yine cümle koncolozlar mezkûr gâra girüp gâ’ib olurlardı.
On üçüncü mutalsam-ı ibret-nümâ: Zeyrekbaşı nâm mahaldeki Hazret-i Yahyâ nâmıyla binâ olunan deyrin zeylinde bir gâr-ı azîm var idi. Her sene mâh-ı zemherîr şitâsı geceleri oldukda ol gârdan niçe kara koncoloz nâm câdûlar çıkup arabalar üzre {süvâr olup} deverân [u] seyrân ederlerdi. Vakt-i seher karîb oldukda yine cümle koncolozlar mezkûr gâra girüp gâ’ib olurlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 17a ·
metinde göster ·
elindeki eldiven ipini berk zabt edüp vücûdu dîvâra varup elindeki ip ile asıla …
Hemân zemîne ineceğine karîb oldukda elindeki eldiven ipini berk zabt edüp vücûdu dîvâra varup elindeki ip ile asıla kalup andan bir perende ile zemîne gelüp paşa huzûrunda hâk-i anber-pâki bûs edüp paşa, pehlivânın başına iki avuç altun nisâr etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 233a ·
metinde göster ·
… k çıkar. Bu asker-i İslâmdır" derken tarfetü'l-ayn içre kal‘aya bir mîl mikdârı
karîb oldukda
gördüm kim bizim Paşa askeri ve Akkirmân askeri ve mukaddemâ der-ceng-i evvel h …
"Bire Alî Çelebi, bu toz Akkirmân yolu üzre azîm asker tozudur, zîrâ burma burma toz çıkmayup oyulkanarak çıkar. Bu asker-i İslâmdır" derken tarfetü'l-ayn içre kal‘aya bir mîl mikdârı karîb oldukda gördüm kim bizim Paşa askeri ve Akkirmân askeri ve mukaddemâ der-ceng-i evvel handak içinde çadırları ve bârhânelerin bırağup firâr eden Vize ve Çirmen ve Bender ve Kırkkenîse askeriyle Eflâk ve Boğdan askeri geliyor.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 60b ·
metinde göster ·
bu sahrâ-yı azîme kara şapkalı ve elvân çuka kalpak şapkalı ve kutmenli küffâr …
Hemân ki vakt-i zuhr karîb oldukda bu sahrâ-yı azîme kara şapkalı ve elvân çuka kalpak şapkalı ve kutmenli küffâr piyâdesi ve atlısı gelüp bu sahrâ-yı Turvin'de eyle cem‘ oldular kim cihânı cümle küffâr tutdu zann olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 30a ·
metinde göster ·
El-hâsıl bir nazargâh mesîregâh yerdir. Bu mahalde vakt-i gurûb karîb oldukda cümle a‘yân cidâle düşüp, "Evliyâ Çelebi'yi ben müsâferete alırım" deyü gûnâ-gûn kelimâtlar etdiler. Âhir Uzun Ahmed Ağa eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y42b ·
metinde göster ·
biz anlara selâm verüp ba‘de's-selâm bizim refîklerimiz ile bilişdiler ve görüş …
Anlar bize, biz anlara karîb oldukda biz anlara selâm verüp ba‘de's-selâm bizim refîklerimiz ile bilişdiler ve görüşdüler ve öpüşdüler. Bizim refîklerimiz anlara,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y93a ·
metinde göster ·
… âne-i Osmâniyân güm güm ötüp tağ u taşlar ra‘d-vâr gürleyerek Aneze nâm mahalle
karîb oldukda
dağı ve taşı Urbânın sırık ormanı dutmuş. Bir hayli bulandılar ve çalkandılar. …
"Vallâhi sizi Benî Zühd ve Benî Âl-i Umûr ursa gerekdir, gâfil olman" deyü evvelki dillerin diline bu dil dahi muvâfık gelüp derhâl paşa cebehâneyi meydân-ı mahabbete döküp cümle asker-i İslâm pür-silâh olup on iki katâr yan yana huccâcı koyup taht-ı revânlar iki tarafda üç kat Türkmân huccâcın ve Acem huccâcın ortaya, şâm askeri sol cânibe, paşa askeri sağ cânibe zü'l-cenâheyn-vâr, sekbân ileri çarka ile sarıca gerüde dündâr ile huccâc içinde salt atlı olan pür-silâh askeri dahi yemîn ü yesâra ale't-tertîb âmâde edüp kendüleri iç ağaları ile kalb-i askerde rikâb rikâba bu minvâl üzre gök demire müstağrak asker mevc ü mevc ve fevc ü fevc cümle huccâc huzûr-ı kalb ile gidüp sekiz sâ‘at mehterhâne-i Osmâniyân güm güm ötüp tağ u taşlar ra‘d-vâr gürleyerek Aneze nâm mahalle karîb oldukda dağı ve taşı Urbânın sırık ormanı dutmuş. Bir hayli bulandılar ve çalkandılar. Ammâ gördüler kim bu geliş sâ’ir huccâc gelişi gibi değil. Bilâhire karârları firâra mübeddel olup târumâr misâl-i mûr-ı mâr olup 19 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y265b ·
metinde göster ·
dellâllar nidâ edüp, "Yâ huccâc! Q 132a Vakt-i ihticâc" deyü nidâ ederler. Bu …
Ve bu askerî tâ’ifesi ihrâma girmezler ve gayri yere girmezler. Hemân at ve katır ve hecîn ve çemendere süvâr olup kol kol taraf taraf huccâc-ı müslimîni sabâha dek muhâfaza edüp yetmiş seksen yerden kûs-i Mısrîlere turralar urulup bizim Şâm vezîri tarafından ve Şâm emîrü'l-haccı cânibinden ve Mısır emîr-i haccı semtinden ve Cidde beği kıbelinden ve şerîf hazretleri cânibinden bu beş koldan mehterhâneler ile ceng-i harbîler çalınup cümle askerin ellerinde çatal Y 320b fitîl bellerinde şemşîr ile pür-silâh âmâde olup tâ sabâha dek huccâc-ı müslimînin cânib-i erba‘asın kuşadırlar. Zîrâ huccâcada cümle Urbân bâ-husûs Yemen Urbânı huccâcın hasm-ı cânıdır. Zîrâ bu huccâcda olan mâl-ı Kârûn bin Mısır hazînesi kadar vardır ve herkesin mâlı yanındadır. Mekke'de emânet komayup teberrüken [[(---) (---) (---) (---)]] kavim ol ecilden cemî‘i askerî tâ’ifesi pür-silâh olup huccâcı [[(---) (---) (---) (---)]] arefede taraf taraf ilâhiyyât ve temcîd ü tevhîd ü tezkîrler ile sabâha dek leyle-i Kadir [[(---) (---) (---) (---)]] tehlîl ederler kim dağlar ve taşlar inil inil iniler. Ale's-sabâh ki yevm-i arefe [[(---) (---) (---) (---)]] gün yevmü'l-arefedir, gürûh gürûh deryâ-misâl Mekke-i mükerremeden ale'l-ûmum gelüp [[(---) (---) (---) (---)]] meks edüp vakt-i zuhur karîb oldukda dellâllar nidâ edüp, "Yâ huccâc! Q 132a Vakt-i ihticâc" deyü nidâ ederler. Bu mahalde meydân-ı Arafât evsâfât makâmâtları P 133b tamâm olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y320a–Y320b ·
metinde göster ·
… mlar alup merhûm Özbekin karındaşı esvâbların ve bir kemer ile mâlın alup sabâh
karîb oldukda
merhûmu kum ile defn edüp yine devemiz yanına gelüp gördük ki ol deveden bize f …
İki mel‘ûn Arablar firâr edüp mürd olan mel‘ûnun ser-i bî-devletin gulâmlar alup merhûm Özbekin karındaşı esvâbların ve bir kemer ile mâlın alup sabâh karîb oldukda merhûmu kum ile defn edüp yine devemiz yanına gelüp gördük ki ol deveden bize fâ'ide yok. Anda bırağup fakîr Özbeki piyâde önümüze katup vakt-i şâfi‘î oldukda gerüden bir atlı ve dörd piyâde Arab ellerinde harbeleri eyle seğirderek gelmede. Hemân dem Özbek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y368a ·
metinde göster ·
bir gün işitdiler kim Mu‘izzüddîn Kâhire Mısır'a geliyor. "Bire asker tedârik e …
Câmi‘in itmâmı karîb oldukda bir gün işitdiler kim Mu‘izzüddîn Kâhire Mısır'a geliyor. "Bire asker tedârik eylen" deyince Mu‘izzüddîn, İhşidiyyûn'un elinden Mısır'ı feth edüp câmi‘-i Ezher'de ibâdet etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y27a ·
metinde göster ·
Evvelâ Kıbtî Tût'undan yetmiş gün evvel yeniçeri başçavuşu Mısır vezîri Y 145a koltuğunda muhzır ağa yerinde cemî‘i yeniçeriler umûru içün hizmet eder. Mezkûr nokta günleri karîb oldukda başçavuş paşadan me’zûn olup Ümmü'l-kıyâs havuzun tathîr etmeğe giderler. Zîrâ kânûn-ı Selîm Hânîden berü anlar tathîr ederler, anların direğidir. Zîrâ tathîr etmeseler Nîl-i mübârek kaç arşın taşdı taşmadı ma‘lûm olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y144b–Y145a ·
metinde göster ·
… şa ale's-sabâh cüz’î futûr yeyüp yine azm-i râh deyüp altı sâ‘atde Sâlihiyye'ye
karîb oldukda
yeniçeri başçavuşu piyâde mülâzımlarıyla selâma durup zemîn-bûs edüp paşa iltif …
Ammâ yeniçeri başçavuşu Sâlihiyye'de kalır, anda paşa ale's-sabâh cüz’î futûr yeyüp yine azm-i râh deyüp altı sâ‘atde Sâlihiyye'ye karîb oldukda yeniçeri başçavuşu piyâde mülâzımlarıyla selâma durup zemîn-bûs edüp paşa iltifât edüp paşanın önüne düşer, gûyâ muhzır ağa yerine kâ’imdir. Bunun dahi başında balıkcıl tellerinden süpürgesi vardır, orta kuşak ile kırmızı çizme ile piyâde yürür. Lâkin Abdî Paşa, Gemici Başçavuş ihtiyâr olmağile ata bin, deyü tenbîh etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y185a ·
metinde göster ·
Hemân sâ‘at cânib-i erba‘adan köslere turralar urulup yine alaylarımız tertîb üzre sultân önü sıra gidüp benim atım yedek edüp biz sultân ile bir fîle bindik kim gûyâ dâbbetü'l-arzdır. Kasrında yedi kişi idik. Fîl-bândan mâ‘adâ yigirmi iki gılmân dahi var idi. Bu hâl üzre alay alay gürûh-ı enbûh-misâl asker çekilüp üç sâ‘atde Sennâre şehri karîb oldukda tarîk-ı âmmın Y 413a cânibeyninde kat-ender-kat âdem deryâsı sultânı gördüklerinde tâ secde mertebesin ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y412b–Y413a ·
metinde göster ·