… n eğlencesi meddâh-ı Hazret-i Hamzâ-i bâ-safâ, Kassâb Kurd ve şebbâz u hayâlbâz
Kandillioğlu
ve Diyârbekirli Yahyâ şâkirdi Hânende Veys Çelebi, pâkîze eş‘ârı vardır .
Bunlar meşhûr-ı âfâk, bî-bedel-i pür-ma‘rifetlerdir ve cemî‘î erbâb-ı ma‘ârifin eğlencesi meddâh-ı Hazret-i Hamzâ-i bâ-safâ, Kassâb Kurd ve şebbâz u hayâlbâz Kandillioğlu ve Diyârbekirli Yahyâ şâkirdi Hânende Veys Çelebi, pâkîze eş‘ârı vardır .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 288a ·
metinde göster ·
Ziyâretgâh-ı Habîb-i Neccâr : Vücûd-ı şerîfi kal‘a içinde evc-i âsumâne beraber bir yalçın kaya üzre bir mesîregâh âsitâne-i gârda medfûndur. Timur nazar edüp ter ü tâze buldu, derler. Kendüleri şahâdetinden berü kabr-i şerîfi üzre aslâ kandili şeb [u] rûz sönmemişdir, ilâ mâşâallah. Tekye fukâraları çerâğân etmededirler. Bunların şehâdetinden sonra mürd iken ihyâ olan şehzâde dahi merhûm olup derûn-ı kal‘ada aşağı Habîb-i Neccâr kurbunda medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 24a ·
metinde göster ·
… nlar ile ârâste bir âsitâne-i meşhûrdur. Hattâ niki havârîyyûn'un aşkına on iki
kandili
ilâ mâşâallah şeb [u] rûz çerâğân olup aslâ sönmemişlerdir. Cümle huddâmları bu …
Ziyâretgâh-ı Hazret-i Şem‘ûn-ı Safâ: Hazret-i Mesîh aleyhi's-selâmın on iki halîfesi var idi. Evveli Habîb-i Neccâr idi. İkincisi bu Şem‘ûn-ı Safâ idi. Amma bu Şem‘ûn hakkında kavm-i Yunaniyân, peygamber derler, ammâ lağv kelâmdır demişler. Hazret-i İsâ âlem-i sabâvetde bunların derâgûşunda perveriş bulmuşdu. Bu Şem‘ûn, Hazret-i Yahyâ'nın akrabalarından idi. Hazret-i Mesîh âsumâne urûc etdikten sonra bunlar Nablus şehrin terk edüp ekseriyyâ Antakıyye'de Habîb-i Neccâr ile hem-celîs idi. Habîb-i Neccâr şehâdetinden sonra niçe zamân seyâhat edüp müddet-i ömr-i azîzleri sene (---) mu‘ammer olup bu Nakura'da şehîd olup bu mahalde kavm-i Nasârâ defn edüp üzerine kayasıralardan bir kral kubbe-i âlî ve bir bâğ-ı İrem zeytûnlı ravza-ı cinân binâ edüp imâr eder. Hâlâ cemî‘i millet-i Nasârâ'nın ziyâretgâhıdır. Ümmet-i Muhammed'in ziyâretgâh [u] ârâmgâhıdır. Niçe yüz dervîşân-ı Dürüzî-mezheb fukarâları vardır. Kubbe-i pür-envârının içi gûnâ-gûn şem‘-i asel ile müzeyyendir. Ve şem‘dân ve halîçe ve çerâğdânlar ile ârâste bir âsitâne-i meşhûrdur. Hattâ niki havârîyyûn'un aşkına on iki kandili ilâ mâşâallah şeb [u] rûz çerâğân olup aslâ sönmemişlerdir. Cümle huddâmları bu işe me’mûrlardır. Zîrâ bu diyâr zeytûn ve zeytûn yağından ibâret olmağın her kurâdan niçe yüz miskete ile zeytûnyağı gelüp kanâdillere yakarlar. Ammâ garâ’ib budur kim diyâr-ı Frengistân'ın İşpaniye ve Ceneviz ve Portugal ve Dış Fransa ve Donkarkız ve Danimarka ve Felemenk ve İsfeçe ve Cevle ve Nemse ve İngilis ve gayri bilâd-ı nasârâlardan bu Şem‘ûn-ı Safâ kanâdilleriyçün zeytûnyağı nezerâtların cerre ve tulumlar ile tâ dip Frengistândan deryâya bırağup bi-emrillâhi Te‘âlâ bu Şem‘ûn-ı Safâ'nın yatduğu Nakura dağının kenar-ı deryâsına gelüp elbette her sabâh Şem‘ûn fukarâları sâhil-i bahre varup birer ikişer tulum zeytûnyağı gelüp alırlar, aceb hikmetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 39b ·
metinde göster ·
… adîmdir. Hattâ ba‘zı müverrihler Belînâs hakîmin ilm-i hikmet ile binâ edüp bir
kandil-i
sirîc yağ ile hammâm ve suyu germâ olup şiddet-i hârrdan gâsillerin tahammül ed …
Der-fasl-ı binâ-yı hammâmât-ı gâsilân: Cümle (---) aded hammâm-ı hoş-havâlardır. Evvelâ iç kal‘ada Kadı hammâmı gâyet müferrih hûb-hevâ ve çifte hammâmdır ve Gürcî hammâmı iç kal‘ada yektâ hammâm-ı rûşenâdır ve yine iç kal‘ada Yeni Kadı hammâmı nev-binâ bir hammâm-ı zibâdır 66a ve taşra varoşda Hondî Hanım hammâmı gâyet hammâm-ı kadîmdir. Hattâ ba‘zı müverrihler Belînâs hakîmin ilm-i hikmet ile binâ edüp bir kandil-i sirîc yağ ile hammâm ve suyu germâ olup şiddet-i hârrdan gâsillerin tahammül edemediği kandil ile ıssı olan hammâm budur derler. Hazret-i Risâlet'in mevlûdı gecesi kandil-i sirîc sönüp hammâm mu‘attal kalmışdır. Ba‘dehû Dânişmendiyân melikelerinden Hondî Hânım bu hammâmı ta‘mîr u termîm etmişdir deyü müverrihler tahrîr etmişlerdir. Ammâ niçe müsinn ihtiyâr âdemler ol Belînâs hakîmin ilm-i tılsım ile binâ etdüğü hammâm eski Kayseriyye'de esâs-ı binâları ve niçe kıbâbları ve âteş-kede-i kandil-i sirîc kül-hanı mahalli râygândır dediler. El-uhdetü ale'r-ravî, ammâ hakîr görmedim. Bu hammâmın evsâfı aşağıda külliyât-ı şehr-engîzde mahalliyle tahrîr olunur
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 65b–66a ·
metinde göster ·
… ağ ile hammâm ve suyu germâ olup şiddet-i hârrdan gâsillerin tahammül edemediği
kandil
ile ıssı olan hammâm budur derler. Hazret-i Risâlet'in mevlûdı gecesi kandil-i …
Der-fasl-ı binâ-yı hammâmât-ı gâsilân: Cümle (---) aded hammâm-ı hoş-havâlardır. Evvelâ iç kal‘ada Kadı hammâmı gâyet müferrih hûb-hevâ ve çifte hammâmdır ve Gürcî hammâmı iç kal‘ada yektâ hammâm-ı rûşenâdır ve yine iç kal‘ada Yeni Kadı hammâmı nev-binâ bir hammâm-ı zibâdır 66a ve taşra varoşda Hondî Hanım hammâmı gâyet hammâm-ı kadîmdir. Hattâ ba‘zı müverrihler Belînâs hakîmin ilm-i hikmet ile binâ edüp bir kandil-i sirîc yağ ile hammâm ve suyu germâ olup şiddet-i hârrdan gâsillerin tahammül edemediği kandil ile ıssı olan hammâm budur derler. Hazret-i Risâlet'in mevlûdı gecesi kandil-i sirîc sönüp hammâm mu‘attal kalmışdır. Ba‘dehû Dânişmendiyân melikelerinden Hondî Hânım bu hammâmı ta‘mîr u termîm etmişdir deyü müverrihler tahrîr etmişlerdir. Ammâ niçe müsinn ihtiyâr âdemler ol Belînâs hakîmin ilm-i tılsım ile binâ etdüğü hammâm eski Kayseriyye'de esâs-ı binâları ve niçe kıbâbları ve âteş-kede-i kandil-i sirîc kül-hanı mahalli râygândır dediler. El-uhdetü ale'r-ravî, ammâ hakîr görmedim. Bu hammâmın evsâfı aşağıda külliyât-ı şehr-engîzde mahalliyle tahrîr olunur
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 65b–66a ·
metinde göster ·
… ği kandil ile ıssı olan hammâm budur derler. Hazret-i Risâlet'in mevlûdı gecesi
kandil-i
sirîc sönüp hammâm mu‘attal kalmışdır. Ba‘dehû Dânişmendiyân melikelerinden Hon …
Der-fasl-ı binâ-yı hammâmât-ı gâsilân: Cümle (---) aded hammâm-ı hoş-havâlardır. Evvelâ iç kal‘ada Kadı hammâmı gâyet müferrih hûb-hevâ ve çifte hammâmdır ve Gürcî hammâmı iç kal‘ada yektâ hammâm-ı rûşenâdır ve yine iç kal‘ada Yeni Kadı hammâmı nev-binâ bir hammâm-ı zibâdır 66a ve taşra varoşda Hondî Hanım hammâmı gâyet hammâm-ı kadîmdir. Hattâ ba‘zı müverrihler Belînâs hakîmin ilm-i hikmet ile binâ edüp bir kandil-i sirîc yağ ile hammâm ve suyu germâ olup şiddet-i hârrdan gâsillerin tahammül edemediği kandil ile ıssı olan hammâm budur derler. Hazret-i Risâlet'in mevlûdı gecesi kandil-i sirîc sönüp hammâm mu‘attal kalmışdır. Ba‘dehû Dânişmendiyân melikelerinden Hondî Hânım bu hammâmı ta‘mîr u termîm etmişdir deyü müverrihler tahrîr etmişlerdir. Ammâ niçe müsinn ihtiyâr âdemler ol Belînâs hakîmin ilm-i tılsım ile binâ etdüğü hammâm eski Kayseriyye'de esâs-ı binâları ve niçe kıbâbları ve âteş-kede-i kandil-i sirîc kül-hanı mahalli râygândır dediler. El-uhdetü ale'r-ravî, ammâ hakîr görmedim. Bu hammâmın evsâfı aşağıda külliyât-ı şehr-engîzde mahalliyle tahrîr olunur
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 65b–66a ·
metinde göster ·
Der-fasl-ı binâ-yı hammâmât-ı gâsilân: Cümle (---) aded hammâm-ı hoş-havâlardır. Evvelâ iç kal‘ada Kadı hammâmı gâyet müferrih hûb-hevâ ve çifte hammâmdır ve Gürcî hammâmı iç kal‘ada yektâ hammâm-ı rûşenâdır ve yine iç kal‘ada Yeni Kadı hammâmı nev-binâ bir hammâm-ı zibâdır 66a ve taşra varoşda Hondî Hanım hammâmı gâyet hammâm-ı kadîmdir. Hattâ ba‘zı müverrihler Belînâs hakîmin ilm-i hikmet ile binâ edüp bir kandil-i sirîc yağ ile hammâm ve suyu germâ olup şiddet-i hârrdan gâsillerin tahammül edemediği kandil ile ıssı olan hammâm budur derler. Hazret-i Risâlet'in mevlûdı gecesi kandil-i sirîc sönüp hammâm mu‘attal kalmışdır. Ba‘dehû Dânişmendiyân melikelerinden Hondî Hânım bu hammâmı ta‘mîr u termîm etmişdir deyü müverrihler tahrîr etmişlerdir. Ammâ niçe müsinn ihtiyâr âdemler ol Belînâs hakîmin ilm-i tılsım ile binâ etdüğü hammâm eski Kayseriyye'de esâs-ı binâları ve niçe kıbâbları ve âteş-kede-i kandil-i sirîc kül-hanı mahalli râygândır dediler. El-uhdetü ale'r-ravî, ammâ hakîr görmedim. Bu hammâmın evsâfı aşağıda külliyât-ı şehr-engîzde mahalliyle tahrîr olunur
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 65b–66a ·
metinde göster ·
… nâs hakîm hikmetiyle binâ etmişdir. İlm-i tılsımıyla külhanında şeb [u] rûz bir
kandil-i
sirîc ile çırâğân olup hammâmın âbı ve hevâsı eyle "Germâ olurdu kim mağsûller …
İbret-nümâ-yı diğer: Bu Kayseriyye içinde bir hammâm-ı kadîm vardır kim Belînâs hakîm hikmetiyle binâ etmişdir. İlm-i tılsımıyla külhanında şeb [u] rûz bir kandil-i sirîc ile çırâğân olup hammâmın âbı ve hevâsı eyle "Germâ olurdu kim mağsûller hammâmcıya feryâd edüp germâ âbına sehel sermâ âb halt edüp halvet kapuların küşâde eyle!" derlerdi, ammâ hâlâ eyle sirâc ile meshûn hammâm görmedim ve girmedim. Niçe kimesneler "Bu hammâm eski Kayseriyye'de idi hâlâ âsâr-ı esâsları râygândır" deyü nakl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 67a ·
metinde göster ·
… unda Babaeskisi'nde defn ederler. İlâ hâze'l-ân defn olunaldan berü şeb [u] rûz
kandili
sönmemişdir. Bir tâbût Moskov diyârında, bir tâbût Leh diyârında (---)(---) (- …
Bu Pirevadi şehrine karîb Kazan balkanı dediklerinin aslı Muhammed Buhârî kim Sarı Saltuk'dur. "Anlar bir ejderi katl edüp bir ruhbân ben katl etdim" deyü da‘vâ-yı merd edince Muhammed Saltık Bay re’yiyle papas ile ikisi bir kazana girüp kazana ateş edüp papas herîse-misâl pişüp Saltık Bây taşra 111a çıkup ancak mübârek alnı arak-âlûd olup niçe bin küffâr imâna gelüp kendileri bu kerâmetden sonra Leh diyârına gidüp cümle kâfiristânda nâm [u] nişânı söylenüp muhabbet etdiklerinin aslı odur. Ba‘de's-seyâha yine bu Pirevadi mahallinde kazanda tabh olduğu mahalde merhûm olup kendilerin vasiyetiyle yedi tâbûta koyup yedi kral yedi tâbûtu alup bir cesed-i şerîfin Babadağı'na getirüp ter ü tâze defn ederler. Biri İdrone kral Edrine kurbunda Babaeskisi'nde defn ederler. İlâ hâze'l-ân defn olunaldan berü şeb [u] rûz kandili sönmemişdir. Bir tâbût Moskov diyârında, bir tâbût Leh diyârında (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 110b–111a ·
metinde göster ·
… r. Hemân bir vâsi‘ fezâ üzre bir nakş-ı bukalemun tavandır. Tâ vasatında üç yüz
kandilli
bir çerâğdân-ı sakîl maslûbdur. Ol dahi bir bâr-ı âhendir. Her şeb ol kanâdille …
Der-sitâyiş-i tekye-i Akyazılı Sultân : Leb-i deryâda Varna şehri ve Balçık iskelesi mâbeyninde bir vâsi‘ öz içre bir hıyâbân koru kenarında evc-i âsumâna ser çekmiş şekl-i müsebba‘ bir kârgîr kulle-i âlîdir kim gûyâ İslâmbol'da Galata Kullesi'dir. Ammâ kurşum örtülü sivri külâhı eflâke ser çeküp zirve-i a‘lâsındaki alemi ebr-i kebûd içre şâ‘şâ‘a urur. Ammâ kubbe sivri külâhı cümle ahşâbâtdandır. Aslâ kârgîr kubbe değildir. 123b Hikmet-i mühendisân-ı kâr-ı mi‘mârân ile bir kubbe-i ser-âmeddir kim kubbe-i sernigûnun içi münakkaş levha tavandır. Garâbet andadır kim eyle kubbe-i azîmin içinde aslâ sütûn yokdur. Hemân bir vâsi‘ fezâ üzre bir nakş-ı bukalemun tavandır. Tâ vasatında üç yüz kandilli bir çerâğdân-ı sakîl maslûbdur. Ol dahi bir bâr-ı âhendir. Her şeb ol kanâdilleri dervîşân çerâğân edüp kubbe nûr iken nûrun alâ nûr olup her âşıkân-ı sâdıkân işgâl-ı ma‘rifete meşgûl olup cân sohbeti ederler. Cümle seyyâhân-ı berr ü bihâr bu âsitânenin sütûnsuz sâbite olduğuna engüşt-ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân olurlar. Tâ bu mertebe vâsi‘ meydân üzre mestûr kubbedir kim kapudan ocağa varınca meydân-ı fukarâ yüz ayakdır. Serâpâ beyâz mermer-i hâm ile mefrûş bir meydândır. Ortada bir şâzirvân-ı revân olmadadır. Cümle uşşâkân andan def‘-i atşân ederler. Ve bu âsitâne ortasında niçe yüz aded âdem kaddi sarı pirinçden her bir pâdişâhın birer yâdigâr çerâğdânları vardır. Her şeb çerâğları gelen kurbânların yağından yakup şeb-i muzlimleri leyle-i isrâ olup gûyâ rûz-ı rûşen olur. Hakîr bu kubbe tavanının ber-karâr olmasına hayrân kalup âhir tekyenişîn Arslan Dede izniyle kubbenin tavanı üstüne çıkup temâşâ etdim. El-azametullah üstâd-ı neccârân bu kubbe içre tâ alemden rûy-ı tavana gelince bir amûd-ı haşeb-i dırâz vaz‘ edüp niçe yüz bin haşebleri ana kadamış kim gûyâ bir ağaç ormanı olmuş. Âdemin aklı ihâta etmeyüp dîde pür-nem hîrelendiği san‘at-ı hezâr-ahsendir kim "Şenîden ki bûd mânend dîde" makûlesidir. Ve bu meydânın cânib-i erba‘ası demir pencerelerdir kim etrâfında olan bâğçe-i gülistâna nâzırdır. Ve her revzenlerin mâbeyninde kat-ender-kat dervîşân dollâbları vardır. Ve bu meydânın dâ’iren-mâdâr etrâfında nezerâtdan gelen kurbân postları döşelidir. Her bir postda birer sâhib-nazar ârif-i billah âşık-ı şey'illah ilm [ü] amele ve her biri birer kâra meşgûllerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 123a–123b ·
metinde göster ·
… anın biri Murâd Hân-ı Râbî‘ asrında türbedâr idi, deyü şehâdet etdiler. Hâlâ ol
kandili
ser-i sa‘âdetleri tarafında huddâmları 170b yağ koyup âsitâne-i Baba'yı münev …
Bir kaç kerre Yahûdî tâ’îfesi tebdîl-i câme olup çerâğ-ı münevverin söndürmek murâd edindikde "püf" demeğe dem nefesi tutulup ancak bir sedd-i ramakı kaldıkda parmak kaldırup İslâm ile müşerref olanın biri Murâd Hân-ı Râbî‘ asrında türbedâr idi, deyü şehâdet etdiler. Hâlâ ol kandili ser-i sa‘âdetleri tarafında huddâmları 170b yağ koyup âsitâne-i Baba'yı münevver eder. Niçe kerre dühn-i kûsfend komağı ferâmûş edüp niçe günler yine çerâğı rûşen olur, bir âsitâne-i deyr-i azîmde medfûndur. Gerçi tekye-i Bektâşiyân'dır ammâ evkâfı za‘îf olmağıla dervîşânı azdır ammâ nezerâtları çok gelir. Ve cânib-i erba‘asında bâğ u besâtînleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 170a–170b ·
metinde göster ·
: İşbu dokuz nehr-i azîmler kim cümlesi nehr-i Şattu'l-Arab'dan müteferrik olup …
Nehr-i tâsi‘ nehr-i Kandil'dir: İşbu dokuz nehr-i azîmler kim cümlesi nehr-i Şattu'l-Arab'dan müteferrik olup kimi çölde gâ’ib olup kimi yine bahr-i Şatt'a munsabb olur nehr-i azîmlerdir kim içinde gılâl gemileri şinâverlik eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 206b ·
metinde göster ·
… , damları içre niçe yüz bin âveng üzümün bu damlarda asup niçe yerde bezir yağı
kandilleri
yakup ne kadar şiddet-i şitâ olursa üzümleri donmayup çürümeden İslâmbol'a geti …
Memdûhâtından âveng üzümü, damları içre niçe yüz bin âveng üzümün bu damlarda asup niçe yerde bezir yağı kandilleri yakup ne kadar şiddet-i şitâ olursa üzümleri donmayup çürümeden İslâmbol'a getirüp satarlar ve zeytûnu ve emrûdu ve elması latîf olur, ammâ üzümü memdûhdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 83b ·
metinde göster ·
… zûldür. Hattâ Lipul oğlu yeni beğ bu deyre üç bin altun nezr gönderüp bir altun
kandil
gönderdi.
Ve bu deyrin bir vâsi‘ haremi etrâfında yüz adedden mütecâviz tahtânî ve fevkânî papas ve kıssîs ve ruhbân hücrelerinde üç yüzden ekser bıtrîkler vardır kim riyâziyyât ile gûyâ Roma papası gibi kadîd-i mahz olup bed çehre olmuşlar, ammâ bu deyrin evkâfı çok olmak ile matbah-ı Mesîhiyyesinde ni‘met-i uzmâsı çok tabh olup âyende vü revendeye ta‘âm-ı nefîsesi mebzûldür. Hattâ Lipul oğlu yeni beğ bu deyre üç bin altun nezr gönderüp bir altun kandil gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 106b ·
metinde göster ·
… erdir ve kenîselerinde bir haçdan gayrı bir âsâr-ı bünyân ve birkaç çerâğdân ve
kandildânlardan
gayrı bir nişân yokdur. Cemî‘i der [ü] dîvârları incü-misâl beyâz dîvârdır, amm …
Ve kavm-i Macar gerçi millet-i Mesîhiyyedendir, ammâ put-perest değillerdir ve kenîselerinde bir haçdan gayrı bir âsâr-ı bünyân ve birkaç çerâğdân ve kandildânlardan gayrı bir nişân yokdur. Cemî‘i der [ü] dîvârları incü-misâl beyâz dîvârdır, ammâ Nemse keferelerinin ve Donkarkız 127a vilâyetinin ve Danimarka diyârının cümle düyûrlarında ol kadar tasvîrât-ı maslûbât putlar var kim diller ile ta‘bîr ü tavsîf olur değildir. Hamd-i Hudâ Vârat kenîselerinde aslâ ve kat‘â putlar bulunmayup cümle ma‘bedgâh-ı müslimîn oldu ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 126b–127a ·
metinde göster ·
… bu pâdişâhı şehîd eden menkûs kâfir ise karşu dağda bir manastır içinde cevâhir
kandiller
ile misk ü amber-i hâm râyihalarıyla mu‘attar bir kubbe-i müzeyyen içre yatup b …
Hakîr eyitdim: "Sultânım bu pâdişâhı şehîd eden menkûs kâfir ise karşu dağda bir manastır içinde cevâhir kandiller ile misk ü amber-i hâm râyihalarıyla mu‘attar bir kubbe-i müzeyyen içre yatup bu kadar ruhbân huddâmları var ve bu kadar evkâfları var kim subh u mesâ bu kadar yüz kefere ve müslimler gelüp mihmân olur giderler, ammâ bu bizim gâzî pâdişâhımızın ne türbedârı ve ne evkâfı olmadığından cemî‘i küffâr gelüp ihâneten tağavvut ederler. Gerekdir kim cemî‘i etrâf kurâlar kefereleri gelüp yine anlar bu kubbeyi tathîr edüp amâr edesiz. Ve İzevçan hâssından bir yük akçe ile amâr edüp etrâfın kal‘a-misâl dîvâr çeküp bir türbedâr ehl [ü] ıyâliyle ta‘[y]în edesiz" dediğimde, âhâlî-yi vilâyete iki kîse guruş verüp cümle kurâ keferelerine kubbeyi tathîr edüp bir haftada etrâf-ı kubbeye bir yüksek dîvâr çeküp bir âlî kapu etdi kim atlılar girmeye ve beş yüz meyve dırahtı diküp bir âb-ı hayât kuyu hafr edüp ehl [ü] ıyâliyle bir türbedâr ta‘[y]în eyledi kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 168b ·
metinde göster ·
: Dükkân kırk, nefer iki yüz. Bunlar mevlûd geceleri ve donanma geceleri ve şehr …
Esnâf-ı kandilciyân: Dükkân kırk, nefer iki yüz. Bunlar mevlûd geceleri ve donanma geceleri ve şehr-i Receb ve şa‘bân ve Ramazân'da cemî‘i dükkânlar her gece sabâha dek küşâde olup kanâdîller ile zeyn ederler. Ve açık olmayan tüccâr dükkânları önüne elbette birer kandîl yakarlar. Ve donanma geceleri kezâlik şehri bunlar çerâğân ederler. Ne kadar bin kandîl yakmak murâd edinirsen, anlar eyle bâzâr edüp hâne ve tarîk-ı âmları tezyîn ve çerâğân ederler. Bu dahi Mısır'a mahsûsdur. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y178a ·
metinde göster ·