… yâz simidi ve yağlı çöreği ve âbdâr la‘l-gûn durrâkı ve papa şeftâlûsu ve şîrîn
kameri
kayısısı ve Cem Şâh engûrü ve Şâm üzümü ve Boşnak Dede gülü ve kaymaklı yoğurdu …
Me’kûlât [ü] meşrûbâtının memdûhâtların beyân eder: Evvelâ hâs ve beyâz gurâbiyye gevreği ve beyâz simidi ve yağlı çöreği ve âbdâr la‘l-gûn durrâkı ve papa şeftâlûsu ve şîrîn kameri kayısısı ve Cem Şâh engûrü ve Şâm üzümü ve Boşnak Dede gülü ve kaymaklı yoğurdu ve semiz koyun eti meşhûrdur zîrâ çemenzâr yerleri çokdur. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 127a ·
metinde göster ·
zindegânî el-Mevlâ Şemseddîn Muhammed b. Muhammed b. Hamza b. Muhammed Fenârî: …
Ziyâret-i âfitâb-ı nihânî ve kamer-i zindegânî el-Mevlâ Şemseddîn Muhammed b. Muhammed b. Hamza b. Muhammed Fenârî: Yıldırım Hân ulemâlarının eşbehlerindendir. Yetmiş ulûmda te’lîfâtları vardır. Lâkin bi-emrillah sonra a‘mâ olmuşlardır. A‘mâ olması sebebin eyle yazmışlar kim bir gün bu molla üstâdı Kara Alâeddîn hazretlerinin kabr-i şerîfin açup üstadının vücûd-ı şerîfin ter ü tâze görür. Ol mahalde kabr-i münevver içinden bir sadâ istimâ‘ eder kim "Hel sadakte, amallâhu nazarek" lafz-ı dürer-bârın istimâ‘ edince bi-emrillah bir rîh-ı âsıf zâhir olup cümle kabrin gubârı Molla'nın gözüne girüp Molla'ya bi-emrillah umy lâhık olur. Meğer Molla-yı merkûm "Enne'l-arza lâ ye’külü luhûme'l-ulemâ" kelâmına münkir imiş. Niçe sene a‘mâ kalup bir gün Orhân vezîri Ivaz Paşa mezkûr Molla'ya 238a hâtır-mânde olup eder "Ayâ ol günü görem mi ki ol a‘mâ Şemseddîn Muhammed'in meyyit namâzın kılam" der. Derhâl Ivaz Paşa'nın bu kelâmın a‘mâ Molla'ya yetişdirirler. Mevlânâ dahi buyururlar kim "Cenâb-ı İzzet Kahhâr [u] kayyûm u kâdirdir kim bir anda Ivaz Paşa'yı nâ-bînâ ide, bu hakîri sâhib-i bînâ edüp anın namâzın bu hakîr âciz kıla" der. Hikmet-i Hudâ az müddet geçmeden bir gün Yıldırım Hân, Ivaz Paşa'ya bir husûs içün gazab edüp Ivaz Paşa'nın iki gözlerine mil çeküp Ivaz Paşa a‘mâ olur. Hikmet-i Hudâ ol Leyle-i Kadr'de Mevlânâ Şems kadre irüp çeşm-i nergisleri bi-emrillah rûşen olup Ivaz Paşa'nın cenâzesine imâm olmuşdur. Aceb keşf [u] kerâmet-i ulemâdır. Sene 833 merhûm olup Bursa'da kendü medreseleri cenbinde âsûdedirler. İlm-i zâhir [u] bâtında kâmil ve mükemmel idi. Rahmetullahi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 237b–238a ·
metinde göster ·
Evvelâ bedreka-i makâmât, âyine-i kerâmât, hâtır-ı esrâr-ı tarîkat, nâzır-ı envâr-ı hakîkat, âfitâb-ı nihânî, kamer-i zindegânî eş-şeyh Hazret-i Ebû İshâk-ı Kazvînî, aleyhi rahmeti'l-Bârî: İsm-i şerîfleri İbrâhîmdir. Künyeleri Ebû İshâk'dır kim (---) kurbunda Kâzvin şehrinde rahm-i mâderden müştâk olmuşdur. Atası Şehriyâr idi. İslâm ile müşerref oldukda Ebû İshâk'ın vâlidesi hâmile kalup Hicret-i Nebevî'nin üç yüz elli iki Ramazân'ında Ebû İshâk vücûda gelüp günden güne kutbu'l-aktâb oldu. (---) Asrında seyâhate çıkup Bursa'da ve Edirne'de makâm edinüp andan yine Erzurûm'a gelüp Tebrîz kapusunun iç yüzünde bir kulle-i azîm içinde dârü'l-karâr-ı bâkî edinüp anda medfûndur kim bir ak sakallı hâtûn türbedârı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 289b ·
metinde göster ·
zindegânî, müsâfir u hâzır u gâ’ib, pîşvâ-yı peyk-i Resûl-i nâ’ib, mahrem-i esr …
Ziyâret-i sâhib-i âfitâbe-i nihânî, şems [u] kamer-i zindegânî, müsâfir u hâzır u gâ’ib, pîşvâ-yı peyk-i Resûl-i nâ’ib, mahrem-i esrâr, makdem-i ebrâr, mücâhid-i ebvâr, âdem-i tayyâr Hazret-i peyk-i Resûl Amr-ı Ayyâr: İsm-i şerîfleri (---)(---) Hazret-i Risâlet-penâhın peyki ve musâhibi idi. Hâzır cevâb ve nüktedân ve nükteşinâs olduğundan Amr-i Ümeyyetü't-Damîrî derler idi. 28a Hazret-i Resûl-i İzzet ile cümle gazâlarda ve serdâr-ı mu‘azzamlar ile sefer-i seriyyelerde bulunup âhir Hazret-i Resûl'den sonra terk-i dünyâ edüp deydevî vü dehdevîsin kemerine bend kılup âfitâbesin ser-i sa‘âdetine giyüp niçe zamân cihânbân-ı seyyâh-ı âlem olup geşt [ü] güzâr ederek bu Hımıs şehrine geldikde görse iki kişi bir mezâr kazmışlar. "Acabâ uzun mu, kısa mı" deyü mücâdele ederler. Amr eydür: "Merhûm olan âdem biz kadar var mıdır" der, "Vardır" derler. Hemân Amr sıçrayup kabr içine girüp "Bismillah" deyü yatınca meğer mezâr kazanın biri Hazret-i Azrâ’îl imiş. Amr'ın girîbânın değşirüp şehâdet-i kelime etdirüp kabz-ı rûh edüp anda defn ederler. Şehrin içinde bir âsitâne-i azîmde medfûndur. Cemî‘i âyende vü revende dervîşân-ı seyyâhânın sapan-ı Dâvûdîleri ve asâ-yı Mûsâları ve cimcime-i İsâları ve nabût-ı Mûsâları ve âftâbe-i Veysü'l-Karanîleri ve keşkülleri ve pâlheng ve cürezân ve harazân ve ummân-ı kirâmeleri ve tennûre ve dağarcıkları ve gûnâ-gûn tarîklerin külâhları ve zîl-bem ve kantura ve deydevî ve dehdehî ve cığcığa ve teber-i müslimîn ve nefîr-i Horasanî ve niçe def ve kudûmleri ile ve niçe bunun emsâli cihâz-ı fakr-ı fukarâlar ile bu âsitâne-i Hazret-i Baba Amr müzeyyen olup şeb [u] rûz âyende vü revendeye ni‘meti mebzûl bir ziyâretgâh-ı erbâb-ı dilândır, kuddise sırruhu'l-azîz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 27b–28a ·
metinde göster ·
Bu Malatıyye'nin yedi tevir elması İzmit şehrinde misket elması ve ferik elmasından lezîz ve âbdâr Hudâyî mümessek elması olur ammâ Kefe diyârının Sudak elması kadar iri değildir. Ancak otuz kırk dirhem gelir. Lâkin Cenâb-ı Perverdigâr bu Malatıyye elmalarına bir gûne renk vermişdir kim kırmızısı, kırmızı-sarısı ve yeşili ve gayrı elvânları cümle sun‘-ı Hudâdır kim asla bir renge müşâbehetleri yokdur. Hatta bir hânede beş on aded elma olsa râyiha-i tayyibesinden âdemin dimâğı mu‘attar olur. (...)(...) misl-i tüffâh ve billahi i‘tasam (...) ibâreti bu Malatıyye {elması} hakkında ola. Hatta bu Malatıyye zurefâları ve nâzenîn havâtinleri bu elmalar dırahtında iken şem‘-i asel ile bu elmalara ebyât-ı eş‘âr tahrîr ederler ve niçeler kâğıda ebyât-ı münâsibleri mıkrâs-ı lâ ile oyup elmalar üzre yapışdırup ol elmalar dırahtında iken kisb-i hevâdan tarâvet buldukda ve kamerin te’sîrinden rengâmîz hâsıl edüp elma kemâlin buldukça mezkûr kâğıdların ve şem‘-i asellerin altından al ve beyâz ve sarı hüsn-i hatlı beytler hâsıl olur kim her biri gûyâ birer sihr-i mübîndir. Bu elmaları ba‘dehû vilâyet vilâyet a‘yân [u] kibârlara ve bizzât pâdişâhlara hedâyâ götürürler. Bu dahi bir diyâra mahsûs değildir. Ve yedi gûne ayvası olur, danesi birer vukiyye gelir, ammâ papa ayvası ve ekmek ayvası gâyet âbdâr ve lezîzdir ve müşk-i anber-i hâmdan ziyâde râyiha-i tayyibesi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 195b ·
metinde göster ·
… ârîsi bat beyzası kadardır ve meleçe ve Abbâsî emrûdu memdûh-ı Irâk-zemîndir ve
kameri
ve mışmışı gâyet âbdâr ve lezîz kaysıdır kim gûyâ Hamevî-i Şâm'dır.(---)
Der-medh-i müsmirrât: Cümle meyvesi memdûhdur illâ âlû-yı nehârîsi bat beyzası kadardır ve meleçe ve Abbâsî emrûdu memdûh-ı Irâk-zemîndir ve kameri ve mışmışı gâyet âbdâr ve lezîz kaysıdır kim gûyâ Hamevî-i Şâm'dır.(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 323a ·
metinde göster ·
… ır. (---) Ve bu şehrin tâli‘-i imâreti şehr-i Kaşa gibi (---) seretân ve beyt-i
kamer-i
mâîdir.
Bu şehrin âb [u] hevâsı gâyet latîfdir. İklîm-i hâmisin vasatında bulunup arz-ı beledi (---)(---) ve tûl-ı nehârı (---)(---) derece ve (---) dakîkadır. (---) Ve bu şehrin tâli‘-i imâreti şehr-i Kaşa gibi (---) seretân ve beyt-i kamer-i mâîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 17a ·
metinde göster ·
… is var makdûrun sarf edüp yed-i tûlâsın ayân u beyân etmeğiçün mahfel-i münîfin
kameriyye
ve revzen ve dervezelerin eyle hurde nakş şebeke ve islimîler etmiş kim hâlâ za …
Benî âdemin erbâb-ı ma‘ârifi bu secdegâh-ı pâdişâhîyi görüp engüşt ber-dehen olup hayrân olur. Gerçi zî-kıymet ve mutallâ ve müzehheb değildir, ammâ bunda olan tasarruflar ve bunda olan tasannu‘-i şîrînkârlıklar bir yerde yokdur. Üstâd mühendis var makdûrun sarf edüp yed-i tûlâsın ayân u beyân etmeğiçün mahfel-i münîfin kameriyye ve revzen ve dervezelerin eyle hurde nakş şebeke ve islimîler etmiş kim hâlâ zamânımız üstâdları ol mahfele mânend bir musallâ edüp bir tîşe ve bir erre urmağa kâdir değillerdir. Meğer Habîb-i Neccâr bir dahi Cercîs Nebî-vâr dünyâya gelüp böyle makâm-ı sultân yapmada âciz olmaya.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 95a ·
metinde göster ·
Ve bu mezkûr havz-ı amîkun kenârındaki kayalara muttasıl Mostar müftîsi (---) Efendi bir tekye-i Halvetî inşâ edüp bir kasr-ı âlîsi Buna nehrine nâzır olup cümle uşşâkân [u] erbâb-ı ma‘ârif ehl-i dilân bu kasırda ve bu tekyenin kameriyyelerinde meks edüp gûy gûy sohbet-i hâslar ve mubâhase-i ilmiyyeler edüp niçe yârân-ı ârifân-ı zarîfân havz içinde olan mâhî-i gûnâ-gûnu ve mâ’ide-i Sübhânî'yi seyr [ü] temâşâ ederler kim her semek onar ve on beşer ve yigirmişer vukiyye gelir, gûyâ murassa‘ sun‘-ı Hudâ balıklar var kim âdem bakdıkça hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 161a ·
metinde göster ·
… r hânelerin şâhnişîn ve kâ‘aları ve müte‘addid hücrelerinin revzenleri ve cümle
kameriyye
ve maksûreleri nehr-i Neretva'ya nâzırlardır.
Bu sarây-ı ma‘mûrelerden mâ‘adâ yine tahtânî ve fevkânî kârgîr binâ vasatu'l-hâl büyût-ı zîbâlar, ammâ bu mezkûr hânumânların çoğu şehrin tâ ortasından cereyân eden nehr-i Neretva'nın cânib-i şarkîsinde olan kayalar üzre vâkı‘ olup her hânelerin şâhnişîn ve kâ‘aları ve müte‘addid hücrelerinin revzenleri ve cümle kameriyye ve maksûreleri nehr-i Neretva'ya nâzırlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 165a ·
metinde göster ·
… r. Ve be-kavl-i kehene-i kudemâ bu şehrin tâli‘-i imâreti burc-ı seretân beyt-i
kamer-i
mâ’îdir.
Be-kavl-i müneccimîn ilm-i usturlâ[b] üzre bu dahi 18 sekizinci iklîm-i örfiyyedendir. Ve be-kavl-i kehene-i kudemâ bu şehrin tâli‘-i imâreti burc-ı seretân beyt-i kamer-i mâ’îdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 213b ·
metinde göster ·
Ve yine âfitâb-ı nihânî, kamer-i zindegânî, eş-Şeyh Hazret-i Lâyihî Efendi, ya‘nî Erdebîlîzâde nâmıyla müte‘ârif bir gavvâs-ı bahr-i ma‘ânî imiş. Bu azîz-i merkûm dahi Emîr Sultân tekyesi hareminde medfûndur. Ve Şeyhzâde Abdurrahmân Efendi ve eş-Şeyh Necmî Efendiler dahi Emîr Efendi tekyesinde medfûnlardır. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 222a ·
metinde göster ·
… rdır kim her birinin revzenleri ve soffaları ve şâhnişîn ü maksûre ve çârdak ve
kameriyyeleri
cânib-i kıble ve taraf-ı şarka ve semt-i cenûba Selânik körfezi deryâsına nâzır …
Der-defter-i kâ’ime-i sicillât-ı mahkeme üzre ve şehremini ve şehir kethudâsı nakilleri üzre bu şehr-i Selânik'de müselmân ve eğer Rûm ve Yahûdî ve Ermenî ve gayri keferelerin cümle-cümle hâneleri hâne-i avârız defteri üzre cümle otuz üç bin altmış aded baca odalarıdır kim cümle kat-ender-kat kârgîr binâlı üçer ve dörder tabaka kırmızı kiremit örtülü sarâylar ve gayr[i] hânedânlardır kim her birinin revzenleri ve soffaları ve şâhnişîn ü maksûre ve çârdak ve kameriyyeleri cânib-i kıble ve taraf-ı şarka ve semt-i cenûba Selânik körfezi deryâsına nâzır büyût-ı hânedân-ı mihmânsarâylardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 228a ·
metinde göster ·
… ık dîvârcık edüp dahi etrâfına incecik mermer sütûncuklar edüp dahi üstüne asma
kameriyyeleri
edüp câ-be-câ etrâfında soffalar ve dikkeler etmiş kim gûyâ bir kasr-ı âlî olup …
Der-çâh-ı mâ-i imârât: Bu âb-ı hayât kuyu bir musanna‘ temâşâgâhdır kim üstâdân-ı Freng-i asfer-reng bu bi’r-i mâya var makdûrun sarf edüp kuyu üzre sekiz yerden pâyendâzlar üzre tâk-i kuzahlar binâ edüp kuyu üstünde ortası delik bir kubbe-i âlî edüp etrâfını alçacık dîvârcık edüp dahi etrâfına incecik mermer sütûncuklar edüp dahi üstüne asma kameriyyeleri edüp câ-be-câ etrâfında soffalar ve dikkeler etmiş kim gûyâ bir kasr-ı âlî olup mezkûr kuyu bu kubbe altında binâ olunmuş bu kasr-ı a‘lânın taşrasından yokuş yukaru atlar ile çıkılır bir yolu vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 269b ·
metinde göster ·
… baka evleri gûnâ-gûn revzenler ile ârâste ve elvân elvân maksûre ve şâhnişîn ve
kameriyyeler
ile pîrâste olmuş bir hasretü'l-mülûk şehr-i şîrîndir kim cümle sokakları eniş …
Der-vasf-ı sarây-ı aded-i a‘yân [u] ağavât: Cümle bu hisâr enderûn [u] bîrûnunda üç bin aded tahtânî ve fevkânî ve kârgîr binâ mükellef ü mükemmel ve ma‘mûr u müzeyyen ve şîrîn Şeddâdî binâlı ve serâpâ kiremitler ile mestûr ekseriyyâ kâfirden kalma hâne-i ma‘mûrlardır. Cümle evleri körfez içine biri biri üzre kat-ender-kat kıbleye nâzır aşağı leb-i deryâdan tâ yukaru ve iç kal‘aya varınca tabaka tabaka evleri gûnâ-gûn revzenler ile ârâste ve elvân elvân maksûre ve şâhnişîn ve kameriyyeler ile pîrâste olmuş bir hasretü'l-mülûk şehr-i şîrîndir kim cümle sokakları eniş ve yokuş pâk taş kaldırım döşeli şâhrâhlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 338b ·
metinde göster ·
… içe matbah-ı Keykâvuslar ve müte‘addid kilâr ve hücreler ile ârâste ve gûnâ-gûn
kameriyye
ve dikkeler ile pîrâste olmuş merâmdır. Ve her fevvâreleri çınârların haşebleri …
Ve niçe matbah-ı Keykâvuslar ve müte‘addid kilâr ve hücreler ile ârâste ve gûnâ-gûn kameriyye ve dikkeler ile pîrâste olmuş merâmdır. Ve her fevvâreleri çınârların haşeblerine erer âb-ı hayâtdan nişân verir âb-ı şâzrevânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 367a ·
metinde göster ·
Dîvân-ı Mısır eyle bir dîvândır kim Sultân Gavrî dîvânhânesi bir vasî‘ dîvânhânedir kim beş bin âdem alır. İki cânibi kameriyyelerdir. Yetmiş aklâmın efendileri ve muhâsibleri halîfeleriyle oturup defter tetebbu‘ etmededirler. Dîvânhâne ortasında ol belât döşenmiş mermer üzre erbâb-ı hâcâta haftada beş kerre dîvân olup paşa çıkup sağ tarafına defterdâr paşa ve gayrı beğler perîşânî manzar sarıklariyle meks ederler, sol tarafına ibtidâ sipâh ve gönüllü ve tüfengciyân ve yeniçeri ağası ve azebler ağası oturup üç bin sahan ta‘âmı tenâvül edüp çavuşlar kethudâsı ve müteferrikabaşı ve cebecibaşı ve mi‘mârbaşı ve subaşı ve yeniçeri ve azeb baş çavuşları azebbaşı çavuşlar azeb bâz çavuşlar summâta oturmayup üst hil‘atleriyle hizmet edüp cümle erbâb-ı dîvân âdâb üzre ta‘âmı tenâvül edüp cümle sahanlar kalkup huddâmlar Gavrî leğenlerin ve ibrîklerin getürüp cümle el yaykanup dîvânhâne du‘âcısı du‘â ederken Hazret-i Resûl yâd oldukda iki kerre ta‘zîmen ayağ üzre kalkarlar ve bir kerre âl-i Osmân pâdişâhı anıldıkda ayağ üzre kalkup ba‘de'd-du‘â halk dağılup erbâb-ı hâcât kaldıkda;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y60b ·
metinde göster ·
… i ve nâbıka ve limon ve turunc ve kebbât dırahtları ve gûnâ-gûn engûr fidânları
kameriyyeler
üzre ziynet vermişdir. Ve bu bâğ-ı İrem içre Sultân Kayıtbay'ın bir havz-ı azîm …
Ve iç ağaları meydânının iç yüzünde bir bâğçe vardır, gül [ü] gülistân ile müzeyyendir. Ve dıraht-ı Y 82b servi ve nâbıka ve limon ve turunc ve kebbât dırahtları ve gûnâ-gûn engûr fidânları kameriyyeler üzre ziynet vermişdir. Ve bu bâğ-ı İrem içre Sultân Kayıtbay'ın bir havz-ı azîmi var. Tûlü yüz elli ayakdır, arzı seksen ayakdır. Deryâ-misâl bir havz-ı azîmdir, ammâ üstü mestûrdur. Cânib-i erba‘ası sütûn-ı seng-i hârâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y82a–Y82b ·
metinde göster ·
bir nişîmen ortasında bir havz-ı azîm edüp bâlâda zikr olunan bâğçenin havz-ı k …
Bu bâğ-ı gülistân içre bir kameriyyeli bir nişîmen ortasında bir havz-ı azîm edüp bâlâda zikr olunan bâğçenin havz-ı kebîrinden suyun açup ol havuzdan bu havuza bir minâre kaddi yerden su künkler ile pertâb edüp suyun gıjıldısından âdeme dehşet hâsıl Q 190a olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y82b ·
metinde göster ·
Ve bu Özbekiyye bürkesinin dâ’iren-mâdâr etrâfında kat-ender-kat kâ‘alı ve şâhnişînli ve maksûre ve kameriyyeli gûnâ-gûn hıyâbânlı bâğçeler içre kâh-ı Havernak-ı vâlâlı nakş-ı Çîn hâneli sarây-ı âlîler ile ârâste ve pîrâste bir bürke-i mu‘azzamdır. Ve cânib-i erba‘asında çemenzâr soffalı câmi‘ler var kim her biri birer mülûk-i selef hayrât [u] hasenâtlarıdır kim midhâtinde lisân kâsırdır, bürkeye şân vermiş câmi‘-i dilküşâlardır. Ve bu bürke kenârında cümleden ma‘mûr sarây-ı âlîlerde Anbâr Emîni Ramazân Ağa sarâyı ve Cidde beği Baklacı Mehemmed Beğ sarâyı ve Mustafâ Ağa sarâyı ve karşu şark cânibinde Süveys kapudanı Kâsım Beğ sarâyı ve Hüsâmzâde sarâyı ve niçe yüz sarâylar dahi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y131b ·
metinde göster ·
… mış müte‘addid hıyâbân u gaytânları vardır. Ve içinde gûnâ-gûn kasr-ı âlîler ve
kameriyye
ve kâ‘a ve selsebîl ve havz u şâzrevânlar ve hammâm câmekânları var kim bî-mekâ …
Ve bu cezîre tâ Mikyâs köşesinden Bulağ'a varınca tûlu bir buçuk sâ‘at cezîre-i gülşen-âbâddır kim pâdişâhlara mahsûs hâlâ bir bâğ-ı İremezâtü'l-imâd misilli bir cezîredir. Âb [u] havâsı gâyet latîfdir. Yılan ve çıyan ve haşerât-ı arz olmaz bir mutalsam cezîredir. Hâlâ bunda hâsıl olan şükûfe-i gûnâ-gûn ve limon ve turuncun ve gayrı bahârın râyiha-i tayyibesi bir sâ‘at yere te’sîr edüp şemm edenin demâğı mu‘attar olur. Hâlâ içinde a‘yân-ı Mısır'ın yüz altmış müte‘addid hıyâbân u gaytânları vardır. Ve içinde gûnâ-gûn kasr-ı âlîler ve kameriyye ve kâ‘a ve selsebîl ve havz u şâzrevânlar ve hammâm câmekânları var kim bî-mekân olan mekân edineceği gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y150a ·
metinde göster ·
… îm sâ‘at gidüp Buhayre halîci ve Nâsıruddîn tur‘ası kurbunda âfitâb-ı nihânî ve
kamer-i
zindegânî Hazret-i eş-Şeyh Kâsım el-Kebbârî. Çâr-gûşe kal‘a-misâl bir âsitânedi …
Ve Bâb-ı Sidre'den taşra cenûb tarafına nîm sâ‘at gidüp Buhayre halîci ve Nâsıruddîn tur‘ası kurbunda âfitâb-ı nihânî ve kamer-i zindegânî Hazret-i eş-Şeyh Kâsım el-Kebbârî. Çâr-gûşe kal‘a-misâl bir âsitânedir. Bir küçük câmi‘i vardır, aslâ kubbesi yokdur, sayf [u] şitâda aslâ sinek olmaz. Ekseriyyâ çöl Urbânından Behîce ve Hınâdî Urbânları ziyâret ederler. Ulu sultândır. Cânib-i erba‘asında aslâ imâret yokdur, hemân bir çöl yerde medfûndur. Her yevm-i arba‘ada cümle İskenderiyye sulehâları gidüp ziyâret ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y328a ·
metinde göster ·
Evvelâ şehrin tâ ortasında bâzâr-ı sultânî içinde âfitâb-ı nihânî ve
kamer-i
zindegânî eş-Şeyh Hazret-i Seyyid Alî-i Mahallâvî: Bu sultân hakkında Şeyh Şa‘r …
Evvelâ şehrin tâ ortasında bâzâr-ı sultânî içinde âfitâb-ı nihânî ve kamer-i zindegânî eş-Şeyh Hazret-i Seyyid Alî-i Mahallâvî: Bu sultân hakkında Şeyh Şa‘râvî hazretleri Kitâb-ı Tabakât'ında ol kadar vasf eylemişdir kim diller ile ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y335a ·
metinde göster ·
… mertebe Cenâb-ı İzzet kudretin izhâr içün bu diyâr üzre olan âsumânda şems [ü]
kamerin
ziyâsı ve cemî‘i kevâkib [ü] seyyârelerin ve gayrı nücûmların şu‘lesi ve âsumân …
Ve âb [u] havâsı ve halkının tabî‘atı ve reng-i rûları ve kâr [u] kisbleri cümle Rûm'a mugâyir gayrı gûne sun‘-ı Hudâlardır kim Arapça tâ şu mertebe Cenâb-ı İzzet kudretin izhâr içün bu diyâr üzre olan âsumânda şems [ü] kamerin ziyâsı ve cemî‘i kevâkib [ü] seyyârelerin ve gayrı nücûmların şu‘lesi ve âsumânda gûnâ-gûn ebrlerin rengâreng nümâyişi aslâ Rûm diyârı göğü ve ay güneşi gibi şu‘ledâr değildir. Ta‘bîr ü tavsîfi mümkin değil bir sun‘-ı Hudâ'dır kim Arapça dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·