… . Tûlı Karadeniz'e varınca sekiz sâ‘atdir. Arzı Tulça karşusundan İsmâ‘îl şehri
karşusuna
varınca beş sâ‘at yerdir, ammâ eyle hıyâbân-ı Rûm bir ormanistân ve cengelistân …
şimâli ve cenûbı nehr-i Tuna'dır. Tûlı Karadeniz'e varınca sekiz sâ‘atdir. Arzı Tulça karşusundan İsmâ‘îl şehri karşusuna varınca beş sâ‘at yerdir, ammâ eyle hıyâbân-ı Rûm bir ormanistân ve cengelistân ve meşeyistân bir cezîredir kim içinde niçe bin gûne vahşî hayvânât ve hûş tuyûrların hisâbın cenâb-ı Bârî bilür, ammâ gücügen kuşu gâyet çokdur kim sayyâdları avlayup kanatların ok yeleği yaparlar. Ve bu cezîre içre beher sene yetmiş seksen bin sığır boğazlanup Kili pasdırması yapılan kanâre evleri vardır ve sivrisineği ol kadar çokdur kim vakt-i gurûbda âdemi ve atları helâk eder ve tatarcık sineği ve delem arısı âdemi helâk eder. İsmâ‘îl ve Kili ve Tulça kal‘alarında fâhişeleri dutup üryânen bu cezîreye bırağup bir gecede sivrisinek ve delem sinek ve tatarcık sinek zahmından ol avrat helâk olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 34b ·
metinde göster ·
… tarafında kıble cânibine on menzilde tâ {kal‘a-i} Bender mukâbiline ve Akkirmân
karşusuna
ve sekiz konak Özü kal‘asına varınca cümle bu Sarıkamış vilâyetidir ve Rus-ı me …
Eşkâl-i kal‘a-i Kobilak: Nehr-i Özü kenârında bir yalçın kaya üzre şekl-i murabba‘ şeddadî taş binâ bir küçük kal‘a-i zîbâdır. Cebehâne ve topları vardır. Birkaç deyrleri ve dükkânları vardır. Ve nehr-i Özü kenârının karşu kıble tarafı Kırım vilâyetine gider. On konak Heyhat sahrâsı nihâyeti çöldür âdem âdemî zâd yokdur. Bir kerre Tatar ile sene (---) târîhinde bu on konak çölü bir gecede aşup bu kal‘aları nehb u gâret etdiğimiz cild-i sânîde mestûrdur, nazar oluna. Ve yine bu mahalde nehr-i Özü'nin beri tarafında kıble cânibine on menzilde tâ {kal‘a-i} Bender mukâbiline ve Akkirmân karşusuna ve sekiz konak Özü kal‘asına varınca cümle bu Sarıkamış vilâyetidir ve Rus-ı menhûs lisânı üzre "Zaporoska" demek "Kapu eşiği" demekdir. Bir kavilde "Serhaddin kapu eşiğin bekleyen levendler" demekdir. Bu Kobilak kal‘asından kalkup yine cânib-i kıbleye nehr-i Özü kenârıyla Sarıkamış kâfiri içre (---)(---)(---)(---) kal‘a (---)(---)(---)(---)(---) kal‘a (---)(---)(---) geçüp iki günde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 48b ·
metinde göster ·
… Sadrıa‘zamın mesmû‘-ı şerîfleri olunca cümle sekbân ve sarıcasın Raba nehrinin
karşusuna
geçirüp yeniçeri meterislerinden ileri âmâde pür-silâh durdular ve çarkacı İsmâ …
Bu haber-i mûhiş Sadrıa‘zamın mesmû‘-ı şerîfleri olunca cümle sekbân ve sarıcasın Raba nehrinin karşusuna geçirüp yeniçeri meterislerinden ileri âmâde pür-silâh durdular ve çarkacı İsmâ‘îl Paşa 19b ve Yeniçeri Ağası Sâlih Paşa ve sâ’ir vüzerâlar ve mîr-i mîrânlar olduğu kadar askerleriyle hâzır-bâş ve müheyyâ durdular, ammâ askerin iş görmüş levendât makûleleri cümle zahîrede ve otda otlukdan henüz gelmemişlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 19a–19b ·
metinde göster ·
Osmânlı binâsıdır. Nehr-i Tuna kenârında Tımışvar eyâletinde Modava beğinin hâssı olup subaşısı hâkimdir ve niyâbetdir. Dizdârı ve altmış neferi var, ammâ kethudâyeri ve yeniçeri serdârı yokdur. Kal‘ası nehr-i Tuna'dan iki yüz 95a adım ba‘îdce bir düz vâsi‘ çemenzâr ve hıyâbân-ı Acem-misâl bir ağaçlık içinde şekl-i murabba‘ bir küçücük palankacıkdır. İçinde beş hânesi var. Dizdâr ve kal‘a mehteri ve kethudâsı olur, gayri âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. Ve iki kat handakı var. Küffâr zamânı gâyet ma‘mûr imiş. Hâlâ beş aded topları ve kapusu önünde handak aşırı varoşda bir tahta minâreli ve tahta örtülü câmi‘i var. Bu varoşda yüz mikdârı bâğ u bâğçeli müselmân evleri ve yüz kadar kefere evleri cümle şindire tahta örtülü ve tahta havlılı fukarâ hâneleridir. Hammâmı ve hânı ve çârsû-yı bâzârı aslâ yokdur, ammâ bâğ u bâğçeleri gâyet çokdur. Ve bu kal‘anın karşusuna seyr [ü] temâşâ içün gemiyle geçüp ân-ı vâhidde karşu geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 94b–95a ·
metinde göster ·
Beri tarafda sonra gelen pehlivân evvelki pehlivânın
karşusuna
varup sultânın ihsân etdiği beş tulum suyu arkası üzre yatup ağzına dökdüler, c …
Beri tarafda sonra gelen pehlivân evvelki pehlivânın karşusuna varup sultânın ihsân etdiği beş tulum suyu arkası üzre yatup ağzına dökdüler, cümlesin nûş edüp bir kerre yerinden kalkup aksırdı ve öksürdü,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y421a ·
metinde göster ·