… rınca serâpâ bâğ u bâğçedir. Ol cebel-i âlînin cânib-i şarkîsinde sâhil-i bahre
karîb bir
gârda zeheb-i hâlis ma‘deni vardır. Ammâ Üngürüs ve Bundukânî ayârından hâlis a …
Ma‘âdin-i sâmin: Karadeniz boğazları dâhilinde Sarıyâr kasabasında bir asfarü'l-levn bir kûh-ı bâla vardır. Tâ zirve-i a‘lâsına varınca serâpâ bâğ u bâğçedir. Ol cebel-i âlînin cânib-i şarkîsinde sâhil-i bahre karîb bir gârda zeheb-i hâlis ma‘deni vardır. Ammâ Üngürüs ve Bundukânî ayârından hâlis altunu vardır. Kefere asrından tâ Sultân Ahmed Hân asrına gelince bin yük akçe iltizâm ile emânet bir ma‘âdin-i hâs idi. Defterdâr Ekmekcizâde Ahmed Paşa cevheri rakîk olup fâ’idesi şey-i kalîl oldu deyü sedd etdi. Hâlâ mu‘attaldır. Ammâ yine taraf-ı sultândan fermân olunsa bir a‘lâ ma‘dendir. Belağan mâ-belağ husûlü mümkündür. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 18b ·
metinde göster ·
taş çâr-kûşe teknedir. Îsâ Nebî rahm-ı Meryem'den {(---) sene târîhinde} sâdır …
Mağsel-i Hazret-i Îsâ: Yine Mehd-i Îsâ['ya] karîb bir taş çâr-kûşe teknedir. Îsâ Nebî rahm-ı Meryem'den {(---) sene târîhinde} sâdır olunca Meryem Ana Hazret-i Mesîh'i bu teknede gasl etmişdir. Kostantîn-i kadîm mezkûr beşiği ve mağsel tekneyi Kudüs-i Şerîf'in cenûbî tarafında Beytüllahm'den getirddiği muhakkakdır. Ammâ hakîr Beytüllahm'de mağsel-i Îsâ manzûrumuz olmuşdur. Ammâ bu Ayasofya'daki mağsel-i Îsâ içre nâ-dürüst olan ma‘sûmları bu tekne içinde bir kerre gasl etseler dem-i nefesi ve teni dürüst olup gûyâ dem-i Îsâ'ya mazhar olup hayât bulur meşhûr-ı âfâk bir taş teknedir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 39a ·
metinde göster ·
… Halvetî'den Ya‘kûb Efendi halîfesidir. Yine Eyyûb'da Cezerî Kâsım Paşa câmi‘ine
karîb bir
mescid-i şerîf ve bir zâviye-i latîf-i rûşenâ inşâ etmişdi. Ol makâm-ı ferah-fe …
eş-Şeyh Eyyûbî Mahmûd Efendi: Küberâ-i Halvetî'den Ya‘kûb Efendi halîfesidir. Yine Eyyûb'da Cezerî Kâsım Paşa câmi‘ine karîb bir mescid-i şerîf ve bir zâviye-i latîf-i rûşenâ inşâ etmişdi. Ol makâm-ı ferah-fezânın hareminde medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 121b ·
metinde göster ·
… r birinde beşer onar müstahfızân-ı cebeciyân vardır. Ne kâdirler kim ol mahalle
karîb bir
kimesne duhân içe. Zîrâ ol tarafların şâhrâhları bile cümle bârûd döğülmüşdür. …
Ve bu beş kârhânede hâsıl olan bârûd-ı siyâhlardan mâ‘adâ Tophâne'de ve Selânik ve Belgrad ve Mısır'da hâsıl olan bârûd-ı siyâhlar, Mısır'dan hazîne olup Der-i devlete geldikde Silivrikapusu'ndan Yenikapu'ya varınca kal‘a dîvârında ne kadar üstü örtülü çâr-kûşe kubbe-i azîmler var ise anlara der-mahzen edüp leb-ber-leb niçe kerre yüz bin şedde bârûd-ı siyâhlar ile memlûdur. Her birinde beşer onar müstahfızân-ı cebeciyân vardır. Ne kâdirler kim ol mahalle karîb bir kimesne duhân içe. Zîrâ ol tarafların şâhrâhları bile cümle bârûd döğülmüşdür. Kaçan Selânik ve Mısır'dan bârûdları der-mahzen etdiklerinden sonra tarîk-ı âm üzre niçe bin at yükü ve arabalar ile deryâ kenârından kum getirüp yola dökerler. Tâ bu mertebe ihtirâz ederler. Zîrâ Mustafâ Hân cülûsunda bir kulleye ra‘d isâbet edüp kullenin der [ü] dîvârların evc-i âsumânâ perrân edüp ba‘zı pâreleri dörd sâ‘at yerde Çekmecelere düşdü. 176b Ve bir vaslası Üsküdar'a düşdüğü müsbetdir kim karîbü'l-ahd vâkı‘ olmuşdur. Anıniçün âteşden ihtirâz edüp cümle bârûdu bir yere komayup kulle kulle korlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 176a–176b ·
metinde göster ·
bucakdır. Ana her bâr Kalmuk kavmi varmaları sahîhdir kim Kalmuk kavminde asla …
Ammâ İskender'in emr-i Hakk ile binâ etdiği Sedd-i Ye’cûc, Moskov diyârına karîb bir bucakdır. Ana her bâr Kalmuk kavmi varmaları sahîhdir kim Kalmuk kavminde asla kizb ü iftirâ olmaz, ve kûh-ı Kâf'a vardıkları sahîhdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 230a ·
metinde göster ·
… h Hasan er-Rufâ‘î: Orhân Gâzî bunların mu‘tekıdi idi. Tokad'da Sünbüllü Baba'ya
karîb bir
âsitânede medfûndur. Lâdik şehrinde medfûn Şeyh Ahmed Kebîr-i Rufâ‘înin ammîzâd …
eş-Şeyh Hasan er-Rufâ‘î: Orhân Gâzî bunların mu‘tekıdi idi. Tokad'da Sünbüllü Baba'ya karîb bir âsitânede medfûndur. Lâdik şehrinde medfûn Şeyh Ahmed Kebîr-i Rufâ‘înin ammîzâdesidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 234a ·
metinde göster ·
… Kızılırmak kenarının karşu cânib-i şarkında cisr-i azîm ile ubûr olunur. Nehre
karîb bir
alçak sivri yalçın kaya üzre bir küçük Şeddâdî binâ-yı metîn kal‘a-i hısn-ı has …
Evsâf-ı kal‘a-i musanna Osmâncık: Bir tevârîhde Osmâncık bunda doğdu ve kal‘a-i Osmâncık hilâfetinde binâ etdi, derler. Ba‘dehû Etrâk-i nâ-pâk elinden sene 795 târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân fethi olduğu muhakkakdır. Çorum sancağı hâkinde ve voyvodalıkdır ve yüz elli akçe kazâdır. Ma‘mûr nevâhîleri vardır. Serdârı ve kethüdâyeri vardır, nakîbi ve müftîsi yokdur, a‘yânı azdır, bâğ u bâğçesi çokdur. Kal‘ası Kızılırmak kenarının karşu cânib-i şarkında cisr-i azîm ile ubûr olunur. Nehre karîb bir alçak sivri yalçın kaya üzre bir küçük Şeddâdî binâ-yı metîn kal‘a-i hısn-ı hasîndir. Dâiren-mâdâr cirmi sekiz yüz adım şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i yekpâredir (---) nâzır ancak bir demir kapusu var. Gâyet bâlâ olmağıla içine girüp manzûrumuz olmamışdır, ammâ taşra varoşu bin mikdârı bâğ u bâğçeli tarz-ı kâr-ı kadîm Etrâk evleridir. Cümle tahta ve toprak örtülü imâr olmuş evlerdir. Yedi mahalle ve yedi mihrâbdır. Ve dükkânları azdır, ammâ yine her eşyâ mevcûddur. Üç hânı ve ırmak kenarında bir küçük hammâmı var, suyu dollâb ile Kızılırmakdan çekilir. Ve şehrin üç tarafı kumsaldır, aslâ çamur olmaz. Ve hevâsı şiddet-i hâr üzre olduğundan leziz âbdâr üzüm olur. Ve kumsallığında kebere nâmında bir gûne meyve hâsıl olup sirke ile turşu ederler, gâyet nâfi‘dir ve bu şehirde ol turşu meşhûr-ı âfâk olmuşdur. Ve cümle evleri fukarâyânedir. Ve halkı dahi fukarâ-yı Bektâşiyândır. Zîrâ bu şehrin cânib-i garbında bir mürtefi‘ yerde Sultân-ı Bektâşiyân medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 279b ·
metinde göster ·
âsitâne-i garîb ve acîbdir, kaddesenallahu bi-sırrıhi'l-azîz. Andan kalkup câni …
Hâlâ tekye-i Bektâşiyân'dır. İki yüzden mütecâviz pây-bürehne ve ser-bürehne âşıkân-ı sâdıkânları vardır. Ve bu âsitâne kapusu hâricinde niçe kerre yüz bin kurbân kellesi boynuzuyla biri biri üzre yığıp bir kulle-i azîm etmişler. Zîrâ cemî‘î İrân-zemîn halkı bu Muhammed Şâm-ı Gazan'a i‘tikâdları olmağıla her sene niçe bin kûsfend kurbân nezerâtlar gelir ve hareminde on zirâ‘ amîk bir âb-ı nâb câh-ı mâsı var. Mâh-ı temmûzda gûyâ yah-pâredir. Hakkâ kim âb-ı hayâtdan nişân verir. Ve bu âsitâneye Şâm-ı Gazan derler. Ammâ ber-vech-i tesmiyesinin aslı dahi oldur kim lisân-ı Moğolda şeneb kabre derler. Sâhib-i kabr Moğol pâdişâhlarından Muhammed Gazan olmağıla şeneb-i Gazan diyecek yerde tahfîf-i kelâm ile galat-ı meşhûr evlâ olup Şâm-ı Gazan derler. Ammâ sahîhi şeneb-i Gazan'dır. Ve bu âsitâne-i azîm kûh-ı Velyân üzre Şâm-ı Gazan kal‘ası harâbdır. Anın dâmenine karîb bir âsitâne-i garîb ve acîbdir, kaddesenallahu bi-sırrıhi'l-azîz. Andan kalkup cânib-i garba gidüp kûh-ı Velyân dâmeninde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 304a ·
metinde göster ·
… i vâsi‘ ve musanna‘ ve kâr-ı kadîm ve şîrîn-kâr câmi‘-i azîmdir. Nehr-i Çoruğ'a
karîb bir
garîb câmi‘i-i acîbdir. Ve Şengülbây Câmi‘i ve nehr-i Çoruğ aşrı olan şehre Yür …
Cümle (---) mihrâbdır. Evvelâ cümleden cemâ‘at-i kesîreye mâlik câmi‘-i kadîm Ebü'l-feth Câmi‘i iç kal‘adadır. Andan aşağı çârsû içre şeb [u] rûz cemâ‘at-i kesîre ile müzdehim Zâhîd Efendi Câmi‘i, bu dahi toprak ile mestûr tarz-ı kadîm câmi‘-i atîkdir. Bir nâzük, mevzûn ve rakîk, miyân-ı serâmed tula minâre-i bâlâsı vardır, sol tarafında iki aded bâb-ı mu‘allâsı vardır. Mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîn ve boyahâne-i sultânî ve kappan-ı dakîk-i dihkânı Zâhid Câmi‘i'nin yesâr tarafındadır. Ve Karı hammâmına muttasıl Kadızâde Mehemmed Çelebi Câmi‘i hayli vâsi‘ ve musanna‘ ve kâr-ı kadîm ve şîrîn-kâr câmi‘-i azîmdir. Nehr-i Çoruğ'a karîb bir garîb câmi‘i-i acîbdir. Ve Şengülbây Câmi‘i ve nehr-i Çoruğ aşrı olan şehre Yüres mahallesi derler anda, dahi bir câmi‘-i kadîm vardır. Lâkin tahta minârelidir. Bu zikr olunan cevâmi‘lerden mâ‘adâ mahalle mesâcidlerdir. Ve bir imâret-i ıt‘âm-ı dârü'z-ziyâfesi vardır kim âyende vü revendeye ni‘meti mebzûldır. Ve bir imâret-i dârü't-tedrîsi ve ders-i âmmı ve talebeleri vardır. Ve her câmi‘de ve ba‘zı zâviyelerde medrese-i hasbîler mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 327b ·
metinde göster ·
… lu vardır. Batı tarafına nâzır kapusuna gidecek râh-ı sa‘bın aşağısında çârsûya
karîb bir
müfîd ü muhtasar yerde medfûndur. Kaddesenallahu bi-sırrihi'l-azîz. Andan kalku …
Ziyâret-i Kazancı Baba Sultân: Kal‘anın ancak bir sarp yolu vardır. Batı tarafına nâzır kapusuna gidecek râh-ı sa‘bın aşağısında çârsûya karîb bir müfîd ü muhtasar yerde medfûndur. Kaddesenallahu bi-sırrihi'l-azîz. Andan kalkup cânib-i şimâle 7 sâ‘atde yine kar ve boran çekerek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 353a ·
metinde göster ·
… m-i vâsi‘li cemî‘i âyende vü revendegâna ârâmgâh hâne-i bî-minnetdir ve bu hâna
karîb bir
câmi‘-i musanna‘-i acîb var kim misli meğer İslâmbol'da Silivrikapusu dâhilinde …
Eşkâl-i kal‘a-i Payas: Leb-i deryâda şekl-i murabba‘ seng bînâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Cümle sekiz aded topları vardır ammâ bir burc-ı azîminde balyemez topları ile limanı korudur. Zîrâ Hâleb iskelesi olmağıla gâyet serhaddir ve kal‘ası dâ’iren-mâdâr cirmi sekiz yüz germe hatve adımdır. Dâhil-i kal‘ada toprak ve kireç ile mestûr üç yüz aded hâne-i ma‘mûrları var ve kal‘ası dâ’iren-mâdâr iki kat dîvârları burc [u] bârûsu gâyet metîn ü müstahkem binâ-yı kavîdir ve cânib-i şarka nâzır ikişer kat demir kanatlı kapuları ve handakı üzre ağaç cisri var ve iskele kullesi bir metîn ve müdevver kulledir. Şeb u rûz kal‘a neferâtları bu kulle üzre nigehbânlık ederler. Zirâ gümrük bu mahaldedir ve liman zamân-ı kadîmde gâyet latîf liman imiş. Mürûr-ı eyyâm ile hâlâ ol kadar me‘mûr değildir, bir âb-ı hayât göldür. Yine ba‘zı gemiler girer ammâ iri bârçe ve karavana ve burtun ve galyon gemiler girüp demir bırağıp yatmazlar. Cümle gemiler alarka lenger-endaht olup yatarlar. Sekiz rûzgârdan emîn a‘lâ demir dutar yataklı limandır ve kal‘a handakının sol tarafı kenarında bir müferrah mahkeme-i şer‘-i Resûl müntehâ dud ağacı vardır. Ve bu mahalde iki kanatlı demir kapulu kal‘a-misâl bir hân-ı azîmi var. Kapusu üzre târîhi sene 1007 târîhidir. Bu hân kapusu kal‘a kapusuna nâzırdır. Hânı gâyet mükellef ve müzeyyen ve ma‘mûr [u] âbâdân ve müte‘addid harem odaları ve ıstabl-ı anterli ve develikli ve imâret ve dârü'z-ziyâfeli ve bir harem-i vâsi‘li cemî‘i âyende vü revendegâna ârâmgâh hâne-i bî-minnetdir ve bu hâna karîb bir câmi‘-i musanna‘-i acîb var kim misli meğer İslâmbol'da Silivrikapusu dâhilinde İbrâhîm Paşa 20a câmi‘i ola. Mihrâbı ve minberi gâyet musanna‘dır. Tûlen ve arzen seksen ayakdır ve gâyet şîrîn ü müzeyyen bir câmi‘-i mahbûbdur. Hemân haremi bâğ-ı cinândan nişân verir bir mesîregâh [u] teferrücgâh yerdir. Bu şehr içre böyle bir selâtîn-misâl câmi‘-i pür-envâr olduğundan cemâ‘at-i kesîreli ibâdetgâhdır. Evvelâ harem-i ferâh-fezâsının ortasında bir havz-ı müşebbeki var, dâ’iren-mâdâr etrâfında âbdest muslukları var kim selsebîl-âsâ şeb [u] rûz cereyân edüp tecdîd-i vudû‘ olunur ve bu havzın etrâfında gûnâ-gûn turunc dırahtlarıyla ârâste olmuşdur. Her birisinin sâye-i hoş-hevâsında limon ve turunc şükûfesinin râyiha-i tayyibesinden cemâ‘at-i kesîrenin dimâğı mu‘attar olup hoş bû kesb etdikde ibâdet-i Yezdân ederler. Ve câmi‘in iki kapusu var, biri kıbleye mekşûfdur kim harem kapusudur. Üzerinde âhir mısra‘ı târîhi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 19b–20a ·
metinde göster ·
… meği ve üzümü ve inciri ve turuncu (---)(---) memdûhdur ammâ yaylalarında kışa
karîb bir
üzümü olur, bir diyâra mahsûs değildir.
Sebeb-i tesmiyyesi kûh-ı Beyaz'dan galat Payas derler bir yaylağ-ı azîmdir kim ol etrâflarda olan Türkmân ve Urbânlardan iki kerre yüz bin âdem on kerre yüz bin koyunlarıyla Kuyruk yıldızı ya‘nî Ülker yıldızı doğunca altı ay bu yaylalarda kesb-i hevâ ve kesb-i tarâvetler edüp döl döş sâhibi olurlar. Niçe bin âb-ı hayâtdan nişân verir uyûn-ı câriyeleri vardır kim her biri hayât-efzâ-yı cân-fezâ yaylağ u âb-ı zülâllerdir. Ve bu şehrin halkı; gâyet garîb-dost Oğuz tâ’ifesi vardır ve gâyet musallî ve mü’min ve muvahhid ve sâhib-i sülûk ve dervîş-nihâd âdemleri vardır. Ve me’kûlât [ü] meşrûbâtının memdûhâtından beyâz ve hâs ekmeği ve yaylasında pişi lavaşa yufka ekmeği ve üzümü ve inciri ve turuncu (---)(---) memdûhdur ammâ yaylalarında kışa karîb bir üzümü olur, bir diyâra mahsûs değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 20b ·
metinde göster ·
… er eşmek kânûndur}. Mezkûr Cebelü'l-Lübnân'ın dâmeninde Hazret-i Nûh ziyâretine
karîb bir
püşte-i âlî üzre sene (---) târîhinde Dürüzî kabîlesinden Ma‘ânoğlu Şeyh (---) …
{Kal‘a-i Kerk kânûn-ı Selîm Hân üzre Şâm eyâletinde başka sancak beği tahtıdır. Beğinin hâsı 25.248 akçedir. Timar 7 ve ze‘âmet 15. Alaybeğisi ve çeribaşısı vardır. Hîn-i seferde cümle bin yüz elli aded asker olup beğinin sancağı altında sefer eşmek kânûndur}. Mezkûr Cebelü'l-Lübnân'ın dâmeninde Hazret-i Nûh ziyâretine karîb bir püşte-i âlî üzre sene (---) târîhinde Dürüzî kabîlesinden Ma‘ânoğlu Şeyh (---) Âl-i Osmân'a âsî oldukda bu kal‘ayı üç senede binâ etdi. Ammâ hakkâ ki kal‘a-i Kahkahâ etdi. Dâ’iren-mâdâr cirmi dörd bin adımdır ve yigirmi kulle ve yigirmi dirsekdir, aslâ handakı yokdur. Dîvârının esâsı otuz arşındır. Cânib-i kıbleye bir demir kapusu vardır. Gâyet sa‘b kaya üzre olmağıla usret çekerek bu kal‘aya urûc olunur. Derûn-ı kal‘ada aslâ hâne ve hân ve câmi‘ ve hammâm yokdur. Ancak Bukâ‘ subaşısı iki yüz neferâtıyla bunda sâkin olup hükûmet eder. Üç pâre şâhî topları vardır. Bu kal‘a Cebelü'l-Lübnân'da olmak ile bu sûr-ı metînin hâyilinde bir kaya içre bir gâr-ı azîmde Makâm-ı Hazret-i Cibrîl-i Emîn vardır. Murtezâ Paşa Efendimiz çıkup ziyâret etmişdir. Bu kal‘a altında cemî‘i asker-i İslâm ile meks edüp günden güne cüyûş-ı muvahhidîn gelmede iken hakîr Paşa'dan me’zûn olup elli aded pür-silâh yiğit içre Bukâ‘ sahrâsı içre cânib-i şarka ferah-fezâ mahsûldâr yerler ile (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 36a ·
metinde göster ·
vâsi‘ bi’r-şekilli nerdübân ile inilir bir aynü'l-hayatdır. Ta‘amda Kuds-i Şerî …
Bu dahi ana karîb bir vâsi‘ bi’r-şekilli nerdübân ile inilir bir aynü'l-hayatdır. Ta‘amda Kuds-i Şerîf'de Âb-ı selvâ'nın lezzetindedir. Ekseriyyâ bu aynda Hazret-i İsâ gasl etmişdir deyü millet-i Nasârâ ve Efrenc tâ’ifesi nûş edüp gasl ederler. Ve tâ’ife-i Yahûd Hazret-i Mûsâ bu aynda gasl etmişdir deyü ziyâret edüp nûş ederler. Ammâ gâyet müsta‘mel etmişler. Bu iki uyûnun "Ni‘meteyn" ismiyle müsemmâ olmasın "Manzara-i Enhâr-ı Uyûn ve Bi’r-i Germâb" nâm târîhinde, bizzât Hazret-i Risâlete sehhârlar sihr etdiklerinde ilhâm-ı Rabbânî ile Hazret-i Resûl, Şâm kurbunda Busrâ şehrinde ticârete geldikde şehr-i Busrâ'da Buhîra nâm bir râhib var idi. Ol eydür: "Yâ Muhammed! Sende sihir alâmeti var. Durma, Akka'da Ni‘meteyn derler iki uyûn vardır, birine Hazret-i Mûsâ girüp Fir‘avnîler sihrinden emîn olup bahr-i Kulzüm kenarında Fir‘avnîlere gâlib olup cümle Fir‘avnîler gark-ı âb olup Mûsâ Nebî sihr-i murâ‘inelerden halâs oldu. Birine Hazret-i İsâ Nebî girüp sihr-i İsrâ’îl'den halâs olup âsumâne urûc etdi. Yâ Muhammed! Sen de Akka'da ol uyûnlara girüp gasl eyle. Benî Kureyş kabîlesi sihrinden emîn olup onlara alâ-gâlib ile galebe edesin. Ve yâ Muhammed! Akka'da uyûn çokdur. Her kankı ayn sana 'Ene'n-ni‘meteyni'l-huld' derse anlara girüp gasl eyle" deyince Hazret-i Resûl, Buhîra râhibin ta‘lîmiyle Akka'ya gelüp deverân u seyerân ederken bu iki uyûn "Yâ Muhammed! Ene'n-ni‘meteyni'l-huld biziz!" dediler. Hazret Bismillah ile bu iki aynda gasl edüp cümle sihirden emîn olup "Hâzâ ni‘meteyn" buyurmuşlardır. Cemî‘i elsine-i muhtelife tevârîhlerinde bu Ayn-i Ni‘meteyn mastûr olduğundan mâ‘ada bizim niçe yüz kütüb-i mu‘teberelerimizle evsâfı mastûrdur. Anınçün cemî‘i memâlik-i mahrûselerde niçe bin meshûr ve sevdâ-zede ve sarı‘a zahmetine mübtelâ âdemler bu ni‘meteynlere girüp bi-emrillahi Te‘âlâ şifâ bulup gider. Hakîr bir niçesine vâkıf-ı esrârım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 43b ·
metinde göster ·
… ammâ bu kal‘a-i Rakka çölde Furât ve nehr-i Dicle mâbeynindeki cezîre vasatına
karîb bir
püşte üzre bir kal‘a-i azîmdir, ammâ içinde Urbân u Türkmân kışlar. Temmûzda bi …
Bânîsi (---)(---) nice mülûkden mülûke değüp âhir-kâr Mısır Sultânı Gavrî'nin destinden sene 922 târîhinde Selîm Hân'a ahâlîsi mutî‘ olup Süleymân Hân tahrîri üzre Rakka eyâleti 59a tahtı olup karîbü'l-ahd eyyâmlarda Urbân [u] Türkmân eşkıyâsı ve eşirrâsı destinden harâb olup taht-ı Rakka hâlâ şehr-i Urfa olmuşdur, ammâ bu kal‘a-i Rakka çölde Furât ve nehr-i Dicle mâbeynindeki cezîre vasatına karîb bir püşte üzre bir kal‘a-i azîmdir, ammâ içinde Urbân u Türkmân kışlar. Temmûzda bir âdem bulunmaz. Zamân-ı imâretinin âsâr-ı binâları hâlâ harâb u yebâb [u] turâb yaşar. Bâğları ve dud bâğçeleri kendi biter kendi yiter gider. Harâbın görmesi âdeme keder verir. Zamân-ı kadîmde şehr-i azîm olup Bağdâd bunun cânib-i şarkîsindedir. Bu Rakka dârü'l-hilâfe-i Bağdâd'ın cânib-i garbîsinde Cezîre-i Dicle'dedir. Hâk-i amber-i pâki yine Urfa paşası hükmünde olmağıla Urbân [u] Türkmân'ından otlak hakkın Urfa paşası alır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 58b–59a ·
metinde göster ·
sahrâ-yı mahsûldârda vâki‘ olmuş bir kasaba-i ma‘mûrdur. Zamân-ı kadîmde bir ka …
Sitâyiş-i kasaba-i Tatarbâzârcığı: Filibe sahrâsının cânib-i garbî nihâyetinde Despot yaylası dâmenine karîb bir sahrâ-yı mahsûldârda vâki‘ olmuş bir kasaba-i ma‘mûrdur. Zamân-ı kadîmde bir karyecik idi. Lâkin Süleymân Hân asrında Alaman-ı bî-emân diyârlarına sefer-i firâvân olmağıla bu mahalle bir imâristân binâ olunması evlâ görünüp fermân-ı Süleymân Hân ile makbûl iken Maktûl İbrâhîm Paşa sadrıa‘zam iken bu büleydeyi imâr edüp kasaba-i mu‘azzam etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 135b ·
metinde göster ·
Evvelâ hudûd-ı Ermenîstân'da Cezîre-i Dicle içinde Şatt'a iki menzil
karîb bir
çölistânda evc-i âsumâna kadd-i ser çekmiş rengâmîz, ebrî renk kaya-yı serâmed …
Evvelâ hudûd-ı Ermenîstân'da Cezîre-i Dicle içinde Şatt'a iki menzil karîb bir çölistânda evc-i âsumâna kadd-i ser çekmiş rengâmîz, ebrî renk kaya-yı serâmed üzre bir kal‘a-i yed-i kudretdir, Cenâb-ı Bârî kârı bir kal‘a-i bârîdir kim vasfında lisân kâsır ve kalemler kâsırdır. Lâkin bu abd-i hakîr-i kalîlü'l-bidâ‘a lehce-i mahsûsumuz ile alâ kadri'l-imkân güneşde zerre ve deryâda katre-misâl medhine cür’et edüp tahrîr idelim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 210b ·
metinde göster ·
Evvelâ zikri bâlâda sebkat eden ayn-ı İskender, kal‘anın cânib-i şarkîsine sehel karîb bir mesîregâh kayadan tulû‘ eder. Andan ayn-ı Âvîh, cebel-i Dehdîvân'dan hurûc edüp zeyl-i kal‘ada Hâtûniyye cisrinde ayn-ı İskender'e rîzân olur ve Aynu'l-burut, ayn-ı İskender'e munsabb olur ve nehr-i Husul, bir âb-ı zülâldir. Bu dahi ayn-ı İskender'e katılır ammâ kayalardan gelmek ile şiddet ile cereyân eder ve ayn-ı Taklaban, hânın buhayre yapduğu âb-ı nâbdır. (---) ve Nakşot deresi âb-ı nâbdır ve nehr-i Karadere, sehel şorcadır ammâ gâyet nâfi‘dir ve Değirmân deresi ayn-ı Sendefe derler. Beyne'l-hukemâ bir nâfi‘ sudur ammâ halk İskender aynı deyü anı medh ederler. Anın nef‘in İskender müşâhade etmiş, nûş edüp gitmiş, ammâ bu ayn-ı Sendefe'yi kırk gün nûş edenin derûnunda cemî‘i safrâ ve sevdâ ve balgam ve sâ’ir ahlâtları cümle mahv eder, serî‘u'l-hazm bir âb-ı revândır. Andan nehr-i,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 226a ·
metinde göster ·
… i'n-nâs kelle-i İmâm Hüseyin gâ’ib olup Beyne'l-kasreyn nâm Kasreyn-i Şîrîneyne
karîb bir
Şeddâdî dîvâr bi-emri Kahhâr-ı Settâr iki şak olup kelle-i Hüseyn-i Kerrâr ol d …
Cümle diyâr-ı Kürdistân'da ve diyâr-ı Acem'de silâhşörlük budur. Ammâ ehl-i şer‘ bu çevgân topun oynamağa rızâ vermezler, gâyet memnû‘dur. Kaçan ki Deşt-i Kerbelâ'da Hazret-i İmâm Hüseyin şehîd olup niçe bin şehîdân-ı Deşt-i Kerbelâ'nın ser-i sa‘âdetleri Şâm'da Yezîd-ı bî-mezîd'e geldikde Yezîd hammâmdan çıkup atına süvâr olup elindeki çevgân ile Hazret-i İmâm Hüseyin'in ser-i sa‘âdetin çevgân ile ura ura galtân edüp andan sâ’ir şehîdân-ı Deşt-i Kerbelâ kellelerin cünd-i cünüb-i Yezîd çevgân ile urarak lu‘bedebâzlık ederlerdi. Andan Yezîd kelle-i İmâm Hüseyn'i Mısır mülkine gönderdi kim "İşte sizin bî‘at-kerdesi olduğunuz İmâm Hüseyin başıdır." deyü on bin asker ile ser-i sa‘âdet-i Şâh Hüseyin'i Mısır'a gönderüp şehr-i Mısır'ın vasatında Rûmeli meydânında niçe gün pâyimâl-ı rimâl olup galtân idi. Yezîd'e tâbi‘ olan ehl-i Mısır kelle-i İmâm Hüseyin'e püşt-i pâ uranların hâlâ nesillerinden olanların cümle birer ayakları ilâ hâze'l-ân tulum gibidir, görenlere pinhân değildir. Böyle iken bir gün alâ mele’i'n-nâs kelle-i İmâm Hüseyin gâ’ib olup Beyne'l-kasreyn nâm Kasreyn-i Şîrîneyne karîb bir Şeddâdî dîvâr bi-emri Kahhâr-ı Settâr iki şak olup kelle-i Hüseyn-i Kerrâr ol dîvârda karâr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 234b ·
metinde göster ·
… giderken refîklerimiz eydür: "Sultânım, eğer kadem dirîğ etmezseniz bu mahalle
karîb bir
temâşâgâh vardır. Ta ki acâ’ib göresiz." dediklerinde hakîr eyitdim: "Ey nûr-ı …
Hele hakîr bunları görüp mebhût olup Cenâb-ı Bârî'nin gazabından yine kendüye sığındım. Hudâ-yı Bîçûn azametiyle cümle ümmet-i Muhammed'i âfât-ı semâvîden ve âfât-ı arazîden masûn u mahfûz eyleye. Bu temâşâları edüp yine cânib-i şimâle giderken refîklerimiz eydür: "Sultânım, eğer kadem dirîğ etmezseniz bu mahalle karîb bir temâşâgâh vardır. Ta ki acâ’ib göresiz." dediklerinde hakîr eyitdim: "Ey nûr-ı dîdem, bu seyâhatde ifnâ-yı vücûd etmeden murâd [u] merâmım sun‘-ı Hudâ'yı temâşâ etmekdir." dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 238a ·
metinde göster ·
{Lisan-ı Tatariyye}: Ammâ lisân-ı Çağatay'a ve lisân-ı Moğol'a
karîb bir
lehce-i gayr-i mükerrerdir. "İşven, gitmişven, kürümize, varmışmız, bizim Kay g …
{Lisan-ı Tatariyye}: Ammâ lisân-ı Çağatay'a ve lisân-ı Moğol'a karîb bir lehce-i gayr-i mükerrerdir. "İşven, gitmişven, kürümize, varmışmız, bizim Kay gebidir. Boğar eyitdi, dükeli geleserlerdir, meni suncamışdır. Şâd bay kişidir, ayıtdım: Şol kişi manka dinedür, savular sayladım, ya‘nî ağlaya kaldım. Barımız uruş kişisimiz, ya‘nî cümlemiz ceng 240a âdemiyiz" deyü bu gûne niçe kerre yüz bin elfâz-ı ibârâtlar tahrîr olunmuşdur. Ammâ bu şehir imâr iken eyle tahrîr etmiş kim "Cümle otuz beş bin mihrâbdır", deyü rûy-ı dîvâra tahrîr etmiş. Hakkâ ki minârelerinin kesretinden ve imârâtının eser-i binâları vefretinden otuz beş bin mihrâb olsa lâğ değildir. Ve iki bin medrese ve bin aded hammâm ve iki bin hân ve bin aded dârü'l-hadîs-i Peygamberân ve altı bin mekteb-i tıflân ve sekiz yüz tekye-i dervîşân ve on sekiz bin çeşme-i âb-ı revân ve sekiz bin sebîlhâne-i cânsitân ve on bin mahalle-i Müselmân, gebr u tersâdan nâm u nişân yok imiş, ve iki kerre yüz bin büyût-ı Müselmân ve yetmiş bin sarây-ı a‘yân ve üç bin sarây-ı kârbân-ı âyende vü revendegân ve iki bin aded mihmânhâne-i gurebâ-yı mücerredân ve altı kerre yüz bin dükkân ve yüz elli mahalde kıbâb-ı âlîler ile bezzâzistân. Hâlâ niçesi imârdır kim mâr [u] mûr kânıdır. Ve yedi yüz aded imâret-i dârü'z-ziyâfe-i cû‘ân. Bu şehrin Van deryâsı kenârıyla üç günlük yol imâr iken kırk bin mesîregâhı ve dokuz kerre yüz bin bâğ u bâğçesi ve yetmiş bin aded ziyâretgâh-ı aliyyesi ve altı kerre yüz bin a‘yân-ı ulemâsı ve dörd kerre yüz bin ulemâ-yı tabî‘î ve yüz bin cerrâhı ve yüz elli bin sulehâ-yı meşâyihi ve niçe bin mazanne-i kerâme kimesneleri ve hemân kırk bin fetvâ sâhibi mezâhib-i erba‘ada şeyhülislâmı ve yetmiş bin sâdât-ı kirâmı ve altı kerre yüz bin pür-silâh askerî tâ’ifesi ve kırk bin pâsbânı ve iki bin yerde mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîni ve yedi yüz aded hâkimi örfü ve üç bin kapân ümenâları ve yaylalarının dâmenlerinde üç bin gâr-ı yetîmânlar var kim hâlâ zâhirdir. Niçesinin içinde halkdan münzevî yetmiş seksen yıldan beri fahfara ile kût edinir sâhib-i sülûk kimesneler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 239b–240a ·
metinde göster ·
ayn-ı germâ vardır kim kayadan şadırvân gibi kendüyi pertâb edüp aşağıdaki aşre …
Ve Ayn-ı hânân: Yine bu mahalle karîb bir ayn-ı germâ vardır kim kayadan şadırvân gibi kendüyi pertâb edüp aşağıdaki aşren-fe-aşr havz-ı kebîre rîzân olur. Gâyet berrâk bir âb-ı murevvakdır ammâ ol kadar suhûniyyet üzre değildir. Zîrâ üzerinde kıbâbları yokdur. Buna karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 245b ·
metinde göster ·
câmi‘-i kebîrdir. Kıble kapusu bir bâb-ı vâcibü's-seyr bir dervezedir kim vasfı …
Ve mine'l-acâ’ib ve'l-garâ’ib binâ-yı azîm câmi‘-i Müşebbek, ibret-nümâ-yı kadîm, şehr-i Kazvîn'in eski hisârına karîb bir câmi‘-i kebîrdir. Kıble kapusu bir bâb-ı vâcibü's-seyr bir dervezedir kim vasfında lisân kâsır bir müşebbek bâb olduğundan ol bâb ile müsemmâ câmi‘-i Müşebbek derler. Rûm u Arab u Acem'de bu hakîr böyle bir bâb-ı kebîr ve eyle kâr-ı hurdegîr görmedim. Niçe bin ilm-i hendese üzre gûnâ-gûn hayâl-i pesend tasarrufları vardır ammâ mülûk-ı selef içün bu câmi‘ içre bir maksûresi var kim benî Âdem anı gördükde vâlih ü hayrân kalup dillerle ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz bir kâh-ı Havernak-ı Gazvîn'dir. Ammâ bu câmi‘-i pür 315a envârın bânîsi şehr-i Gazvîn'in dördüncü kerre imâr eden Şâh İmâdeddîn hazretlerinin abd-i memlûkü olan Emîr Humâ-i Yas inşâ etdirmişdir. Müverrihân-ı Acem "Bu câmi‘e bir şütür bârı altun masrûf olundu." deyü tahrîr etmişler. Hakkâ ki muhakkak mâ-lâ kelâm gitmişdir, ammâ câmi‘ Cennet-i Adn'e dönmüşdür. Lâkin cemâ‘atden garîb kalmışdır ve mihrâb üzere olan kubbe-i kebîri eflâke ser çekmiştir. Cemî‘i kıbâblar her diyârda surâhîce binâ olunmuşdur ammâ bu kubbe-i serâmed top-ı küreh arzı gibi müdevver ve cevfinde ol kadar envâ‘-ı fusûs-ı mukavvim mahkûk-ı gûnâ-gûn sadefkârî var. Ruhâm-ı ibret-nümûn ma‘kûklar ile ma‘kûd kılınmış zî-kıymet taşlar var kim çeşm-i benî Âdem hîrelenir. Bu hakîr bu kadar kesret-i seyâhatde her âsâr-ı binâya im‘ân-ı nazar ile nazar etdiğimde Budin serhaddinde kal‘a-i Estergon'un iç hisârındaki Kızılelma Câmi‘i kubbesi ve biri dahi bu Gazvîn câmi‘i gibi bu arâzî-i edîmde böyle âsâr-ı acîbe ve bunun gibi binâ-yı garîbe görmedim. Hakkâ ki min cihet-i'l-ahseni imâr bu kubbeden âlî bir kubbe-i nüh-tâk-ı tumturak-ı revâk yokdur. Meğer yine bu kubbe-i Gazvîn-i arâk ola. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 314b–315a ·
metinde göster ·
vâsi‘ sahrâda türâb-ı hâk-i pâk, tîn-i amber-i hâm ile mebnî bir sûr-ı kavîdir. …
Sene 616 târîhinde Luristân-ı Kürdistân hâkimlerinden Emîr Gıyâseddîn binâsıdır. Vech-i tesmiyyesi oldur kim bu şehr-i Sîn'de niçe bin sahâbe-i kirâm kabri vardır. Anınçün Sîn derler. Niçe mülûkdan mülûka kalmış bir şehr-i Luristân'dır kim hâk-i Irâk-ı Acem'de Bağdâd-ı behişt-âbâdın cânib-i şarkîsinde (---) karîb bir vâsi‘ sahrâda türâb-ı hâk-i pâk, tîn-i amber-i hâm ile mebnî bir sûr-ı kavîdir. Hâlâ dest-i Acem'de başka sultânlıkdır kim serhadd-i Bağdâd ve Musul ve Şehrezûl'da vâki‘ olmağile ma‘mûr kal‘a-i türâbdır. İçinde iki bin güzîde nökeri vardır ve kifâyet mikdârı hâne-i dardır, vâsi‘ değildir. Derûn-ı kal‘ada bir câmi‘ ve üç gılâl anbarları vardır. Gayri âsâr-ı binâları kal‘a hâricindeki varoşdadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 319b ·
metinde göster ·
… yu vardır. Ol mahalle halkı andan nûş ederler. Ve mezâristân kurbünde mahkemeye
karîb bir
âb-ı rakîk bi’r-i mâ vardır. Ve Seyyid Hân medresesinde memdûh-ı âlem üç aded â …
Kal‘a-i İmâdiyye içindeki âb-ı hayât kuyuları beyân eder: Cümle (---) aded âb-ı zülâlden nişân verir çâh-ı mâlardır. Evvelâ Hân Sarâyı içindeki kuyu seng-i hârâdan kesilmiş bir bi’r-i azîmdir. Vasfında lisân kâsırdır. Sâhibü'l-hayrât Sultân Hüseyin halîfe iken mâl-ı firâvân sarf edüp kazdırmışdır ve yetmiş arşın derindir ve âb-ı hayâtdır. Cümle atşân andan âb-ı bâridi nûş edüp sâhibü'l-hayra hayr du‘â ederler. Ve Kadı medresesi kurbünde dahi bir âb-ı nâblı kuyu vardır. Ol mahalle halkı andan nûş ederler. Ve mezâristân kurbünde mahkemeye karîb bir âb-ı rakîk bi’r-i mâ vardır. Ve Seyyid Hân medresesinde memdûh-ı âlem üç aded âb-ı hayât çâh-ı mâlar vardır kim birbirlerinden lezîzdir. Büyük kuyunun umku kâmil altmış zirâ‘dır. Ve Muzurî kapusu yanında Lulub nâm bir kuyu vardır, âb-ı kevserden nişân verir. Ve Hammâm kuyusu sehel şorcadır. Ve Ulucâmi‘ kuyusu, mâh-ı Temmuz'da yah-pâre-misâl bir âb-ı tahûrdur. Bu bi’r-i azîm dahi vâcibü's-seyr bir çâh-ı ibret-nümâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 380a ·
metinde göster ·
… rîhinde kal‘a-i Mardin dahi vasf olunmuşdur. Bu kal‘a-i Cezîre mezkûr kal‘alara
karîb bir
tarz-ı acîb ve garîb binâ-yı mehîb seng-i mutarraş ile mebnî bir hisâr-ı kavîdi …
Evvelâ bu kal‘a-i Finik, hâk-i bilâd-ı rebî‘de Şatt içinde ve şimâlinde bir konak kal‘a-i Hasankeyfâ ve kıblesinde kal‘a-i Küfürzamân'dır. Bu iki medîne-i atîkin mâbeyninde taşra varoş düzde ve iç kal‘ası püşte-i âlî üzre bir kal‘a-i Bûhinân'dır. Cânib-i garbîsinde bir menzilde Aşdı beği hâkidir. Bu dahi Diyârbekir sancaklarındandır kim kavm-i Aşdı on bin asker olur. Yine Cizre'nin garbında üç konakda çölistânda nehr-i Furât'a karîb Sincâr kal‘ası sancağıdır kim bâlâda Musul'dur. Cânib-i şimâline ve garbîsine meyyâlce kal‘a-i Mardin çölde (---) menzil karîbdir kim yalçın kaya üzre meşhûr-ı âfâk kılâ‘ların biri dahi bu kal‘a-i Mardin'dir. Sene 1065 târîhinde kal‘a-i Mardin dahi vasf olunmuşdur. Bu kal‘a-i Cezîre mezkûr kal‘alara karîb bir tarz-ı acîb ve garîb binâ-yı mehîb seng-i mutarraş ile mebnî bir hisâr-ı kavîdir. Ve üstâd-ı bennâ-yı kûhken bu kal‘a inşâsına var makdûrun arz-ı ma‘rifet içün tarf edüp rûy-ı dîvârı bir sıra seng-i siyâh ve bir sıra hacer-i ebyaz ile ta‘mîr etmiş ve niçe yerlerinde cümle ahcârları sadranc nakşı tertîb eylemiş ve iç kal‘anın burc u bârûların gâyet metânet üzre etmiş. Ve dendân-ı bedenleri ve mazgal deliklerin icrâ-yı ma‘rifet edüp müzeyyen etmiş ammâ iç kal‘asının handakı yokdur. Lâkin aşağı varoş-ı hisârın handakı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 385b ·
metinde göster ·
… ır ve gâyetü'l-gâye sulehâ-yı ümmetden kimesnelerdir. Bunların evkâfından şehre
karîb bir
su değirmânları vardır. Bi-emrillah ol değirmân dönmez olsa andan ma‘lûm olur k …
Hikmet-i Hudâ Cizre içre sâkin bir sâhib-i hânedân kimesne vardır. Hazret-i Risâlet-penâhın alemdârı Ebâ Eyyûb-ı Ensârî hazretleri neslindendir. Anlar evlâd-ı evlâda ulu ocakdır ve gâyetü'l-gâye sulehâ-yı ümmetden kimesnelerdir. Bunların evkâfından şehre karîb bir su değirmânları vardır. Bi-emrillah ol değirmân dönmez olsa andan ma‘lûm olur kim ol hânedândan bir kimesne fevt olur ve yine deverân eder, sırr-ı acîb-i mücerrebdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 387a ·
metinde göster ·
… hu bi-sırrıhi'l-azîz hazretleri: Cezîre şehrinin cânib-i garbîsi hâricine sehel
karîb bir
kubbe-i âlî âsitânede medfûndur. Garâbet bunda kim kal‘a-i İmâdiyye'nin aşağı K …
Ziyâret-i Hazret-i İmâm Ca‘fer-i Sâdık ibn İmâm Muhammed Bâkır kaddesenallahu bi-sırrıhi'l-azîz hazretleri: Cezîre şehrinin cânib-i garbîsi hâricine sehel karîb bir kubbe-i âlî âsitânede medfûndur. Garâbet bunda kim kal‘a-i İmâdiyye'nin aşağı Kopan medresesi dibinde dahi İmâm Muhammed Bâkır âsitânesi vardır. Ulemâ-yı İmâdiyye bizde medfûndur derler ve ulemâ-yı Cizre bizde âsûdedir derler. Ammâ bu hakîr-i pür-taksîr âlem-i seyâhatde niçe yerde İmâm Muhammed Bâkır meşhedi ziyâret etdiğime şehâdet ederim. Belki makâmları ola. Rahmetullahi aleyhi rahmeten vâsi‘a. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 387b ·
metinde göster ·
cisr-i metînin altından ubûr edüp bu cisrin başına cümle tüccâr u züvvâr ve âye …
Bu nehr-i âb-ı hayâtın evveli şehr-i Nasîbîn garbında Aşdı dağlarından tulû‘ edüp şehr-i kadîm Nasîbîn (---)(---)(---) ubûr edüp şehrin şark cânibine karîb bir cisr-i metînin altından ubûr edüp bu cisrin başına cümle tüccâr u züvvâr ve âyende vü revendegân u sevdâgerân ve vüzerâ vü vükelâlar hayme vü hargâhlarıyla mezkûr cisir başında meks edüp nehr-i Hermas'dan gûnâ-gûn mâhîler sayd edüp tenâvül ederler. Ol mahalden nehr-i Hermas geçüp sehel aşağı vardıkda nehr-i Sersâr andan müteferrika olur andan nehr-i Sersâr beled-i Hatîb ve çölistânda kal‘a-i Sincâr vâdîlerine uğrayup deverân u cereyân ederek iki fırka olup biri kal‘a-i Tikrit kurbünde nehr-i Dicle'ye rîzân olur ve bir fırkası yine nehr-i Sersâ'dır kim nehr-i Hermas'dan ayrılmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 392b ·
metinde göster ·
çeşme-sâr vardır. Hazret-i Yûnus'un mu‘cizesiyle ilâ hâze'l-ân Selsebîl-âsâ cer …
Der-beyân-ı ibret-nümâ-yı mutalsamât: Evvelâ Musul'a karîb bir çeşme-sâr vardır. Hazret-i Yûnus'un mu‘cizesiyle ilâ hâze'l-ân Selsebîl-âsâ cereyân etmededir. Kaçan kim bir hâkim-i zâlim ol ahâlî-i Musul ol zâlimi ziyâfet takrîbiyle ol çeşme-i mu‘cezeye götürüp nûş idince ol zâlim bi-emri Hudâ üç güne varmaz âhiret be-güzişt olur. Hâlâ ol çeşme-i mücerreb cârîdir ammâ herkesin ma‘lûmu değildir. İllâ müsinn kimesneler mâbeyninde darb-ı mesel olmuşdur kim bir âdem yamân olup bed-du‘âya sezâ olsa, ana nezâketle "Nûş etdiğin Musul çeşmesi ola!" derler, bilmeyen du‘â zann edüp "Hak râzî ola!" der. Ammâ el-ma‘nâ fî batnı'ş-şâ‘iri üzre "nûş etdiğin Musul çeşmesi ola"dan murâd der-akab fevt olasın demekdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 403a ·
metinde göster ·
Ve bu mahalden cânib-i garba şatt'ın cânib-i garbîsinde Mardin ve Musul hâkine
karîb bir
şatt cezîresi içre kal‘a-i Cezîre şehri bir menzil yer kalup mukaddemâ seyr [ü] …
Ve bu mahalden cânib-i garba şatt'ın cânib-i garbîsinde Mardin ve Musul hâkine karîb bir şatt cezîresi içre kal‘a-i Cezîre şehri bir menzil yer kalup mukaddemâ seyr [ü] temâşâ etmek ile şimdi ol cânibe meyl etmeyüp karye-i Deyreşu'dan yine şimâle dağlar içre ubûr ederken Fındık kasabası sol tarafımızda şatt kenârında kalup bizler taraf-ı şimâle (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 3a ·
metinde göster ·
Ve Kömsek Sultân, tekyesinde medfûndur, ammâ bu mahalle
karîb bir
kaya içinde bir ziyâret vardır. Kâfiristândan bir müdevver kayasıyla bi-emrillâ …
Ve Kömsek Sultân, tekyesinde medfûndur, ammâ bu mahalle karîb bir kaya içinde bir ziyâret vardır. Kâfiristândan bir müdevver kayasıyla bi-emrillâh gelmiş derler, azîm ziyâretdir, ammâ ismi ma‘lûmum değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 25b ·
metinde göster ·
… solunda ve nehr-i Tasma sağından cereyân edüp birbirlerine iki nehir bu mahalle
karîb bir
yere mahlût olup bu kal‘a-i Çehril bir ada-i vâsi‘de vâki‘ olup kal‘anın yemîn …
Bu kal‘a-i Çehril'in nehr-i Özü solunda ve nehr-i Tasma sağından cereyân edüp birbirlerine iki nehir bu mahalle karîb bir yere mahlût olup bu kal‘a-i Çehril bir ada-i vâsi‘de vâki‘ olup kal‘anın yemîn [ü] yesârında ağaç cisrler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 47b ·
metinde göster ·
… sârda olan küffârın birisinin başına bir ok urup kâfiri depeledi. Tâ bu mertebe
karîb bir
ok menzili bir havâle dağdır, ammâ bu dağlardan aşağı inerken gûyâ Gayyâ deresi …
Bu kal‘anın cânib-i erba‘ası çep çevre birer top menzili ba‘îd havâleli dağlardır, ammâ Gırıblan dağı pek yakın havâledir kim Melek Ahmed Paşa'nın bir gulâmı bu kayadan derûn-ı hisârda olan küffârın birisinin başına bir ok urup kâfiri depeledi. Tâ bu mertebe karîb bir ok menzili bir havâle dağdır, ammâ bu dağlardan aşağı inerken gûyâ Gayyâ deresine ve Derk-i esfel deresine inilüp kal‘a bu derelerin ortasında vâki‘ olmuş evc-i âsumâna ser çekmiş gûnâ-gûn yalçın kayalar üzre şekl-i müseddes bir şeddadî seng-i tırâş ahcârât-ı mücellâlar ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir. Gerçi havâleleri çokdur, ammâ aşağı kal‘a dibine varıldıkda kal‘anın zirve-i a‘lâsı semâda kalır. Bir vecih ile bu kal‘aya yürüyüş olmayup zafer mümkün değildir. İllâ muhâsara ile yâhûd havf [u] haşyet-i Âl-i Osmân ile vere edüp feth ola, ammâ bu kal‘a gûyâ bir kâse içindedir. Etrâfları kâse kenârları havâlesi yerleridir. Kal‘anın kendisi kâse içinde bir sivri pilav depesidir. Ancak bir yolu ve bir kapusu var. İçinde küffâr mâl-â-mâl olup hamd-i Hudâ asker-i İslâma bir top atmayup etrâf [u] eknâfların guzât-ı müslimîn nehb u gâret edüp mâl-ı ganâ’imle muğtenim oldular, ammâ kal‘a döğülmedi ve bu Kilis'in cânib-i garbındaki dağ başlarından leb-i deryâda kâfirin İspilet kal‘ası nümâyân idi. Andan kalkup bir azîm dereler içre gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 138a ·
metinde göster ·
Dobniçse şehri dahi var, ammâ bu vilâyet-i Hırvadistân'dadır. Lisân-ı Latin'de …
Rûmeli Sofyasının cânib-i garbında bir konak karîb bir Dobniçse şehri dahi var, ammâ bu vilâyet-i Hırvadistân'dadır. Lisân-ı Latin'de Dobniçse (---)(---)(---)(---) demekdir. Bânîsi Hırvad hersekleridir. Fâtihi 941 senede Gâzî Hüsrev Beğ'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 154b ·
metinde göster ·
… ze ol kadar toplar atdırdı kim hisâba gelmez. Gerçi bu kal‘a dahi Şamos nehrine
karîb bir
mürtefi‘ yerde havâlesiz bir küçük kal‘a-i Şeddâdîdir, ammâ cebehânesi ve topla …
Rakofçi anası ol ciğergâhdan bize ol kadar toplar atdırdı kim hisâba gelmez. Gerçi bu kal‘a dahi Şamos nehrine karîb bir mürtefi‘ yerde havâlesiz bir küçük kal‘a-i Şeddâdîdir, ammâ cebehânesi ve topları ve askeri çok olmağile bir hayli zamân yanına varılmayup gider şeklinde olup asker gâ’ib olunca pusuda olan gâzîlerimiz üç yüz kadar esîr alup varoşu âteş-i Nemrûd'a urdular. Ve etrâfında olan kurâları da berbâd etdiler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 11a ·
metinde göster ·
kırlıkta havâlesiz bir Şeddâdî binâ-yı metîn kal‘adır. Bu dahi Saboç nâhiyesind …
Bu kal‘a dahi nehr-i azîm Tise sâhiline karîb bir kırlıkta havâlesiz bir Şeddâdî binâ-yı metîn kal‘adır. Bu dahi Saboç nâhiyesinde vâkı‘ olmuşdur, ammâ bu vilâyetlere Hayduşak derler. On iki bin kılıç yarar Macar-ı füccâr katanaları çıkardı. Çoğu Seydî Ahmed Paşa cenginde dendân-ı tîğ-ı âteş-tâbdan bî-tâb u tüvân geçdiler ve dâr-ı nîrâna gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 11b ·
metinde göster ·
… be vü acîbe tasvîr olunmuş tılsımâtlar. Hattâ bir tılsımât cin kapusunın yanına
karîb bir
küçük kal‘a kapusu dahi var, bu kapudan taşra bir adım ba‘îd bir serâmed küçük …
Ve cemî‘i sokakları şatranc nakşı tarh olunmuş serâpâ kaldırım döşelidir. Ve her köşede gûnâ-gûn eşkâl-i garîbe vü acîbe tasvîr olunmuş tılsımâtlar. Hattâ bir tılsımât cin kapusunın yanına karîb bir küçük kal‘a kapusu dahi var, bu kapudan taşra bir adım ba‘îd bir serâmed küçük kubbe altında bilâ-teşbîh Hazret-i Îsâ'yı bir haça gerüp ellerinden ve ayaklarından gümüş eğseriler ile haça mıhlamışlar. Bir garâ’ib ü acâ’ib taşdan oyup vücûd-ı Îsâ ceseden tasvîr etmişler, ya‘nî kâğızda tasvîr olunmuş gibi değildir, hemân kalıb-ı benî Âdem gibi bir timsâldir kim kaddi hâlâ benî Âdem kadlerinin üçü kadar vardır. Üstâd-ı nakkâş sâhib-i suver buna bir tîşe urup eyle bir mermer-bürlük san‘atın icrâ etmiş kim gûyâ haça mıhladıkları zahminden bir bükâ-âlûd çehresi göstermiş kim gûyâ bir sihr-i füsûndur. Ve bir kec-gerdân ve bir kec-nigâh gösterüp gûyâ dîde-i nergislerinden çekîde çekîde katarât-ı nem katre-i yem akar gibi göstermiş. San‘at-ı mutalsam budur kim bu sûret-i Îsâ evâil-i a‘sâr kelimât edüp herkese nice olup olacağın ve âhir demde nice öleceğin söyleyüp gözünden yaşlar cereyân edüp ellerinden ve ayaklarından eğseri zahmı yerlerinden kanlar cereyân edermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 29b ·
metinde göster ·
… tevârîhleri var. Cihân-ârâ bir nev-cüvân iken dâr-ı cihândan gidüp kal‘a dibine
karîb bir
suffe üzre medfûndur. (---) Bu,
Ve ziyâret-i Sultânü'ş-şu‘arâ Zarîfî Çelebi: Maskat-ı re’sleri yine bu şehr-i Vidin olup bu kal‘a inşâ olunurken Sultân Bâyezîd-i Velî'ye duhûl edüp nedîm-i hâssu'l-hâss-ı şehriyârî olup kal‘a târîhleri ve niçe tevârîhleri var. Cihân-ârâ bir nev-cüvân iken dâr-ı cihândan gidüp kal‘a dibine karîb bir suffe üzre medfûndur. (---) Bu,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 58a ·
metinde göster ·
Bu hakîri dahi cümle tevâbi‘imizle anlara karîb bir sarâya kondurup bir soltat ağası üzerimize gözcü ta‘yîn eyleyüp cemî‘i me’kûlât [u] meşrûbâtımızı beleğan mâ-belağ verüp hânemizde meks etdik, ammâ dîdebân kâfirler aslâ bizi gezdirmezler idi. Ve ahşamdan sonra paşa ağalarının ve bizim üzerimize kapuları kaparlardı ve sabâh yine açarlardı, başka dîdebânlarımız var idi aceb mel‘ûnlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 151b ·
metinde göster ·
lonca köşkü dahi vardır. Bu hemân âyende vü revendegân 164b içün bir mihmângâ …
Ve buna karîb bir lonca köşkü dahi vardır. Bu hemân âyende vü revendegân 164b içün bir mihmângâhdır. Ve cisrin karşu kapunun şehir tarafında olan kal‘a içinde Süleymân Hân'ın bir mescidi var, ammâ havlısı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 164a–164b ·
metinde göster ·
… uş, ammâ gâyetü'l-gâye ma‘mûr u müzeyyen şehr-i azîm nümâyân idi, ammâ bu şehre
karîb bir
bataklık var. Karşu cânibine yedi sâ‘atde dolaşılup varılırmış, ammâ köy köy üs …
Süleymân Hân asrında bunu dahi Ösekli Kâsım Voyvada harâb etmiş. Hâlâ dest-i çârsârda olmağile bir şehr-i ma‘mûr olmuş, ammâ gâyetü'l-gâye ma‘mûr u müzeyyen şehr-i azîm nümâyân idi, ammâ bu şehre karîb bir bataklık var. Karşu cânibine yedi sâ‘atde dolaşılup varılırmış, ammâ köy köy üstüne gâyet ma‘mûr imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 5a ·
metinde göster ·
… ıa‘zam alay-ı azîm ile bizim meks eylediğimiz ormanistân önünden ubûr edüp bize
karîb bir
fezâda cemî‘i asâkir-i İslâm ile meks-i hıyâm etdiklerinde bizim asker dahi cüm …
Ertesi gün sene 1074 (---)(---) günü Sadrıa‘zam alay-ı azîm ile bizim meks eylediğimiz ormanistân önünden ubûr edüp bize karîb bir fezâda cemî‘i asâkir-i İslâm ile meks-i hıyâm etdiklerinde bizim asker dahi cümle atlanup cemî‘i esîrleri atlara ve arabalara bindirüp bir alay-ı azîm ile ve bu kadar üsârâ ve mâl-ı ganâ’im kapudanlar ile gürûh gürûh Sadrıa‘zam otağı önünden kerr ü ferrimizle ubûr edüp cümle (---) aded esîr ve sağîr u kebîr ve cümle iki bin altmış aded araba yükü mâl-ı ganâ’im ve cümle on bir bin (at) atlar ile ordu-yı İslâm içre ubûr ederken guzât-ı müslimîn içre bir sürûr u hubûr ve bir ganîmet-i vüfûr oldu kim cemî‘i guzât-ı muvahhidîn tâze cân bulup şâdımân oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 6a ·
metinde göster ·