… esâsında cemî‘i üstâd-ı mühendis-i hurdedân hayrân olup diller evsâfında lâl ve
kalemler
tahrîr midhatinde(?) beyt:
Ve Ayasofya'nın cemî‘i imârâtlarının üzerleri serâpâ rusâs-ı hâs-ı nîlgûn ile mestûrdur. Bu kadar bin yıldan berü kurşumu fenâ bulmamışdır. Zîrâ bu Ayasofya kurşumu içre niçe bin kantâr altun vardır, anıniçün fenâ bulmaz. Netîce-i merâm bu Ayasofya'nın vaz‘-ı esâsında cemî‘i üstâd-ı mühendis-i hurdedân hayrân olup diller evsâfında lâl ve kalemler tahrîr midhatinde(?) beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 39b ·
metinde göster ·
ile makreme ve çarşaflar ve yasdıklar ve peşkîrler üzre nakş edüp hâtûnlardan b …
Esnâf-ı nakkâşân-ı yağlıkcıyân: Dükkân yigirmi, neferât 25, pîrleri Sirâceddîn'dir, Selmân belin bağladı. Kabri Şâm kurbünde Busrâ'dadır. Bunlar gûnâ-gûn bezler üzre siyâh kalemler ile makreme ve çarşaflar ve yasdıklar ve peşkîrler üzre nakş edüp hâtûnlardan bizim vâlide dahi ana göre nakş edüp kâr eder. Bunlar dahi dükkânlarında siyâh kalemler ile bezleri nakş ederek pür-silâh olup ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 200a ·
metinde göster ·
… bizim vâlide dahi ana göre nakş edüp kâr eder. Bunlar dahi dükkânlarında siyâh
kalemler
ile bezleri nakş ederek pür-silâh olup ubûr ederler.
Esnâf-ı nakkâşân-ı yağlıkcıyân: Dükkân yigirmi, neferât 25, pîrleri Sirâceddîn'dir, Selmân belin bağladı. Kabri Şâm kurbünde Busrâ'dadır. Bunlar gûnâ-gûn bezler üzre siyâh kalemler ile makreme ve çarşaflar ve yasdıklar ve peşkîrler üzre nakş edüp hâtûnlardan bizim vâlide dahi ana göre nakş edüp kâr eder. Bunlar dahi dükkânlarında siyâh kalemler ile bezleri nakş ederek pür-silâh olup ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 200a ·
metinde göster ·
… kışları var kim gûyâ beyâz mermeri üstâd-ı mermer-bür peynir gibi direfş-i tîşe
kalemler
ile kalemkârlık edüp sihr-i i‘câz mertebesi sihr-i mübîn tasarruflar etmişdir. …
Ziyâret-i Hazret-i Şeyh Şâmî: Tarîk-i Bayrâmiyye'dendir. İsm-i şerîfleri Hamza'dır. Tarîk-ı Hamzavî bunlardan kaldı, derler. Niçe bin keşf [u] kerâmâtları zâhir ü bâhir olmuşdur. Hattâ bir cum‘a günü cemî‘î âşıkânı salât-ı cum‘aya hâzır olup tecdîd-i vudû’ etmeğe bir katre su olmamağıla "Âh Sultânım! Şu câmi‘iniz kurbunda bir kuyu kazdırsanız. Cümle âyende vü revende cemâ‘at-i kesîreler tecdîd-i vudû’ etseler ecr-i cezîle nâ’il olurdunuz" derler. Hemân Şeyh Şâmî Sultân elindeki asâsıyla "Bu yerden mi su çıksa" deyü asâ ucuyla zemîne işâret etdikde bi-emrillah bir ayn-ı zülâl ka‘r-ı zemînden pertâb edüp çıkar. İle'l-ân "ayn-ı asâ" derler bir aynu'l-hayât-ı cân-perverdir. Aziz hazretleri bizzât câmi‘leri cenbinde bir kubbe-i âlîde medfûndur. Câmi‘i kendü binâlarıdır. Minâreli ve kurşum örtülü değildir. Ammâ bu câmi‘in mihrâb dîvârı ne kadar vâsi‘ ise tâ sakfa çıkınca câmi‘ mihrâbıdır. Bir câmi‘de eyle enli ve âlî mihrâb yokdur. Bu mihrâbın içinde olan taşlar üzre hurde münakkaş hatt-ı kûfî ve hatt-ı celî ve hatt-ı Musta‘sımî ve hatt-ı reyhânî ve hatt-ı sülüs bir diyâr mihrâbında yokdur. Ve niçe âyet-i şerîfler mihrâba müte‘allık Arapça ve Arapça âyeti gibi ve âyetü'l-kürsî ve âmene'r-resûlü gibi âyetler tahrîr olunmuşdur. Ve bu mihrâb-ı nûrun iki cânibindeki dîvâra üstâd-ı mermer-bür endîşe-i hâmıyla hâm taşa eyle tîşe-i gül-fâm urmuş, taşları eyle hûrde kazmış ve eyle nakş-ı bukalemûn yazmış hakkâ ki sikkeyi mermerde kazmış. Mihrâbın cânib-i yemîni on tarhdır ve cânib-i yesârı dahi on tarz üzre tarh olunmuşdur. Her tarhında olan nakş-ı bukalemûn zîhler ve islimîler ve zülfeler ve girişmeler ve bağlamalar ve Rûmîler ve şeş-gül ve sad-berg ve şakâyık ve zülf-i nigâr ve sünbül ve reyhân ve karanfil ve sünbül ve erguvân nakışları var kim gûyâ beyâz mermeri üstâd-ı mermer-bür peynir gibi direfş-i tîşe kalemler ile kalemkârlık edüp sihr-i i‘câz mertebesi sihr-i mübîn tasarruflar etmişdir. Ammâ niçe kimesneler bu 353a mihrâb hakkında bizzât aziz Şeyh Şâmî'nin kendi dest-kârlarıdır, derler. Hakkâ ki eyle ihtimâli olmak var. Zîrâ kerâmet mertebesi bir âsâr-ı nakş-ı erjenkmânî ve Behzâd Ağa Rızâ-yı Vanî kârı-misâl bir sun‘-ı acîb ve garîbdir. Ve kabr-i şerîfinde bir mehâbet vardır. Hakîr ziyâret etdikde bu ebyât bi'l-bedâhe hâtıra hutûr etdi. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 352b–353a ·
metinde göster ·
… a niçe bin ibret-nümâ âsâr-ı acîbe ve garîbeler vardır kim diller ile ta‘bîr ve
kalemler
ile tahrîr olunmazdır.
Bu şehr-i Gazze'de ve enderûn [u] bîrûnunda niçe bin ibret-nümâ âsâr-ı acîbe ve garîbeler vardır kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 48b ·
metinde göster ·
… ât'a nüzûl olunur. Bir gûne musanna‘ su yolı var kim 80b diller ile ta‘bîr ve
kalemler
ile tahrîr olunmaz. Suya gidenin başka yolu vardır. Su getirenlerin gayri râhı …
Ammâ suya usret çekmezler, zîrâ yukaru iç kal‘a kayasının tâ zirve-i a‘lâsından iki bin kademe kesme taş nerdübân ile tâ nehr-i Furât'a nüzûl olunur. Bir gûne musanna‘ su yolı var kim 80b diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmaz. Suya gidenin başka yolu vardır. Su getirenlerin gayri râhı vardır. Yine birbirlerine nâzırdırlar. Tarz-ı garîb bir râh-ı acîbdir. Bundan gayrı yine derûn-ı kal‘ada yine matar-ı rahmetden cem‘ olma su sarnıcları vardır ve buğday anbârları ve cebehâneleri ve derûn-ı kal‘ada cümle üç yüz aded hâk-i pâk ile mestûr hâneleri ve bir câmi‘i ve kal‘anın cânib-i garba nâzır bir demir kapusu aşağı şehre mekşûfdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 80a–80b ·
metinde göster ·
… yı hânesine da‘vet edüp bir ziyâfet-i âlî etmişdir kim diller ile ta‘bîr olunup
kalemler
ile tahrîr olunmaz. Bu ziyâfet mahallinde âsitâne tarafından Murtezâ Paşa efend …
Hamd-i Hudâ sıhhat [ü] selâmetle şehr-i Sivas'a dâhil olup Kara Murtezâ Paşa efendimizle yine müşerref olup cân sohbetleri edüp niçe gûne seyr [u] temâşâlar edüp niçe bin ahvâl-i pür-melâle vâkıf olduk. Âkıbet Murtezâ Paşa efendimiz bir kevkeb u baht-ı sa‘âdet sâhibi vezîr-i âlî-şân olmağıla Âsitâne tarafından Sadrıa‘zam Kara Murâd Paşa mühür sâhibi olur deyü havfa düşüp gâh Azağ'a gâh Kazağ'a ve gâh Silifke ve Kars'a atmak murâd edindikde Murtezâ Paşa dahi Âsitâne tarafında Koca Vâlide Sultân'a ve kızlarağasına yigirmişer bin altun gönderüp kendüyi der-i devlete getirdmeğe amel etdi. Bu mahalde Melek Ahmed Paşa efendimiz dahi eyâlet-i Bağdâd'dan ma‘zûlen Sivas'a dâhil olup evvelki Bağdâd'a gidişimizi yâd edüp "Hayfâ kim Bağdâd henüz yeniçeriler zulmünden harâb olmadadır" deyü te’essüf çeküp üç gün ol zemistânda şehr-i Sivas içre tekâ‘üd edüp Murtezâ Paşa efendimiz beher yevm yüzer koyun ve beşer yüz somar arpa ve onar bin nân ve sâ’ir sebzevât ve gayri me’kûlât [u] meşrûbâtdan mâ‘adâ şeker ve kahve ve misk u amber-i hâm ve za‘ferân u şem‘-i aseline varınca ta‘yînâtın verüp üç kerre ziyâfet-i azîm edüp birer İbrâhîm Hân kürkü geydirüp birer zerrîn rahtlı ve sîm zeynli küheylân atlar hedâyâ çeküp Melek Paşa'ya Murtezâ Paşa i‘zâz [u] ikrâm ederdi. Vedâ‘dan bir gün mukaddem Melek Paşa'ya beş katâr-ı katır raht [u] bisâtlarıyla keşîde edüp Melek Paşa Murtezâ Paşa emîrâhûruna bir semmûr kürk giydirdi ve Melek Ahmed Paşa dahi Murtezâ Paşa'yı hânesine da‘vet edüp bir ziyâfet-i âlî etmişdir kim diller ile ta‘bîr olunup kalemler ile tahrîr olunmaz. Bu ziyâfet mahallinde âsitâne tarafından Murtezâ Paşa efendimizin ulağı Tatar Aliş gelüp ma‘zûllük haberi getirüp Murtezâ memnûn oldu ve ertesi Melek Ahmed Paşa vedâ‘laşup gitdükde hakîr beş sâ‘at bile gidüp anlar Yenişehir'e gitdiler. Hakîr yine Sivas'a gelüp tedârik-i râh görmeğe mukayyed iken âsitâne-i sa‘âdet tarafından Şâm-ı Tarabulus'dan ma‘zûl Hamâlı Arnavud Mehemmed Paşa'ya Sivas-ı Rûm eyâleti ihsân olunup sene (---) târîhinde mâh-ı (---) gurresinde müsellim gelüp dîvân-ı pâdişâhîde Murtezâ Paşa emr-i şâhîyi kırâ’at etdirüp "Bu mansıb-ı dünyâ bir el destmâli-misâl elden ele gezer. Paşa karındaşımıza Allah mübârek eyleye!" deyü Müsellim Kâfirzâdeye bir semmûr lipâçe geydirüp cümle a‘yân-i vilâyet müsellimi alup gitdiler. Paşa sarâyda on gün dahi meks edüp cemî‘i levâzımâtların görüp konakçıyla doğru Eskişehir'e gidüp eyâlet-i Sivas'a cümle sekiz ay mutasarrıf olmuşuzdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 90a ·
metinde göster ·
… ması râst gelüp eyle bir ceng-i sultânî olmuşdur kim diller ile tahrîr 97b ve
kalemler
ile tahrîr olunmaz. Zîrâ bu Melek Ahmed Paşa donanması Âl-i Osmân devrinden ber …
Tedbîr-i hâmis [sâdis]: Kapudan Alî Paşa cezîre-i Girid'den mansûr [u] muzaffer selâmetle gelüp tershâne-i âmirede yüz pâre kadırga ve elli pâre galyon inşa etmeğe mübâşeret olunup Ereğli'de ve Sinop ve Amasra'da ve Bartın'da ve Çayağzı'nda ve Balıklağa ve Varna'da ve Üsküdar ve Tophâne ve Bâğçekapusu'nda ve Sinân Paşa Köşkü'nde ve Tershâne'de ve Şâhkulı İskelesi'nde, bu cümle zikr olunan leb-i deryâda kalyonlar yapılup İslâmbol ve Galata ve Kâsımpaşa'da velvele ve gulgule-i Rûm olup deryâ-misâl asker cem‘ olup cemî‘i Anadolu ve Rûmeli'ne asker sürücüler gidüp asâkir-i İslâm'ı İslâmbol'a ve Boğazhisârlara ve Sakız karşusında Çeşme ve Mora cezîresinde kal‘a-i Benefşe'de niçe bin asker âmâde etdiler. Andan Vâlide Sultân iki galyon ve Bektâş Ağa bir galyon ve Kara Çavuş bir galyon ve Çelebi Kethüdâ bir galyon ve efendimiz Melek Ahmed Paşa Bâğçekapusu'nda bir galyon-ı azîm, dörd anbarlı idi, binâ edüp temâm oldukda sû-i tedbîr ile deryâya nüzûl etdirirken galyon gark olup yüz elli mikdârı âdem gark olup hâh-nâ-hâh yine bu gark olan galyonı ka‘r-ı deryâdan çıkarup cemî‘i galyon ve kadırgaları mükellef ve mükemmel edüp Beşiktaş'da lenger endâht olup sâ’ir mühimmât [u] levâzımâtların görüp Tophâne'de bin altmış aded sağîr ü kebîr toplar dökülüp cümle gemileri pür-silâh edüp kırk üç bin askerle yüz seksen pâre kalyon kadırga ve üç yüz pâre mühimmât gemilerinden şayka ve karamürsel ve pinek ve kalyonlar ümmet-i Muhammed ile pür olup cümlesi beş yüz aded yelken olup elli bin asker-i pür-silâh, cengâver olup du‘â-i hayr [u] senâ ile Beşiktaş'dan muvâfık eyyâm-ı müsâ‘id ile Boğazhisâr'a varup anda dahi Rûmeli ve Anadolu askerlerin cümle keştîlere leb-ber-leb edüp cümle seksen bin aded cengâver, dilâver, asâkir-i hünerver gemilerde hâzırbâş olup Cezâyirli ve Tunuslu ve Tarabuluslu dahi kırk pâre gemiyle on bin şecî‘ ve dilâver, bahâdır erler gelüp kapudan paşa Bismillah ile eyyâm-ı muvâfık ile bâdbanların küşâde edüp küffâr-ı hâksâr-ı dûzâh-karâr "Ha şunda ve ha bunda" diyerek iş bu sene (---) mâh-ı (---) gününde (---) nâm mahalde Venedik donanmasına Âl-i Osmân donanması râst gelüp eyle bir ceng-i sultânî olmuşdur kim diller ile tahrîr 97b ve kalemler ile tahrîr olunmaz. Zîrâ bu Melek Ahmed Paşa donanması Âl-i Osmân devrinden berü böyle bir donanma ve böyle bir güzîde isdekli asker cem‘ olmamışdır. Hulâsa-i kelâm küffârdan bir kalyon ve iki kadırga alınup yedi pâre gemi anlardan gark olup vakt-i gurûba dek tarafeynden eyle savaş-ı perhâş olup rûy-ı deryâ hûn-ı insân ile la‘l-gûn olup temevvüc eder. Küffâr-ı bedgirdâr-ı nâ-sezâ-murdâr bu hâl-i pür-melâli görüp {vakt-ı} gurûbda âlem şeb-i zulmetde iken "Firâren an tevâli'l-kesürât deyüp ibtidâ Duka gemileri ba‘dehû Malta gemileri, ba‘dehû Mesina gemileri birer birer karârı firâra mübeddel edüp ba‘dehû Venedik donanması dahi dârü'l-bevârları taraflarına firâr edüp bir yirde doç karâr edüp meşveret-i bed-gümân edüp çaşıt gönderirler. Bizim Âl-i Osmân donanması "Küffâr firâr edüp meydân bizde kaldı", deyü mağrûr olup kal‘a-i Nakşa nâm mahalde limana girüp lenger-endâht olup yatarlar. Cümle asâkir-i nusret-me’ser gemilerden taşra çıkup bâğlara ve bâğçelere gidüp perîşân olurlar. Kimi esbâb yıkayup her biri bir işgâl-i kârda.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 97a–97b ·
metinde göster ·
… ât-ı tasarrufâtlar müşâhade edersin. El-hâsıl bu câmi‘in vasfında lisân kâsır ü
kalemler
kâsirdir. Beyt:
Ammâ hakkâ ki sâhibu'l-hayrât Koca Murâd Hân-ı Sânî cülûs-ı evvelinde Anadolu'da İzmir kal‘asın Kaydefâ nesli Rûm kefereleri destinden feth etdükde cemî‘i hazâ’in ü defâ’iniyle ahz u kabz eyleyüp ol genc-i Kârûn'u bu Üçşerîfeli câmi’ine sarf eylemişdir. Ve cemî‘i kıbâblarında olan ibret-nümâ nakş-ı bukalemûnu münakkaş eyleyen Acem Mânî'dir. Da‘vâ-yı merd ile Acem'den yetmiş aded bâr-ı şütür elvân boyalar getirüp yedi senede bu câmi‘in der-i dîvâr kıbâbların nakş edüp masrûf göstermişdir. Koca Murâd giden masârıfa bakmayup her üstâda hadden efzûn ihsânlar edüp bu câmi‘in cemî‘i seng [u] ahşâbâtı ve gayrı levâzımâtı hesâb olunup bir miskâl taşı bir altun olmuş, derler. Hattâ Timurtaş Paşazâde Elvend Beğ binâ emîni imiş. Anların tahrîri üzre bu câmi‘in masârıfına hemân zer-ı hâlis kısmından yedi bin kîse mâl-ı İzmir sarf olunmuşdur. {Sâ’ir sîm-i hâlis memsûk-i râyic masârıfın Hudâ bilür demişler} Zîrâ ihsân bâbı meftûh olmağıla ekâlim-i seb‘ada ne kadar fünûn-ı şettâya mâlik üstâd-ı kâmiller var ise kerem kânı Murâd Hân'ın keremin görmeğe gelüp her biri bu câmi‘de birer ibret-nümâ âsâr komuşdur. Anınçün bu câmi‘e niçe kerre girsen bir köşede dahi niçe gûne sanâyi‘ât u ibret-nümâ mersûmât-ı tasarrufâtlar müşâhade edersin. El-hâsıl bu câmi‘in vasfında lisân kâsır ü kalemler kâsirdir. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 153a ·
metinde göster ·
… i İremezât'dan nişân verir bir gûne ravza-i Rıdvân'dır kim diller ile ta‘bîr ve
kalemler
ile tastîr olunmaz. Bu hadîka-i cinân içre hâsıl olan ezhârâtın müşk-bû râyiha- …
Ammâ "hayrun cemîl" lafzı Samakov şehrinde Malkoç Beğ türbesi kapusu üzre dahi takrîr olunmuşdur. Allahu a‘lem, yine Bâyezîd Hân ümerâlarından imiş. Ammâ bu câmi‘-i Sultân Bâyezîd-i Velî mezkûr kıble kapusundan tâ mihrâba varınca tûlen seksen beş kademedir. Arzen kâmil seksen ayakdır. Derûn-ı câmi‘de aslâ sütûnlar yokdur. Ammâ hünkâr mahfili bu câmi‘in sol tarafında (---) şeşhâne seng-i harekânî on aded sütûn-ı musanna‘lar üzre bir ma‘bedgâh-ı selâtîn-i fevkânîdir. Mihrâbı ve minberi beyâz mermer-i hâmdan mebnî bir makâm-ı imâm-ı hümâmdır. Ve niçe musanna‘ âvîze vü kanâdiller ile ârâste ve kubbe pervâzelerinde kanâdil tabakasıyla pîrâste olmuşdur. Ve makâm-ı Bilâl-i Habeşî, ya‘nî mü’ezzinân mahfili gâyet musanna‘dır. Ve bu ma‘bed-i latîfin kıblesi önünde tâ nehr-i Tunca'ya varınca ürdibehişt-i İremezât'dan nişân verir bir gûne ravza-i Rıdvân'dır kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tastîr olunmaz. Bu hadîka-i cinân içre hâsıl olan ezhârâtın müşk-bû râyiha-i tayyibesi cemâ‘atın dimâğın mu‘attar eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 153b ·
metinde göster ·
… ‘âlece istihrâc ederler. Anda bir dâr-ı şifâ var kim diller ile 165b ta‘bîr ü
kalemler
ile tahrîr olmaz, ammâ alâ kadri'l-imkân evsâfın beyân edelim. Evvelâ,
Her biri ilm-i tıbda kütüb-i mu‘teberelere i‘tibâr edüp benî Âdem'in derdine dâ-i devâ etmeğe mu‘âlece istihrâc ederler. Anda bir dâr-ı şifâ var kim diller ile 165b ta‘bîr ü kalemler ile tahrîr olmaz, ammâ alâ kadri'l-imkân evsâfın beyân edelim. Evvelâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 165a–165b ·
metinde göster ·
… [u] lâlezâr-ı Kâğızhâne'de eyle îyş u ışretler olmuşdur kim diller ile ta‘bîr ü
kalemler
ile tahrîr olunmaz. İslâmbol'un cemî‘i a‘yân [u] eşrâfları ve mîrâsyedi hoppa ç …
deyüp ol ân paşaya varup Kâğızhâne'ye gitmeğe izn alup kırk altun masrûf ve iki koyun ve gayri me’kûlât [u] meşrûbât-ı bî-kıyâs alup hakîrin yâr-ı gâr-ı münâsiblerinden beş altı ağa ile haymelerimiz alup Kâğızhâne nehrinin sâhilinde dıraht-ı çınar sâyesinde meks edüp gice ve gündüz sohbet-i hâssa başlayup gûyâ her şeb [u] rûz Hüseyin-i Baykara zevki ederdik. Mâh-ı Recebü'l-müreccebin gurresinden tâ şehr-i Ramazânu'l-mübârekin hilâli nümâyân olunca kâmil iki ay bu sahrâ-yı çemenzâr [u] lâlezâr-ı Kâğızhâne'de eyle îyş u ışretler olmuşdur kim diller ile ta‘bîr ü kalemler ile tahrîr olunmaz. İslâmbol'un cemî‘i a‘yân [u] eşrâfları ve mîrâsyedi hoppa çelebileri bu Kâğızhâne fezâsında üç bin mikdârı münakkaş hayme vü hargâhlar ve çerge ü sahâbe ve nâmûsiyyeler ile vâdî-i hâmûnu zeyn edüp her şeb cümle hayemâtları niçe kerre yüz bin kanâdiller ile ve şem‘-i asel ve şem‘-i rîch ve meşâ‘il ü fânûs-ı me’nûs-ı ahterân ile çerâğân ederlerdi. Ve her serâperde-i a‘yânda her şeb hânende ü sâzende ü mutrıbân ve Ahmed kolu ve Cevâhir kolu ve Nazlı kolu ve Garibânî kolu ve Akîde kolu ve Zümrüd kolu ve Postâlcı kolu ve Potakoğlu kolu ve Haşota kolu ve Semmûrkaş kolu nâmân kol kol mezkûr çengiler çeng u rebâb ve santur ve tanbûr ve ud ve çertây ve kânûnları üzre her şeb gânâgûn fasl-ı Fâryâbî edüp tâ sabâha dek bir hây hu olurdu kim gûyâ Deccâl hurûc etmişdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 172b ·
metinde göster ·
El-hâsıl cemî‘i âbdâr meyvelerinin midhatinde lisân kâsır ve
kalemler
kâsirdir. Bu zikr olunan bâğ-ı İrem Malatıyye'nin cânib-i kıblesinde rub‘ sâ‘at …
El-hâsıl cemî‘i âbdâr meyvelerinin midhatinde lisân kâsır ve kalemler kâsirdir. Bu zikr olunan bâğ-ı İrem Malatıyye'nin cânib-i kıblesinde rub‘ sâ‘at karîbdir. Ammâ yine bâğ u bâğçeleri ve hadîka-i besâtîn-i müşebbekleri birbirine müşâdır. Bahâr faslı oldukda cümle Malatıyye şehrinin hemi sağîr ü kebîri ve a‘yân [u] fukarâları şehirden bâğ-ı Aspuzularına göçüp ancak şehirde garîbü'd-diyâr ve tüccâr-ı berr ü bihâr kalup ba‘zı kefereler ve fecereler ile üç yüz mikdârı pâsbânlar kalup her şeb fânûsların çerâğân ederek şehir içre nigehbânlık edüp tabılların döğerek kol kol olup şehir içre deverân u seyerân ederken mücrim âdem dutsalar amân u zamân vermeyüp katl ederler. Zîrâ ellerinde selâtîn-i selefden mutlak yarlığ-ı belîğ hatları vardır. Bu minvâl üzre cümle ahâlî-i mahalle bu Aspuzu'da kâmil sekiz ay ehl [ü] ıyâlleri ve ihvân-ı bâ-vefâlarıyla şeb [u] rûz ayş [u] nûş edüp devâm-ı devlet-i pâdişâhîye hayır du‘â ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 196a ·
metinde göster ·
… -i kudretdir, Cenâb-ı Bârî kârı bir kal‘a-i bârîdir kim vasfında lisân kâsır ve
kalemler
kâsırdır. Lâkin bu abd-i hakîr-i kalîlü'l-bidâ‘a lehce-i mahsûsumuz ile alâ kad …
Evvelâ hudûd-ı Ermenîstân'da Cezîre-i Dicle içinde Şatt'a iki menzil karîb bir çölistânda evc-i âsumâna kadd-i ser çekmiş rengâmîz, ebrî renk kaya-yı serâmed üzre bir kal‘a-i yed-i kudretdir, Cenâb-ı Bârî kârı bir kal‘a-i bârîdir kim vasfında lisân kâsır ve kalemler kâsırdır. Lâkin bu abd-i hakîr-i kalîlü'l-bidâ‘a lehce-i mahsûsumuz ile alâ kadri'l-imkân güneşde zerre ve deryâda katre-misâl medhine cür’et edüp tahrîr idelim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 210b ·
metinde göster ·
… ve kadeh ve sahunlar ve sâ’ir mâl-ı ganâ’imler alındı kim diller ile ta‘bîr ve
kalemler
ile tahrîr olunmazdı. Ve yedi aded Bapırleri giriftâr oldu. "Bapır" hâkimlerine …
Netice-i kelâm on gün on gice eyle ceng-i azîm olmuşdur kim Küçük Ahmed Paşa ile Dürzi dağlarında Ma‘ânoğlu 215b cengi böyle olmuşdur. Kâmil dokuz bin kelle ve on üç bin altı yüz nisvân-ı sâhib-isyân ve merd-i Yezîdân ve bintân u gılmân üsârâlar alındı. Ve altun ve gümüş avânî halhalları ve tavk u arakiyyeler ve kadeh ve sahunlar ve sâ’ir mâl-ı ganâ’imler alındı kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmazdı. Ve yedi aded Bapırleri giriftâr oldu. "Bapır" hâkimlerine ve şeyhlerine derler. Hatta bir Bapır zincirde iken sarıcaların serçeşmesi Zıpur Bölükbaşı yorgunla uyurken hemân ol Bapır nâm mel‘ûn-ı pîrsiz Zıpur Bölükbaşı'nın belinden hançerin kapup Zipur Bölükbaşı'ya tarfetü'l-ayn içre yedi yerde hançeriyle Zıpur Bölükbaşı'yı zahm-dâr eder. Zıpur Bölükbaşı da cân havliyle Bapır mel‘ûnun destinden hançeri alup ol ân emân vermeyüp Bapıri pîrsizlerinin yoluna gönderir. Ta bu mertebe mel‘ûn Yezîdî Kürdü vardır kim gâyet şecî‘ ü zehredâr ve ciğerdâr kâfirleri cümle siyâh kelbe perestiş ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 215a–215b ·
metinde göster ·
… le karşu tarafa vâsıl olduk. Hülâsa-i kelâm bu cisrin midhatinde lisân kâsır ve
kalemler
kâsirdir. Cenâb-ı Kayyûm ınkırâzu'd-deverân metîn ü müstahkem eyleye, âmîn ve y …
Bu cisr-i bî-hemetânın Hazzo tarafındaki hânda Hazzo beği âdemleri ubûr eden tüccârdan bâc alurlar. Mefârikîn tarafındaki hânda (---) beği âdemleri bâc alırlar, ammâ bu hân dediğimiz binâdan taşralarda bir âsâr-ı binâ yokdur. Cümle cisrin iki tarafı altında hân-ı azîmlerdir. Gerçi eyâlet-i Erzurûm'da 220a Hasan kal‘ası sahrâsında nehr-i Araz üzre Sultân Çoban cisri dahi bir azîm muvassatdır ammâ bu cisr-i Batmân'a mânend değildir. Hatta Bursa şehri içre cebel-i Ruhbân'dan gelen nehr-i Irgandı üzre cisr-i Irgandı'yı bu Batmân cisri gibi murâd edinmişler ammâ ne münâsebet, anın yanında bu cisr-i Batmân kehkeşân-âsâ semâya kad çeküp zirve-i evce kemend-i bî-mânend atmışdır. Hakkâ ki üstâd-ı mühendis var makdûrun sarf edüp ol binâ-yı bânî bu cisrde tasarruflar etmişdir kim atlas-ı gerdûnda eyle bir kârgîrlik bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir. Zîr u bâlâsından zirve-i a‘lâsına varınca Diyârbekir kal‘ası taşından taş döşenmişdir kim çakmak taşı anın yanında rahmetdir. Yedi yüz seneden berü bu cisr üzre bu kaldırım asla fenâ bulmayup gûyâ bennâ elinden henüz çıkmışdır. Bu hakîr at ile ubûr etmeğe havf edüp piyâdece ubûr edüp selâmetle karşu tarafa vâsıl olduk. Hülâsa-i kelâm bu cisrin midhatinde lisân kâsır ve kalemler kâsirdir. Cenâb-ı Kayyûm ınkırâzu'd-deverân metîn ü müstahkem eyleye, âmîn ve yâ Mu‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 219b–220a ·
metinde göster ·
Rıhtım-ı Şeddâdî binâ kulle-i azîmler var kim diller ile ta‘bîr ve
kalemler
ile tahrîr olunmaz ve her birinde birbirine kayalar içre imdâda gidecek yollar …
Rıhtım-ı Şeddâdî binâ kulle-i azîmler var kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmaz ve her birinde birbirine kayalar içre imdâda gidecek yollar vardır kim şâhrâh değildir, anı bilür başka neferâtları vardır kim ol yollarda kulleden kulleye giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 252b ·
metinde göster ·
… m hakkâ ki Bitlîs dağlarında bir sedd-i İskender etmiş kim diller ile ta‘bîr ve
kalemler
ile tahrîr olmaz. Ammâ zerre-misâl bu zerre-i nâçîz istitâ‘ımız kadar deryâda k …
El-azametullah Koca Abdâl Hân Âl-i Abbâsiyân'ın gayretin çeküp bir meteris binâ etmiş kim hakkâ ki Bitlîs dağlarında bir sedd-i İskender etmiş kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olmaz. Ammâ zerre-misâl bu zerre-i nâçîz istitâ‘ımız kadar deryâda katre-misâl tahrîr idelim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 264a ·
metinde göster ·
… ile binâ olunmuşdur kim vasfında lisân kâsırdır. Ve kubbe-i âlîsinin midhatinde
kalemler
kâsirdir. Ve hareminin ta vasatında Şâfi‘î mezhebi üzre aşren-fe-aşr bir havz-ı …
Ve derûn-ı câmi‘ eyle tasarrufât-ı hendese ile binâ olunmuşdur kim vasfında lisân kâsırdır. Ve kubbe-i âlîsinin midhatinde kalemler kâsirdir. Ve hareminin ta vasatında Şâfi‘î mezhebi üzre aşren-fe-aşr bir havz-ı azîmi var kim gûyâ havz-ı Kevser'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 294b ·
metinde göster ·
… muşdur}. Zamân-ı kadîmde ol kadar sevâd-ı mu‘azzam imiş kim diller ile ta‘bîr ü
kalemler
ile tahrîr olunur değildir, ammâ hâlâ ol kadar imâr değildir. Basra eyâletinde …
Zîrâ sâhil-i bahr-i Ummân'da ve bahr-i Fâris kenârında bu Ummân şehri kadar şehr-i azîm ve belde-i kadîm yokdur ve iklîm-i sânînin evvelinde vâki‘ olmuşdur}. Zamân-ı kadîmde ol kadar sevâd-ı mu‘azzam imiş kim diller ile ta‘bîr ü kalemler ile tahrîr olunur değildir, ammâ hâlâ ol kadar imâr değildir. Basra eyâletinde sancak beği hükmünde nehr-i Şattu'l-Arab bahr-i Hürmüz ile bahr-i Muhît'e mahlût olduğu mahalde yedi bin müfîd ü muhtasar hâneli ve kırk aded câmi‘li ve hân u hammâm ve medrese vü mekteb ü tekye ve çârsû-yı bâzârı müzeyyen şehr-i ma‘mûr-şekilli belde-i Ubbâdân'dır. Şehr-i Ubbâdân nâmıyla mevsûf olmasının vech-i tesmiyyesi oldur kim bu şehrin ahâlîsi Hazret-i İsâ nübüvvetinde cümle İsevîler idi. Hazret-i İsâ Hazret-i Risâlet-penâhın altı yüz yıl sonra Hâtemü'l-enbiyâ Muhammedü'l-Mustafâ geleceğin bu halka tebşîr etdikde cümlesi altı yüz yıl mukaddem Hazret'e îmân getirdiler. Cümlesi müslim ü mü’min ü muvahhid oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 363b ·
metinde göster ·
… a Acem elçisi istikbâline bir alây-ı Muhammedî olmuşdur kim diller ile ta‘bîr ü
kalemler
ile tahrîr olunmaz.
Hikmet-i Hudâ Acem Şâhı olan Şâh Abbâs-ı Sânî'den Yâr Alî Hân nâm bir hân-ı benâm elçi gelüp Basra mukâbelesinde olan Böğürdelen kal‘asındaki kadırga ve kayıklar ve ma‘şûka nâm peremeler ile hânı Şatt üzre beri Basra'ya geçirirken rûy-ı deryâda bir alây-ı azîm olup alâ zu‘mı'l-a‘dâ Basra kal‘asından niçe yüz pâre toplar atılup niçe bin tüfeng-i pürrengler endâht olup âdem deryâsı temevvüc edüp cümle ahâlî-i Basra Acem elçisi istikbâline bir alây-ı Muhammedî olmuşdur kim diller ile ta‘bîr ü kalemler ile tahrîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 365b ·
metinde göster ·
… n-ı muhabbete gelüp bir summât-ı Muhammedî çekilmişdir kim diller ile ta‘bîr ve
kalemler
ile tahrîr olunmaz. Ba‘de't-ta‘âm Murtezâ Paşa kethudâsına hân kendü sarâyına h …
El-azametullah diyâr-ı İmâdiyye'nin pâk ü pâkîze semmûr kürklü a‘yân u eşrâfı ve ulemâ vü sulehâsı ve cümle hânın on bin mikdârı güzîde askeri şal ü şapik ve çarık ile mülebbes olmuş tüfeng-endâz ceyş-i mehîbi cem‘ olup hânın dîvânında yemîn ü yesârda altun ve gümüş kavuklu serbendleri turna telli ve şahin çığalı kapucubaşıları ve zer ü zîvere müstağrak olup âdâb üzre el kavuşup dîvânhâne-i hânda tabl u nefîr ü kudümlere turralar urulup dîvân-ı hâkim tamâm oldukda Murtezâ Paşa efendimizin nâmeleri kırâ’at olunup mefhûmu ma‘lûm-ı hân-ı âlîşân olunca hân eyitdi: "Ey kavm-i İmâdiyye, Murtezâ Paşa karındaşımız bizden bizim duhter-i pâkîze-ahterimizi menkûhalığa şer‘-i Resûl-i mübîn üzre taleb eylemiş, ne buyurursuz?" dedikde cümle a‘yân-ı İmâdiyye "İstihâl istihâl, Allah mübârek eyleye!" denildikde şeyhülislâm-ı İmâdiyye eydür: "Kani Murtezâ Paşa vekîli ve kani ya bu hânın vekîli?" dedikde Murtezâ Paşa kethudâsı meydân-ı muhabbete çıkup hân ile dest be-dest olup Bânû Perî'yi Murtezâ Paşa'ya şeyhülislâm nikâh edüp Fâtiha-i seb‘u'l-mesânî tilâvet olunup niçe bin kâse eşribeler nûş olunup Murtezâ Paşa tarafından hâna ve hân kethudâsına ve şeyhülislâma semmûr hil‘atler giydirilüp sâ’ir ümerâ-yı a‘yâna yüz elli kadar zerdûz hil‘atler giydirilüp üç katar-ı katır yükü zî-kıymet tuhef-i tefârik-i kâmyâb makûlesi hedâyâları hâna pîşkeş çeküp Dâvûdî zırhlar ve tuğulka-yı Tâlûtîleri hâna bergüzâr edüp on re’s küheylân-ı sâfinâtu'l-ciyâd misilli atları hâna hedâyâ çeküp hân-ı âlîşân, cihân cihân hazz edüp ol ân Murtezâ Paşa'ya nikâh olduğu müjdecileri gidüp andan İmâdiyye hânının niçe bin sahûn et‘ime-i nefîse ni‘met-i mümesseki meydân-ı muhabbete gelüp bir summât-ı Muhammedî çekilmişdir kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmaz. Ba‘de't-ta‘âm Murtezâ Paşa kethudâsına hân kendü sarâyına hücreler döşeyüp anda mihmân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 376b ·
metinde göster ·
… nkeyfâ'da nehr-i azîm Şatt üzre bir cisr-i azîm vardır kim diller ile ta‘bîr ve
kalemler
ile tahrîr olunmaz ammâ deryâda katre ve güneşde zerre kadar tavsîf idelim.
Evvelâ bu şehr-i Hasankeyfâ'da nehr-i azîm Şatt üzre bir cisr-i azîm vardır kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmaz ammâ deryâda katre ve güneşde zerre kadar tavsîf idelim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 389b ·
metinde göster ·
… sek ni‘met-i uzmâ ile summât-ı Muhammedî çekmişdir kim diller vasfında kâsır ve
kalemler
midhatinde kâsirdir. Gûyâ Van'dan ma‘zûl olup Erzurûm mansıbına mutasarrıf oldu …
Bâ-husûs vâlî-i vilâyet olan Zurnazan Mustafâ Paşa Âsitâne-i sa‘âdet'de bir sâ‘at mühür sâhibi olup yine ma‘zûl olup eyâlet-i Erzurûm'i ana ihsân eylemişler. O da gelmek üzre iken Erzurûm'da müsellimi Abdullâh Ağa nâm bir sâhib-i tab‘ ve kadir-şinâs-ı hümâm bir âkıbet-endîş ve dûrbîn-fikr ve maslahat-güzâr ve müdebbir ve mubassır gönül uğrısı kimesne imiş. Paşa sarâya indiği sâ‘at cümle iç ağalara hücreler ve dîvânhâneleri serâpâ zer-ender-zere müstağrak döşeyüp bir mümessek ni‘met-i uzmâ ile summât-ı Muhammedî çekmişdir kim diller vasfında kâsır ve kalemler midhatinde kâsirdir. Gûyâ Van'dan ma‘zûl olup Erzurûm mansıbına mutasarrıf olduk. Meğer Topkapulu Mahmûd Ağa Erzurûm gümrük emîni imiş. Mîrîye iki yüz kîse deyni olmağile {Âsitâne'de} Defterdârzâde Mehemmed Paşa tarafından İznikli Hüseyin Ağa nâm bir ağada Mahmûd Ağa mahpûs imiş. Paşa bu işden haberdâr olup Hüseyin Ağa'yı huzûruna çağırup müsellimin ziyâfeti başına oturdup vâfir dil-nüvâzlıklar edüp Hüseyin Ağa gâyet memnûn oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 16b ·
metinde göster ·
… yüz devletden devlete düşmüş bir kal‘a-i ibret-nümâdır kim diller ile ta‘bîr ve
kalemler
ile tahrîr olunmaz, lâkin istitâ‘ımız yetdiği mertebe bir şemme ta‘rîf ü tavsîf …
İbtidâ bânîsi Salsal-ı Konman'dır. Anın zamânında bu kal‘anın ismi Pirgaz-ı Konman idi. Pürgaz, lisân-ı Yunan'da kal‘aya derler. Konman Salsal kralın lakabıdır. Bu kal‘anın şarkî tarafı Karadeniz kenârında Kamerü'l-kum tılsımâtı olmağile Âl-i Cengiziyân'dan bu kal‘a altında niçe kerre yüz bin âdem mürd ve kimi hürr-i şehîd olmuşdur. Ve niçe yüz devletden devlete düşmüş bir kal‘a-i ibret-nümâdır kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmaz, lâkin istitâ‘ımız yetdiği mertebe bir şemme ta‘rîf ü tavsîfine cür’et edelim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 35a ·
metinde göster ·
Ve kal‘a-i Vârat etrâflarında itâ‘at etmeyen nevâhîleri nehb u gâret ve âlân u tâlân etmek içün cümle asâkir-i İslâma kol kol fermânlar verilüp birkaç günde ol kadar mâl-ı firâvân [u] bî-pâyân alınmışdır kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmaz. Hattâ asâkir-i İslâm-ı nusret-encâmdan kanûn-ı Hazret-i Ömer üzre pencik nâmında alınan üsârâlardan iki yüz kîse mâl hâsıl oldu ve yedi yüz aded mahbûb u mahbûbe duhter-i nâ-şüküfte ve dilber-i mûğpiçe mîrî içün alındı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 126a ·
metinde göster ·
… erler eylemişdir ve bir bezzâzistânı var kim binâsının vasfında diller kâsır ve
kalemler
kâsirdir. Hemân gûyâ iki başı demir kapulu kubâblar ile mebnî bir kal‘a-i kavîd …
Ve şiddet-i hârda cümle bâzârı gûyâ serdâb-ı Bağdâd'dır, zîrâ cümle sûkları Bursa ve Haleb gibi serâpâ kab kemerler eylemişdir ve bir bezzâzistânı var kim binâsının vasfında diller kâsır ve kalemler kâsirdir. Hemân gûyâ iki başı demir kapulu kubâblar ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir. Cümle hâcegîleri her bâr müsâfirîne buhûr yakup gülâb nisâr eder. Bunda dahi misk ve ribâb ve anber ve amber-i ham ve kâzî ve kâfûr ve sünbül-i Hindî ve sünbül-i Hıtâyî râyihasından âdemin demâğı şıkka olur. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 171a ·
metinde göster ·
… u yer sarây-ı ibret-nümâ-yı musanna‘ idi kim ta‘rîf ü tavsîfinde lisân kâsır ve
kalemler
kâsir idi. Bu sarây-ı behişt-âsâyı ân-ı vâhidde yağmâ ve alan u tâlâncılar ıhrâ …
Bu yer sarây-ı ibret-nümâ-yı musanna‘ idi kim ta‘rîf ü tavsîfinde lisân kâsır ve kalemler kâsir idi. Bu sarây-ı behişt-âsâyı ân-ı vâhidde yağmâ ve alan u tâlâncılar ıhrâk bi'n-nâr edüp hâke berâber etdiler, ammâ bu cây-ı çemenzârda cümle iş erleri bir yere gelüp ve Arapça fehvâsınca müşâvere olunup kal‘a-i Vaşarheld deresinde küffârın isyân [u] tuğyânı olması sebebiyle ol câniblere gitmek mümkün olmayup yine semt-i şimâle sarp dağlar ve beller ve sa‘b yollar aşup 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 7b ·
metinde göster ·
… r engüşt ber-dehen etmeleri mukarrerdir. Ve haremi evsâfında diller bî-zebân ve
kalemler
tahrîr etmede âciz ü fürûmândır.
Hattâ üstâd bennâ bu câmi‘ üzre bir tarza la‘l-gûn kiremit döşemiş kim üç bin yıldan berü sâbite olup görenler engüşt ber-dehen etmeleri mukarrerdir. Ve haremi evsâfında diller bî-zebân ve kalemler tahrîr etmede âciz ü fürûmândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 67b ·
metinde göster ·
… ile kal‘a-i Budin'e girince görse kim bir kal‘a bu âmmâ gözler görmüş değil ve
kalemler
tahrîr etmiş değil. Derûn-ı hisâra girince görse kim cemî‘i çârsû-yı bâzârı kat …
Andan Süleymân Hân ertesi gün alay-ı azîm ile kal‘a-i Budin'e girince görse kim bir kal‘a bu âmmâ gözler görmüş değil ve kalemler tahrîr etmiş değil. Derûn-ı hisâra girince görse kim cemî‘i çârsû-yı bâzârı kat-ender-kat hâneleri cümle zer-ender-zer ve musanna‘ ve murassa‘-vâr hâne-i küffâr, ammâ cümle müzeyyen ve münakkaş ve dâr-ı hâksâr ve cemî‘i sokakları ruhâm u püsûs-kâr ruhâm-ı fağfûr-vâr şâhrâhları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 74a ·
metinde göster ·
… l kadar sîm ü zerrîn âvânî eşyâ-yı zî-kıymetler alındı kim diller ile ta‘bîr ve
kalemler
[ile] tahrîr olmaz deyü nakl etdiler.
Hüsn-i cemâl sâhibi kızlar ve pençe-i âfitâb-ı mehtâb gulâmlar alındı, zîrâ küffâr askeri arabalarıyla cümle ehl [ü] iyâllerin bile getirüp ol kadar çârpâ makûlesi devâbbât ve ol kadar sîm ü zerrîn âvânî eşyâ-yı zî-kıymetler alındı kim diller ile ta‘bîr ve kalemler [ile] tahrîr olmaz deyü nakl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 75b ·
metinde göster ·
… a gidüp gelince bir mihrâb ve bir minber etmiş kim bu dahi diller ile ta‘bîr ve
kalemler
[ile] tahrîr olunmadan ârî Gâzî Mi‘mâr Sinân kârı bir kıble-i erbâb-ı hâcât ve …
"İnşâallâh Ta‘âla pâdişâhımın himmet-i aliyyesi ile bir mihrâb ve bir minber ve bir mahâfil-i mü’ezzinân ve bir kürsî-i vâ‘iz ü nâsıhân edeyim ki seyyâhân-ı cihân-bân görmemiş olalar" deyüp Süleymân Hân Ustolni-Belgrad gazâsına gidüp gelince bir mihrâb ve bir minber etmiş kim bu dahi diller ile ta‘bîr ve kalemler [ile] tahrîr olunmadan ârî Gâzî Mi‘mâr Sinân kârı bir kıble-i erbâb-ı hâcât ve bir minber-i kân-ı münâcâtdır kim hâlâ âyîn-i Muhammedî edecek makâm-ı ma‘bedgâh-ı müslimîndir, ammâ Koca Mi‘mâr Sinân pâdişâhlara mahsûs bir mahfel-i münîf eylemiş kim bu dahi makdûr-ı beşer değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 95a ·
metinde göster ·
… erâperde içre bir ziyâfet-i azîme-i vâfire olmuşdur kim vasfında lisân kâsır ve
kalemler
kâsirdir, ammâ serâperde taşrasındaki ziyâfet Boğdan ve Eflak beğine ve cümle T …
Ba‘dehu Hânzâde'ye ve Erdel kralına ve Kırım a‘yânlarına serâperde içre bir ziyâfet-i azîme-i vâfire olmuşdur kim vasfında lisân kâsır ve kalemler kâsirdir, ammâ serâperde taşrasındaki ziyâfet Boğdan ve Eflak beğine ve cümle Tatar'a ve cümle küffâra bir ziyâfet-i azîm olmuşdur kim cemî‘i Âl-i Osmân askeri de def‘-i cû‘ edüp hamd [ü] senâ etdiler. 114a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 113b–114a ·
metinde göster ·
… a bu varoş-ı azîmi bir kal‘a-i metîn içine almışlardır kim diller ile ta‘bîr ve
kalemler
ile tahrîr olunmaz. Evvelâ,
Ve hatta sene 1068 târîhinde Köpürlü Mehemmed Paşa vezîr-i a‘zam iken bu Egre kal‘asının varoş-ı azîmin kal‘a içine almak içün kânûn-ı kadîm-i Fâtih Mehemmed Hân-ı Sâlis üzre on iki bin çerâhor re‘âyâlar ve yedi sancak paşaları ve yedi sancağın cümle re‘âyâları me’kûlât [u] meşrûbâtların arabalara tahmîl edüp üç yılda bu varoş-ı azîmi bir kal‘a-i metîn içine almışlardır kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmaz. Evvelâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 37b ·
metinde göster ·
… tebraklar ve refref nâm burâklar ve cemî‘i melâ’ikeler ve arş u kürsî ve levh u
kalemler
ile bir cennet göstermiş kim hakkâ Freng tasvîre geldikde Hind ü Acem'e gâlibdi …
Ammâ bu Nemse kralının taht-ı nâ-bahtı olan bu Beç içindeki İstifani kenîsesinde bu gûne cennet tasvîri var kim âdem gördükde rûh teslîm edüp âye[t] sûre-i (---)Arapça deyüp dâhil-i cinân olacağı gelir ve cennet-i Adn-i berîni ve cennet-i Firdevs'i ve cennet-i Illiyyîn'i ve cennet-i Sidre'yi ve cennet-i Me’vâ'yı ve cennet-i (---) bu cennetleri bir küşâde yerde kat-ender-kat kasr-ı İrem cinânlar ile ve gûnâ-gûn enhâr-ı azîmler ile ve havz-ı kevserler ile memlû bâğlar ve bâğçeler ve hûrî vü gılmânlar ile ve niçe bin gûne burâk ve sündüs istebraklar ve refref nâm burâklar ve cemî‘i melâ’ikeler ve arş u kürsî ve levh u kalemler ile bir cennet göstermiş kim hakkâ Freng tasvîre geldikde Hind ü Acem'e gâlibdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 60b ·
metinde göster ·
… . Bunda kralın bir kal‘a-misâl dîvârlı bâğ-ı İremi var kim diller ile ta‘bîr ve
kalemler
ile tahrîr olunmaz.
Cümle üç bin kadar gûnâ-gûn sırçalı kiremit örtülü bâğ ve bâğçeli ve çârsû-yı bâzârlı müzeyyen şehirdir. Bunda kralın bir kal‘a-misâl dîvârlı bâğ-ı İremi var kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 73b ·
metinde göster ·
… -i semâda ol kadar savaş-ı perhâş uğraş olmuşdur kim ne diller ile ta‘bîr ve ne
kalemler
ile tahrîr olmayup ol gece gıriv [ü] feryâd ve ra‘d [u] berk sayhasından ve hav …
El-hâsıl ol gece iki kavim oburlarının tâ horoslar ötmeğe başlayınca seyr [ü] temâşâların edüp evc-i semâda ol kadar savaş-ı perhâş uğraş olmuşdur kim ne diller ile ta‘bîr ve ne kalemler ile tahrîr olmayup ol gece gıriv [ü] feryâd ve ra‘d [u] berk sayhasından ve havf [ü] haşyet ve dehşetimizden aslâ gözümüze hâb-ı râhat girmeyüp horoslar ötdükden sonra cümle câdûlar târumâr olup gâ’ib olurken bir kütürdü dahi kopup gökde[n] yere ve orman [ve] dağlara azîm şeyler düşdü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 151b ·
metinde göster ·
… ûn-)vâr minâre-i serâmedleri var kim her bir câmi‘in vasfında lisânlar kâsır ve
kalemler
kâsirdir. Hattâ bu hakîr bir câmi‘in kapusu önünden güzer ederken kapusuna naza …
Ve bu şehir dest-i İslâm'da iken bunda olan gûnâ-gûn musanna‘ câmi‘ler var kim diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz. Gûnâ-gûn sırçalar ile murassa‘-var binâ olunmuş serv-i sehî-(gûn-)vâr minâre-i serâmedleri var kim her bir câmi‘in vasfında lisânlar kâsır ve kalemler kâsirdir. Hattâ bu hakîr bir câmi‘in kapusu önünden güzer ederken kapusuna nazar etdim, gûyâ niçe yüz bin ahcârât-ı zî-kıymetler ile mebnî bir derveze-i âlîdir kim im‘ân-ı nazar ile nazar edenin merdüm-i dîdeleri hîrelenir. Gûyâ şehr-i Sivas'da Kılıçarslan Şâh medresesi bâbına müşâbihdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 171b ·
metinde göster ·
… rih ve müzeyyen bir câmi‘-i pür-envârdır kim vasfında lisân kâsır ve midhatinde
kalemler
kâsirdir.
Ve bu aşağı kal‘a cümle beş mihrâbdır. Cümleden mükellef ü mükemmel ve ma‘mûr cemâ‘at-i kesîreli câmi‘-i selâtîn-misâl rusâs-ı hâs-ı nîlgûn kurşum ile kubâbları mestûr ve ma‘mûr kârgîr kubâblı ve serâmed mevzûn 216b minâre-i musanna‘lı Sultân Süleymân Hân vüzerâlarından makbûl iken maktûl olan gâzî ve şehîd İbrâhîm Paşa câmi‘i bir vâcibü's-seyr rûşen binâ-yı garrâ musanna‘ ve zîbâ ve dilküşâ ve müferrih ve müzeyyen bir câmi‘-i pür-envârdır kim vasfında lisân kâsır ve midhatinde kalemler kâsirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 216a–216b ·
metinde göster ·
… vvâre kadehleri ve şâzrevân lüleleri var kim bunun dahi vasfında lisân kâsır ve
kalemler
kâsirdir. Ve dahi bu câmi‘in taşra yan soffalarında tokuz aded sütûn-ı mücellâl …
Ve bu câmi‘in haremindeki âbdesthâne havzı içinde biri biri içre kat-ender-kat beyâz mermer-i hâmdan üç kat ve her katında tabaka tabaka fıskiyye ve fevvâre kadehleri ve şâzrevân lüleleri var kim bunun dahi vasfında lisân kâsır ve kalemler kâsirdir. Ve dahi bu câmi‘in taşra yan soffalarında tokuz aded sütûn-ı mücellâları var kim her biri birer Rûm harâcı değer amûd-ı musaykallardır. Ve kıble kapusu üzre terkîm olan târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 225b ·
metinde göster ·
El-hâsıl midhatinde lisân kâsır ve kalemler kâsirdir. Lâkin kubbe-i ser-nigûnu kurşum örtülü değildir. Küffâr zamânında kâr-ı kadîm bir gûne çâr-kûşe kiremit örtülüdür kim bu dahi bir vâcibü's-seyr musanna‘ kiremitdir. Hattâ Ayasofya-i İslâmbol kubbesi Hazret-i Risâlet-penâh sa‘âdetle mâh-ı Rebî‘u'l-evvel'in on ikinci isneyn gecesi Emîne Hâtûn rahminden dünyâya kadem basdıkda ol kubbe münhedim oldukda bu Selânik Ayasofya kubbesi ve bu Hortaç Sultân câmi‘i kubbesi dahi münhedim olup yine ta‘mîr ü termîm etdikleri alâmetleri kubbenin kıble tarafında amâr olan yerleri âşikâredir. Cemî‘i Rûm tevârîhlerinde Büyük Kostantin-ipol'un anası Hellana karı bu Hortaç Sultân câmi‘in binâ edüp sonra Kuds-i Şerîf'de keferelerin bilâ-teşbîh ka‘besi olan Kumâme-i gumâme deyrini binâ etmişdir deyü yazmışlardır, ya‘nî tâ bu mertebe ma‘bedgâh-ı kadîmdir kim kapusu üzre tahrîr olunan târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 226a ·
metinde göster ·
… btelâ ise de halâs olur. Gâyet nâfi‘ sudur. El-hâsıl bu câmi‘in midhatinde dahi
kalemler
batıydır.
Ve bu câmi‘ içinde bir âb-ı hayât kuyusu var. Isıtmalı âdem içse istifrâğ edüp suyunda gasl etse bi-emrillâhi te‘âlâ hummâ-yı muhrıkaya mübtelâ ise de halâs olur. Gâyet nâfi‘ sudur. El-hâsıl bu câmi‘in midhatinde dahi kalemler batıydır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 226a ·
metinde göster ·
Hulâsa-i kelâm bu kayanın ve bu deyrin vasfı diller ile ta‘bîr ve
kalemler
ile tahrîr olmaz. Bu kevn-i atlâsda bu kûh-ı serbülend dahi bir temâşâgâhdır, a …
Hulâsa-i kelâm bu kayanın ve bu deyrin vasfı diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olmaz. Bu kevn-i atlâsda bu kûh-ı serbülend dahi bir temâşâgâhdır, ammâ urûc [u] nüzûlü gâyet mahûf u muhâtaradır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 241a ·
metinde göster ·
… evsâfların mâ-vaka‘ı üzre ta‘rîf ü tavsîf eylesek midhatinde lisânlar kâsır ve
kalemler
kâsirdir. Ve tatvîl-i kelâm olur deyü ale'l-ihtisâr tahrîr etdik.
El-hâsıl bu germâ-germ cem‘iyyet-i kübrânın kırk gün kırk gecede olan sürûr, şâdımân-ı hây hûyu evsâfların mâ-vaka‘ı üzre ta‘rîf ü tavsîf eylesek midhatinde lisânlar kâsır ve kalemler kâsirdir. Ve tatvîl-i kelâm olur deyü ale'l-ihtisâr tahrîr etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 242b ·
metinde göster ·
kâsirdir. Ve bu câmi‘in rûy-ı dîvârlarında olan beyâz mücellâ mermer taşların h …
Ve mihrâb u minberinin vasfında lisân kâsır ve kalemler kâsirdir. Ve bu câmi‘in rûy-ı dîvârlarında olan beyâz mücellâ mermer taşların her biri fîl cüssesi kadar vardır. Hikmet, garâ’ib bunda kim bir âdem her ne kadar ilm-i mi‘mârîde üstâd-ı kâmil ve mahâret sâhibi olsa ol taşların birbirlerine imtizâcların fark edemez. Gûyâ yek-pâre kırk arşın kaddi bir dîvâr-ı bâlâ sanırsın. Ve eyle mücellâ ve muşa‘şa‘ dîvârdır kim ber-hevâ bir [ze]rre ve bir şemmecik uçsa ol dîvârda nümâ[yâ]ndır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 252b ·
metinde göster ·
… ve ibrîşim hâlîçeleri ve e’imme ve hutebâlarının vasıflarında lisânlar kâsır ve
kalemler
kâsirdir.
Ve bu câmi‘in mihrâb [ü] minberi ve gûnâ-gûn âvîze-i musanna‘ları ve ibrîşim hâlîçeleri ve e’imme ve hutebâlarının vasıflarında lisânlar kâsır ve kalemler kâsirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 313b ·
metinde göster ·
… subaşılar bir ordu-yı bâzâr yerleri tertîb etdiler kim vasfında lisân kâsır ve
kalemler
kâsirdir.
Bu şehrin sahrâsında cemî‘i hayme [vü] hargâhlar[la] Serdâr-ı ekrem Alî Paşa-yı muhterem meks edüp cemî‘i asâkir-i İslâm cem‘ olmasına muntazır olup niçe günler zevk u safâlar eyleyüp niçe bin gûne tedârikler görülüp günden güne asâkir-i İslâm deryâ-misâl cem‘ olup bir ay Mizistre hayme vü hargâh [u] bâr [u] büngâhlar ile lâlezâr-misâl zeyn olup ibtidâ ordu-yı İslâm yerinde subaşılar bir ordu-yı bâzâr yerleri tertîb etdiler kim vasfında lisân kâsır ve kalemler kâsirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 332a ·
metinde göster ·