Ba‘dehû pâdişâhımdan ibrâm [u] ilhâh olup elbette ve elbette gelesin, fermânları geldikde Kürdistân ahvâlin tecessüs etmeden fâriğ olup Konya taraflarına geldiğimde gerüden yine Van Valisi (---)(---) paşa lalan ve Bitlis Hânı ve Hakkâri Hânı ve Mahmûdî Hânı lalalarından arz-ı mahzarlar gelüp feryâd [u] fiğânları evce peyveste olup Acem'den feryâdnâmeleri kan ile yazmışlar, deyü arzları huzûr-ı pâdişâhîde ibrâz edüp, işte pâdişâhım ol serhaddin ihtilâline göre ol tarafa bir müdebbir, kâr-âzmûde vezîr-i rûşen-zamîr olmuş, serdâr-ı mu‘azzamlığa lâyık Melek Ahmed Paşa lâzımdır, deyü re’y-i ahsen zann edüp ol tarafa me’mûr eyledik. Fermân pâdişâhımındır" deyü hâmûş-bâş oldu. Hemân sa‘âdetlü pâdişâh, kazıyye ma‘lûm deyüp tebessüm idip "Tiz devât ve kalem getirin" dedi. Derhâl sır kâtibi devât ve kilk-i cevher-nisâr getirüp dest-i şerîfiyle eyle bir hatt-ı şerîf tahrîr etdi kim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 183b ·
metinde göster ·
… ş-tâb ile tırâş etdükde bu havzın niçe bin balıkları mecrûh gelüp havz-ı mezkûr
kan ile
leb-ber-leb oldu derler. Hatta ba‘de'l-feth-i Bağdâd, Murâd Hân Diyârbekr'e gel …
Hatta fâtih-i Bağdâd Murâd Hân Bağdâd'ı feth edüp derûn-ı Bağdâd'da olan Kızılbaş-ı bed-ma‘âşın başların şemşîr-i âteş-tâb ile tırâş etdükde bu havzın niçe bin balıkları mecrûh gelüp havz-ı mezkûr kan ile leb-ber-leb oldu derler. Hatta ba‘de'l-feth-i Bağdâd, Murâd Hân Diyârbekr'e gelüp Rûmiyye şeyhi azîzi şehîd etdikde bu havz kan ile pür olması muhakkakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 202a ·
metinde göster ·
… i Bağdâd, Murâd Hân Diyârbekr'e gelüp Rûmiyye şeyhi azîzi şehîd etdikde bu havz
kan ile
pür olması muhakkakdır.
Hatta fâtih-i Bağdâd Murâd Hân Bağdâd'ı feth edüp derûn-ı Bağdâd'da olan Kızılbaş-ı bed-ma‘âşın başların şemşîr-i âteş-tâb ile tırâş etdükde bu havzın niçe bin balıkları mecrûh gelüp havz-ı mezkûr kan ile leb-ber-leb oldu derler. Hatta ba‘de'l-feth-i Bağdâd, Murâd Hân Diyârbekr'e gelüp Rûmiyye şeyhi azîzi şehîd etdikde bu havz kan ile pür olması muhakkakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 202a ·
metinde göster ·
mülemma‘ olmuş bir deşt-i Kerbelâ'da vâki‘ olmuş kal‘adır.
Der-baht-ı tâli‘-i imâristân: Bu şehr-i Bağdâd burc-ı cedîde esâsı vaz‘ olunmuşdur. Ve beyt-i Zühal'i türâbîde bulunmuşdur. Anınçün hâk-i Bağdâd'da fitne vü fesâd eksik olmayup türâbı kan ile mülemma‘ olmuş bir deşt-i Kerbelâ'da vâki‘ olmuş kal‘adır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 342a ·
metinde göster ·
… s Nasîbîn şehrine girmek değil vücûd-ı benî Âdemin cümle damarlarına bile girüp
kan ile
beden-i insânda gezer deyü Müslim [ü] Buhârî'de hadîs-i sahîh vardır. Kâle Resû …
Ba‘dehû Cenâb-ı Hudâ bu rûy-ı arzı hubût-ı Âdem'den sonra ins [ü] cinn ile ol kadar ma‘mûr u âbâdân u müzeyyen etdi kim benî Âdem ekin ekecek yer ve bir gice hâb-ı râhat idecek birer cây-ı vatan bulamayup Ûc bin Unk gibi deryâ cezîrelerinde yatup ve deryâlar içre gezüp balıkları sayd edüp âfitâb-ı âlemtâbda pişirüp yerlerdi. Tâ bu mertebe rûy-ı arz âdem ile pür olup zirâ‘at yeri kalmayup derd-i ser ile geçinirlerdi. Tâ ki hubût-ı Âdem'den iki bin iki yüz kırk sene geçüp Hazret-i Nûh aleyhi's-selâm vücûda gelüp rûy-ı dünyâda mâl-â-mâl olan benî Âdemi dîne da‘vet eyleyüp aslâ birisi îmân kabûl etmediklerinden Cenâb-ı Kahhâr-ı Kibriyâ anlara tûfân-ı Nûh verüp ancak keştî-i Nûh'da yetmiş iki benî Âdem ve yetmiş iki çift hayvânât ile İblîs-i aleyhi'l-la‘ne bir hımârın kuyruğuna yapışup keştî-i Nûh'a İblîs bile girüp cümle yüz kırk beş mahlûk keştî-i Nûh ile tûfândan halâs olduklarıyçün Hazret-i Nûh'a Âdem-i sânî dediler. Zîrâ gemiden çıkan yetmiş iki aded benî Âdem yetmiş iki millet olup rûy-ı zemîne yayılup tenâsül bulduklarıyçün Hazret-i Nûh Necî'ye Eb-i sânî dediler. Ammâ ol Tûfân-ı Nûh'dan beri bâlâda zikr olunan ne cân kavmi ve ne cin kavmi ve ne sâ’ir kavimlerin cümlesi gark-ı 397b Tûfân olup helâk oldular. Hamd-i Hudâ ba‘de't-Tûfân yine Rabbü'l-İzzet bu edîm-i arzı benî Âdem ve sekalân ve hûş u tuyûr ile müzeyyen edüp âsûde etdi ammâ emr-i Hak ile benî Âdem'den ne kavm-i ecinne ve ne kavm-i şeyâtîn ayrılmadılar. Ammâ Nasîbîn şehrine ecinne kavmi Hazret-i Risâlet-penâhın mu‘cizesi du‘âsı berekâtıyla ecinne ol şehre giremez ammâ İblîs girüp benî Âdeme vesveseden hâlî değildir. İblîs-i telbîs Nasîbîn şehrine girmek değil vücûd-ı benî Âdemin cümle damarlarına bile girüp kan ile beden-i insânda gezer deyü Müslim [ü] Buhârî'de hadîs-i sahîh vardır. Kâle Resûlullahi sallallahu aleyhi ve sellem (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) buyurmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 397a–397b ·
metinde göster ·
Hünkâr eydir: "Hamd-i Hudâ, otak önü Hasan Paşalı kanından eyi
kan ile
âlûde olup serâperdem önü kansız kalmadı" buyurduklarında, hikmet bu kim ol ân …
Hünkâr eydir: "Hamd-i Hudâ, otak önü Hasan Paşalı kanından eyi kan ile âlûde olup serâperdem önü kansız kalmadı" buyurduklarında, hikmet bu kim ol ân Adana Paşasından altmış aded Hasan Paşalı pây-beste ve dil-haste kayd [u] bend silsile-i selâsil-i ağlâl ile huzûr-ı pâdişâhîye geldikde hemân hünkâr-ı hûnhâr eline hüccet-i şer‘iyyelerin alup kendi dîvânında amân u zamân vermeyüp kelleleri top gülleleri gibi yuvarlanup demleri rîzân oldu, ammâ hakkâ ki sa‘âdetlü pâdişâh-ı âdil cemî‘i katl etdiği kimesnelerin hüccet-i şer‘iyyelerini kırâ’at etdirüp eline aldıkdan sonra mücrimleri katl edüp amân vermezdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 82b ·
metinde göster ·
… rdâr Ali Paşa'ya Erdel'de iken Budin serhadleri ve Kanije serhadleri tarafından
kan ile
yazılmış mektûblar ile feryâdcılar gelüp,
Ve Anadolu ve Sivas ve Mar‘ayş ve Karaman ve Adana ve Haleb ve Şâm ve Urfa ve Diyârbekir eyâletleri ale'l-umûm Erdel seferine ta‘yîn edüp andan yigirmi oda yeniçeri ve beş oda topçu ve beş oda cebeci ve sipâhiyândan dörd aded sağ ve sol gurabâ sipâhları gazâ-yı Erdel'e ta‘yîn olunup kâmil tokuz ay memâlik-i Erdel'i nehb ü gâret ederek Apopi Mihal nâm bir kefere-i kem-nâmı kral nasb edüp üç yıllık bâkî kalan harâcı tahsîl edüp Kemen Yanoş la‘în kralı dahi cümle cünûd-ı cünübüyle dendân-ı tîğ-ı bî-dirîğden geçirüp memâlik-i Erdel'e nizâm [u] intizâm verüp taşra İslâm diyârına çıkmak sadedinde iken Serdâr Ali Paşa'ya Erdel'de iken Budin serhadleri ve Kanije serhadleri tarafından kan ile yazılmış mektûblar ile feryâdcılar gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 52a ·
metinde göster ·
… cinânlarının hadd [ü] hasrı yok bir ganîmet şehirdir. Ve hâk-i amber-pâki gerçi
kan ile
tahmîr olmuşdur, ammâ zemîni bir vâsi‘atü'l-aktâr bir dâr-ı diyârdır.
Ve bâğ u bâğçe-i cinânlarının hadd [ü] hasrı yok bir ganîmet şehirdir. Ve hâk-i amber-pâki gerçi kan ile tahmîr olmuşdur, ammâ zemîni bir vâsi‘atü'l-aktâr bir dâr-ı diyârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 63b ·
metinde göster ·
… -i Kapoşvar beğinden, el-hâsıl dahi niçe kılâ‘lardan Sadrıa‘zama feryâdcılar ve
kan ile
yazılmış ve âteş ile delik delik yanmış mektûblar vezîr-i dilîre gelince hemân …
Andan taraf-ı garba yine Semendire sancağı hâki içre niçe yüz aded ma‘mûr kendleri 12 sâ‘atde ubûr edüp menzil-i Belgrad-ı hoş-bilâda dâhil {olup} yine efendilerimizle ol meştâda cân sohbetleri edüp zevk u safâlar ederken sene 1074 târîhi mâh-ı Recebü'l-ferdin gurresinde eyyâm-ı şiddet-i şitânın zemherîrinde cihânı kar rahmeti kaplayup bir âdem kapusundan taşra çıkmağa iktidârları olmaduğu günlerde hikmet-i Hudâ Sadrıa‘zama ol günlerde kal‘a-i Kanije vâlîsi Yentür Hasan Paşa'dan ve Seğitvar kal‘ası beğinden ve kal‘a-i Bobofça ve kal‘a-i Berezense ve kal‘a-i Şıklofça ve kal‘a-i Valpova ve kal‘a-i Birnivar ağalarından ve kal‘a-i Ösek beğinden ve kal‘a-i Mohaç beğinden ve kal‘a-i Peçoy beğinden ve kal‘a-i Segsâr beğinden ve kal‘a-i Şimatorna beğinden ve kal‘a-i Nadaj ağasından ve kal‘a-i Kuban beğinden ve kal‘a-i Kapoşvar beğinden, el-hâsıl dahi niçe kılâ‘lardan Sadrıa‘zama feryâdcılar ve kan ile yazılmış ve âteş ile delik delik yanmış mektûblar vezîr-i dilîre gelince hemân ol Âsaf-ı şecî‘ [ü] dilîr ol şiddet-i şitâda du‘â vü senâ ile tuğları sarây havlısına çıkarup nâdîler şehr-i Belgrad içre nidâ edüp cümle kışlalarda olan vüzerâlara ve mîr-i mîrânlara ve ümerâlara ve cümle yedi bölük kapu kullarının kışlalarına birer vezîria‘zam ağaları evâmir-i şerîfeler ile ılgar edüp ağalar pârekende ve perîşân oldular, ammâ şehr-i Belgrad içre erbâb-ı dîvândan ve mevcû[d] kapu kullarından ve vezîr ağalarından on bin kadar asker bulunup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 138a ·
metinde göster ·
Zîrâ Kanije'den gelen feryâdnâmeler içinde tuzlanmış âdem gözleri ve
kan ile
tahrîr olmuş âh [u] enîn sözleri ve hâlâ yedi kral-ı dâl bizi muhâsara edüp,
Zîrâ Kanije'den gelen feryâdnâmeler içinde tuzlanmış âdem gözleri ve kan ile tahrîr olmuş âh [u] enîn sözleri ve hâlâ yedi kral-ı dâl bizi muhâsara edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 178b ·
metinde göster ·
… er beş dirhem çakmaklı tüfeng kurşumu imiş, beyninin zarı yanında durup kırmızı
kan ile
mülemma‘ olup durur.
Andan yine menganeyi burdukça herîfin kellesi kabağı bi-emrillâhi te‘âlâ kellenin diş diş kined yerlerinden açılup kelle içinde beyni enseden tarafa nümâyân olup kellenin içi kulaklar mâbeynine dek sulu kan ve sümük gibi ba‘zı ahlât ile memlû olup beyni yanında tüfeng kurşumu kâğızıyle durur. Meğer beş dirhem çakmaklı tüfeng kurşumu imiş, beyninin zarı yanında durup kırmızı kan ile mülemma‘ olup durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 62a ·
metinde göster ·
tahmîr olup âdem kanı değil âdem cânı ırmak gibi akdı. Hakkâ ki Kandiye imiş ki …
Hâsıl-ı kelâm kal‘a-i Kandiye hâki kan ile tahmîr olup âdem kanı değil âdem cânı ırmak gibi akdı. Hakkâ ki Kandiye imiş kim Kanlı tabyadan subh [u] mesâ tarafeynden benî âdem kanları revâne olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 292a ·
metinde göster ·
sürh-gûn olup Kandiye altında Kanlı Mağârâlar kan ile Kanije-vâr dolup rûy-ı ar …
"Meded senden yâ Îsâ, tut bizi" dediklerinde Hazret-i Îsâ Nebî'nin rûhâniyyet-i şerîfeleri bu küffârları emr-i Hak ile dutup pây-beste ve dil-haste ve şikeste beste dest-i asker-i İslâma verüp kâmil üç sâ‘at-i nücûmî usta Kassâb köçekleri 298b bu Fransa-i dıransa cünûd-ı cünübün eyle kırdılar kim Hudâ-yı Lem-yezel hakkıyçün Kanlı Mağârâların kayaları üzre hûn-ı insân cereyân seyl-i revân olup sahrâ-yı Kandiye kan ile sürh-gûn olup Kandiye altında Kanlı Mağârâlar kan ile Kanije-vâr dolup rûy-ı arz cesed-i küffâr ile Şecer-i Vakvâk (gibi) dibi gibi zeyn oldu. Âye[t] sûre-i (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 298a–298b ·
metinde göster ·
… vân olup sahrâ-yı Kandiye kan ile sürh-gûn olup Kandiye altında Kanlı Mağârâlar
kan ile
Kanije-vâr dolup rûy-ı arz cesed-i küffâr ile Şecer-i Vakvâk (gibi) dibi gibi z …
"Meded senden yâ Îsâ, tut bizi" dediklerinde Hazret-i Îsâ Nebî'nin rûhâniyyet-i şerîfeleri bu küffârları emr-i Hak ile dutup pây-beste ve dil-haste ve şikeste beste dest-i asker-i İslâma verüp kâmil üç sâ‘at-i nücûmî usta Kassâb köçekleri 298b bu Fransa-i dıransa cünûd-ı cünübün eyle kırdılar kim Hudâ-yı Lem-yezel hakkıyçün Kanlı Mağârâların kayaları üzre hûn-ı insân cereyân seyl-i revân olup sahrâ-yı Kandiye kan ile sürh-gûn olup Kandiye altında Kanlı Mağârâlar kan ile Kanije-vâr dolup rûy-ı arz cesed-i küffâr ile Şecer-i Vakvâk (gibi) dibi gibi zeyn oldu. Âye[t] sûre-i (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 298a–298b ·
metinde göster ·
âbdest almışlar-misâl kanlı âbdest ile secde-i şükr edüp cümlesi bir ağızdan gü …
Öbür küçük şayka dahi öbür kalyondan ol kadar mâl-ı ganâyim akdarup deryâdan çıkan kâfirlerden cümle yüz elli Freng ve niçe zî-kıymet eşyâlar alup anlar dahi bizim şayka sandalın ve kendü sandalın donadup yedeğe alup direk ve yelken yok. Bizim ardımız sıra yetişüp gelince mel‘ûn küffârın altı pâre gemisi yetişüp bizi toplaya toplaya hamd-i Hudâ fî'l-hâl Sönbeki limanına cân atup halâs Y 112b olunca cümle guzât-ı müslimîn kan ile âbdest almışlar-misâl kanlı âbdest ile secde-i şükr edüp cümlesi bir ağızdan gülbâng-ı Muhammedî çeküp liman içre bir yaylım top ve iki yaylım tüfeng şâdumânları etdik ve birbirimiz ile öpüşüp görüşüp, "Siz bize Hızır yetişdiniz" deyüp şâdumânlar etdik. Ve iki şaykadan yetmiş şühedâ namâzın hakîr kılıverüp anda defn etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y112a–Y112b ·
metinde göster ·
"Ale's-sabâh vakt-i tarâvda azm-i tarîk ederiz" deyüp Hüseyin
Kan ile
vedâlaşup gitdi. Hakîr dahi haymeme varup bir sâ‘at istirâhat edüp anı gördüm: …
"Ale's-sabâh vakt-i tarâvda azm-i tarîk ederiz" deyüp Hüseyin Kan ile vedâlaşup gitdi. Hakîr dahi haymeme varup bir sâ‘at istirâhat edüp anı gördüm: kan geliyor.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y402a ·
metinde göster ·
… yüklerimiz ile âmâde olup Berberistân askeri nümâyân olduklarında varup Hüseyin
Kan ile
vedâlaşmağa vardıkda anlar dahi bin mikdârı asker ile bizi bir sâ‘at yere gönde …
Ertesi ale's-sabâh cümle yüklerimiz ile âmâde olup Berberistân askeri nümâyân olduklarında varup Hüseyin Kan ile vedâlaşmağa vardıkda anlar dahi bin mikdârı asker ile bizi bir sâ‘at yere göndere gidüp anda vedâlaşup yine te’kîden Berbere melikine bî-had tenbîhler eyleyüp "Dâyirende kondur" deyüp öpüşüp avdet etdiler. Hakîr Berberî meliki ile atbaşı berâber Berberîler ile bir yerde giderek yedi sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y402a ·
metinde göster ·
… kîri artık kovmadılar, ammâ zahmımdan kan cereyân ederek çakşırım ve çizmem içi
kan ile
doldu. Ammâ yaram dahi sovumadı ve bedenimde dahi kuvvet kuvâ yerinde. Ammâ hem …
Hakîri artık kovmadılar, ammâ zahmımdan kan cereyân ederek çakşırım ve çizmem içi kan ile doldu. Ammâ yaram dahi sovumadı ve bedenimde dahi kuvvet kuvâ yerinde. Ammâ hemân ki memlûklarım (---) gitdi, beş aded küheylân atlarım mükellef silâhları ile ve seyishânede olan mâl ve zî-kıymet eşyâlar (---)(---)(---)(---) a zarâr ziyân gelince hemân cân atup sıçrayup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·