… is var makdûrun sarf edüp yed-i tûlâsın ayân u beyân etmeğiçün mahfel-i münîfin
kameriyye
ve revzen ve dervezelerin eyle hurde nakş şebeke ve islimîler etmiş kim hâlâ za …
Benî âdemin erbâb-ı ma‘ârifi bu secdegâh-ı pâdişâhîyi görüp engüşt ber-dehen olup hayrân olur. Gerçi zî-kıymet ve mutallâ ve müzehheb değildir, ammâ bunda olan tasarruflar ve bunda olan tasannu‘-i şîrînkârlıklar bir yerde yokdur. Üstâd mühendis var makdûrun sarf edüp yed-i tûlâsın ayân u beyân etmeğiçün mahfel-i münîfin kameriyye ve revzen ve dervezelerin eyle hurde nakş şebeke ve islimîler etmiş kim hâlâ zamânımız üstâdları ol mahfele mânend bir musallâ edüp bir tîşe ve bir erre urmağa kâdir değillerdir. Meğer Habîb-i Neccâr bir dahi Cercîs Nebî-vâr dünyâya gelüp böyle makâm-ı sultân yapmada âciz olmaya.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 95a ·
metinde göster ·
Ve bu mezkûr havz-ı amîkun kenârındaki kayalara muttasıl Mostar müftîsi (---) Efendi bir tekye-i Halvetî inşâ edüp bir kasr-ı âlîsi Buna nehrine nâzır olup cümle uşşâkân [u] erbâb-ı ma‘ârif ehl-i dilân bu kasırda ve bu tekyenin kameriyyelerinde meks edüp gûy gûy sohbet-i hâslar ve mubâhase-i ilmiyyeler edüp niçe yârân-ı ârifân-ı zarîfân havz içinde olan mâhî-i gûnâ-gûnu ve mâ’ide-i Sübhânî'yi seyr [ü] temâşâ ederler kim her semek onar ve on beşer ve yigirmişer vukiyye gelir, gûyâ murassa‘ sun‘-ı Hudâ balıklar var kim âdem bakdıkça hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 161a ·
metinde göster ·
… r hânelerin şâhnişîn ve kâ‘aları ve müte‘addid hücrelerinin revzenleri ve cümle
kameriyye
ve maksûreleri nehr-i Neretva'ya nâzırlardır.
Bu sarây-ı ma‘mûrelerden mâ‘adâ yine tahtânî ve fevkânî kârgîr binâ vasatu'l-hâl büyût-ı zîbâlar, ammâ bu mezkûr hânumânların çoğu şehrin tâ ortasından cereyân eden nehr-i Neretva'nın cânib-i şarkîsinde olan kayalar üzre vâkı‘ olup her hânelerin şâhnişîn ve kâ‘aları ve müte‘addid hücrelerinin revzenleri ve cümle kameriyye ve maksûreleri nehr-i Neretva'ya nâzırlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 165a ·
metinde göster ·
… rdır kim her birinin revzenleri ve soffaları ve şâhnişîn ü maksûre ve çârdak ve
kameriyyeleri
cânib-i kıble ve taraf-ı şarka ve semt-i cenûba Selânik körfezi deryâsına nâzır …
Der-defter-i kâ’ime-i sicillât-ı mahkeme üzre ve şehremini ve şehir kethudâsı nakilleri üzre bu şehr-i Selânik'de müselmân ve eğer Rûm ve Yahûdî ve Ermenî ve gayri keferelerin cümle-cümle hâneleri hâne-i avârız defteri üzre cümle otuz üç bin altmış aded baca odalarıdır kim cümle kat-ender-kat kârgîr binâlı üçer ve dörder tabaka kırmızı kiremit örtülü sarâylar ve gayr[i] hânedânlardır kim her birinin revzenleri ve soffaları ve şâhnişîn ü maksûre ve çârdak ve kameriyyeleri cânib-i kıble ve taraf-ı şarka ve semt-i cenûba Selânik körfezi deryâsına nâzır büyût-ı hânedân-ı mihmânsarâylardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 228a ·
metinde göster ·
… ık dîvârcık edüp dahi etrâfına incecik mermer sütûncuklar edüp dahi üstüne asma
kameriyyeleri
edüp câ-be-câ etrâfında soffalar ve dikkeler etmiş kim gûyâ bir kasr-ı âlî olup …
Der-çâh-ı mâ-i imârât: Bu âb-ı hayât kuyu bir musanna‘ temâşâgâhdır kim üstâdân-ı Freng-i asfer-reng bu bi’r-i mâya var makdûrun sarf edüp kuyu üzre sekiz yerden pâyendâzlar üzre tâk-i kuzahlar binâ edüp kuyu üstünde ortası delik bir kubbe-i âlî edüp etrâfını alçacık dîvârcık edüp dahi etrâfına incecik mermer sütûncuklar edüp dahi üstüne asma kameriyyeleri edüp câ-be-câ etrâfında soffalar ve dikkeler etmiş kim gûyâ bir kasr-ı âlî olup mezkûr kuyu bu kubbe altında binâ olunmuş bu kasr-ı a‘lânın taşrasından yokuş yukaru atlar ile çıkılır bir yolu vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 269b ·
metinde göster ·
… baka evleri gûnâ-gûn revzenler ile ârâste ve elvân elvân maksûre ve şâhnişîn ve
kameriyyeler
ile pîrâste olmuş bir hasretü'l-mülûk şehr-i şîrîndir kim cümle sokakları eniş …
Der-vasf-ı sarây-ı aded-i a‘yân [u] ağavât: Cümle bu hisâr enderûn [u] bîrûnunda üç bin aded tahtânî ve fevkânî ve kârgîr binâ mükellef ü mükemmel ve ma‘mûr u müzeyyen ve şîrîn Şeddâdî binâlı ve serâpâ kiremitler ile mestûr ekseriyyâ kâfirden kalma hâne-i ma‘mûrlardır. Cümle evleri körfez içine biri biri üzre kat-ender-kat kıbleye nâzır aşağı leb-i deryâdan tâ yukaru ve iç kal‘aya varınca tabaka tabaka evleri gûnâ-gûn revzenler ile ârâste ve elvân elvân maksûre ve şâhnişîn ve kameriyyeler ile pîrâste olmuş bir hasretü'l-mülûk şehr-i şîrîndir kim cümle sokakları eniş ve yokuş pâk taş kaldırım döşeli şâhrâhlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 338b ·
metinde göster ·
… içe matbah-ı Keykâvuslar ve müte‘addid kilâr ve hücreler ile ârâste ve gûnâ-gûn
kameriyye
ve dikkeler ile pîrâste olmuş merâmdır. Ve her fevvâreleri çınârların haşebleri …
Ve niçe matbah-ı Keykâvuslar ve müte‘addid kilâr ve hücreler ile ârâste ve gûnâ-gûn kameriyye ve dikkeler ile pîrâste olmuş merâmdır. Ve her fevvâreleri çınârların haşeblerine erer âb-ı hayâtdan nişân verir âb-ı şâzrevânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 367a ·
metinde göster ·
Dîvân-ı Mısır eyle bir dîvândır kim Sultân Gavrî dîvânhânesi bir vasî‘ dîvânhânedir kim beş bin âdem alır. İki cânibi kameriyyelerdir. Yetmiş aklâmın efendileri ve muhâsibleri halîfeleriyle oturup defter tetebbu‘ etmededirler. Dîvânhâne ortasında ol belât döşenmiş mermer üzre erbâb-ı hâcâta haftada beş kerre dîvân olup paşa çıkup sağ tarafına defterdâr paşa ve gayrı beğler perîşânî manzar sarıklariyle meks ederler, sol tarafına ibtidâ sipâh ve gönüllü ve tüfengciyân ve yeniçeri ağası ve azebler ağası oturup üç bin sahan ta‘âmı tenâvül edüp çavuşlar kethudâsı ve müteferrikabaşı ve cebecibaşı ve mi‘mârbaşı ve subaşı ve yeniçeri ve azeb baş çavuşları azebbaşı çavuşlar azeb bâz çavuşlar summâta oturmayup üst hil‘atleriyle hizmet edüp cümle erbâb-ı dîvân âdâb üzre ta‘âmı tenâvül edüp cümle sahanlar kalkup huddâmlar Gavrî leğenlerin ve ibrîklerin getürüp cümle el yaykanup dîvânhâne du‘âcısı du‘â ederken Hazret-i Resûl yâd oldukda iki kerre ta‘zîmen ayağ üzre kalkarlar ve bir kerre âl-i Osmân pâdişâhı anıldıkda ayağ üzre kalkup ba‘de'd-du‘â halk dağılup erbâb-ı hâcât kaldıkda;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y60b ·
metinde göster ·
… i ve nâbıka ve limon ve turunc ve kebbât dırahtları ve gûnâ-gûn engûr fidânları
kameriyyeler
üzre ziynet vermişdir. Ve bu bâğ-ı İrem içre Sultân Kayıtbay'ın bir havz-ı azîm …
Ve iç ağaları meydânının iç yüzünde bir bâğçe vardır, gül [ü] gülistân ile müzeyyendir. Ve dıraht-ı Y 82b servi ve nâbıka ve limon ve turunc ve kebbât dırahtları ve gûnâ-gûn engûr fidânları kameriyyeler üzre ziynet vermişdir. Ve bu bâğ-ı İrem içre Sultân Kayıtbay'ın bir havz-ı azîmi var. Tûlü yüz elli ayakdır, arzı seksen ayakdır. Deryâ-misâl bir havz-ı azîmdir, ammâ üstü mestûrdur. Cânib-i erba‘ası sütûn-ı seng-i hârâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y82a–Y82b ·
metinde göster ·
bir nişîmen ortasında bir havz-ı azîm edüp bâlâda zikr olunan bâğçenin havz-ı k …
Bu bâğ-ı gülistân içre bir kameriyyeli bir nişîmen ortasında bir havz-ı azîm edüp bâlâda zikr olunan bâğçenin havz-ı kebîrinden suyun açup ol havuzdan bu havuza bir minâre kaddi yerden su künkler ile pertâb edüp suyun gıjıldısından âdeme dehşet hâsıl Q 190a olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y82b ·
metinde göster ·
Ve bu Özbekiyye bürkesinin dâ’iren-mâdâr etrâfında kat-ender-kat kâ‘alı ve şâhnişînli ve maksûre ve kameriyyeli gûnâ-gûn hıyâbânlı bâğçeler içre kâh-ı Havernak-ı vâlâlı nakş-ı Çîn hâneli sarây-ı âlîler ile ârâste ve pîrâste bir bürke-i mu‘azzamdır. Ve cânib-i erba‘asında çemenzâr soffalı câmi‘ler var kim her biri birer mülûk-i selef hayrât [u] hasenâtlarıdır kim midhâtinde lisân kâsırdır, bürkeye şân vermiş câmi‘-i dilküşâlardır. Ve bu bürke kenârında cümleden ma‘mûr sarây-ı âlîlerde Anbâr Emîni Ramazân Ağa sarâyı ve Cidde beği Baklacı Mehemmed Beğ sarâyı ve Mustafâ Ağa sarâyı ve karşu şark cânibinde Süveys kapudanı Kâsım Beğ sarâyı ve Hüsâmzâde sarâyı ve niçe yüz sarâylar dahi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y131b ·
metinde göster ·
… mış müte‘addid hıyâbân u gaytânları vardır. Ve içinde gûnâ-gûn kasr-ı âlîler ve
kameriyye
ve kâ‘a ve selsebîl ve havz u şâzrevânlar ve hammâm câmekânları var kim bî-mekâ …
Ve bu cezîre tâ Mikyâs köşesinden Bulağ'a varınca tûlu bir buçuk sâ‘at cezîre-i gülşen-âbâddır kim pâdişâhlara mahsûs hâlâ bir bâğ-ı İremezâtü'l-imâd misilli bir cezîredir. Âb [u] havâsı gâyet latîfdir. Yılan ve çıyan ve haşerât-ı arz olmaz bir mutalsam cezîredir. Hâlâ bunda hâsıl olan şükûfe-i gûnâ-gûn ve limon ve turuncun ve gayrı bahârın râyiha-i tayyibesi bir sâ‘at yere te’sîr edüp şemm edenin demâğı mu‘attar olur. Hâlâ içinde a‘yân-ı Mısır'ın yüz altmış müte‘addid hıyâbân u gaytânları vardır. Ve içinde gûnâ-gûn kasr-ı âlîler ve kameriyye ve kâ‘a ve selsebîl ve havz u şâzrevânlar ve hammâm câmekânları var kim bî-mekân olan mekân edineceği gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y150a ·
metinde göster ·