… ertîb üzre karcıbaşı ubûr eder. Cümle hoşâbcı ve şerbetciler karsız olmamak ile
karcıbaşı dahi
bu remmâ içre alay-ı azîm göstermek fermân-ı Gâzî Murâd Hân oldu. Küşâde ve mes …
Ba‘zı uryân karcıların ellerinde kar buz küsküleri ve külünkleri ve kulaklarının yanların delüp turna telleri ile geçerler. Ba‘zıları böğürlerin delüp kalın çapa sırıkların sokup bu tertîb üzre karcıbaşı ubûr eder. Cümle hoşâbcı ve şerbetciler karsız olmamak ile karcıbaşı dahi bu remmâ içre alay-ı azîm göstermek fermân-ı Gâzî Murâd Hân oldu. Küşâde ve mestûr karlık cümle yetmiş adeddir ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 173a ·
metinde göster ·
… Manya Urumları'dır, bir hây-hûyla ubûr ederler kim âdem hayrân kalır. Ve müslim
karityacılar dahi
deryâ mahlûklarından acîbe vü garîbe haşerâtlar ile ubûr ederler. Ve niçe bini …
Ammâ bu balık satıcılar dükkânların tahtırevânlar üzre bâlâda tahrîr olunan mâhîlerin envâ‘ından niçe bin mâ’ideleri tablalar ile zeyn edüp ve arslan-misâl eyi balıkları boğazından zencîrler ile bağlı bağırup çağırup feryâd eder. Ve deniz atları ve porsuklar ve kunduzlar ve yûnus balıkları sayd ederler kim her biri pereme kadar. Ve bir iki gün mukaddem Üsküdar kayığı kadar balıkları yatağın bilüp Adalar arasında dutup arabalar üzre tahmîl edüp yetmiş seksener çift câmûslar arabaları çekerek ubûr edüp bu tâ’ifenin çoğu Kayseriyye ve Niğde ve Manya Urumları'dır, bir hây-hûyla ubûr ederler kim âdem hayrân kalır. Ve müslim karityacılar dahi deryâ mahlûklarından acîbe vü garîbe haşerâtlar ile ubûr ederler. Ve niçe bini ellerinde harba ve sıpkınlar ve musanna‘ ağlar ve serpmeler ile ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 174b ·
metinde göster ·
… ka olup volta urup deryâyı muhâfaza etmeğe me’mûr oldular. Andan sâ’ir şayka ve
karamürseller dahi
cümle mühimmât [u] levâzımâtların kenâr-ı limana döküp eyâlet-i Sivas bu limanı …
Evsâf-ı cezîre-i ma‘den-i zeheb-i kibrît ya‘nî cezîre-i Ikrît : Hemân cezîre-i Girid'in şimâlî cânibinde kal‘a-i Todori nâm kal‘anın mukâbelesinde süd-limân hevâda cümle keştîler lenger-endâz olup tarfetü'l-ayn içre taşra asker döküp ve iki pâre kolomborna toplar ve gayrı cebehâne ve mühimmâtlar çıkarup sepet-i siperler sürüp kal‘ayı cümle guzât-ı müslimîn muhâsara edüp iki sâ‘at cenge tahammül etmeyüp içinde olan soltat ve murtât kefereler haçlı peykerlerin ser-nigûn edüp vakt-i fecrde papasları taşra çıkup serdâr-ı mu‘azzama vere ile miftâhların teslîm idüp içinde olan kefereler firkatelerine süvar olup seg-ber-cehennem Çuka cezîresine gitdiler. Hemân kal‘ayı kabza-i tasarrufa alup limanına gemileri çeküp ol 271a mahalde gemileri hıfz içün leb-i deryâya siperler ardına balyemez toplar koyup Karaman eyâletiyle Adana eyâletin muhâfazacı koyup ân-ı sâ‘atde cümle donanma kal‘a-i Hanya'ya muttasıl Nazarta nâm limana lenger bırağup cümle pür-silâh askeri hayme ve hargâhlarıyla ve yetmiş pâre balyemez top ve kırk aded kolomborna top ve iki yüz aded şâhî darbzen topları mühimmâtlarıyla taşra çıkarup cümle asker-i deryâ-misâl topları çekerek kal‘a-i Hanya bir top menzili ba‘îd gitmede, beri tarafda Nazarta limanı beş rûzgârdan emîn olmağıla cümle donanmayı anda yerleşdirüp cümle Cezâyirli ve Tunus ve Tarabuluslu ve cümle yetmiş pâre kadırga ile deryâ beğleri deryâya alarka olup volta urup deryâyı muhâfaza etmeğe me’mûr oldular. Andan sâ’ir şayka ve karamürseller dahi cümle mühimmât [u] levâzımâtların kenâr-ı limana döküp eyâlet-i Sivas bu limanın hıfz [u] hırâsetine me’mûr oldular. Bu liman Hanya kal‘asının cânib-i garbîsinde Nazarot limandır. Ammâ hamd-i Hudâ suhûletle kabza-i teshîre alındı. Bu liman Mora cezîresindeki Kabaca Burnu'na altmış mil karîb olmağıla ibtidâ Todori kal‘ası ve bu liman feth oldu kim karşu Mora tarafından imdâd-ı asker geçmek âsândır. Ve bu Nazarata limanının leb-i deryâsına ve liman ağzına azîm tabyalar çatup içine mefret balyemez toplar koyup limanda yatan gemileri hıfz [u] hırâset ederdi. Ve deryâda yigirmişer otuzar mil alarka karavullar firkateleri gezerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 270b–271a ·
metinde göster ·
… al‘ası şekl-i murabba‘ bir taş binâdır. Lâkin bânîsi ma‘lûmım değildir. Ahâlî-i
karye dahi
bilmediler. Bir küçük kal‘adır ve gâyet akûr kavmi vadır. Andan yine taraf-ı ga …
Menzil-i kal‘a-i Zeyn Hân: Kars hâkinde iki yüz hâneli ve dizdârı ve neferâtları ve câmi‘i vardır. Hân ve hammâmı ve kırk mikdârı dükkânı vardır. Âyende vü revende tüccârlardan bâc alırlar. Kars paşasının subaşılığıdır. Kal‘ası şekl-i murabba‘ bir taş binâdır. Lâkin bânîsi ma‘lûmım değildir. Ahâlî-i karye dahi bilmediler. Bir küçük kal‘adır ve gâyet akûr kavmi vadır. Andan yine taraf-ı garba çamlı yollar ve beller aşup (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 326a ·
metinde göster ·
derler. Devlet-i Âl-i Osmân'da (---) aded Karahisâr vardır. Meşhûr-ı âfâkı bu E …
Ve Şebin Karahisâr dahi derler. Devlet-i Âl-i Osmân'da (---) aded Karahisâr vardır. Meşhûr-ı âfâkı bu Erzurûm hâkinde Karahisâr-ı Şarkî'dir ve Anadolu hâkinde Afyon Karahisârı'na, Karahisâr-ı Sahib derler ve Develi Karahisârı ve Adalya Karahisârı ve Van Karahisârı (---)(---)(---)(---)(---)(---) Bunlar meşhûr-ı âfâk hisârlardır ammâ Afyon Karahisârı'yla bu Şebin Karahisârı'nın edîm-i arzda nazîri yok bî-bedel kal‘ateyndir. Amma bu Karahisâr'ın dağlarında şeb [şap] ma‘adini olmağıla Şebin Karahisârı derler. Ve cânib-i şarkda olmağıla Karahisâr-ı Şarkî derler. Ve vech-i tesmiyesinin bir aslı dahi kal‘anın ekseriyyâ taşları siyâh gûndur. Ve ibtidâ bânîsi Ermen pâdişâhlarından kayasıralar binâsıdır. Ba‘dehû Tarabefzûn'dan Rûm kefereleri istîlâ etdi. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Erzincân pâdişâhı Sultân Zâhireddîn hîle ile şeb-i muzlimde şebhûn edüp feth etdiğiyçün şeb-in kal‘asından galat Şebîn Karahisâr derler. Ya‘nî şeb-in bu gice feth olur kal‘ası derler. Ba‘dehû Azerbaycân Şâhı Uzun Hasan hükmünde iken be-dest-i Ebü'l-feth Gâzî, Uzun Hasan'ın ömrü küteh olup münhedim oldukdan sonra bu kal‘a-i Karahisârı Ebü'l-feth muhâsara edüp ceng-i azîm ile sene (---) târîhinde feth olup ba‘dehû Selîm Hân tahrîrinde Erzurûm eyâleti hâkinde başka sancak beği tahtı olmuşdur. Hâlâ beğinin taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu, kânûn-ı Süleymân üzre 130.000 akçe eder. Livâsında ze‘âmet 32, timar 940, hîn-i gazâda paşasının askeriyle cümle iki bin güzîde, yarar ve nâmdâr asker-i kerrâr olur. Paşasına senevî kırk kîse olur. Niçe kerre üç tuğlu vüzerâlara ber-vech-i arpalık ihsân olunmuşdu. Sancağ-ı azîmdir. Hattâ Ahıska Vezîri Gâzî Sefer Paşa'ya Ahıska ilhâkıyla ihsân olunup müsellimi Dervîş Ağa Gürcî âdemîsi bir zâbıt u râbıt, hâkim-i şedîd idi, bu sancakdan elli bin guruş tahsîl etdi, derler. Bir sahiyyü'l-vücûd hakkâ ki dervîş desek dervîş-i dilrîş idi. Ammâ bir mücrim âdemin girîbânı anın destine girince ol âdemi dilim dilim dilrîş edüp ana bir iş ederdi kim ol âdemin âhir işi tamâm olurdu. Hakîr bir kerre bir hizmetle Mandoval deresine ve Kur deresine vardıkda ol hizmetden yedi yü[z] riyâl ve bir at ve bir kılıç ve iki kızıl katır alıverüp kendisi dahi hakîre bir Gürcî gulâmı ihsân etdi. Aceb hâkim-i muhassıl idi. Bir hâkimi dahi 343a yüz elli akçe pâyesiyle şerîf kazâ-yı latîfdir. Cümle (---) nâhiyesi (---) vardır. Evvelâ nâhiye-i
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 342b–343a ·
metinde göster ·
… -i (---)(---) Istıranca dağlarından tulû‘ edüp nehr-i Ergene'ye rîzân olur. Bu
karye dahi
ze‘âmetdir. Andan yine şimâle (---) sâ‘atde,
Menzil-i karye-i Karabınar: Kırkkenîse livâsında iki yüz hâneli Bulkar-ı hâksâr köyüdür. Ammâ gâyet imârdır. Hattâ vezîr-i rûşen-zamîr Siyâvuş Paşa bir hân-ı azîm binâ edüp dahi âbâdân oldu. Derûn-ı kal‘adan nehr-i (---)(---) Istıranca dağlarından tulû‘ edüp nehr-i Ergene'ye rîzân olur. Bu karye dahi ze‘âmetdir. Andan yine şimâle (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 108a ·
metinde göster ·
… haydud [u] harâmî şerrinden emîn oldu. Ve Tatar Süleymân Ağa bir hân binâ edüp
karyesi dahi
ziyâde imâr oldu. Bu beledîn dağlarında olan gûnâ-gûn giyâhât [u] nebâtât, haşâ …
Menzil-i karye-i Sasalar: Gâzî Hudâvendigâr'ın Sasa Koca nâm bir yarar-ı benâm anda ibtidâ mesken edinmeğile karye-i Sasa derler. İki yüz hâne-i müslim ve gayrimüslim hâneleri vardır. Hatta Boşnak İshâk Ağa bunda sâkin olmağıla çâr-kûşe bir kulle-i bâlâ binâ edüp haydud [u] harâmî şerrinden emîn oldu. Ve Tatar Süleymân Ağa bir hân binâ edüp karyesi dahi ziyâde imâr oldu. Bu beledîn dağlarında olan gûnâ-gûn giyâhât [u] nebâtât, haşâyişât envâ‘ının kesretinden ve gül-i gülistân ezheriyyâtının vefretinden bu karyede ol kadar hâs ve beyâz asel-i musaffâ olur kim Hudâ âlimdir beyâz dülbendden fark olunmaz ve tenâvül edene aslâ ve kat‘â harâret vermeyüp râyiha-i tayyibesinden âdemin demâğı mu‘attar olur. Hakkâ ki sûre-i (---)Arapça âyeti bu engübîn hakkında nâzil olmuşdur. Bu karye câmi‘inin imâmı Alî Efendi yetmiş sene sâ’imü'd-dehr sulehâ-yı ümmetden mazanne-i kerâme bir kimesnedir. Andan yine şimâle (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 108a ·
metinde göster ·
… Yûsuf'u üzre Cengiz askeri "Siz Müslümân oldunuz" deyü istîlâ etdiklerinden bu
Karakoyunlu dahi
diyâr-ı Mâhân'dan 241b Âl-i Osmân ecdâdı Kuba Alp ve karındaşı Bayındır Hân v …
Ziyâret-i selâtîn-i Karakoyunlu: Bunlar memâlik-i Irâk'a ve Âzerbaycân'a ve şehr-i Ahlat'a mutasarrıf oldular. Cümle on nefer âdemlerdir. Bunlar Âl-i Yûsufî derler. Âl-i Osmân'a akrabâ olduklarından Kara Yûsuf hânları Timur-ı bî-nûr havfinden Bursa'da Yıldırım Hân'a vardığından Timur Yıldırım Hân üzre varup Yıldırım Hân'ı münhezim edüp Kara Yûsuf Mısır'a ve Mısır'dan Mekke'ye ve yine Ahlat'a geldi. Bunlar dahi Âl-i Osmân gibi diyâr-ı Mâhân'da iken Şâm halîfesi Hişâm b. Abdülmelik diyâr-ı Acem'de hakanı münhezim edüp cümle ümerâ-yı Dağıstân'ı ve kavm-i Tabserân'ı ve kavm-i Kumuğu ve kavm-i Moğol'u ve kavm-i Boğol'u ve kavm-i Kaytak'ı ve bu kavm-i Kara Koyunlu Âl-i Yûsuf'u İslâm'a getirüp Tatar cengizlikden çıkup cümle İslâm ile müşerref {oldular}. Ba‘de mevt-i Melik Hişâm bu Karakoyunlu Âl-i Yûsuf'u üzre Cengiz askeri "Siz Müslümân oldunuz" deyü istîlâ etdiklerinden bu Karakoyunlu dahi diyâr-ı Mâhân'dan 241b Âl-i Osmân ecdâdı Kuba Alp ve karındaşı Bayındır Hân ve Süleymân Şâh ve anın oğlu Ertuğrul Bay ile bu Karakoyunlu Âl-i Yûsuf diyâr-ı Mâhân'ı terk edüp diyâr-ı Ahlat'a gelüp tavattun etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241a–241b ·
metinde göster ·
… evvelki karıncaları öldürüpsen, hân ile sulh [u] salâh olursen. Senden bir kara
karınca dahi
incinmiyiserdir" dedi.
Monlâ Mehemmed Hakkarî eydür: "İnşâallah evvelki karıncaları öldürüpsen, hân ile sulh [u] salâh olursen. Senden bir kara karınca dahi incinmiyiserdir" dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 267b ·
metinde göster ·
… etmişem’ deyü i‘lâm ederim ve eğer murâd edinirseniz Şâh eşiğine giden Alî Ağa
karındaşıma dahi
‘Kırk bin koyunu Alî Hân'dan alup teslîm etmişdir ve Pinyaniş kavmiyle mâbeynle …
"Menim hânım, cânım. Şimdi hemân cümle sultânlar bu şehirde iken anlardan ve gayrı âdemlerden yigirmi bin koyunu {dahi} tahsîl edüp bugün mena teslîm edüp ve mena dahi ri‘âyet edüp ‘Kırk bin koyun tamâm olduğun ale'l-acele paşaya çapar ile huccetleri gönderem ve Tebrîz hânına dahi varak tahrîr edüp Genc Alî Hân'dan kırk bin {koyunu} tahsîl etmişem’ deyü i‘lâm ederim ve eğer murâd edinirseniz Şâh eşiğine giden Alî Ağa karındaşıma dahi ‘Kırk bin koyunu Alî Hân'dan alup teslîm etmişdir ve Pinyaniş kavmiyle mâbeynlerin sulh etmişim’, deyü bir nâme yazarım. Senin çaparın nâmeyi Alî Ağa'ya tapşırır. Alî Ağa da nâmemiz Güzelce Şâh'a gösterüp her tarafdan iş âsân-vech ile hâsıl olur. Hemân saded bâkî kalan yigirmi bin koyundadır, ve's-selâm." dediğimde hemân hân elim öpüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 292b ·
metinde göster ·
… 'a hânın hedâyâlarıyla yollayup sebük-bâr kaldım. Ve Murtezâ Paşa Ağası Alî Ağa
karındaşımızın dahi
elli nefer âdemi kalup Tebrîz hânı ana da bir kise guruş ve bir at ve bir yorga …
Evvelâ Tebrîz hânından bu hakîr bir kise guruş harcırâh ve bir kat esvâb (---) ve iki re’s bisâtıyla kara çubuk atlarından mu‘teber at ve iki re’s çapar yorğa alaca at-ı sâfinât ve bir pençe-i âfitâb Gürcî gulâm-ı mehtâb verüp şâhrâhımız üzre olan hânlara ve sultânlara kâmil yetmiş kıt‘a muhabbetnâme varaklar verdi kim hândan hâna ve sultândan sultâna mu‘azzez ve mükerrem ubûr idevüz ve elli aded kişi kendi nökerlerinden refîk verüp bizimle elli âdem kalup mâ‘adâsın Van'a hânın hedâyâlarıyla yollayup sebük-bâr kaldım. Ve Murtezâ Paşa Ağası Alî Ağa karındaşımızın dahi elli nefer âdemi kalup Tebrîz hânı ana da bir kise guruş ve bir at ve bir yorga verdi. Hudâ ol ağadan râzı ola, bir sebük-rûh ve halîm ü selîm ve bir refîk-i yâr-ı sâdık ve hem-râh-ı muvâfık kimesne imiş kim anlar dahi seyâhate tâlib ü râğıblar imiş. Diyâr-ı Acem'i tûlen ü arzen yemîn ü yesâra gezmeğe azîmet etdiğimizde aslâ tereddüd-i kelâm etmeyüp evvelâ Bismillah ile Tebrîz hânıyla vedâlaşup Tebrîz'in cânib-i şarkîsinde beş fersah ba‘îd,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 304a ·
metinde göster ·
… mle guzât-ı müslimîn ile kal‘a-i Karakan altında meks-i hıyâm olundukda ahâlî-i
Karakan dahi
kal‘anın miftâhların Süleymân Hân'a teslîm ederler.
Ba‘dehû Tebrîz'den kalkup birkaç menzilde şehr-i Sultâniyye'ye gelirler. Cümle ahâlîsi mutî‘ [u] münkâd olurlar. Andan kalkdığı gün bir kar ve dipi ve boran olur kim nüzûl eden berf ü bârânun kesretinden ve tîn-i siyâhun vefretinden ne nasb-ı hayemâta mekân-ı ârâmgâh var ve ne yol bellü ve ne şâhrâh var ve ne alef ve ne giyâh var. Âhir yüz bin derd-i ser çekerek cümle guzât-ı müslimîn ile kal‘a-i Karakan altında meks-i hıyâm olundukda ahâlî-i Karakan dahi kal‘anın miftâhların Süleymân Hân'a teslîm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 334a ·
metinde göster ·
… e eşimiz yok. Cümle cihân halkı hâlâ bize düşman. Eşimiz yoldaş, sırdaş, hâldaş
kardaşlarımız dahi
bugünkü gün görün bize rû-be-rû ne gûne zebân-dırâzlık etdiler" dedikde, hemân,
"Ağalar, beğler ve birbirinden yeğler, vezîrler ve kardaş ve yoldaş ve sırdaş başdaşlar, bugün gördünüz mü bu bizim levendâtlar benim yüzüme karşu ne söylediler? Allâh'dan revâ mıdır? Bu hakârete kim tahammül eder? Ben bugünkü gün anların veliyy-i ni‘amları değil miyim? Bu hâl üzre hâlimiz neye müncer olur? Mâlımız şükür Allâh'a çok, ammâ aşımız ve işimiz ve eşimiz yok. Cümle cihân halkı hâlâ bize düşman. Eşimiz yoldaş, sırdaş, hâldaş kardaşlarımız dahi bugünkü gün görün bize rû-be-rû ne gûne zebân-dırâzlık etdiler" dedikde, hemân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 71a ·
metinde göster ·
… bur altına "Tevekkülen-alallâh" deyüp giderken hikmet-i Hudâ kar tûfân üzre bir
kar dahi
eyle yağdı kim serçe kellesi kadar kar nâzil olur.
Ale's-sabâh ki oldu, cümle yalı askeri ve bizim beğin Rûm camapur askeri tabur altına "Tevekkülen-alallâh" deyüp giderken hikmet-i Hudâ kar tûfân üzre bir kar dahi eyle yağdı kim serçe kellesi kadar kar nâzil olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 101b ·
metinde göster ·
Der-medh-i enhâr-ı âb-ı hayevân: Evvelâ şehr-i Sarây'ın ortasından akan nehr-i Milaçka Ravna yaylalarından (---)(---)(---) ve Maçkosa ve Mokra dağlarından cem‘ olup cereyân ederek şehir içinde Hünkâr cisri altından ubûr edüp iki sâ‘at aşağı nehr-i Sarây'a karışır ve nehr-i Sarây dahi cânib-i kıble ve semt-i cenûbda Foniça ve Lipete ve Biyelemik (---) Hersek dağlarından berü gelüp aşağıda (---) nâm mahalde nehr-i Sava'ya nehr-i Sava dahi Hırvadistân'dan ve Dodoşka dağlarından gelüp Belgrad dibinde nehr-i Tuna'ya katılır. Nehr-i Tuna dahi cânib-i garbda Alman dağlarından gelüp cânib-i şarka akarak kal‘a-i Kili ve kal‘a-i Tulça kurblarında beş yerde Karadeniz'e munsabb olur. Karadeniz dahi İslâmbol'un Yedikulle burnunda bi-emr-i Hudâ bir beyâz râdde deryâ üzre çekilmişdir. Ol mahalde Karadeniz Akdeniz'e mahlût olduğu azharun mine'ş-şemsdir. Akdeniz dahi Sebte boğazında Bahr-i Muhit'e ol dahi Bahr-i Okyunus'da bi-emr-i Hâlik-ı kevneyn girdâb-ı azîme dökülür. El-hâsıl şehr-i Sarây sudan ibâretdir kim elbette her bay u gedâ hânelerinden birer uyûn cârîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 129b ·
metinde göster ·
… ısı imiş. Başın kesüp minber dibine bırakdım. Ol vâkı‘a budur. İnşâ’allâh Seydî
karındaşım dahi
çok mu‘ammer olur ve Evliyâ'm zincirinden çekdiği ayu işte bu mel‘ûn idi kim mi …
Hemân Paşa eyitdi: "Allâhu ekber, tîz-e yeniçeri ağası bu sabâh sana ve Tekeli Paşa kethüdâsına ve bizim Evliyâ'ya bir vâkı‘a dedim. Ben minberde hutbe okurken Seydî Paşa minbere çıkup ve aşağı inerken düşüp başı düşdü ve bir zincirli ayu minbere çıkup üzerime hücûm eyleyüp, Evliyâ'm zincirinden çeküp yere düşürdü ve Evliyâ ayunun boynun urdu deyü bu sabâh bu vâkı‘a size dimedim mi? İşte hâlâ ol rü’yâ-yı sâliham idi ve hâlâ iskemle ile minber dibinde oturup Seydî Ahmed Paşa karındaşımın mürtedd olan bölükbaşısı imiş. Başın kesüp minber dibine bırakdım. Ol vâkı‘a budur. İnşâ’allâh Seydî karındaşım dahi çok mu‘ammer olur ve Evliyâ'm zincirinden çekdiği ayu işte bu mel‘ûn idi kim minberde menim üzerime hücûm [eden] mel‘ûnun asıl ismi Vasil imiş. Bire Evliyâ'm, vâkı‘amda bu ayuyu öldürdün. şimdi dahi âşikâre boynunu ur" deyince, "N'ola sultânım" deyüp etek der-miyân edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 136b ·
metinde göster ·
… net-meşâm kurbunda şehr-i Havrân güzelleri ola. Bu belîdede Harâccı Mustafâ Ağa
karındaşımızla dahi
mülâkât olup bizi bir bâğ-ı Merâmda kondurup cemî‘i me’kûlât [u] meşrûbâtımız t …
Âb [u] hevâsı letâfetinden bu karyede al tebekânî elma yanaklı ve la‘l-gûn kiraz dudaklı ve marâl gazâlî gözlü ve şîrîn sözlü ve münevver yüzlü Bulgar ve Urûm kızları olur. Hudâ-ı Hallâk'a ayândır gûyâ her biri birer bânû-yı perîzâdlardır kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Misilleri meğer Şâm-ı cennet-meşâm kurbunda şehr-i Havrân güzelleri ola. Bu belîdede Harâccı Mustafâ Ağa karındaşımızla dahi mülâkât olup bizi bir bâğ-ı Merâmda kondurup cemî‘i me’kûlât [u] meşrûbâtımız ta‘yîn etdiğinden mâ‘adâ hakîre bir at ihsân etdi kim ne at bir hüssân-ı sâfinât misilli mu‘teber at.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 53b ·
metinde göster ·
Hikmet-i Hudâ bizim ordu-yı İslâm'dan birkaç öte yaka Türkleri bizim ile gelüp
karavullarımız dahi
merkezlerine varup kemîngâhlarda yatmadan mezkûr Türkler Uyvar tarafına ol gece …
Hikmet-i Hudâ bizim ordu-yı İslâm'dan birkaç öte yaka Türkleri bizim ile gelüp karavullarımız dahi merkezlerine varup kemîngâhlarda yatmadan mezkûr Türkler Uyvar tarafına ol gece karanlığında çekilüp ota ve otluğa ve ba‘zı şikâr-i kelepüre giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 101a ·
metinde göster ·
… ma gelüp ihsân [u] in‘âmlar aldıkda Cum‘a gün asker şîrînleyüp birkaç bin asker
karşuya dahi
ziyâdece geçdiler.
Hemân bir cisr dahi yapmağa fermân olundukda meğer bizden sonra bir iki bin asker bir tarafa tarfetü'l-ayn içre gidüp ma‘mûr kurâlar ve kasabâtlar bulup niçe bin nûr-ı mahz Alman güzelleri ve camlı hınto arabalar alup anlar dahi şâdımânlar ederek Sadrıa‘zama gelüp ihsân [u] in‘âmlar aldıkda Cum‘a gün asker şîrînleyüp birkaç bin asker karşuya dahi ziyâdece geçdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 18b ·
metinde göster ·
… akâs ile kesüp karıncanın başı iki deri kenârların ısıra kaldı. Anın yanına bir
karınca dahi
eyle edüp hâsıl-ı kelâm bir kulakdan bir kulağa varınca seksen aded karıncaları …
Temâşâ-yı hikmet-i cerrâhân: Hemân herîfin mukaddemâ başının derisi iki kulaklarına varınca çizilmiş idi. Hemân ol derileri birbirlerine yakın getirüp mezkûr kutu içre iri atlı karınca dediklerinin birini demir hokkaya ile kutudan alup herîfin kafâsı derisinin kesilen yerlerine karıncanın başın koyunca hemân aç karınca iki deriyi bir yerden ısırınca cerrâh karıncanın belinden makâs ile kesüp karıncanın başı iki deri kenârların ısıra kaldı. Anın yanına bir karınca dahi eyle edüp hâsıl-ı kelâm bir kulakdan bir kulağa varınca seksen aded karıncaların başlarına mecrûh başın derilerini ısırdup merhemler sürüp sarup sarmalayup herîf-i mezbûru pupula döşek üzre bir bucağa dayayup iki yanlarına yasdıklar koyup herîfin kellesinde olan kurşum deliğine bir fetîle sokup üzerine anın dahi merhem sürüp sardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 62b ·
metinde göster ·
… e bin Eflak keferelerin tu‘ma-i şemşîr ve niçe binini esîr-i bend-i zencîr edüp
karındaşım dahi
esîr olup ilâ hâze'l-ân bî-günâh iken Bursa kal‘asında hâlâ hapisdir. Pâdişâhım …
"Pâdişâhımdan ricâ vü temennâm oldur kim kaçan cedd-i ızâmın Yıldırım Bâyezîd Hân tâbe serâh sene (---) târîhinde Eflak vilâyetin feth edüp kabza-i teshîre aldıkda ol asırda benim berrâkulvech karındaşım Eflak beği beğenüp hikmet-i Hudâ cümle re‘âyâ karındaşım üzre gulû-yı âm edüp Yıldırım Hân'a isyân edüp ol sene harâcların vermezler. Hemân Yıldırım Hân da ılgar ile Anatolu iskelelerinden Sinab'a gelüp anda beş yüz pâre gemilere binüp karşu geçüp ale'l-gafle Eflak vilâyetin şebhûn ile basup niçe bin Eflak keferelerin tu‘ma-i şemşîr ve niçe binini esîr-i bend-i zencîr edüp karındaşım dahi esîr olup ilâ hâze'l-ân bî-günâh iken Bursa kal‘asında hâlâ hapisdir. Pâdişâhımdan ricâm oldur ki bizde emânet olan Hazretin dest-i şerîfi hürmetine ve sizde emânet ola[n] Rûhullâh makraması hürmetine olsun benim karındaşım hapisden ıtlâk eyleyüp yine Eflak beğliği sadaka olunmasın ricâ ederim" deyü yer öpdükde Mehemmed Hân eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 101a ·
metinde göster ·
… ak kal‘ası dağlarından gelüp ikisi bir olup Azak denizine mahlût olur. Bu Küçük
Karasu'yu dahi
atlar ile ubûr edüp hemân ol mahalde,
Küçük Karasu: Bu dahi Çadır dağından tulû‘ eder. Bir fırkası dahi Kefe kurbunda Sudak kal‘ası dağlarından gelüp ikisi bir olup Azak denizine mahlût olur. Bu Küçük Karasu'yu dahi atlar ile ubûr edüp hemân ol mahalde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 135a ·
metinde göster ·
… y yokdur, rîh-ı sarsar ağaçları kökünden çıkar. Evlâ bi't-tarîk ol mahallerinde
kar dahi
yokdur, ammâ iki üç günde ortasına çıkılır yerlerinde Tûfân-ı Nûh'dan berü kat- …
Netîce-i kelâm bu tahrîr etdiğimiz mâ-vaka‘ üzre bu kûh-ı Elburz'un etrâfında on bir aded pâdişâhlar sâkinlerdir. Tâ bu mertebe kûh-ı bülenddir. Eyle bir kûh-ı âlîdir kim tâ zirve-i a‘lâsı fi's-sayfı ve'ş-şitâ ebr-i kebûdlar içredir. Aslâ mu‘tedil hevâda bile görmüş âdem yokdur. Hattâ ol kadar yüksekdedir, bulutlardan aşağı görünen yerlerinde eşcârâtdan bir şey yokdur, rîh-ı sarsar ağaçları kökünden çıkar. Evlâ bi't-tarîk ol mahallerinde kar dahi yokdur, ammâ iki üç günde ortasına çıkılır yerlerinde Tûfân-ı Nûh'dan berü kat-ender-kat sararmış karları vardır kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 159b ·
metinde göster ·
Ve haftada bir kerre ziyâfet kartındır. Ertesi bir
kart dahi
bir meclisinde ziyâfet eder. Bu uslûb üzre bu cezîre-i derbend-i calenderde cüm …
Ve haftada bir kerre ziyâfet kartındır. Ertesi bir kart dahi bir meclisinde ziyâfet eder. Bu uslûb üzre bu cezîre-i derbend-i calenderde cümle gâzîler eğlenüp zevk ü safâ etdik zann ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 185b ·
metinde göster ·
… ne sahrâsında cânib-i garba giderek nehr-i İrça'yı geçüp bir sâ‘at gidüp nehr-i
Karacaoğlan'ı dahi
geçüp bu nehreyn-i sağîreyn Karıl(?) yaylalarından gelüp ikisi bir olup Gümülci …
Andan karye-i Köpekler'den aşağı Gümülcine sahrâsında cânib-i garba giderek nehr-i İrça'yı geçüp bir sâ‘at gidüp nehr-i Karacaoğlan'ı dahi geçüp bu nehreyn-i sağîreyn Karıl(?) yaylalarından gelüp ikisi bir olup Gümülcine sahrâsında cereyân ederek bir sâ‘at gidüp Akdeniz'e mahlût olur, ammâ karye-i Mûsâ Çelebi'den 6 sâ‘at sahrâlardan gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 208a ·
metinde göster ·
Ayaniroz nâm şehzâde idi. Terk-i dünyâ olup Hazret-i Îsâ tarîkin dutup mücerred …
Bir karındaşı dahi Ayaniroz nâm şehzâde idi. Terk-i dünyâ olup Hazret-i Îsâ tarîkin dutup mücerred pâk bir papas-ı sîne-çâk olup Aynaroz'u amâr etdiğiyçün Aynaroz derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 211b ·
metinde göster ·
… cereyân eder. Ve İskeçe dağlarından gelüp nehr-i Karasu'ya mahlût olur. Nehr-i
Karasu dahi
İskeçe yaylağından ve Vetirne ve Usturumça kasabası dağlarından cem‘ olup kasab …
Ve nehr-i İskeçe şehir içinden cereyân eder. Ve İskeçe dağlarından gelüp nehr-i Karasu'ya mahlût olur. Nehr-i Karasu dahi İskeçe yaylağından ve Vetirne ve Usturumça kasabası dağlarından cem‘ olup kasaba-i Sarı Şa‘bân kurbunda Akdeniz'e mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 215a ·
metinde göster ·
… r ve incir ve zeytûn olmaz, zîrâ yaz u kış dağlarında şiddet-i şitâ olup kâhîce
kar dahi
yağar, zîrâ dağları Mora vilâyetinin göbeğidir. Cümle Mora diyârının enhârların …
Ammâ âb [u] hevâsı dörd nev‘ üzredir. Meselâ Taraboliçe kazâzı ve Kalavrata kazâsı gâyet yaylak olup limon ve turunç ve nâr ve incir ve zeytûn olmaz, zîrâ yaz u kış dağlarında şiddet-i şitâ olup kâhîce kar dahi yağar, zîrâ dağları Mora vilâyetinin göbeğidir. Cümle Mora diyârının enhârlarının menba‘ları Taraboliçe ve Kalavrata ve Manya dağlarından tulû‘ edüp vilâyet-i Mora'ya taksîm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 282b ·
metinde göster ·
… ya ve siperlerinden çıkınca kâmil vakt-i subh-ı sahîh-i Şâfi‘î olup taraf taraf
karavullar dahi
haberdâr olup Mısır ve Şâm ve Haleb ve Anatolu ve Mar‘ayş ve Karaman ve zümre-i …
"Bire küffâr-ı hâksâr ordu-yı İslâmı basdı" deyince bir sît [u] sadâ olunca el-azametullâh hemân niçe mağârâlarda hâb-ı gafletde yatan nerre-i gurrende-i derende-misâl ejder-i heft-ser âdem ejdehâları mağârâlarından başı kabak yalın ayak herkes dal kılıçları ve kendileri uryân kışlalarından ve çadırları tabya ve siperlerinden çıkınca kâmil vakt-i subh-ı sahîh-i Şâfi‘î olup taraf taraf karavullar dahi haberdâr olup Mısır ve Şâm ve Haleb ve Anatolu ve Mar‘ayş ve Karaman ve zümre-i sipâhiyân askerleri cem‘ olunca küffâr hayli hayl-i asâkir-i İslâmı şehîd etdiler, ammâ geceden Yüksek tabya meterisin basan küffârdan cân kurtulmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 298a ·
metinde göster ·
… Kapudan Pılak Mustafâ Paşa cezîreye asker döküp germâ-germ cenge âheng ederler.
Karadan dahi
Serdâr-ı zafer-şi‘âr Lütfî Paşa seksen bin askerle Hayreddîn Paşa'ya imdâd yeti …
Bu kal‘a Süleymân Hân asrında binâ olunmuşdur. Hattâ sene 943 târîhinin mâh-ı Zilhiccesi'nin yedisinde bizzât Süleymân aleyhi'r-rahmetü ve'l-gufrân deryâ-misâl asker ile Körfös gazâsına geldikde bu Dalyan kal‘ası yerinden deryâyı doldurmağı başlayup Körfös'e nîm mîl kalup üzerine balyemez toplar koyup kal‘ayı döğmeğe mübâşeret edüp hemân ol gün donanma-i hümâyûn ile Hayreddîn Paşa ve Kapudan Pılak Mustafâ Paşa cezîreye asker döküp germâ-germ cenge âheng ederler. Karadan dahi Serdâr-ı zafer-şi‘âr Lütfî Paşa seksen bin askerle Hayreddîn Paşa'ya imdâd yetişüp kemâ-kân savaş-ı perhâş ederler. Akîblerince Süleymân Hân yüz bin asker ile ve Şehzâde-i âzâd[e] Sultân Mehemmed ve Şehzâde Sultân Selîm ile ma‘an bu Körfez kal‘ası gazâsına gelüp cezîre içre bir ma‘mûr kurâlar koymayup âteşlere urup bî-nihâye esîr ve mâl-ı ganâ’imler alup kâmil bir ay kal‘ayı döğüp hevâya tağayyür gelüp asâkir-i İslâmın cenge iktidârları kalmayüp sa‘âdetlü pâdişâha Budin tarafından âdemler gelüp Ungurus kralının ısyân [u] tuğyânı haberleri gelince hemân sa‘âdetlü pâdişâ[h] Sadrıa‘zam Ayas Paşa'ya haber gönderüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 351b ·
metinde göster ·
… mamışlar. Tâ bir konak yerden niçe sengistân dağlardan getirdmişdir. Ve bir kız
karındaşı dahi
şehrin mezâristânının etrâfına dîvâr çeküp niçe bin kârgîr binâ zîr-i zemîn mez …
Ve imâret birdir. Ve medrese üçdür. Ve iki yüzden mütecâviz âb-ı hayât çeşmesârları vardır, ammâ cümlesi Kadınana suyundandır. Bir hâtûn-ı Adeviyye'nin hayrâtıdır kim bir mülûk böyle hayrâta mâlik olmamışlar. Tâ bir konak yerden niçe sengistân dağlardan getirdmişdir. Ve bir kız karındaşı dahi şehrin mezâristânının etrâfına dîvâr çeküp niçe bin kârgîr binâ zîr-i zemîn mezârlar binâ etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y16b ·
metinde göster ·
… ma‘mûr [u] âbâdân şehr-i müzeyyen imiş. Ve bundan gayri yine bu kazâda üç aded
karye dahi
Lala Paşa evkâfı vardır.
Sarhan sancağı hâkinde yüz elli akçe kazâdır. Nâhiyesi on bir pâre kurâdır ve mu‘âf [u] müsellem Lala Paşa evkâfıdır. Zamân-ı kadîmde aceb ma‘mûr [u] âbâdân şehr-i müzeyyen imiş. Ve bundan gayri yine bu kazâda üç aded karye dahi Lala Paşa evkâfı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y31a ·
metinde göster ·
… ân eder. şeyyâre kayayı kazup çıkardığıyçün bu ayna Ayn-ı şeyyâre derler. Ve bu
karye dahi
ol ismile müsemmâdır. Andan,
Karye-i Ayn-ı şeyyâre: Üç yüz evli bir ma‘mûr bâğ u bâğçeli ve bir câmi‘li karyedir. Hazret-i Ahnûh kızı şeyyâre bunda bir kubbede medfûndur. Ve bu mahalde bir âb-ı sâfî uyûn vardır, nehr-i azîm gibi cereyân eder. şeyyâre kayayı kazup çıkardığıyçün bu ayna Ayn-ı şeyyâre derler. Ve bu karye dahi ol ismile müsemmâdır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y228a ·
metinde göster ·
âbdâr ve meşhûr-ı âfâkdır. Ve cümle meyvesi şâm-ı cennet-meşâm gibi olan şehr-i …
Bu hadîs-i şerîf üzre Mekke'nin kavunu ve karpuzu dahi âbdâr ve meşhûr-ı âfâkdır. Ve cümle meyvesi şâm-ı cennet-meşâm gibi olan şehr-i Abbâs'dan iki günde gelir. Âbdâr engûrü ve şeftâlûsu ve'l-hâsıl cümle müsmirât makûlesi Abbâs'dan gelir ammâ şehr-i Mekke teng ü târ sengistân yerde vâki‘ olmak ile bâğ u bâğçesi kesret üzre değildir. Ancak şehir içinde on beş yerde besâtînler vardır. Mâh u sâl sayf [u] şitâda sebzevâtı eksik değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y357b ·
metinde göster ·
… yokdur. Mısır'dan bu mahalle niçe bin deve yükü Nîl suyu hedâyâ gelir. Ve ba‘zı
karşucılar dahi
gelirler. Ba‘zı huccâc bunda konmayup bir baş Mısır'a giderler, ammâ salt atlı …
Bir çöl yerde otsuz susuz hâr ve yâbis yerdir. Âbâdândan bir eser yokdur. Mısır'dan bu mahalle niçe bin deve yükü Nîl suyu hedâyâ gelir. Ve ba‘zı karşucılar dahi gelirler. Ba‘zı huccâc bunda konmayup bir baş Mısır'a giderler, ammâ salt atlı ve heccânlılar giderler. Bu mahaller dahi Evlâd-ı şâhin direğidir. Bu mahalde dahi nefîrler çalınup vakt-i asırda azm-i râh-ı Mısır diyerek yine çöl [ü] çölistan içre nısfu'l-leylde, Q 156a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y386a ·
metinde göster ·
… . Anda andan cümle askeriyle meks edüp kırk gün ol ayn-ı zülâlden nûş edüp öbür
karnı dahi
düşüp İskender boynuzlarından halâs olup veca‘ından berî oldu."
Bitlîs şehri içinden gelen nehirden nûş edince hazz edüp atf-ı ınânı ol cânibe çevirüp Bitlîs şehrine geldikde kal‘a altında nehir yine iki kol olur. Çârsû içinden gelenden nûş edüp safâ etmez, ammâ kal‘a altından gelen nehr-i (---) nûş edince hayât-ı câvidân bulup ol sâ‘at boynuzun biri düşüp biri kalır. Hamd-i Hudâ, deyüp ol nehir kenârınca gider. Görse kim ol mahalde bu nehir bir kayadan çıkar. Anda andan cümle askeriyle meks edüp kırk gün ol ayn-ı zülâlden nûş edüp öbür karnı dahi düşüp İskender boynuzlarından halâs olup veca‘ından berî oldu."
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y11a ·
metinde göster ·
Ammâ böyle bir ejderhâya Cenâb-ı İzzet bir sebeb-i mevt halk etmiş. Rûm'da gelincik derler dörd ayaklı mûşa hasım bir hayvândır, hemân ana benzer tüğlü bir hayvândır. Nîl içinde olur, timsâh gibi karada dahi tavattun eder, karaya çıkup cezîrelerde rimâl-i rakîk içre sürüne sürüne gezüp timsâhı arar, zîrâ gâyetü'l-gâye timsâha hasımdır. Ve timsâhın muzahrafâtın çıkaran kuşu dahi sayd eder bir küçük gelincikdir. Hemân timsâh takâzâ-yı hâcete taşra çıkup gezerken bu gelincik kum üzre yürüyerek timsâhın yanına varup Y 161b timsâh anı görmez. Zîrâ bi-emri Hudâ timsâhın gözleri tepesindedir ve gerdânı yokdur, yekpâre pîl-tendir, sağa ve sola karada yere bakamaz. Kaçan mezkûr kuş timsâha def‘-i cû‘ içün hizmet etmeğe geldikde timsâh ağzın açup kuş içeri girince bu gelincik dahi pertâb edüp timsâhın ağzından içeri girince azamet-i Hudâ timsâh-ı bî-cenâh-ı pür-günâh sad lek âh ederek kendüyi yerden yere urup cân havliyle kendüyi Nîl'e urur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y161a–Y161b ·
metinde göster ·