"Azak câniblerinde cüyûş-ı muvahhidînden Tatar-ı sabâ-reftâr askeri muztaribü'l-hâl olmağile Hazret'in himâyesinde olan bu İslâmbol'a gelüp andan Tatar Hân'a imdâda gideriz. Şimdi Hazret-i Risâlet dahi imâm Hasan ve imâm Hüseyin ve on iki imâmlar ile ve bizden gayrı Aşere-i Mübeşşere ile gelüp sabâh namâzının sünnetin edâ edüp sana kâmet eyle deyü işâret buyururlar; sen dahi savt-ı a‘lâ ile ikâmet-i tekbîr edüp ba‘de's-selâm Âyetü'l-kürsî'yi tilâvet eyle, Bilâl Sübhanallâh desin, sen Elhamdü lillâh, Bilâl Allâhu ekber desin, sen âmîn âmîn de. Ve cümle cema‘ât ale'l-umûm tevhîd ederiz. Ba‘dehu sen Ve salli alâ cemî‘i'l-enbiyâi ve'l-mürselîn ve'l-hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn deyüp kalk, hemân mihrâbda Hazret-i Risâlet otururken dest-i şerîfin bûs edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 7a ·
metinde göster ·
"Ey garîb müslim abdullâhlar hemân {cümleniz} sağ iken
kalkın
yohsa sizi Îsâ uğruna cümle kırup ölen serdârınızı bulup âteşe yakarız" deyü ha …
"Ey garîb müslim abdullâhlar hemân {cümleniz} sağ iken kalkın yohsa sizi Îsâ uğruna cümle kırup ölen serdârınızı bulup âteşe yakarız" deyü haber gönderdiler. Asker-i İslâm dahi "Siz serdârımızın ölüsün âteşe yakarsanız biz sizin esîrlerinizden yüz bin üsârâları ve sene-i sâbıkda halîfemiz yanında rehin olan kıralzâdeniz âteşe göyündürürüz" deyü haber gönderdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 20b ·
metinde göster ·
… den Tatar askeri Yıldırım Hân'ın başına üşüp Timur huzûruna getirüp Timur ayağa
kalkup
ikisi bir seccâde üzre oturup bal ve yoğurd tenâvül edüp esnâ-yı kelâmda Timur, …
Âhir bi-emrillâh, altında iş görmemiş at kalup Yıldırım Hân atından tekerlenüp kıyâma gelmeden Tatar askeri Yıldırım Hân'ın başına üşüp Timur huzûruna getirüp Timur ayağa kalkup ikisi bir seccâde üzre oturup bal ve yoğurd tenâvül edüp esnâ-yı kelâmda Timur, Yıldırım Hân'dan su’âl eder kim;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 24a ·
metinde göster ·
Ammâ Ebü'l-feth Gâzî Ayasofya ismiyle müsemmâ kenîseyi temâşâ etdükde gördü kim bu makâm bir binâ-yı azîm ve bünyân-ı metîn-i kadîmdir ki mühendis-i hired [u] hurdedân ve mi‘mâr Ağnados nâm tab‘-ı selîm [u] sâhib-iz‘ân bu binânın metâneti erkânında hayrân ve bu bünyânın tarh-ı esâs ve ref‘-i kubbesin gören vâlih [ü] ser-gerdân olur. Hemân Gâzî Mehemmed Hân bu mâ‘bed-i kadîmi telvîsât [u] müzahrafât-ı hûn-ı keşîşândan ve esnâm [u] evsândan derûn-ı deyri tathîr edüp niçe bin yerde amberdânlar ve micmerdânlar ile ûd [u] amberler yakup câmi‘ içre guzât-ı müslimînin demâğları mu‘attar olup ân-ı sâ‘atde bir müfîd ü muhtasar mihrâb ü minber ve mahfil ü minâre ile ol makâm-ı behişt-irtisâmı ibret-nümâ-yı huld-ı berîn bir câmi‘-i müslimîn edüp ibtidâ yevm-i cum‘ada cemî‘i guzât-ı müslimîn hâzır olup salâlar kırâ’at olunup mü’ezzinân Arapça âyetin savt-ı hazîn ile âgâze edince hemân Akşems[eddîn] ve Kara Şemseddîn hazretleri kalkup Sultân Mehemmed'in koltuğuna girüp Akşemseddîn imâmesin Ebü'l-feth'in ser-i sa‘âdetine geydirip imâmesi üzre bir ablak turna teli sokup ve eline bir uryân kılıç verüp sağ tarafında Akşemseddîn, sol tarafında Kara Şemseddîn ta‘zîm [u] tekrîm ile Mehemmed Hân'ı minbere çıkarup dâvûdî bülend âvâz ile Elhamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn deyince cümle guzât-ı müslimîne bir hâlet el verüp bir gırîv ü feryâd-ı şâdumânî etdiler. Kâ‘ide-i uslûb-ı hatîb üzre hutbeyi edâ edüp nüzûl etdükde teberrüken ve teyemmünen Akşemseddîn hazretleri Sultân Mehemmed Hân'dan me’zûn olup imâmet etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 30b ·
metinde göster ·
… işâha ve dîn-i mübîne hayr du‘â etdiler. Hemân Akşemseddîn hazretleri ayağ üzre
kalkup
eydir:
Karaman semtinde üç yüz sarây-ı âlîyi ulemâya, yüz altmış iki sarây yeniçerilere, yetmiş sarây yetmiş vezîre ve yedi sarây yedi kubbe vezîrine, ve'l-hâsıl bu tertîb üzre nefs-i İslâmbol içre olan imâretleri cümle gazâda hâzır olanlara tevzî‘ olunup guzât dahi Fransa kıralının mukaddemâ zikri münâsebetiyle sebkat eden kıralın kızın pâdişâha verüp iskât-ı hak etdiler. Ve pâdişâha ve dîn-i mübîne hayr du‘â etdiler. Hemân Akşemseddîn hazretleri ayağ üzre kalkup eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 31a ·
metinde göster ·
… hayrete düşüp hicâbından cümle vücûdu fıska fıska şişüp iki üç kerre ayağ üzre
kalkup
cânib-i erba‘aya nigerân edüp 37b görse kim bir âdem deryâsı içre gark olmuş …
"Bire hay meded hâlim nice olur" deyü âlem-i hayrete düşüp hicâbından cümle vücûdu fıska fıska şişüp iki üç kerre ayağ üzre kalkup cânib-i erba‘aya nigerân edüp 37b görse kim bir âdem deryâsı içre gark olmuş bir tarafa bir kadem atmağa mümkün değil, zîrâ tekâzâ ol mertebede kim bir kadem atsa kazıyye ma‘lûm. Hemân Gülâbî Ağa, şeyh Yahyâ Efendi'ye teveccüh-i tâm ile nazar edüp derûn-ı dilden bir imdâd taleb edüp yine merkezinde oturduğu yer Kırklar makâmı idiği hâtırına hutûr edüp;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 37a–37b ·
metinde göster ·
bir hücreyi küşâde kılup içeriden otuz sekiz gûne âlât-ı silâh çıkarup otuz sek …
"Emr-i Hak ile me’mûr olduğunuz işleriniz görün" deyü fermân etdükde hemân mezkûr sipâhdan yeniçeri sûretine giren âdem ayağ üzre kalkup bir hücreyi küşâde kılup içeriden otuz sekiz gûne âlât-ı silâh çıkarup otuz sekiz âdemin önüne birer âlât-ı silâh koyup kendi önüne yeniçeri bir leğen içre su koyup yerinde herkes karâr eder. Hemân Gülâbî Ağa,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 38a ·
metinde göster ·
Ammâ bu Husrev Paşa lalan Âsitâne-i sa‘âdet'den fermân-ı pâdişâhîyle Tokat'dan kalkup üzerime geldikde çaşıtlarım rûz-merre gelüp cümle menâzillerde adl [ü] adâletin ve zabt [u] rabtın ve aşkıyâya amân vermeyüp katl edüp asker-i Abdülmü’min gibi geldiğin istimâ‘ edüp bildim ki bu merd-i kâmildir, günden güne mehâbet [ü] salâbeti yâd olundukda derûnuma bir bîm [u] ru‘b hâsıl oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 66a ·
metinde göster ·
Develi Karahisâr dağları'nda giderken bir kepş-i vahşîyi görüp üzerine berk-i h …
Hattâ Bağdâd-ı behişt-âbâd'a giderken Kayseriyye'den kalkup Develi Karahisâr dağları'nda giderken bir kepş-i vahşîyi görüp üzerine berk-i hâtif gibi at sürüp dest-i şerîflerinde olan nîze-i Kirmânîden nişân verir bir hişt-i ipşîrî ile ol kepşe yetişüp hâh-nâ-hâh kepş-i ma‘hûdu hişt ile urdukda hayyât sûzeni harîrden güzer eder gibi perrân geçüp şâhin-vâr şikârın alup kurbân etdi. Ve cümle vüzerâya ol kurbândan hisse verdi. Cümle asker ol yalçın dağlara at bırağup urûc etdiğin görüp engüşt ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân kaldılar. Hakkâ ki pehlivânlıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 71b ·
metinde göster ·
Evsâf-ı diğer: Bir kerre bir cirid peykânı ile tokuz kat incîr kökünden Arnavud
kalkanın
def‘a-i vâhidde zerk edüp iki karış güzer edüp yalman gösterüp Mısır dîvânına g …
Evsâf-ı diğer: Bir kerre bir cirid peykânı ile tokuz kat incîr kökünden Arnavud kalkanın def‘a-i vâhidde zerk edüp iki karış güzer edüp yalman gösterüp Mısır dîvânına gönderdi. Hâlâ Mısır'ın Gavrî dîvânhânesinde maslûbdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 72a ·
metinde göster ·
Diğer alâmet-i Murâd Hân: Bir kerre yine şecâ‘ati tamarları hareket edüp bir hişt-nîze ile on aded deve derileri ile müddakıl(?) Felemenk ve Nemse çâsârından gelme kalkanları elçinin önünde zerk edüp bilâ tereddüd güzer edüp Nemse çâsârı gönderdiği kalkanları {yine Nemse'ye} hedâyâ gönderdi. Hâlâ Beçkapusu'nun kemeri altında hişti ile maslûbdur kim hakîrin manzûru olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 72a ·
metinde göster ·
{yine Nemse'ye} hedâyâ gönderdi. Hâlâ Beçkapusu'nun kemeri altında hişti ile ma …
Diğer alâmet-i Murâd Hân: Bir kerre yine şecâ‘ati tamarları hareket edüp bir hişt-nîze ile on aded deve derileri ile müddakıl(?) Felemenk ve Nemse çâsârından gelme kalkanları elçinin önünde zerk edüp bilâ tereddüd güzer edüp Nemse çâsârı gönderdiği kalkanları {yine Nemse'ye} hedâyâ gönderdi. Hâlâ Beçkapusu'nun kemeri altında hişti ile maslûbdur kim hakîrin manzûru olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 72a ·
metinde göster ·
Alâmet-i gayr: Yine bir gün Nemse çâsârının hedâyâ gönderdiği
kalkanlardan
on aded kalkanı bir hışt ile zerk edüp üç karış güzer edüp Budin'de Mûsâ Paşa'y …
Alâmet-i gayr: Yine bir gün Nemse çâsârının hedâyâ gönderdiği kalkanlardan on aded kalkanı bir hışt ile zerk edüp üç karış güzer edüp Budin'de Mûsâ Paşa'ya gönderüp ol dahi Budin'in Beçkapusu'nun iç yüzünde atebe-i ulyâsı üzre maslûbdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 72a ·
metinde göster ·
… met-i gayr: Yine bir gün Nemse çâsârının hedâyâ gönderdiği kalkanlardan on aded
kalkanı
bir hışt ile zerk edüp üç karış güzer edüp Budin'de Mûsâ Paşa'ya gönderüp ol da …
Alâmet-i gayr: Yine bir gün Nemse çâsârının hedâyâ gönderdiği kalkanlardan on aded kalkanı bir hışt ile zerk edüp üç karış güzer edüp Budin'de Mûsâ Paşa'ya gönderüp ol dahi Budin'in Beçkapusu'nun iç yüzünde atebe-i ulyâsı üzre maslûbdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 72a ·
metinde göster ·
… gelüp Eflak beği Matey Voyvada dahi yüz bin asker ile Berkovişte nâm tahtından
kalkup
iki küffâr birbirine gelmede.
Sene (---) târîhinde Eflak beği Matey Voyvada ve Boğdan beği Lipul voyvada yigirmişer sene hükûmet edüp mâl-ı Kârûn'a mâlik olup iki kâfir birbirine hasm-ı kavî olup Boğdan beği Lipul Beğ bir kızını Kazak-ı âk hatmanı ihmilnic'e verüp yigirmi bin tüfeng-endâz kefere imdâdı gelüp Eflak beği Matey Voyvada dahi yüz bin asker ile Berkovişte nâm tahtından kalkup iki küffâr birbirine gelmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 77a ·
metinde göster ·
… ve bu kadar mâl-ı ganâyimle Serdâr İsmâ‘îl Paşa ordu-yı İslâma dâhil olup andan
kalkup
Udvarhel nâm kal‘a altında Betlen Gabor soyundan Apopi Mihal nâm fecere kıral n …
"Kıralımız Kemen Yanoş Kıraldan hoşnûduz, bir gayrı kıral istemeziz" deyü cevâb edüp Zolomioğlun kıral etmeğe vermeyüp Hüseyin Paşa hazretleri yine Tise nehrin yüz bin renc [ü] anâ ile beri cânibe ubûr edüp Serdâr Alî Paşa Tise kenârından avdet edüp İsmâ‘îl Paşa'yı Seykel vilâyetine serdâr edüp Seykel boğazında ceng-i azîm ile tabur feth olup sahrâ-yı Seykel'de cümle küffâr evli evinde âsûde-hâl dururlarken niçe bin kâfir katl olup on yedi bin esîr ve bu kadar mâl-ı ganâyimle Serdâr İsmâ‘îl Paşa ordu-yı İslâma dâhil olup andan kalkup Udvarhel nâm kal‘a altında Betlen Gabor soyundan Apopi Mihal nâm fecere kıral nasb edüp re‘âyâ- zemînde bâkî kalan üç sene hazîneden iki bin kîse tahsîl edüp Sibin kal‘ası nâm Saz Macarı kal‘ası altına meks etdiğimiz sene (---) târîhinin (---) günü idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 86a ·
metinde göster ·
… nce bi-emrillâh nutk-ı dürer-bârları vücûd bulup İslâmbol içinden cemî‘i leylek
kalkup
gayrı kurâ ve kasabâtlara giderler. İlâ hâze'l-ân İslâmbol'da leylek sâkin olma …
"Bire var hey tuyûr İslâmbol'dan taşra feryâd eyle" deyince bi-emrillâh nutk-ı dürer-bârları vücûd bulup İslâmbol içinden cemî‘i leylek kalkup gayrı kurâ ve kasabâtlara giderler. İlâ hâze'l-ân İslâmbol'da leylek sâkin olmak değil dam u bâm üzre bir ferd [ü] merd görmüş değildir. Bu mezkûr Kazancılar câmi‘i eyle bir nefes sâhibi ulu sultânın binâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 88b ·
metinde göster ·
… ürûr etmiş âdemi gördükde "Fülân kadının oğlu fülân çebu hoş geldin" deyü ayağa
kalkup
sıçrayup reftâr ederdi. Koynu ve koltuğu mâl-â-mâl koyun ve sığır ve keçi ve ku …
"Şalla Ka‘be'ye gidesin Ahmed çebu, şalla Ka‘be'ye gidesin Mehemmed çebu" deyü söz atardı. Garâbet bunda kim ömründe görmediği âdemi görünce ism [ü] resmiyle fülân çebu deyü âşinâlık arz ederdi ve yigirmi sene mürûr etmiş âdemi gördükde "Fülân kadının oğlu fülân çebu hoş geldin" deyü ayağa kalkup sıçrayup reftâr ederdi. Koynu ve koltuğu mâl-â-mâl koyun ve sığır ve keçi ve kuzu ve karaca ve sığın ve ceyrân boynuzları ile mâl-â-mâl idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 114b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu kâlıb ocakları 131b kenârında iki tarafda kırkar ellişer koyun kurbânları âmâde olup cümle hâzırûn vüzerâ ve vükelâ ayağ üzre kalkup kârhâne du‘âcısı âmâde olup muvakkıt sâ‘atiyle ocakbaşına gelüp tuç deryâsı ağzın açmağa nîm sâ‘at kaldıkda haber edüp du‘âcı du‘âya âğâze edüp cümle {hâzırlar} hulûs-ı kalb ile âmîn deyüp herkes teveccüh-i tâm ile bükâ ederler. Zîrâ gâyet mahûf u muhâtara helâk yeridir kim niçe üstâd ve vüzerâ helâk olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 131a–131b ·
metinde göster ·
… ubâ marazıdır deyü eli ve ayağı dökülmüş âdemler ile bir yerde yiyüp içüp yatup
kalkarlar
. Hikmet-i Hudâ evlâd-ı evlâdları dahi olursa elbette kaşları ve kirpikleri olma …
Ve Tekye-i Miskînler, tarîk-i âm üzre şehir hâricinde bir tekyedir. Cümle miskînler anda sâkin olup nezerâtlar ile geçinirler. Şehir içre bir miskîn haber alsalar amân vermeyüp alup tekyelerine götürürler. İsterse a‘yân [u]143a eşrâf [u] kibâr olsun anı miskînler ellerinde olan hatt-ı şerîfleri ile alup miskînhâneye götürürler. Zîrâ dıyâr-ı Rûm'da cüzâm marazı sârîdir deyü şehir içre miskîn turmak memnû‘ olduğundan her şehir hâricinde başka miskînhâneler vardır. Kimse ile ihtilât etmeyüp başka sâkin olurlar. Ammâ Arabistân'ın Mısrında gâyet cüzâm âdem çokdur. Kubâ marazıdır deyü eli ve ayağı dökülmüş âdemler ile bir yerde yiyüp içüp yatup kalkarlar. Hikmet-i Hudâ evlâd-ı evlâdları dahi olursa elbette kaşları ve kirpikleri olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 142b–143a ·
metinde göster ·
turna katârı cümle gemiler dizilüp Sarâyburnu'nda her gemi kırkar ve ellişer pâ …
Zîrâ bu Karamanlı Alî Paşa cümle Akdeniz kapudanlarına serdâr olup hazîne-i pâdişâhîden kendüye bir fânûs-ı cinân ve iki tuğ ve tabl [u] alem ihsân olunup Rodos pâyesiyle her sene yedi yüz pâre kalyonlara Mısır huccâcı ve tüccârın koyup mâh-ı Receb'de kiraz meltemi mevsiminde rûz-ı cum‘ada Beşiktaş'dan kalkup turna katârı cümle gemiler dizilüp Sarâyburnu'nda her gemi kırkar ve ellişer pâre top atup şâdumânlar edüp gülbâng-i Muhammedî çekerek Hudâ âsân edüp Mısır'a gidüp altı aydan yine İslâmbol'a şeker ve kettân ve kına ve pirinc ve mercimek ve gûnâ-gûn me’kûlât [ü] meşrûbât makûlesi getirüp İslâmbol'u ganîmet ederlerdi. Ve serdâr Karamanlı Alî Beğ dahi pâdişâha niçe yüz Habeşî tavâşîler ve Mısır kîseleri hedâyâlar getirirdi. Böyle bir serdâr-ı muhteşem olmağile yine ordu alayında andan ve ekmekcibaşıdan mu‘azzam u muhteşemâne alay yok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 165a ·
metinde göster ·
… hir oğlanları "a a‘ â, a a‘ â" deyü ulaşırlar. Anlar dahi "a a‘ â Çelepi pişmiş
kalkmış
şişmiş sülice(?) bağırsak yer misin?" derler, turfe kavmdir.
Esnâf-ı çevrenân-ı Ârnâbûdân: Dükkân (---), neferât 400, bunlar her bozahânede birer köşede tennûrları vardır. Dâ’imâ bozahâne erbâblarına ciğer ve kara talak ve böbrek ve pençeviş ve yürek ve şirden ve ciğer köftesi kebâbı pişirir kirli ve paslı nâ-pâk kavmdir. Ammâ garîb ü gurebâ ta‘âmıdır. Bunlar dahi seyishâneler üzre pençeviş ve karatavuk ya‘nî talak kebâbı pişirüp ubûr ederler. Gâyet mashara, mudhik Arnavudlardır. Bunlara şehir oğlanları "a a‘ â, a a‘ â" deyü ulaşırlar. Anlar dahi "a a‘ â Çelepi pişmiş kalkmış şişmiş sülice(?) bağırsak yer misin?" derler, turfe kavmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 170a ·
metinde göster ·
… i lezîz ta‘âmdır. Ammâ mâhîlerde uskumru ve pisi ve nîlûfer ve tekir [ve] kızıl
kalkan
balığına aşk olsun kim anı tamâm yiyen âdemden âdem çıkar eski balıkdır. Ammâ k …
Ve hâlis su zeytûn yağıyla midye pilâvı dahi lezîz ta‘âmdır. Ammâ mâhîlerde uskumru ve pisi ve nîlûfer ve tekir [ve] kızıl kalkan balığına aşk olsun kim anı tamâm yiyen âdemden âdem çıkar eski balıkdır. Ammâ kalaklı ve kulaklı kalkan ve kefal balığına dahi aşk olsun kim anın hakkında "Ekeltü's-semekete hattâ re’sihâ" derler. Hakîkat cümle mâhîlerin başları ve âdem balığının kertiği başı lezîzdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 175a ·
metinde göster ·
… n kim anı tamâm yiyen âdemden âdem çıkar eski balıkdır. Ammâ kalaklı ve kulaklı
kalkan
ve kefal balığına dahi aşk olsun kim anın hakkında "Ekeltü's-semekete hattâ re’ …
Ve hâlis su zeytûn yağıyla midye pilâvı dahi lezîz ta‘âmdır. Ammâ mâhîlerde uskumru ve pisi ve nîlûfer ve tekir [ve] kızıl kalkan balığına aşk olsun kim anı tamâm yiyen âdemden âdem çıkar eski balıkdır. Ammâ kalaklı ve kulaklı kalkan ve kefal balığına dahi aşk olsun kim anın hakkında "Ekeltü's-semekete hattâ re’sihâ" derler. Hakîkat cümle mâhîlerin başları ve âdem balığının kertiği başı lezîzdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 175a ·
metinde göster ·
… işler. Hakkâ yiyen doymasın kelâmı mü’essir olmuş, zîrâ bir adem ne kadar kızıl
kalkan
balığı yese doymaz. Zîrâ bir rûh-ı mücessemdir.
Esnâf-ı ağcıyân: Dükkân 70, neferât 300, bunların pîri Hazret-i (---). Kabri (---) medfûndur. Bunlar gûnâ-gûn torlar urup tahtırevânlar üzre dükkânlarına gerüp çengâl ve volta ve düzen ipleriyle kendülere düzen ederek "Avlayalım, avladalım" diyerek ubûr ederler. Ammâ bunların hakkında elsine-i nâsda "Ağ yapan onmasın, avlayan bitmesin, balık yiyen doymasın" demişler. Hakkâ yiyen doymasın kelâmı mü’essir olmuş, zîrâ bir adem ne kadar kızıl kalkan balığı yese doymaz. Zîrâ bir rûh-ı mücessemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 175a ·
metinde göster ·
Esnâf-ı kalkancıyân: Dükkân 10, neferât 30, bunların pîri Hazret-i Dâvûd'dur. Anların dest-i mübârekleri ile amel etdüği kalkan hâlâ Kudüs-i Şerîf'de Sahratullâh kubbesinin sol tarafında kubbe içre dîvârda maslûbdur. Pûlâd-ı Nahçıvânîden düzülmüş bir mücellâ kalkan-ı azîmdir. Efvâh-ı nâsda ana âyîne-i İskender derler ammâ galatdır, şuğl-ı Dâvûd Nebî olduğuna şübhe yokdur kim be-kavl-i Muhammed bin İshâk, Dâvûd Nebî zamânından vilâdet-i Resûlullâh'a gelince bin altı yüz sene olmuşdu. Vilâdetden zamânımızda Murâd Hân-ı Râbi‘e gelince bin toksan iki sene olmuşdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 181b ·
metinde göster ·
… 0, bunların pîri Hazret-i Dâvûd'dur. Anların dest-i mübârekleri ile amel etdüği
kalkan
hâlâ Kudüs-i Şerîf'de Sahratullâh kubbesinin sol tarafında kubbe içre dîvârda m …
Esnâf-ı kalkancıyân: Dükkân 10, neferât 30, bunların pîri Hazret-i Dâvûd'dur. Anların dest-i mübârekleri ile amel etdüği kalkan hâlâ Kudüs-i Şerîf'de Sahratullâh kubbesinin sol tarafında kubbe içre dîvârda maslûbdur. Pûlâd-ı Nahçıvânîden düzülmüş bir mücellâ kalkan-ı azîmdir. Efvâh-ı nâsda ana âyîne-i İskender derler ammâ galatdır, şuğl-ı Dâvûd Nebî olduğuna şübhe yokdur kim be-kavl-i Muhammed bin İshâk, Dâvûd Nebî zamânından vilâdet-i Resûlullâh'a gelince bin altı yüz sene olmuşdu. Vilâdetden zamânımızda Murâd Hân-ı Râbi‘e gelince bin toksan iki sene olmuşdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 181b ·
metinde göster ·
Esnâf-ı kalkancıyân: Dükkân 10, neferât 30, bunların pîri Hazret-i Dâvûd'dur. Anların dest-i mübârekleri ile amel etdüği kalkan hâlâ Kudüs-i Şerîf'de Sahratullâh kubbesinin sol tarafında kubbe içre dîvârda maslûbdur. Pûlâd-ı Nahçıvânîden düzülmüş bir mücellâ kalkan-ı azîmdir. Efvâh-ı nâsda ana âyîne-i İskender derler ammâ galatdır, şuğl-ı Dâvûd Nebî olduğuna şübhe yokdur kim be-kavl-i Muhammed bin İshâk, Dâvûd Nebî zamânından vilâdet-i Resûlullâh'a gelince bin altı yüz sene olmuşdu. Vilâdetden zamânımızda Murâd Hân-ı Râbi‘e gelince bin toksan iki sene olmuşdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 181b ·
metinde göster ·
… gelince iki bin altı yüz toksan sene olmuş olur kim bu Hazret-i Dâvûd'un pûlâd
kalkanın
cilâsına gird-i gubârdan bir zerre jeng isâbet etmeyüp nûr gibi berk urur. Anda …
Yekûn-ı kelâm Dâvûd Nebî'den tâ Murâd Hân'a gelince iki bin altı yüz toksan sene olmuş olur kim bu Hazret-i Dâvûd'un pûlâd kalkanın cilâsına gird-i gubârdan bir zerre jeng isâbet etmeyüp nûr gibi berk urur. Andan ma‘lûmdur mu‘cize-i Dâvûd Nebî kârı, kalkan-ı pûlâddır. Ol zamânlarda siper pûlâddan imiş. Hâlâ yine Mısır'da Berkûk Sultân ve Kayıtbay Sultân ve Gavrî Sultân hazînelerinde pûlâd kalkanlar vardır, hâlâ Mısır kulları alaylarda isti‘mâl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 181b ·
metinde göster ·
… g isâbet etmeyüp nûr gibi berk urur. Andan ma‘lûmdur mu‘cize-i Dâvûd Nebî kârı,
kalkan-ı
pûlâddır. Ol zamânlarda siper pûlâddan imiş. Hâlâ yine Mısır'da Berkûk Sultân v …
Yekûn-ı kelâm Dâvûd Nebî'den tâ Murâd Hân'a gelince iki bin altı yüz toksan sene olmuş olur kim bu Hazret-i Dâvûd'un pûlâd kalkanın cilâsına gird-i gubârdan bir zerre jeng isâbet etmeyüp nûr gibi berk urur. Andan ma‘lûmdur mu‘cize-i Dâvûd Nebî kârı, kalkan-ı pûlâddır. Ol zamânlarda siper pûlâddan imiş. Hâlâ yine Mısır'da Berkûk Sultân ve Kayıtbay Sultân ve Gavrî Sultân hazînelerinde pûlâd kalkanlar vardır, hâlâ Mısır kulları alaylarda isti‘mâl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 181b ·
metinde göster ·
… e Mısır'da Berkûk Sultân ve Kayıtbay Sultân ve Gavrî Sultân hazînelerinde pûlâd
kalkanlar
vardır, hâlâ Mısır kulları alaylarda isti‘mâl ederler.
Yekûn-ı kelâm Dâvûd Nebî'den tâ Murâd Hân'a gelince iki bin altı yüz toksan sene olmuş olur kim bu Hazret-i Dâvûd'un pûlâd kalkanın cilâsına gird-i gubârdan bir zerre jeng isâbet etmeyüp nûr gibi berk urur. Andan ma‘lûmdur mu‘cize-i Dâvûd Nebî kârı, kalkan-ı pûlâddır. Ol zamânlarda siper pûlâddan imiş. Hâlâ yine Mısır'da Berkûk Sultân ve Kayıtbay Sultân ve Gavrî Sultân hazînelerinde pûlâd kalkanlar vardır, hâlâ Mısır kulları alaylarda isti‘mâl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 181b ·
metinde göster ·
… e pîr olup tâ Hazret-i Alî hilâfetine dek Medîne-i Münevvere'de Sahâbe-i güzîne
kalkan
işleyüp kâr ederdi. Hazret-i Alî, Kûfe şehrinde Mülcem-i la‘în elinde şehîd old …
"Yâ Alî, Hasan Kattâl Gâzî'nin beline şed bağlayup pîr eyle" deyü buyurdular. Hazret-i Alî şed bağlayup Hasan Kattâl siper düzenlere pîr olup tâ Hazret-i Alî hilâfetine dek Medîne-i Münevvere'de Sahâbe-i güzîne kalkan işleyüp kâr ederdi. Hazret-i Alî, Kûfe şehrinde Mülcem-i la‘în elinde şehîd oldukdan sonra devlet-i Ashâb helc ü melc olup Hasan Kattâl, Âl-i Emeviyyûn'da Haleb'e hicret edüp anda siper düzerdi. Hâlâ anıniçün Haleb kalkanı Rûm, Arab u Acem'de meşhûrdur. Ba‘dehu siper düzenlerin pîri Hasan Kattâl hazretleri yüz yedi yaşında rıhlet edüp kabri Haleb'de, Şâm kapusu hâricinde handak kenârında bir kubbecikde medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 181b ·
metinde göster ·
… , Âl-i Emeviyyûn'da Haleb'e hicret edüp anda siper düzerdi. Hâlâ anıniçün Haleb
kalkanı
Rûm, Arab u Acem'de meşhûrdur. Ba‘dehu siper düzenlerin pîri Hasan Kattâl hazre …
"Yâ Alî, Hasan Kattâl Gâzî'nin beline şed bağlayup pîr eyle" deyü buyurdular. Hazret-i Alî şed bağlayup Hasan Kattâl siper düzenlere pîr olup tâ Hazret-i Alî hilâfetine dek Medîne-i Münevvere'de Sahâbe-i güzîne kalkan işleyüp kâr ederdi. Hazret-i Alî, Kûfe şehrinde Mülcem-i la‘în elinde şehîd oldukdan sonra devlet-i Ashâb helc ü melc olup Hasan Kattâl, Âl-i Emeviyyûn'da Haleb'e hicret edüp anda siper düzerdi. Hâlâ anıniçün Haleb kalkanı Rûm, Arab u Acem'de meşhûrdur. Ba‘dehu siper düzenlerin pîri Hasan Kattâl hazretleri yüz yedi yaşında rıhlet edüp kabri Haleb'de, Şâm kapusu hâricinde handak kenârında bir kubbecikde medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 181b ·
metinde göster ·
… si deprer yaylar ile saban demirlerine ve pûlâd-ı Nahşivânîlere ve tomruklar ve
kalkanlara
ve su ile dolu şîşeler ve asılı yanmış kandîllere ve âyînelere ok ile darb urup …
Bunların pîri dahi Sa‘d ibn Ebî Vakkâs'dır. Bunların alayda kârları çilesine bir sinek konsa çilesi deprer yaylar ile saban demirlerine ve pûlâd-ı Nahşivânîlere ve tomruklar ve kalkanlara ve su ile dolu şîşeler ve asılı yanmış kandîllere ve âyînelere ok ile darb urup delerek ubûr ederler. Bir fırkası dahi hilâl ile ve kaz yeleğiyle ve yazı kalemleri ve şükûfe karanfîller ile çimşîr ve ceviz tahtalarına darb urup güzer ederler. Bir zümresi dahi yeleksiz okları katı yay ile hevâya atup yine hevâdan önüne enüp elile oku dutup bu gûne itmâm bulmuş pehlivânlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 189b ·
metinde göster ·
… ri câmûs derilerindendir, her körüğü onar ruhbân çeküp bir körük enüp bir körük
kalkup
rûzgârları birer san‘at ile bu zeyn olan sâzların çarhlarına dokunup çalar. Ve …
{Der ta‘rîf-i sâz-ı erganûn:} Bu erganûn 300 aded rûzgâr düdüğü sâzlardır. Her deyrde birer mü’ezzin mahâfilleri üzre mezkûr sâzlar zeyn olup iki aded körükleri câmûs derilerindendir, her körüğü onar ruhbân çeküp bir körük enüp bir körük kalkup rûzgârları birer san‘at ile bu zeyn olan sâzların çarhlarına dokunup çalar. Ve ağızla çalınacak sâzlara yine körüklerin rîhları isâbet edüp çaldıkda her sâzın yine deliklerine güderiden parmak gibi şeyler deliklere basup usûl ile sadâ verir. Ammâ bu cümle üç yüz sâzların muharriki körüklerin rûzgârları ve zenbereke ve çarhlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 203a ·
metinde göster ·
… ından ol kadar kan akıdırdı kim âhir akıl dâ’iresinden çıkup bî-hûş sehel yatup
kalkdıkda
yine parmağından kan alâ-mele’i'n-nâs cereyân etmededir. Andan "Şimdi bir vâkı‘ …
Ve Mukallid Sûrnâ Ahmed Çelebi: Mezkûr Şengül Çelebi'nin bürâderidir. Ammâ bu dahi ferîd-i asr mukalliddir, her taklîdde pür-mahâretdir. Kendi tiryâkî olmağile kaçan tiryâkî taklîdi etse âdem {dem-}beste olup hayrân olur. Tiryâkî tütün doğrarken, elin bıçağile kesüp bir san‘at ile parmağından ol kadar kan akıdırdı kim âhir akıl dâ’iresinden çıkup bî-hûş sehel yatup kalkdıkda yine parmağından kan alâ-mele’i'n-nâs cereyân etmededir. Andan "Şimdi bir vâkı‘amda gördüm, senin bu kanın dinmek ihtimâli yokdur illâ bir dilber oğlan kanına yapışup alnına süre deyü şimdi vâkı‘amda gördüdüm" deyü bir tâze cüvâne parmağından akan kanıyla Sûrnâ'nın alnına bir elif çekerdi, derhâl kanı dinerdi. Bu esrâra bir pehlivân-ı sîmyâyî akıl erişdiremediler. Sûrnâ böyle bir mukallid pehlivân idi, hakkâ kim pehlivânlıkdır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 212a ·
metinde göster ·