Ve "Pâdişâhım bu kanlı ekmek yenir mi? dediğin Allahu a‘lem biz Van'da hayli
kan edüp
harâm ekmek yerüz ve "Kanlı ekmekden İsmihân Kaya kızıma gönder, yıkayup yesin" …
Ve "Pâdişâhım bu kanlı ekmek yenir mi? dediğin Allahu a‘lem biz Van'da hayli kan edüp harâm ekmek yerüz ve "Kanlı ekmekden İsmihân Kaya kızıma gönder, yıkayup yesin" dediği benden ana harâm u helâlden cem olup varan mâl ana pâk [ü] helâldir. Ve "Bir kanlı parça ekmekden Van'da Bitlîs hânına gönder yesin." dediği Allahu a‘lem ve Resûlihî işte bu mahalde hânın isyânı haberi geldiğidir kim biz ana sefer edüp askerin kırup ciğer-hûn yedirüp intikâm alırım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 260b ·
metinde göster ·
… idd ü cehd edüp birbirlerinin üzerlerine bin cân verüp kal‘anın bir ağacına bin
kan edüp
bin cân verirlerdi.
Ba‘dehu kal‘ayı dest-rese almağa kâbiliyyet-i küllî gelmek ile handak içre kubur nâm lağım yolları varup guzât-ı müslimîn ve cerâhor ve serâhorân kal‘anın esâsına karınca gibi girüp kimi kazıkların keserlerle keserler ve kimisi kesdiklerin çekerler ve niçe gâzîler palankanın çubuğun ve kimisi ağaçların kabuğun koparup ağaçlara neft ü katrân sürüp âteşe yakarlardı. Kal‘a içre olan küffâr-ı Hırvat u mühmelât u çepelâtlar cân u başdan geçüp ol kadar ihtimâm-ı cidd ü cehd edüp birbirlerinin üzerlerine bin cân verüp kal‘anın bir ağacına bin kan edüp bin cân verirlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 184a ·
metinde göster ·
… yemezler, ammâ müsâfire gâyetü'l-gâye ri‘âyet edüp bir şey’in uğurlamazlar. Ve
kan edüp
sefer etmezler.
Bunlar bir kavim ile aslâ bey‘ [u] şirâ etmezler ve ihtilât edüp bir kabîleden oğul kız alup vermezler. Ve gayri aşîret âdemleriyle aslâ ta‘âm yemezler. Ve bir tâ’ife bunların bir şeylerine yapışmazlar. Bunların dahi hayvânlarının boğazlarında çanları celacülleri olup hayvânları dağlarda çobansız gezerler. Bunlar dahi tavuk ve hınzîr yemezler ve bir kimsenin mâlları ve rızıkların alup ta‘âmın yemezler, ammâ müsâfire gâyetü'l-gâye ri‘âyet edüp bir şey’in uğurlamazlar. Ve kan edüp sefer etmezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 155b ·
metinde göster ·
… ağdan bir çubuk kesse hâkim tecrîm edüp hakkından gelirler. Ve şehirde bir âdem
kan edüp
bu Koru dağa firâr edüp dahl düşse hâkim elinden halâs olup artık hâkim ana vaz …
Der-vasf-ı imâret-i Koru varoş: Bu Belgrad şehrinin bu Osum nehri karşusunda cenûb tarafında su aşırı bir varoş-ı müzeyyen vardır. İsmine Koru varoş derler. Cümle iki yüz aded evli bâğ u bâğçeli ve cümle kiremitli vâsi‘ evlerdir. Ekseriyyâ Rûmlar ve Arnavud kefereleri sâkinlerdir. Bu varoşun ensesindeki dağa Koru dağ dediklerinde bu kasaba anın ismiyle müsemmâ olup Koru varoş derler. Bir azîm kûh-ı serbülenddir kim dıraht-ı müntehâ-yı azîmler ile müzeyyen olup nehr-i Osum üzre olan cisrin ta‘mîr [ü] termîmine dırahtlarının kerastelerin sarf ederler. Her kim bu dağdan bir çubuk kesse hâkim tecrîm edüp hakkından gelirler. Ve şehirde bir âdem kan edüp bu Koru dağa firâr edüp dahl düşse hâkim elinden halâs olup artık hâkim ana vaz‘-ı yed edemez, ammâ ol kâtil şehre dahi gelemez. Gelse ol ân katl ederler. El-hâsıl halâs olursa celâ-yı vatan eyler. (---)(---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 359b ·
metinde göster ·
… oğlana verirdi. Bu da‘vâ içün Kâbil Hâbil'i katl etdi. Ve ibtidâ rûy-i zemînde
kan edüp
isyân eden Kâbil'dir kim emr-i Hakk'a itâ‘at etmedi. Ammâ hübut-ı Âdem'den berü …
Ve müverrih-i âlemler tahrîri üzre Hazret-i Âdem'in ikişer evlâdı doğardı. Cümle kırk bin evlâdı oldu, derler. Ve âdetullâh bunun üzerine cârî idi kim bir oğlan ve bir kız doğardı. Ol kızı batn-ı âharda doğan oğlana verirdi. Bu da‘vâ içün Kâbil Hâbil'i katl etdi. Ve ibtidâ rûy-i zemînde kan edüp isyân eden Kâbil'dir kim emr-i Hakk'a itâ‘at etmedi. Ammâ hübut-ı Âdem'den berü yedi bin otuz sene olmuşdur. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y366a ·
metinde göster ·