temâşâ ederken Miloş Koblaki nâm kâfir leşler içinden kalkup Murâd Hân'ı ol mahalde bıçağıyla urup şehîd etdi. Karnın yarup kalbin Piriştine hâricinde nehr-i Gülâb kenarında bir kubbe-i âlîde defn etdiler. Hâlâ ziyâretgâh-ı inâsdır. Melek Ahmed Paşa efendimiz Bosna'dan gelirken ta‘mîr [u] termîm edüp dürr-i beyz-âsâ bir kubbe-i pür-nûr olup içine türbedâr ve eczâ-hânlar ta‘yîn eyledi. Ve na‘ş-ı Murâd Hân'ı {Bursa'ya getürdüler}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 234a ·
metinde göster ·
… udâ aşkına olsun. Paşaya bir muhabbetnâmeniz ihsân edüp bu ma‘zûllığında mahzûn
kalbini
dilşâd ve vîrân gönlünü âbâd idün. Allah da sizin her işde mu‘în ve zahîriniz o …
Ba‘dehû İpşir fermânlar yazup Varvar'ın münhedim olmuş askerinin ardı sıra İpşir kapucıbaşıları ta‘yîn olunup nefîr-i âm ile Varvar'ın askerin kırmağa başlayup günden güne Çerkeş sahrâsında yüzer ikişer yüzer âdem katl olunup mâl [u] erzâkları İpşir içün kabz olunup tevâbi‘-i İpşir'in en ednâsı bir mîr-i muhterem gibi oldu. Ve İpşir Paşa ol kadar mâl-ı Kârûn'a mâlik olup Köprülü Mehemmed Paşa'nın ve Kara Sefer Paşa'nın ve Kör Hüseyin Paşa'nın ve Hacı Efendioğlu'nun cümle mâlların Varvar zabt etmişdi. Varvar münhedim olunca cümlesinin mâlın İpşir zabt edüp hadd [u] hesâbın Cenâb-ı Bârî bilür mâl-ı gence mâlik oldu. Ammâ hakîr havfe düşüp Varvar tevâbi‘i hakkına emirler sâdır olunca hakîre telâş el verüp ba‘de'l-asr doğru İpşir Paşa'ya varup eyitdim: "Sultânım! Şimdi ortalıkda cümle asker ayak üzre. Ben aralıkda kaldım. Bana bir dest-i hattınız ihsân eyle" dedikde "İşte Varvar'a mektûblarla geldin. Yine Varvar buyurdu versin" deyü Varvar'ın leşin gösterüp şaka edüp "Tiz şuna bir buyurdu verin. Durmasın gitsin, yohsa şimdi Varvar'ın yanına korum" dedikde "Yâ ben âsî değilim ve pâye kat‘ edüp tûğ ve sancâğ ve bayrak sâhibi değilim, aşk olsun yola" deyüp İpşir Paşa vâfir hazz edüp tebessüm edüp eydür: "Sen Defterdâroğlu yanında nişlersin. Niçin yine bizim Melek Ahmed Paşa yanında olmazsın" dedikde "Vallahi Sultânım! Bir iki vezîrin mâbeyni mahsûlüyüm. Her kankısı menâsıb-ı âlîye nâ’il olursa seyâhat hâtıriyçün anınla mansıba giderim. İnşaallah şimdi Defterdâroğlu ma‘zûldür. Bu feth-i meserret haberleriyle kelleler der-i devlete vardıkda size Şâm-ı cennet-meşâm toprağı müşk-i amber-i hâm ve Şam-ı dârü's-selâm geldikde İnşâallahu Te‘âlâ size intisâb edüp Şâm-ı Şerîfe giderim" dedikde "Yok, götürmem. Hemân yine Melek Ahmed Paşa yanına var. Mehemmed Paşa yanında durma" dedikde "Sultânım! Üçünüzde dahi fark yokdur. Mehemmed Paşa efendimizin vâlidesi sizinle ve Melek Ahmed Paşa efendimizin vâlidesiyle hısm-ı kavm [ü] kabîle değil midir ve benim vâlidem de Melek efendimin vâlidesi kız karındaşı değil midir, arada müfârakat yokdur, deyü Mehemmed Paşa efendim vâlidem tarafından, İpşir Paşa efendim sikadan zevi'l-erhâm akrabâmdır deyü tefâhur kesb eder. Siz anınla ecnebî mu‘âmelesi edersiz" dediğimde "Hây gidi ışık. Üs kes bizi Defterdâroğluyla akrabâ edüp mâbeynimiz ıslâh etdi" dedikde hemân kalkup dest bûs edüp eyitdim: 366b "Habîb-i Hudâ aşkına olsun. Paşaya bir muhabbetnâmeniz ihsân edüp bu ma‘zûllığında mahzûn kalbini dilşâd ve vîrân gönlünü âbâd idün. Allah da sizin her işde mu‘în ve zahîriniz ola. Ve mâl-ı ganâ’imden İslâmbol'a gitmeğe atdan ve esvâbdan, ba‘zı sipâhlıkdan şeyler ihsân [u] in‘âm ediniz" dedikde bisâtıyla bir at ve bir çerke çadır ve yetmiş altun verdi. Zira hisseti kemâlinde idi. Abaza kavminin "Hasîs" kabîlesinden idi. Hele mektûb-ı muhabbet-üslûbuyla bir emr alup ahîrecisi Alî Ağa ile Çerkeş'de hizmetkârlarımla ve merhûm Varvar Alî Paşa'nın geldiğim gün ihsân etdüğü metâ‘lar ve katarlar ve memlûklar ile Çerkeş'den cânib-i garba 8 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 366a–366b ·
metinde göster ·
… hil‘at yeni uzanmışdır anı öper. Hâlâ âyîn-i Osmânî budur. Anda Murâd Gâzî'nin
kalbini
ve derûnunda olanları Kosova sahrâsında defn edüp hâlâ üzerinde bir kubbe-i âlî …
Zamân-ı Selçuk'da on iki derveze idi. Âl-i Osmân'da dördü kalup gayrileri sedd etdiler. Ammâ iç kal‘asının cirmi ma‘lûmum değildir ve cümle çâr-kûşe seng-i ebyaz ile gûnâ-gûn tasarruf-ı hendese-i mi‘mârî ile fürûşlu ve zîhli ve mukarnaslı ve gûyâ Alâ’iyye kulleli üstâdâne binâ olunmuş şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i musanna‘dır. {Bu kal‘a-i Konya Sultân Alâ’eddîn Keykubâd b. Gıyâseddîn müceddeden binâ etdükden sonra şâhin âşiyânından süzülür gibi cânib-i erba‘asında olan düşman diyârlarına süzülüp şikârlar alup niçe yüz feth-i fütûhlar etdi. Âhir Erzurûm kurbunda niçe havâricîler zuhûr edüp diyâr-ı İslâm'ı nehb [u] gâret etdiklerinde anların üzerine sefere gidüp intikâm almak sadedinde iken Erzurûm kurbunda Kubâdiyye nâm bir mahalde oğlu Gıyâseddîn devlet-i dünyâ içün pederi Alâ’eddîn'e zehir verüp sene 600 târîhinde merhûm olup cümle müddet-i hilâfeti 26 sene olmuşdur. Ba‘dehû askeri kâtil oğlunu katl edüp oğluyla pederi na‘şını Konya'ya getürüp defn etdiler. Âl-i Selçukıyân-ı Rûm'un âhiri bu Alâ’eddîn'dir. Cümle on dört nefer Selçukiyân'dır}. Sene 600 târîhinde Sultân Alâ’eddîn inkırâz-ı nesl bulup cümle a‘yân [u] eşrâf [u] ulemâ ü sulehâ izniyle Ertuğrul Beğ doğrulup geldüğiyçün anı diyâr-ı Yunan'a beğ ta‘yîn etdiler ammâ müstakil pâdişâh olup sikke ve hutbe sâhibi olmadan Söğüdcük nâm kal‘a cenginde şehîd olup yerine oğlu müstakil pâdişâh olup Osmân Beğ derlerdi. Hurûcuna târîh "Evvelâ Osmân" lafzı vâkı‘ olmuşdur. Âl-i Osmâniyân'ın ibtidâ neşv [u] nemâsı bu şehirden zuhûr etmişdir ve Sultânu'l-ulemâ hazretlerinin du‘â-i hayrı berekâtıyla behremend-i berhordâr olup ınkırâzu'd-devrân devletleri müebbed ola deyü yetmiş aded kibâr-ı evliyâullah Horâsân'da Yesu şehrinde Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî hazretleri huzûrunda hayr du‘â ve senâlar edüp yedi yüz fukarâsıyla Hacı Bektâş-ı Velî'yi Devlet-i Âl-i Osmân'a mu‘în ü zahîr ola deyü gönderüp Osmân Beğ merhûm olup Orhân Gâzî ile Hacı Bektâş-ı Velî Bursa fethinde bulunup Bursa'nın fethine ve Osmâncığun mevtine târîh "feth-i Bursa" lafzı vâkı‘ olmuşdur. Zîrâ Osmân Hân deryâ-misâl asker ile Bursa'[y]ı muhâsara edüp nikrîz zahmetine mübtelâ olup gitdikçe illeti müştedd olduğunda ciğer-kûşesi Orhân Şehzâdeyi serdâr-ı mu‘azzam edüp Orhân Bursa'yı feth edüp ılgâr ile müjdesin pederine götürmeye gitdükde Bursa feth olduğu mahal Osmân Gâzî rûh teslîm edüp Orhân müstakil pâdişâh olup Hacı Bektâş-ı Velî Orhân hilâfetinde yeniçeri tâ’ifesin peydâ edüp "Âl-i Osmân oğulları üzerine nâzır olalar!" deyü du‘â-yi hayr [u] senâ etdiklerinden ilâ hâze'l-ân Âl-i Osmân'ın her işi yeniçeri tâ’ifesiyle âsân olur. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Gâzî Hudâvendigâr Rûmeli'nde Priştine şehri ile Vuçütirin kal‘ası sahrâsı ki Kosova nâmıyla mevsûf sahrâda Miloş Koblaki nâm kral-ı dâllin üç kerre yüz bin askerin dendân-ı tîğdan geçirüp mansûr u muzaffer olmuşken Gâzî Hudâvendigâr ya‘nî Koca Murâd Hân-ı Evvel lâşe-i küffârları seyr [u] temâşâ ederken iki kellesiz küffâr ayağ üzre durduğun görüp "Sübhânallah! Bu ne sırdır?" dedikde Baba Ni‘metullah eydür kim "Her bir küffâr yüz bin küffârın katl olduğuna nişândır kim iki küffâr başsız ayak üzre dururlar" derken hemân lâşe-i küffârların içinden cebe ve cevşene müstağrak olmuş küffar dal-bıçak olup Gâzî Murâd Hân'ı ol mahal şehîd edüp Miloş Koblaki kâfiri dahi pâre pâre ederler. Bir rivâyetde Miloş-i la‘în tebdîl-i câme elçilik bahânesiyle gelüp dest-bûs ederken Murâd Hân'ı şehîd eder. Anınçün Devlet-i Âl-i Osmân'da her kankı elçi olursa pâdişâh yanına getirmeyüp iki yanından kapucular kethüdâsı ve çavuşbaşı dutup 11b taht-ı pâdişâhîden bir uzun hil‘at yeni uzanmışdır anı öper. Hâlâ âyîn-i Osmânî budur. Anda Murâd Gâzî'nin kalbini ve derûnunda olanları Kosova sahrâsında defn edüp hâlâ üzerinde bir kubbe-i âlî binâ olunmuşdur. Sene 1071 târîhinde Melek Ahmed Paşa efendimiz Bosna'dan ma‘zûlen Rûmeli eyâletine mutasarrıf olup gelirken bu kubbe-i Murâd Hân'a gelüp harâb binâsın ta‘mîr ü termîm edüp cânib-i erba‘asına havlı dîvârı gibi bir metîn dîvâr çeküp içini bâğ-ı İrem edüp kubbe-i kadîmi beyâz [beyz-i] münevver edüp eczâ-hânlar ve türbedârlar ta‘yîn eyledi. Ezîn-cânib ol asrda cesedini, Murâd Hân-ı sa‘îd-i şehîdin, Bursa'ya getürüp Eski Kaplıca nâm mahalde câmi‘-i kebîri cenbinde defn etdiler. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Ol asrda Konya ümerâlarından Karamânoğulları Gâzî Hudâvendigâr'ın Kosova'da şehîd oldukların istimâ‘ edüp cümle kavm-i Yunaniyân isyân [u] tuğyân edüp Konya'da Karamânoğlu hâkim oldu. Ba‘dehû sene 792 târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân deryâ-misâl asker ile yıldırım gibi yetişüp Konya kal‘asın yıldırım urur gibi urup kal‘aya emân u zamân vermeyüp feth edüp müstakıllen henüz dârü'l-mülk-i Selçukıyân olan dâr-ı emân-ı bilâd-ı Karamân-ı Konya'ya mâlik oldu. Kânûn-ı Süleymân Hân tahrîri üzre hâlâ başka eyâlet-i Karamân-ı dâr-ı îmândır kim hâlâ paşa tahtıdır. Taraf-ı pâdişâhîden paşasının hâss-ı hümâyûnu altı yüz altmış bin yetmiş bir akçedir. İki bin asker ile bu eyâleti zabt edüp elli bin guruş tahsîl edüp sefer eşer. Bu eyâlet-i Karamân'da hazîne defterdârı ve defter kethüdâsı ve defter emîni ve çavuşlar kethüdâsı ve çavuşlar emîni vardır. Ve eyâletinde yedi sancakdır. Evvelâ Konya şehri paşa tahtı sancağıdır. Andan livâ-yı Kayseriyye ve livâ-yı Niğde ve livâ-yı Beğşehri ve livâ-yı Kırşehri ve livâ-yı Akşehri ve livâ-yı Aksarây cümle bu livâlardır. Ve eyâlet-i Karamân'da kılıc-ı ze‘âmet 68 ve kılıc timar 2111 ve hâss-ı defterdâr-ı hazîne-i Karamân 65.000 ve hâss-ı kethüdâ-yı defter-i Karamân 65.000 ve hâss-ı defterdâr-ı timar-ı Karamân 65.000. Alaybeğisi ve çeribaşısı ve yüzbaşıları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 11a–11b ·
metinde göster ·
… / Nâme geldi çün ana buldı vusûl / Gördi ma‘nâsın bulup ol pür usûl / Lîk düşdi
kalbine
çok ıztırâb / Zâhiren verdi cevâb-ı bâ-savâb / Gice vardı merkad-i Peygamber'e …
Dediler kim isteriz biz yâ imâmDîniniz hakk ise bildir bi‘t-temâmZâhir olsun ilimizde bir pınarCâri olsun görelim hem âşikârTerk edelim dîn ü kendi bilimizVakfedelim ana cümle ilimizHem müselmân olalım biz bi't-temâmSözümüz hep cümle budur ve's-selâmNâme geldi çün Medîne şehrineOl halîfe ve adâlet bahrineNâme geldi çün ana buldı vusûlGördi ma‘nâsın bulup ol pür usûlLîk düşdi kalbine çok ıztırâbZâhiren verdi cevâb-ı bâ-savâbGice vardı merkad-i Peygamber'eMakdemine kodu baş yüz yire
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 17a ·
metinde göster ·
… / Ya peygamberden olanlara niçe / Keşf-i esrâr olmasın mı ey hoca / Cümlesinin
kalbine
mülhem olup / Murtezâ kim cümleden a‘lem olup / Dediler kim ana eyle feth-i bâb …
Her kimin mir’ât-i kalbi oldu pâkDediler ikrâr edüp mâ arfnâkOl kişi kim kendülikden mahv olaZât-ı Hakda kendüliğin yok kılaZâhir olur anda settaru'l-guyûbSetr eder aybını Settaru'l-uyûbKeşf olur ana hakâyık dürleriZâhir ederler çü bâtın erleriLûtf ile kılur tecellî ana Hakİlm-i esrâr-ı ledünn olur sebakYa peygamberden olanlara niçeKeşf-i esrâr olmasın mı ey hocaCümlesinin kalbine mülhem olupMurtezâ kim cümleden a‘lem olupDediler kim ana eyle feth-i bâbBize vergil sen haber ey kâmyâb
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 17b ·
metinde göster ·
… im korumuzda kırdığı ağaçdan Sigetvâr gölüne ağaç doldursun. Feth eder bulunur.
Kalbin
anda bıraksın. Ba‘dehû bizimle İrem bâğı korusunda görüşsün ve barışsın. Yohsa …
Mesîregâh-ı mastaba-i Süleymân Hân: Bizzât Süleymân Hân sene (---) târîhinde diyâr-ı Alaman serhaddinde kal‘a-i Sigetvâr gazâsına teveccüh etdiklerinde Balı Efendi hazretleri hayâtda olmak ile azîz-i merkûma buluşmak içün korusuna gelüp bu kadar bin asker ile cây-ı emân olan korusuna konup askeri koruyu kırup haymelerin kurup meks ederler. Balı Efendi azîz bu hâli istimâ‘ edüp eydür: "Süleymân garîb, kırk sekiz yıldır cihâd-ı gazâ edüp cihâd-ı ekber etmedi. Niçe yüz bin mahlûk-ı Hudâ'yı kırarak şimdi bizim himâyemizde olan korumuzu âhir senesinde kırmağa mı geldi?" deyüp seccâdesin alup dağlar içine firâr eder. Süleymân Hân mümkün olup azîze buluşmak müyesser olmayup Süleymân Hân Şeyhülislâm Ebussu‘ûd Efendi tebdîl-i kıyâfet edüp azîzden istimdâd taleb etmeğe niçe hedâyâlar ile Ebussu‘ûd'u azîze gönderüp vardıkda hemân azîz hazretleri keşf edüp "Hoca-i zâhir Ebussu‘ûd (---) safâ geldin. Şer‘-i Resûl'e pek hizmet eyle. Tarîk-i bâtını da elden komayup beraber terâzû dut" dedükde hemân Ebussu‘ûd azîzin dâmenin bûs etdükde "Molla! Berhurdâr-ı dâreyn olasın. İnkırâzu'd-deverân te’lîfinle ve evlâd [u] ensâbınla ecel-i müsemmânda mü’ebbed olasın. Süleymân âhiret pâdişâhlığı ister, hele varsın, Sigetvâr'ı görsün. Bu bizim korumuzda kırdığı ağaçdan Sigetvâr gölüne ağaç doldursun. Feth eder bulunur. Kalbin anda bıraksın. Ba‘dehû bizimle İrem bâğı korusunda görüşsün ve barışsın. Yohsa bizim koruda anınla görüşmezik. İşin Allah âsâr ide. Bizden selâm eyle" deyü böyle niçe rümûz-ı künûz kelimâtlar ile Ebussu‘ûd'u Süleymân Hân'a gönderir. Süleymân Hân-ı Gâzî-i nüktedân eydür: "Hay molla! Allahu a‘lem, biz Sigetvâr'a emek çeküp gölüne ağaç doludup feth eder bulunur, dediğinde, ayâ feth edemeyüz yâhûd kalbin anda bıraksın dedüğü, biz anda merhûm oluruz ve azîz ile âhiretde görüşürüz" deyü vâfir endîşe-i hâma düşer. Hemân ol sâ‘at Balı Efendi korusu kendüye temlîk olup bir ferd-i âferîde koruyu kırmamak içün hatt-ı şerîf-i hudûdnâmeler tahrîr edüp andan Sigetvâr'a kat‘-ı menâzil ederek varup ol ân muhâsara edüp dağ ve taşın, dıraht-ı azîmlerin kırup Balı Efendi korusundan getürdüğü ağaçlardan Sigetvâr halîçine döküp gölü leb ber-leb, edüp kal‘ayı feth etme sadedinde iken maraz-ı zahîrden merhûm olup karnın Âsaf-ı Berhiya'sı 142a olan (---) paşa, kalb-i Süleymân Hân'ı zemîne alâ tarîki'l-emâne defn edüp na‘ş-ı şerîfin tuzlayup pinhân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 141b–142a ·
metinde göster ·
… çeküp gölüne ağaç doludup feth eder bulunur, dediğinde, ayâ feth edemeyüz yâhûd
kalbin
anda bıraksın dedüğü, biz anda merhûm oluruz ve azîz ile âhiretde görüşürüz" de …
Mesîregâh-ı mastaba-i Süleymân Hân: Bizzât Süleymân Hân sene (---) târîhinde diyâr-ı Alaman serhaddinde kal‘a-i Sigetvâr gazâsına teveccüh etdiklerinde Balı Efendi hazretleri hayâtda olmak ile azîz-i merkûma buluşmak içün korusuna gelüp bu kadar bin asker ile cây-ı emân olan korusuna konup askeri koruyu kırup haymelerin kurup meks ederler. Balı Efendi azîz bu hâli istimâ‘ edüp eydür: "Süleymân garîb, kırk sekiz yıldır cihâd-ı gazâ edüp cihâd-ı ekber etmedi. Niçe yüz bin mahlûk-ı Hudâ'yı kırarak şimdi bizim himâyemizde olan korumuzu âhir senesinde kırmağa mı geldi?" deyüp seccâdesin alup dağlar içine firâr eder. Süleymân Hân mümkün olup azîze buluşmak müyesser olmayup Süleymân Hân Şeyhülislâm Ebussu‘ûd Efendi tebdîl-i kıyâfet edüp azîzden istimdâd taleb etmeğe niçe hedâyâlar ile Ebussu‘ûd'u azîze gönderüp vardıkda hemân azîz hazretleri keşf edüp "Hoca-i zâhir Ebussu‘ûd (---) safâ geldin. Şer‘-i Resûl'e pek hizmet eyle. Tarîk-i bâtını da elden komayup beraber terâzû dut" dedükde hemân Ebussu‘ûd azîzin dâmenin bûs etdükde "Molla! Berhurdâr-ı dâreyn olasın. İnkırâzu'd-deverân te’lîfinle ve evlâd [u] ensâbınla ecel-i müsemmânda mü’ebbed olasın. Süleymân âhiret pâdişâhlığı ister, hele varsın, Sigetvâr'ı görsün. Bu bizim korumuzda kırdığı ağaçdan Sigetvâr gölüne ağaç doldursun. Feth eder bulunur. Kalbin anda bıraksın. Ba‘dehû bizimle İrem bâğı korusunda görüşsün ve barışsın. Yohsa bizim koruda anınla görüşmezik. İşin Allah âsâr ide. Bizden selâm eyle" deyü böyle niçe rümûz-ı künûz kelimâtlar ile Ebussu‘ûd'u Süleymân Hân'a gönderir. Süleymân Hân-ı Gâzî-i nüktedân eydür: "Hay molla! Allahu a‘lem, biz Sigetvâr'a emek çeküp gölüne ağaç doludup feth eder bulunur, dediğinde, ayâ feth edemeyüz yâhûd kalbin anda bıraksın dedüğü, biz anda merhûm oluruz ve azîz ile âhiretde görüşürüz" deyü vâfir endîşe-i hâma düşer. Hemân ol sâ‘at Balı Efendi korusu kendüye temlîk olup bir ferd-i âferîde koruyu kırmamak içün hatt-ı şerîf-i hudûdnâmeler tahrîr edüp andan Sigetvâr'a kat‘-ı menâzil ederek varup ol ân muhâsara edüp dağ ve taşın, dıraht-ı azîmlerin kırup Balı Efendi korusundan getürdüğü ağaçlardan Sigetvâr halîçine döküp gölü leb ber-leb, edüp kal‘ayı feth etme sadedinde iken maraz-ı zahîrden merhûm olup karnın Âsaf-ı Berhiya'sı 142a olan (---) paşa, kalb-i Süleymân Hân'ı zemîne alâ tarîki'l-emâne defn edüp na‘ş-ı şerîfin tuzlayup pinhân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 141b–142a ·
metinde göster ·
… rne'nin zu‘mlarınca Gâzî Hudâvendigâr Kosova gazâsında şehîd oldukda vükelâları
kalbin
Edirne şehrine getirüp bu Hıdırlık'da binâ etdüğü câmi‘-i sağîrde defn etdiler" …
Evvelâ ma‘bedgâh-ı kadîm ve ziyâretgâh-ı azîm-i şehr-i Edirne: Dest-i küffârda iken Hacı Bektâş-ı Velî izniyle Sefer Şâh Sultân üç yüz aded fukarâsıyla ibtidâ gelüp Hıdırlık nâm mevzi‘de mihmân olup onda bir mescîd binâ etdiler. Ba‘de'l-feth Gâzî Hudâvendigâr onu tevsî‘ edüp Câmi‘-i Hudâvendigâr oldu. Ahâlî-i Edirne'nin zu‘mlarınca Gâzî Hudâvendigâr Kosova gazâsında şehîd oldukda vükelâları kalbin Edirne şehrine getirüp bu Hıdırlık'da binâ etdüğü câmi‘-i sağîrde defn etdiler" derler ammâ galatdır. Kosova sahrâsında nehr-i Gülâb kenarında bir kubbe-i âlî içinde kalb-i Murâd Hân medfûndur. Melek Ahmed Paşa vâlî-i Rûm iken hakîri mezkûr kubbenin ta‘mîr [u] termîmine me‘mûr edüp bâğ-ı İrem etdiğimden ma‘lûmumdur. İşte bu vech üzre Edirne'de câmi‘-i evvel budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 151b ·
metinde göster ·
… önünde kassâb-ı ecel bunları dizüp kılıç uracak mahalde ol afüvv Allah, paşanın
kalbine
bir afv ilhâmı bırağup yedi yüz ma‘dûd âdemleri cümle âzâd etdi.
Bu hâl-i pür-melâl üzre derûn-ı kal‘adan feryâd [u] figânlar evce urûc edüp anı gördük, kal‘a kapusu üzre bir beyâz vere bayrağı dikilüp paşanın tarafından mu‘temedün aleyh âdemler ricâ eylediler. Derhâl Yûsuf Kethudâ ve Van kulu ağalarından Demircioğlu zîr-i kal‘aya gelüp Van ağasın kal‘a içine aldılar ve kal‘a kethudâsın taşra rehin verüp mâbeynde kasem-Billah [u] Tallah ile cümle kal‘anın zükûr [u] inâsları ve bây [u] gedâları tîğ ü kefen ber-gerden gelüp envâ‘-ı tazarru‘ ve tezellül birle kal‘adan taşra silâhsızca esvâblarıyla orta kuşak ile çıkup herkes taşra evlerine revân oluruz zann edüp bunları niçe bin sekban ve sarıca haşerâtları keşân-ber-keşân paşanın serâperdesi önüne getürürken cümlesi hayâtdan me’yûs ve hâlât-ı memât ile me’nûs olup cümlesi paşanın serâperdesi önünde kassâb-ı ecel bunları dizüp kılıç uracak mahalde ol afüvv Allah, paşanın kalbine bir afv ilhâmı bırağup yedi yüz ma‘dûd âdemleri cümle âzâd etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 271a ·
metinde göster ·
… dengerü sen benim oğlumsan ve seni oğullarıma hoca ta‘yîn etmişem. Bundan sonra
kalbin
vâsi‘ tut. Kürdistân'ın fetret-i isyân [u] tuğyânına bakma. Sen benimle ol, ist …
"Ey, imdi Evliyâm, çünki sen bizi sevüp Melek'den ayrılup bunda kaldın. şimdengerü sen benim oğlumsan ve seni oğullarıma hoca ta‘yîn etmişem. Bundan sonra kalbin vâsi‘ tut. Kürdistân'ın fetret-i isyân [u] tuğyânına bakma. Sen benimle ol, istediğin bâğ u bâğçede zevk u safâ ile ceddim Hazret-i Âl-i Abbâs rûhiçün ve Sultân Evhadehullâh cânıçün vallâhi ve billâhi ve tallâhi Melek Paşa'ya rağmen seni mâl [u] menâle müstağrak ederem ve bir kerîmemi sana nikâh-ı şer‘-i Resûl-i mübîn ile verirem. Ve birkaç câriye ve bir bâğ-ı İrem verirem. Hele şimdiki hâlde bu hânenin hüccet-i temessükâtlarını al kabûl eyle. Âvih deresinde hıyâbân-ı Acem şekilli müte‘addid ka‘a ve gûnâ-gûn hücre ve havz [u] şazrevân hammâmlı bir bâğ-ı İremdir" deyü mezkûr pîş-tahtadan hüccet-i temessükâtları çıkarup bu hakîre ihsân edüp pây-ı sa‘âdetine rûmâlîde edüp taşra çıkup cümle erbâb-ı dîvâna bu ihsânları gösterüp müjde ederek memnûn [u] mesrûr olur şeklin gösterdim, ammâ Haydar Ağa'yı yanımda pâre pâre edeliden berü yüreğimden kan gidüp her gün at binüp, kılıç kuşanup firâr etmek gözümde uçar. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 10b ·
metinde göster ·
… rafında Rûmeli eyâletiyle (---) Paşa zi'l-cenâheyn-vâr, iki deryâ-misâl askerin
kalbinde
serdâr-ı muzaffer kırk oda kapukullarıyla ve dörd aded aşağı bölük sipâhiyânlar …
Ve yemîn ü yesârın mesâfe-i ba‘îdesine ince karavullar fermân olunup serdâr-ı ekremin sağında Anadolu Beğlerbeğisi Çavuşzâde Mehemmed Paşa sol tarafında Rûmeli eyâletiyle (---) Paşa zi'l-cenâheyn-vâr, iki deryâ-misâl askerin kalbinde serdâr-ı muzaffer kırk oda kapukullarıyla ve dörd aded aşağı bölük sipâhiyânlarıyla ve yigirmi aded mîr-i mîrânlar ile ve yüz yigirmi aded mîr-i livâlarla sahrâ-yı Vârat'a vardıkda sâf u sâf ve mevc u mevc ve fevc u fev[c] asker-i bî-pâyân şukka-i alemlerin kaldurup sancağ u bayrağ ve tuğ u sünü yalmanlarından ve zırh [u] zereh-külâh ve cebe vü cevşen şa‘şa‘asından âfitâb-ı âlem-tâbın pertevi müzmahill olup cemî‘i mîr-i mîrân ve ümerâların tabl [u] kudûm ve nefîr ve sûrnâlarının savtından eflâk-ı semâ ra‘d-vâr güm güm gümleyüp cümle guzât-ı müslimîn ejder-i heft-ser gibi gürleyüp tekbîr-i sadâ-yı Allâh Allâh ile birbirlerin cenge terğîb ederek Vârat kal‘ası nümâyân oldukda derûn-ı kal‘adan Gâzî Seydî Ahmed Paşa tabl-ı alemin döğerek çıkup cânib-i şimâle kendünün ordusuna gidüp bârgâhında meks edince bu ahvâl-i pür-melâl cümle asâkir-i İslâma girân gelüp asker mâbeyninde bir güft ü gû olup eyitdiler,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 123a ·
metinde göster ·
… nâbı şehîd edüp batn-ı şerîfin yardıklarında cemî‘i yürek ve böbrek ve ciğer ve
kalbin
bu mahalle defn edüp ba‘dehû bu kubbe-i ulyâyı Yıldırım Bâyezîd Hân binâ etmişd …
Nehr-i Klab kenârında beyâbân içre kalmış bir kubbe-i âlî içinde mübârek kalb-i şerîfleri ve cemî‘i ahlat-ı fazalâtları bu mahalde sene 852 târîhinde ceng-i azîm olup bâlâda tahrîr olduğu üzre menkûs Koblaki nâm la‘în ü bî-dîn böyle bir pâdişâh-ı Cem-cenâbı şehîd edüp batn-ı şerîfin yardıklarında cemî‘i yürek ve böbrek ve ciğer ve kalbin bu mahalle defn edüp ba‘dehû bu kubbe-i ulyâyı Yıldırım Bâyezîd Hân binâ etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 168a ·
metinde göster ·
… uğun derûn-ı hisârda mahsûr olan küffârların âkıbet-endîşleri görünce niçesinin
kalbine
ilhâm-ı Rabbânî gelüp ol gece kal‘adan uryân kemendlerle enüp bahr[î] gibi hand …
Hikmet-i Hudâ çünki ol gece bu sahrânın deryâ-misâl suyu kalmayup vâdî-i Tîh-misâl olduğun derûn-ı hisârda mahsûr olan küffârların âkıbet-endîşleri görünce niçesinin kalbine ilhâm-ı Rabbânî gelüp ol gece kal‘adan uryân kemendlerle enüp bahr[î] gibi handak suyundan şinâverlik ederek beri tarafa geçince karavullar bunu dutup Sadrıa‘zam huzûruna gelince şehâdet parmağın kaldırup İslâm ile müşerref olup kal‘a ahvâli su’âl olundukda meğer bu âdem bir fasîhu'l-kelâm ümmü'l-ahbâr âdem imiş, hattâ kal‘anın yüzbaşısı imiş, ceng-i Ciğerdelen'de ciğeri delinmeden cân kurtarmış bir müdebbir âdem imiş. Kal‘anın ba‘zı ahvâlleri bu âdemden su’âl olundukda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 109b ·
metinde göster ·
ve muzahrafât ve ciğerini hâlâ Türbe kal‘ası olan yere defn edüp Sokollu Vezîr …
"Dahi Seğitvar'ın iç kal‘ası alınmadı ise işte henüz benim vücûdum kal‘ası alındı" deyüp ol gün kasâvetinden Süleymân Hân sene 974 mâh-ı Safer'in 22 günü serîr-i saltanatın terk edüp dâr-ı bâkîye irtihâl etdikde hemân âkıl u müdebbir Sokollu Vezîr na‘ş-ı Süleymân Hân'ı Silihdâr Ca‘fer Ağa ve Ferîdûn Beğ ve bizim pederimiz ve Kuzu Ali Ağa ve Abdî Efendi ile na‘ş-ı Süleymân Hân'ın karnını yarup ûd u amber ve müşg ü za‘ferân ile tuzlayup Süleymân Hân'ın obası içre, vücûd-ı Süleymân Hân'ı "Amâneten" deyü yere defn edüp kalbini ve muzahrafât ve ciğerini hâlâ Türbe kal‘ası olan yere defn edüp Sokollu Vezîr bizim peder ile 173b beş ad[ed] musâhiblere yemîn verüp pâdişâhın merhûm olduğun ifşâ etmeyeler ve na‘ş-ı şerîfin defn olunduğu yerden taşra çıkmayup gûyâ Süleymân Hân hayâtda gibi yine
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 173a–173b ·
metinde göster ·
İbrâhîm Hânzâde etdi nâgehân azm-i bekâ, / Terk-i dünyâ
kalbine
gûyâ ki oldu lâyiha, / Kim ederse fevti târîhin su’âl el kaldırup / Rûh-ı İbrâh …
İbrâhîm Hânzâde etdi nâgehân azm-i bekâ,Terk-i dünyâ kalbine gûyâ ki oldu lâyiha,Kim ederse fevti târîhin su’âl el kaldırupRûh-ı İbrâhîm beğ içün diye el-fâtiha.Sene 1077.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 247a ·
metinde göster ·
… ğacdır. Cîze şehrinin nahllerine bu Îsâ nahlinden birer yaprak gayrı hûrmâların
kalbine
sokarlar, dahi ziyâde hûrmâ verir, temâşâdır. Ve ba‘zı hâl sâhibi kimesneler bu …
Ziyâret-i nahl-i Îsâ: Kaçan kim Hazret-i Îsâ Yahûd tâ’ifesi derdinden vâlidesi Meryem Ana ile Nâbulus şehrinden seyâhate çıkup Mısır'a geldikde bu Cîze'ye gelüp sâyesinde oturup Arapça âyeti üzre hûrmâsın tenâvül etdikleri hûrmâ ağacı bir köhne bî-hâsıl kurumuş nahl idi, Hazret-i Îsâ du‘â edüp ol ân semer verdi. Hâlâ bu Cîze'dedir, evc-i âsumâna ser çekmiş bir köhne serâmed ağacdır. Cîze şehrinin nahllerine bu Îsâ nahlinden birer yaprak gayrı hûrmâların kalbine sokarlar, dahi ziyâde hûrmâ verir, temâşâdır. Ve ba‘zı hâl sâhibi kimesneler bu hûrmânın altında teberrüken ibâdet edüp Hakk'a tekarrüb ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·