… / Nâme geldi çün ana buldı vusûl / Gördi ma‘nâsın bulup ol pür usûl / Lîk düşdi
kalbine
çok ıztırâb / Zâhiren verdi cevâb-ı bâ-savâb / Gice vardı merkad-i Peygamber'e …
Dediler kim isteriz biz yâ imâmDîniniz hakk ise bildir bi‘t-temâmZâhir olsun ilimizde bir pınarCâri olsun görelim hem âşikârTerk edelim dîn ü kendi bilimizVakfedelim ana cümle ilimizHem müselmân olalım biz bi't-temâmSözümüz hep cümle budur ve's-selâmNâme geldi çün Medîne şehrineOl halîfe ve adâlet bahrineNâme geldi çün ana buldı vusûlGördi ma‘nâsın bulup ol pür usûlLîk düşdi kalbine çok ıztırâbZâhiren verdi cevâb-ı bâ-savâbGice vardı merkad-i Peygamber'eMakdemine kodu baş yüz yire
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 17a ·
metinde göster ·
… / Ya peygamberden olanlara niçe / Keşf-i esrâr olmasın mı ey hoca / Cümlesinin
kalbine
mülhem olup / Murtezâ kim cümleden a‘lem olup / Dediler kim ana eyle feth-i bâb …
Her kimin mir’ât-i kalbi oldu pâkDediler ikrâr edüp mâ arfnâkOl kişi kim kendülikden mahv olaZât-ı Hakda kendüliğin yok kılaZâhir olur anda settaru'l-guyûbSetr eder aybını Settaru'l-uyûbKeşf olur ana hakâyık dürleriZâhir ederler çü bâtın erleriLûtf ile kılur tecellî ana Hakİlm-i esrâr-ı ledünn olur sebakYa peygamberden olanlara niçeKeşf-i esrâr olmasın mı ey hocaCümlesinin kalbine mülhem olupMurtezâ kim cümleden a‘lem olupDediler kim ana eyle feth-i bâbBize vergil sen haber ey kâmyâb
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 17b ·
metinde göster ·
… önünde kassâb-ı ecel bunları dizüp kılıç uracak mahalde ol afüvv Allah, paşanın
kalbine
bir afv ilhâmı bırağup yedi yüz ma‘dûd âdemleri cümle âzâd etdi.
Bu hâl-i pür-melâl üzre derûn-ı kal‘adan feryâd [u] figânlar evce urûc edüp anı gördük, kal‘a kapusu üzre bir beyâz vere bayrağı dikilüp paşanın tarafından mu‘temedün aleyh âdemler ricâ eylediler. Derhâl Yûsuf Kethudâ ve Van kulu ağalarından Demircioğlu zîr-i kal‘aya gelüp Van ağasın kal‘a içine aldılar ve kal‘a kethudâsın taşra rehin verüp mâbeynde kasem-Billah [u] Tallah ile cümle kal‘anın zükûr [u] inâsları ve bây [u] gedâları tîğ ü kefen ber-gerden gelüp envâ‘-ı tazarru‘ ve tezellül birle kal‘adan taşra silâhsızca esvâblarıyla orta kuşak ile çıkup herkes taşra evlerine revân oluruz zann edüp bunları niçe bin sekban ve sarıca haşerâtları keşân-ber-keşân paşanın serâperdesi önüne getürürken cümlesi hayâtdan me’yûs ve hâlât-ı memât ile me’nûs olup cümlesi paşanın serâperdesi önünde kassâb-ı ecel bunları dizüp kılıç uracak mahalde ol afüvv Allah, paşanın kalbine bir afv ilhâmı bırağup yedi yüz ma‘dûd âdemleri cümle âzâd etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 271a ·
metinde göster ·
… uğun derûn-ı hisârda mahsûr olan küffârların âkıbet-endîşleri görünce niçesinin
kalbine
ilhâm-ı Rabbânî gelüp ol gece kal‘adan uryân kemendlerle enüp bahr[î] gibi hand …
Hikmet-i Hudâ çünki ol gece bu sahrânın deryâ-misâl suyu kalmayup vâdî-i Tîh-misâl olduğun derûn-ı hisârda mahsûr olan küffârların âkıbet-endîşleri görünce niçesinin kalbine ilhâm-ı Rabbânî gelüp ol gece kal‘adan uryân kemendlerle enüp bahr[î] gibi handak suyundan şinâverlik ederek beri tarafa geçince karavullar bunu dutup Sadrıa‘zam huzûruna gelince şehâdet parmağın kaldırup İslâm ile müşerref olup kal‘a ahvâli su’âl olundukda meğer bu âdem bir fasîhu'l-kelâm ümmü'l-ahbâr âdem imiş, hattâ kal‘anın yüzbaşısı imiş, ceng-i Ciğerdelen'de ciğeri delinmeden cân kurtarmış bir müdebbir âdem imiş. Kal‘anın ba‘zı ahvâlleri bu âdemden su’âl olundukda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 109b ·
metinde göster ·
İbrâhîm Hânzâde etdi nâgehân azm-i bekâ, / Terk-i dünyâ
kalbine
gûyâ ki oldu lâyiha, / Kim ederse fevti târîhin su’âl el kaldırup / Rûh-ı İbrâh …
İbrâhîm Hânzâde etdi nâgehân azm-i bekâ,Terk-i dünyâ kalbine gûyâ ki oldu lâyiha,Kim ederse fevti târîhin su’âl el kaldırupRûh-ı İbrâhîm beğ içün diye el-fâtiha.Sene 1077.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 247a ·
metinde göster ·
… ğacdır. Cîze şehrinin nahllerine bu Îsâ nahlinden birer yaprak gayrı hûrmâların
kalbine
sokarlar, dahi ziyâde hûrmâ verir, temâşâdır. Ve ba‘zı hâl sâhibi kimesneler bu …
Ziyâret-i nahl-i Îsâ: Kaçan kim Hazret-i Îsâ Yahûd tâ’ifesi derdinden vâlidesi Meryem Ana ile Nâbulus şehrinden seyâhate çıkup Mısır'a geldikde bu Cîze'ye gelüp sâyesinde oturup Arapça âyeti üzre hûrmâsın tenâvül etdikleri hûrmâ ağacı bir köhne bî-hâsıl kurumuş nahl idi, Hazret-i Îsâ du‘â edüp ol ân semer verdi. Hâlâ bu Cîze'dedir, evc-i âsumâna ser çekmiş bir köhne serâmed ağacdır. Cîze şehrinin nahllerine bu Îsâ nahlinden birer yaprak gayrı hûrmâların kalbine sokarlar, dahi ziyâde hûrmâ verir, temâşâdır. Ve ba‘zı hâl sâhibi kimesneler bu hûrmânın altında teberrüken ibâdet edüp Hakk'a tekarrüb ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·