… up meyyitlerin kefenlerin başları ucundan çözüp kefenlerin alınca avret yerleri
kapkara
kül olup vücûdları necis kokarmış. Hemân leşlerinden kefenleri çıkınca bu buhay …
Bu buhâyre oldur kim Hazret-i Lût asrında kavm-i Lûtîlere Cenâb-ı Bârî hışm edüp lâşe-i murdârların Cenâb-ı Allah meleklere emr edüp bu deryâya döküp cümle leşleri niçe zemân bu buhayre üzre şinâverlik edüp cîfe-i murdârlarından âb-ı buhayre bed râyihalı olup ilâ yevminâ hâlâ bir sasık buhayre ve siyâh-rû deryâdır. Hulefâ-yı Emeviyyûn'a gelince bu buhayre üzre her sabâh niçe bin kefenli ter ü tâze meyyitler bulunurmuş. Meğer rahmet develeri ile mü’ekkel melâ’ikeler Lûtîleri kabrinden çıkarup bu buhayreye dökerlermiş. Lût şehri hâkimi tarafından kefenlerin almağa emîn âdemleri kayıklar ile varup meyyitlerin kefenlerin başları ucundan çözüp kefenlerin alınca avret yerleri kapkara kül olup vücûdları necis kokarmış. Hemân leşlerinden kefenleri çıkınca bu buhayrenin köpek balıkları ibtidâ Lûtîlerin avret yerin koparup yerler imiş. Kefen içün başka bir emânetkâr âdemi olurmış. Beher sene kırk elli bin kefen tahsîl olurmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 46a ·
metinde göster ·
… ağrı hastalığı deyüp sâhib-firâş oldu. Hattâ başı Adana kabağı kadar olup dili
kapkara
yanup kulaklarından cerâhat akup bir kaç kerre hâlet-i nez‘a vardı. Bu mahalde …
Hikmet-i Hudâ; günden güne tâ‘ûn şehr içre şâyi‘ olmağa başlayup bir ay mümted olup yevmiyye beşer yüz âdem merhûm ve merhûme olurdu. Tâ bu mertebe kim niçe bin âdem Sofya'dan firâr edüp sâ’îr bilâdlara gitdiler. Hemân sâhib-i devlet efendimizin altmış yedi benâm nâmdâr iskemle sâhibi ağaları merhûm olup paşa dahi ağrı hastalığı deyüp sâhib-firâş oldu. Hattâ başı Adana kabağı kadar olup dili kapkara yanup kulaklarından cerâhat akup bir kaç kerre hâlet-i nez‘a vardı. Bu mahalde re’îsü'l-küttâbımız olan Gınâyî Efendi gâyetü'l-gâye sikeste-âtır olduğu paşa-yı selîmü't-tab‘ın mesmû‘-ı şerîfleri olup her bâr Gınâyî Efendi'yi su‘âl edüp tesliye-i hâtırlarıyçün yük yük me’kûlât [u] meşrûbât makûlesi ve birer kise hammâm akçesiyle 144a Gınâyî Efendi'yi anardı. Ve bir gün bir pîçe-i âfitâb duhter-i pâkize ahter Çerkes câriyesi gönderdi. Böyle iken paşa dahi ala vereye düşüp arada hemân bir sedd-i ramak kalup hakîr niçe kerre Yâsîn-i Şerîf tilâvet etdim. Cümlemizin içine bir vâveylâ ve vâveledâ ve feza‘ u çezağ düşdü. Ve cümle ağavâtın hâl-i pür-melâlleri diyer-gûn oldu. Ve cümle hukemâ paşaya ilâc etmeden kaldı. Ve cümle gılmân-ı enderin paşanın sıhhatinden me’yûs oldu. Ol gün paşanın burnu kanayup sehel ifâkat buldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 143b–144a ·
metinde göster ·
… te âlem-i hayretde kaldı. Aceb temâşâgâh kuyudur. Suyu bir âdemin eline dokunsa
kapkara
yakar. Ve benî Âdemin saçına sakalına bu su dokunsa ol âdemin geysû-yı rîş-i şe …
Der-beyân-ı ibret-nümâ-yı hikmet-i Hudâ: Anı gördüm bir çâh-ı mâ-yi acîbe kenârında gâzîler kuyudan su çeküp demir üzre dökerler. Der-ân hemân ol demir bakır olur. Hakîrin dahi gulâmlarının heybelerinde birer kem at na‘lları var idi. Mezkûr kuyu suyundan at na‘lları üstlerine dökünce bi-emr-i Hayy-ı Kadîr at na‘lları kıpkırmızı nühâs-ı hâs oldu. Hattâ bu na‘lları düstûr-ı mükerremimiz Ali Paşa'ya getirüp seyr etdikte âlem-i hayretde kaldı. Aceb temâşâgâh kuyudur. Suyu bir âdemin eline dokunsa kapkara yakar. Ve benî Âdemin saçına sakalına bu su dokunsa ol âdemin geysû-yı rîş-i şevâribleri dökülüp seksen yaşında âdem mahbûb-ı cüvân olur. Anıniçün Kaşa şehrinin Macar karıları bu sudan ferc-i kabîhaları etrâfına türâb ile çamurlu suyu sürüp cümle kılları dökülüp pâk ve berrâk küsâm-ı fi‘l-i kâm olur. Zenâne tâ’ifesine hırızmadan a‘lâ bir sudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 15b ·
metinde göster ·
… m ise halkdan hicâb etdiğinden cür’et edüp kapuya el urursa bi-emrillâhi te‘âlâ
kapkara
yanup mürd olur. Niçe bin kefereler ve müslimler bu âsitânenin kapusu önünde me …
Bu vilâyetlerde beğlerden gayri hâkim ve kadı ve papasları {ve kenîseleri} yokdur, zîrâ bunlar kitâbî değillerdir, ammâ bu Penç Hasan ziyâretine gâyet mu‘tekid olduklarından bu âsitâneyi kendülere hâkim ve kadı etmişlerdir. Kaçan bir kişinin mâlı uğurlansa hemân zann-ı gâlibleri olduğu kişiyi Penç Hasan ziyâretine götürüp kapusuna el urdururlar. Eğer ol âdem mücrim ise kapuya el urmağa havf edüp alduğu mâlı ıkrâr edüp bir hâl ile sâhibine verir. Eğer mücrim değil ise cür’et edüp kapuya el urup halâs olur. Eğer mücrim ise halkdan hicâb etdiğinden cür’et edüp kapuya el urursa bi-emrillâhi te‘âlâ kapkara yanup mürd olur. Niçe bin kefereler ve müslimler bu âsitânenin kapusu önünde medfûnlardır. Ve bu el urulan âsitâne kapusunun tahtası "Hazret-i Nûh'un gemisi tahtasıdır" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 156a ·
metinde göster ·
… Sultân Veliyyullâh'a i‘tikâd-ı tâm hâsıl etdiler. Ammâ niçe kefereler bunların
kapkara
yandıkların görüp tekyeden aldıkları eşyâları bırağup firâr ederek mukaddemâ ma …
Cümle şehir kefereleri bu keferelerin lâşe-i sûzânların görüp dibelik Sultân Veliyyullâh'a i‘tikâd-ı tâm hâsıl etdiler. Ammâ niçe kefereler bunların kapkara yandıkların görüp tekyeden aldıkları eşyâları bırağup firâr ederek mukaddemâ matbahdan sahan ve tancere alanlara bu ahvâl-i pür-melâli deyüp kimisi mâl-ı ganâ’imi bırağup kimisi cür’et edüp götürürken bi-emrillâhi te‘âlâ başlarında tancere geyen kâfirin başlarında tancereler kızup kara şapkalarında kara saçları 245b ve kara başları kara tancerenin kızgınından başları yanup tancereleri ve kazganları bırağup kaçarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 245a–245b ·
metinde göster ·
… âne içinden çerâğdân ve şem‘dân ve birkaç Kelâm-ı şerîfleri alan kâfirler yanup
kapkara
kül olup kaldılar" deyince hemân bir âdem,
"Bire âdemler, küffâr bizim cihâz-ı fakr olan eşyâlarımız ve matbahın suhûn [ve] tancerelerin götürüp gitdiler. Ve âsitâne içinden çerâğdân ve şem‘dân ve birkaç Kelâm-ı şerîfleri alan kâfirler yanup kapkara kül olup kaldılar" deyince hemân bir âdem,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 245b ·
metinde göster ·
Nâ-medh-i deyr-i râhibân-ı Mendel: Bu mezkûr Koçbaşı kenîsesinden şark cânibine 2 sâ‘atde kayalı dağlar ve sa‘b yollar ile gidüp bir kûhistân mişeistân bâğ-ı hıyâbân koyah içinde keşîşhâne-i Mendel manastırın dahi Hazret-i Îsâ âyet, sûre-i (---)Arapça nass-ı kâtı‘-ı bürhânı üzre Îsâ Nebî âsımâna urûc etdikde on iki aded havâriyyûn nâm halîfeleri pârekende ve perîşân olup her biri bir cânibe seyâhat ederek (---) nâm havâriyyûn dahi bu Atina şehrine gelüp bu Mendel kenîsesin binâ etmiş. Hâlâ beş yüzden mütecâviz ruhbânları vardır. Buna dahi cemî‘i kâfiristândan nezerâtlar gelir. Bin atlı gelse "Hoş geldiniz" deyü ta‘zîm edüp ri‘âyet ederler, ammâ Yahûdî varsa sabâh mürd olmuş bulunup kapkara yanmış bulunur, aceb hikmetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255a ·
metinde göster ·
… küçük göldür. Ve bir yerden su gelecek yerleri yokdur. Ve yaz u kış eyle durur
kapkara
bir halîcdir. Ahâlî-i vilâyet bu göl içün mutalsamdır, Y 64a derler, garîb ü …
Der-beyân-ı tılsım-ı Karagöl nâm mahaldir kim bir küçük göldür. Ve bir yerden su gelecek yerleri yokdur. Ve yaz u kış eyle durur kapkara bir halîcdir. Ahâlî-i vilâyet bu göl içün mutalsamdır, Y 64a derler, garîb ü acîb hikâyetler nakl etdiler. Kenârında niçe yüz Mağribî ve Hindî ve gayri defîne-küşâ âdemler feth edemeyüp helâk olup sâhil-i halîcde zîr [ü] zeber olup yatırlar. Hâlâ bir âdem bu göle gireyim dese tarfetü'l-ayn içre kendüyi kenârda bulur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y63b–Y64a ·
metinde göster ·
… ûn idi. Ba‘dehu anbârları açup hıfz etdikleri gılâlden bir habbe kalmayup cümle
kapkara
kül olmuş ve damlar üzre niçe kerre yüz bin tuyûr mürd olmuş.
Hikmet rûz [u] şeb niçe kerre yüz bin hûş [u] tuyûr bu kadar hubûbât tenâvül ederler, hamd-i Hudâ bir habbe eksilmez, aceb ihsân-ı Hudâ'dır. Hattâ bir kerre bu kadar murgân gılâli yediklerinden eksilir deyü şumnaların üstüne sütûhlar yapup setr ederler. Ol sene Y 143b Mısır'a bir kaht-ı azîm müstevlî olur kim kaht-ı Yûsuf anın yanında ganîmet-i sûr-ı hümâyûn idi. Ba‘dehu anbârları açup hıfz etdikleri gılâlden bir habbe kalmayup cümle kapkara kül olmuş ve damlar üzre niçe kerre yüz bin tuyûr mürd olmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y143a–Y143b ·
metinde göster ·
… iler, gördüler kim eleminden ve harâret-i âteşden durduğu yerde cân teslîm edüp
kapkara
yanmış. Evvel dahi kara kura arık za‘îf âdem idi. Derhâl bu ahvâl melike pür me …
Der-akab beş tulum suyu evvelki pehlivâna getürdiler, gördüler kim eleminden ve harâret-i âteşden durduğu yerde cân teslîm edüp kapkara yanmış. Evvel dahi kara kura arık za‘îf âdem idi. Derhâl bu ahvâl melike pür me’âl ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y421a ·
metinde göster ·