… bâ esüp âdem hayât-ı ebed bulur. Ve hâbdan âdem bîdâr oldukda zinde vü pür-şevk
kalkar
. Sekiz rûzgârda dahi hevâsı hûbdur, anınçün püserânları cümle mahbûbdur.
Hevâsı ol kadar latîfdir kim vakt-i seherde bâd-ı sabâ esüp âdem hayât-ı ebed bulur. Ve hâbdan âdem bîdâr oldukda zinde vü pür-şevk kalkar. Sekiz rûzgârda dahi hevâsı hûbdur, anınçün püserânları cümle mahbûbdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 203b ·
metinde göster ·
… isi dünîme olmuş, kimisi mecrûhan dahi zî-rûh kâh düşer ve kâh debelenir ve kâh
kalkar
, zahm-ı cıda ve mızrak ve sünü ve hıştdan merhûm olmuş benî Âdem'in hisâbın Hud …
El-azametullah böyle mahalde Mustafâ Paşa askeri aç kurd gibi çöl pâdişâhı askeri içine girüp satûr-ı Muhammedî urmağa başlayınca bi-emr-i Hudâ bir ân kavm-i Urbân bir misvâra tahammül etmeyüp var kuvveti bâzûya getirüp yöğrük kısraklılar dem nefesin Aneh ve Seleme kal‘aları çölünde aldılar. Niçe bini Sincâr ve Mardin'e az vardılar, niçe bini kal‘a-i Hâtûniyye ve kal‘a-i Nasîbîn'e bî-nasîb vardılar, niçe yüzü seyf-i Muhammedî'den nasîbin aldılar. Bu meydân-ı ma‘rekeye Firârî Mustafâ Paşa askeriyle vardığımızda cümle asâkir-i Ervâm âlem-i hayretde kaldılar. Sahrâ-yı Tilhovar şecere ve kavak altı gibi benî Âdem'in leşi ile mâl-â-mâl olup kimisi dünîme olmuş, kimisi mecrûhan dahi zî-rûh kâh düşer ve kâh debelenir ve kâh kalkar, zahm-ı cıda ve mızrak ve sünü ve hıştdan merhûm olmuş benî Âdem'in hisâbın Hudâ bilür. Niçe bini zırh-ı zireh-külâhlı Urbânların zırhından mızrak güzer edüp mızrağıyla pâymâl ü rimâl olup yatar. Kavm-i Urbânda tüfeng olmamak ile ve Urbân şimşîr-bâz olmamak ile cümlesi mızrak ve akve nâm hançer zahmından helâk olmuşlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 216b ·
metinde göster ·
… ekerlenüp dam u bâmdan uçan âdemleri sarup sarmalayup yedi günde ol herîf ayağa
kalkar
. Hattâ bir gûne mumya-yı kânîsi vardır. Hurd olmuş âdem ol mumyadan tenâvül ets …
Cerrâhlıkda hod lâ-nazîrdir. Atdan tekerlenüp dam u bâmdan uçan âdemleri sarup sarmalayup yedi günde ol herîf ayağa kalkar. Hattâ bir gûne mumya-yı kânîsi vardır. Hurd olmuş âdem ol mumyadan tenâvül etse mumya-yı kemer-i İskender olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 227b ·
metinde göster ·
… a döndü.Tarafeynden kurşum bârân-ı la‘net gibi yağar. Halkın kimi düşer ve kimi
kalkar
ve kimi kalkmaz. Bu hâli görüp cân başıma sıçrayup ol yalçın kayalar içre hakîr …
Ne çâre hakîr at üzre kalup hicâbımdan gerü dönemeyüp gaflet ile Mahmûdî kavmi içinde kaldım. Allah âlim u dânâdır kim bir kerre başım dönüp gözüm karardı. Ba‘dehû cânım yerine gelüp havf [u] haşyetden berî olup gözlerim tas-ı pür-hûna döndü.Tarafeynden kurşum bârân-ı la‘net gibi yağar. Halkın kimi düşer ve kimi kalkar ve kimi kalkmaz. Bu hâli görüp cân başıma sıçrayup ol yalçın kayalar içre hakîr de alâ kadri'l-imkân bir hayli fârisü'l-hayllik edüp vâfirce fodullandık. Ammâ mukaddemâ kıyâmet başıma kopdu sandık. Andan gice ile giden niçe bin piyâdegân kavl-i karâr üzre atılan topların sadâsın istimâ‘ etdikleri gibi anlar dahi kal‘a-i Bitlîs'in şarkîsi tarafında Ayn-ı İskender deresi meterislerine Allah deyüp yürüyüş edüp çat-a-çat tüfengleşerek ol tarafı anlar dahi süzüp şehre koyuldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 269a ·
metinde göster ·
… ânlı tarafına sedd-i sedîdi ve intihâ-yı serhaddidir. Handakı üzre kapânlar ile
kalkar
tahta cisri vardır. Her gice cisri kaldırırlar ve her şeb kal‘adan kös ü nefîr …
Cümle dört bin askere mâlikdir. Dizçöken ağası hükmünde miftâhları olup cümle nigâhbâna hâkimdir. Yasavul ağası ve topcıyânı ve cebeciyânı vardır. Özdemiroğlu Osmân Paşa zamânından berü yedi bin şedde barûdu ve dörd kerre yüz bin güllesi ve cümle üç yüz on pâre sağîr ü kebîr topları vardır. Ammâ aşağı tabakada yetmiş aded balyemez topları var kim Erzurûm'da Tebrîz kapusundaki toplara mânend top-ı kûplardır. Zîrâ bu kal‘a Acem'in Osmânlı tarafına sedd-i sedîdi ve intihâ-yı serhaddidir. Handakı üzre kapânlar ile kalkar tahta cisri vardır. Her gice cisri kaldırırlar ve her şeb kal‘adan kös ü nefîr ve kerrenây u surnâ ve tabl u kudüm fasılları olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 294a ·
metinde göster ·
… ahzûz oluruz. Felek-i kec-rev eğer vefk-i murâdımız üzre deverân ederse bir gün
kalkar
gideriz. Görelim, şu giden arzlardan ne haber zuhûr eder?" deyü hatm-i kelâm ed …
Tayyaroğlu Ahmed Paşa eydir: "Behey Murtazâ Paşa karındaşım, bizim bu bir alay âdemlerimiz yolumuza mâldan ve cândan ve başdan olup derd-i belâ-yı râh çekmişlerdir, harc-ı râha sıkılmışlardır ve niçe kerre sefer serencâmların görmüşlerdir. Hâlâ serlerin birer girde bâliş-i râhata komamışlardır. Fi'l-cümle her biri birer hâne-i bî-minnetde meks edüp yine ehl-i sefer namâzın ikişer rek‘at farz kılup ehl-i hazer değillerdir. Devletinizde şu Haleb kal‘asında birkaç gün huzûr etseler mahzûz oluruz. Felek-i kec-rev eğer vefk-i murâdımız üzre deverân ederse bir gün kalkar gideriz. Görelim, şu giden arzlardan ne haber zuhûr eder?" deyü hatm-i kelâm edüp Tayyaroğlu dahi Haleb içinden askerinin taşra çıkdığından hazz etmeyiyor. Sarı Ken‘ân Paşa dahi eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 73b ·
metinde göster ·
giderim ve illâ Budin'i hâke berâber ederim" deyü derûn-ı hisâra haber gönderir …
"Eğer tâcı bana verirsen Budin altından kalkar giderim ve illâ Budin'i hâke berâber ederim" deyü derûn-ı hisâra haber gönderir. Pojon kal‘ası hâkimi pes ü perdeden derûn-ı hisârda mahsûr olan Lagoş karısına haber gönderüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 75a ·
metinde göster ·
… yât kuyusu var. Ve kapudan taşra handak üzre haşeb cisri her gece makaralar ile
kalkar
cisr-i musanna‘dır.
Ve cânib-i şarka bir kapusu var. İç yüzünde bir âb-ı hayât kuyusu var. Ve kapudan taşra handak üzre haşeb cisri her gece makaralar ile kalkar cisr-i musanna‘dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 171b ·
metinde göster ·
… b cisrler vardır ve her cisr üzre üçer yerden zemberekli makaralar ile her gece
kalkar
asma cisrleri vardır.
Ve bu kapuların araları asker ile şeb [ü] rûz pür olup tavla ve sadranc ve bir hâyhûdur kim ta‘bîr olunmaz ve gûnâ-gûn âlât-ı silâhlar ile ârâste ve bevvâbân ve nigehbânlar ile pîrâste olmuş tedribe kapularıdır. Ve bu iki aded kapuların önlerinde ikişer yüz adım tûlı kazıklar üzre haşeb cisrler vardır ve her cisr üzre üçer yerden zemberekli makaralar ile her gece kalkar asma cisrleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 14a ·
metinde göster ·
… -yı musanna‘dır ve cisri bunun dahi asma zemberekli dörder yerden makaralar ile
kalkar
kantaralardır kim her gece bevvâblar bu cisrleri kaldırup her cisr üzre üçer yü …
Bu dahi iki kat haşeb kapu-yı musanna‘dır ve cisri bunun dahi asma zemberekli dörder yerden makaralar ile kalkar kantaralardır kim her gece bevvâblar bu cisrleri kaldırup her cisr üzre üçer yüz âdem nevbet bekler, zîrâ bu kal‘anın bir havf edecek yeri bu cüsûrlardandır. Hudâ hıfz ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 15b ·
metinde göster ·
… nleri ve tabyaları ve ebrâcları ve dirsekleri ve cümle karavulhânelerinde yatır
kalkar
üç bin aded mükemmel ve mükellef garîb yiğit ma‘zûlcü askerîleri var kim dirlik …
Ve bu cümle mezkûr kal‘a neferâtları askerlerinden mâ‘adâ kal‘anın bedenleri ve tabyaları ve ebrâcları ve dirsekleri ve cümle karavulhânelerinde yatır kalkar üç bin aded mükemmel ve mükellef garîb yiğit ma‘zûlcü askerîleri var kim dirlikde alâkaları yokdur, yine kal‘ada her gece pâsbânlık ve nigehbânlık ederler. Ammâ bir gedik sâhibi fevt olsa bu ma‘zûlcünün bir eski müstahıkkına mahlûl olan gediği Egre vezîri ihsân edüp çerâğ-ı efrûhte eder. Bu tâ’ifeye müstahfızân-ı ma‘zûlciyân derler, lillâh hidmet ederler ve her bâr çete ve poturaya giderler. Eyi at ve eyi silâh ve eyi kul ve karavaş bunlardadır kim bir alay gâziyân-ı mücâhidân-ı fî-[sebîlil]lâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 36a ·
metinde göster ·
… lar üzre yüzer adım tûlı haşeb cisr-i kavîler var kim üçer yerden makaralar ile
kalkar
. Cisirleri kapuların önüne sedd edüp siper ederler.
Ve her kapular önünde handaklar üzre yüzer adım tûlı haşeb cisr-i kavîler var kim üçer yerden makaralar ile kalkar. Cisirleri kapuların önüne sedd edüp siper ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 56b ·
metinde göster ·
… urlar, ammâ ibtidâ kart elinden dolu içdikleri zamân birer kerre her biri ayağa
kalkar
, ammâ kart kendü içdiği zamân cümlesi ayağa kalkup kartın selâmın alup herkes m …
Bundan sonra içdikleri bozaların çömçeleri buçuğ vukıyye boza alup âheste âheste nûş edüp sarhoş olurlar, ammâ ibtidâ kart elinden dolu içdikleri zamân birer kerre her biri ayağa kalkar, ammâ kart kendü içdiği zamân cümlesi ayağa kalkup kartın selâmın alup herkes merkezlerinde otururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 185b ·
metinde göster ·
… î alçak cisirler ile ubûr olunur. Lâkin bu kapuların önleri zencîr ile her gece
kalkar
ağaç cisrdir.
Ve bu hândan kal‘aya girecek cisr kapusu cânib-i garba nâzırdır. Ve bir kapusu dahi aşağıda taraf-ı kıbleye nâzırdır. Ve bir kapu dahi yukaru kapulardır kim semt-i garba meftûhdur kim taşdan mebnî alçak cisirler ile ubûr olunur. Lâkin bu kapuların önleri zencîr ile her gece kalkar ağaç cisrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 248a ·
metinde göster ·
Ve ekseriyyâ halkı muhibb-i Hânedân olup "yâ Alî" der oturur, "yâ Alî" der
kalkar
. Cümle Fârisî-hân olup muhibb-i Hânedân olduklarından bir fırkası nihânîce Mu‘â …
Ve ekseriyyâ halkı muhibb-i Hânedân olup "yâ Alî" der oturur, "yâ Alî" der kalkar. Cümle Fârisî-hân olup muhibb-i Hânedân olduklarından bir fırkası nihânîce Mu‘âviye'ye sebb edüp Yezîd'e âşikâre la‘net ederlermiş ammâ istimâ‘ etmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 355a ·
metinde göster ·
… un ağzını hânesi gibi açup kapayup sâkin olur. El-hâsıl bir odadır, topda yatup
kalkar
.
Ve bu iç kal‘a dîvârının taşrasında dîvâr dibinde aşağı Avlonya kal‘ası limanına nâzır dörd aded toplar var kim bir pâdişâh mâlik olmamışdır. Ve bir serhadd-i metînelerde misilleri yokdur. Bu topun birinde bir âdem içinde yaz u kış sâkin olup yorganı ve döşeği ve tanceresi ve kebesi cümle bir top içindedir. Hattâ bir sâhibü'l-hayr topun ağzına bir kapu etdirüp herîf-i zarîf topun ağzını hânesi gibi açup kapayup sâkin olur. El-hâsıl bir odadır, topda yatup kalkar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 361a ·
metinde göster ·
… l edüp huccâc ile ileri huddâmlarımız gitdikde hakîr iki gulâmımla bu batî deve
kalkar
mülâhazasında olup "dah leş misin" derken sabâh yıldızı henüz nümâyân oldukda b …
Sergüzeşt: Hikmet-i Hudâ bir devemiz kalup bârını gayri deveye tahmîl edüp huccâc ile ileri huddâmlarımız gitdikde hakîr iki gulâmımla bu batî deve kalkar mülâhazasında olup "dah leş misin" derken sabâh yıldızı henüz nümâyân oldukda bir beddâvî gömlekli ve eli nobutlu Arab fetâsı zâhir olup "Eş hâzâ cemel batlân" deyüp deveye bir iki nobut urdukda fakîr deve cânı acısından kıyâma gelüp bir hayli gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y367b ·
metinde göster ·
… âyet havâdâr koyahdır, aslâ güneş te’sîr etmez ve zıllinde istirâhat eden hafîf
kalkar
, gûyâ uyumamışdır. Ve,
Ve cümmeyz dahi gâyet çokdur. Çınâr ağaçları gibi dıraht-ı müntehâların dallarında olmayup şeçerin kalın gevdelerinde olur. Turfa mesîre dırahtdır. İncîr gibi bir meyvesi olur. Beyâzı ve sarısı ve kırmızısı gâyet lezîzdir. Sûretde incîr gibidir, ammâ içi boşdur, tohumu yokdur. Ve iki yüzü ve üç yüzü bir yerde top top biter. Yüzü bir paraya bey‘ olunur. Ammâ meşakkat ile tahsîl olunur. Hâm iken nerdübânlar ile âdemler ağaçlarına çıkup herbirinin göbeğin bir gûne eğri bıçak ile kesüp sünnet ederlerse gâyet lezîz olur, kesilmese lezzetli olmaz. Ve misk râyihalı bir serî‘u'l-hazm ve mukavvî semerdir. Ve bu meyveyi serçe ve filorunya ve sakka kuşları tenâvül etmesin içün meyve olan dallara cümle balık ağları çeküp hûş [u] tuyûrdan emîn olur. Ve dırahtının sâyesi gâyet havâdâr koyahdır, aslâ güneş te’sîr etmez ve zıllinde istirâhat eden hafîf kalkar, gûyâ uyumamışdır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y236b ·
metinde göster ·
ve kâh düşer. Ol hâlde yanına vardık. Bu âdemin yanında sekiz âdem ol ânda şehî …
Bir âdem kâh kalkar ve kâh düşer. Ol hâlde yanına vardık. Bu âdemin yanında sekiz âdem ol ânda şehîd olmuşlar. Kanları cereyân edüp biri mızrak zahmından bir hoş urulmayup hayâtda yatırdı, gayrısının kelleleri tenlerinden cüdâ ve cesedleri uryân hâk-âlûd olup yatırlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y331b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu bu kuşlar ale's-sabâh ki vakt-i şâfi‘î ki olur, el-azametullâh, mâbeynlerinde bir feza‘ u çeza‘ ve gırîv [ü] feryâd kopar kim istimâ‘ edene bir vehm ârız olur. Vakt-i seher ki olur, bu cebelde bir gâr-ı azîm vardır, ol gâr-ı azîm üzre cemî‘i murgân sayha-i şedîd urarak ber-havâ olup pervâz ederek yedi kerre sayha-i âlî ile bu gârı cevelân deverân ederek tavâf edüp yine gârın önünde kat-ender-kat meks edüp gûyâ bir meşveret ederler. Ba‘dehu her ecnâs-ı tuyûrun içinden birer murg gârın içine girüp artık çıkmazlar. Tâ ol murg gâr-ı muzlim içinde cân vermeyince cemî‘i kuşlar tayerân etmezler. Ba‘zı içeri gâra giren kuşlar cân havli ile taşra çıkınca gayrı kuşlar anı döğe döğe gâra korlar, yine çıkarsa minkârları ile katl Y 370a edüp gayrısın korlar. Tâ ki şems-i âteş-tâb burcundan çıkdıkda ibtidâ turna kalkar, andan murg-ı kemâzâr kerkes, andan karakuş, andan çaylak ve andan laklak.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y369b–Y370a ·
metinde göster ·